Arama

Oyun Nedir?

Güncelleme: 21 Nisan 2016 Gösterim: 26.004 Cevap: 6
Mira - avatarı
Mira
VIP VIP Üye
31 Mayıs 2008       Mesaj #1
Mira - avatarı
VIP VIP Üye
Oyun
Ad:  oyun4.jpg
Gösterim: 626
Boyut:  38.3 KB

Sahnede oynanmak üzere yazılmış yapıt; piyes. Başlıca iki ögeden oluşur: Olay ve kişiler. Olayın gelişimine göre de kuruluşu bakımından bölümlere ayrılır. Konunun ana parçalarından her birine perde ya da bölüm, kişilerin sahneye girip çıkmasıyla oluşan küçük bölümlere de sahne ya da fıkra, meclis denir.
Sponsorlu Bağlantılar

MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

Son düzenleyen Safi; 21 Nisan 2016 19:03
X-Sözlük Konusu: ne demek anlamı tanımı.
theMira
ThinkerBeLL - avatarı
ThinkerBeLL
VIP VIP Üye
19 Mart 2009       Mesaj #2
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Oyun
TDK, Türk Dil Kurumu
Ad:  oyun3.jpg
Gösterim: 632
Boyut:  23.6 KB

Sponsorlu Bağlantılar

isim

1 .
Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence:
"Tenis, tavla, dama, çelik çomak, bale oyundur."- .
2 . Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi.
3 .
Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü:
"Zeybek oyunu."- .
4 . Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes.
5 .
Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma:
"Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları."- .
6 . Şaşkınlık uyandırıcı hüner:
"Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu."- .
7 . Kumar:
"Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar."- P. Safa.
8 . (spor) Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket.
9 .
(spor) Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.
10 .
(mecaz) Hile, düzen, desise, entrika:
"Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir."- H. Taner.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
  • oyuna çıkmak
  • oyuna gelmek
  • oyuna getirmek
  • oyuna kurban gitmek
  • oyun almak
  • oyun bağlamak
  • oyun bozmak
  • oyun
  • çıkarmak
  • oyun etmek
  • oyun kurmak
  • oyun oynamak
  • oyunu almak
  • oyunun kurallarını bilmek
  • oyun vermek
  • oyun yapmak
Birleşik Sözler
  • oyun alanı
  • oyunbozan
  • oyun ebesi
  • oyun havası
  • oyun kâğıdı
  • oyun kurucu
  • oyun masası
  • oyun sahası
  • oyun salonu
  • oyun yazarı
  • dürüst oyun
  • eğitici oyun
  • eğitsel oyun
  • orta oyunu
  • öncü oyun
  • pastoral oyun
  • seyirlik oyun
  • sözsüz oyun
  • aralık oyunu
  • ayak oyunu
  • Bizans oyunu
  • borsa oyunu
  • cirit oyunu
  • çocuk oyunu
  • fincan oyunu
  • gölge oyunu
  • hava oyunu
  • hayal oyunu
  • kâğıt oyunu
  • kaşık oyunu
  • kelime oyunu
  • kılıç oyunu
  • köy oyunu
  • kukla oyunu
  • lades oyunu
  • misket oyunu
  • orta oyunu
  • peri oyunu
  • radyo oyunu
  • şans oyunu
  • takım oyunu
  • talih oyunu
  • televizyon oyunu
  • tuğla oyunu
  • yumruk oyunu
  • yüzük oyunu
  • halka oyunları

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 2 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 21 Nisan 2016 19:01
Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer!
qaptan Lady - avatarı
qaptan Lady
Ziyaretçi
1 Ocak 2012       Mesaj #3
qaptan Lady - avatarı
Ziyaretçi
Oyun, çocukta doğuştan gelen bir tabiat ve Allah'ın onda yarattığı bir içgüdüdür. Bunun temelinde çocuğun fiziksel gelişiminin mükemmel bir tarzda tamamlanması yatmaktır. Çünkü insan yavrusu, canlılar arasında en uzun süre içinde gelişimini tamamlayan bir varlıktır.
Ad:  oyun5.jpg
Gösterim: 707
Boyut:  13.8 KB

Oyun, çocuğun ilerideki yaşamında yapacağı işlerin,yaşamında basit bir misalidir.Yazılı kaynaklardan öğrenilmiştir ki, Hz. Süleyman (as.) çocukken, mahkeme kurup hükümler vermiş. Fatih Sultan Mehmet'te bahçe havuzunun iki yanına oyuncak gemiler yerleştirip bunları top ve mermi atışıyla savaştırmış.

Oyun, çocuğun duygularını, özlemlerini, korkularını, kısaca iç dünyasını yansıttığı bir tiyatro sahnesidir. Onları uzaktan izleyin de, bir şeyden anlamaz zannettiğiniz o küçük yaramazların, çoktandır unuttuğunuz bir aile kavgasını veya münakaşasını, nasıl sahneye koyduklarını ve maharetle dramatize ettiklerini bir görün.

Oyun, çocuğun dünya hakkındaki bilgisini geliştiren başlıca araçtır.
Oyun, çocuğun en ciddi işidir.
Oyun, çocuğun dili ve etkin bir anlatma aracıdır.
Oyun, çocuğun gerçek dünyayla, hayal dünyası arasındaki köprüsüdür.
Oyun, çocuğun öğrenme sürecini attığı ilk adımdır.
Son düzenleyen Safi; 1 Mayıs 2017 15:30
HayaLPeresT - avatarı
HayaLPeresT
VIP VIP Üye
25 Aralık 2012       Mesaj #4
HayaLPeresT - avatarı
VIP VIP Üye
OYUN
Oyunun Tanımı: Oyun nedir denildiği zaman oyun kelimesinin birden çok tanımı vardır ve bunlardan bazıları şunlardır;
Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları, kendi deneyimleriyle öğrenmesi yoludur.

Oyun, sonucu düşünülmeden eğlenmek amacıyla yapılan hareketlerdir. Oyun ‘iş’ in karşıtı olarak düşünülmektedir. Çünkü ‘iş’te belli bir sonuç söz konusudur.”

Oyun, içsel olarak güdülenen belirli bir amacı olmayan, yetişkinler tarafından değil, çocuğun koyduğu kurallara bağlı olarak kendiliğinden gelişen ve zevk unsuru taşıyan davranışlarda oluşan bir etkinliktir.

