Sağlıklı Beslenme Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: GLOBAL :: > Sağlıklı Yaşam
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 24-03-2009   #11 (mesaj-linki)
MaRCeLLCaT - avatarı
Cvp: Sağlıklı Beslenme



Sağlıklı Beslenme Önerileri

Şişman olmamak ve sağlıklı beslenmek için neler yapabiliriz?

Bol miktarda taze meyve ve sebze yiyin. (günde en az 6 porsiyon)

Günde 3 ana öğün yapın. Ayrıca 2-3 ara öğünle beraber günde toplam 5-6 öğün mutlaka düzenli olarak tüketin Öğün atlamayın ve ağır yiyeceklerin (çok yağlı, kremalı) öğünlerden uzak durun.

Basit karbonhidratlar tüketiminizi azaltın.(şeker gibi)

Lif içeriği yüksek besinler tüketin. (sebze, meyve, tahıllı-kepekli ekmekler, kurubaklagiller)

Haftada bir gün kurubaklagil tüketin.

Süt ve ürünlerinin (yoğurt, peynir) az yağlı olanların tüketmeye özen gösterin.

Balık, tavuk ve hindiyi (derileri alınmış) kırmızı ete tercih edin.

Masadan tuzluğu kaldırın. Günlük tükettiğiniz tuz miktarı bir çay kaşığını geçmesin.

Mümkün olduğunca kızartmalardan ve kavurmalardan uzak durun. Haşlanma, buğulama, fırında ya da ızgara yiyecekleri tercih edin.

Katı yağ (tereyağı, margarin) kullanımını azaltın, katı yağlar sıvı yağların (zeytin yağı, fındık yağı gibi) kullanımını tercih edin.

Çok hızlı yemek yemeyin, böylece daha az ve daha keyifli yediğinizi fark edeceksiniz.

Alkol almadan önce iyi düşünün. Çünkü, alkolün kalorisi yüksektir, yağ depolanmasını arttırır ve yemeklere karşı iradenizi zayıflatır.

Günde 8-10 bardak su için, öğünlerden önce içeceğiniz 1-2 bardak su kendinizi daha fazla ve daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar.

Öğünlere kremasız bir çorba ile başlayabilirsiniz. Bu yavaş yemenizi sağlar ve tokluk hissi verir.

Karşı koyamadığınız yiyecekleri sofranızdan tamamen uzaklaştırın.

Abur-cuburu tamamen kaldırın çünkü ne kadar yediğinizi takip edemezsiniz.

Başkalarının tabağında kalanları sakın yemeyin.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 28-06-2009   #12 (mesaj-linki)
Sedef 21 - avatarı
Cvp: Sağlıklı Beslenme

Okula giden çocuk nasıl beslenmeli?

Demir, beyne oksijen taşınmasını, dolayısıyla beynin çalışmasını sağlıyor.


