| | #16 (mesaj-linki) |
[HABER PORTRE] Hesabı mahşere kalan diktatör Miloşeviç Sırbistan’ın Pozerevac kasabasında 1941’de doğan Miloşeviç, Sırbistan ve Yugoslavya’ya hükmettiği 13 yılda, Balkanlarda 2. Dünya Savaşı’ndan beri yaşanan en feci trajedilere imza attı. Çıkardığı savaşlar yüzünden Bosna, Hırvatistan, Sırbistan ve Kosova’da yüz binlerce insanın ölümüne, yüz binlercesinin de mülteci durumuna düşmesine yol açan Miloşeviç’in serencamında sıra dışı bir aile hikâyesi var. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra evi terk eden babası 1962’de, sıkı bir komünist olan öğretmen annesi de 1972’de intihar eder; ailedeki intihar serisini amcası devam ettirir. Okul yıllarında ‘sıkı komünist’ Mira Markoviç ile tanışarak evlenen Miloşeviç, 1964’te Komünist Parti’ye katılır. Siyasi kariyerinin basamaklarını 1986’da Sırp Komünist Partisi lideri olarak tırmanmaya başlayan Slobodan Miloşeviç asıl çıkışını, Osmanlı ordusunun 1389’da Sırp ordusunu yenilgiye uğrattığı Kosova Savaşı’nın yıldönümü dolayısıyla 1989’da Kosova’da yaptığı konuşma ile gerçekleştirir. Sırp azınlığa, onları Arnavutlara karşı koruyacağına söz veren Miloşeviç, aynı yıl Sırbistan Devlet Başkanı seçilince Kosova’nın özerkliğini kaldırır. Tito’nun hassas dengeler üzerine kurduğu ülkede Büyük Sırbistan hayalleriyle Slav milliyetçiliği estirmeye başlayan Miloşeviç, kısa sürede Balkanları ve Yugoslavya’yı felakete sürükler. 1991’de bağımsızlık ilan eden Hırvatistan ile Slovenya’yı engellemek için ordu gönderir; ancak istediğini alamaz. 1992’de ise Bosna’yı kana bulayan 3 yıllık savaşın fitilini tutuşturur. Bosnalı Sırpların onun desteğiyle yürüttüğü kanlı savaşta Müslüman Boşnaklar, II. Dünya Savaşı sonrası şahit olunan en kanlı katliamlara maruz kalır. ABD baskısıyla 1995’te Dayton Anlaşması’na imza atan Miloşeviç, 1997’de ise Büyük Sırbistan hayaliyle giriştiği savaşlardan küçülerek çıkan Sırbistan ve Karadağ’dan müteşekkil Yugoslavya’nın başkanı olur. Ülkesindeki muhalif siyasi hareketleri bastırmakla vakit geçiren Sırp lider, 1998’de de Bosna Savaşı sebebiyle rafa kaldırdığı Kosova’ya el atar. Büyük Sırbistan hayaliyle bölgede giriştiği son etnik temizlik harekatı, ülkesinin bir beden daha küçülmesiyle son bulur; NATO’nun 2,5 aylık operasyonu sonrası Haziran 1999’da Kosova, BM kontrolüne geçer. Buna rağmen dünyanın Miloşeviç’in devrilmesini görmesi için iki yıl daha beklemesi gerekecektir. Miloşeviç, Sırp halkının sabrını taşıran son hamlesini, Eylül 2000’de yapılan seçime hile karıştırarak yapar. Halk ayaklanarak, 5 Ekim’de Miloşeviç’i devirir. Ekonomik ve siyasi açıdan bir enkaz devralan yeni Belgrad yönetimi, Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ne teslim etmek için Sırp lidere çok yüksek bir değer biçerer karşılığında Batı’dan 1,3 milyar dolar yardım alır. Slobodan Miloşeviç’in Lahey’e 28 Haziran 2001 tarihinde teslim edilmesi çok ilginç bir ‘tevafuk’ olur. Miloşeviç, tam 12 yıl önce, 28 Haziran 1989’da Kosova’da Sırp azınlığa silaha sarılmalarını öğütleyerek Yugoslavya’nın dağılma sürecini başlatmıştır. Sırp prensi Lazar’ın Kosova’da Türklere yenilerek Balkanlardaki Osmanlı hâkimiyetinin yolunu açtığı tarih de 28 Haziran 1389’dur. Büyük Sırbistan hayaliyle giriştiği savaşlardan Yugoslavya’yı küçülterek çıkan Miloşeviç, Kosova’nın bağımsızlık görüşmeleri ve mayısta Karadağ’ın bağımsızlığı için yapılacak referandumun sonucunu ise göremedi. Tarihe ‘Balkan kasabı’ diye geçen Sırp lider, suçları karşılığı verilecek ‘dünyevî cezadan’ da kurtuldu... | |
