Çanakkale Şiirleri Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Edebiyat > Türk Dili ve Edebiyatı
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 22-08-2007   #1 (mesaj-linki)
kompetankedi - avatarı








Bir yolcuya..

Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanının akıttığı yerdir.

Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti
Yaptığı bu tümsek, amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

Necmettin Halil ONAN

*
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 22-08-2007   #2 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Çanakkale Şiirleri

ÇANAKKALE SEVDASI

Bin dokuzyüz on beşti. Sanki zaman durmuştu,
Denizin mavisinde, bulutlar kararmıştı
Çanakkale ufkunu bir toz duman sarmıştı

Akıbeti belliydi gelmişti bile bile
Binlerce şehidimin makberi Çanakkale.


Tekbirlerle çınlarken vatanın dağı taşı
Dağıttı bulutları Türk'ün iman güneşi
Bulunur mu cihan da Türk'ün başka bir eşi

Hiç karşı durulmazdı, bu kuret-i celâle
Binlerce şehidimin makberi Çanakkale.


Hikmetî Elitaş
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 22-08-2007   #3 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Çanakkale Şehitlerine

Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif Ersoy
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 22-08-2007   #4 (mesaj-linki)
mertoglu - avatarı
Cvp: Çanakkale Şiirleri

Çanakkale

“Söyle arkadaşım “dedi Anadolulu Mehmet
Yanıbaşında ki Anzak erine
“Nerelerden kopup gelmişin
Neden çökmüş bu mahsunluk üzerine”
“DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN” dedi gencecik Anzak
“Öyle yazmışlar mezar taşıma
Doğduğum yerler öylesine uzak
Örtündüğüm topraksa gurbet bana”


“Dert edinme arkadaşım” dedi Mehmet
“Değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet
Sende artık bizdensin
Sende bencileyin bir Mehmet”


Çanakkale toprağının
Üstü cennet altı mezar
Kavga bitmiş mezarlarda
Kaynaş olmuş yiten canlar
“Ya sen” dedi Mehmet
Oyun çağındaki İngiliz erine
“Yaşın ne senin kardeş
böylesine erken buralarda işin ne”


“Yaşım sonsuza dek on beş”
dedi ufak tefek İngiliz eri
“Köyümde askercilik oynar
coştururdum trompetle bizimkileri


Derken kendimi cephede buldum
Oyun muydu gerçek miydi anlamadan
Bir sahici kurşunla vuruldum
Sustu boynumdaki trompet


Son verildi böylece oyundan bozma işime
Gelibolu’da bana bir yer kazıldı
Mezar taşıma ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ yazıldı
Öyküm de künyem de bundan ibaret


Yağmur yağıyordu usul usul toprağa
Gözyaşları düşerek üstüne sanki
Damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa
Sahibini yitiren bir trompet
“Ya sizler” dedi Mehmet
Dünyanın dört kıtasından
Mezar dolusu erlere
“Hangi rüzgar savurdu sizleri
bu bilmediğiz yerlere”


Kimi İngiliz’di kimi İskoç
Kimi Fransız dı kimi Senegalli
Kimi Hintli kimi Nepall
Kimi Avustralya’ dan Yeni Zellanda ’dan Anzak
Gemiler dolusu asker
Her biri niye geldiğinden habersiz
Gelibolu’nun oya gibi koylarından sızarak
Tırmanmışlardı dağa bayıra
Siper siper yara gibi yarılan toprak
Mezar olmuştu savaş ardından onlara


Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR
Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ
Kiminin de mezar taşında
On altı,on yedi on sekiz yaşında
EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı
Çanakkale topraklarında
Her birinin erken biten yaş** öyküsü
Eski yazıtlar gibi taşlara böyle taşlara böyle kazılı
“anlamaz mıyım”dedi “halinizden kardeşler”
adına yazılı taşı bile olmayan asker
Anadolulu Mehmet


“Bende yüzyıllarca yaban ellerde
Neyin uğruna bilmeden can vermişim
Kendi yurdum uğruna can vermenin tadına
İlk kez Çanakkale’ de ermişim


Uğrunda can verdikçe vatanlaştı ancak
Ekip biçtiğim padişah mülkü toprak
Değil mi ki sizler alamazsanız bile
Bu topraklar almış sizleri basmış bağrına
Sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale “


Çanakkale toprağının
Üstü cennet altı mezar
Kavga bitmiş mezarlarda
Kaynaş olmuş yiten canlar


