| | #1 (mesaj-linki) | |
| Kıtalar - Afrika Afrika Vikipedi, özgür ansiklopedi Afrika BirliğiAfrika, Avrupa'nın güneyinde, Atlas Okyanusu'nun doğusunda, Hint Okyanusu'nun batısında ve Antarktika'nın kuzeyinde bulunan kıtadır.Flag_of_the_African_Union.svg.png Eski dünya karalarından birisi olan Afrika, 30.218.000 km² yüz ölçümü ile kıtalar arasında Asya ve Amerika'nın ardından üçüncü sırada gelir. Afrika adı, Kartaca'ya ilk defa ayak basan Romalılarca "Afri" veya "Africani" denilen oymakların adından esinlenerek verilmiştir. Afrika adı bu ülkeye Pön savaşları sırasında verilmiştir. O zamana kadar Yunanlı yazarlar bu kıtaya "Libya" yani "Lebular Diyarı" derlerdi. Fakat M.S. 1. y.y. sonlarında bu isim bütün kıta için kullanılmaya başlandı. Afrika terimi daha sonra Arapça'ya "İfrikiya" şeklinde geçmiştir. Dünya haritasında AfrikaAfrika kuzey-güney doğrultusunda Tunus'taki Beyaz Burun (37° 22' 20 K Paraleli) ile Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki Agulhas Burnu (34° 50'28 G Paraleli) arasında 8.025 km boyunda, doğu batı doğrultusunda ise; Somali'deki Ras Hafun Burnu (51° 25' 27 D Meridyeni) ile Senegal'deki Yeşil Burun (17° 31' 17 B Meridyeni) arasında 7.416 km genişliğindedir.LocationAfrica.png Afrika kuzeyden Akdeniz ile sınırlanırken kuzeydoğuda Süveyş Kanalı ile Asya'dan ayrılır. Kıta doğuda Kızıldeniz ve Hint Okyanusu ile komşudur. Babülmendep Boğazı Arap Yarımadasına 18 km yaklaşır. Kıtanın güneyi yine Hint Okyanusu, batısı Atlas Okyanusu ile çevrilidir. Kıta kuzeybatıda Avrupa'dan 14 km genişliğindeki Cebelitarık Boğazı ile ayrılır.
| |
|
| | #2 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Kıtalar - Afrika Afrika, Asya'dan sonra dünyanın ikinci büyük kıtasıdır. Dünya nüfusunun yaklaşık onda biri (500 milyon insan) bu kıtada yaşar. Doğal kaynaklarının zenginliğiyle önemli bir tarım ve maden üreticisi olan Afrika'nın dünya siyasetindeki rolü de giderek artmaktadır. AFRİKA'YA İLİŞKİN BİLGİLER
Afrika kıyılarının açığındaki birkaç ada, geleneksel olarak kıtanın birer parçası sayılır. Bunların en önemlisi olan Madagaskar dünyanın dördüncü büyük adaşıdır (bak. Ada) ve birkaç küçük adayla birlikte Madagaskar Cumhuriyeti'ni oluşturur. Afrika kıyılarının açığındaki öbür adalardan Mauritius bağımsız bir devlettir. Zengibar Adası Tanzanya'nın, Bioko ise Ekvator Ginesi'nin yönetimindedir. İklim koşulları Afrika'yı değişik bölgelere ayırır. Ekvatorun kuzeyinde ve güneyinde yağmur ormanları kuşağı uzanır.Yağmur ormanlarının sınırından başlayan savanlar (otlaklar) kuzeyde Sahra, güneybatıda Kala-hari çöllerine açılır. Çöl iklimi daha kuzeye çıkıldığında yerini Akdeniz kıyılarının, daha güneye inildiğinde de Güney Afrika'nın ılıman iklim koşullarına bırakır. Bu iklim farklılıkları Afrika insanının yaşamını ve tarihini de biçimlendirmiştir. Yaşam koşullarının güç olduğu orman ve çöllerde küçük topluluklar halinde yaşayan insanlar, düzlük yerlerde ve savanlarda büyük devletler kurabilmişlerdir. Güneydeki ve kuzeydeki ılıman kıyılar ise yüzyıllar boyunca Asyalı ve Avrupalı göçmenleri kendine çekmiştir. Yüzey Biçimleri Çok değişik yüzey biçimlerini barındıran Afrikanın doğusu ve güneyi yüksek, batısı daha alçaktır. Doğudaki yüksek bölge, kuzeyde Etiyopya'nın 4.500 metreyi geçen dağlık alanlarından güneyde 3.300 metreyi geçen Dra-ken Dağlan'na (Drakensberg) kadar uzanır. Bu iki büyük dağlık bölgenin arasında Doğu Afrika Yaylası, Güney Afrika ve Zimbabve' nin bozkırları gibi daha alçak yaylalar yer alır. Dağlık alan Afrika'nın doğusunda en büyük yükseltilere ulaşır. Bunlar, Orta Kenya' daki Kenya Dağı'nın karlarla kaplı, 5.199 metre yükseklikteki doruğu ile Tanzanya'da-ki, 5.895 metre yükseklikteki Kilimanjaro D ağı'dır. Batıya doğru arazi giderek alçalır ve dağlık alanlar seyrekleşir. Sahra'daki Ahaggar ve Tibesti dağlarının en yüksek noktası 3.415 metre, Fas'tan başlayarak Cezayir ve Tunus'a kadar uzanan Atlas Dağlan'nın en yüksek tepesi ise 4.165 metredir. Batı Afrika'nın en yüksek bölümü, 4.000 metreyi geçen Kamerun Dağı ile 1.500 metreye ulaşan Gine Dağları'dır. Kıtanın en çarpıcı yüzey biçimleri, Rift Sistemi olarak bilinen, doğudaki bir dizi çatlak ya da uçurumdur. Asya'nın batısından Afrika'nın doğusuna kadar iki kıtada 6.400 km boyunca uzanan bu çatlağın Afrika'daki görünümü derin ve uzun, dar vadilerdir. Kıtanın iç bölümünde bir dizi çöküntü ve çukur yer alır. Batıdaki Nijer ve Cad, doğudaki Sudan, ortadaki Zaire, güneydeki Kala-hari çukurları bunların başlıcalandır. Akarsu ve Göller Nü, Kongo, Nijer, Zambezi gibi dünyanın en büyük akarsularından birkaçı Afrika'dadır. Dünyanın en uzun ırmağı olan Nü, ana kolu Beyaz Nü'in kaynağından başlayarak 6.650 km boyunca uzanır. Irmağın akışını yer yer çağlayanlar böler. Bu çağlayanlardan biri, II. Assuan Barajı'nın oluşturduğu Nasır Gö-lü'yle kaplanmıştır. Kongo (Zaire) Irmağı Afrika'nın ikinci uzun ırmağıdır. Birçok kolla beslenerek, ekvator yakınındaki geniş alanlarda akar. Çağlayanlarla kesintiye uğradığından ancak yer yer ulaşıma elverişlidir. Nijer Irmağı Gine' den doğar, geniş bir yay çizerek kuzeye ve doğuya akar, sonra güneye dönerek Gine Körfezi'ne dökülür. Afrika'nın güneyinde, doğuya doğru akan Zambezi üzerinde, 108 metre yüksekliğindeki Victoria Çağlayanı ve Kariba Barajı vardır. Afrika'da, çoğu bütün çığın boyunca ulaşıma elverişli olmayan daha birçok büyük ırmak vardır. Kıtanın batısındaki Senegal, Gambia ve Volta, güneyindeki Oranj, Ro-vuma ve Limpopo ırmaklan bunlardandır. Büyük Göller olarak bilinen göller zinciri Afrika'nın doğusunda yer alır. Bu göllerin birçoğu Rift Sistemi'nin kimi bölümlerini kaplar ve derinlikleri deniz düzeyinin çok altına iner. Afrika göllerinin en büyüğü, geniş bir çukurda yer alan ve Kuzey Amerika'daki Superior Gölü'nden sonra dünyanın ikinci büyük tatlı su gölü olan Victoria Gölü'dür. Gene bir çukur gölü olan kuzeybatıdaki Çad Gölü'nün derinliği ve alanı, mevsimlik yağışlara bağlı olarak yıl boyunca değişir. İklim Afrika'nın büyük bölümü tropikal ve astropikal iklim