| | #101 (mesaj-linki) | |
| SEFERİHİSAR ![]() Seferihisar, İzmir`in batısında yer alır. İl merkezine uzaklığı 47 km`dir. Kuzeyde Urla, Doğuda Menderes, batı ve güneyde Ege Denizi ile çevrilidir. İlçenin yüzölçümü 371 km2’dir. Doğanbey-Payamlı ve Ürkmez olmak üzere 2 beldesi ve 8 köyü bulunmaktadır. 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 34.761`tür. Bu nüfusun 30 777 merkezde, 3 984'ü köylerde yaşamaktadır. Seferihisar`da 12 İlköğretim Okulu, 5 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 3 525 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 213 öğretmen görev yapmaktadır. İlçede, sağlık hizmetleri, 1 Devlet Hastanesi, 4 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi tarafından verilmektedir. Seferihisar ekonomisinde tarım ağırlığını korumaktadır. İlçe toprakları, zeytinlikler ve narenciye bahçeleriyle kaplıdır. Son yıllarda seracılık gelişme göstermektedir. Seferihisar yöresi, Antikçağ`da önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Yöredeki en önemli ören yeri Teos`tur. ![]() | |
|
| | #102 (mesaj-linki) | |
| İmkansız aşkların mekanı İzmir..! Ah imkansız aşkımın mekanı İzmir, nasıl söner içimdeki bu telaş? Nasıl susabilir yüreğim, martıların uçuştukça kırlangıçların pır pır ettikçe? Ben nasıl vazgeçerim senden, bana tüm bu güzelliklerini sundukça? Kadifekale’deki eşsiz manzaranı, fuarını ve körfezin o muhteşem görüntüsünü görmemişlere hayıflanırım nedense….. Konak ve Karşıyakanın birbirlerine gülümseyen aynı düzlem içinde sakince duruşu, körfezden geçen gemiler, vapurlar, yatlar, motorlar, kayıklar, denizin kıpırdayışınının yarattığı pırıltılar, meltemin getirdiği o iç gıcıklayıcı yosunsu koku ve bütün bunların içindeki ben... işte bu sırada aklımda olan sen..!! Ah o sen. Sen var ya sen….! Aslında durdurmak isterim zamanı elimde olsa bazı anları hazır elime geçirmişken… mesela o gece sahilde utangaç, heyecan dolu, korkulu ve telaşla yürüdüğümüz güzel akşamı… ve seni..! ……… O gün karşımda duran gözlerinde, bir söz söylesem yada dokunsam kaçacak bir ürkek çocuk ürpertisi vardı…Benim gözlerimde de bu bakışlardan olmasaydı anlamsızlaşırdı senle bakışmak... biliyorum şu sıralar ikilemlerdesin.. bazen “Çekip gideyim” dedirtir yüreğindeki aşk, bazen de “Gidersen(m) yaşayamam ölürüm”. Canım benim, Senle olunca; o gün bir başka, İzmir bir başka, ben bir başka oluyorum…tüm imkansızlıklar, çaresizlikler kayboluyor yaşadığım o masalsı anlarda... biz senle sanki farklı bir gezegenin bambaşka iki insanıyız.. erken gelinmiş, geç bulunmuş bir yaşamda hiç bitmesini istemediğimiz anlar yaşardık değimli? ve bize sadece İzmir şahittir, her ne kadar görmezden gelse de…. Ben yinede yaşanmış güzellikleri unutamam ve yaşanacaklardan vazgeçemem.. ne senden ne izmir’den.. günbatımı kordonun insanı kör eden güzelliği karşısında, ayrı sokaklardan yürümek varya….. Yüreğimiz sevgiyle çift kişilik atıyorsa eğer, tüm şarkılar sizi anlatıyor demektir.. bütün klipler bizi gösteriyor, romanlar bizim hikayemizi yazıyor demektir.. bakarsak eğer bunlarda birbirimizi kolayca görürüz... yada yitmişliğimizi yanıp bu anlarımızı ararız. ……… Güzelliğin merkezi İzmir, sen tanıksın içimdekilerin temizliğine, sen biliyorsun değil mi ikimizin sevgisine karşı nasılda kul köle olduğumu.? Biliyormusun? bu yürek hiç kul köle olmadı, hiç bir vakit sevgisizliğe eğilmedi… Biliyormusun? ben artık Kordonda yürürken dönülmez akşamın ufkunda geziniyorum.. vakitde çok geç olabilir… Olsun…….. umurumda ama, o kadar da önemli değil. Gün batıp gece gelince nasılsa mehtap bize bakıp gülümseyecek. Öyle değil mi? Hamdolsun ki bu güzel şehirde bu güzelliği sevdim, bu sevgi ki dağlara taşlara yazmakla anlatılamaz. Sana bakarken görüyorsun gözlerimdekileri değil mi? …….. İmkansız aşkların mekanı İzmir, sen yinede bana şahit ol emi...? | |
|
| | #103 (mesaj-linki) | |
| Izmirin AKARSULARI İzmir ili içinde Ege Bölgesi'nin önemli akarsularından olan Gediz'in aşağı çığırı ile Küçükmenderes ve Bakırçay akış gösterir. Diğerleri sel karakterli küçük akarsulardır. Gediz Nehri, İçbatı Anadolu'da Murat Dağı'ndan doğar. Toplam uzunluğu 400 km.dir. İzmir sınırı içindeki Yamanlar Dağı'ndan doğan Kemalpaşa Çayı Gediz'in en önemli kollarından biridir. Gediz, Manisa Ovası'nın batısında İzmir il sınırına ulaşır, Yamanlar Dağı ile Dumanlı Dağ arasındaki Menemen Boğazı'ndan geçerek, Foça'nın güneyinde denize dökülür. Gediz eskiden, Karşıyaka'nın hemen batısında denize dökülüyordu. Getirdiği alüvyonlarla deltasını devamlı ilerletiyor, İzmir Körfezi'ni kapatmaya doğru gidiyordu. Pelikan Burnu, karşı kıyıya çok yaklaşmış, Körfez'in derinliği çok azalmıştı. Ülkemizin en işlek limanı olan İzmir Limanı'nın karşılaştığı tehlikeyi yok etmek için 1886'da biraz kuzeyden akan bir derenin yatağından da faydalanarak, Menemen yakınlarında başlayıp batıya doğru giden ve Foça yakınlarında son bulan bir yatak açıldı. Bu andan itibaren Gediz açık denize dökülmeye başladı. Küçükmenderes, Bozdağlar'dan doğar. Uzunluğu 124 km.dir. Kendi ismi ile anılan çok bereketli bir ovayı sulayarak, Selçuk ilçesinin batısında denize dökülür. Küçükmenderes de bol alüvyon getirdiği için, kıyı çizgisini devamlı olarak ilerletmiş, bu yüzden ilk çağların en önemli liman kentlerinden olan Efes, bugün denizden 5-6 km içeride kalmıştır. Bakırçay, doğuda Ömerdağ, kuzeyde Madra, güneyde Yunt Dağı'ndan gelen kollardan oluşur, 128 km uzunluğundadır. Ege Havzası'nın bir parçası olan ve büyük bölümü İzmir il sınırları içerisinde yer alan Bakırçay Havzası'nın en önemli akarsuyudur. Çandarlı Körfezi'nde denize dökülür. | |
