| | #16 (mesaj-linki) |
Küresel Isınma Korkutuyor Biliyor musunuz ? Küresel Isınma Korkutuyor Bilim insanları, Dünya’nın yüzyıl sonuna dek 1.5 ila 4.5 derece ısınacağını öngörüyor. En kötümser senaryoya göre ise Dünya, 22’inci yüzyıla dek 5.8 derece ısınacak. İki ayrı bilim ekibinin ulaştığı ortak sonuç; küresel ısınmayla ilgili zamanın daraldığı şeklindeki endişeleri güçlendiriyor. Geçmişteki sıcaklık artış istatistikleri ve son yıllarda artan karbondioksit salınımı göz önüne alınarak oluşturulan yeni model, şimdiye dek yapılan ısı artış tahminlerini revize ediyor. Sonuçta, Dünya daha hızlı ısınıyor. Çin ve Hindistan ekonomilerinin de gelişmesiyle karbondioksit salınımının iki kat artacağını temel alan son tahminlere göre, küresel sıcaklıklar 1.5 derece ila 4.5 derece arasında yükselecek. Sıcaklıkları artıran iki neden şöyle sıralanıyor; endüstriyel CO2’nin oluşturduğu sera etkisi ve yeryüzündeki buzulların erimesiyle Dünya’nın Güneş ışınlarını yansıtma potansiyelinin düşmesi. Uzmanlar ayrıca, topraktan çıkan karbondiyoksidin de etkisini hesaba kattı. DOĞAL YOLLARLA KÜRESEL ISINMA Bilim insanları, doğal yollarla ekosistemi karışan karbondioksidin de hesaplanması gerektiğini savunuyor. Bunun için, Dünya’nın jeolojik tarihini inceleyen uzmanlar, küresel sıcaklıkların arttığı dönemlerde CO2 salınımının da arttığını gözlemledi. Soğuk dönemlere girildikçe, karbondioksit salınımı da düşüyor. Uzmanlar, sıcaklıklar arttıkça toprak ve denizlerin daha az karbondioksit depoladığını düşünüyor. KENDİNİ TETİKLEYEN SÜREÇ Bu teoriye göre, Dünya öngörüldüğü gibi gelecek yıllarda ısındıkça, daha fazla karbondioksit salınacak ve bu yeryüzünü daha da ısıtan bir döngüyü harekete geçirecek. Fabrikalar, evler ve diğer CO2 üreten unsurların gelecek yıllarda daha aktif olacağı varsayılırsa, sera etkisinin algoritmik olarak artacağı sonucuna ulaşılıyor. Küresel sıcaklıkla karbondioksit salınımı arasındaki ilişkiyi irdelemek için ABD’li University of California-Berkeley ekibi, Antarktika’daki Vostok buzulunun 400 bin yıllık geçmişini inceledi. Avrupalı bir bilim ekibi de geçen bin yıl içinde Kuzey Yarımküre’de etkisini gösteren ‘soğuk dönem’leri incelemeye aldı. ESKİ TAHMİNLER REVİZYONA UĞRADI İki bilim ekibi de aynı önermeye ulaştı; şimdiye dek yapılan küresel ısınma tahminleri, son öngörünün yüzde 15 ila 75 arasında altında kalıyor. Bu şaşma, sıcaklık tahminlerinde 1.6 derece ila 6 derece arasında bir ısı farkına denk düşüyor. Farklı coğrafyalar ve farklı dönemlerin incelenmesi, teoremlerin karşılıklı olarak sınanmasına yardımcı oluyor. KESİN OLMAYAN NOKTALAR VAR Bilim insanları küresel sıcaklıkların nasıl bir seyir alacağını tam olarak kestirmenin mümkün olmadığına işaret ediyor. Tahminlerde dikkat edilen bir husus, geçmişteki süreçlerin gelecekteki süreçlere etkisi. Örneğin, ormanlar ve denizlerin karbondioksit ile ilişkisi, 100 bin yıl öncesindekiyle aynı mı? Bilim insanları bu sorunun yanıtı yüzde 100 kesinlikle veremiyor. Uzmanlar, yeryüzündeki doğal unsurların karbondioksitle ilişkisinin değiştirecek bir neden olmadığı sürece geçmişe ait verilerin gelecek tahminlerine temel alınabileceğini belirtiyor. Avrupalı ekibin başkanı Wageningen Üniversitesi uzmanı Marten Scheffer tahminlerini muhafazakar tutarak bu tür sapmaları en aza indirmeyi hedeflediklerini belirtiyor. Son Düzenleyen GusinapsE; 25-06-2006 @ 18:36. | |
|
| | #17 (mesaj-linki) |