|
| | #17 (mesaj-linki) |
Samarra operasyonu Irak Savaşı’nın 3. yıldönümüne (19 Mart 2003) üç gün kala Amerika, Irak’ta yeni bir askeri operasyon başlatmış bulunuyor. Geçen perşembe günü sabah saatlerinde başlayan ve halen devam eden bu operasyonun adı Swarmer Operasyonu. Swarmer, İngilizce swarm fiilinden türetilen bir isim; swarm da arı ya da böceklerin sürü halinde hareketini ifade ediyor. Bu operasyonda yer alan çok sayıda helikopter ve uçaktan dolayı operasyona işte bu ad verilmiş anlaşılan. Nitekim, bu özelliğinden dolayı operasyon 2003 yılından bu yana yapılan en büyük hava indirme operasyonu ya da saldırısı olarak takdim ediliyor. Takdim eden de operasyonu ifa eden Amerika’nın meşhur 101. Hava İndirme Tümeni sözcüsü. Bu operasyon kartal başlı armalarıyla tanınan 101. Hava İndirme Tümeni’nin 3. tugayına bağlı muharip ve hava operasyon birlikleri ve Irak’ın 4. Tümeni’ne bağlı Iraklı komando birlikleri tarafından birlikte icra ediliyor. Pek uygun düşmediği için bizim Swarmer yerine Samarra operasyonu olarak adlandırdığımız bu operasyona 1.500 civarında Amerikalı ve Iraklı asker, 50 civarında uçak ve helikopter ve 200 kadar taktik muharebe aracı katılıyor. Chinook ağır nakliye ve UH-60 Blackhawk nakliye helikopterlerinin birlik taşınmasında kullanıldığı, AH-64 Apache saldırı helikopterleri ve bazı savaş uçaklarının bunların korumasını yaptığı operasyonun hedefi Bağdat’a 111 kilometre uzaklıktaki Samarra şehrinin kuzeydoğusunda bulunan bir bölge ve bu bölgede bulunan bazı Sünni köyleri. Haberlere göre, bu köyler Cillam, Mamlala, Benat Hasan ve Bukaddu adlı köyler. Bu köyler ve civarlarında yer alan 100 kadar çiftlikte direnişçilerin, yabancı savaşçıların bulunduğu, ayrıca söz konusu mahallerde gizli silah ve patlayıcı depoları ve bomba imalathanelerinin de var olduğu istihbaratı alındığı için işte bu Samarra operasyonu yapılıyor. Operasyonun yapıldığı alan yaklaşık 16X16 kilometrelik düz, çıplak bir alanı kapsıyor. Bu bakımdan alanda direnişçi varsa saklanmaları ya da kaçmaları son derece zor; ama tabii bu husus operasyondan önce saklanmadılarsa, kaçmadılarsa geçerli; aksi halde değil. Nitekim, dün bu yazıyı yazdığımız sırada aldığımız haberlerden operasyon bölgesinde Amerikalıların deyimiyle ‘yüksek değerde hedeflere’ rastlanılmadığı söyleniliyordu. Diğer taraftan, aynı haberlerde silah ve patlayıcı malzeme depolarının bulunduğu, şüpheli görülen 40 kadar köylünün gözaltına alındığı da söyleniyordu. Bu haberler ve bilgiler şüphesiz geçici ve henüz doğrulanmayan haber ve bilgiler. Bu bakımdan ‘ne kadar gerekiyorsa o kadar sürecek’ denilen operasyonu