|
| | #104 (mesaj-linki) |
İZMİR İzmir ![]() İzmir İzmir ( Smyrna-Samornia ) M.Ö 3000 yıllarında Lelegler tarafından, bugünkü Bayraklı yakınında bulunan Tepekule mevkiinde kurulmuştur. İzmir sözcüğü daha ziyade bir Amazon Kraliçesine atfedilmektedir. M.Ö 2000-1200 yılları arasında yaşamış olan Hitit Krallığı''nın tesiri altında kalan İzmir, Hitit Devleti''nin M.Ö 1200 yılında Frig akınlarıyla yıkılması sonucu M.Ö XI. Yüzyılda Yunanistan''dan Batı Anadolu kıyılarına göç eden Aiollar, daha sonra da İonlar tarafından işgal edilmiştir. İzmir en parlak dönemini İonlar zamanında yaşamıştır. M.Ö 600 yılında Lidya Kralı Alyattase tarafından işgal edilen İzmir, M.Ö 546 yılında Persler''in, M.Ö 334 yılından sonra da Büyük İskender ve kumandanlarının idaresi altına girmiştir. M.Ö 302''de Trakya''dan gelerek Büyük İskender''in kumandalarından Antigones''i yenen Lizimaktos''un, daha sonra da Seleıkoslar''ın hakimiyetine giren İzmir, kısa bir müddet de Bergama Krallığı idaresinde kalmış, M.Ö 133 yılında kesin olarak Romalılar''ın eline geçmiştir M.Ö 88 yılında Pontus Kralı Mihridades ele geçirmiştir. Roma İmparatorluğu''nun ikiye ayrılması ile Bizanslılar''ın bir eyalet merkezi olan İzmir, M.S 440 yıllarında Hun Hükümdarı Atilla''nın istilasına uğramıştır. M.S 695 yılından itibaren iki defa Araplar''ın akınına maruz kalmış, sonra yine Bizanslılar''ın eline geçmiştir. 1081 yılında İzmir şehri Selcuklular tarafından fethedilmiştir. 1097 yılında Haçlılar''ın Anadolu''da ilerlemesinden istifade eden Bizanslılar, İzmir de dahil olmak üzere Ege''de Türkler''in elinde bulunan tüm yerleri işgal ettiler. 1320 yılında Aydınoğulları Beyliği''nin hükümdarı Mehmet Bey tarafından geri alınıp, oğlu Umur Bey''e verilen İzmir''in Liman Kalesi, Haçlı kuvvetlerince 28 Ekim 1334''de tekrar işgal edildi. 1402 yılına kadar Türkler Kadifekale''ye, Haçlılar da Liman Kalesi''ne hakim kaldılar. Liman Kalesi 1402 yılında Timur tarafından zapt ve tahrip edilerek, Aydınoğulları Beyliği''ne iade edildi. Bundan sonra İzmir tarihinde 1426 yılına kadar Aydınoğlu Cüneyt Bey rol oynamıştır. 1426 yılından itibaren Osmanlı Devleti idaresine giren İzmir, 500 yıla yakın bir süre Osmanlı idaresinde kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu''nun yükselme devrinde çevresinin merkezi olma özelliğini daima koruyarak, ekonomik ve sosyal hayatın lokomotifi olmuştur. 15 Mayıs 1919''da Yunanlılar tarafından işgal edilen İzmir, üç yıldan fazla işgal altında kaldıktan sonra Ulusal Kurtuluş Savaşı''yla 9 Eylül 1922''de Yunan işgalinden kurtarılmış, Cumhuriyetin ilanından sonra da İl statüsüne kavuşturulmuştur. ![]() SIĞACIK İZMİRİN GİZ SiĞacik Seferİhİsar İzmİr SIĞACIK Seferihisar'ın 5 km batısında Sığacık körfezinde kuruludur.Tarihi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra doğal bir liman konumundadır. 12 İon şehrindan biri olan Teos'a ev sahipliği yapan Sığacığın ismi 1521-1522 yıllarında kentin sığınak olarak kullanıldığı zamanlardan kalmadır. İon uygarlığına başkentlik yapan kent, bir dönem Efes ile yarışmıştır. Seferihisar'ın batısında boylu boyunca mandalın bahçeleriyle çevrilmiş olan Sığacık ile merkez arasında tek engebe Taşdibi denilen tepedir. Sığacığın girişinde bizi masmavi denizi ile birlikte, Kanuni Sultan Süleyman zamanından kalma kalesi, birçok denizciye kucak açmış limanı ile iç içe girmiş lüks balık restaurantları, huzuru doyasıya yaşayacağımız ortamı ve büyük önder Atatürk'ün büstünün içinde bulunduğu meydanı karşılar. Sığacık, eşsiz deniziyle yıllarca Ege'nin en lezzetli balıklarına,en usta balıkçılarına kucak açmış bir tatil yöresidir.Yat turizmine elverişli 45 kapasiteli yat limanının yanı sıra pek çok deniz sporlarının (sörf) yapılabildiği en uygun koylarımızdandır. Akkum plajları, mütevazı tesisleri ile gün boyu faydalanabileceğiniz geniş bir koyda ziyaretçilerini ağırlar. Sığacığın masallara konu olmuş denizinde Sualtı doğa güzelliğini seyretmek ve dalış yapıp zıpkınla balık avlamak isteyen meraklılar için bölgedeki diğer koylara yat gezileri düzenlenmektedir.Sığacık Türkiye'nin en temiz ve en soğuk koylarından olan mavi bayraklı, mucizevi bir şekilde poyraz tutmayan ve dipten denize karışan tatlı kaynak suları sebebiyle diğer koylara oranla daha soğuk olan Ekmeksiz plajına ev sahipliği yapar.Koyun yamaçlarında çam ormanlarıyla kaplı camping ve piknik alanları bulunur. Pırıl pırıl bir denize ve güneşe sahip olan Sığacık'ta zamandan ve dünyadan habersiz kalabilmek için çok fazla şeye ihtiyacımız yoktur,çünkü bu bakir ve büyülü yer sizi tüm gerginliklerinizden ve sıkıntılardan habersizce uzak tutar. Kış aylarında sımsıcak insanlarının yaşadığı Sığacık, tatil yöresi olarak