kuşaklarında yer alır. Yalnız kıtanın kuzeyindeki Akdeniz kıyılarında, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin güney ve güneybatı kesimleri ile kıtanın doğusundaki yüksek yerlerde ıhman iklim egemendir. Bu iklim kuşaklarını belirleyen en önemli etken aldıkları yağış miktarıdır. Bütün yıl yağış alan ekvator yakınındaki düzlüklerde yılın 160 günü şiddetli yağış görülür. Batı kıyısı ormanları da bol yağış alır. Ekvator kuşağının kuzeyi ve güneyi yılın beş-altı ayında kesinlikle yağışlıdır. Bu yağışları, ara sıra sağanaklarla kesilen kurak bir mevsim izler. Güneye ve kuzeye gidildikçe azalan yağış Sahra ve Kalahari çöllerinde iyice azalır. Kıyının ılıman kuşağı kış aylarında genellikle orta yağışlıdır. Afrika'nın büyük bölümünde sıcaklık fazla değişmez ve çöller ile ekvatordaki kimi bölgeler dışında, ender olarak 27°C'nin üstüne çıkar. Sahra'da ise günbatımından sonra sıcaklık donma noktasına düşebilir. Afrika' nın doğusundaki ve güneyindeki dağlık bölgeler batısındaki alçak bölgelerden daha serindir. Bitki Örtüsü Afrika'nın büyük bölümü ya savanlar ya da çöllerle kaplıdır. Sık ormanlar kıtanın ancak onda birine yayılır. Sıcak ve nemli ekvator bölgelerinde sert odunlu, yüksek ağaçlardan oluşan tropikal yağmur ormanları yetişir. Tepede birleşen ağaç dallan, çok az güneş ışığı geçiren, çatı gibi bir kubbe oluşturur. Işığın azlığı nedeniyle orman tabanındaki bitki örtüsü seyrektir. Afrika'nın tropik bölgelerinde, tanm alanları açmak için yüksek ağaçlı ormanlar kesilince bunların yerini daha kısa boylu ve daha az yararlı ağaçlar almış, bu yeni ormanlann tabanında sık bir bitki örtüsü gelişmiştir. Kıtanın bu bölgelerindeki ağaçlar kışın yapraklarını dökmeyen türlerdendir. Orman kuşağını çevreleyen daha kurak iklim bölgelerinde, otlaklann ve yer yer ormanların bulunduğu savanlardaki bitki örtüsünün boyu 3,5 metreye ulaşırken çöllere doğru bitkilerin boyu kısalır ve bozkır otlarına dönüşür. Buralardaki açık alanlar tahıl üretimine ve hayvancılığa elverişlidir. Savanlann kuzeyinde ve güneyinde iklim giderek kuraklaşır, otlaklann yerini çöller alır. Zaman zaman yağan şiddetli yağmurlann hemen buharlaştığı Sahra'yı insanlar binlerce yıldır vahadan vahaya ulaşarak geçmektedir. Yeraltı su kaynaklarıyla beslenen bu vahalar hurma ağaçlarının ve başka bitkilerin yetiştiği tek sulak alanlardır. Afrika'nın güney ve kuzeyindeki kıyı bölgelerinde Akdeniz tipi bitki örtüsü egemendir. Dağlık bölgelerde iklim ve bitki örtüsü yüksekliğe bağlı olarak değişir. Kaynak: MsXLabs.org &Temel Britannica | |
|
| | #3 (mesaj-linki) | |
| Afrika Hayvan Varlığı Afrika Hayvan Varlığı MsXLabs.org &Temel Britannica Sahra'nın güneyindeki savanlar hayvan türleri açısından eşsiz bir zenginlik sergiler. Bu kesimde hem fil, zürafa, zebra, suaygın ve antilop türlerinden oluşan otçul hayvan sürüleri, hem de bu otçul hayvanlarla beslenen aslan, çakal, sırtlan gibi etçil hayvanlar yaşar. Yağmur ormanlan maymun, yarasa, uçan sincap gibi ağaçta yaşayan birçok hayvanın yanı sıra goril, leopar, kuyruksüren gibi yerde yaşayan hayvanları da barındırır. Afrika'nın yerli hayvan türlerinin başında geyik, Berberi koyunu, dağkeçisi ve araptavşanı gelir. Kuş, balık, sürüngen ve böcek türlerinin zenginliği çarpıcı boyutlardadır. Afrika'nın tropikal bölgeleri zararlı asalak-lann üremesi için uygun bir ortamdır. Birçok yerde rastlanan kancalı bağırsak solucanları kansızlığa yol açarken, bazı sivrisinek türleri de insanlara sıtma ve sarıhumma bulaştırır. Çeçe sinekleri hem insanlara, hem de at ve sığırlara uyku hastalığı taşır. Çeçe sineklerini yok etmek için yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Öbür zararlı böcekler göçmen çekirgeler ile termitlerdir (beyaz kanncalar). Çekirge sürüleri kimi zaman yollan üstündeki bütün ekinleri yok ederek Afrika kıtasını boydan boya aşar; termitler ise tahtaları yiyerek ahşap yapılara büyük zarar verir. Afrika'da birçok yabani hayvan türünün yanı sıra sığır, koyun, keçi, domuz ve kümes hayvanları gibi çeşitli evcil hayvanlar da vardır. Atlar ancak ılıman kuşakta ve çayırlarda yetiştirilebilir. Kuzey Afrika'da çok bol bulunan develer aslında Asya'dan getirilmiştir. Bir zamanlar Sahra'yı aşan uzun yolculukların tek aracı deveydi; ama bugün, çölün bir ucundan öbür ucuna düzenli seferler yapan motorlu taşıtlar vardır. Afrika'da birçok hayvan türünün azalmasında, doğal kaynakların giderek tükenmesinin ve nüfus artışının büyük payı vardır. Topraklar çiftliklere ve sanayi kentlerine dönüşürken birçok hayvan yerinden olmakta, yoğun avlanma da hayvan sayısını giderek azaltmaktadır. Hayvan soylarının tükenmesini önlemek için birçok Afrika hükümeti avlanmanın yasak olduğu geniş koruma alanları kurmuştur. Kenya'daki Tsavo ve Tanzanya'daki Serengeti ulusal parkları gibi koruma alanları, hayvanların serbestçe dolaştığı çok geniş ve açık hayvanat bahçelerini andırır. Kaynak: MsXLabs.org &Temel Britannica | |
|
| | #4 (mesaj-linki) | |
| Afrika ve Afrika Tarihi Afrika Tarih MsXLabs.org &Temel Britannica 19. yüzyıldan önce Afrika'nın büyük bölümünde, her biri kendi yönetimine, çoğu kez kendi diline ve kültürüne sahip bağımsız devletler vardı. Değişik dinlerin ve bu dinlerden kaynaklanan özgün sanat biçimlerinin beşiği olan Afrika'da bugün de dans, müzik ve heykel ilanında çeşitli üsluplar görülür. Hıristiyanlık ve Müslümanlık Hz. İsa ile Hz. Muhammed'in ölümlerinden kısa bir süre sonra Afrika'ya ulaştı. Ne var ki Afrikalılar'ın çoğu geleneksel toplum düzenlerini koruyabildikleri sürece yerel dinlerine bağlı kaldılar. 17. yüzyıla kadar Afrika büyük uygarlıkların ve imparatorlukların beşiği oldu. Daha sonra küçük krallıklar yaygınlaştı. Afrikalılar'ın ilk ilişkiye geçtikleri yabancılar doğulular, özellikle de Araplar'dı. 9. ve 10. yüzyıllarda Arap denizciler Kızıldeniz'den Madagaskar Adası'na kadar bütün Doğu Afrika kıyılarında ticaret merkezleri kurdular. 