KIZILDERİLİLER DE GÖKYÜZÜNÜ GÖZLEMLEDİNİ BİLİYOR MUSUNUZ ? Kızılderililerin Astronomi Resimleri Bilim insanları, Arizonalı bir kızılderili kabilesinin binyıl önce meydana gelen bir süpernova patlamasını kayalar üzerinde resmettiği düşünüyor. Arizona’da bir dağda bulunan kaya resimlerinde Akrep takımyıldızındaki patlamayı temsil eden bir akrep ve sekizgen bir yıldız bulunuyor. M.S. 1006 yılında meydana gelen süpernova patlamasını, Asya, Ortadoğu ve Avrupa’daki halklar da kendi gözlemledikleri şekliyle resmetmişti. Araştırmayı yürüten New Mexico eyaletindeki Apache Point Gözlemevi uzmanı John Barentine, Arizona’daki White Tank Dağları’nda yürürken tesadüf eseri bir kayaya gözü takıldı. Kayayı inceleyen Barentine, yüzeydeki resimlerin astronomiyle ilgili olduğu sonucuna vardı. Barentine, resimleri süpernova patlamasıyla ilişkilendirmesinin öyküsünü şöyle açıklıyor: “Kayayı bulduğum günlerde M.S. 1006 yılında Akrep takımyıldızında meydana gelen bir süpernova patlamasıyla ilgili bir haber okumuştum, kayadaki akrep figürü aklıma ilk bu olayı getirdi.” PATLAMA BİLGİSAYARDA YENİDEN YARATILDI İncelemeyi genişleten Barentine ve meslektaşı Planetary Science Institute uzmanı Gilbert A. Esquerdo, astronomi simülasyonları kullanak, M.S. 1006 yılındaki süpernova patlamasını bilgisayar ortamında yeniden yarattı. Patlamanın Arizona semalarından nasıl gözlemlenebileceğinin olasılıkları, kaya üzerindeki figürlerle karşılaştırıldı. Bilim insanları, süpernova patlamasının ve akrep takımyıldızının, kayanın bulunduğu bölgeden resmedildiği şekliyle görünmüş olduğu sonucuna vardı. Araştırmasını Kanada’nın Calgary kentinde yapılan American Astronomical Society toplantınsında sunan Barentine, aynı süpernova patlamasının Asya, Ortadoğu ve Avrupa’daki halklar tarafından da farkedildiğini vurguladı. Barentine bölgedeki diğer kayaların incelenmesiyle Arizona kabilelerinin astronomi bilgi düzeyinin ortaya çıkarılabileceği ifade ediyor. KIZILDERİLİLER DE GÖKYÜZÜNÜ GÖZLEMLEDİ Şimdiye dek Kızılderililerin astronomi gözlemleri yaptıklarına dair çok az maddi kanıt bulunmuştu. Kızılderililer, gökyüzündeki olayları kendi pagan inançları doğrultusunda yorumluyor, masalsı açılımlar üretiyorlardı. Kızılderililerin şamanları, gök olaylarını geleceği tahmin etmede kullandıkları da biliniyor Son Düzenleyen GusinapsE; 25-06-2006 @ 18:36. | |
|
| | #18 (mesaj-linki) |
Sİnekler Duvarda Nasıl yürüyoru Bİliyor musunuz? Sinekler Duvarda Nasıl Yürüyor Biliyor musunuz? Sinekler ayaklarındaki yapışkan sıvı ile yüzeye tutunuyor. Yapışmayı önlemek için ise, kıllarıyla silerek ayaklarını temizliyorlar.Örümcek Adam gibi duvarda yürümek şimdilik hayvanlara mahsus bir özellik. Duvarda yürümek için ayakların yüzeye yapışması, vücut ağırlığının dengede olması gerekiyor. Sineklerin tüm ayakları yüzeye yapışabiliyor. Sineğin ayağını yüzeye yapışmasını kıllar sağlıyor. Bu kıllar şeker ve yağdan oluşan bir yapışkan madde üretiyor. Almanya’nın önde gelen araştırma kurumu Max Planck Institute, 300’den fazla duvarda yürüyebilen böcek ve sinek türünü inceledi. Bu türlerin tümü de arkalarında bu yapışkan sıvıdan oluşan bir ‘ayak izi’ bırakıyor. Araştırmayı yürüten Stanislav Gorb, yeryüzünde bu özelliğe sahip 1 milyondan fazla böcek türü olduğunu ve çoğunluğunun bu yapışkan sıvı sayesinde duvarda yürümeyi başardığını tahmin ediyor. YÜZEYE YAPIŞIP KALMIYORLAR Sinekler ayaklarındaki yapışkanlı sıvıyla duvara tutunarak yürüyor. Ayaklarındaki sıvının yanı sıra minik pençeleri de duvarda yapışıp kalmalarını