Okula giden, sınava hazırlanan çocuklar verimli olabilmek için öğünlerinde demirden zengin olan kırmızı et, yumurta, kuru baklagilller, pekmez, kuru kayısı, koyu yeşil yapraklı sebzeleri yeterince almalı
Çocuğunuza sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak istiyorsanız buna küçük yaşlardan başlamalısınız. Özellikle tost ve hamburger, patates kızartması, kolalı içeceklerin bulunduğu kantinlerden karnını doyurmasındansa beslenme çantası alışkanlığı kazandırın. Çocuğunuzun beslenme çantasında öğle yemeğine kadar arada yiyebileceği bir meyve, öğle yemeğinde ekmeğinin arasına konulacak peynir veya et/tavuk yanında bir kutu ayran veya bir kutu süt, yanında kuru meyveli bir-iki dilim kek veya evde yapılmış börek konulabilir. Özel Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü`nden Diyetisyen Aşke Korkmaz ve Ayça Ilıca, yaşa göre beslenmenin nasıl olması gerektiği konusunda bilgi verdi.
Bebeklik döneminde beslenme nasıl olmalı, nelere dikkat edilmeli?
İlk altı ay önerilen tek şey anne sütüdür. Anne sütü kadar kaliteli, ekonomik ve pratik başka bir besin daha yoktur.
Altıncı aydan itibaren bebeklerin gerek enerji gereksinimlerinin artmış olması, gerekse fizyolojik değişikliklerinin karşılanması amacıyla ek besinlere geçilmeli. Bu sayede değişik tatlarla tanışan bebekler sonraki aylarda yeme alışkanlığını kolay kazanırlar. Elbette bu besinler bebeklerin ayına uygun şekilde sıralandırılarak verilmeli . Besleyici değeri yüksek ama alerji yapma niteliği az olan besinler ön planda tutulmalı. Elma ve şeftali gibi asitsiz taze meyve suları veya bu meyvelerin püresi, patates, havuç gibi gaz yapmayacağı bilinen sebzelerle başlamak üzere hazırlanan sebze çorbaları veya sebze püresi, pirinçli çorbalar, yoğurt, peynir, pekmez, ekmek, yumurta bebek beslenmesinde kullanılan ek gıdalar. Bu besinler bebeğin ayına göre sırasıyla beslenmesine eklenmeli.
Annelerin bebekleri için hazırladıkları yemeklerde kullandıkları malzemelerin mevsiminde olmasına dikkat edilmeli, ayrıca hazırlama aşamasında gerekli olan hijyen kurallarına uyulması da çok önemlidir.
Gıdaların teker teker denenmesi, hem oluşabilecek alerjik reaksiyonun fark edilmesinde hem de lezzetinden hoşlanılmayan gıdanın tespitinde fayda sağlar. Bal, alerji yapma olasılığı nedeniyle iki yaşından önce tercih edilmemeli.
Peki çocukluk döneminde nelere dikkat edilmeli?
Çocukluk dönemi çok geniş bir aralığı içine alır. Bir yaşını tamamlamış olan ve herhangi bir sağlık sorunu olmayan bir çocuğun artık bütün besin gruplarını tüketebilecek hale gelmiş olması gerekir. Anne sütü alımı varsa bir yaşa kadar buna da devam edilmesi tavsiye edilir.
Bir-beş yaş arası olan ve okul öncesi dönem olarak da adlandırılan dönemde evde kazanılan doğru beslenme alışkanlıkları, okul dönemindeki alışkanlıkları ve yetişkin olduklarındaki oluşabilecek sağlık sorunları arasında yakın bir ilişki vardır. Bu dönemde doğru beslenme alışkanlıkları kazanma konusunda anne, baba ve aile büyüklerinin örnek teşkil etmeleri önemli. Bu yaş grubunda günlük olarak her besin grubundan tüketmesi sağlanmalı, günlük beslenme düzenleri ona göre ayarlanmalı. Tabii ki yapılacak fiziksel aktivite varsa bu da almaları gereken besin miktarlarını etkiler. Besin grubu olarak; süt ve ürünleri, et grubu, sebze meyve grubu, yağ grubu ve tahıllar yer almalı.
Okul çağı döneminde özellikle dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğun mutlaka kahvaltı yaptırılıp okula gönderilmesidir. Ayrıca okul kantinlerinde ve yemekhanelerinde verilen yemek çeşitliliği de önemli. Bu yaş grubuna özel olarak hazırlanmış mönülerin uygulanması gerekir. Bu dönemde yanlış kazanılan beslenme alışkanlıkları ileriki yaşlarda birçok hastalığa yakalanma riskini arttırır.
Çocukların kahvaltısı nasıl olmalı?
1-2 dilim peynir çeşidi, tam tahıllı ekmek, zeytin, pekmez-bal, süt, haftada iki - üç kere yumurta veya omlet, taze meyve, evde yapılmış kuru meyveli kek veya börek çocukların kahvaltılarında olabilecek gıdalardır.
Okul çağı çocukları nasıl beslenmeli?
Bu yaş grubu çocukların oldukça aktif oldukları ve gelişimlerinin en yüksek düzeyde seyrettiği düşünülerek gereksinimleri karşılayacak hem besleyici değeri yüksek hem de çocukların severek tüketebileceği gıdalarla beslenmesi gerekir. Her zaman olduğu gibi her öğün kendi içerisinde yeterli miktarlarda karbonhidrat, protein ve yağ içermeli. Mutlaka kahvaltı arkasına ara öğün, öğle yemeği, bunu takip eden bir veya iki küçük ara öğün ve akşam yemeği, okul çocuğunun gereksinimlerini karşılayacak yemek sistemidir. Özellikle çocukların ana öğünlerde temel besin grubumuz olan ekmek ve ekmek türevi olan çorba, pilav makarna gibi gıdalar, et/tavuk haftada en az bir gün balık ve mevsiminde olan herhangi bir sebze yemeği, bunun yanında oldukça önemli kalsiyum kaynakları olan süt ve yoğurt hem ana öğünlerde hem de ara öğünlerde tükettirilmeli.
Çocuğun beslenme çantasında neler olmalı?
Çocukların her öğününde karbonhidrat-protein- yağ dengesinin olması istenir. Eğer çocuk kahvaltısını evde yapıp çıkıyorsa, öğle yemeğine kadar arada yiyebileceği bir meyve, öğle yemeğinde ekmeğinin arasına konulacak peynir veya et/tavuk, yanında bir kutu ayran veya bir kutu süt, yanında kuru meyveli bir-iki dilim kek veya evde yapılmış börek, beslenme çantasına konulabilecek alternatifler olabilir.
Sınavlara çalışan çocukların özel bir beslenme şekli olmalı mı? Zihin açıcı bir beslenme tarzı var mı?
Demir, beyne oksijen taşınmasında, dolayısıyla beynin çalışmasında çok önemli role sahip. Bu sebeble beslenmenizde demirden zengin olan kırmızı et, yumurta, kuru baklagilller, pekmez, kuru kayısı, koyu yeşil yapraklı sebzeler yeterince olmalı. Tüm gün boyunca zihinsel potansiyeli aynı seviyede koruyabilmek için az yağlı yiyecekleri ve günde dört-beş öğünlük beslenmeyi tercih etmek gerekir. Böylece gün içinde yorgunluk, uyuklama ve zihinsel potansiyelin düşmesi engellenmiş olur.
