Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Yugoslavya ve Yugoslavya Tarihi

Bu konu Ülkeler ve Tarihleri forumunda kompetankedi tarafından 5 Ekim 2006 (20:16) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
26254 kez görüntülenmiş, 7 cevap yazılmış ve son mesaj 10 Ekim 2013 (09:32) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.33  |  Oy Veren: 3      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 5 Ekim 2006, 20:16

Yugoslavya ve Yugoslavya Tarihi

#1 (link)
Bir Dünyalı
kompetankedi - avatarı
Bugünkü Yugoslavya topraklarında yaşadığı bilinen ilk kavim İlliryalılardır. Daha sonra Islav grupları Yugoslavya'ya göç etmişlerdir. Beşinci yüzyılda artık Yugoslav topraklarında İlliryalılar kalmamıştır. Islavlar tarih boyunca daima başkaları tarafından yönetilmişlerdir. Avusturyalılar, Macarlar, İtalyanlar, Türkler ve Fransızlar değişik zamanlarda bunları idareleri altına almıştır. En uzun ve önemli dönemleriyse Türk idaresinde kaldıkları yıllardır.

Sırbistan olarak bilinen ülke toprakları 1389 yılında yapılan Kosova Savaşıyla Osmanlılara bağlı bir derebeylik olmuştu. Sırp halkı uzun yıllar Osmanlı idaresinde kaldı. Osmanlı Devletinin zayıflamaya başladığı yıllarda Balkanlarda çeşitli isyanlar çıktı. Bu isyanlardan biri de Sırp İsyanıdır. 1878 Berlin Antlaşmasıyla Sırbistan, bağımsız bir krallık oldu. Böylece 500 yıllık Osmanlı idaresi sona erdi.

Balkan Harpleri esnasında, Osmanlı Devleti oldukça zayıflamıştı. Bu durumdan istifade eden Sırplar 1913 yılında eski Sırbistan ve Makedonya'yı da alarak topraklarını genişlettiler. Birinci Dünya Savaşı sonunda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökünce Hırvatistan,Dalmaçya, Bosna-Hersek, Slovenya ve 1389'dan beri bağımsız olan Karadağ toprakları üzerindeki mevcut, Slovenler, Hırvatlar, Boşnaklar ve Sırplar, Sırbistan Krallığı adı altında birleşti. Daha sonra bu krallığın ismi "Yugoslavya" şeklinde değiştirildi. Bu krallık 1929 yılına kadar devam etti. Bundan sonra ülke 1934 yılına kadar Kral Aleksandır-I'in diktatörlüğü altında kaldı. Onun öldürülmesiyle yönetim vekiller heyetine geçti.

Yugoslavya 1941 yılında Almanlar tarafından işgal edildi. Ülke içinde gerilla harpleri baş gösterdi. Rusya'dan destek alan Mareşal Josep Broz Tito, 1943 yılında ülkenin kontrolünü eline geçirdi. İkinci Dünya Savaşı sonunda Almanlar, Yugoslavya'dan geri çekildiler. Tito, iç harp esnasında muhalifi olan Draja Mikallaviç'i 1946 yılında idam ettirdi. Bu arada Yugoslavya 1945 yılında cumhuriyet oldu. Ardından 1946 yılında birleşik cumhuriyet haline geldi. Tito, hükümet başkanlığına getirildi.

Tito, Stalin'den farklı bir sosyalist siyaset takip etti. 1968 Çekoslovak hareketinde, Rusya'ya muhalefet etti. Batılı ülkelerle ticari münasebetler içine girdi. 1972 yılında Hırvatistan Cumhuriyetinde olaylar çıktıysa da kısa sürede bastırıldı. Tito, 1979 yılında yapılan altı zirve toplantısı neticesinde Castro ile olan mücadelesini kazandı ve Üçüncü Dünya diye bilinen bağlantısızlar teşkilatını Rusya'nın nüfuzundan kurtardı.

Başkan Tito, 1980 yılında ölünce yerine Kollektif Başkanlık idaresi geldi. 1984 yılında devlet başkanlığı Veselin Djuranovic'e verildi. 1989'da görülen ekonomik ve siyasal bunalım, Hırvatistan ve Slovenya cumhuriyetleri arasında ilişkilerin bozulmasına sebep oldu. Aynı yıl doğu blokunda görülen yenileşme hareketleri Yugoslavya'ya da yansıdı ve 1990'da çok partili düzene geçildi.

1991'de başlayan cumhuriyetler arasındaki iç savaşın neticesinde aynı senenin sonlarında Slovenya, Hırvatistan, Makedonya ve Bosna-Hersek, bağımsızlıklarını ilan ettiler. Karadağ ve Sırbistan birleşerek Yeni Yugoslavya Federal Cumhuriyetini kurdular.

*
Son Düzenleyen kompetankedi; 17 Mart 2007 @ 14:46.
Rapor Et
Reklam
Eski 9 Ekim 2006, 23:19