Oyun, çocukların kendi seçtikleri ya da gruptaki diğer çocukların seçtikleri ve kendilerine göre sağlam kuralları olan eylemlerdir.
Ad:  oyun6.JPG
Gösterim: 520
Boyut:  24.5 KB

Oyunun Özellikleri:
Oyunda bazı kurallar ve özellikler bulunur. Oyunu ilginç ve önemli yapan, bu kurallar ve özelliklerdir. Oyunun özellikleri aşağıdaki gibidir:

- Oyuncunun oyunda yer alması için herhangi bir zorunluluk yoktur. Oyun bu özelliğini kaybettiğinde çekici ve keyif verici olmaktan çıkar.
- Oyun kendiliğinden ortaya çıkar, mutluluk ve rahatlık verir.
- Oyunun zaman sınırları ve kuralları vardır.
- Gerçek yaşamdaki kuralların oyunda hiçbir geçerliliği yoktur, sadece oyunun kuralları vardır.
- Oyunda deneyimler tekrarlanır, çevre taklit edilir ve yeni şeyler denenir.
- Kurallı bir oyunda yeni bir şey üretilmez.
- Oyunun nasıl gelişeceği ve nasıl sonuçlanacağı önceden belli değildir.
- Oyunda yaşamdan farklı bir konumda bulunma durumu söz konusudur.
- Oyun dinamik bir süreçtir.

Oyunun Eğitimdeki Yeri ve Önemi:
Oyun hangi çağda vei kültürde olursa olsun çocuğun olduğu her yerde oyun vardır. Bir çocuğun sevgiden sonra gelen en önemli ruhsal ihtiyacı oyundur. Oyun, çocuğun hayatı anlama yoludur.

Oyun, çocukları gerçek hayata hazırladığı gibi iç dünyasının dışa vurumunda da etkin bir araçtır. Yaşadıklarını, isteklerini, duygularını oyunla dışa vurur. Oyun sırasında üstlendiği rollerle dünyayı algılamaya çalışır, özdeşim kurar ve böylece kişiliği oluşmaya ve gelişmeye başlar. Oynarken edindiği bilgiler daha kalıcı ve etkilidir. Oyun, çocuğun deney yolu ile düşünmesidir ve çoçuk deneyimlerini oyun yoluyla kazanır. Hayatı için gerekli bilgi, beceri ve deneyimleri oyun içinde kendiliğinden öğrenir. Bu nedenle çocukların eğitiminde en etkin yol oyundur. Oyunlar, çocuğun eğlenerek öğrenmesinde ilk basamağı oluşturur.

Oyunlar, çocukları pasif durumdan aktif duruma geçirmeleri nedeniyle diğer öğrenme tekniklerine göre daha etkilidir. Günümüzde çocukların oyun ihtiyaçlarının en iyi karşılandığı yerler, erken çocukluk eğitimi kurumlarıdır. Kentleşmenin hızla artması, anne babaların yoğun iş temposu içinde çocuklarıyla yeterince ilgilenecek ve oynayacak vakit bulamaması, bilgisayarın çocukları esir etmesi gibi pek çok sebepten ötürü çocuklar diledikleri gibi oynayabilecekleri ortam bulamamaktadırlar. Çocuklar, evlerinde ve yakın çevrelerinde bulamadıkları oyun ortamını erken çocukluk eğitimi kurumlarında bulabilmektedirler. Yine de unutulmamalıdır ki bir çocuk için her şey oyuncak, her yer oyun alanı olarak kullanılabilir.

Oyunla eğitimde çocuk, yaparak ve yaşayarak öğrenir. Dokunur, görür, koklar, dinler, tadına bakar ve hisseder. Bütün duyularını kullanır. Böylece daha kalıcı ve doğal bir öğrenme gerçekleşir. Çocukların sürekli oynadığı ve oyun oynamayı ne kadar çok sevdikleri düşünülürse oyunun eğitimde kullanılmasının ne kadar etkili ve kolay olacağı anlaşılabilir.

Oyunun Çocuğun Gelişimine Olan Etkileri:
Oyun oynamak, çocuğun eğlenmesinde ve eğitiminde olduğu kadar onun gelişmesinde de önemli rol oynar. Çocuğun tüm gelişim alanlarına etkisi olan oyun, çocuğun bedenini tanımasını da sağlar. Oyun oynayan çocuklar, oynamayan çocuklardan daha sağlıklıdır ve daha çabuk gelişir.
Oyun sırasında çocuğun bütün bedeni hareket eder. Oyun sırasında çocuğun büyük ve küçük kasları kasılma, gevşeme ve esnemelerle sürekli çalışma halindedir. Özellikle hareketli oyunlarda kalp atışı, kan dolaşım hızı ve solunum normalin üzerine çıkar. Bu sayede kana bol oksijen geçer ve kan akışı yoluyla dokulara daha çok oksijen ve besin taşınır. Vücut, oyunda terler. Böylece bedendeki zehirli atıklar dışarı atılır.

Oyun yoluyla enerjisini boşaltan çocuğun uykusu düzene girer ve iştahı açılır. Ayrıca açık havada oynan oyunlar, güneşten ve temiz havadan yararlanmasını sağlayarak bedensel gelişimini hızlandırır.
Ad:  oyun2.jpg
Gösterim: 461
Boyut:  23.9 KB

Çocuğun yaşantısında bir de iç dünyası vardır. Çocuğun duyguları ile oyun arasındaki ilişkiyi “Çocuk oyunlarında bilinç dışı istek ve zorluklarını yaşar” sözleriyle ilk kez Freud ortaya koymuştur.