Sağlıksız beslenen bir çocukta ne tür sorunlar görülebilir?
Sağlıksız beslenen çocuklarda görülebilecek en büyük sağlık sorunu çağımızın hastalığı obezite ve ardından gelebilecek obezitenin yol açtığı genç yaşta oluşabilecek kalp damar hastalığı, diyabet, tansiyon, böbrek fonksiyonlarında bozukluk, mide rahatsızlıkları, demir eksikliği ve bu eksikliğin neden olabileceği birçok hastalık görülebilir. Bunun yanı sıra yetersiz beslenme sonucu gelişim bozuklukları ve konsantrasyon problemleriylede sıklıkla karşılaşılmaktadır .
Kışın sıkça enfeksiyon hastalıklarına yakalanılabiliyor. Çocukları bunlardan korumak için nasıl bir beslenme tarzına ağırlık verilmeli?
Öncelikle yeterli ve dengeli beslenme her zamanki gibi koruyucu yöntem. Bunun yanı sıra antioksidanlardan zengin mevsim meyve ve sebzelerinin yeterli miktarlarda tüketilmesi enfeksiyonlara karşı savunma sistemine destek olur.
Ergenlik döneminde nasıl beslenilmeli?
Bu çağda, hızlı büyüme ve gelişme nedeniyle çocukların enerji, protein, vitamin ve mineral gereksinimleri yetişkinlere oranla daha fazladır. Bu nedenle, bu geçiş döneminde gencin yaşam şekli, bilgisizlik nedeniyle kazanılan yanlış beslenme alışkanlıkları gerek kısa sürede gerekse daha ileriki yıllarda ortaya çıkabilecek çeşitli sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Yetersiz ve dengesiz beslenme büyümeyi yavaşlatır, bazı beslenme bozukluğu hastalıklarına neden olur, bulaşıcı hastalıklara karşı direnci düşürür. Genel olarak ülkemizde çocuk ve gençlerde yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı olarak görülen sağlık sorunları; zayıflık, şişmanlık, bu iki durumun oluşturduğu komplikasyonlar, yetersiz veya fazla besin öğesi alımları, guatr, anemi ve diş çürükleridir.
Besin çeşitliliği sağlayın
20`li yaşlar ve sonrasında beslenme nasıl olmalı?
Yetişkin bir bireyin günlük besin alımını birçok faktör etkiler. Bu faktörler arasında; cinsiyet, yaş, fiziksel aktivite, kişinin sağlık sorunu olup olmaması sayılabilir.
Günlük enerji alımı yaşla birlikte her 10 yılda yaklaşık yüzde iki azalır. Bunu göz önünde bulundurarak günlük besin alımınızı kontrol altında tutmanız gerekir. Bunun için,
Her öğüdünde tüm besin gruplarından yemeye çalışın.
Besin çeşitliği yapın.
Fazla kilonuz varksa verin. Ağırlığınıza dikkat edin.
* Fiziksel aktiviteyi ihmal etmeyin.
Günlük beslenmede şeker ve tuz alımını azaltın.
Alkol alıyorsanız mutlaka azaltma yoluna gidin.
Günlük beslenmenize sebze ve meyveyi mutlaka ekleyin.
Süt, yoğurt, peynir gibi ürünlerin az yağlı olanlarını tercih edin.
Herhangi bir sağlık sorununuz varsa tedavi olun.
İştahsız çocuğa yemesi için ödül teklif etmek doğru değil
Çocuk iştahsızsa ne yapmalı?
Anneleri en çok üzen ve telaşlandıran konulardan bir tanesi çocuklarının yemek yememesidir. `Çocuğumu doyuramıyorum, aç kalıyor` düşüncesiyle ne yapacaklarını şaşıran anneler, doğru sandıkları birçok yanlış yaparak yemek yemeği ya çocukları için işkence haline getirirler ya da kendileri için büyük bir tehdit unsuru oluştururlar.
Çocuklarda iştahı etkileyen en büyük etkenlerden biri öğün aralarında abur cubur yemeleridir. Bu tip durumlarda çocuk, sofra düzenine alıştırılmalı. Çocuğunuz bir yaşına geldiğinde aile sofrasına oturmalı ve yemek zamanının aileyle biraraya gelinen, eğlenceli bir vakit olduğunu öğrenmeli.
Tabağını çok doldurmayın
Çocuğunuzun gereksinimlerini karşılayacak küçük ara kahvaltılar ya da meyveler, kahvaltıyla öğle yemeği arasında, öğle yemeğiyle akşam yemeği arasında verilebilir. Ancak bu öğünler iştahı kapatacak miktarda ve ana öğün saatine çok yakın olmamalı.
Ayrıca yemek tabaklarının çocuğunuzun ilgisini çekecek tarzda renkli ve eğlenceli olması, tabağına yiyebileceği kadar yemek konması çocuğunuzun çok daha istekli yemek yemesini sağlar.
Çocuğunuzla alışveriş yapma, sofra hazırlanırken yardım isteme, hatta onun da yemek hazırlanmasında katkıda bulunması yemek yeme isteğini artırır.
Yemek öncesi çocuğunuzun hem temizlik hem de kendisini daha zinde hissetmesi için elini, yüzünü yıkaması faydalı olur. Çocuğunuz çok yorgun ve uykusuzsa yemek yemesi için ısrarcı olmayın.
Eğer çocuğunuz yemek yemeyi reddediyorsa bunun birçok farklı nedeni olabilir. Bunlardan bir tanesi genellikle çocuğun dikkatleri üzerine çekerek herkesin kendisiyle ilgilenmesini sağlama çabasıdır. Böyle bir durum varsa yemeyi reddeden çocuğunuza, tabağındakileri bitirmesi konusunda ısrarlı ve tepkili davranmak yerine, `peki` diyerek, onunla ilgilenmeyin, bundan ne kadar endişe duyduğunuzu hissettirmeyin. Aksi halde çocuğunuz bunu bir koz olarak görür ve istediği bir şeyi yaptırmak için yemeği reddetme yoluna gider.
Yemiyorsa zorlamayın
Yemek istemediğinde tabağındakileri bitirmek zorunda olmadığını, aç değilse daha sonra da yiyebileceğini söyleyin. Tabağını yarım saatten fazla önünde tutmayın. Ancak bu tavrınızda tutarlı olun. Tabaktakileri bitirmesi için ödüller koymak ya da baskıcı, ters tavırlar içine girmek, zorlamak, kandırmak çocuk üzerinde yemekle ilgili kötü çağrışımlara yol açar. Çocuğunuzun yemeği reddetmesindeki diğer en önemli neden ise iştahsız olmasıdır. Özellikle hasta ve ateşi yükselmişse, diş çıkartıyorsa, yorgun ya da uykusuzsa, düzeni değişmişse çocuğun iştahı azalabilir. Telaşlanmadan hacmi küçük ama içeriği ihtiyaçlarını karşılayacak, yemekten hoşlanacağı şeyleri eğlence. Ancak ısrarcı olmayın. Tüm bunlara rağmen çocuğunuz da kilo kaybı gözlemliyorsanız, yemeği şiddetle reddediyor ve yediklerini çıkartıyorsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurun.