yaz sezonunda pek çok yerli ve yabancı turiste kapılarını açar.Ne kadar yazarsak yazalım ,anlatırsak anlatalım cümlelerimiz bu doğa harikası için yetersiz kalır. Sığacık'ta yeme içme yerleri limanın çevresinde.Balık ekmekçiler,midye tavacılar yanyana sıralı.Balık fiyatlarının durumu malum!Balık fiyatları pahalı olunca ,restoranlar fiyata itiraz olmasın diye balıkçıdan kendi aldığınız balığı pişirmeye de itiraz etmiyorlar.Balığı kendin alıyorsun, onlar pişiriyor. Otel ve pansiyonlar,diğer tatil köylerine göre bir hayli ucuz. Otel ve Pansiyonlar daha çok Sığacık kalesine yakın konuşlanmış durumda.Pilajlar bir kilometre kadar ileride.Pilajlar a minibüs ve belediye otobüsü çalışıyor.Sığacık limanında denize girilmiyor.Sığacığa kadar gitmişken Çevre koyları tanımamak,oralara gitmemek olmaz. Günübirlik motor turları Papaz boğazı,Taş ada,Azmak,Aktaşlı ve çamcağız'ı kapsıyor.Ayrıca Küçük balıkçı tekneleri ile de bu turları düzenlemek mümkün oluyor. TEOS Antik kenti Sığacığa iki kilometre uzaklıktadır.12 İyon kentinden biri olan Teos'ta halihazırda ciddi bir kazı çalışması yapılmamıştır.Şimdiye kadar yapılan kazı çalışmalarında elde edilmiş buluntulardan belli bir bölümü Teos bölgesinde durmakla beraber bir kısmı da İzmir arkioloji müzesine taşınmıştır. SIĞACIK İzmir'e 50 kilometre uzaklıkta sevimli mi sevimli,cana yakın eski bir balıkçı köyü.Yörenin cana yakını neyin nesi demeyin.Seferihisar'ın iskelesi olan Sığacık,sahilde limanı çevreleyen bir kalenin içine kurulmuş.Kıvrılarak giden daracık sokaklarda dolaşırken,özgün mimarisini koruyabilmiş pek çok eve rastlamak olası.Üstelik insanı da sıcacık.Sığacık'ın geri planı her türlü meyve ve sebzenin bolca yetiştiği doğal bir hal görünümünde.Yol boyunca dizili tezgahlarda,anında toplanmış salatalık,domates,patlıcan,biber...O kadar mı?Üzüm, kavun,karpuz her çeşit meyve TEOS Tanrı anlamına gelen adıyla,bölgedeki en eski yerleşim yeridir.12 İyon kentinden birisi olan Teos'u ilk kez M.Ö.1080'lerde Atamas'ın kurduğu biliniyor. Ege havzası medeniyetimizin başlangıcı M.Ö.4000-3000 yıllarına iner.Bu süre içinde havzada GİRİT-MORA-İYONYA ve ADALAR Medeniyetleri görülür.Giritlilerin medeniyetine, Mora'ya yerleşen Akalar son vermiştir. Akaların Mora medeniyetini de Yunanistana kuzeyden giren Dor'lar yıkmışlardır. Küçük Asya Tarihi adlı eserin yazarı Sari Teksiye Teosu M.Ö. 2000 yıllarında Akalardan kaçan Giritliler tarafından kurulmuş olan Karya'lıların bir şehri olarak gösterir.M.Ö. 1190 yıllarında Darların önünden kaçan Akalar ve bazı Yunan kavimleri Batı Anadolu sahillerine göçmeye başladılar .İlk kafile Atamas'ın başkanlığında Teos'a çıktı ve çok iyi karşılandı. Bu iyi kabul duyulunca Apeküs komutasında ikinci büyük kafile geldi.Yerlileri azınlıkta kalan Teos böylece bir karya şehri olmaktan çıktı ve İYON şehri oldu. BÜYÜK DÜNYA TARİHİ adlı eserin yazın Jak Pirenni'ye göre Teos en parlak devrini M.Ö.900 yıllarında Asurluların tesis ettiği barış döneminde yaşadı. Bu dönemde Teos, Millet, Piriyene, Efes, Sisam, Kolofon, Kalaomen, Eritre, birleşerek bir İyon fedarasyonu kurdular. Bu federasyon maden işlemede, Deniz ve kara ticaretinde ve bankacılıkta dünyaca ün aldı. Heredot Tarihine göre M.Ö.546 da Persler, Lidya'yı yıkınca lyonya, Persler'e karşı savunma durumunda kaldı, iyon ittifakına Teos. 17 gemi ve asker vererek katıldı. (O vakit bu birliği Paçalıların 3 gemi verebildiği düşünülürse, Teos'un gücü daha iyi anlaşılır.) Pers savaşlarından sonra Atina safında Attik-Delos Deniz Birliğine katılan Teos, ikinci Peleponnes savaşlarında Atina'nın Sicilya felaketi üzerine Ispartalıların Zoru ve Tsaferin (Seferihisar) papası Takes'in aracılığıyla İsparta hakimiyetini tanımış ve Atinalıların kara tarafına yaptırmış olduğu surların yıkılmasına ses çıkarmamıştır. Bu surlar, 4 Aşırın sonlarında şehri süsleyen mabetlerle birlikte tekrar Atinanın yardımıyla yaptırılmıştır. Bu günkü kalıntıların çoğu ve sur izleri bu asra aittir. Teos Tarihini araştıran Ahmet Ersoy Derlemesinde M.Ö.2.yüzyılda, Suriye Selefkoslar Kralı Antokyüs ile Romalıların savaşında, Teos'un Selefkoslara yardımının önlenmesi için Romalılar tarafından sıkıştırıldığını, bu sırada Teos limanı açıklarında cerayan eden deniz savaşlarında Roma ya büyük yardımlarda bulunarak. muftelif bir yenilgiyi önlediklerinden bahseder.Nitekim Romalıların Anadolu'ya hakimiyetinden sonra Teos bir süre Bergama Krallarına bağlı kalmıştır. Teos Hıristiyanlığı ilk kabul eden şehirlerdendir.İzmir'e bağlı olarak bir ara Teos'a Beş Aziz birden oturmuş ve burası etkin bir din merkezi haline getirmişlerdir. M.Ö.17.yılında Roma İmparatoru Tiberyus'un devrinde Ege'de şiddetli depremler başladı. Bu depremler aralıklı olarak iki yüzyıl kadar sürdü. Bütün Ege şehirleri yardımlaşarak yıkılanları tamiri, yaralıları sarmaya çalıştılar ise de deprem üstün geldi.Şehirler yıkıldı,ahali deprem bölgesini terke mecbur kaldı.işte Teos bu suretle harabe haline geldi. Teos ilk 12 lon kentinden biridir. Burada denizcilik, ticaret, şarapçılık .zeytinyağı üretimi ve yünlü dokumacılık gelişmiştir. Teos'un içki kapları (seramik endüstrisi) arkaik çağda da ünlüydü. Ticaret ve denizcilikle zengin olan Teos'u önce Lidyalı'lar, daha sonra M.