15. ve 16. yüzyıllarda gerçekleşen coğrafi keşifler yeni kıtalann Avrupa ülkelerince keşfedilmesine ve sömürgeleştirilmesine (yönetimleri altına alınmasına) yol açmıştı. İlk coğrafi keşifler ve sömürgeci yayılma, Portekiz ve İspanya krallarının ayrıcalık tanıdığı ticaret şirketleri aracılığıyla gerçekleştirildi. Bu şirketlere çoğu kez sömürgeleri yönetme görevi de verildi. Afrika'nın tropikal bölgeleri 15. yüzyıldan başlayarak önce altın, sonra köle ticareti nedeniyle Avrupalılar'ın akınına uğradı. Özellikle Güney Afrika'ya giden beyaz göçmenler, geri dönmemek üzere bu bölgeye yerleştiler. 1440'larda ilk kez Batı Afrika'dan altın tozu ve köleler Portekiz'e gelmeye başladı. 1494'te papa, yeni keşfedilen toprakları ve insanları Portekiz ile İspanya arasında paylaştırdığını Tordesillas Antlaşması'yla açıkladı. Buna göre Afrika kıyıları, Hindistan ve Brezilya ile birlikte Portekiz'e bağışlandı. Yerli halk belirli malları yalnızca sömürgeci ülkelerin şirketlerine satmaya zorlandı. Sömürgeci ülkelerin üretimiyle rekabet edebilecek ürünlerin yetiştirilmesi kısıtlandı ya da yasaklandı. Örneğin Portekiz, kendi sömürgelerinde zeytin, zeytinyağı ve üzüm üretimini yasakladı; şekerpancarı üretimini özendirirken şeker yapımını durdurdu. Usta dokumacılar sömürgelerden sürüldü, yalnızca en kaba kumaşların dokunmasına izin verildi. Sömürgecilik yöntemlerini daha da geliştiren İspanya, Afrika'nın güçlü kuvvetli erkeklerini yakalayıp köle olarak satan şirketlerden aldığı köleleri Amerika'daki kolonilerinde (sömürgelerinde) çalıştırmaya götürdü. Köle ticaretinin sürdürüldüğü 400 yıl boyunca Afrika, 75 ile 90 milyon arasında genç erkeğini yitirdi. Bu dönemde Amerika'ya 15 milyon köle getirilmişti. Aradaki fark, köleleştirilen Afrikalılar'ın yolda ya da Afrika'daki bekleme depolarında ölmesinden kaynaklanmaktadır. Sömürgecilik 17. yüzyılda Fransa ve Hollanda'nın, 18. yüzyılda Fransa ve İngiltere' nin, 19. yüzyılda ise yalnızca İngiltere'nin egemenliğinde sürdü. 20. yüzyılın başında bütün kıta İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Belçika ve Portekiz arasında bölüşülmüştü. I. Dünya Sa-vaşı'nda Almanya yenilince, onun sömürgeleri zafer kazanan ülkeler arasında bölüşüldü. Bugünkü Afrika ülkelerinden yalnızca Etiyopya sömürge olmadı. 20. yüzyıla gelindiğinde Liberya ve Mısır bağımsızlıklarını kazanmışlardı. Bugün Afrika'da yalnızca Reunion Fransa'ya bağlı bir ada devletidir. Özellikle son 30 yıldan bu yana ulusal bağımsızlık hareketleri, askeri darbeler, dış müdahaleler ve ırk ayrımcılığına karşı mücadeleler Afrika kıtasını sarsmaktadır. 1960'larda kıtanın büyük bölümü yeniden Afrikalılar'ın yönetimine girdi. Yalnız Güney Afrika'daki ırk ayrımı politikası güden beyaz yönetim bugün de siyasal iktidarı elinde tutmaktadır. Sömürge yönetimleri döneminde Afrika' nın büyük bir bölümü gelişemedi. Çünkü bu yönetimler yüzyıllar boyunca Afrika halkının yaşam düzeyini iyileştirmeden, kıtanın madenlerini, hammaddelerini ve öteki zenginliklerinin başlıca amacı, kıtanın kaynaklarını Bağımsızlık sonrasında yeni Afrika yönetimlerinin başlıca amacı kıtanın kaynaklarını halklarının yaşam ve eğitim düzeyini yükseltmek için kullanmak oldu. Ekonomi Ülkeden ülkeye değişiklikler göstermekle birlikte Afrika ekonomisinin ortak özelliği geçmişte bir sömürge ekonomisi oluşudur. Sömürgeci ülkeye hammadde sağlayan ve bu ülkenin işlenmiş mallarına zorunlu pazar olan ülkelerde gelir çok az sayıdaki üründen elde edilirdi. Bağımsızlığına kavuşan ülkelerin hemen hepsi bu durumdan kurtulmaya, ürünlerini çeşitlendirmeye çalışmaktadır. Ancak sanayileşme ve kalkınma büyük ölçüde sermaye birikimine bağlı olduğundan, gerekli parasal kaynakların sağlanması önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Hızla dış borçlanmaya başvuran ülkelerin büyük bölümü, Nijerya gibi borçlarını ödeyemez duruma düşmektedir. Afrika ülkelerinden pek çoğunun ekonomisi, çağdaş teknolojiden yoksun araç, gereç ve yöntemlerle yapılan tarımsal üretime dayanır. Her 100 Afrikalı'dan 80'i, 15 ile 20 kulübeden oluşan köylerde yaşar. Kıta topraklarının ancak yüzde 10'u ekilebilmektedir. Bu nedenle Afrika ülkelerinin ekonomik kalkınma hızı çok düşüktür (1970-79 arasında ulusal gelirlerin ortalama yıllık büyüme hızı yüzde l'in altındaydı). Afrika'da "geçimlik" ve "ticari" olmak üzere iki tür üretim yapılır. Afrikalılar'ın geleneksel geçim kaynaklan olan avcılık, yabani bitkileri toplama, tanm ve hayvancılık halkın geçimini ancak karşılar. Nüfusun "ticari üretim" yapan bölümü ise pazarda satmak üzere ürün yetiştirir ya da imalat ve madencilik alanında çalışır. Bugün Afrika dış ticaretinin yaklaşık yüzde 75'i Avrupa, ABD ve Japonya arasında bölüşülmüştür.Sulama kanalları Nil Irmağı'nın suyunu hurma, pam Sakkara'daki bu sulama kanalının arkasında Mısır görülüyor. Tarım Afrika'nın batısındaki tropik ormanlarda yetişen ve tatlı patates ile yerelmasına benzeyen yam bitkisi buralarda yaşayan halkın temel besinidir. Tropik bölgenin doğu kesiminde temel besin maddesi muz, Afrika'nın güneyinde mısır, çayırlık yerlerde ise mısır, dan ve yayla pirinci gibi tahıllardır. Çayırlıklar aynı zamanda hayvancılığa da elverişlidir. Afrikalılar tanma açmak istedikleri yerlerdeki bitkileri elbirliğiyle keser, köklerini yakar ve bu alanı bir mevsim için ektikten sonra yeni bir yere göçerler. Tanma açılan alanlar, bitkilerin yeniden büyümesi için birkaç yıl işlenmeden bırakılır. Böylece aşın ekim nedeniyle toprak verimliliğinin azalması önlenmiş olur. Bugün Afrika ülkelerinin çoğu besin maddelerini dış ülkelerden satın almak zorundadır. Çünkü daha fazla besin üretimini zorunlu kılan nüfus artışı ve kentlerin büyümesi karşısında, ancak geçimlik ürünü sağlayabilen geleneksel yöntemler yeterli olmamaktadır. Bu nedenle Afrika yönetimleri makineli tarım yöntemleri uygulayarak besin üretimini, gübre kullanımını özendirerek de toprak verimliliğini artırma çabasındadır. Sahra'yı çevreleyen topraklardaki uzun kuraklık dönemleri nedeniyle, kıta topraklarının hemen hemen yarısında yaşayan halk açlık tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ama, Afrika'nın bu bölümü için olağan olan bu kuraklık açlığın