değerlendirmek için nihai sonuçları (ki bunlar da açıklanırsa tabii) beklemek gerekiyor. Samarra operasyonun askeri yönleri hakkında bugün bundan fazlasını söylemek mümkün değil; ama operasyonun vermeyi hedeflediği birtakım mesajlarının olduğunu söylemek de pekala mümkün. Bu mesajların arasında, Amerika’nın direnişçilere karşı yeni bir gövde gösterisinde bulunup, durumu kontrol altında tuttuğunu bir kere daha göstermek istemesi; operasyonu Iraklı askerlerle birlikte yaparak Irak ordusunun güçlendiğini, operasyon yapacak yeteneğe ulaştığını vurgulaması ve son olarak da Irak Savaşı konusunda kamuoyu desteği gittikçe düşen Bush yönetiminin hem Amerikan halkına hem de dünyaya bir tür güven aşılaması çabasının olduğu da söylenebilir. 2003 yılından bu yana yapılan en büyük hava indirme operasyonu olarak takdim edilen Samarra operasyonu, muhtemelen daha önce çok yapılan diğer büyük operasyonlar gibi tartışmalı ve şüpheli sonuçlarla sona erecek ve taraflar bu sonuçlardan kendilerine göre pay çıkarıp kamuoylarını kendi yönlerinde etkilemeye çalışacaklar. Sonuçta bu operasyon da sürpriz olabilecek sonuçlarını bir tarafa koyarsak, uzun vadede diğerleri gibi hafızalarda yer etmeyecek; büyük ölçüde unutulup gidecek bize göre... | |
|
| | #18 (mesaj-linki) |
Öğrenci isyanı, Fransa’yı sarsıyor Fransa’da gençleri ayaklandıran yeni iş yasasını geri çekmemekte ısrar eden hükümete tepki giderek büyüyor. Dün sendikaların verdiği rakamlara göre bir buçuk milyon Fransız ülke genelinde düzenlenen 160 gösteride hükümeti proteste etti. Yasanın geri çekilmesini isteyen işçiler de öğrencilere destek için sokaklara indi. Gösterilerde güvenlik güçleri ve eylemciler arasında yer yer çatışmalar yaşandı. Protestolar karşısında şimdiye kadar ‘diyalog’ çağrısı yapmakla yetinen Fransız hükümeti ise zor günler yaşıyor. Dün bir açıklama yapan öğrenci ve işçi sendikaları, tansiyonu yükseltmekle sorumlu tuttukları hükümeti ve Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ı göreve çağırdı. Tepkiler karşısında giderek popülarite kaybeden Başbakan Dominique De Villepin ise önceki gün üniversite rektörleriyle bir araya geldi. Rektörler, isyanın yatışması için ‘İlk iş sözleşmesi’ yasasının 6 aylığına askıya alınmasını ve gençlerin istihdamı üzerine bir tartışma başlatılmasını önerdi. Görüşmenin ardından yapılan açıklamada “Başbakan’ın önemli bir jest yapmaya hazır olduğu” bildirildi. Protestocu öğrencilerin üniversite ve liselerdeki blokaj eylemi ise sürüyor. Fransa Öğrenciler Ulusal Birliği’ne (Unef) göre ise 60 üniversitede grev var. Bu üniversitelerden 16’sının tamamen kapatıldığı bildiriliyor. Liselilerin de eyleme destek vermesiyle ülkede eğitim durma noktası geldi. Ülke genelinde yüzden fazla lisenin grevden etkilendiği açıklandı. Hafta içi meydana gelen şiddet olaylarında iki yüzden fazla kişi tutuklanmıştı. Gençlerin işe girmesini kolaylaştırmayı hedefleyen CPE, 26 yaşından küçükleri ilgilendiriyor. Yasa, şirketlere işe aldıkları gençleri iki yıl boyunca deneme hakkı veriyor. İki yıl içerisinde şirketler bu kişileri istedikleri