Ö.545 yılnda Mardonius komutasındaki Persler toprak tepeleri yürüterek yaptıkları kuşatmayla bölgeyi ele geçirmişler, Teos'lular bunun üzerine gemilerine binerek kolonileri Abdera'ya kaçmışlardır. Pers istilası sırasında geometrici ve filozof Thales burayı lon'lularm Perslere karşı kuracakları konfedarasyonun merkezi olrak önermiştir. Şehir 6.yüzyılda meşhur lirik şair Anekreon'u yetiştirmiştir. P ers işgali sırasında bu şair Atina ve Sisam saraylarında yaşamış, daha sonra yine Teos'da ölmüştür. 5.yüzyılda Teos ilk atom teorisini kuran Demokritos ve Petrikles'in danışmanı sofist Protogarast'ın yurdu olmuştur. Anadolu lon mimarisini yeniden doğuşunda Pytheos'un katkıları Hermoneges'in yazdığı kitapla kural haline gelmiş, önce Roma daha sonra Rönasans mimarisini etkilemiştir. Tapınakta ibadet gören Dianisos Setaminios (Baharın ilk meyvesi ) lakabı ile tanınmaktadır, aynı zamanda bu tanrının yalnız tiyatro ve şarap tanrısı değil verimlilikle ilgili bir tabiat tanrısı olduğunu da belirtmektedir. Tapınaktaki Kült heykeli ayakta duran vücudu S şeklinde kıvrım yapan Dianisos'un bir elinde Tyhros (Asa) dayalı, bir elinde Kantharos (içki kabı) tutan bir heykeli vardır Tapmağın yapıldığı gri yoğun kireç taşı karagöl diye bilinen taş ocaklarından çıkarılmıştır. M.Ö 6. yüzyıldan itibaren işletilen bu ocaklardan elde edilen gri taş Roma devrinde Roma ya kadar ihraç edilmiştir. Piri Reisin haritasında Sığacık kalesini gösterememekteyiz. Ancak , büyük olasılıkla Piri Reis'in önerilerine uyularak Palak Mustafa Paşa tarafından Kanuni Sultan Süleyman'ın Rodos seferi sırasında Teos Örenyeri taşocağı olarak kullanılarak Sığla Kalesi yapılmıştır. Roma devri sonunda, bizans devri başlarında Teos Piskoposu, Efes Metropollüğüne bağlı olarak , hrıstiyan konsülüne katılmıştır. Yine tarihi kaynaklara göre Teos içinden geçen mermer yol, bir ucundan kilizyum denilen Urla iskelesine ve devlet hastanesinin bulunduğu adaya, oradan da Eritre adı verilen büyük şehir bugünkü Çeşme'nin ildir Köyüne bağlanmakta. Diğer ucundan ise Lebedos'a , Efes'e, oradan da Lidyanın başkenti olan Şart şehrine uzanarak, Ninova ile bağlantı kurulmaktadır. M.Ö 2 . yüzyıla ait pekçok Teos eseri Paris Müzesinden İzmir Arkeoloji Müzesine getirilmiştir. Daha sonraki yıllara ait Roma, Bizans devri tarihi eserleri de Fransız Profesör Robert ve Meboron tarafından incelenerek çok kıymetli seramik parçalar , kabartmalar ve heykeller bulunmuştur.Bunların bir kısmı yurt dışına kaçırılmış,bir kısmı da İzmir Arkeoloji müzesine alınmıştır. SIĞACIK KALESİ Tarihin, doğanın ve teknolojinin yıpratmakta aciz kaldığı kalenin geçmişi Selçuklular dönemine kadar uzanır. Şiddetli yer sarsıntılarıyla harap olunca önce Aydın oğulları daha sonra Osmanlılar tarafından tamir görmüştür. Ege denizindeki önemli stratejik konumunun Kaptan-ı Derya Piri Reis tarafından fark edilmesiyle Kanuni Sultan Süleyman tarafından Palak Mustafa Paşaya Teos harabelerinden getirilen taşlar kullanılarak yaptırılmıştır. Şimdiki hali 1521-1522 yıllarından kalmadır. Önceleri "Sığla" olarak anılan kale savunma amacından çok deniz üssü olarak değerlendirilmiştir. Kalenin Kuşadası , Ayasılık ve Seferihisar adında üç ayrı kapısı vardır. Deniz üssünde; Bir dış kale bir de koğuş tabir edilen askerlerin günlük hayatını ve eğitimini geçirdiği iç kale ile bu iç kalenin denize bakan kısmında iki burç ve iki kapı bulunmaktadır. Kale duvarları üzerinde bazı evlerin ikinci katı yükselirken duvar aralarında bazı ev duvarları ve pencereleri ile Teos'tan gelen taşlar görülmektedir. Burçların kuzeye bakan avlu duvarlarında 1.20'ye 50cm. ebadında 3m aralıklı mazgallar bulunmakta ancak şu anda bazıları kapatılmış durumdadır. Kale içindeki evler bitişik düzende olup, bazıları tek bazıları iki katlıdır.Evlerin çoğunluğu ker***tendir, büyük bölümünün içinde iç avlu bulunmaktadır, iki katlı evlerde cumbalar ve tahta panjurlar bulunmaktadır. Evlerin içindeki merdivenler ve kapılar tamamen ahşaptır. Kalenin kuzey tarafında Barbaros Halil Paşa kemerinin üst bölümü yıkılmış durumdadır ![]() SEFERİHİSAR Seferihisar'da güneş M.Ö. 3000 yıllarına uzanan eşsiz güzelliklerin üzerine doğar. Günümüzde de değerini yitirmeyen bu tarihsel adres, yüzyıllardır insanların muhteşem Ege mavisi ile berrak güneşini keşfettiği bir belediyede 27 km'lik sahil şeridinde birbirinden güzel koylar ve doğal plajlar mevcuttur. Seferihisar; tarihsel zenginliğin yanı sıra 375 kilometrekarelik dev bir mandalina bahçesi gibidir.Doğal güzelliklerle bezeli 8 köyü 2 beldesi (Ürkmez ve Doğanbey Peyanlı) vardır. Evliya Çelebi 17.yy'da Seferihisar adının Sivrihisar olmasına rağmen burada hisar bulunmadığı, bağlar içinde yükselen kayaların hisara benzediğinden bahsetmekte 4 mahalle, bahçeli 1200 ev, hamam, 7 çeşme, çarşısında 20 dükkan bulunduğu kasabanın ürünlerinin bol, halkı zengin kasaba olarak tanımlamıştır. . Kaplıca ve Sıcak Su kaynakları: Beldemiz sınırları içindeki pek çok sıcak su kaynağından ,kaplıca statüsünde yer alan başlıca yerler ,Karakoç ve Cumalı Kaplıcaları ile Uyuz,Ahmetçi