Yugoslavya ve Yugoslavya Tarihi

#2 (link)
Mystic@L
Ziyaretçi
Mystic@L - avatarı
YUGOSLAVYA FEDERAL CUMHURİYETİ


Savaşın olumsuz etkileri ve uygulanan ekonomik ambargo nedeni ile 1990’da Yugoslavya dağılmadan önce 2.530 dolar olan kişi başına düşen milli gelir, 1997 yılında 1.500 dolar’a düşmüştür.1990 yılında 26,6 milyar dolar olan GSMH, 1996 yılında 15,7 milyar dolar, 1997 yılında 16,4 milyar dolar olmuştur.1992 yılında %24,3 olan işsizlik oranı 1997 yılında % 30’lara ulaşmıştır.
Yugoslavya’da yaşanan iç savaş, astronomik boyutlara ulaşan enflasyon ve ülkeye 4 yıl ve 4 ay süresince uygulanan ve tahmini 55 milyar dolar civarında maddi zarara neden olan ekonomik ambargo nedeni ile ticari aktivitenin düşmesi ile birlikte 1990-1996 yılları arasında YFC’nin toplam ihracatında %69,1 , ithalatında ise %46,34 oranında azalış olmuştur. Bu azalış 1997 yılında ihracatta %60,2 , ithalatta ise % 37,2 oranındadır.1997 yılında 2.4 milyar dolar ihracat, 4.8 milyar dolar ithalat gerçekleşmiştir.1990 yılında ithalatın ihracatı karşılama oranı %78 iken 1997 yılında % 49 olarak gerçekleşmiştir.Toplam dış ticaret hacminin GSMH‘daki payı 1997 yılında % 50’ye ulaşmıştır. 1990 yılında ihracat GSMH’nın %22,4’ünü oluştururken 1997 yılında bu oran % 14,4’e düşmüştür.1990 yılında ithalatın GSMH içindeki oranı % 48,7 iken , 1997 yılında % 29,2 olmuştur. Dış ticaret dengesinde gerçekleşen 2,4 milyar dolarlık açık ihracatı aşmıştır.
1997 yılında YFC’nin dış ticaretinde Sırbistan’ın payı % 93, Karadağ’ın payı ise % 6 oranındadır.1997 yılında gerçekleşen dış ticaretin % 54,2’sini hammadde ve yarı mamul mallar, % 9,6’sını yatırım malları ve % 19,4’ünü ise genel tüketim malları kapsamaktadır.
1997 yılında ihraç edilen malların başında % 44’lük pay ile renkli metaller, demir-çelik ve ağaç mamulleri gelmektedir. İhracatta ikinci önemli grubu kimyasal maddeler, üçüncü önemli grubu ise gıda ve canlı hayvanlar ihracatı oluşturmuştur. 1997 yılı ihracatında önemli diğer sanayi malları sırasıyla % 7,6 tahıllar, % 6,4 metal işleme sanayi, % 6,3 kimya sanayii müstahsalları, % 5,4 elektrikli makine ve cihazlar ile %5,2 kimyasal ürünlerdir.
1997 yılında gerçekleşen ithalatta, toplam ithalatın % 15,4 oranını 737 milyon dolarlık ithalat ile kimyevi mamüller ve hammaddeleri oluşturmuştur. Bunu, toplam ithalatta % 10,4’lük pay ile 500 milyon dolarlık petrol ürünleri, % 7,5’lik pay ile 360 milyon dolarlık tekstil ürünleri ve % 6,9’luk pay ile 333 milyon dolarlık tarım ürünleri ithalatı takip etmiştir.
1997 yılında Yugoslavya’nın gelişmiş ülkelere yaptığı ihracat tutarı 1.087 milyon dolar olup, toplam ihracatın % 45,9’unu teşkil etmiştir. Bu ülkelerden yapılan ithalat ise 2.412 milyon dolar ile toplam ithalatın % 50,3’ünü oluşturmuştur. Bu ülkelerle dış ticaret açığı 1.325 milyon dolara ulaşmış olup toplam dış ticaret açığının % 54,5’ini teşkil etmiştir.Gelişme yolundaki ülkelere yapılan ihracat 103 milyon dolar ile toplam ihracatın % 4,4’ünü, bu ülkelerden yapılan ithalat ise 553 milyon dolar ile toplam ithalatın % 11,5’lik kısmını oluşturmuştur. Diğer ülkelerden yapılan ihracat 1.177 milyon dolar ile toplam ihracatın % 49,7’sini, 1.835 milyon dolarlık ithalat ile toplam ithalatın % 38,2’sini teşkil etmiştir.
YFC’nin en önemli dış ticaret partnerlerini dış ticaret hacimleri itibariyle, Almanya 863 milyon dolar ( % 12 ) , İtalya 754 milyon dolar ( % 10,5 ) , Sırp Cumhuriyeti 730 milyon dolar (% 10,2 ) , Rusya 631 milyon dolar ( % 8,8 ) , Makedonya 510 milyon dolar ( % 7,1 ) ve Yunanistan 296 milyon dolar ( % 4 ) oluşturmaktadır.
Yugoslavya’da yaşanan iç savaş nedeniyle uygulanan ekonomik ambargo sonucu eski Yugoslavya ile ekonomik organizasyonlar arasında yapılan üyelik anlaşmalarının tümü iptal edilmiş bulunmaktadır.
1998 yılı itibariyle Yugoslav Federal Cumhuriyetinde 29 adet karma ve 5 adet tamamen yabancı sermayeli firma mevcut olup, toplam yabancı sermaye 1.9 miyon dolardır.
3-ÜLKEMİZLE OLAN EKONOMİK VE TİCARİ İLİŞKİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Yugoslav Federal Cumhuriyetinde gerek kültürel ve tarihi yakınlığı ve gerekse coğrafi konumu itibariyle Türkiye’nin önemli ticari partnerlerinden biri olmuştur. Yugoslavya’nın Asya ve Avrupa ülkeleri arasında ulaşım ve telekomünikasyonu sağlayan zincirin önemli halkalarından birini oluşturması nedeniyle, bu ülkede yaşanan savaş, iki ülke arasındaki ticareti olduğu kadar, söz konusu savaşın taşımacılığa olan olumsuz etkileri nedeniyle Türk ticaretini de olumsuz yönde etkilemiştir.
Yugoslavya’da yaşanan iç savaş nedeniyle 4 yıl ve 4 ay süresince uygulanan ekonomik ambargo sonucunda ticari aktivitenin düşmesine ve Türk firmalarının bu ülke pazarına girmekte isteksiz davranmalarına rağmen, 1990 yılında 330 milyon dolar olan iki ülke arasındaki ticaret hacmi hızla artış kaydederek 1996 yılında 52,3 milyon dolar, 1997 yılında 93,6 milyon dolar, 1998 yılında ise 104 milyon dolar olmuştur. 1999 yılında ise hacimde bir daralma görülmüş, sözkonusu miktar 86.5 milyon $ seviyesine gerilemiştir.
Diğer taraftan, Türkiye-Yugoslavya arasında Yugoslavya’nın değişik şehirlerinden düzenli olarak hareket eden otobüs seferleri haftada en az 20 adet), uçak ve tren yoluyla, iki ülke arasındaki coğrafi yakınlık ve Türk ürünlerinin kalite ve fiyat açısından son derece cazip olması nedeniyle gerçekleştirilen bavul ticareti ile birlikte 1998 yılında Türkiye’nin Yugoslavya’ya ihracatının 300 milyon dolara ulaştığı tespit edilmiş bulunmaktadır.
Rapor Et
Eski 15 Haziran 2007, 21:24