Bir garip savaştı Çanakkale Savaşı
Kızıştıkça kızgınlığı dindiren
Ara verdikçe ateşe düşmanı kardeşe
Döndüren bir savaş
Kıyasıya bir savaştı
Ama saygı üreten bir savaş
Yaklaştıkça birbirine
Karşılıklı siperler
Gönüllerde yakınlaştı
Düştükçe vuruşanlar toprağa
Dostlar gibi kaynaştı


Savaş bitti
Ölenler kaldı sağlar gitti
Köylü köyüne döndü evli evine


Kır çiçekleri geldiler akın akın
Çekilen askerlerin yerine
Yaban gülleri dağ laleleri papatyalar
Kilim kilim yayıldılar toprağa
Siper siper
Toprağın savaş yaralarını örttüler
Koyunlar koruganları yuva yaptı kendine
Kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine
Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle
Silah yerine sapan tutan elleriyle
Geri aldı savaş alanlarını doğa
Can geldi toprağa silindikçe kan izleri


Yeryüzünde cennet oldu öylece
O cehennem savaş yeri


Şimdi Çanakkale Gelibolu
Bahçe bahçe
Ülke ülke
Mezar dolu


Üstü cennet altı mezar
Çanakkale toprağının
Kavga bitirmiş mezarlarda
Kaynaş olmuş yiten canlar
“Huzur içinde uyusun”
Vuruştukları topraklarda
Kavgadan kinden uzakta
Yanyana dostça yatanlar

BÜLENT ECEVİT
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 23-08-2007   #5 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Çanakkale Şiirleri

Ağlama Çanakkale

Ne yiğitler geldi yurdumun her bir tarafından
Vatan uğruna kaç Mehmedim vazgeçti vatanından
Çanakkale, öyle hazin hazin akma Ege' ye
Adın Conkbayırına yazılacak Mehmedimin şehit kanından
" Çanakkale Geçilmez "

Kaç anne evladını son kez öpüp kokladı
Kaç taze gelin kınası kurumadan eşini yolladı
Çanakkale öyle boynu bükük durma
Kaç Mehmedim canını bu toprağa adadı

Şahadet kelimeleriyle doldu tim siperler
Bayrağı uğruna şahadete koştular birer birer
Her biri kahramandı, rütbeleri ise şanlı bir er !
Bayrağım dalgansın Mehmedime bu sevinç yeter

Havada kurşun sesleri, barut kokusu
Sanki her adım kör mevzi ve kanlı pusu,
Peygamber çağırırken Cennete
Mehmedim' de kalır mı ölüm korkusu

Mehmedimin dilinde dua elinde kırma bir tüfek
Düşman dökülmeden bitmeyecek Şanlı cenk!
Şahadetinde göğsüne takılacak yaldızlı çelenk
Ağlama Mehmedim
Kanınla sulanan bu toprakta
Elbet bir gün çiçekler açacak renk renk

Ne büyük kahramanlık ne bu Yüce Şahadet
Güneşle kaç kez zafere uyandı bu Millet
Hangi millete görülmüş ölümüne cesaret
Ağlama Çanakkale ağlama

Mehmedim bak görüyor musun ?
En gökte benim bayrağım dalgalan
Çanakkale Geçilmez diye tarihi kanınla yazan
İki yüz elli bin Mehmedimdir Cennette yatan

Ağlama anam, bayrağım en nazlı göklerde
Sil gözyaşını bacım, Mehmedin gülümsüyor sana Cennette
Böyle Mehmet' ler yaşadıkça canım memleketimde
Çanakkale' ler Geçilmez ve Bayrak Gökten İnmez.


İsmail Sarıgene
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 23-08-2007   #6 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Çanakkale Şiirleri

Çanakkale

Şüheda fışkırdı,şüheda ulaştı haber
Kürdü lazı çerkez'i meleklerle beraber
Almış mermi omuza vatan deyipte gider
Mehmet allah diyerek gazi en önde gider

Kibir taşıyan kafa gördü kara bahtını
İngiliz, semirmişti mehmedime ahdını
Gelince çerkeşli bırakıp kaçtı tahtını
Unutmuşlar ha kosova'yı ine bahtını

Bunların kalp gözü kör,görmez gözleri tabi
Geçilmez çanakkale aldı kutsal kitabı
Ya istiklal ya ölüm mehmetçiğe hitabı
Ahde vefa budur bak daldı koca hüseyin

İnanmayan gönüller gemi elden gidince
Tabur tabur kaçtılar yenilgiyi sezince
Savaşta yenemedi şimdi plan çok ince
Bunlar delik ararlar hadi mehmet deyince


Ömer Ekinci Micingirt
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 24-08-2007   #7 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Çanakkale Şiirleri