HATİCE YAŞAR- RADİKAL
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 10-07-2009   #13 (mesaj-linki)
reyan - avatarı
Cvp: Sağlıklı Beslenme

HAFIZAMIZI GÜÇLENDİREN 4 YİYECEK
Unutkanlığınız o kadar ilerledi ki artık tedirginlik olmaya başladınız. İşte hafızanızı güçlendiren 4 yiyecek;
Birçok insan kas yapmak ya da kilo vermek için beslenmesine zaman zaman dikkat ederken, hangi yiyeceklerin hafızasını güçlendireceğine bakmaz.

Hafızayı güçlendiren bu yiyeceklerin yanında, yemeğin miktarı da hafızanın güçlenmesinde büyük rol oynuyor. Çok az yemek açlıktan dolayı aklınızın başka yerde olmasına neden olurken çok fazla yemek ise uykunuzu getiriyor.
Uzmanlara göre, hafızayı güçlendiren yiyecekleri bir arada yemek ve uygun yemek porsiyonlarını tüketmek size maksimum sonuç verecek. Foxnews’te yer alan habere göre, hafızanızı güçlendirmenize yardımcı olacak 4 önemli yiyecek:
Somon balığı: İyi bir Omega 3 yağ asiti kaynağı olan somon balığı, aynı zamanda protein deposudur. Omega 3 yağ asitleri beyin fonksiyonları ve gelişimi için gerekli olduğu kaydediliyor. Yapılan çalışmalar da, balık yağında bulunan DHA isimli yağ asitinin hafızanın performansının gelişimi ve tamiri için faydalı olduğunu gösterdi.
Keten tohumu, ceviz, somon balığı, soya fasulyesi, karides, pisi balığı ve kış kabağı gibi diğer bazı yiyecekler yüksek oranda omega 3 yağ asitleri içeriyor.
Ayçiçeği tohumu: Sağlıklı yağlar içeren yer fıstığı beslenmenizde olması gereken besinlerden biri, ancak birçok insan tohumların da bu kategoride olduğunu unuttuğunu açıklayan uzmanlar, ayçiçeği tohumlarının E vitamini bakımından zengin olduğu için sadece 30 gramının günlük ihtiyacınızın yüzde 30′unu karşıladığını söylüyorlar. Ayrıca, E vitamininin yaşa bağlı olarak hafızanın zayıflamasını azaltmaya yardımcı olduğu belirtildi.
Diğer E vitamini kaynağı yiyecekler ise şunlar: Buğday yağı, kuru badem, aspir yağı, fındık, yer fıstığı ezmesi, ıspanak, brokoli, kivi ve mango.
Yaban mersini: Tüm mersin meyveleri sağlığa yararlı olduğu gibi, yaban mersininin de hafızayı güçlendirme etkisi bulunuyor. İçeriğindeki fotokimyasal, yaşa bağlı hafıza zayıflığını geri çevirmede önemlidir. Buna ilave olarak, yaban mersinlerinin, glisemik indeks skalasında alt derecede yer alması mersinleri kan şekeri seviyesini kontrol etmeye çalışanlar için de iyi bir meyve seçeneği haline getiriyor.
Yağsız et: Makul porsiyonlarda yenmesi halinde yağsız et, içerdiği demirden dolayı hafızanızı geliştirmede faydalıdır. Et tüketiminin az olması durumunda demir eksikliği beyin fonksiyonlarına olumsuz bir etki yapar, öğrenme yeteneğini zayıflatır, hatta Alzheimer hastalığının gelişme riskini artırır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 26-08-2009   #14 (mesaj-linki)
reyan - avatarı
Cvp: Sağlıklı Beslenme