Yugoslavya ve Yugoslavya Tarihi

#3 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Yugoslavya'nın parçalanışı
Gerçek boyutunda görüntülemek için resme tıklayın.

Adı:  250px-Breakup_of_Yugoslavia.gif
Gösterim: 50
Boyutu:  61.3 KB

Sarı: Slovenya / 1992
Mavi: Hırvatistan / 1992
Yeşil: Bosna - Hersek / 1992
Kırmızı: Sırbistan (Sırbistan-Voyvodina-Kosova) / 2003
Kahverengi: Karadağ / 2006
Mor: Makedonya / 1992
Gerçek boyutunda görüntülemek için resme tıklayın.

Adı:  180px-Flag_of_SFR_Yugoslavia.svg.png
Gösterim: 45
Boyutu:  2.1 KB

Yugoslavya, 1. Dünya Savaşı sonunda Balkanlarda kurulan ve federe yönetime dayanan büyük bir balkan devleti.
İlk Yugoslavya ismi 1918 yılında kurulan Sırp, Hırvat ve Slovenler'den kurulan krallığın adının 1929 yılında Yugoslavya Krallığı olarak değiştirilmesi ile konuldu. 1941 yılında Hitler'in ordusu tarafından işgal edilene kadar "Güney Slavları'nın ülkesi" anlamına gelen bu isimle kaldı.
2. Dünya Savaşı'nın ardından 1945 yılında Demokratik Yugoslavya FederasyonuYugoslavya
kuruldu. Ülkenin ismi 1946 yılında Federal Halk Cumhuriyeti oldu. 7 Nisan 1963'de alınan kararla ise ülkenin ismi Sosyalist Federal Yugoslavya Cumhuriyeti oldu. Bu isim 1992 yılında Federasyona bağlı 6 devletten 4'ünün ayrılmasına kadar sürdü. 1992'de Slovenya, Hırvatistan, Makedonya Cumhuriyeti ve Bosna-Hersek Yugoslavya'dan ayrıldı.
1992 yılında Sırbistan (Voyvodina ve Kosova'yı da içeren bölgeyi de içererek) ve Karadağ, Yugoslavya Federal Cumhuriyeti adlı bir devlet kurdu.
2001 yılında Yugoslavya adı kaldırıldı ve son olarak 4 Şubat 2003'de ülkenin resmi ismi Sırbistan-Karadağ olarak değiştirildi.
Karadağ, 21 Mayıs 2006 Pazar günü yapılan referandumda çıkan %55.5lik evet oyu ile ise bağımsız olma kararı aldı. (Karadağ'ın Sırbistan'dan kopması için %55 oranında birçokluk gerekiyordu.) 3 Haziran 2006'da ise Karadağ Parlamentosu, referandumda çıkan sonuca dayanarak Karadağ'ın bağımsızlığını ilan etti. Sırbistan ve Karadağ'ın ayrılmasıyla hukuken eski Yugoslavya'nın son kalıntısı Sırbistan-Karadağ da tarihe karışmış oldu.
Rapor Et
Eski 15 Haziran 2007, 22:20

Yugoslavya ve Yugoslavya Tarihi

#4 (link)
DrAm3vLH
Ziyaretçi
DrAm3vLH - avatarı
Yugoslavya güneydoğu Avrupa’da Balkan Yarımadasında yer alan ve iki cumhuriyetten meydana gelen bir devlet. Doğusunda BALKAN YARIMADASI Akdeniz'de yer alan üç büyük yarımadanın en doğuda bulunanı. Balkan Yarımadası;Kuzeyde Tuna'nın aşağı kesimleri ve Sana Irmağı, doğuda Karadeniz, güneydoğuda Ege Denizi, güneyde Akdeniz, güneybatıda İon Denizi ve batıda Adriye Denizi ile çevrilidir. Yüzölçümü yaklaşık 505.000 km2dir.