Kırmızı Toprak -Beyaz Gök Çanakkale’m

Toprakların kızıllığında güneş batmadaki,güneşler
Doğdu bir ulusun bağrında,
Doğmak yada doğmamak, bir milletin avuçlarında
Doğan memedlerdi bilesiniz .
Kırmızı toprak beyaz gök , Burası neresi?koynundan
Hıçkırırcasına damlarken kırmızı yağmurlar,
Top mermileri ile süngülerin yüreğinde topraktan
Mezar kazan eller kimindi ki?
Bir çift göz ararken gecenin eteklerinde,binlerce
Yıldızı buldum cesur cesur parlayan,
Savaşın türkülerini destan diye denizlere yazan
Yüreğimin parçaları ölmeden ay ışığında.
Mor dağları yürüyerek geçerken memedim ölmedi ki
Anam, kurtuluşa bir gün kala,
***** bir kalleş kurşun tuzakların içinden
Nefeslerken vatanı vurdu gizli yarama .
Soğuk ayaz gecelerin kan çanağı gözlerinde
Çelikten kalkan siperde dururken memedim,
Ayrılıklar diyarımı oldun sen kırmızılara boyanmış
şehir, martıların kanatlarında.
Ayın on sekizi bu son veda gibi analara geri
Dönmeyecek tebessümü verirken,
Bu gün ben ağlayacağım,
Süngülerle alınmış emanetler emaneti can
Parç** Çanakkale’m ,
Meleklerin cennet türkülerini söylediği memedlerim uyurken koynunda
Toprakların kan ağlıyor
Ölüm bile bu ölüme inanmazken hâlâ.
Haykırıyorum avuçlarından şehitlerimin
Yıl dönümü on sekiz martlarında,
Düşmanların ulusu olmaz.
Ki,
Ulusu olan düşmanlarda duysun,
ÇANAKKALE
Geçilmedi,
Geçilemeyecek,
ve
Geçemeyeceksiniz,
İlelebet…

H.Hüseyin Anmak
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 31-08-2007   #8 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Çanakkale Şiirleri

çanakkale şiirleri

Bulutlar sarmıştı her yanı,
Kapkara bir geceydi,
Yağmur,bardaktan boşalırcasına,
Sağnak gibi yağıyordu,
Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
Top,tüfek sesleri,
Her yanı inletiyordu,
Mustafa Kemalin askerleri,
Aslanlar gibi dövüşüyordu,
Ve Çanakkale kahramanca,
Düşmana selam veriyordu,

Kükrüyordu tepeden,
Mustafa Kemal,
Vatanıma ayak basacaksa düşman,
Yaşamanın ne gereği var,
En son nefer ölünceye kadar,
Dövüşeceksiniz aslanlar,
Görecek bütün dünya,
Ne aslanlar doğururmuş,
Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.

Ali Osman Yılmaz
__________________
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 04-09-2007   #9 (mesaj-linki)
HayLaZ61 - avatarı
Cvp: Çanakkale Şiirleri

Çanakkale

"Söyle Arkadaşım" dedi Anadolulu Mehmet
yanıbaşındaki Anzak erine
"nereden kopup gelmişsin,
neden çökmüş bu mahsunluk üzerine?"

"DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN" dedi gencecik Anzak
"Öyle yazmışlar mezar taşıma.
doğduğum yerler öylesine uzak,
örtündüğüm topraksa gurbet bana."
"Dert edinme arkadaşım"dedi Mehmet
"değil mi ki bizlerle birleşti kaderin,
değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet,
sende artık bizdensin,
sende bencileyin bir Mehmet"

Çanakkale'de toprağının
üstü cennet altı mezar
kavga bitmiş mezarlarda
kaynaş olmuş yiten canlar.

"ya sen dedi Mehmet
oyun çağındaki İngiliz erine,
"yaşın ne senin kardeş
böylesine erken buralarda işin ne?"
"yaşım sonsuza dek onbeş"
dedi ufak tefek İngiliz eri.
"köyümde askercilik oynar
coştururdum trampetimle bizimkileri
derken kendimi cephede buldum
oyun muydu, gerçek miydi anlamadan,
bir sahici kurşunla vuruldum.
Sustu boynumdaki trampet,
son verildi böylece oyundan bozma işime
Gelibolu'da bana da bir mezar kazıldı
mezar taşıma "ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ" yazıldı.
Öyküm de künyem de bundan ibaret.

Yağmur yağıyordu usul usul toprağa
gözyaşları düşerek üstüne sanki
damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa
sahibini yitiren bir trampet.