Oruç tutarken siesta yapın

Uzun günlerde oruç tutmanın, önümüzdeki 8 yıl boyunca devam edeceğini anlatan Prof. Dr. Bingür Sönmez, "Ağustos sıcakları ile uzun günlerin birleşimi, oruç tutacak olan kişilerin bu yıl daha dikkatli olmasını gerektiriyor. Çünkü vücudun sıvı ve tuz kaybı nedeniyle sağlıklı kişilerde bile tansiyon, kalp ritminde bozukluk, baygınlık ve kan şekerinde düşme gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bunun için bu uzun günlerde gündüz en az iki saat uyumak çok önemli. Ramazan boyunca iki saatlik siesta, vücudun su ve elektrolit kaybını önlemek bakımından çok önemli" dedi.

Açlık süresinin 15 saat olması ve sıcakların, vücutta su ve tuz kaybına neden olacağını kaydeden Prof. Dr. Bingür Sönmez, bu nedenle oruç tutacak sağlıklı kişilere gündüz mutlaka siesta yapmalarını önerdi. Sönmez, "Gündüz iki saatlik uyku uzun süreli açlıktan metabolizmanın daha az etkilenmesine yardımcı olacağı gibi kalbe de çok iyi gelecektir. Akdeniz ülkelerinin bir geleneği olan siesta denilen öğle uykusu alışkanlığının olduğu ülkelerde, kalp hastalıklarının düşük olması dikkat çekici bir durumdur.

Öğle saatlerinde ya da öğle sonrası bir saatlik uyku, son derece dinlendiricidir ve vücuttaki bütün stresi alır. Uyuduktan sonra geri kalan zamanı daha verimli değerlendirmeyi sağlar. Öğle uykusu uyuyanların uyumayanlara göre kalp krizi geçirme riski yarı yarıya düşmektedir. Çünkü uykuda beden ile birlikte ruhsal dinlenme de vardır. Fizik olarak uykusuzluğa dayanılabilir ama ruhsal olarak dayanmak mümkün değildir. Ruhsal gerilim de vücutta zararlı hormonların salgılanmasına neden olur bu da kalp krizi riskini tetikler.Eğer hafta içi gündüz uykusu mümkün değilse hafta sonu çok iyi uyumaya özen gösterilmelidir" şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Bingür Sönmez, Ramazanda öğünlerin sayısının azalması nedeniyle metabolizmanın olumsuz etkilenebileceğini ifade ederek, "Bu nedenle özellikle kalp sağlığı açısından iftarda, 'acıktım', sahurda 'acıkırım' korkusu ile tıka basa yemek, mide ve kalbe baskı yapar, bu açıdan kişiye zarar verir. Bu nedenle iftarda da bir çorba başlanmalı bir komposto veya sütlü tatlı yedikten sonra teravih namazına gidip döndükten sonra tamamlayıcı hafif bir yemek yenmeli. Sahurda mümkün olduğu kadar tuzlu ve tatlı olmayan doyurucu değeri olan yemekler seçilmeli. Bu şekilde Ramazanda da üç öğün yemek yenmiş olacak ve vücut olumsuz etkilenmeyecektir" diye konuştu.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 1 Hafta Önce   #15 (mesaj-linki)
ByN_AxHi_LaDy - avatarı
Cvp: Sağlıklı Beslenme

SAĞLIKLI BESLENME

Konuyu Hazırlayan:Hem.Yasemin Yazgünoğlu
Sağlıklı beslenme yeterli ve dengeli beslenmedir.Vücudumuzu oluşturan hücrelerin düzenli ve dengeli çalışması için besin öğelerinden yani yağlar, karbonhidratlar, proteinler, vitaminler ve minerallerden yeterli miktarda almalıyız. Vücudumuzun tüm besin maddelerine ihtiyacı vardır. Tek taraflı beslenmek yani sadece protein veya karbonhidratla beslenmek yanlıştır. Dengeli beslenerek vitaminler, mineraller ve lifler gibi önemli besin maddelerinden de almış oluruz.