nedenlerinden yalnızca biridir. Nüfus fazlalığı, gübre ve tarım ilaçlarının yeterince kullanılmaması, tarım alanındaki hükümet yatırımlarının azlığı ve ülkelerin geri kalmışlığı da açlık nedenleri arasında sayılabilir. Durumun en ciddi boyutlara ulaştığı Etiyopya'da yedi milyon kişi açlıkla karşı karşıyadır. Afrika'nın birçok bölgesinde belirli ürünler yalnızca yurtiçi ve yurtdışı pazarlara satılmak için üretilir. Dünya palmiye çekirdeği üretiminin büyük bölümünün ve bundan elde edilen palmiye yağı ile kakaonun üçte ikisinin kaynağı Afrika'dır. Önemli miktarda üretilen pamuk, sisal keneviri, çay, kahve, kauçuk ve yerfıstığı da ihraç edilir. Afrika'da "geçimlik" ve "ticari" olmak üzere iki tür üretim yapılır. Afrikalılar'ın geleneksel geçim kaynaklan olan avcılık, yabani bitkileri toplama, tanm ve hayvancılık halkın geçimini ancak karşılar. Nüfusun "ticari üretim" yapan bölümü ise pazarda satmak üzere ürün yetiştirir ya da imalat ve madencilik alanında çalışır. Bugün Afrika dış ticaretinin yaklaşık yüzde 75'i Avrupa, ABD ve Japonya arasında bölüşülmüştür.Sulama kanalları Nil Irmağı'nın suyunu hurma, pam Sakkara'daki bu sulama kanalının arkasında Mısır görülüyor. Ormancılık ve Balıkçılık Orman ürünleri Afrika'nın değerli ihraç mallan arasındadır. Tropik ormanlardan abanoz, maun ve mobilya yapımında çok aranan öbür sert odunlar elde edilir. Afrika'nın kuzeyinde ise şişe mantan üretilir. Fas'ta ve Güney Afrika Cumhuriyeti'nde balıkçılık kuruluş-lannın önemli olmasına karşılık, ticari balıkçılık kıta düzeyinde önemli bir gelir kaynağı değildir. Madencilik Afrikalılar 2.000 yıldır demir, bakır ve altın gibi madenleri çıkanp işlemektedir. Afrika' nın batısındaki ormanlık alanlardan çıkanlan altını eskiden Afrikalı tüccarlar Sahra boyunca taşıyarak Avrupa ve Asya ülkelerine satıyorlardı. Avrupalılar Yenidünya'yı keşfedinceye kadar Afrika'dan gelen altını kullandılar. Bugünkü Zimbabve'den çıkarılan altın kıyıya taşınarak Hindistan'a ihraç edilirdi. Sömürgecilik döneminde madencilik gelişti, birçok yeni maden yatağı bulundu. Günümüzün bağımsız Afrika devletleri de maden kaynaklannın geliştirilmesine büyük önem vermektedir. Kıtanın en gelişmiş madencilik bölgeleri Güney Afrika Cumhuriyeti, Zimbabve, Zam-bia ve Zaire'nin Katanga yöresidir. Bu bölgelerden çıkanlan çeşitli madenler arasında en önemlileri altın, elmas, bakır (Zambia'nın bakır kuşağından), platin, vanadyum, kobalt, uranyum, asbest ve kromdur. 1950'lerde Libya ve Cezayir'in Sahra bölgelerinde zengin petrol ve doğal gaz yatakları bulundu. Petrol ve doğal gaz Nijerya'nın kıyı bölgelerinde, Mısır Arap Cumhuriyeti'nde ve Gabon'da da çıkarılır. Güney Afrika Cumhuriyeti, Zimbabve, Nijerya ve Fas'ta büyük kömür yataklannın bulunmasına karşılık öbür yörelerde kömür azdır. Sanayi Afrika'daki sömürge yönetimlerinin temel uygulaması kıtanın hammaddelerini dış ülkelere satmaktı. Bağımsız Afrika ülkeleri kendi imalat sanayilerini geliştirerek sömürge tipi ekonomi modelini kırmaya yöneldiler. Bugün gelişmekte olan imalat sanayilerinin bir bölümü, yerel olarak üretilen tarım ürünlerini işlemeye, bir bölümü de iç tüketim mallarını üretmeye yöneliktir. Afrika'nın en sanayileşmiş ülkesi olan Güney Afrika Cumhuriyeti'nin ekonomisi zengin maden kaynaklarına ve ucuz Afrikalı işgücüne dayanır. Afrika'nın güneyindeki öbür ülkelerden Zimbabve, Zambia ve Zaire daha az sanayileşmiştir. Kuzey Afrika'daki Mısır Arap Cumhuriyeti, Tunus, Cezayir ve Fas'ta ağır sanayi ile tüketim malları sanayisi gelişmiştir. Afrika'nın doğusunda ve batısında sanayi genellikle başkentlerin çevresinde yoğunlaşır. Enerji Afrika'nın başlıca enerji kaynağı ırmaklardır. Akarsu gücünden yararlanmak için 20. yüzyılın ortalarında pek çok büyük proje başlatılmış, bunlardan bir bölümü henüz tamamlanamamıştır. Gana'daki Volta Irmağı'nda, alüminyum sanayisine enerji sağlamak ve elektrik üretmek amacıyla bir baraj yapılmıştır. Nijerya'nın Kainji bölgesinde de, planlanan demir-çelik sanayisine enerji sağlamak üzere, Nijer Irmağı üzerinde benzer bir proje geliştirilmiştir. Zimbabve'de Zambezi Irmağı üzerindeki Kariba Barajı ve Mısır Arap Cumhuriyeti'nde Nil Irmağı üzerindeki Assuan Barajı da elektrik enerjisi üretir. Ulaşım Afrika'nın büyük bölümünde yeterli bir ulaşım ağı yoktur. Karayolu ve demiryolu ulaşımı yalnızca sanayileşmiş yörelerde gelişmiştir. Ulaşım ekonomik gelişmenin en önemli öğelerinden biri olduğu için, Afrika hükümetlerinin çoğu ulaşım olanaklarını geliştirme çabasındadır. Kaynak: MsXLabs.org &Temel Britannica | |
|
| | #5 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Kıtalar - Afrika Afrika Eğitim ve Sağlık MsXLabs.org &Temel Britannica Geleneksel Afrika toplumlannda çocuklar topluluk içinde eğitilir, yaşamlannı nasıl kazana-caklannı ve nasıl davranacaklannı ana babala-nndan, aile büyüklerinden öğrenirlerdi. 19. yüzyılda Afrika'ya gelen Hıristiyan misyonerler (din adamlan) Avrupa'daki eğitim sistemlerini burada uygulamaya başladılar. Ama Avrupalıların sömürge yönetimleri genellikle eğitime çok az para ayırdığından milyonlarca Afrikalı okuma yazma eğitimi alamadı. Bugün Afrika'nın bağımsız hükümetleri, halklarını sanayileşmiş bir dünyanın yaşam biçimine hazırlamak gibi çok büyük bir eğitim göreviyle karşı karşıyadır. Bütün Afrika ülkelerinde eğitim sorumluluğunu devlet üstlenmiştir. Bununla birlikte birçok hükümetin bütün halka eğitim olanakları sağlamak için yeterli parasal kaynağı olmadığından, günümüz Afrika'sında pek çok çocuk okula gidemez. Çağdaş bir devleti yönetmek için gerekli olan yönetici ve teknisyen kadrosunu yetiştirmek amacıyla birçok ülkede üniversiteler kurulmuştur. Dünyanın en eski üniversitesi, 10. yüzyılda Kahire'de kurulmuş bir İslam kurumu olan El-Azhar Üniversitesi'dir. Fas ve Tunus'ta da eski Müslüman üniversiteleri vardır. Sömürge döneminde Avrupa eğitim modeline uygun birkaç üniversite kurulmuşsa da, yükseköğretimde asıl gelişme 20. yüzyıl ortalarında başlamıştır. Bugün büyük Afrika ülkelerinin hepsinde en az bir yükseköğretim