Bölgeyi kaplayan, sık ormanlarla kaplı sıradağlar manasına yarımadaya Balkan ismi verilmiştir.Yarımadayı kaplayan dağlar doğuda enlemesine, batıda boylamasına uza
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Romanya ve Romanya Türkiye’nin kuzeybatısında ve Balkan Yarımadasının kuzeydoğusunda 20°15’ - 29°42’ doğu boylamları ile 43° 37’ 48°16’ kuzey enlemleri arasında bir Doğu Avrupa ülkesi. Doğuda Karadeniz, Ukrayna ve Moldovya, kuzeyde Ukrayna, batısında Macaristan ve Yugoslavya, güneyinde Bulgaristan ile çevrilidir.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Bulgaristan, güneyde Bulgaristan Demokratik Halk Cumhuriyeti Türkiye'nin kuzey batı komşusu olup, kuzeyden Romanya, batıdan Yugoslavya ve güneyden Yunanistan ile sınırlandırılır. Kuzeyde Tuna ve doğuda Karadeniz tabii sınırlarını teşkil eder. Ekonomi ve ideolojik bakımdan Sovyetler Birliği’ne bağlıyken, 1989’da Rusya’da başlayan yeniden yapılanma ve batıya açılma politikası, Bulgaristan’da da hızla yayıldı ve komünizm eski hakimiyetini büyük ölçüde kaybetti.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Makedonya, güneybatıda Makedonya Cumhuriyeti Balkan Yarımadasında yer alan bir devlet. Güneyinde Yunanistan, doğusunda Bulgaristan, batısında Arnavutluk, kuzeyinde ise Sırbistan-Karadağ'ın yer alır. Başkenti Üsküp olan ülkenin Yüzölçümü 25.713 km2, nüfusu 4.760.000, resmi dili Makedonca ve para birimi Makedonya Dinarı'dır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Arnavutluk, kuzeyde Arnavutluk, Güneydoğu Avrupa'da bir ülkedir. Balkan yarımadasının batı bölgesinde uzanan Arnavutluk, kuzeybatıdan Karadağ, kuzeydoğudan Sırbistan ve doğudan Makedonya, güneyden Yunanistan, batıdan Adriyatik Denizi'yle çevrilidir. Doğusunda ve kuzeyinde Yugoslavya, güneydoğusunda Yunanistan, batısında İon ve Adriya denizi bulunur. 42°39'-39°38' kuzey enlemleri ile 19°16'-21°04' doğu boylamları arasında yer alır. Kuzeyden güneye 340 km, doğu-batı doğrultusunda en geniş yeri 155 kilometredir
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Macaristan, kuzeybatıda Macaristan Orta Avrupa’da Türkiye’nin yedide biri kadar büyüklükte bir halk cumhuriyeti. Macaristan Cumhuriyeti ya da kısaca Macaristan, Avusturya, Slovakya, Ukrayna, Romanya, Sırbistan, Hırvatistan ve Slovenya ile komşu olan, denize kıyısı olmayan, Avrupa Birliği üyesi bir ülkedir. Orta Avrupa ile Balkanlar arasında bir ovaya yayılan Macaristan, Türk'lerin son 400 yıllık tarihinde yakın ilişkiler geliştirmiş oldukları bir ülkedir.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Bosna-Hersek, batıda Bosna-Hersek Devletinin yapısı 1992-1995 yılları arasında cereyan eden iç savaşı sona erdiren Dayton Barış Anlaşmasıyla (DBA) belirlenmiş olup ülke Bosna-Hersek Federasyonu (Federasyon da kendi içinde 10 Kantona ayrılmıştır) ve Sırp Cumhuriyeti (Republika Srpska-RS) olarak iki entiteye (devletçiğe) ve bir küçük özerk bölgeye (Brcko) bölünmüştür.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Adriyatik Deniziyle çevrilidir. Başkenti Belgrad'dır. Nüfusu 10.394.000 olan ülkenin yüzölçümü 102.173 km2'dir. Resmi dili Adriyatik Denizi, Akdeniz'in bir koludur. Çevresinde İtalya, Yunanistan, Arnavutluk, Hırvatistan, Slovenya ve Karadağ bulunmaktadır. Adriya ismini Po Nehri'nin denize döküldüğü delta üzerindeki Adris şehrinden alır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Sırpça, Para birimi Yeni Yugoslavya Dinarıdır. Tarihi

Bugünkü Yugoslavya topraklarında yaşadığı bilinen ilk kavim İlliryalılardır. Daha sonra Islav grupları Yugoslavya’ya göç etmişlerdir. Beşinci yüzyılda artık Yugoslav topraklarında İlliryalılar kalmamıştır. Islavlar târih boyunca dâimâ başkaları tarafından yönetilmişlerdir. Avusturyalılar, Macarlar, İtalyanlar, Türkler ve Fransızlar değişik zamanlarda bunları idâreleri altına almıştır. En uzun ve önemli dönemleriyse Türk idâresinde kaldıkları yıllardır.

Sırbistan olarak bilinen ülke toprakları 1389 yılında yapılan Kosova Savaşıyla Osmanlılara bağlı bir derebeylik olmuştu. Sırp halkı uzun yıllar Osmanlı idâresinde kaldı. Osmanlı Devletinin zayıflamaya başladığı yıllarda Balkanlarda çeşitli isyanlar çıktı. Bu isyanlardan biri de Sırp İsyanıdır. 1878 Berlin Antlaşmasıyla Sırbistan, bağımsız bir krallık oldu. Böylece 500 yıllık Osmanlı idâresi sona erdi. BalkanHarpleri esnâsında, Osmanlı Devleti oldukça zayıflamıştı. Bu durumdan istifâde eden Sırplar 1913 yılında eski Sırbistan ve Makedonya’yı da alarak topraklarını genişlettiler. Birinci Dünyâ Harbi sonunda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökünce Hırvatistan,Dalmaçya, Bosna-Hersek, Slovenya ve 1389’dan beri bağımsız olan Karadağ toprakları üzerindeki mevcut, Slovenler, Hırvatlar, Boşnaklar ve Sırplar, Sırbistan Krallığı adı altında birleşti. Daha sonra bu krallığın ismi “Yugoslavya” şeklinde değiştirildi. Bu krallık 1929 yılına kadar devam etti. Bundan sonra ülke 1934 yılına kadar Kral Aleksandır-I’in diktatörlüğü altında kaldı. Onun öldürülmesiyle yönetim vekiller heyetine geçti.

Yugoslavya 1941 yılında Almanlar tarafından işgal edildi. Ülke içinde gerilla harpleri başgösterdi. Rusya’dan destek alan Mareşal Josep Broz Tito, 1943 yılında ülkenin kontrolünü eline geçirdi. İkinci Dünyâ Harbi sonunda Almanlar, Yugoslavya’dan geri çekildiler. Tito, iç harp esnâsında muhâlifi olan Draja Mikallaviç’i 1946 yılında îdâm ettirdi. Bu arada Yugoslavya 1945 yılında cumhûriyet oldu. Ardından 1946 yılında birleşik cumhûriyet hâline geldi. Tito, hükümet başkanlığına getirildi.

