| | #1 (mesaj-linki) | |
| ![]() Bir yolcuya.. Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir. Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda İstiklal uğrunda, namus yolunda Can veren Mehmet'in yattığı yerdir. Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed'in düşmanı boğduğu sele Mübarek kanının akıttığı yerdir. Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti Yaptığı bu tümsek, amansız çetin Bir harbin sonunda bütün milletin Hürriyet zevkini tattığı yerdir. Necmettin Halil ONAN * | |
|
| | #2 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Çanakkale Şiirleri ÇANAKKALE SEVDASI Bin dokuzyüz on beşti. Sanki zaman durmuştu, Denizin mavisinde, bulutlar kararmıştı Çanakkale ufkunu bir toz duman sarmıştı Akıbeti belliydi gelmişti bile bile Binlerce şehidimin makberi Çanakkale. Tekbirlerle çınlarken vatanın dağı taşı Dağıttı bulutları Türk'ün iman güneşi Bulunur mu cihan da Türk'ün başka bir eşi Hiç karşı durulmazdı, bu kuret-i celâle Binlerce şehidimin makberi Çanakkale. Hikmetî Elitaş | |
|
| | #3 (mesaj-linki) | |
| Çanakkale Şehitlerine Çanakkale Şehitlerine Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı' Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihânın duruyor karşında, Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk: Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ! Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil, Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz. Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb, Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb. Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller, Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller. Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre. Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler! Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman? Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm. Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler, Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer; Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi; 'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi. Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek. Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi... Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın? 'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb... Seni ancak ebediyyetler eder istiâb. 'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına; Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle, Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan; Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına, Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına, Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran... Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın; Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber. Mehmet Akif Ersoy | |
|
| | #4 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Çanakkale Şiirleri
Çanakkale “Söyle arkadaşım “dedi Anadolulu Mehmet Yanıbaşında ki Anzak erine “Nerelerden kopup gelmişin Neden çökmüş bu mahsunluk üzerine” “DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN” dedi gencecik Anzak “Öyle yazmışlar mezar taşıma Doğduğum yerler öylesine uzak Örtündüğüm topraksa gurbet bana” “Dert edinme arkadaşım” dedi Mehmet “Değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet Sende artık bizdensin Sende bencileyin bir Mehmet” Çanakkale toprağının Üstü cennet altı mezar Kavga bitmiş mezarlarda Kaynaş olmuş yiten canlar “Ya sen” dedi Mehmet Oyun çağındaki İngiliz erine “Yaşın ne senin kardeş böylesine erken buralarda işin ne” “Yaşım sonsuza dek on beş” dedi ufak tefek İngiliz eri “Köyümde askercilik oynar coştururdum trompetle bizimkileri Derken kendimi cephede buldum Oyun muydu gerçek miydi anlamadan Bir sahici kurşunla vuruldum Sustu boynumdaki trompet Son verildi böylece oyundan bozma işime Gelibolu’da bana bir yer kazıldı Mezar taşıma ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ yazıldı Öyküm de künyem de bundan ibaret Yağmur yağıyordu usul usul toprağa Gözyaşları düşerek üstüne sanki Damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa Sahibini yitiren bir trompet “Ya sizler” dedi Mehmet Dünyanın dört kıtasından Mezar dolusu erlere “Hangi rüzgar savurdu sizleri bu bilmediğiz yerlere” Kimi İngiliz’di kimi İskoç Kimi Fransız dı kimi Senegalli Kimi Hintli kimi Nepall Kimi Avustralya’ dan Yeni Zellanda ’dan Anzak Gemiler dolusu asker Her biri niye geldiğinden habersiz Gelibolu’nun oya gibi koylarından sızarak Tırmanmışlardı dağa bayıra Siper siper yara gibi yarılan toprak Mezar olmuştu savaş ardından onlara Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ Kiminin de mezar taşında On altı,on yedi on sekiz yaşında EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı Çanakkale topraklarında Her birinin erken biten yaş** öyküsü Eski yazıtlar gibi taşlara böyle taşlara böyle kazılı “anlamaz mıyım”dedi “halinizden kardeşler” adına yazılı taşı bile olmayan asker Anadolulu Mehmet “Bende yüzyıllarca yaban ellerde Neyin uğruna bilmeden can vermişim Kendi yurdum uğruna can vermenin tadına İlk kez Çanakkale’ de ermişim Uğrunda can verdikçe vatanlaştı ancak Ekip biçtiğim padişah mülkü toprak Değil mi ki sizler alamazsanız bile Bu topraklar almış sizleri basmış bağrına Sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale “ Çanakkale toprağının Üstü cennet altı mezar Kavga bitmiş mezarlarda Kaynaş olmuş yiten canlar Bir garip savaştı Çanakkale Savaşı Kızıştıkça kızgınlığı dindiren Ara verdikçe ateşe düşmanı kardeşe Döndüren bir savaş Kıyasıya bir savaştı Ama saygı üreten bir savaş Yaklaştıkça birbirine Karşılıklı siperler Gönüllerde yakınlaştı Düştükçe vuruşanlar toprağa Dostlar gibi kaynaştı Savaş bitti Ölenler kaldı sağlar gitti Köylü köyüne döndü evli evine Kır çiçekleri geldiler akın akın Çekilen askerlerin yerine Yaban gülleri dağ laleleri papatyalar Kilim kilim yayıldılar toprağa Siper siper Toprağın savaş yaralarını örttüler Koyunlar koruganları yuva yaptı kendine Kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle Silah yerine sapan tutan elleriyle Geri aldı savaş alanlarını doğa Can geldi toprağa silindikçe kan izleri Yeryüzünde cennet oldu öylece O cehennem savaş yeri Şimdi Çanakkale Gelibolu Bahçe bahçe Ülke ülke Mezar dolu Üstü cennet altı mezar Çanakkale toprağının Kavga bitirmiş mezarlarda Kaynaş olmuş yiten canlar “Huzur içinde uyusun” Vuruştukları topraklarda Kavgadan kinden uzakta Yanyana dostça yatanlar BÜLENT ECEVİT | |
|
| | #5 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Çanakkale Şiirleri Ağlama Çanakkale Ne yiğitler geldi yurdumun her bir tarafından Vatan uğruna kaç Mehmedim vazgeçti vatanından Çanakkale, öyle hazin hazin akma Ege' ye Adın Conkbayırına yazılacak Mehmedimin şehit kanından " Çanakkale Geçilmez " Kaç anne evladını son kez öpüp kokladı Kaç taze gelin kınası kurumadan eşini yolladı Çanakkale öyle boynu bükük durma Kaç Mehmedim canını bu toprağa adadı Şahadet kelimeleriyle doldu tim siperler Bayrağı uğruna şahadete koştular birer birer Her biri kahramandı, rütbeleri ise şanlı bir er ! Bayrağım dalgansın Mehmedime bu sevinç yeter Havada kurşun sesleri, barut kokusu Sanki her adım kör mevzi ve kanlı pusu, Peygamber çağırırken Cennete Mehmedim' de kalır mı ölüm korkusu Mehmedimin dilinde dua elinde kırma bir tüfek Düşman dökülmeden bitmeyecek Şanlı cenk! Şahadetinde göğsüne takılacak yaldızlı çelenk Ağlama Mehmedim Kanınla sulanan bu toprakta Elbet bir gün çiçekler açacak renk renk Ne büyük kahramanlık ne bu Yüce Şahadet Güneşle kaç kez zafere uyandı bu Millet Hangi millete görülmüş ölümüne cesaret Ağlama Çanakkale ağlama Mehmedim bak görüyor musun ? En gökte benim bayrağım dalgalan Çanakkale Geçilmez diye tarihi kanınla yazan İki yüz elli bin Mehmedimdir Cennette yatan Ağlama anam, bayrağım en nazlı göklerde Sil gözyaşını bacım, Mehmedin gülümsüyor sana Cennette Böyle Mehmet' ler yaşadıkça canım memleketimde Çanakkale' ler Geçilmez ve Bayrak Gökten İnmez. İsmail Sarıgene | |