kurumu vardır. Güney Afrika Cumhuriyeti'nde eğitim, bu ülkedeki ırkları birbirinden ayrı tutma politikasına uygun olarak kesin bir ayrımcılığa dayanır. Afrikalılar, Avrupalılar ve Asyalılar ayrı ayrı okullara gider, ayrı konularda eğitilirler. Afrikaner dilindeki Apartheid sözcüğüyle adlandırılan bu ırk ayrımcılığı politikası 20. yüzyılın son döneminde ülkede büyük huzursuzluklara ve şiddet olaylarına yol açmış, öbür ülkelerce eleştirilip kınanmıştır. Sömürge yönetimi altındayken çok az doktoru ve hastanesi olan Afrika'da bugün genel sağlık düzeyini yükseltmek, sıtma, uyku hastalığı ve veremle savaşmak için büyük çabalar harcanmaktadır. Afrika Dilleri Afrika'da 1.000'e yakın dil konuşulur. Bu sayı bütün dünyada konuşulan toplam dil sayısının yaklaşık dörtte birine eşittir. Afrika dilleri, ortak kökenli dilleri içeren dört dil ailesine ayrılır. Bunlar Afrika-Asya (Hami-Sami), Nijer-Kongo, Nil-Sahra ve Koisan dilleridir. Bu dil ailelerinin birbirinden çok değişik dilleri içermesi, bu dillerin büyük olasılıkla yüzyıllar önce, örneğin Avrupa dillerinin oluşmasından çok önce konuşulduğunu gösterir. Günümüzdeki Afrika-Asya ve Nijer-Kongo dil ailelerinin ataları olan diller belki de 10.000 yıl öncesine dayanmaktadır. Sahra'nın kuzeyinde 80 milyon kişinin konuştuğu Arapça (bak. Arapça) Afrika-Asya dil ailesinin bir üyesidir ve Afrika'nın en yaygın dilidir. Bir başka Afrika-Asya dili olan Berberi dilini ise Kuzey Afrika'nın orta ve batı bölümlerinde yedi milyon kişi konuşur. Çölde yaşayan Tuaregler bu sayının içindedir. Sahra'nın güneyinde ilginç bir dil çeşitliliği görülür. Nijer-Kongo dil ailesi, bilinen 800'ü aşkın diliyle en geniş dil grubudur. Bu dillerin en tanınanları arasında Svahili ve Zulu gibi Bantu dilleri de bulunur. Svahili dilini Afrika' nın doğusunda 20 milyon kişi, Zulu dilini ise Afrika'nın güneyinde dört milyon kişi konuşmaktadır. Afrika-Asya dil ailesinden Çad grubu, Batı Afrika'da konuşulan.150 dili içerir. Bunlardan Hausa'yı anadili olarak konuşanlar 20-25 milyon kişi dolayındadır. Bu sayı Sahra'nın güneyinde herhangi bir başka dili konuşanların sayısından fazladır. Bununla birlikte, nüfusu birkaç yüzü geçmeyen küçük köylerde konuşulan Çad dilleri de vardır. Bazen birbirine komşu köylerde yaşayanlar bütünüyle farklı diller konuşurlar. Bu büyük çeşitlilik çoğu kimsenin birden çok dil bildiği anlamına gelir. Bu insanlar anadillerine ek olarak en az bir dil daha bilirler. Birden çok dil konuşma, kamu eğitimi ve kitle iletişimi gibi ulusal görevlerin yerine getirilmesindeki güçlükleri artırdığından sorun yaratmaktadır. Sınırlan içinde 250'yi aşkın dilin konuşulduğu Nijerya gibi bir ülkede, bütün bu dillerde kitap, gazete yayımlamanın, radyo-TV programlan hazırlamanın ne denli güç olduğu ortadadır. Ticaret ve Yazışma Dilleri Afrika'da konuşulan 1.000'e yakın dil arasında, bir milyondan daha çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30'u geçmez. Afrikalılar bu büyük çeşitliliği gidermenin bir yolu olarak ortak ticaret ve yazışma dilleri (Lingua Franca) geliştirmişlerdir. Örneğin Svahili dili Kenya ve Tanzanya'nın resmi dili olduğu gibi, bütün Doğu Afrika'da da ortak dil olarak kullanılır. Nijerya'nın kuzey ve Nijer'in güney bölgelerinde konuşulan Ffausa dili, Batı Afrika'nın bu kesiminde ve başka bölgelerinde ortak dil olarak benimsenmiştir. Benzer biçimde, hem resmi ulusal dil, hem de ortak dil olarak kullanılan Amhara dili Etiyopya'da çok yaygındır. Lingala Orta Afrika'da yaygın olarak konuşulur ve aynı bölgenin ortak dilidir. İngilizce, Fransızca ve Portekizce gibi Avrupa dilleri de sömürge döneminden bu yana Afrika ülkelerinde ortak dil olarak kullanılır. Böylece Afrikalı bir çocuk ilk ve ortaokulda anadiline ek olarak bir Afrika dili ile bir Avrupa dili öğrenmek zorunda kalabilir. Birçok bölgede, Avrupa ve Afrika dillerinin bölgesel karışımlarından oluşan ve "karma dil" adı verilen diller geliştirilmiştir. Batı Afrika'da karma İngilizce, Eski Fransız Batı Afrikası bölgelerinde de temeli Fransızca olan bir karma dil konuşulur. Güney Afrika' da ise temeli Hollanda dili olan Afrikaner dili İngilizce'nin yanı sıra resmi dil olarak kullanılır. Afrika Dillerinin Özellikleri Afrika dillerinin, bazıları dünyanın öbür dillerinde ender görülen ya da hiç bulunmayan birkaç önemli özelliği vardır. Birçok Afrika dili "tonlu" (titremli) dildir. Bu dillerdeki sözcükler, konuşma sırasında ses perdesinde yapılan değişikliklerle farklı anlamlar kazanır. Bunun için genellikle üç ayrı ses yüksekliği kullanılır. Örneğin Nijerya'nın orta bölgesinde konuşulan İgala dilindeki awo sözcüğü, yüksek-yüksek, yüksek-alçak gibi değişik tonlamalarla söylenebilir. Bu tonlamaların her biri aynı sözcüğe "beçtavuğu", "delik" gibi değişik anlamlar yükler. Zaire'de konuşulan ve bir Nijer-Kongo dili olan Kele'de ise alam-baka boili deyimi tonlamaya bağlı olarak "o (erkek) ırmak kıyısını gözledi" ya da "o (erkek) kaynanasını suda haşladı" anlamlarına gelebilir! Afrika dillerinin ilginç ve karmaşık özellikleri bu kadarla da bitmez. Zimbabve ile Mozambik'te konuşulan Sona dilinde "onun" ya da "onların" demenin 256 değişik yolu olduğu ileri sürülmüştür. Afrika'nın güneybatısında yaşayan Buşman (San) ve Hotanto (Koikoi) topluluklarını da kapsayan yaklaşık 100.000 kişinin konuştuğu Koisan dilinde "şaklama" denen ünsüzler bulunur. Afrika dışında hiçbir dilde bulunmayan bu seslerin bir örneği, Türkçe'de beğenmeme ya da kabul etmeme durumlarında kullanılan "cık" sesine benzer. Bir başka örneği de dudakları büzerek çıkarılan yumuşak bir öpücük sesine benzetilebilir. Bazı Afrika dillerinin, örneğin Kuzey Afri-ka'daki Arapça ve Berberi dili ile Etiyopya' daki Amhara dilinin eski bir geçmişe dayanan yazılı edebiyatları vardır. Hausa, Svahili ve Nil- Sahra dil ailesinden Kanuri gibi dillerde Arap yazısından kaynaklanan geleneksel yazı sistemleri benimsenmiştir. Bununla birlikte günümüzdeki Afrika yazı sistemlerinin pek çoğu Latin kökenli alfabelere dayanır. Hausa, Svahili ve Zulu gibi dillerde basılan yayınların sayısı günden güne artmaktadır. afrikaa.jpg Haritada gösterilen diller ve dil aileleri o bötgede konuşulan tek dil olmadığı gibi yalnızca o bölgeye de özgü değildir. Afrika Dilleri Ve Dil Aileleri