Tito, Stalin’den farklı bir sosyalist siyâset tâkip etti. 1968 Çekoslovak hareketinde, Rusya’ya muhâlefet etti. Batılı ülkelerle ticârî münâsebetler içine girdi. 1972 yılında Hırvatistan Cumhûriyetinde olaylar çıktıysa da kısa sürede bastırıldı.

Tito, 1979 yılında yapılan altı zirve toplantısı neticesinde Castro ile olan mücâdelesini kazandı ve Üçüncü Dünyâ diye bilinen bağlantısızlar teşkilâtını Rusya’nın nüfûzundan kurtardı.

BaşkanTito, 1980 yılında ölünce yerine Kollektif Başkanlık idâresi geldi. 1984 yılında devlet başkanlığı Veselin Djuranovic’e verildi. 1989’da görülen ekonomik ve siyâsal bunalım, Hırvatistan ve Slovenya cumhûriyetleri arasında ilişkilerin bozulmasına sebep oldu. Aynı yıl doğu blokunda görülen yenileşme hareketleri Yugoslavya’ya da yansıdı ve 1990’da çok partili düzene geçildi. 1991’de başlayan cumhûriyetler arasındaki iç savaşın neticesinde aynı senenin sonlarında Slovenya, Hırvatistan, Makedonya ve Bosna-Hersek, bağımsızlıklarını îlân ettiler. Karadağ ve Sırbistan birleşerek Yeni Yugoslavya Federal Cumhûriyetini kurdular. Sırplar, bâzı bölgelerde hak iddiâ ederek Bosna-Hersek’e saldırdı. Avrupa Devletleri ve Birleşmiş Milletlerin göstermelik baskısına rağmen Sırpların vahşice saldırıları devam etmektedir (1994).
Fizikî Yapı

cou_map_yougoslaviaYugoslavya


Güneydoğu Avrupa’da Balkan Yarımadasının Adriyatik kıyısında yer alan Yugoslavya yaklaşık olarak 102.173 km2lik bir yüzölçüme sâhiptir. Ülkenin beşte biri hâriç hemen her tarafı dağlık, tepelik ve yüksek yaylalıktır.

Makedonya sınırıyla Belgrad arası dağlık alanlarla kaplıdır. Ülkenin kuzeydoğusunda ise en verimli bölge olan Vojvodino Ovası yer alır.

Yugoslavya’da çok miktarda nehir vardır. Başlıca nehirleri Tuna, Sava, Morova, Dravu ve Tisa’dır. İşkodra, Gölü ülkenin en büyük gölüdür. Scutari Gölü, Arnavutluk sınırında yer alır. Balkanların en büyük gölüdür.
İklimi

Yugoslavya’nın dağlık, yüksek yaylalık ve kıyı bölgelerinde farklı şekillerde iklim özellikleri görülür. Adriyatik kıyıları genellikle yazları sıcak ve kışları ılık geçen Akdeniz ikliminin etkisi altındadır.Kıyı bölgeler ve güney Yugoslavya bu yüzden bol yağış almaktadır. Yaz ayları oldukça sıcak geçerken, kış ayları soğuktur.
Tabiî Kaynakları

Yugoslavya mâden kaynakları çok zengin ve çok çeşitli olan bir ülkedir. Fakat henüz hepsi işletilmeye başlanmamıştır. En önemli yeraltı kaynağı kömürdür. Bunun bir kısmı linyittir. Doğuda bakır, güneydoğuda Trepca’da çinko yatakları vardır. Ayrıca petrol, kurşun, boksit ve antimon da elde edilir. Yugoslavya dağları kireç bakımından çok zengindir.

Yugoslavya’nın diğer önemli tabiî kaynağı nehirlerdir.Yaklaşık 9-10 km uzunluğunda çok sayıda nehir vardır. Bunlardan en büyüğü Tuna Nehridir. Tuna Nehri Macaristan’dan Yugoslavya’ya girer, Belgrad şehrini sular ve Romanya üzerinden Karadeniz’e dökülür.

Ülkenin % 30’una yakın bir bölümü ormanlıktır. Daha çok kayın ağacı (akgürgen), meşe ve çam bulunur.
Nüfus ve Sosyal Hayat

Yugoslavya yaklaşık olarak 10.394.000 kişilik bir nüfûsa sâhiptir. Nüfus yoğunluğu kilometrekareye 102 kişi civârındadır. Yugoslavya Avrupa ve Asya arasında geçiş yolu üzerindedir. Bu yüzden çeşitli işgallere ve egemenliklere mâruz kalmıştır. Dolayısıyla etnik yapısı da oldukça çeşitli gruplardan meydana gelmiştir. Dalmaçya ve Arnavutluk bölgesinde yaşadıkları sanılan İlliryalıların yerini almış olan Islav grup, bugün birçok etnik gruplara ayrılmıştır.

Yogoslavya nüfûsunun hemen hemen hepsini Sırplar meydana getirir. Resmî dili Sırpçadır. Ülkede yazı dili için iki tür alfabe kullanılır. Bunlardan biri Islav gruplarının ve Rusların kullandığı Islav alfabesi, diğeri ise Lâtin alfabesidir. Islav alfabesine “Kiril” alfabesi de denir.

Yugoslavya nüfûsunun büyük bölümü Sırp Ortodoks Kilisesine bağlıdır. Ayrıca Katolik ve Protestan da vardır.