"ya sizler" dedi Mehmet
dünyanın dört kıtasından
mezarlar dolusu erlere,
"hangi rüzgar savurdu sizleri
bu bilmediğiniz yerlere"

kimi İngilizdi, kimi İskoç
kimi Fransızdı, kimi Senegalli
kimi Hintli kimi Nepalli
kimi Avustralya'dan kimi yeni Zelanda'dan Anzak
gemiler dolusu asker
her biri niye geldiğinden habersiz
Gelibolu'nun oya gibi koylarından şizarak
tırmanmışlardı dağa bayıra
siper siper yara gibi yarılan toprak
mezar olmuştu savaş ardından onlara.
Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR
Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ
kiminin de mezar taşında
on altı on yedi on sekiz yaşında
EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı.
Çanakkale topraklarında,
her birinin erken biten yaş** öyküsü
eski yazıtlar gibi taşlara böyle kazılı.
"Anlamaz mıyım" dedi "halinizden kardeşler"
adına yazılı taşı bile olmayan asker
Anadolulu Mehmet
"ben de yüzyıllarca yaban ellerde
neyin uğruna bilmeden can vermişim
kendi yurdum uğruna can vermenin tadına
ilk kez Çanakkale'de ermişim.
Uğrunda can verdikçe vatandı ancak
ekip biçtiğim padişah mülkü toprak
değil mi ki sizler alamasanız bile
bu topraklar almış sizi sizleri basmış bağrına
sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale.

Çanakkale'de toprağının
üstü cennet altı mezar
kavga bitmiş mezarlarda
kaynaş olmuş yiten canlar.

Bir garip savaştı Çanakkale savaşı
kızıştıkça kızgınlığı dindiren
ara verildikçe ateşe
düşmanı kardeşe
döndüren bir savaştı.
Kıyasıya bir savaştı
ama saygı üreten bir savaş
yaklaştıkça birbirine
karşılıklı siperler
gönüller de yakınlaştı
düştükçe vuruşanlar toprağa
dostlar gibi kaynaştı.

Savaş bitti.
Ölenler kaldı sağlar gitti
köylü köyune döndü evli evine
kır çiçekleri geldiler akın akın
çekilen askerlerin yerine
yaban gülleri, dağ laleleri, papatyalar,
kilim kilim yayıldılar toprağa.
Siper siper
toprağın savaş yaralarını örttüler
koyunlar koruganları yuva yaptı kendine
kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine.
Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle
silah yerine saban tutan elleriyle
geri aldı savaş alanlarını doğa
can geldi toprağa silindikçe kan izleri.
Yeryüzünde cennet oldu öylece
o cehennem savaş yeri
şimdi Çanakkale Gelibolu
bahçe bahçe, ülke ülke
mezar dolu.

Üstü cennet altı mezar
Çanakkale toprağının
kavga bitmiş mezarlarda
kaynaş olmuş yiten canlar.

Huzur içinde uyusun
vuruştukları toprakta
kavgadan kinden uzakta
yanyan dostça yatanlar.

Bülent Ecevit
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 05-09-2007   #10 (mesaj-linki)
Pollyanna - avatarı
Cvp: Çanakkale Şiirleri

ÇANAKKALE İÇİNDE ŞEHİDİM YATAR

Çanakkale içinde şehidim yatar
TÜRKİYE'min kalbi burada atar
Buram buram hasret ayrılık tüter
Şehidim her günün mübarek olsun

Düğün bayram değil her gün geliriz
Canımızdan ileri sizi biliriz
Şehidim Vatanım kursaldır deriz
Şehidim her günün mübarek olsun

Şanlı Bayrağımın gölgesi serin
Misk amber kokar şehidim tenin
Bilirim rahattır cennette yerin
Şehidim her günün mübarek olsun

Bayrağım kanından almış rengini
Nağmertler gelmesin bana der gibi
Hasretin yüreğimi yakar kor gibi
Şehidim her günün mübarek olsun



DÖNER ÖZEKE
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
Çanakkale, Şiirleri
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Çanakkale Şiirleri Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Çanakkale Destanı (Çanakkale Zaferi - Çanakkale Savaşı) nünü Osmanlı İmparatorluğu 207 3 Gün Önce 11:24
Okul Şiirleri Yavru_Aslan Yazın Hayatı 31 30-09-2009 19:04
İstanbul Şiirleri B.L.A.C.K Türk Dili ve Edebiyatı 1 10-11-2008 15:38
Çanakkale AreX Resimlerle/Fotoğraflarla Türkiye 1 10-03-2007 22:15
Şiirleri ve Can Dündar'ı seviyorsanız Mutlaka Görmelisiniz query YouTube'dan Seçmeler 0 13-10-2006 05:48