Kaynak: MsXLabs.org &Temel Britannica | |
|
| | #6 (mesaj-linki) | |
| Afrika Edebiyatı Afrika Edebiyatı MsXLabs.org &Temel Britannica Bir sözlü edebiyat geleneği olarak doğmuş ve 20. yüzyıla kadar bu özelliğini korumuştur. Evrenin yaratılışına ilişkin efsaneler sözlü edebiyatın ilk ürünleridir. Tanrılara tapınırken söylenen övgü ve kehanet şarkıları, kabilelerinin tarihini anlatan saz şairlerinin şiirleri, ergenliğe ulaşan çocuklara dinsel bilgilerin ve kabile tarihinin öğretilmesi, atasözleri, bilmeceler ve hayvan öyküleri Afrika edebiyatının sözlü geleneğini oluşturur. Kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü edebiyat ürünleri toplum kurallarının yerleşip pekişmesine ve dilin zenginliklerinin öğretilmesine de yardımcı olur. Şiir en çok kullanılan sözlü edebiyat biçimidir. Kişiler başlarına gelen önemli olayları şiir diliyle birbirlerine aktarırlar. Afrika sözlü edebiyatının önemli bir özelliği de şiirlerin şarkı biçiminde söylenmesidir. Şiirler en çok tanrıları, insanları, hayvanları, bitkileri ve kentleri övmek için söylenir. Avcı şiirleri, kehanet şiirleri, büyücü şiirleri, maskeli eğlencelerde okunan şiirler, şarkılar ve doğaçtan söylenen şiirler en yaygın şiir türleridir. Büyülü sözcüklerle örülmüş bazı şiirlerin törenlerde okunduğu zaman iyilik ya da kötülük getireceğine inanılır. Tanrılara ve yaratılışa ilişkin öyküler de sözlü edebiyat geleneği içinde zengin bir yer tutar. Bazen efsanevi bir kral, bazen bir kentin kurucusu, bazen de doğaüstü yaratıklar tanrılaştırılarak gizemli tanımlama ve nitelemelerle anlatılır. Öykülere konu olan hayvanların başında tavşan, kaplumbağa ve örümcek gelir. Bu hayvanların en önemli özellikleri insanları aldatabilecek kadar akıllı olmalarıdır. Bu öyküleri anlatanlar bir yandan hayvanları överken, bir yandan da insanın kusurlarını alaya alırlar. Halkların bilgi birikimini, davranış biçimlerini, yaratıcılık ve mizah duygularını yansıtan atasözleri Afrika sözlü edebiyat geleneğinde çok yaygındır. Afrika'da konuşma ve tartışma becerisi bu atasözlerinin kullanımına dayanır. Konuşmacı ne kadar çok atasözü kullanırsa o kadar bilgili sayılır. 20. yüzyılla birlikte Afrika edebiyatındaki sözlü gelenek yerini yavaş yavaş yazılı edebiyata bırakmıştır. Çağdaş Afrika edebiyatında çeşitli Afrika dillerinin yanı sıra, bir zamanlar kıtaya yerleşmiş sömürgeci beyaz Avrupalıların diliyle, yani Fransızca, İngilizce ve Portekizce yazılmış yapıtlara da rastlanır. Afrika'nın Bantu dilleri konuşulan kesimlerinde, 19. yüzyılın sonlarında açılan misyoner okullarıyla, okuryazarlık ve Hıristiyanlık etkisi aynı zamanda yaygınlaştı. Bu dönemde Afrikalı yazarlar kendi kültür geleneklerinden uzaklaşarak batı edebiyatının türlerini benimsediler. Yapıtlarında, Hıristiyanlar'ı "iyi", Hıristiyan olmayanları "kötü" olarak tanımladılar. Bantu dillerinde ürün vermiş sanatçılar arasında Thomas Mokopu Mofolo (1876-1948) 20. yüzyıl Afrika edebiyatının ilk önemli romancısı sayılır. Batı Nijerya halklarınca konuşulan ve sözlü geleneği çok zengin olan Yoruba dilinde özgün edebiyat ürünleri 1940'larda yayımlanmaya başladı. Daniel O. Fagunvva (1903-63) Yorubalar arasında çok sevilen bir yazar oldu. Ruhlar, canavarlar, tanrılar ve cadılarla dolu serüven romanlarında üslubu son derece canlıdır ve mizah duygusu ağır basar. Daha sonra yetişen Amos Tutuola (doğumu 1920) da Fagunwa'dan etkilendi. Çağdaş Yoruba edebiyatı ayrıca tiyatro alanında da başarılı ürünler verdi. Afrika dilleri içinde köklü yazılı edebiyat geleneği olan tek dil, Arap harflerinin kullanıldığı Svahili dilidir. Bu dilde 17. yüzyıldan günümüze ulaşan örneklere rastlanır. Bunlar çoğunlukla Arap, İran ve Urdu etkileriyle yazılmış şiirlerdir. Konu bakımından kahramanlık şiirleri başta gelir; düzyazılarda ise destan etkileri görülür. Daha Avrupalılar Afrika'ya gelmeden önce Svahili dilinde yazılmış tarih kitapları da vardır. Svahili dilinin 20. yüzyılda en tanınan yazarı Shaaban Robert'tir (1909-62). Yapıtlarında İslam ve Hıristiyan kültürlerinin izleri bir arada görülür. Afrika'da Fransızca edebiyat, Fransız yönetiminin uyguladığı sömürgeci siyasete bir tepki olarak doğdu. Senegalli Leopold Sedar Senghor (bak. senghor, leopold sedar) 1930'larda Paris'teki Sorbonne Üniversitesi'nde okurken, "siyah güzeldir" sloganıyla Afrika kültürünün zenginliğini savunan Neg-ritude sanat akımını başlattı. 1947'de Afrika' nın önde gelen edebiyat dergisi Presence africaine'i (Afrika'nın Varlığı) yayımlamaya başladı. 1948'de hazırladığı Anthologie de la nouvelle poesie negre et malgache ("Yeni Zenci ve Madagaskar Şiiri Antolojisi") ise Afrikalı aydınları önemli ölçüde etkiledi. Bu akıma katılanlardan Camara Laye'nin (1928-80) le Regard du roi (1954; "Kralın Bakışı") adlı romanı Afrika edebiyatının başyapıtlarından biri sayılır. Gene Senegalli Sembene Ousmane (bak. ousmane, sembene) da sömürge yönetimlerinin içyüzlerini sergileyen ro-manlarıyla dünyaca tanınan bir yazar oldu. İngilizce 18. yüzyıldan başlayarak Afrika' da yazı dili olarak kullanıldıysa da, bu dilde bir Afrika edebiyatı ancak 1950'lerde ortaya çıkabildi. Nijeryalı Chinua Achebe (bak. achebe, chinua), uyanmakta olan Afrika'nın çelişkilerini sergilediği yapıtlarıyla ünlendi. Nobel Edebiyat Ödülü almış ilk Afrikalı yazar olan Wole Soyinka (bak. soyinka, wole) da Nijeryalı'dır. Gambialı Lenrie Peters (doğumu 1932) ve Night of My Blood (1971; "Kanımın Karanlığı") adlı yapıtın yazarı Ganalı Kofi Awoonor (doğumu 1935) da İngilizce ürünler vermiş önde gelen Afrikalı şairlerdendir. 