Beslenme Piramidi



Beslenme piramidi 5 ana besin grubunu içerir. Piramit en altta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken karbonhidratlarla başlar ve daha az tüketilmesi gereken gıdalara doğru gider. Bu besin grupları karbonhidratlar, mineraller, proteinler, yağ ve şekerdir.Beslenme piramidi gıdaların doğru seçimi için rehberiniz olmalıdır.


Karbonhidratlar:Alt grupta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken gıdalardır. Karbonhidratlar pirinç, bulgur, makarna gibi tahıllardır.

Mineraller: Sağlıklı yaşam için gereklidir. Mineraller (kalsiyum, bakır, iyot, demir, çinko vb.) sebze ve meyvelerde bulunur, hücre korunması ve sağlıklı diş, kemik, cilt yapısı için önemlidir. Mineraller ayrıca kalp ritmi, kan basıncı, vücuttaki sıvı dengesi gibi daha birçok düzenleyici fonksiyonlarda rol oynar.

Proteinler: Vücudun en etkili kalori yakıcı bölümü olan kas dokusunu güçlendirmek açısından çok önemlidir. Protein ette, süt ürünlerinde ve daha az olarak hububat ürünlerinde bulunmaktadır.

Yağ-şeker: Yağ veşeker, çok az tüketilmesi gereken gıdalardır fakat A, D, E ve K vitaminleri gibi vücudumuz için önemli vitaminleri taşıma görevi yaptıklarından dolayı sağlığımız için yenilmesi de çok önemlidir. Sıvı ve katı yağlar, şeker ve tatlılar bu grupta yer alır.
Yemek yeme alışkanlığımız zihinsel ve bedensel faaliyetlerimizi etkileyen unsurlardan biridir. Sağlıksız beslenme düşünme ve kavrama yeteneğinin azalmasına ve hafıza kayıplarına neden olur. Günde 8 saat uyuduğunuz halde kendinizi yorgun hissediyor, bedensel, zihinsel faaliyetlerinizde çabuk yoruluyor, hafıza ve düşüncenizde azalma görüyorsanız mutlaka yemek yeme alışkanlığınızı gözden geçirin ve aşağıdaki önerilerimize bir göz atın.

Dengeli Beslenme Önerileri:
Doymuş yağ (tere yağ, kuyruk yağı) oranı yüksek besinleri daha az tüketin.Yeterli miktarda doymamış yağ (ay çiçek, mısırözü, soya, fındık, zeytin yağı) almaya dikkat edin. Yarım yağlı süt, yağsız yoğurt tüketin.Yağlı kırmızı et yerine yağsız et, kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye gibi) balık ve tavuk tercih edin. Süt ve süt ürünleri de (yoğurt, peynir vb.) tüketilmeli fakat bunlarında az yağlı olmalarına dikkat edilmeli.Yemeklerinizi haşlama, fırında pişirme veya ızgarada pişirme yöntemleriyle pişirirseniz yemeğe eklenecek yağıda azaltmış olursunuz.
Aşırı şekerli gıdalardan kaçınmalı ve hatta çay, kahve gibi içecekler şekersiz içilmeli veya şeker miktarı azaltılmalıdır.
Gıdalardan aldığımız günlük tuz miktarı 6 gr.ı (bir tatlı kaşığı) geçmemelidir. Bu miktara yemeklerden, ekmekten, içeceklerden aldığımız tuz miktarı dahildir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında ilişki bulunmaktadır. Yüksek tansiyonu olanlar doktorlarının tavsiyesine göre ya hiç tuz kullanmamalı yada miktarını azaltmalıdır.
Güne kahvaltınızı yaparak başlayın. Gece boyu gıda alımı olmadığından beyninizin sabah kalkınca enerjiye ihtiyacı vardır. Daha sonra gıda alımınızı kahvaltıdan başlayarak gün içine yaymanız daha etkin kalori yakmanıza neden olur.Öğünlerinizi önceden belirleyiniz.Mümkünse yediklerinizi 3 ana öğün, 3ara öğüne bölün az ve sık beslenin.Bol su için, yiyecekleri iyice çiğneyin. Her yemek yediğinizde midenin 1/3’ünü boş bırakın. Tam olarak dolu mide sağlığımızın zaman içinde bozulmasına ,erken yaşlanmaya neden olur.Midenizi katı gıdalarla doldurmayın .Katı gıdalarla dolu mide içeriğinin gerekli öz suyu her tarafa dengeli ulaştırması güçleşir ve sindirim zorlaşır. Düzenli yemek yiyenler daha dengeli ve sağlıklı beslenmekte ve ideal kilolarını korumaktadırlar.
Zihinsel faaliyetlerin gerektirdiği enerji kaynaklarının en önemlilerinden biride meyvelerdir. Beynin oksijen dışındaki tek enerjisi glikozdur. Glikoz meyvelerde hazır halde bulunur. Diğer gıdalarla alınan şeker midede yakılarak glikoza çevrilir. Bu nedenle meyveleri aç karnına yemeliyiz.Meyveler yemeklerden 30 dakika önce veya 3 saat sonra alınmalıdır.Mide doluyken alınan meyveler midede kalıp besin değeri kaybolup orada mayalanacağı için bütün sindirim sistemimizi yorar.
Vücudumuzda dakikada 10 milyon hücre ölür ve bir o kadarı da yenilenir. Ortalama 100 günde (beyin ve sinir hücreleri hariç) bütün vücudumuz yenilenir.Düzensiz kötü beslenme yenileme sistemini aksatır. Cildiniz canlılığını, tazeliğini kaybeder ve en önemlisi hastalıklara açık olursunuz. Yorgunluk, çabuk yorulma, baş ağrısı olabilir. Düşünce ve hafıza sistemi bulanıklaşır.Bu nedenlerden dolayı düzenli ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmeli ve yemek için yaşamamalı sadece yaşamak için yemeli görüşünü benimsemeliyiz.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 6 Gün Önce   #16 (mesaj-linki)
volture - avatarı
Cvp: Sağlıklı Beslenme