|
| | #6 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Çanakkale Şiirleri Çanakkale Şüheda fışkırdı,şüheda ulaştı haber Kürdü lazı çerkez'i meleklerle beraber Almış mermi omuza vatan deyipte gider Mehmet allah diyerek gazi en önde gider Kibir taşıyan kafa gördü kara bahtını İngiliz, semirmişti mehmedime ahdını Gelince çerkeşli bırakıp kaçtı tahtını Unutmuşlar ha kosova'yı ine bahtını Bunların kalp gözü kör,görmez gözleri tabi Geçilmez çanakkale aldı kutsal kitabı Ya istiklal ya ölüm mehmetçiğe hitabı Ahde vefa budur bak daldı koca hüseyin İnanmayan gönüller gemi elden gidince Tabur tabur kaçtılar yenilgiyi sezince Savaşta yenemedi şimdi plan çok ince Bunlar delik ararlar hadi mehmet deyince Ömer Ekinci Micingirt | |
|
| | #7 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Çanakkale Şiirleri Kırmızı Toprak -Beyaz Gök Çanakkale’m Toprakların kızıllığında güneş batmadaki,güneşler Doğdu bir ulusun bağrında, Doğmak yada doğmamak, bir milletin avuçlarında Doğan memedlerdi bilesiniz . Kırmızı toprak beyaz gök , Burası neresi?koynundan Hıçkırırcasına damlarken kırmızı yağmurlar, Top mermileri ile süngülerin yüreğinde topraktan Mezar kazan eller kimindi ki? Bir çift göz ararken gecenin eteklerinde,binlerce Yıldızı buldum cesur cesur parlayan, Savaşın türkülerini destan diye denizlere yazan Yüreğimin parçaları ölmeden ay ışığında. Mor dağları yürüyerek geçerken memedim ölmedi ki Anam, kurtuluşa bir gün kala, ***** bir kalleş kurşun tuzakların içinden Nefeslerken vatanı vurdu gizli yarama . Soğuk ayaz gecelerin kan çanağı gözlerinde Çelikten kalkan siperde dururken memedim, Ayrılıklar diyarımı oldun sen kırmızılara boyanmış şehir, martıların kanatlarında. Ayın on sekizi bu son veda gibi analara geri Dönmeyecek tebessümü verirken, Bu gün ben ağlayacağım, Süngülerle alınmış emanetler emaneti can Parç** Çanakkale’m , Meleklerin cennet türkülerini söylediği memedlerim uyurken koynunda Toprakların kan ağlıyor Ölüm bile bu ölüme inanmazken hâlâ. Haykırıyorum avuçlarından şehitlerimin Yıl dönümü on sekiz martlarında, Düşmanların ulusu olmaz. Ki, Ulusu olan düşmanlarda duysun, ÇANAKKALE Geçilmedi, Geçilemeyecek, ve Geçemeyeceksiniz, İlelebet… H.Hüseyin Anmak | |
|
| | #8 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Çanakkale Şiirleri çanakkale şiirleri Bulutlar sarmıştı her yanı, Kapkara bir geceydi, Yağmur,bardaktan boşalırcasına, Sağnak gibi yağıyordu, Yedi düvelin gemilerinden yükselen, Top,tüfek sesleri, Her yanı inletiyordu, Mustafa Kemalin askerleri, Aslanlar gibi dövüşüyordu, Ve Çanakkale kahramanca, Düşmana selam veriyordu, Kükrüyordu tepeden, Mustafa Kemal, Vatanıma ayak basacaksa düşman, Yaşamanın ne gereği var, En son nefer ölünceye kadar, Dövüşeceksiniz aslanlar, Görecek bütün dünya, Ne aslanlar doğururmuş, Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar. Ali Osman Yılmaz __________________ | |
|
| | #9 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Çanakkale ŞiirleriÇanakkale "Söyle Arkadaşım" dedi Anadolulu Mehmet yanıbaşındaki Anzak erine "nereden kopup gelmişsin, neden çökmüş bu mahsunluk üzerine?" "DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN" dedi gencecik Anzak "Öyle yazmışlar mezar taşıma. doğduğum yerler öylesine uzak, örtündüğüm topraksa gurbet bana." "Dert edinme arkadaşım"dedi Mehmet "değil mi ki bizlerle birleşti kaderin, değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet, sende artık bizdensin, sende bencileyin bir Mehmet" Çanakkale'de toprağının üstü cennet altı mezar kavga bitmiş mezarlarda kaynaş olmuş yiten canlar. "ya sen dedi Mehmet oyun çağındaki İngiliz erine, "yaşın ne senin kardeş böylesine erken buralarda işin ne?" "yaşım sonsuza dek onbeş" dedi ufak tefek İngiliz eri. "köyümde askercilik oynar coştururdum trampetimle bizimkileri derken kendimi cephede buldum oyun muydu, gerçek miydi anlamadan, bir sahici kurşunla vuruldum. Sustu boynumdaki