1961'de yayımlanmaya başlayan Transition (Değişim) adlı edebiyat dergisi genç yazarlara yer vererek özellikle Doğu Afrika'da edebiyatın gelişmesine katkıda bulundu. Bunlar arasında Kenyalı James Thion-g'o Ngugi (doğumu 1938) ve Ugandalı Grace Ogot (doğumu 1930) sayılabilir. Afrika'da Portekizce yazılan şiirler, ilk kez 1958'de Antologia da Poesia Negra de Expres-sâo Portuguesa'mn ("Siyahların Portekizce Yazdıkları Şiirler Antolojisi") yayımlanmasıy-la tanındı. Afrika ülkelerinin sömürgeciliğe karşı özgürlük ve bağımsızlıklarını savunma-lanyla dikkati çeken bu şairler arasında 1975'te Angola devlet başkanı olan Agostin-ho Neto (1922-79) da vardı. Güney Afrika edebiyatı geleneksel kültürle beslenerek 19. yüzyılda ürünler vermeye başladı, 20. yüzyılda birçok önemli yazar yetişti. Bunların çoğu bu ülkedeki ırkçı yönetim tarafından tutuklandı, hapsedildi, kimileri de yurtlarını terk etmek zorunda kaldılar. Başka ülkelere yerleşen Güney Afrikalı yazarlar, ülkelerindeki ırkçı yönetimin uygulamalarını dünya kamuoyuna duyurdukları gibi edebiyatlarının tanınmasını da sağladılar. Güney Afrika'da edebiyat Bantu dilleri, Afrikaner dili ve İngilizce olmak üzere üç ayrı kanalda gelişti. Giderek güç kazanan Bantu dillerindeki edebiyat özellikle Thomas Mofo-lo'nun 1925'te yayımlanan Chaka'sı ile ünlendi. Zulular'ın büyük önderi Şaka'nın (Chaka) destanı olan bu kitap büyük başarı kazandı ve birçok yazara örnek oldu. Bantu edebiyatının en parlak temsilcileri ise, Siyahlar'ı yoksulluğa sürükleyen koşullan yüreklilikle ortaya koyan Benedict Wallet Vilakazi (1906-47), Lesotholu romancı O. K. Matsepe ve şair Maditsi'dir. Güney Afrika'ya yerleşen sömürgecilerin konuştuklan, Hollanda dilinden türemiş Afrikaner dilindeki ilk yazılı yapıtlar I. Dünya Savaşı sonrasında görüldü. Öncüler arasında Elsa Joubert, Anna Louw ve şair Van Wyk Louw (ölümü 1970) sayılabilir. Düşünceleri nedeniyle dokuz yıl hapse mahkûm edilip sonra yurdunu terk etmek zorunda kalan şair Breyten Breytenbach ve gene yurtdışında yaşamak zorunda kalan Andre Brink, Afrikaner edebiyatının en ünlü iki adıdır. Güney Afrika'daki İngilizce edebiyat yapıtlarında ırk ayrımı politikasının insanlık dışı olduğu vurgulanır. Song of the City (1945; "Kentin Şarkısı") ve Mine Boy (1946; "Madenci Çocuk") romanlarının yazarı Peter Abrahams (doğumu 1919) ve The Conservationist (1974; "Korumacı"), A Soldier's Embrace (1980; "Askerin Kucaklayışı") adlı romanlarıyla dikkati çeken Nadine Gordimer (doğumu 1923), Ağla Sevgili Yurdum'ım (Cry the Beloved Country; 1948) yazarı Alan Paton (doğumu 1903), Barbarları Beklerken (Waiting for the Barbarians; 1980) ve Michael K Nasıl Yaşadı' mn (Life and Times of Michael K; 1983) yazarı John M. Coetzee (doğumu 1940), şair Oswald Mitshali (doğumu 1940) İngilizce yazan başlıca yazarlardır. (Afrika'nın kuzeyindeki Arap ülkelerinin edebiyatlan için bak. arap edebiyatı.) Asya-Afrika Yazarlar Birliği'nin merkezi Kahire'dedir. Bu birliğin süreli yayın organı olan ve çeşitli dillerde yayımlanan Lotus dergisiyle de Afrikalı yazarların ürünleri çeşitli ülkelere ulaşmaktadır. Kaynak: MsXLabs.org &Temel Britannica | |
|
| | #7 (mesaj-linki) | |
| Afrika Halkları ve Afrika Devletleri Afrika Halkları MsXLabs.org &Temel Britannica Afrika.jpg Çağdaş Afrika: Kenya'nın canlı ve kalabalık başkenti Nairobi 1899'da bir demiryolu şantiyesi olarak kurulmuştu İnsan soyunun Afrika'nın doğusunda evrimleştiğine ilişkin güvenilir kanıtlar vardır. Tanzanya'nın Olduvai Boğazı yöresinde ve Etiyopya'da yapılan kazılarda, iki-üç milyon yıl öncesinden kalma, alet yapan en eski insan kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Büyük bir olasılıkla toplu yerleşim ilk önce Afrika'da gerçekleşmiş, daha sonra dünyanın öteki bölgelerine yayılmıştır (bak.İNSANIN KÖKENİ). Afrika'nın bugünkü nüfusu genellikle dört ana gruba ayrılır. Birincisi, çoğunluğu Afrika-Asya (Hami-Sami) dil ailesinden Arapça, Berberi ve Amhara dillerini konuşan Kuzey Afrika halklarıdır. Bunlar bin yılı aşkın bir süredir o topraklarda yaşayan, Kopt Kilisesi' ne bağlı Hıristiyanlar ile Müslüman halklardır. Kültürel ve tarihsel bakımdan Ortadoğu' nun bir uzantısı sayılan bu halklar, binlerce yıldır kervanların gidip geldiği Sahra üzerinden Batı Afrika ile de bağlantılıdır. Arap ticaret dünyasının bir parçası olan Doğu Afrika kıyılarında konuşulan Svahili dili, Arapça sözcükler ile Bantu dilbilgisinin bir bileşimidir(bak. AFRİKA DİLLERİ). İkinci grup, Sahra'nın güneyinde en kalabalık nüfusu oluşturan ve geleneksel olarak "zenci" diye adlandırılan insanlardır. Kuzey Afrikalılar'dan çok daha koyu renkli olan bu halklar oldukça yakın bir zamana kadar küçük siyasal birimler halinde, toprakla uğraşarak ve birbirinden farklı dinsel geleneklere bağlı olarak yaşıyorlardı. Dilleri Ortadoğu dillerinden çok değişiktir. Tropikal Afrika halklarının büyük bölümü Kongo-Kordofan grubuna bağlı dilleri konuşur. Üçüncü grup avcılık ve toplayıcılıkla geçinen halklardır. Bu halkların en tanınmışları Kalahari'de yaşayan Buşmanlar (Sanlar) ile Zaire (Kongo) yağmur ormanında yaşayan Pigmeler'dir. Bazı arkeologlar, genellikle çok ufak tefek olan bu insanların Afrika'ya ilk yerleşenlerin soyundan geldiklerine inanırlar. Buşmanlar ve Pigmeler yüzyıllar boyunca Bantu dilleri konuşan çiftçilerle yakın ilişki içinde olduklarından yaşamları da birbirinden etkilenmiştir. Son olarak, 19. yüzyılın sonunda İngiltere, Fransa, Portekiz, Belçika ve Almanya'dan gelerek Afrika'ya yerleşen Avrupalı sömürgeci göçmenler sayılabilir. Bunlardan başka, ticaret yapmak için Hindistan'dan ya da Ortadoğu'dan gelmiş insanların soyundan olanlar da vardır. Bugün Afrika ülkelerinin çoğunda, siyasal etkileri az olan Avrupalı ya da Asyalı göçmenlere yerleşik halk gözüyle bakılmaz. Yalnızca Güney Afrika'da beyaz bir azınlık bugün de siyasal gücü elinde tutmaktadır (bak. Güney AFRİKA).Alanlarda yerleşim çok seyrektir. Oysa Mısır, Göller Bölgesi, Nijerya'nın güneyi gibi yerler yüzyıllardan beri yoğun bir yerleşmeye sahne olmuştur. Geçen yüzyılda Zaire, Zambia ve Güney Afrika'daki bakır ve altın madeni çevresinde nüfus yoğunlaşmıştı. Eski sömürge yerleşmelerinden bazıları, örneğin Zaire'nin başkenti Kinşasa, Kenya'nın başkenti Nairobi, Nijerya'nın başkenti Lagos ve Güney Afrika'nın başkenti Johannesburg zamanla