Yugoslav halkının % 85’ine yakın bir kısmı okur-yazardır. İlköğretim mecbûridir. Yugoslavya’nın kültür hayâtı da bir hayli karışıktır. Okullarda Slovakça, İtalyanca ve Romence yabancı dil olarak öğretilir. Aşağı yukarı 100’ü aşkın yüksek öğretim yapan okul ve teknik enstitü mevcuttur. Okullarda öğretim dili çoğunlukta bulunan grubun dilidir.

Yugoslavların % 43’ü şehirlerde yaşar. En büyük ve gelişmiş şehir başşehir Belgrad’dır. Diğer önemli şehirler: Novi, Sad ve Niş’tir. Nüfûsun % 70’ine yakın bir kısmı endüstride, geri kalan bölümüyse tarım alanında çalışır.

Yugoslav hayat tarzında, birçok milletin özelliklerinin birbirleriyle karıştığı göze çarpar. Kuzey bölgelerde yapılan yemekler genellikle Macar usûlündedir. Çorba, kebap, kahve ve çok çeşitli Türk tatlıları Osmanlı Devletinin hâtırasını yaşatır. “Pita” adındaki dondurma İtalyanlara âittir.
Siyâsî Hayat

Yugoslavya iki cumhûriyetten meydana gelmiş federal bir cumhûriyettir. Bu cumhûriyetler Sırbistan ve Karadağ’dır. Yugoslavya Parlementosu 250 sandalyeden meydana gelir (1994).Ekonomisi

Yugoslavya halkının % 30’una yakın bir bölümü, İkinci Dünyâ Harbinden sonra ülkede endüstri gelişmesi olmasına rağmen, tarımla uğraşır. Ülkenin genel olarak başlıca tarım ve hayvancılık ürünleri şunlardır: Arpa, buğday, mısır, yulaf, patates, çavdar, tütün, ayçiçeği tohumu, şekerkamışı, kenevir lifi, kuru erik, et ve yün.

Endüstri 1945 yılında millîleştirilmiştir. Ülkenin başlıca endüstri alanları çelik, orman ürünleri, çimento ve tekstildir. Yapılan ilk beş yıllık plân, daha çok tarım ve tüketim eşyâlarına dayanan bir endüstriyle ilgiliydi. Daha sonraki yıllarda şeker ve mâden endüstrileri de gelişti.

Yugoslavya’nın diğer önemli bir gelir kaynağı elektrik enerjisidir. Romanya ile birlikte Tuna Nehri üzerine 11 milyar klowat saatlik bir hidroelektrik santralının temeli 1971’de atılmıştır.

Yugoslavya’nın ticârî hayâtı 1954 yılından sonra gelişmeye başlamıştır. Daha çok ABD, Rusya Federasyonu, Birleşik Almanya, İngiltere ve Çek Cumhûriyetiyle ticârî münâsebetleri vardır. Başlıca ihraç ürünleri:Makine ve motorlu vâsıtalar, çeşitli mâdenler, canlı hayvan, et, kimyevî ürünler, erik ve çeşitli meyveler, tütün ve kerestedir. Dışardan ise, çeşitli endüstri ürünleri ve ham maddeler, ulaştırma malzemeleri ve gıdâ maddeleri satın almaktadır. Turizm Yugoslavya için önemli bir gelir kaynağıdır. İç savaş devam ettiğinden bir ekonomik kriz yaşanmaktadır (1994-Şubat).

Yugoslavya, doğu ve batı arasında geçiş yolu üzerindedir. Karayolu ve demiryolu ulaşımı oldukça gelişmiştir.Samac-Sarajevo ve Bonovic-Brcko ve Belgrad-Zagreb demiryolları oldukça işlektir. Yugoslav demiryollarının bir kısmı elektriklidir. Deniz ve nehir ulaştırması da oldukça önemlidir.

Son Düzenleyen asla_asla_deme; 15 Eylül 2010 @ 14:56.
Rapor Et
Eski 13 Eylül 2008, 04:56

Yugoslavya ve Yugoslavya Tarihi

#5 (link)
Master Blue
Ziyaretçi
Master Blue - avatarı
I. Dünya Savaşı'nın önemli bir cephesi de Güney Slavların siyasi birlik yönünde attığı adımlar oldu.Daha savaşın başlarında Sırp, Hırvat ve Sloven kökenli politikacı ve aydınların bu amaçla Londra'da kurduğu Yugoslav Komitesi, yeni ve birleşik bir devleti savunan çevrelerin sözcüsü durumuna geldi.Yugoslav Komitesi ile sürgündeki Sırp hükümeti temsilcilerinin Temmuz1917'de imzaladığı Korfu Bildirisi'yle bu program ilk kez somut bir biçim kazandı.Bildiri temelde farklı ulusal ve dinsel toplulukların eşit haklarla yer alacağı, demokratik ilkelere dayalı bir anayasal monarşi kurulmasını öngörüyordu.Bu gelişme Habsburg (Avusturya) yönetimi altında olan Hırvatlar ve Slovenler arasında bağımsızlık mücadelesini de güçlendirdi.Aynı yıl örgütlenen Yugoslav Ulusal Konseyi açıkça Güney Slav birliğini savunmaya başladı.Yugoslav Komitesi'nin önemli bir başarısı da savaşa girmek için İtilaf Devletleri'nden Slovenya ve Dalmaçya'nın bir bölümünü topraklarına katma sözü almış olan İtalya ile belirli bir uzlaşma sağlaması oldu.
Habsburg monarşisinin çöküşe doğru gitmesi Güney Slav milliyetçiliğine yeni bir hız kazandırdı.Bir dizi ayaklanmaya sahne olan Hırvatistan,
Sabor'un Ekim1918'de aldığı kararla Macaristan'a bağımlılığa resmen son verdi.Bu sırada Dalmaçya'daki İtalyan ilerlemesi sürdüğünden, Güney Slav halkları düzenli orduya dayanan Sırbistan'ın çevresinde kenetlendi.Kasım1918'de Cenevre'de bir araya gelen Yugoslav Komitesi, Yugoslav Ulusal Konseyi ve sırp partilerinin temsilcileri Karayorgiyeviç hanedanı altında birleşmeyi öngören bir plan hazırladı.Öte yandan Karadağ'da toplanan bir ulusal meclis de Sırbistan'a katılma kararı aldı.Sırp naip prensi Aleksandar 1 Aralık1918'de babası Petar'ın yönetiminde Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı'nın kurulduğunu açıkladı.İtalya'ya bazı toprakları bırakarak ve öteki komşularla bir dizi antlaşma imzalayarak sınırlarını çizen yeni krallığı, içeride savaşın yol açtığı büyük yıkımı giderme ve yönetim yapısını biçimlendirme gibi daha ağır sorunlar bekliyordu.

Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı

Siyasi istikrarsızlık; Ortak ve köklü kurumlardan yoksun olan yeni devletin birbirinden kopuk çok sayıda etnik ve dinsel topluluğu barındırması nedeniyle, Kasım1920'de kurucu meclis için yapılan seçimlerde karmaşık ve çok renkli bir bileşim ortaya çıktı.Mecliste çoğu etnik temellere dayanan 15 dolayında partinin temsilcileri yer aldı.Yeni anauasanın hazırlanmasında temel görüş ayrılığını üniter ya da federal bir devlet yapısının benimsenmesi oluşturdu.Federal devlet ilkesinin Federal devlet ilkesinin reddedilmesinden sonra Hırvatistan Köylü Partisi'ne bağlı temsilciler meclisten çekildi.Bir bakana yönelik suikastın ardından da meclisteki komünistlerin üyeliğine son verildi.Böylece Sırp Radikal ve Demokratik partilerinin Müslüman temsilcilerle oluşturduğu ittifak, son derece merkezi bir sistem getiren anayasayı meclisten kolaylıkla geçirdi.Yeni anayasa Sırp ulusal gününe rastlayan 28 Haziran1921'de yürürlüğe girdi.
İzleyen dönemde Radikal Parti'den Nikola Pašić'in başbakanlığı altında kurulan çeşitli hükümetler, Sırplar arasındaki siyasi çekişmelerin yanı sıra Hırvat ve Sloven ayrılıkçılığıyla da baş edemedi.Pasic'in 1925'te Hırvat lideri Stjepan Radic'le sağladığı işbirliği sonucunda oluşturulan koalisyon hükümeti de başarısızlığa uğradı.Baskı, ayrımcılık ve yolsuzluklar nedeniyle tırmanan siyasi gerginlik, Karadağlı bir milletvekilinin Haziran1928'de iki Hırvat milletvekilini öldürmesi ve Radic'i ağır biçimde yaralamasıyla doruğa ulaştı.Hırvat milletvekilleri parlamentodan çekilerek Zagrep'te ayrı bir meclis topladı.Sloven önderi
Anton Korosec'in başbakanlığı üstlendikten sonra parlamentoya işlerlik kazandırmak için gösterdiği çabalar da sonuçsuz kaldı.
6 Ocak Diktatörlüğü

Tahta 1921'de çıkmış olan I. Aleksandar, bu gelişmeler üzerine Ocak1929'da parlamentoyu dağıtarak anayasayı yürürlükten kaldırdı ve kişisel bir diktatörlük kurdu. Bir süre sonra da ülkenin adını Yugoslavya olarak değiştirdi ve yerel yönetim yapısını yeniden düzenledi.Etnik, dinsel ve bölgesel partileri kapatarakgeniş çaplı baskılara girişti.Eylül1931'de yürürlüğe giren yeni anayasayla görünüşte temsili hükümet sistemine dönüldüyse de Yugoslav Ulusal Partisi'nin (sonradan Yugoslav Ulusal Birliği) egemen olduğu güdümlü bir yönetim sürdürüldü.Hırvat önderi Vladimir Macek'in öncülük ettiği Birleşik Muhalefet adlı blok , seçimlere katılmakla birlikte etkili olamadı.Bu arada İtalya'ya ve Macaristan'a kaçan birçok Hırvat ayrılıkçı Ustasa adlı örgütü oluşturarak terör eylemlerine girişti.
300px-Yugoslavia1936physical
Yugoslavya Kralliğı, 1929-1941


Krallığın Çöküşü

I. Aleksandar'ın Ekim1934'te Fransa'da bir Ustasa militanınca öldürülmesinden sonra tahta küçük yaştaki oğlu II. Petar geçti.Naip olarak yönetimi üstlenen Petar'ın amcası Prens Pavle, 1935 seçimlerinin ardından başbakanlığa, bir uzlaşma ortamı yaratması beklenen Milan Stojadinovic'i getirdi.Yumuşama yönünde bazı adımlar atmakla beraber etkisiz hükümetiyle şiddet olaylarının önünü alamayan Stojadinovic, Aralık1938'deki seçim zaferinin ardından faşizan eğilimlere destek vermesine tepki gösteren bakanlarının istifası üzerine başbakanlıktan çekildi.Yerine geçen Dragisa Cvetkovic, daha önce naip Pavle'nin isteği doğrultusunda Macek'le gizlice yürüttüğü görüşmeleri sonuçlandırarak Ağustos1939'da bir uzlaşmaya vardı.Hırvatistan'a yarı özerk bir statü verilmesinin ardından yeni bir koalisyon hükümeti kuruldu ve anti demokratik seçim yasasını değiştirme hazırlıklarına başlandı.Ama Avrupa'daki savaş havasına bağlı olarak belirlenen dış tehdidin yol açtığı siyasi bunalım, anayasal sorunları çözme ümidini boşa çıkardı.
II. Dünya Savaşı