Çocuk, oyunla duygusal açıdan güvenli bir çevrede hayal etmenin zevkini yaşar ve duygularını bu ortamda özgürce ifade eder. Mutluluk, sevinç, acı, üzüntü, güven duyma gibi birçok duygusal tepkiyi oyun yoluyla öğrenebilir. Duygusal tepkilerin dramatize edilmesi, oyunlaştırılması çocuğun kendini tanımasına yardımcı olur. Çocuk, oynadığı oyun yoluyla benmerkezcilikten ayrılır. Kendine olan güveni gelişir. Başkalarının duygularını anlar.
Çocuk, kendisini ve çevresini oyun yoluyla tanır. Sürekli sorular sorarak bilgiler elde eder ve bilgilerini de çevresindekilere aktarır. Oyun, keşfederek öğrenmeyi içerir. Çocuk birçok kavramı, olayı ve deneyimi oyun içinde öğrenir.
İletişimin en önemli sembollerinden biri olan dil; çocukta önce alıcı, sonra da ifade edici şekilde gelişir. Oyun çocuğun hayatının büyük bir bölümünü kaplar ve gerçek yaşamda olduğu gibi oyun içinde de diğer insanlarla iletişim kurabilmek için dili kullanmak zorundadır.
Son düzenleyen Safi; 21 Nisan 2016 19:06
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
24 Aralık 2015       Mesaj #5
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ad:  oyun1.JPG
Gösterim: 480
Boyut:  35.3 KB
OYUN
a.
1. Zorla yapılmayan, hiçbir yarar amacı gütgıeyen ve eğlenmek ya da bir tat almak için girişilen fiziksel ya da zihinsel etkinlik: Çocuğun, yetişkinin oyunu. Oyuna ya da oyunlara katılmak. Bu oyunlar sizin yaşınıza göre değil. (Bk. ansikl. böl. Ruhbil.)
2. Duruma göre fiziksel ya da zihinsel niteliklerin, kurnazlığın, becerikliliğin ve rastlantının rol oynadığı, yenenlerin ve yenilenlerin bulunduğu, uzlaşmalı kurallara dayanan eğlence etkinliği: Şans oyunu, iskambil oyunu. Bir oyunda en güçlü olmak. Oyunda hile yapmak.
3. Özellikle para riskinin bulunduğu değişik şans oyunlarının tümü; kumar: Oyun tutkusu. Oyun salonu. Oyunda varını yoğunu yitirmek.
4. Toplu olarak oynanan bir oyunu düzenleyen kurallar bütünü: Oyunu bozmak. Oyuna uyum sağlayamamak.
5. iskambil, tavla vb. oyunlarda, el, parti: Sonucu, üçüncü oyun belirleyecek. Bir oyun daha oynayalım mı?
6. Bir oyuna başlama: Ben oynadım, şimdi oyun sırası sende.
7. Bir sonuç elde etmek amacıyla özellikle fiziksel yeteneklerini kullanan kimsenin hareketleri: Eskrimde kılıç oyunu. Güreşçilerin ayak oyunları.
8. Bir rolü yorumlamak eylemi, yorumlama biçimi: Dekor çok kötüydü ama oyuncuların oyununa diyecek yok.
9. Toplu oynanan bir oyunu, bir sporu uygulamak, bir oyunu, bir maçı oynamak eylemi ya da biçimi: Güçlü ve kendinden emin bir oyunu var. Takımların her ikisi de güzel bir oyun sergilediler.
10. Bir kimsenin, bir şeyi elde etmek, bir isteğine ulaşmak için yararlandığı ustaca ama dürüst ve yasal olmayan yol, yöntem; hile, dolap: Bu onun oyunlarından yalnızca biri. Onların bu oyununu bozmalıyız.
11. Kaprisli ya da çılgınca davranan bir kimsenin ciddiyetten uzak davranışı: Onun bu tür oyunlarına hâlâ alışmadın mı? Bu tür çocuksu oyunlardan vazgeç.
12. Oyun almak, oyunu almak, bir oyunu kazanmak. ll Nit. sıf. + oyun çıkarmak, bir sporcu ya da bir ekip sözkonusuysa, oyunda, karşılaşmada belirtilen biçimde başarı düzeyini tutturmak: İyi, kötü, güzel bir oyun çıkarmak. Takımımız harika bir oyun çıkararak açık farkla galip geldi. ll Oyun ebesi, çocuk oyunlarında oyunu yöneten kimse, oyunun başı. ll Bir kimseye oyun etmek, oyun oynamak, oyun yapmak, hile ve kurnazlıkla bir kimseyi aldatmak, dolap çevirmek: Dikkatli ol, sana bir oyun etmesinler. ll Sıf. + bir oyun oynamak, amacına ulaşmak için belirtilen biçimde hareket etmek: Tehlikeli bir oyun oynamak. Kötü bir oyun oynamak. ll Oyun içinde oyun, bir iş içinde hile üstüne hile yapma ya da art arda dolap çevirme. ll Oyun kâğıdı, iskambil kâğıdı. ll Oyun kurmak, bir yarışmada belirli taktikler uygulayarak yarışmayı kazanmaya çalışmak. ll Oyun, oyunu vermek, oyunda kaybetmek. ll Oyuna çıkmak, oyunda rol almak, sahneye çıkmak. ll Oyuna gelmek, hileyle ya da düzenle aldatılarak kötü bir duruma düşmek. ll Bir kimseyi oyuna getirmek, onu güzel sözlerle, hile ile aldatmak, kandırmak ya da beklemediği kötü bir durumla karşı karşıya bırakmak. ll Oyuna girmek, oyuna katılmak. ll (Bir kimsenin) oyununu bozmak, onun yaptığı hileyi boşa çıkarmak, bu yolla sonuç almasını engellemek: Gerekli girişimleri zamanında yaparak oyununu bozdular. ll Oyunun kuralı, kuralları, herhangi bir duruma gelmek, herhangi bir etkinlik alanına girmek gerektiğinde sessizce kabul edilmek zorunda kalınan anlaşma noktası ya da noktaları. ll Oyunu kurallara göre oynamak, bir işe, bir eyleme, o iş ve eylemin gereklerine uyarak katılmak.

—Ed. Anlatımda güzellik sağlamak ya da tartışmayı kazanmak için başvurulan dolambaçlı anlatım yolu: Söz oyunu.

—Ed. ve Tiyat. Dramatik ve/ya da gösteri sanatıyla ilgili yapıt (Eşanl. PİYES); bu yapıtın sahnede, televizyonda ya da radyoda gerçekleştirilmesi (Eşanl. TEMSİL): Oyun yazarı. Başarılı bir oyun. Tiyatro, televizyon, radyo oyunu. Oyunun en gerilimli noktası.

—Etol. Davranış kütükleriyle ilgili devinim- sel eylemler bütünü. (Genellikle, güdülenme bağlamıyla ilişkisi olmadan ve büyümekte olan bireylerce gerçekleştirilir.)