büyük kentlere dönüştü. Gene de Afrikalılar'ın büyük bölümü hâlâ kırsal kesimde yaşamaktadır. Afrika nüfus sayımlarından elde edilen veriler çok güvenilir ve güncel değildir. Bu nedenle doğum ve ölüm oranları doğru hesap-lanamamaktadır. Bununla birlikte Afrika nüfusunun bütün öbür kıtalardan daha hızlı arttığı varsayılır. Bunun bir nedeni hastalıklarla savaşta kullanılan yeni ilaçların etkisidir. Gene de birçok Afrika ülkesinin ekonomisi nüfusunu besleyecek güçte olmadığı için, zaman zaman korkunç bir açlık tehlikesiyle yüz yüze gelinmektedir. Afrika Devletleri 19. yüzyıldan önce Afrika'nın büyük bir bölümü küçük devletlere ayrılmıştı. Her birinin kendi bağımsız hükümeti, değişik bir dili, yasaları ve töreleri vardı. Bunların bir bölümü Avrupa ve Asya'da olduğu gibi karmaşık yönetsel yapıları olan krallıklardı. Eski Mısır, Meroe (bugünkü Sudan), Gana Krallığı, Mali ve Songay (Batı Afrika otlaklarının bulunduğu yer), Bunyoro, Buganda, Ruanda, Burundi (Doğu Afrika'da büyük göllerin dolayları) bu krallıklar arasında sayılabilir. Bazı toplulukların ise esnek ve basit bir örgütlenme biçimi vardı. Nijerya'daki Tiv, Afrika'nın doğusundaki Kikuyu ve Masai gibi bu .tür toplumlarda, aynı soydan gelen krallar, meslekten yargıçlar ve askerler yoktu. Siyasal kararlar ve anlaşmazlıklar kabile toplantılarında tartışılarak sonuçlandırılırdı. Günümüzde de hâlâ eski yöneticilerin soyundan gelme kralların egemenliğinde bazı topluluklar bulunmaktadır. Eski Afrika toplumlarından çoğunun yazı dili yoktu. Özel olarak seçilmiş kişiler gelenekleri, töreleri, yasaları, ülkenin tarihini ezberler ve bunları başkalarına öğretirlerdi. Bu kişilerin bellekleri kitapların yerini tutardı. Birçok gelenek bu yöntemle yüzyıllarca korunabilmiştir. Kaynak: MsXLabs.org &Temel Britannica | |
|
| | #8 (mesaj-linki) | |
| Afrika Yaşama Biçimleri Afrika Yaşama Biçimleri MsXLabs.org &Temel Britannica Afrika1.jpgHer devletin, siyasal kurumlara, yaşama biçimine, doğum, topluluğa kabul edilme, evlenme ve ölüm törelerine sıkı sıkıya bağlı bir dini vardı. Afrika topluluklarının çoğunda ataların kendi soylarından gelen insanları sevdiğine ve koruduğuna inanılır, onlara kurbanlar sunulurdu. Büyücülere inanış da çok yaygındı. Geleneksel inanca göre büyücüler kızdıkları ya da kıskandıkları kişilere büyü yaparak zarar verebilecek yetenekteydiler (bak. Büyü ve Büyücülük). Kuzey ve Batı Afrika devletlerinin çoğu erken tarihlerde İslam dinini benimsemişti. Akdeniz kıyılarından Sahra'nın güneyine ve otlaklardan Atlas Okyanusu kıyılarındaki ormanlara kadar uzanan bir alanda Müslüman devletleri kuruldu. 14. ve 16. yüzyıllarda kurulmuş olan Mali ve Songay krallıkları ile Kuzey Nijerya'daki Hausa Krallığı bunlar arasındadır. Bugün Müslümanlık Batı Afrika'da hâlâ yayılmaktadır. Sömürge döneminde-Avrupalı misyonerler (din adamları) Afrika halklarına Hıristiyanlığı aşılamaya çalıştı. Başlangıçta Afrikalı halkların birçoğu bu dini benimsedi. Ama sonradan.- Afrikalı Hıristiyanlar kitlesel olarak misyonerlerin kiliselerinden koptu ve Hıristiyanlık ilkeleriyle geleneksel Afrika dinlerinin karışımı olan kendi "bağımsız" kiliselerini kurdular. Afrika'da geleneksel olarak bir erkek birden çok kadınla evlenebilirdi. Ama bu uygulama zenginlerin harcıydı; çünkü Afrika topluluklarının çoğunda erkek, gelin için başlık parası öderdi. Başlık olarak kızın babasına sığır ya da bakır süs eşyası gibi değerli armağanlar sunulurdu. Bazı topluluklarda ise erkek kendi evini kurmasına izin verilinceye kadar uzun bir süre kayınbabasının işlerinde çalışmak zorunda kalırdı. Çocukların dünyaya gelmesi her zaman mutlu bir olay olarak karşılanır, çocuksuz olmak en büyük felaketlerden biri sayılırdı. Afrika'nın kimi yörelerinde bu gelenekler hâlâ sürdürülüyor. Gene de, paranın kullanılmaya başlaması, tarım ve sanayi ürünleri ticaretinin artması, göçmen işçilerin yaygınlaşmasıyla artık en uzak köyler bile değişmeye başlamıştır. Kadınların büyük ölçüde bağımsız olduğu Afrika topluluklarının sayısı pek azdır. Yoru ba'da (Nijerya) kadın tüccarların kendi hesaplarına çalışarak zengin oldukları biliniyor. Kimi devletlerde ise kadınların azımsanama-yacak siyasal etkinlikleri olmuştur. Ama kadınların ezici çoğunluğu hâlâ babalarının ve kocalarının denetim ve baskısı altındadır; pek çoğu da babalarının seçtiği erkekle evlenmek zorundadır. Bazı Afrika ülkelerinde artık kadınlara erkeklerle eşit eğitim olanakları tanınmaktadır. Bu ülkelerde kadınların durumunun eskisi kadar umutsuz olmadığı söylenebilir. afrika2.jpgSanat ve Müzik Afrika halkları çeşitli sanatlar aracılığıyla duygularını anlatmakta çok başarılıdır. Resim ve heykel sanatlarının çok eski bir geçmişi vardır. Taş Devri'nden kalma binlerce yıllık kaya resimleri ve oymaları anlatım gücünden hiçbir şey yitirmemiştir. Batı Afrika'nın özgün heykel geleneği çağdaş batı sanatını alabildiğine etkilemiştir. Nok'ta bulunan 2.000 yıllık küçük kil heykelciklerden, dünyanın en güzel tunç heykelleri sayılan İfe ve Benin'deki büstlere kadar, en zengin oyma ve heykel sanatı ürünlerinin Nijerya'da olduğu kabul edilir. Afrika'ya özgü aletlerle çalınan geleneksel Afrika müziği karmaşık ritmiyle ünlüdür. Bu müzik dinlemekten çok dans etmek içindir ve çeşitli ritimlere uygun pek çok dans biçimi doğmuştur. Afrikalı kölelerle Amerika'ya taşınan Afrika müziği, bugün bütün dünyada beğeniyle dinlenen caz ve benzeri müzik türlerinin de kökenidir. Kaynak: MsXLabs.org &Temel Britannica | |
|
![]() |
| Etiketler |
| afrika, kıtalar |
| afrikalilarin dili, |
Kıtalar - Afrika Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Efsanevi Kıtalar - Mu Kıtası | virtuecat | Mitoloji | 5 | 25-02-2009 01:46 |
| Kıtalar - Antarktika | Blue Blood | Dünya Coğrafyası | 1 | 09-12-2008 20:52 |
| Kıtalar - Okyanusya | Blue Blood | Dünya Coğrafyası | 0 | 16-09-2008 22:56 |
| Kıtalar - Asya | nünü | Dünya Coğrafyası | 2 | 16-09-2008 12:06 |
| Güney Afrika Cumhuriyeti ve Güney Afrika Cumhuriyeti Tarihi | virtuecat | Ülkeler ve Tarihleri | 2 | 31-10-2007 05:44 |