trampet, son verildi böylece oyundan bozma işime Gelibolu'da bana da bir mezar kazıldı mezar taşıma "ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ" yazıldı. Öyküm de künyem de bundan ibaret. Yağmur yağıyordu usul usul toprağa gözyaşları düşerek üstüne sanki damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa sahibini yitiren bir trampet. "ya sizler" dedi Mehmet dünyanın dört kıtasından mezarlar dolusu erlere, "hangi rüzgar savurdu sizleri bu bilmediğiniz yerlere" kimi İngilizdi, kimi İskoç kimi Fransızdı, kimi Senegalli kimi Hintli kimi Nepalli kimi Avustralya'dan kimi yeni Zelanda'dan Anzak gemiler dolusu asker her biri niye geldiğinden habersiz Gelibolu'nun oya gibi koylarından şizarak tırmanmışlardı dağa bayıra siper siper yara gibi yarılan toprak mezar olmuştu savaş ardından onlara. Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ kiminin de mezar taşında on altı on yedi on sekiz yaşında EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı. Çanakkale topraklarında, her birinin erken biten yaş** öyküsü eski yazıtlar gibi taşlara böyle kazılı. "Anlamaz mıyım" dedi "halinizden kardeşler" adına yazılı taşı bile olmayan asker Anadolulu Mehmet "ben de yüzyıllarca yaban ellerde neyin uğruna bilmeden can vermişim kendi yurdum uğruna can vermenin tadına ilk kez Çanakkale'de ermişim. Uğrunda can verdikçe vatandı ancak ekip biçtiğim padişah mülkü toprak değil mi ki sizler alamasanız bile bu topraklar almış sizi sizleri basmış bağrına sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale. Çanakkale'de toprağının üstü cennet altı mezar kavga bitmiş mezarlarda kaynaş olmuş yiten canlar. Bir garip savaştı Çanakkale savaşı kızıştıkça kızgınlığı dindiren ara verildikçe ateşe düşmanı kardeşe döndüren bir savaştı. Kıyasıya bir savaştı ama saygı üreten bir savaş yaklaştıkça birbirine karşılıklı siperler gönüller de yakınlaştı düştükçe vuruşanlar toprağa dostlar gibi kaynaştı. Savaş bitti. Ölenler kaldı sağlar gitti köylü köyune döndü evli evine kır çiçekleri geldiler akın akın çekilen askerlerin yerine yaban gülleri, dağ laleleri, papatyalar, kilim kilim yayıldılar toprağa. Siper siper toprağın savaş yaralarını örttüler koyunlar koruganları yuva yaptı kendine kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine. Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle silah yerine saban tutan elleriyle geri aldı savaş alanlarını doğa can geldi toprağa silindikçe kan izleri. Yeryüzünde cennet oldu öylece o cehennem savaş yeri şimdi Çanakkale Gelibolu bahçe bahçe, ülke ülke mezar dolu. Üstü cennet altı mezar Çanakkale toprağının kavga bitmiş mezarlarda kaynaş olmuş yiten canlar. Huzur içinde uyusun vuruştukları toprakta kavgadan kinden uzakta yanyan dostça yatanlar. Bülent Ecevit | |
|
| | #10 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Çanakkale Şiirleri ÇANAKKALE İÇİNDE ŞEHİDİM YATAR Çanakkale içinde şehidim yatar TÜRKİYE'min kalbi burada atar Buram buram hasret ayrılık tüter Şehidim her günün mübarek olsun Düğün bayram değil her gün geliriz Canımızdan ileri sizi biliriz Şehidim Vatanım kursaldır deriz Şehidim her günün mübarek olsun Şanlı Bayrağımın gölgesi serin Misk amber kokar şehidim tenin Bilirim rahattır cennette yerin Şehidim her günün mübarek olsun Bayrağım kanından almış rengini Nağmertler gelmesin bana der gibi Hasretin yüreğimi yakar kor gibi Şehidim her günün mübarek olsun DÖNER ÖZEKE | |
|
![]() |
| Etiketler |
| Çanakkale, Şiirleri |
Çanakkale Şiirleri Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Çanakkale Destanı (Çanakkale Zaferi - Çanakkale Savaşı) | nünü | Osmanlı İmparatorluğu | 207 | 3 Gün Önce 11:24 |
| Okul Şiirleri | Yavru_Aslan | Yazın Hayatı | 31 | 30-09-2009 19:04 |
| İstanbul Şiirleri | B.L.A.C.K | Türk Dili ve Edebiyatı | 1 | 10-11-2008 15:38 |
| Çanakkale | AreX | Resimlerle/Fotoğraflarla Türkiye | 1 | 10-03-2007 22:15 |
| Şiirleri ve Can Dündar'ı seviyorsanız Mutlaka Görmelisiniz | query | YouTube'dan Seçmeler | 0 | 13-10-2006 05:48 |