Hamamları , Gelinboğan ve Hamamönü Ilıcası adı ile bilinen kaynaklardır. Karakoç Kaplıcaları: Bugünkü Eski Kavakdere-Ürkmez yolu üzerinde bulunan Kaplıcalar deniz seviyesinden 15.mt.yükseklikte olup Helenistik Roma ve Bizans dönemlerinde de çok ünlüdür.Karakoç Kaplıcasını besleyen esas kaynağın radyoaktivitesi 9,5 eman,çamur suyunun 4,7 eman ,nevazil suyunun 8,7 ve 6,2 emandır.Karakoç Kaplıcaları bölgesindeki kaynakların hepsi sodyum klorürlü ve bikarbonatlı kalevi sulardır. Uyuz Ilıcası: 55 derece sıcaklıkta olup reaksiyonu asit ve tuzlu sudur.Litresinde 297 mgr serbest co2 gazı vardır.Radyoaktivitesi 4,3 emandır. Gelinboğan Ilıcası: Saniyede 3 lt. debisi olan kaynaktan çıkan suyun sıcaklığı 68 derece olup, kimyasal nitelik olarak Uyuz Hamamlarının aynıdır. Ahmetçi Hamamı: Mevcut iki kaynağın sıcaklığı 5-57 derecedir.Bu kaplıcada diğerlerinde olduğu gibi bol demir elementi bulunmaktadır. Hamamönü Ilıcası: Denize yaklaşık 1 km. mesafede bulunan ılıcanın kimyasal özellikleri aynıdır.Balçova kaplıcaları ile hemen hemen aynı özellikleri taşır.Antik çağda bu sular Büzlerde Karasökedeki tarihi hamama ve şimdiki Amarante Oteli arkasında toprak.. Cıvıt Kalesi (Çifte Kale): Beldemizin batı kısmında deniz içinde kalmış küçük bir adacık üzerinde Aydınoğulları Beyi Cüneyt tarafından yapılan kale en güçlü dönemini Osmanlılar döneminde Sultan II. Murat döneminde yaşamıştır.kale şuan tamamen yıkık vaziyettedir. Kaleyi görmek isteyenler sahilden itibaren 80 mt. mesafede 25-30 cm derinliğinde bir sudan geçerek adaya ulaşabilirler. Adanın güney kısmında kaleye ulaşmak isteyenlerin 62 mt. Tırmanmaları gerekir. Doğa tutkunları için vazgeçilemeyecek görüntüler sunan bölgede gün batımını mutlaka görmelisiniz . . . SEFERİHİSAR’IN YAKIN ÇEVRESİ VE KOMŞULARI İlçe topraklarından demiryolu hattı geçmemekte, en yakın istasyon İzmir kent merkezinde (45 km) ve Adnan Menderes Havalimanı’nda (40 km) hizmet vermektedir. İlçenin deniz kıyısında yolcu ve yük taşımacılığına ait bir limanı bulunmazken, Sığacık’ta bir balıkçı barınağı yer almakta, yine Sığacık’taki 400 yat kapasiteli yat limanının inşaatı sürmektedir. İlçe merkezinin kuruluş yeri deniz seviyesinden 18 m yükseltidedir. Kent, kuzey-güney yönünde uzanan Kızıldağlar’ın (1080m) batısında , denize inen yamaçlar ve kocaçay vadisinin düzlükleri üzerine kurulmuştur. Seferihisar ilçe merkezinin yakın çevresindeki yerleşmelere uzaklığı şöyledir: Güzelbahçe 23 km Konak(İzmir kent merkezi) 45 km Urla 30 km Çeşme 85 km Ürkmez 23 km Gümüldür 28 km Özdere 38 km Selçuk 60 km Menderes 45 km Kuşadası 70 km AKKUM PLAJLARI ve CAFE-BAR'LAR MÜKEMMEL KIYI ŞERİDİ , TERTEMİZ SUYU ve KUMU , HİZMET VE MİSAFİRPERVERLİĞİ İLE DENİZİN TADINI DOYA DOYA ÇIKARACAKSINIZ . . . PLAJ KENARINDA YERLEŞMİŞ OLAN CAFE-BAR'LARDA GÜN BOYU (GECE DAHİL) ULAŞIM İZMİR ŞEHİR MERKEZİNE SADECE 50 KM. UZAKLIKTA OLAN SIĞACIK'A, ÖZEL ARAÇLARINIZLA VEYA İZMİR-ÜÇKUYULAR (F.ALTAY) 'DAN HAREKET ETMEKTE OLAN ŞOFÖRLER DERNEĞİNE BAĞLI OTOBÜS VE SEFERİHİSAR BELEDİYESİNE AİT OTOBÜSLERLE GÜNÜN HER ANI ULAŞIM MÜMKÜNDÜR Son Düzenleyen asla_asla_deme; 27-12-2008 @ 20:18. Sebep: Kırık Link | |
|
| | #105 (mesaj-linki) | |
|
İLKLER ŞEHRİ BERGAMANIN İLKLERİ 1. İlk parşömen (deriden kapıt yapımı) 2. İlk asya kütüphanesi (200000 ciltlik) 3. İlk büyük hastane (asklepion) 4. İlk telkinle tedavi (Psikoterapi) 5. İlk doğal tedavi (Müzik,tiyatro,spor ,güneş ve çamur ile) 6. İlk farmakoloji (doğal ilaçlar) 7. İlk afyon modeli ilaç 8. İlk kent hijyeni (sağlık alt yapısı ) 9. İlk tıp ve eczacılık simgesi (yılan ) 10. İlk mühendislik, U borusu yöntemi ile trigonometri. 11. İlk kent imar yasası 12. İlk kent çarşı pazar yasası 13. İlk komün devleti 14. İlk grev ve toplu sözleşme.(MÖ 248 de l. Eumenes ücretli askerlere hakkını verdi 15. İlk 4 tiyatrolu kent 16. İlk en dik tiyatrolu kent 17. İlk meslek sendikaları ve sendika konfedarasyonu 18. İlk 3 dereceli öğretim (ilk orta ve lise) 19. İlk kazı müzesi.Arkeoloji deposu sonra müze. 20. İlk ve enbüyük sunak 21. İlk ahşap sahneli tiyatro 22. İlk hiristiyan klisesi.Yedi kliseden biri. 23. İlk batı türkçesi gramer.(Bergamalı Kadri efendinin eseri) 24. İlk işgali kıran kent (15 haziran 1919) 25. İlk festival yapan şehir Bergama kermesi 1937) 26. İlk yerel TV yi kuran şehir (1991 BAKIRÇAY TV.) | |
|
| | #106 (mesaj-linki) | |
| ![]() | |
|
| | #107 (mesaj-linki) | |
| ![]() ![]() | |
|
| | #108 (mesaj-linki) | |