—Folk. Çocuk oyunları, çocuklar tarafından eğlenmek ve oyalanmak amacıyla tek başına ya da topluca yapılan, kurallı ya da kuralsız, belli bir oyun aracını gerektiren ya da gerektirmeyen; çoğunlukla hesap, taklit, rastlantı ya da maharete dayanan eylemler (Bk. ansikl. böl.) ll Halk oyunları - HALK.

—Mat. Sıfır toplamlı oyun, oyuncuların bir kazanç elde ettikleri ve kazancın cebirsel toplamının sıfır olduğu oyun. ll Oyunlar kuramı, karar verme kuralları ile taktik ve strateji soyut kavramlarından yararlanarak problemlerin çözümünü sağlayan matematiksel yöntemlerin kümesi. (Bu kuramdan başlıca iktisadi ya da askeri problemleri yorumlamada yararlanılır.) [Bk. ansikl. böl. Mat.]

—Müz. Oyun havası, türk müziğinde, eşliğinde dans edilebilen, ritmik ve kıvrak melodilerle örülmüş enstrümantal parçaların genel adı. (Oyun havalarının çoğu, nim sofyan, sofyan, düyek, yürükaksak gibi küçük usullerle ölçülmüştür. Başlıca oyun havası türleri: çiftetelli’, zeybek', horon‘ hora’, bar’, ağırlama’, halay’, köçekçe’, tavşanca’, tonga’, sirto‘ vb.)

—Ruhbil. Oyunla tedavi, ruhsal tedavi amacıyla oyundan (takım ya da beceri oyunları) yararlanma.

—Spor. Sporcuların fiziksel, ruhsal ve sportif anlayışını geliştirmek amacıyla yapılan hareketlerin tümü. ll Teniste set’in bölümü. (Oyunu kazanmak için en az dört puan kazanmak gerekir.)

—Tar telm. Karaman’m koynu, sonra çıkar oyunu - KARAMAN.
Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 1 Mayıs 2017 15:35
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
21 Nisan 2016       Mesaj #6
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ad:  teatr.jpg
Gösterim: 463
Boyut:  28.6 KB

—Tiyat. Oyun ağası, Anadolu'da köy seyirlik oyunlarının düzenlenmesinden sorumlu kişi. (Oyun babası da denir) ll Oyun alanı, bir oyunun seyircinin görebileceği şekilde oynanmasına elverişli yer: Topluluk, oyun alanı olarak yıkık bir köşkün giriş merdivenlerini seçmiş. ll Oyun çıkarma, köy oyunlarını hazırlayıp seyirciye sunma anlamına gelen bir deyim. (Ayrıca, provaların son aşamasında,bir piyesin seyirciye sunulacak düzeye gelmesi anlamında da kullanılır: Oyunu, birkaç güne kadar çıkaracağız.) ll Oyun düzeni, sahneye konulacak bir piyesle ilgili tüm çalışmaların ve teknik hazırlıkların eşgüdüm halinde gerçekleştirilmesi anlamına gelen bir deyim. (Yönetmen, oyunun iç ve dış eylemlerine ilişkin görüşlerini, dekor, giysi, ışık vb. konuları içeren ayrıntıları ve uygulayım planını, provalar sırasında gördüğü eksikleri oyun düzeni defteri denilen bir deftere kaydeder.) ll Oyun kurmak, belirli bir metne dayanmaksızın, daha çok doğaçlama yoluyla ve gruptaki oyuncuların önerilerini geliştirmek suretiyle bir oyunun iskeletini meydana getirmek. ll Oyun seçici, genellikle dramaturg anlamına kullanılan deyim. (Bir tiyatroda sahnelenecek ya da radyo, televizyon gibi kamu iletişim kuramlarında yayımlanacak piyesleri seçer.) ll Çocuk oyunu - ÇOCUK. ll Dramatik oyun, tiyatro etkinliğine bağlı olarak oyuncuların serbest ifadelerine ve iletişime dayalı eğitici uygulama. ll Ekip oyunu, bir tiyatro topluluğunda yer alan sanatçılardan her birinin büyük rol, küçük rol ya da baş oyuncu, figüran oyuncu farkı olmaksızın, kimi zaman dönüşümlü olarak rolleri paylaşmaları. ll Öğretici oyun, belli bir konuyu ele alan ve amacı tiyatro oyunu aracılığıyla o konuyu öğretmek olan oyun. (Daha çok okullarda başvurulan yöntemlerden biridir.) ll Ön oyun, asıl oyun başlamadan önce, seyirciyi ısındırmaya ve sahnelenecek piyesin daha iyi anlaşılmasına yönelik giriş bölümü. (Eski çağlarda bazı piyes yazarları kendilerini tanıtmak, yazdıklarının yanlış anlaşılmasını önlemek ya da böyle bir oyunu yazmanın nedenlerini açıklamak için, kitapların başına konan önsöz gibi, bir ön oyunla giriş yapmayı yeğlerlerdi. Günümüzde de zaman zaman böyle bir uygulamaya gidildiği görülmektedir.)

♦ oyunlar çoğl. a. Genellikle çeşitli ülkelerden gelen temsilcilerin bir araya toplanmasıyla gerçekleştirilen birçok sportif daldaki yarışmaların tümü: Olimpiyat oyunları. Üniversite oyunları. Akdeniz oyunları.

—Antik. Kalabalık bir izleyici topluluğu önünde yapılan ve galiplerin ilanıyla sonuçlanan spor karşılaşmaları ya da tiyatro yarışmaları. (Bk. ansikl. böl.)

—ANSİKL. Bilinen en eski oyunların izleri Münbit hilal (Verimli hilal) yöresinde, Mısır’da ve Anadolu'da bulundu. Mahasna (Yukarı Mısır) mezarlığt’nda, koni biçiminde on bir taşla birlikte bulunan üç çarpı otuz altı hanelik oyun tahtası IV. binyıl'ın başlarına tarihlenir. Ur kral mezarlarında (III. binyıl), haneleri sedef kakmalı iki oyun tahtasının yanı sıra, siyah ve beyaz noktalarla işaretlenmiş on dört yuvarlak taş bulunmuştur. Büyük bir olasılıkla Münbit hilal'de yaşayan kavimler, belki de Çin aracılığıyla (bazı metinlerde oyunların bu ülkede II. binyıl'da bilindiği belirtilir), dravid Hindistanı’yla oyun alışverişinde bulunmuşlardı.