takdirde hiçbir gerekçe göstermeksizin işten çıkarabilecek. Uygulamanın daha çok patronların işine yarayacağını öne süren işçi ve eğitim sendikaları, şirketlerin gençleri hiçbir iş garantisi olmaksızın işe alıp çıkaracağı gerekçesiyle uygulamaya karşı çıkıyor. Ağır vergi ve primlerden dolayı zaten kadrolu işçi almak istemeyen şirketler de tecrübesiz gençleri doğrudan işe almaya yanaşmıyor. Fransızların üçte ikisi yasanın iptalini istiyor. Gençlerin isyanı, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi muhafazakar Halk Birliği Hareketi (UMP) hükümeti için kritik bir sınava dönüşmüş durumda. Fransızların üçte ikisi yasanın iptalini istiyor. [UZMANLAR, ÖĞRENCİ KRİZİNİ ZAMAN İÇİN DEĞERLENDİRDİ] Prof. Göle: 68 olaylarına benzemiyor “Fransız toplumu değişimden korkuyor. Bundan dolayı da büyük bir güvensizlik yaşıyor. Gençlerin eylemlerini bunun bir parçası olarak düşünüyorum. Fransa'daki memnuniyetsizliğin, bloke olmuş bir toplumun ve gelecekle ilgili genel bir korkunun ifadesi. Liberalleşmeden ve sosyal güvenceleri kaybetmekten korkuyorlar. Avrupa Anayasası'nı da bu şekilde reddetmişlerdi. Öğrencilerin eylemleri, 68 olaylarına hiç benzemiyor. Çünkü hiçbir ütopi taşımıyor. Gençlik hareketi olarak da ortaya çıktığını düşünmüyorum. Daha çok kendi haklarını korumak ve iş dünyasındaki güvensizlikle ilgili bir durum. Gelecek endişesi var. Bu açıdan 68 hareketine benzetmiyorum. 68'de hayatın bütün safhalarını içine alacak şekilde toplumu değiştirmek isteyen kültürel bir boyutu vardı hareketin. Örneğin, savaşa karşı, kadın-erkek ilişkilerini değiştirmek istiyorlardı. Gençlerin eylemleri ise değişime karşı bir hareket. Fransa'da neo-liberalizm korkusu had safhada. Liberalleşmenin genel güvenceleri yok edeceği endişesi var. Yasa, belki de liberal dünyaya ayak uydurmaları açısından o kadar da aleyhlerine değil. Ama bu korku ile yaşanıyor.” * Prof. Dr. Nilüfer Göle, Paris Sosyal Bilimler Yüksek Etütler Okulu’nda (EHESS) öğretim üyesi. Prof. Kastoryano: Fransa pusulayı şaşırdı “Fransız hükümeti, banliyö isyanının ardından sorunun işsizlikten kaynaklandığını düşünerek işsizlikle mücadeleyi hızlandırdı ve gençlerin işe girmesini kolaylaştırmak amacıyla işverenleri de düşünerek bir yasa hazırladı. Yasanın ne olduğu anlaşılamadı. Başbakan acemice davrandı, sendikalarla, gençlerin temsilcileriyle görüşmedi. CPE, hem şirketlerin hem de işe girme sorunu yaşayan gençlerin çıkarları düşünülerek hazırlanmış bir yasa. Patron, işe alacak ama işine yaramazsa, uygun değilse işten çıkarma hakkı istiyor. Hükümet de bu garantiyi vermek istiyor. Diğer yandan Fransız toplumunun son yıllarda yaşadığı rahatsızlığı görmek gerekiyor. Toplum kontrolünü kaybetmiş durumda. Her şey kırılgan. Toplum ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel açıdan çok zayıfladı. Ülkede bir huzursuzluk hakim. CPE yerine başka bir reform paketi de olsa toplum patlayacaktı. Aslında sorun ne Avrupa ne diğer gelişmeler. Sorun Fransa'nın kendisinde. Fransa çok kötü durumda. Siyasetçilerin derdi sonraki seçimleri kendi iktidarları için hazırlamak. Bugün, gençlerle birlikte hükümeti protesto eden sol da, sendikalar da şimdiye kadar bu konuda hiçbir çözüm getirmedi.” * Fransa Uluslararası Araştırmalar Merkezi'nde çalışan Prof. Dr. Riva Kastoryano, Paris Siyasal Bilimler Enstitüsü ve Harvard Üniversitesi'nde ders veriyor... | |