| İzmir il toprakları jeolojik yönden çöküntü alanlarından oluşmuş ova ve dağlık alanlardan meydana gelmiştir. İlin doğu-batı doğrultusunda uzanan sıra dağlar arasındaki çöküntü alanları, akarsuların birikintileri ilin coğrafi konumunu meydana getirmiştir. İlin başlıca yükseklikleri kuzeyde Çıralı Dağı, Geyikli Tepe ve Yunt Dağı’dır. Orta kesimde ise Bozdağlar ve Aydın Dağları bulunur. Bunların arasında Bakırçay Gediz ve Küçük Menderes ovaları bulunmakta olup, bu ovaların deniz seviyesinden yükseklikleri 0–200 m. arasında değişmektedir. Dağlar ve Ovalar İzmir’in orta kesiminde Bozdağlar ile güneyinde Aydın Dağları bulunmaktadır. Bunlar III. Zamanın (Tersiyer) sonlarına doğru aşınmış, yeni tektonik hareketlerle parçalanmış yükseltilerdir. Kuzeydeki Madra Dağları ile Yunt Dağları magmadan fışkıran lavların yığılmasından meydana gelmiştir. Karaburun Yarımadası’ndaki dağlar ise çoğunlukla burada birikmiş tortuların kıvrılmasından meydana gelmiştir. Dağlar ile ovalar arasındaki yükselti farkının büyük oluşu da akarsuların bu kütleleri parçalamasından kaynaklanmıştır. Madra Dağı ilin kuzeyinde, deniz seviyesinden 1.250 m. yükseklikte olup, kuzeyde Burhaniye-Havran ovaları, güneyde de Bergama Ovası arasındaki en büyük yükseltidir. Güneybatıda Altınova ile Dikili’ye doğru uzanan Madra Dağı’nın kolları deniz kıyısına kadar ulaşırken alçalarak kıyı düzlükleri ile birleşir. Bu dağın güney batı ucu Bergama’nın batısında, 1.061 m. yüksekliğe ulaşarak Geyikli Dağı ismini alır. Marda Dağı’nın tepe noktalarında bazı yerler hafif dalgalı düzlükler halinde yaylalardır. Üzerleri fıstık çamı ormanları ile kaplı olan Kozak Yaylası bu yaylaların en ünlüsüdür. Madra Dağı’nın güneyinde, Soma yakınlarından Çandarlı Körfezi’ne kadar uzanan Bakırçay Ovası yer almaktadır. Bakırçay ve kollarının getirdiği alüvyonlarla örtülü olan bu ova 60 km. uzunluğunda olup, Kınık’ın kuzeyinde de en fazla genişliğe ulaşır. İzmir’in kuzeyinde Bakırçay, güneyinde Gediz çöküntü alanı arasında bulunan 1.075 m. yüksekliğindeki Yunt Dağı akarsularla parçalanmıştır. Yunt Dağı’nın bir bölümünü oluşturan Sultan Dağı Bakırçay Ovası’nın güneyinde dağlık bir alan meydana getirir. İzmir’in güneyinde Gediz Nehri’nin bulunduğu çöküntü alanı içerisindeki Dumanlı Dağ ile Yamanlar Dağı arasında uzunluğu 10 km. bulan dar bir boğaz vardır. Menemen Boğazı ismi verilen bu vadinin doğusunda Gediz Ovası uzanmaktadır. Bu ovanın büyük bir kısmı Manisa ilinin sınırları içerisinde kalmıştır. Menemen Boğazı batıya doğru, Emiralem’den itibaren genişler ve alçalır ve Gediz Deltası ile de birleşir. Burada meydana gelen düzlüğün güneydoğusunda 20 km. uzunluğunda Menemen Ovası ile Gediz Delta Ovası isimli düzlükler bulunmaktadır. Bunlar Anadolu’nun en verimli ovalarıdır. İzmir’in kuzeyinde Gediz Nehri, güneyinde de Nif (Kemalpaşa) Çayı arasında yer alan Yamanlar Dağı (Karadağ) 40 km. uzunluğunda, 15 km. genişliğinde bir alanı kaplamıştır. Yamaçları eğimli olan bu dağ kütlesi Gediz Ovası’nın batısında yükselir ve dağın en yüksek noktası Manisa il sınırları içerisindeki Spil Dağı’dır (1.513 m.). Yamanlar Dağı jeolojik yönden bir volkan konisi olup, genç bir dağ kütlesidir. Tektonik kaymalar sonucunda meydana gelen çukurda da Karagöl bulunmaktadır. Bu çöküntü alanının batısında Ege Denizi ve İzmir Körfezi bulunmaktadır. Bu körfezin doğusu akarsuların taşıdığı alüvyonlarla dolmuş, bunun sonucu olarak da Bornova Ovası ile onun doğusundaki Kemalpaşa Ovası meydana gelmiştir. Bu iki ova arasında yüksekliği 250 m. ye kadar ulaşan Belkahve Geçidi bulunmaktadır. İzmir Körfezi’nin doğu-batı yönünde, 110 km. uzunluğunda, kuzey-güney yönünde 20-30 km. genişliğinde Bozdağlar sıralanmaktadır. Bu dağ kütlesi kuzeyde Gediz, güneyde Küçük Menderes ovalarını birbirinden ayırmaktadır. Dağ sıralarının üzerinde aşınma sonucu meydana gelmiş yaylalar bulunmaktadır. Bozdağlar doğuda Sarıgöl’ün güneyinden başlayarak Kemalpaşa’ya, oradan da Karabel Geçidi’ne kadar uzanır. Bozdağların en yüksek noktası Birgi’nin kuzeyinde 2.159 m. ye kadar çıkar. Bu dağların dışında İzmir Körfezi’nin doğusunda Kemalpaşa Dağları (1.500 m.), İzmir’in batısında Çatalkaya (Kızıldağ) bulunmaktadır. Çatalkaya’nın batısından itibaren yükseklik alçalır ve Çeşme’ye kadar uzanan alanlarda küçük tepeler halinde devam eder. Karaburun Yarımadası’nda kuzeyden doğuya doğru uzanan ve yüksekliği Karaburun ilçe merkezinde 1.218 m. ye kadar ulaşan Akdağlar bulunmaktadır. İlin güney sınırı üzerindeki Aydın Dağları Bozdağlara kadar fazla yüksekliği olmamasına rağmen Cevizli Dağında 1.646 m. ye kadar ulaşır. Aydın Dağları’nın Küçük Menderes Ovası’na bakan yamaçları oldukça diktir. Karaburun Yarımadası’nı kuzeyde Kömür Burnu ile güneyde Teke Burnu arasında uzanan ikinci bir dağ sırası sınırlamaktadır. Bunlar Küre Dağı, Eskici Dağı, Velidağ’dır. Akarsular İzmir il topraklarında Küçük Menderes, Gediz ve Bakırçay havzaları bulunmaktadır. Bunlardan Küçük Menderes Havzası Kiraz-Ödemiş-Bayındır-Tire-Torbalı-Selçuk-Seferihisar-İzmir Merkezi-Urla-Çeşme ve Karaburun yörelerini kaplamaktadır. Bu bölgede havzanın en önemli akarsuyu olan Küçük Menderes bulunmaktadır. Bozdağlar’dan doğan Küçük Menderes’in uzunluğu 124 km. dir. Bu akarsu Kiraz ilçesindeki çöküntü alanından sonra güneye yönelir Beydağ ilçesinin kuzeyinde batıya dönerek Torbalı’nın güneyinden geçer ve Ege Denizi’ne dökülür. Küçük derelerle beslenen Küçük Menderes yağışların artması sonucu zaman zaman taşar ve çevresinde geçici bataklıklar oluşturur. Yaz aylarında ise suyu azalır. İzmir’in Menemen ve Foça ilçeleri ile Kemalpaşa yöresini tümü ile kaplayan Gediz Havzası Türkiye’nin en büyük havzaları arasındadır. Bu havzanın en önemli akarsuyu da Gediz Nehri’dir. Batı Anadolu’da Murat Dağı’ndan kaynaklanan Gediz Nehri’nin uzunluğu 400 km. dir. Manisa Boğazı’ndan geçtikten sonra