Bununla birlikte tarihi kesin olarak saptanabilmiş belgeler ancak Konfuçius dönemine (İ.Ö. V. yy.) kadar uzanmaktadır. Aynı dönemde Hindistan'da oynanan toplam 18 oyun Buddha'nın diyaloglarında kısaca betimlenir. Atina’da Yunanlılar, Platon’un Mısır’ dan gelme bir tür oyun olduğunu belirttiği kybeia'ya merak sarmışlardı (İ.Ö. 500). Bu oyun İ.Ö. 100’e doğru Roma'da alea’ ya, Roma askerlerince götürüldüğü İran’da da narcfa dönüştü. Hindistan’da narcf dan satranca giden ilk aşamalardan biri olan aştapada doğdu. Lydialılar kumar oyunlarına çok düşkündü. Bunlar arasında zar ve aşık kemiği ile oynanan oyunlar başta geliyordu. Herodotos Lydia halkının bu oyunları uzun süren bir kıtlık döneminin acısını unutmak için bulduklarını yazar.

İ.S. I. yy.’ın başlarında tavlaya (tabuta) dönüşecek olan duodecim scriptorum Romalılarda yaratıldığında, zar ve aşık çoktandır yaygındı. VI. yy.'da İran'da, özellikle de Hindistan’da, caturanga gibi satrancı müjdeleyen oyunlar ortaya çıkarken, Avrupa’da XIII. yy.'a dek hiçbir yenilik görülmedi. Dama oyununun İspanyol kökenli atası alquerque, büyük bir olasılıkla XIII. yy.’da doğdu. Bugün bildiğimiz biçimde oyun kâğıtları Avrupa'da XIV. yy.’da ortaya çıktı. Reversi (XVI. yy.’a doğru) Fransa’da, whist ve boston (XVIII. yy.) İngiltere'de yaratıldı. Bunları XIX. yy.’da malilla ve poker, XX. yy.'da briç, belot, ka- nasta ve remi gibi başka birçok oyun türü izledi. Briç ve satranç gittikçe yaygınlaşmaktadır. Strateji oyunları (Uzakdoğu kökenli go gibi) Avrupa’ya yayılıyor. Sözcük oyunları (Scrabble gibi) ve konulu oyunlar (Monopoli gibi) çoğalıyor; elektronik geçmişin oyunlarına yeni biçimler veriyor ya da yeni yeni oyunlar yaratılmasını sağlıyor.

Oyunlar kimi kez dinsel uygulamaların kültürel kalıntıları olarak kabul edilir: Afrika avele'sinde, yıldızların gökyüzündeki hareketi canlandırılırken, Meksika patolli'si güneş ve kehanetle ilgili bir çevrim canlandırır. Oyunun yapısı simgeleri yüklenmeye çok elverişlidir.

—Antik. Hititler’de de tanrılar için yapılan şenliklerde yarışmalar düzenlenir, birinci gelene bir mina gümüş ve iki özel ekmek ya da asker giysileri ödül olarak verilirdi. Kimi törenlerde rahiplerle Fırtına tanrısı savaşını simgeleyen oyunların yanı sıra, eğlendirici oyunlar da düzenlenirdi.

Homeros'un şiirlerinde sözü geçen kitle oyunları Yunanistan’da çok yaygındı. Her zaman bir tanrı onuruna düzenlenen bu oyunlarda başlangıçta yalnız güreş, koşu, boks, disk atma, araba yarışları vb. gibi atletizm gösterilerine yer verilirdi. Daha sonra bunlara müzik ve şiir yarışmaları eklendi. En tanınmışları Ölympia, Delphoi, Nemea (Pythia oyunları), Isthmia oyunlarıydı.

Romalılar’da, şenlikler, yıldönümü kutlamaları, cenaze törenleri, vb. sırasında genellikle forum, sirk, amfitiyatro ya da tiyatrolarda çeşitli oyunlar (araba yarışları, gladyatör dövüşleri, sahne gösterileri) düzenlenirdi. Oyunlar bireylerce ya da devlet adına düzenlenir, ancak, giderlerin büyük bir bölümü aedilisler, daha geç dönemde de praetortar tarafından karşılanırdı. Oyunlar’ın Etruria'dan Roma’ya geçişi İ.Ö. IV. yy.’a rastlar. Bunların başlıcaları şunlardı: Apollon onuruna kısmen tiyatroda, kısmen sirkte yapılan ludi Apollinares (5 ya da 6 temmuz-13 temmuz arasında); lupiter onuruna Capitolium oyunları; Flora onuruna mayıs başında düzenlenen açık saçık nitelikte Floralia oyunları; tanrıların anası onuruna Büyük oyunlar (Megalenses); halkın Aventinus tepesine çekildikten sonra kazandığı zaferin anısına kutlanan pleb oyunları; her yüz on yılda bir, görkemli törenlerle kutlanan saecularis oyunları. Oyunlar, Constantinus'un ardılları tarafından kaldırıldı, ancak bu pek kolay olmadı.

Bizans döneminde Konstantinopolis’in ünlü Hipodrom’u önemli yarışmalara sahne oluyordu. Bunların bir bölümü siyasal içerikliydi ve araba yarışmacıları Maviler ve Yeşiller olarak iki grup oluşturuyordu. Yarışmalar quadriga denilen dört atlı, iki tekerlekli arabalarla yapılıyordu. Hipodrom’daki yarışmalar sırasında ayrıca çeşitli eğlenceler düzenleniyordu.

—Etol. Günümüze kadar yalnızca yavru memeli hayvanların oyunları incelenmiş ve bunlara dayanarak çocukların oyunlarına ilişkin gözlemler yapılmıştır. Hayvanlar evreninde daha çok genç bireyler oyun oynarlar; bununla birlikte erişkin kedi ve köpeklerde, hiçbir uyaran bulunmadan (aksi halde oyundan çok bir boş etkinlik sözkonusu olurdu), oyuna benzeyen yakalama davranışlan taslakları gözlenmektedir; sonuç olarak, oyunun, bireyin davranışlarını olgunlaştırabilmesi için gerekli bir etkinlik olduğu anlaşılmaktadır. Oyun, eksiksiz ve sonlanmış diziler halinde olaya karışan devinimsel öğelerin birbirinden ayrılmasını hem kolaylaştırma hem de gerçekleştirme olanağı verir. Ontogenez sırasında oyun etkinliklerinin iki amacı olabilir: bazı davranışları (cinsel, beslenmeyle ilgili, vb.) öğrenme; bireyin, yaşadığı çevrede karşılaşacağı olumlu ve olumsuz etkenleri (avlar, türdeşler) tanıması.