Dünyanın en sağlıklı meyvesi: Acai

Acai meyvesi, beslenme ve sağlık alanında büyük sansasyon yarattı ve dünyada "bir numaralı süper meyve" olarak adından söz ettiriyor...

Brezilya Yağmur Ormanlarından Gelen Sağlık Mucizesi

Brezilya’lıların yüzyıllardır dinçlik ve enerjilerinin kaynağı Acai (Okunuş: ASAİ) meyvesi son zamanlarda başta Amerika olmak üzere tüm dünya’nın ve tıp otorilerinin ilgisini çekiyor. Beslenme ve sağlık alanında büyük sansasyon yaratan ve dünyada “Number One Super Food” (Bir Numaralı Süper Meyve) kabul edilen “Acai” (ASAİ)” sağlıklı ve zinde bir vücuda kavuşmanın mucize formülü olarak kabul ediliyor.

2000’li yılların başlarında sağlık üzerindeki etkileri farkedilmeye ve klinik araştırmalara başlanmış Açai, Brezilya’nın yağmur ormanlarındaki palmiye ağaçlarında yetişiyor. Tropikal iklimde yetişebilen meyve olmasına rağmen Çin gibi birçok ülkede yetiştirme denemeleri başlamış durumda. Çikolataya bulanmış böğürtlen/çilek tadına sahip Açai, muhteşem lezzetiyle de gönüllerde taht kuruyor. Ancak bu lezzetine rağmen rağmen direkt olarak yenilemiyor. Taze toplandıktan sonra özü sıkılarak başta meyve suyu olmak üzere, dondurma, yoğurt, çay, tatlı ve sakız/şeker vb. ürünlerde kullanılarak tüketilmektedir.

Mucize bileşenlerden gelen sağlık

Amazon yağmur ormanlarında yetişen bölgeye özgü mor renge sahip, Açai meyvesi bol miktarda A,C,E ve B türü vitaminler, antioksidanlar, Omega yağ asitleri (Omega 3, Omega 6, Omega 9), fitosterol, aminoasit, kalsiyum, potasyum, demir, fosfor gibi sağlığa faydalı bir çok bileşen ve yüksek oranda lif içeriyor.

Bu bileşenlerin insan vücudu üzerindeki ilk farkedilir etkisi, enerji ve canlılığın artmasıdır. Bileşenlerinden gelen diğer faydalar ise, kalp ve şeker hastalığı, kanserli hastalarda bağışıklığın güçlendirmesi, yaşlanma etkilerini azaltması, konsantrasyonu güçlendirmesi, kolesterol seviyesinin dengelenmesi ve cinsel gücü desteklemesidir. Açai’de bulunan Flavonoidler ve anthocyanin güçlü antioksidanlar olması nedeniyle, toksik maddelerin vücutta depolanmadan atılmasını sağlar.

Zayıflama üzerindeki etkileri de araştırılmaktadır. İnsan organizmasına zararlı hiçbir madde ihtiva etmeyen bitki, yapılan bilimsel çalışmalarda özellikle bağışıklık sistemi üzerinde büyük destek sağladığını göstermektedir. Florida Üniversitesinin 2007’de yayınladığı araştırmasında, Açai’nin; Lösemi kanserindeki hastalıklı hücreleri %35 ile %86’ya varan oranlarda öldürdüğü açıklanmıştır.