İzmir topraklarına giren Gediz, geniş yaylar çizdikten sonra Foça’nın güneyinde Ege Denizi’ne dökülür. Yağışlardan etkilenen Gediz Nehri ince kum ve mil gibi maddeleri de taşımaktadır. Gediz Nehri çok önceki yıllarda Karşıyaka’nın batısından denize dökülürken getirdiği alüvyonlar İzmir Körfezi’ni kapanma tehlikesi ile karşı karşıya bırakmış, bunun için Karşıyaka’nın kuzeyinde akan bir dere yatağından faydalanılarak yeni bir yatak açılmış ve böylece Gediz Foça’nın kuzeyinden denize dökülmesi sağlanmıştır. Menemen, Foça, Bergama, Kınık ve Dikili bölgelerini kapsayan Bakırçay Havzası çok sayıdaki küçük akarsulardan oluşmuştur. Bu havzanın en önemli akarsuyu da Bakırçay’dır. Bakırçay doğuda Ömerdağ, kuzeyde Marda, güneyde de Yunt Dağı’ndan gelen akarsu kollarının birleşmesinden meydana gelmiş 128 km. uzunluğunda bir nehirdir. Kınık ilçesinin doğusundaki alüvyonlu ovaya giren Bakırçay Çandarlı Körfezi’nden denize dökülmektedir. Bu akarsular dışında Karaburun Yarımadası’ndan doğan ve Ege Denizi’ne dökülen küçük dereler de il topraklarında bulunmaktadır. Göller İzmir il sınırları içerisinde, dağ sıraları arasında yer yer çöküntü alanlarında küçük göller vardır. İzmir’de büyük ölçüde bir göl bulunmamaktadır. İzmir’in küçük ölçüdeki önemli göller, Gölcük, Belevi Gölü, Çakalboğaz Gölleri ve Karagöl’dür. Bunlardan Gölcük, Ödemiş’in kuzeyindeki Bozdağ’ın en yüksek noktasında bulunmaktadır. Kuzeyden güneye doğru uzanan küçük bir çöküntü çukuru içerisindeki bu gölün oluşumunda dağlardan gelen sellerin taşıdığı alüvyonların büyük payı olmuştur. Gölün derinliği yüzölçümüne göre çok fazladır. Suyu tatlıdır. Selçuk ilçesi ile Torbalı arasında bulunan Belevi Gölü sığ bir göldür. Çakalboğaz Gölleri Küçük Menderes’in Selçuk ilçesinin 5-6 km. ilerisinde doldurduğu alanda meydana gelmiştir. Yamanlar Dağı üzerindeki Karagöl tektonik bir kayma sonucu oluşan çukurda 35 dekarlık alanda meydana gelmiştir. Çevresi çam ormanları ile kaplıdır. Çevresi piknik alanı ve kamping yeri olarak düzenlenmiştir. Karagöl’ün mitolojideki Tantalos efsanesinde ismi geçmektedir. İzmir il merkezinin 15 km. güneyinde Buca Belediyesi tarafından Kaynaklar Göleti yaptırılmıştır. Gölet 140.000 m2’lik bir alanı kapsamakta olup, bu alanın 30.000 m2’lik bölümü suni göldür. Bunun dışında gölün çevresinde 3.500 kişilik bir amfitiyatro, teraslar, piknik alanları bulunmaktadır. Doğal Güzellikleri Siren Kayalıkları (Foça) İzmir ili Foça ilçesinde bulunan Siren Kayalıkları günümüzde fok balıklarının yaşam alanıdır. Buradaki kayalıkların arasındaki mağaralar fokların barınaklarıdır. Bu nedenle de bu mağaraların yakınlarında fokları ürkütmemek için denize girmek ve kayaların üzerine çıkmak yasaklanmıştır. Siren Kayalıklarının ismi Yunan mitolojisinde de geçmektedir. Sirenler vücutları kuş, başları kadın şeklinde olup, yaptıkları müzikle insanları kayalara çekerlerdi. Bu müziğin etkisinde kalan gemiciler kayalara yaklaşır ve kayalara çarparak batarlarmış. Siren Kayalıkları yüzyıllar boyunca aşınmış ve doğaüstü şekiller almıştır. Homeros’un destanlarında da Siren Kayalıkları’ndan söz edilmiştir: “Ulu Tanrıça Kirke, ne yapın yapın, Tanrısal Sirenler'den sakının dedi bana. Büyüleyen seslerinden, çiçekli çayırlarından sakının. Sen dinle o sesi. Ama bağlasınlar ayakta seni kollarından bacaklarından orta direğe. Böyle dedim ve uyardım arkadaşlarımı. Bu ara gemimiz Sirenler'in adasına varmıştı bile. Çünkü itici bir rüzgâr esiyordu arkamızdan. Derken rüzgâr düştü, deniz oldu çarşaf gibi. Bir tanrı bütün dalgaları dindirmişti. Yoldaşlarım kalkıp geminin yelkenlerini topladılar, sonra da kürekleriyle döve döve köpürttüler denizi. O zaman ben tunç kılıcımla mum peteğini parçaladım ufak ufak ezdim güçlü ellerimle mumu. Sürdüm arkadaşlarımın kulaklarına. Duymaz oldular artık sirenleri. Onlar da bağladılar kollarımdan bacaklarımdan orta direğe beni. Sonra vurdular kürekleriyle kırçıl denize durmadan. Bir sıvışsak göz açıp kapayıncaya kadar şuradan dedik. Ama gözlerinden kaçmadı yakından geçen gemi Sirenlerin. Çınlayan sesleriyle hemen başladılar ezgiye: Gel buraya, dillere destan Odysseus, Akhalar'ın şanı şerefi. Durdur gemini duy bizim sesimizi. Hiçbir zaman bir kara gemi buradan geçemedi durup dinlemeden ağzımdan çıkan tatlı ezgileri; dinlerler doya doya, daha çok şey öğrenip öyle giderler, biliriz biz engin Troia'da olup bitenleri... Güzelim sesleriyle onlar böyle diyorlardı ve dinlemek istiyordu benim gönlüm. Kaşlarımla işaret ettim arkadaşlarıma, çözün dedim beni. Onlarsa ha bire kürek çekiyorlardı iki büklüm. Az sonra epey uzaklaşmıştık Sirenler'den, artık duymaz olmuştuk seslerini...” Homeros Mağaraları (Buca) İzmir ili Buca ilçesinde, Meles Çayı üzerinde bulunan Kızılçullu Su Kemerleri yakınında bulunan mağaralarda antik çağın ünlü ozanı Homeros’un şiirlerini yazdığı söylenmektedir. Mağarada yeterli bir araştırma şimdiye kadar yapılmamıştır. Bu nedenle tarihlendirilmesi ve iç düzeni hakkında bilgi bulunmamaktadır. Buca Belediyesi ile İzmir İl Kültür Müdürlüğü arasında yapılan protokol uyarınca burada bir araştırma yapılacaktır. Mesire ve Dinlenme Yerleri Orman Bölge