—Folk. Çocuk oyunlarının eğlendirici ve oyalayıcı işlevi yanında, eğitici ve sosyal ilişkileri geliştirici bir yönü de vardır. Anadolu'da çocuk oyunlarında kır-kent ayrımı oldukça belirgindir. Her iki kesimde de oynanan yaygın çocuk oyunlarının yanı sıra değişik yörelere özgü oyunlara ya da bilinen oyunların değişik oynanma biçimlerine de rastlanmaktadır. Kullanılan oyun gereçlerine ve oynanış biçimine göre kabaca bir gruplama yapılacak olursa, çocuk oyunları başlıca on gruba ayrılabilir:
1. Top oyunları değişik türde ve amaçtadır; buna göre topun niteliği de değişir. Meşin, lastik toplar yanında bazı oyunlarda bez, kâğıt, vb. malzemeden yapılmış toplar da kullanılır. Örneğin Konya yöresinde oynanan çindilli oyununda, topun işlevini ebenin takkesi görür.
2. Bir başka grup, en yaygın türü çelik- çomak olan değnekli oyunlardır. Bunların biri hedefe değnekle nişan alınan oyunlar, öteki top ve değnekle oynanan oyunlar olmak üzere iki türü vardır. Bu türlerin de yörelere göre pek çok çeşitlemesine rastlanır.
3. Taş ve gülle oyunları, tüm tehlikesine karşın günümüzde de çok yaygın oyunlardır. Bilya, boncuk, ceviz, çeşitli sayıda taş vb. nesnelerle oynanan oyunlar da bu gruba girer. Üç taş, altı taş, dokuz taş türü oyunların çok eski olduğu bilinmektedir. Taş oyunları arasında Tekirdağ’ın tayyare oyunu, çapraz oyunu vb. yere çizilmiş çizgiler üzerinde oynanan kaydırağa benzer oyunlar da vardır. Taş ve gülle oyunları, yörelere göre farklılıklar göstermekle birlikte Anadolu'nun hemen her kesiminde yaygındır.
4. Koşma, kovalama, kurtarma oyunları, hem kırsal kesimde hem de kentlerde yaygın oyunlardır Bu tür oyunların en yaygın olanları, "elim sende” türünden ebenin elini değdirerek ebaliği başkasına geçirdiği oyunlardır. İstanbul'un ebe çıldır. Niğde’nin ayağım naili, Kayseri'nin elim yağlı, Gaziantep’in darabil, Tekirdağ’ın ateşliyim oyunları bunlar arasında sayılabilir. Oyunların kimisi takım halinde oynanır. Tekirdağ’ın körebe, Muğla’nın ula kör çepiş, Safranbolu’nun ebe kışkış, llgın’ın depmetura’sı bu türe giren körebe oyunlarıdır. Oynanışlarında, yörelere göre kimi farklılıklar görülür. Örneğin, avşar oymaklarının yoğun olduğu yörelerde körebe oyunu türkülüdür.
5. Zor kullanma oyunları, bir oyuncuyu zorla almak, bir oyuncu sırasını kırmak, ya da gözetilen bir nesneyi kaçırmak temeline dayanır. Konya’nın alay tura oyunu, Burdur’un zincirkırma oyunu, Antalya türkmenlerinin davar kurt oyunu, Kayse- ri’nin dön kuyruğum'u bu tür oyunlardır. Bu tür hem kentlerde hem de kırsal kesimde yaygın bir oyun biçimidir.
6. Atlama, sıçrama, sekme oyunlarının en önemli iki türü birdirbir ve uzuneşektir. ip atlama da buna eklenebilir. Sekme oyunlarının en yaygınını da yere çizilen çizgiler üzerinde yassı bir taşı gezdirerek oynanan kaydırak oyunları oluşturur.
7. Saklama-saklanma oyunları, bir kişinin eylemin ya da fikrin saklanması temeline dayanır. Bu tür oyunların hemen tümü takım oyunudur Saklambaç, nesi var, el el üstünde kimin eli var vb. bu tür oyunların en yaygınlarıdır.
8. Dilsiz-şaşırtma-şaka oyunlarının temel kişisi ebedir. Dilsiz oyunlarında ebe ne yapıyorsa aynısının konuşmadan, gülmeden yinelenmesi; şakalı oyunlarda ise bir elebaşı önderliğinde oyuncuların zor duruma düşürülmesi esastır. Burdur’un Dilsiz, İsparta’nın Sende, Niğde'nin işçi, Kayseri'nin Çatlım eşek, Çorum’un Mum dibi oyunları bu türe girer.
9. Dramatik nitelikte büyülük, törensel oyunların çoğu kişileştirme ve eylemin taklidine dayanır. Çocuklara özgü olduğu sanılan kimi oyunlar, daha etkili olacağı düşüncesiyle uygulanması çocuklara bırakılmış geleneksel tören ve büyülerdir. Çömçe’ gelin, Kepçe kadın, Su gelini gibi yörelere göre çeşitli adlar alan yağmur dilleme töreni, bu tür oyunların başında gelir. Anadolu’nun bazı yörelerinde çocuk oyunları, gelecek yılın da habercisi sayılır. Örneğin o yıl çocuklar kuyu kazarak oynarlarsa ekinlerin bereketli olacağı ve ekin kuyuları kazılacağına; ev yaparak oynarlarsa yapıların bol olacağı biçiminde yorumlanır. Dokuz taş oyununun kumalak falından kaynaklandığı, körebe oyununda eski inanışların uzantısı olduğu görüşleri de vardır. Buna göre, körebe oyunu, geçmişte adak adanacağı zaman bir hayvanın gözünü bağlayıp çevresinde halka olma ve hayvan kime değerse onu kurban etme geleneğinin uzantısıdır. Kimi törensel nitelikli oyunlarda da türküler, maniler söylenir ve bunların bolluk getireceğine inanılır. Ebe seçme tekerlemeleri bunların en yaygın örnekleri olarak değerlendirilir.
10. Çocuklar kadar büyükler arasında da yaygın olan yüzük oyunu ise bir başka oyun grubunu oluşturur. Yüzük oyunlarının Anadolu folklorunda oldukça önemli bir yeri vardır ve kış geceleri yapılan toplantıların başta gelen oyunlarındandır.