Şu an bilinen “en yüksek antioksidan” içerik

Araştırmalar, Açai meyvesinin“ORAC değerinin (Oxygen Radical Absorbance Capacity- Serbest Radikalleri Emme Kapasitesi)” kırmızı üzümden 33 kat, üzümdekinden 10 kat, yaban mersininden ise 2 kat fazla olduğunu göstermektedir. ORAC birimi ülkemizde sık ve severek tüketilen Nar’a göre yaklaşık 3 kat daha fazladır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 3 Gün Önce   #17 (mesaj-linki)
*TeoDora* - avatarı
Cvp: Sağlıklı Beslenme

ALIÇ YAPRAĞI VE ÇİÇEĞİ

Alıç yaprağı ve çiçeği Alman resmi gazetesinde 19.07.1994 tarihinde (Heftnummer:133, ATC-code:c01EF) yayınlanarak modern bitkisel ilaç olarak kabul edilmiştir. Günümüzde modern tıbbi tedavinin vazgeçilemez bir parçası olarak kullanılmaya devam edilmektedir, Avrupa’da hazır ilaç olarak da ( Craegium, Crataegutt, Crataegysat, Faros, Orthangin) bulunmaktadır. Alıç yaprağı ve çiçeği ESCOP ve WHO monografilerinde de yer almaktadır.
Diğer isimleri: Beyazdiken, Ekşi Muşmula, Edran, Geviş, Yemişen, Geyikdikeni, Kuşyemişi.

Bitki: Anadolu ve Avrupa’da yaygın bir ağaççıktır. Türlerine göre boyu 3-10 metre arasındadır. Meyveleri 1-2 cm çapında, türüne göre portakal, kırmızı, kırmızı-siyah veya koyu kırmızı renklerdedir. Meyvelerinde 1-5 adet çekirdek bulunur. Çiçekleri beyaz veya pembe renklidir.
İlaç etkili(Ecza, drog) kısmı: Alıç ağacının (Crataegus laevigata DC, C. Monogyna JE, C. Oxyacantha ve ilaç rehberinde yer alan diğer türler) çiçeklenme dönemi başlangıcında 7 cm.ye kadar dal uçları yaprak ve çiçekleriyle birlikte toplanıp gölgede kurutularak kullanılır (Tek başına çiçeği veya yaprağı etkisizdir, yaprağı ve çiçeği birlikte kullanılırsa etkilidir.).
Bileşiminde: Flavanoid (Flavonlar ve flavanoller) grubundan hyperosid, vitexinrhamnosid, rutin, vitexin ile procyanid oligomerleri(n=z, n=8 kateşin ve epikateşin birimleri) bulunur.
Etkisi: Kalp ve damar sistemini koruyucu ve destekleyicidir. Kalbin daha iyi beslenmesini sağlayarak kalp kaslarını güçlendirir. Kanın damarlarda daha kolay akmasını sağlar. (Positiv inotrop, positiv dromotrop, negativ bathmotrop etki gösterir.)
Kullanıldığı yerler: Ağır bedensel kalp yetmezliği (NYHA II. Devre), yaşlılık, kalp zayıflığı ( Daralma-sıkışma hissi ve sıcak yaz aylarında sıkıntı vb.).
Kullanılmaması gereken haller: Yok.
İstenmeyen (Yan, zararlı) etkileri: Yok.
İlaçlarla uyumsuzluğu: Yok.
Kullanım miktarı: Destek ve koruyucu olarak öğütülmüş yaprak ve çiçek karışımı günlük kullanım miktarı 2-5 gr. Hazır ilaç hekim kontrolünde kullanılır.
Kullanım şekli: Çayı şöyle hazırlanır: 1 çay kaşığı öğütülmüş yaprak ve çiçek karışımı 1 fincan (150 ml) kaynar suya konur, fincanın ağzı kapatılır, arada bir karıştırılarak 20 dakika demlenir, süzülür ve içilir. Günde 3-5 defa 1’er fincan çayı taze hazırlanarak içilir.
Kullanım süresi: En az 6 hafta süreyle kullanılır, uzun süre kullanılmasında
sakınca yoktur.
Uyarı: 6 haftadan uzun süre kullanıldığı halde kalple ilgili şikayetler devam
ediyorsa veya bacaklarda su toplanmasıyla şişme oluyorsa hekime
başvurulmalıdır. Kalp civarından kollara, karnın üst kısmına ve boyuna
yayılan ağrı varsa veya nefes yetmezliği ve solunum zorluğunda hekim
tarafından nedeni acilen belirlenmelidir.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
beslenme, sağlıklı
dengeli ve duzenli beslenen cocuk,
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Sağlıklı Beslenme Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Gıdalar ve Sağlıklı Beslenme GusinapsE Sağlıklı Yaşam 64 07-10-2009 23:32
Sağlıklı Beslenme - Meyveler - Nar Blue Blood Sağlıklı Yaşam 1 20-11-2008 01:14
Sağlıklı Beslenme - Sebzeler - Domates HerHangiBiri Sağlıklı Yaşam 0 14-11-2008 17:56
Sağlıklı Beslenme - Meyveler - Muz Blue Blood Sağlıklı Yaşam 2 20-09-2008 13:02