Müdürlüğü İzmir Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Başmühendisliği'nin sorumluluğunda İzmir'de tam 20 adet orman içi dinlenme yeri vardır. Bunların başında 70 hektarlık bir alana yayılmış olan Tanay Mesire Yerinde çadırlı kamp, kamping alanları ve turistik tesisler bulunmaktadır. İzmir’e 75 km. uzaklıktaki Gümüldür’de de 2.000 kişi kapasiteli piknik alanları vardır. İzmir Özdere sahil şeridinde 40 hektarlık alanda, deniz kıyısında kurulan Kalemlik mesire yerinde her türlü dinlenme olanağı bulunmaktadır. Ayrıca Seferihisar yakınındaki Teos antik kent yakınındaki Akkum ve Ekmeksiz plajları bulunmaktadır. İzmir’e 70 km. uzaklıktaki Claros (Denizpınarı) antik kentinin bulunduğu alanda da dinlenme ve mesire yeri vardır. Buca Belediyesi tarafından 140.000 m2’lik alanda kurulan Bucagöl İşletmeleri’nin ortasında 30.000 m2’lik suni bir göl ve çevresinde tiyatro, piknik alanı gibi çeşitli tesisler yapılmıştır. Bunların yanı sıra, Kuşadası-Selçuk karayolunun 8. km.sinde bulunan Pamucak, Seferihisar kıyısındaki 320 hektarlık Kargacık, Bergama-Kozak karayolunun 17. km.sinde bulunan ve 10 hektarlık bir alandaki Çınarlı, Urla Çeşmealtı’ndaki Güvendik Dinlenme Tesisleri, Ödemiş Gölcük Yaylası’nda, deniz seviyesinden 1.100 m. yükseklikteki Gölcük, Ödemiş Bozdağ Yaylası’ndaki Mermeroluk, Kemalpaşa Torbalı arasındaki Karabel, İzmir-Manisa karayolunda Kızılçam ormanları içerisindeki Çiçekli, Menemen-Manisa karayolunun 3. km.sindeki Menemen Çamlığı, İzmir-Çeşme karayolu üzerindeki Uzunkuyu, Yamanlar Dağı’ndaki Karagöl, İzmir-Aydın karayolu üzerindeki Efeoğlu, İzmir-Salihli karayolu üzerindeki Belkahve, Aliağa Şelalesi İzmir ilinin diğer mesire ve dinlenme yerleridir. İnciraltı Gençlik Merkezi (Merkez) İnciraltı Gençlik Merkezi, yeni bir rekreasyon alanı olarak sinema salonları, yeme-içme tesisleri, spor, yürüyüş ve piknik alanları, sandalla gezinti yapılabilecek suni bir göl alanı ile kent halkını buraya çekmektedir Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Ege Üniversitesi, Fen Fakültesi bünyesinde 1964 yılında kurulmuş olan Botanik Bahçesi, 1997 yılında Ege Üniversitesi Rektörlüğü'ne bağlanarak, Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi olarak kurulmuştur. Araştırma ve öğretim hizmetlerinin yanı sıra halka doğal ve kültür bitkilerini tanıtmak ve sevdirmek amacını taşımaktadır. Botanik Bahçesi 48.750 m2 alan üzerine kuruludur. Buradaki seralarda, tropik, kserofit, egzotik bitkiler halka ve öğrencilere tanıtılmaktadır. Botanik Bahçesinde yaklaşık 3.000 kadar bitki türü bulunmaktadır. Bu bitkiler Türkiye ve yabancı kökenlidir. Teleferik Tesisleri (Balçova) İzmir ili Balçova ilçesinde bulunan Teleferik Tesisleri İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenmiş ve 6 Mayıs 2000 tarihinde hizmete açılmıştır. İzmir çevresinin doğal güzelliğinin görüldüğü teleferik tesislerinde, yamaç paraşütü yapılmakta, özel tırmanma şeritleri bulunmaktadır. Ayrıca çevresi piknik alanı olarak kullanıldığı gibi çeşitli dinlenme tesisleri de bulunmaktadır. İzmir Kuş Cenneti (Çiğli) İzmir ili Çiğli ilçesine 10 km. uzaklıkta, Ege Denizi kenarında, İzmir Körfezi'nin kuzeyinde bulunan Gediz Nehri Deltası'nın bir bölümü üzerindeki Tekel Çamaltı Tuzlası’nın bulunduğu 8.000 hektarlık alan 1982 yılında Su Kuşları Koruma ve Üretme Sahası olarak tescil edilmiştir. Bunun yanı sıra bu alanın sahip olduğu doğal ve kültürel zenginliklerden ötürü de doğal ve arkeolojik sit alanı, Yaban Hayatı Koruma Sahası ve Uluslar arası Koruma Statüsü olan RAMSAR alanı olarak ilan edilmiştir. Bu alanda Anadolu’daki 450 kuş türünden 220’sinin varlığı tespit edilmiştir. Bu türlerden 59’u burada kuluçkaya yatmaktadır. Burada kuluçkaya yatan kuş türleri arasında Flamingo, Tepeli Pelikan, Leylek, Küçük kerkenez, Suna, Angıt, Deniz Saksağanı, Kılıçgaga, Deniz Kırlangıcı, Gümüşü Martı, Uzunbacak, Tepeli Tarlakuşu, Arıkuşu, Kuyrukkakan ve Çulhakuşu bulunmaktadır. Ayrıca Tepeli Pelikan, Küçük Karabatak ve Küçük kerkenez gibi dünyada soyları azalan kuş türleri de bulunmaktadır. Bunların yanı sıra bu alanda tatlı su ve deniz balıkları, üç tür kurbağa, beş tür yılan, beş tür kerkenezin yanı sıra Yabandomuzu, Tilki, Çakal, Tavşan, Sansar, Porsuk, Gelincik, Kirpi ve Sazlık Kedisi de yaşamaktadır. Kuş Cennetinde ziyaretçi merkezi, kuş gözlem kuleleri, dürbün ve gezi bisikleti bulunmaktadır. Saha içerisindeki Çamaltı Tuzlası, yıllık 600 bin tonu bulan kapasitesi ile Türkiye'nin tuz ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamaktadır. (alıntıdır www.izmir.bel.tr ) | |
|
| | #109 (mesaj-linki) |
| |
|
| | #110 (mesaj-linki) |
| İzmir/Seferihisar ![]() | |
|
![]() |
İzmir Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| İzmir Ayakta | trap___ | Haberler - Tanıtım | 0 | 18-10-2008 00:28 |
| İzmir - Çiğli - İzmir Anadolu Öğretmen Lisesi | GÜLGECELER | Okullarımız | 0 | 14-09-2008 23:37 |
| İzmir Üniversitesi | karayel | Üniversitelerimiz | 0 | 23-07-2008 11:36 |
| BenDeniz - İzmir | KENCISii | Türkçe Şarkı Sözleri | 0 | 24-02-2008 09:01 |
| İzmir (Video) | MaKaLeLe | Resimlerle/Fotoğraflarla Türkiye | 17 | 18-12-2007 01:54 |