Kaynak: Büyük Larousse
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 1 Mayıs 2017 15:39
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
21 Nisan 2016       Mesaj #7
Safi - avatarı
SMD MiSiM
—Mat. Oyunlar kuramı. Kumarda bir parti sona ermemişken ortaya konan paranın bölüşülmesine bir çözüm getirmeyi ilk
Ad:  mat.jpg
Gösterim: 461
Boyut:  17.3 KB
öneren Pascal oldu. Bunu izleyenler ünlü kişilerdi: Huygens, Bernoulli, Cournot, daha sonra, 1928'de J. von Neumann tarafından bulunan oyun kuramıgın temel ilkesinin çok yakınına yaklaşan Emile Borel'dir. Bununla birlikte Ville’in temel bir tanıtlamasını vermesi için on yıl geçmesini beklemek gerekti; işte ancak 1944'te matematikçi J. von Neumann'ın Spiettheorie (Oyun kuramı) ve iktisatçı Morgenstern’in (Theory of Games and Economic Beha- wör)[Oyunlar kuramı ve iktisadi davranış] adlı yapıtının yayımlanmasıyla, oyunlar kuramı olgunluk evresine girmiş oldu. Kuramın tümüyle incelediği temel oyun düello’dur: bunu iki kişi ya da iki taraf oynaı Birinin yitirdiğini yalnızca öbürü kazanı Oyunun oynanışı, oyuncuların ustalığın, bağlıdır, yani her oyuncunun kazancı y, da yitimi yalnızca kendi özel girişimlerini bağlı değil hasmınınkilere de bağlıdı Oyunun kuralları, oyun sırası kendindı olan, yani daha sonraki hamlenin seçim ne karar verme durumunda bulunaı oyuncu için bir dizi olanaklarla yansıtılma İldir. Oyuncu tarafından birden çok ham leyi öngören oyunlarda, seçimlerin, kesir olarak, tam yerine getirileceği sırada sap tanacağı düşünülebilir; bunun için tan gerektiği anda partinin durumundan edi nilen bilgi hesaba katılır. Ama çeşitli seçimler ortaya çıktığında, tutulacak yol daha önceden kararlaştırılabilir.

Bir konumlar ve durumlar kümesiyle belirli ve kesin hareket ve kararlara olanak veren bir oyun verildiğine göre, genellikle, tasarlanacak bütün eylemlerin listesi düzenlenebilir. Sonlu oyun denen böyle bir oyunda bir oyuncu için olanaklı seçimlerin birine taktik, taktiklerin bir devşirimine de strateji denir. Oyun kuramınca kabul edilen ve “sakınma politikası” diye nitelendirilebilen görüş, oyuncunun daima rizikosu en az olan durumda bulunmasıdır. Kazanç sağlamanın en iyi yolu bu değildir; çünkü yetenekli bir hasım böyle bir girişimi önler. Oyun kuramındaki bir görüş de, oyuna katılanların her birinin aynı durum değerlendirmesi yapabileceği ve hesaplaşma adı verilen aynı kazanç ve yitim tablolarını hazırlayacağıdır. Bütün gerçekleşebilir hallerin fonksiyonu olarak A oyuncusunun kazançları (bu aynı zamanda B oyuncusunun yitimlerini gösterir) göz önüne alınsın. A ile B den her ikisi de birer tablo oluşturabilirler, bunda A nın çeşitli taktikleri satırlarla gösterilir, B nin taktikleri de sütunlarla gösterilir.

Oyunun kuralları bu iki A ve B oyuncusuna, birbirinden bağımsız olarak aynı tabloyu kurmaya olanak sağlar. Bir satırla bir sütunun birleştiği yşrdeki eleman, A nın benimsediği bir taktikle B nin benimsediği bir taktiğin sonucudur ve uzlaşımla A nın kazan cinin değerini verir. Sonuç olarak A yüksek bir kazanç, B de düşük bir yitim elde etmeye çalışır. Ama A sistemli olarak en fazla kazancı içeren satırı seçerse, B nin kendine uygun gelmeyen sütunu seçmesi beklenemez. Öyleyse A, B nin seçimi ne olursa olsun, kendine olabildiğince en yüksek bir kazanç sağlayacak satırı seçecektir. Bu yüzden A, her satır için en küçük kazançları (minimumları) saptamalı ve bu minimumlar arasında maksimin adı verilen en büyüğünü gösteren satırı seçmelidir. B de kendi yönünden, sütunlardaki maksimumların, minimaks adı verilen en küçüğünü seçecektir. Tabloda, hem kendi sütununda maksimum olan, hem de kendi satırında minimum olan bir eleman vardır, bu elemana denge noktası adı verilir ve A nın oynadığı ile B nin oynadığı hamleye ilişkin hesaplaşmanın değerini verir. Denge noktasının bulunduğu satırı oynayarak A, en küçük kazancı sağlar, B de kötü oynayarak A nın kazancını yükseltebilir, ama A nın kazancını düşünemez. B ye gelince, oyun sırası kendine geçince denge noktasını taşıyan sütunu seçerse, bu durumda daha fazla yitimi olmaz; ama A en iyi taktiğini kullanmazsa, hesaplaşmada B daha elverişli bir değer elde eder.

Böylece bir denge noktasının eğer varsa belirlenmesi, her bir oyuncuya, hasmının bir yanılgısıyla, daha iyi olabilecek bir konum sağlamaya olanak verir, ama hasmın ustalıklı bir oyunuyla daha kötüye gidemez. Daha genel olarak, denge noktası yoksa, A bekleyebileceği minimal kazançlann en büyüğünü bilir, B de rizikolu maksimal yitimlerin en küçüğünü anlamış olur, işte bu, oyuncuları her iki tarafın yararına, bu iki değer arasındaki farkı azaltmayı amaçlayan seçimlere doğru yönetmeye olanak verecek stratejilerin kurulmasıdır.