|
| | #19 (mesaj-linki) |
Cvp: Medya Haber Memura 100 YTL’lik ek artış Meclis Genel Kurulu’nda memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılmasını öngören yasa tasarısının 5 maddesi daha kabul edildi. Kabul edilen maddelere göre, polis ve din görevlilerinin maaşlarında aylık ortalama 100 YTL’lik daha artış yapılacak.Genel Kurulda kabul edilen maddelere göre teknik hizmetler kadrosunda görev yapanlara kurum ayrımı yapılmaksızın ayda yaklaşık 90 YTL ek özel hizmet tazminatı verilecek. Milli Eğitim Bakanlığı’nda ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması durumunda, öğretmenler de sözleşmeli olarak istihdam edilecek. Öğretmenlerin ek ders ücretleri 5 YTL’ye çıkarılacak. 13 maddeden oluşan ve 8’nci maddesine gelinen tasarının görüşmelerine gelecek hafta devam edilecek | |
|
| | #20 (mesaj-linki) |
Cvp: Medya Haber NEVRUZ KUTLAMALARI YİNE OLAYLI ![]() Diyarbakır ve Şırnak'ın Silopi ilçesindeki Nevruz etkinlikleri sırasında bazı kişilerin taş atmaları sonucu 7 polis memuru yaralandı. Diyarbakır üzerinde jet uçakları uçtu. Mersin'de izinsiz gösteri yapmak isteyen 10 kişi gözaltına alındı. İstanbul'daki kutlamaların adresi Zeytinburnu'ndaki Kazlıçeşme Meydanı'nda. Diyarbakır'daki kutlamaları Alman ARD, Japon NHK, Katar El Cezire ile İngiltere BBC Televizyonu'nun da aralarında çok sayıda yabancı gazeteci izliyor Her 15 saniyede 1 çocuk susuzluktan ölüyor. BM Çocuk Fonu (UNICEF), dünyada her 15 saniyede bir çocuğun susuzluk ya da uygun sıhhi tesis eksikliğinden öldüğünü açıkladı.AA-UNICEF, Meksika'nın başkenti Meksiko'da yarın sona erecek 4. Dünya Su Forumu dolayısıyla, Dünya Su Günü'nden bir gün önce yayımladığı bildiride, susuzluk ve uygun tesis yokluğunun çocukların ölümüne yol açmasının yanı sıra okula gitmelerini olumsuz etkilediğini, bunun ise çocukların sefaletten kurtulma şanslarını azalttığını belirtti. Bildiride, "Çocuklar hijyen eksikliğini en pahalı ödeyenlerdir ve bu durumda 400 milyon çocuk vardır. Sıradan ishal, 5 yaş altındaki çocukları diğer hastalıklardan çok daha fazla etkiliyor ve her gün 4 bin 500 çocuğu öldürüyor. Suya bağlı hastalıklar çocukların enerjilerini ve öğrenme kapasitelerini tüketiyor" denildi. Kalkınmakta olan ülkelerde her gün birçok çocuğun okula gidemediği vurgulanan bildiride, çünkü bu çocukların hasta olduğu ve uygun sıhhi tesisler olmadığı için ergenlik çağına gelmiş genç kızların okula gitmekten vazgeçtiği ifade edildi. Bildiride, "Bu koşullarda, çocukların sefaletten kurtulmak için çok az şansları var. Kronik az gelişmişlik kaçınılmaz" denildi. "Kriz döneminde kadınlar tacize daha çok boyun eğiyor". Kadınların, özellikle kriz dönemlerinde, işlerini kaybetme korkusuyla cinsel tacize boyun eğerek sineye çektikleri ve yasal yollara başvurmadıkları bildirildi. Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Bilecik İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Aydemir, cinsel tacizin, cinsiyete dayalı bir ayrımcılık olduğuna işaret ederek, istenmeyen cinsel talepler ile istihdam edilme, yükseltilme ve diğer çalışma haklarının ilişkilendirilmeye çalışıldığını söyledi. Aydemir, araştırmalara göre en çok dullar olmak üzere bunun yanında genç, geçici olarak çalışan, azınlıklara mensup ve özürlü kadınlar ile homoseksüeller ve genç erkeklerin cinsel tacize maruz kaldığını vurguladı. Cinsel tacizi artıran birçok sebep olduğuna değinen Aydemir, şöyle devam etti. "Kadın ve erkekler arasındaki eşit olmayan güç farklılıkları, hızlı kentleşme, kırsal ve kentsel değerlerin çatışması cinsel tacizi artırmaktadır. Mağdurların toplumca suçlu olarak görülmesi, tacizci yerine taciz edilen kadınların suçlu olarak gösterilmesi, dışlanması, işyerinden uzaklaştırılması, başka işyerlerine de alınmaması bir diğer faktör olarak görülüyor. Bunun yanı sıra eğitimsizlik ve bilinçsizliğin de bir diğer faktör olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle kriz zamanlarında kadınlar işlerini kaybetme korkusuyla cinsel tacize boyun eğme, sineye çekme ve yasal yollara başvurmama eylemi gösteriyorlar." Aydemir, Türkiye'de bu konuda sınırlı sayıda bulunan araştırmaların genellikle sağlık sektörü üzerinde yoğunlaştığını belirterek, şöyle konuştu. "Buna göre hemşirelik okulu öğrencilerini kapsayan bir araştırmada, yüzde 53'ünün cinsel tacize maruz kaldığı görülmüş. Ankara'da hemşireler üzerinde yapılan bir araştırmada ise yüzde 75'inin cinsel tacize maruz kaldığı ortaya çıkmış. İki önemli hastanede yine hemşirelerin önemli bir kısmının cinsel tacize uğradığı görülmüş. Bir başka araştırmada da sekreterlerin önemli bir kısmına yönetici ve iş arkadaşları tarafından cinsel tacizde bulunduğu saptanmış." Son Düzenleyen pasaklikedi; 21-03-2006 @ 13:13. Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi | |
|
![]() |
| En popüler 15 etiket
Bu Sayfanın Etiketleri
|
| hemşireler ne iş yapar, hemireliin alma alanlar, irak savaşinda yaralanan öğretmen resimleri ve isimleri, prof. dr. riva kastoryano, savaşlardan kalan malzemeler, zeytinburnundaki tacizci, |
| Konu Araçları | |
Medya Haber Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Hakkında | ThinkerBeLL | Hz. Muhammed | 144 | 1 Hafta Önce 21:54 |
| Peygamberimizin Geleceğe Dair Verdiği Haberler | asla_asla_deme | Hz. Muhammed | 3 | 3 Hafta Önce 01:37 |
| Adnan Oktar (Adnan Oktar Kimdir? - Adnan Oktar Hakkında) | Mystic@L | Edebiyat tr | 3 | 30-01-2008 15:07 |
| İslam Tarihi - Kureyşin Düşmanlığı ve İşkence | thedoctor_611 | Müslümanlık/İslamiyet | 0 | 07-06-2007 18:19 |
| İslam Tarihi - Ayrılık Gününe Doğru | thedoctor_611 | Müslümanlık/İslamiyet | 0 | 07-06-2007 16:24 |
| |||||
| vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc. Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler. Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız. If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately. | |||||