önlüyor. Sinekler yapışıp kalmamak için itmek, ayaklarını döndürmek, kıllarını sıvamak gibi çeşitli teknikler kullanıyor. Ayak kılları ve yapışkan sıvı sinekleri yerçekimine karşı koyarak duvarda yürümelerini sağlıyor. SİNEĞİN İNSANA ÖĞRETTİĞİ İnsanların sineğin doğasından nasıl yararlanabileceğine gelince, gelecekte üretilecek robotların benzer bir teknolojiyle duvarda yürümesi sağlanabilir. Halen ABD’de Case Western Reserve Üniversitesi uzmanları da Gorb ve ekibinin bulgularından yararlanarak duvarda yürüyebilen bir robot geliştiriyor. Bu robotun da ayaklarında kıllı doku ve yapışkan sıvı bulunuyor. Son Düzenleyen GusinapsE; 25-06-2006 @ 18:37. | |
|
| | #19 (mesaj-linki) |
Tamamıyla İnsanmıyız ? Tamamıyla İnsan Mıyız? İnsan bağırsağında bulunan yüzlerce bakteri türünün DNA’sını inceleyen bilim insanları, ‘bütünüyle insan olmayabiliriz’ fikrini tartışıyor.WASHINGTON - Yetişkin bir insanın vücudunda bini aşkın türe ait yaklaşık 100 trilyon adet bakteri bulunuyor. Bu bakteriler, vücudun sindirim ve bağışıklık gibi çok önemli sistemleri için büyük önem taşıyor. Bilim insanları, insan ve bakterileri ‘karşılıklı olarak birbirine muhtaç organizmalar’ olarak niteliyor. Bazı bilim insanlarına göre, insan hücreleri de birer bakteri özelliği gösteren organizmalar. ABD’de faaliyet gösteren, ‘The Institute for Genomic Research (TIGR)’ adlı kuruluşun yaptığı araştırmaya göre, bakteriler hastalık, beslenme, obezite gibi sağlık sorunlarında önemli ipuçları sağlayacak. Uzmanlar, insan vücudundaki bakterilerin alınan ilaçların bünyede en yararlı biçimde nasıl kullanılacağı konusunda dahi önemli bilgiler sunduğunu vurguluyor. İNSAN VÜCUDUNDAKİ BAKTERİLER New York State Üniversitesi uzmanı Steven Gill, insan vücudunun bir tür bakteri ve insan hücresi karışımı olduğunu, hatta bazı tahminlere göre vücuttaki hücrelerin yüzde 90’ının ‘aslında bakteri olduğunu’ öne sürdü. Gill, “Bünyemizin iyi bir durumda olması, tamamıyla bu mikrobik popülasyona bağlı, bakteri popülasyonundaki değişiklikler, yararlı mikropların vücudumuzdaki varlığı veya yokluğu gibi sonuçlara yol açıyor ve bu metabolizmada hastalıkları tetikleyebiliyor” görüşünü dile getirdi. Bakteriler, ince ve kalın bağırsakta, doğumdan sonra kolonileşmeye başlıyor ve yetişkinlerde yaklaşık 1.000 türe kadar bir çeşitliliğe ulaşabiliyor. Bakteriler, vitaminler, şekerler ve lifler dahil, besinlerin sindirilmesine yardımcı oluyor, insan organizmasının sentezleyemediği bazı vitaminleri sentezliyorlar. Gill’e göre insanoğlunun milyonlarca yıllık evrimi, vücuda hayati derecede önemli katkılarda bulunan bu bakterilerle birlikte gerçekleşti. ‘BAKTERYEL DNA’LAR SÜRPRİZİ İnsan dışkısındaki DNA’ları inceleyen Gill, büyük bir sürprizle karşılaştıklarını ifade ediyor. Gill ve ekibi DNA’ların önemli bir bölümünün bakterilerden kaynaklandığı sonucuna vardılar. Bilinen bakterilerden gelen gen zincirlerini insan genleriyle karşılaştıran ekip, bağırsakların aşağı kısmındaki genetik çeşitliliğin oldukça yüksek olduğunu ve bu bölgede, insan genlerinden iki kat daha fazla, 60 bin’in üzerinde gen bulunduğunu ortaya çıkardı. Bağırsaktaki DNA sarmallarının yalnızca yüzde 1 ila 5’inin bütünüyle ‘bakteriyel olmadığını’, gerisinin bakterilerle bir bağıntısı olduğunu kaydeden Gill, “İşte bu insan vücudu hakkında çok önemli bir bulgu” yorumunda bulundu. YENİ DENEYLER YOLDA Bilim insanları, insan vücudunda ayrıca, ‘Archaea’ adı verilen genetik açıdan bakteriden farklı ve doğada, sıcak