Strateji konusunda gerçek ustalık, hasnın psikolojik tepkilerini hesaba katmaya /alışmak değil, ama hasma, bu niteliktei her bilgiyi vermemektedir, bunun için ie oyuncunun, hasmın sezebileceği bir iavranıştan kaçınması gerektir, dolayısıyla ru davranış bir rastlantı ilkesine, örneğin ümüyle şansa dayandırılmalıdır Oyuncu ardan her biri, böylece ağırlıklı duruma jelmiş devşirimleri stratejiler oluşturacak ulan taktikler kümesi üzerinde olasılıklar rölüşecektir. Bu durumda yeni oyun iki bilim içerebilir Oynanacak bir tek hamle /arsa (bu hale XVIII. yy.'dan sonra Prusya'da incelenmiş savaş oyunlarında sık sık astlanmıştır), bir stratejiye giren bir tek rastlantısal seçim, karar vermeyi sağlayacaktır. Bir stratejide, olasılıkları 1/6,1/3, 1/2 olan üç taktik işe karışırsa, zar atarak karara varılabilir: 1, birinci taktiğin, 2 ve 3 ikinci taktiğin, 4, 5 ve 6 da üçüncü taktiğin kullanılmasına karşılık gelecektir Stratejiyi gizlemenin en iyi yolu, zarı ancak en son atmaktır, böylelikle stratejinin öğrenilmesinin, hasma büyük yardımı olmaz. Bir çok hamle oynanabilirse (örneğin ticari bir yarışma hali), bu durumda zar atışları ya da kabul edilen dağılıma uygun gelen başka her yöntemle talih çekilişi- olasılık- lanmamış ilk oyuna göre sonucu yine iyileştirmeye olanak verecektir.

Bir S stratejisi her taktiğe eşlik ettirilen olasılıklar kümesiyle belirlenir, A oyuncusu da, S nin seçimi için, kazancın erişebildiği minimal değeri maksimalleştirmek gereğindedir.

Oyun kuramının temel teoremine göre, her oyuncunun taktikleri üzerindeki olasılıklar ne olursa olsun, maksimin ve mini- maks eşittir ve bu ikisi oyunun ortalama hesaplaşmasını gösteren bir değer alır. A oyuncusu, maksiminin hesaplanmasında sağlanan ölçüt uyarınca, taktiklerinin kullanım frekansını düzenlemezse, bu durumda, B nin stratejisi ne olursa olsun, beklenen hesaplaşmayı (yani kazancın en büyüğünü ya da yitimin en küçüğünü) güven altına alamaz. “Taktik” oyununun hesaplaşma tablosuna dayanarak, bu olalıkların işe sokulması, gerekirci oyunun in iyi hesaplaşmaları arasında bulunan genişliği sıfırlamaya olanak sağlar: her iki oyuncu, ortak olarak, örneğin talih işi gibi, rastlantı ilkesinin işe sokulmasıyla indirgenmiş yeni kuralları kullanmada yarar bulurlar ve yeni denge her iki tarafın da lehinedir. Böylece, çelişkili olmakla birlikte, eşit biçimde güçlü oyuncularca tutulan bir birlik ortaya çıkar. Bununla birlikte, rastlantı stratejilerinin pek küçük olasılıkla pek büyük bir riziko taşıdıkları durum olabilir. Bu halde, iki oyuncudan biri, gerekirci oyuna geri gelip ilk önceden tasarladığı yararlı durumunu koruyabilir.

Oyunlar kuramı daha genel problemler de ele alır, bunlar arasında, ikiden fazla oyuncu bulunması, örneğin aynı bir parti sırasınca yarar gruplaşmaları ya da koalisyonlar kurulur ya da bozulabilir. Daha önceki uğraşım alanı olan şans oyunları, ıŞ hayatında ya da siyasette ortaya çıkan çatışma durumları, bunun gibi askeri bağlaşmalar ya da toplu, özellikle de iktisadi eylemler incelenmelerini hep bu kurama borçludur.
Büyük sayıda (örneğin birkaç yüz basamağında) taktiklere sahip olan iki yarışmacının en iyi stratejileri belirlemek amacıyla bilgisayarlar kullanmak zorunludur, daha sonra bu stratejilerden yararlanılması talih çekilişinin genelleştirimini sağlayan rasgele sayıların çizelgeleri'nin kullanılmasını gerektirir.

—Ruhbil. Ruhbilimciler ve psikanaliz uzmanları, çocuğun duygu ve düşünce yaşamı bakımından oyunun zorunlu bir denge sağlayıcı olduğunu ileri sürerler. J. Piaget'ye göre, oyunun evrimi, yaşla birlikte düşünsel evrimi izler. Alışma oyunları, ortaya ilk çıkan ve bebekte görülen tek oyunlar olmakla birlikte, her yaşta ve çeşitli derecelerde sürüp gider. Duyusal -devimsel şemaların hazzına yönelik bir etkinlik olan bu oyunlar, işlevsel bir haz, kendini bir olayın nedeni bilmenin ve yeni edinilen bir bilgiyi kusursuz duruma getirmenin hazzını sağlarlar, iki ve altı yaş arasında simgesel oyun ya da yapar gibi görünme oyunu, semiyotik işlevin ortaya çıkmasıyla birlikte doruğuna ulaşır ve gerçekle imgeseli sürekli olarak birbirine katar. Araç olarak oyuncaklardan (otomobil, bebek vb.) yararlanmakla birlikte, iplerden, çakıl taşlarından ve kutulardan da yararlanır.

Altı yaştan başlayarak bu oyunun yerini, gerçeğe sıkı sıkıya uymaya dayanan bireysel oyunlar olan kurma oyunları ve her şeyden önce kolektif oyunlar olan, toplumsal aktarım ve başkalarıyla işbirliğinin büyük bir önem taşıdığı kurallaşmış oyunlar alır. Simgesel oyunlar, işlemsel düşüncenin benmerkezcilik etkisini taşırlarken, kurallaşmış oyunlar ve kurma oyunları, işlemsel düşüncenin ayırtedici özelliği olan içselleşmiş bilişçi şemaların merkezsizleşme ve eşgüdüm yeteneğini ortaya koyarlar. Bununla birlikte, çocuğun simgesel oyunları, özünde ruhsal çatışmaları bir boşaltma ve ortadan kaldırma süreci olarak ve ilkin kendi bilinçdışı süreçlerinin bir “ana yolu” olarak ortaya çıkmakta ve çocukların ruhsal tedavisinde bu bilinçdışı süreçlerden yararlanılmaktadır.

Kaynak: Büyük Larousse
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 1 Mayıs 2017 15:41
SİLENTİUM EST AURUM

Benzer Konular

17 Ağustos 2011 / stex34 Soru-Cevap
1 Ocak 2015 / cybokron Telefon
Etiketler: Oyun Nedir?