su kaynakları gibi marjinal ortamlarda yaşayan tek hücreli canlıların da şaşırtıcı derecede çok sayıda var olduğunu ortaya çıkardı. Bilim insanlarının kullandıkları denekler, analizlerin yapılması öncesinde 1 yıl boyunca antibiyotik veya bakterileri rahatsız eden diğer tip ilaçlardan almadı. Üç denek üzerinde çalışan Gill ve ekibi, farklı etnik geçmişlere, farklı beslenme, içme ve sigara alışkanlıklarına sahip 30 insan üzerinde araştırmalar yapmanın daha kesin sonuçlar doğuracağını düşünüyor. Ekip ayrıca, insanın ağzındaki 800’den fazla türe sahip bakteriler üzerinde de çalışacak. Son Düzenleyen GusinapsE; 25-06-2006 @ 18:37. | |
|
| | #20 (mesaj-linki) |
Keops Piramidi'nin Özelliklerini Biliyor musunuz? Kahirede bulunan KEOPS PİRAMİDİ nin 12 ton ağırlığındaki 2,5 milyon bloktan oluştuğunu,günde 10 blok yerleştirilmesi halinde yapımının 664 yıl süreceğini, -Piramidin üstünden geçen meridyenin,karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü,ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında olduğunu, -Yüksekliğinin(164m),bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasında ki uzaklığı verdiğini, -Taban alanının,yüksekliğin iki katına bölünmesiyle Pİ(3.14) sayısını verdiğini, -Piramitlerin içerinde ultrasound,radar,sonar gibi cihazların çalışmadığını, -Kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içerisinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulundunğunu, -Piramidin içerisinde sütün,bir kaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini, -Bikilerin piramidin içerisinde daha hızlı büyüdüklerini, -Çöp bidonu içerisinde ki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştığını, -Kesik,yanık,sıyrık,vs yaraların piramidin içinde daha hızlı ve çabuk iyileştiğini, -Piramidin içinde göreli olarak,yazın soğuk,kışın sıcak bir havanın olduğunu -Piramidin kimin adına yapıldıysa,onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini,bu günlerden iri doğduğu,diğeri tahta çıktığı günler olduğunu, -Temelinin her köşesi 51 derece, 51 dakika, 14 saniyedir. -Bu eserin yapımında kullanılan temel ölçü birimi 636.66 mm'ye denk gelen piramit kübiti dir -Dünyanın merkezinden kutba uzatılan yarıçap 6357 km'dir. bu da bir piramit kübitinin 10 milyon katına eşittir. -Piramidin temel kenarının uzunluğu 365.25 "piramit kübiti"dir. bu da, dünyann güneş yılının gün sayısına eşittir, -Yapımında yaklaşık 2.500.000 blok granit ve kireçtaşı kullanılmıştır. bu taş blokların her birinin ağırlığı 2 tondan 70 tona kadar değişmektedir. milimetrelik bir orandaki titizlikle özel boyutlarda kesilen tüm bu bloklar, birbirleri ile o denli hassas bir şekilde birleştirilmişlerdir ki, bloklar arasından saç teli bile geçemeyecek derecede, hiçbir boşluk bırakılmamıştır. bu birleştirilme işleminde hiç harç kullanılmamıştır. Son Düzenleyen GusinapsE; 25-06-2006 @ 18:38. | |
|
![]() |
| En popüler 15 etiket
Bu Sayfanın Etiketleri
|
| bilimsel yollarla geleceği tahmin et, yeryüzündeki doğal insan resimleri, |
| Konu Araçları | |
Absürd Ansiklopedi / Bunları biliyor musunuz? Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Ansiklopedi Nedir? Ansiklopedi Hakkında | ThinkerBeLL | Edebiyat Köşesi | 2 | 29-05-2008 10:08 |
| |||||
| vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc. Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler. Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız. If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately. | |||||