Birkaç koldan birden başlayan Alman saldırısına karşı koyamayarak dağılan Yugoslavya ordusu iki hafta içinde teslim oldu.Atina'ya kaçmak zorunda kalan kral II. Petar ve bakanları daha sonra Londra'ya geçerek bir sürgün hükümeti oluşturdu.Bu arada askeri yenilgiyi izleyen düzenlemelerle Yugoslavya birkaç parçaya bölündü.Slovenya'nın büyük bölümü doğrudan Almanya'ya bağlandı.İtalya daha önce hak iddia ettiği Slovenya'nın güneyi ile Dalmaçya'nın önemli bir bölümünü aldı.Karadağ'ı işgal eden İtalyan birlikleri göstermelik bir meclisle bağımsızlık ilan etti.Arnavutların çoğunlukta olduğu Kosova gibi Yugoslavya toprakları gene İtalyan nüfuzu altındaki Arnavutluk'a verildi.Vojvodina'nın büyük bölümü Macarlarca ilhak edilirken, Banat doğrudan Alman yönetimine girdi.Sınırları iyice daralan Sırbistan'da kukla bir rejim başa geçirildi.Sırbistan ve Makedonya'nın geri kalan kesimi Bulgaristan'a bırakıldı.Bosna-Hersek'in bağlandığı Hırvatistan'da ise Ustasa önderi Ante Pavelic'in yönetiminde faşist bir rejim kuruldu.
Faşist Hırvat rejimi elindeki topraklarda Nazi uygulamalarını bile aşan acımasız bir soykırım harekatına girişti.Yahudi ve Çingene azınlıklarla birlikte Sırpların büyük bir bölümü ortadan kaldırıldı.Sırpların önemli bir bölümü de Katolikliği benimsemeye zorlandı.Ustasa çeteleri Katolik din adamlarıylabirlikte kırsal kesimde terör estirmeye başladı.
Yugoslavya ordusundan artakalan bazı birlikler, bozgundan hemen sonra Albay
Draža Mihailović 'in önderliğinde Çetnikler olarak bilinen çeteleri kurdular.Karadağ'da kukla hükümetin ilanıyla birlikte yerel ayaklanmalar başldı.İşgale karşı bir başka direniş odağı da Josip Broz Tito yönetimindeki Yugoslavya Komünist Partisi 'nin Temmuz1941'de başlattığı silahlı ayaklanmayla ortaya çıktı.Partizanlar olarak anılan komünist gerillalar Eylül1941'de Užice kentini ele geçirdikten sonra Sırbistan ve Bosna'nın bazı yörelerini içine alan bir sovyet cumhuriyeti oluşturdular.Bütün ülkeyi Büyük Sırbistan çevresinde yeniden birleştirme hedefini güden Çetniklerin izlediği strateji Müttefiklerin bölgede başlatacağı bir harekatı temel alıyordu.Federal bir cumhuriyet programıyla ortaya çıkan Partizanlar ise direnişi bütün ülkeye yayacak bir stratejiyi öngörüyordu.Bu nedenle Mihver kuvvetlerinin direniş hareketini ezmek için Ekim1941'de başlattığı saldırı karşısında eşgüdüm sağlanamadığı gibi, Çetnikler ve Partizanlar arasında sert ve kanlı bir çatışma kaçınılmaz hale geldi.

Bağımsızlık mücadelesi ve Partizanların zaferi

Mihver saldırısı üzerine Bosna'ya çekilerek İşçi tugayları 'na dayalı yeni bir savaş taktiğini seçen Partizanlar, İtalyan, Alman, Ustasa ve Çetnik birliklerinin Mart1942'de giriştiği harekattan sonra Bosna'nın kuzey-batı kesimini üs edindi.Tito'nun Kasım1942'de topladığı Yugoslavya Antifaşist Ulusal Kurtuluş Konseyi (AVNOJ) direniş harekatının bütün Yugoslav halklarını birleştirecek bir siyasal programa kavuşmasını sağladı.
Müttefiklerin Balkanlar'a çıkarma yapmasından önce Yugoslavya'daki Partizan hareketini boğmak isteyen Almanlar, 1942-1943 kışında toptan imhayı hedef alan yeni bir harekat düzenlediler.Öncelikle Çetnikleri saf dışı ederek konumlarını sağlamlaştıran Partizan kuvvetleri, ardından Alman kuşatmasını yararak Karadağ'ın Durmitor bölgesine geçtiler.Mayıs1943'te bu bçlgeye yönelik ikinci Alman kuşatma harekatı da boşa çıktı.Üstün Alman birlikleriyle şiddetli çarpışmalardan sonra sarp bir geçidi aşan Partizan kuvvetleri sonunda Bosna'nın orta kesimine ulaşmayı başardı.Yugoslavya'nın bağımsızlık mücadelesinde bir dönüm noktası sayılan bu zafer, aynı zamanda Partizan hareketine Müttefiklerin siyasi ve askeri desteğini sağladı.İtalya'nın Müttefiklere teslim olmasından sonra Partizanların denetimine giren geniş kıyı şeridi, silah ve askeri gereç almak için önemli bir kapı durumuna geldi.Bu arada Kasım1943'te ikinci toplantısını yapan AVNOJ, bir geçici hükümet oluşturduğunu ilan etti.
Mayıs1944'te Tito'nun karargahına yönelik son Alman saldırısını da atlatan Partizanlar, sonraki aylarda işgal kuvvetlerini Sırbistan'a doğru geriletmeye başladı.Aynı sıralarda bozgun içindeki Alman ordularını izleyen Sovyet Kızıl OrdusuRomanya ve Bulgaristan sınırlarına dayanmış bulunuyordu.Daha önce bağımsız bir çizgide direttiği için Stalin'in tepkisini çekmiş olmakla birlikte Moskova'ya giderek Sovyet ileri harekatıyla belirli bir eşgüdümü sağlayan Tito, bir yandan da Londra'daki sürgün hükümetiyle görüşmelere oturdu.Tito'ya önemli bir siyasi ağırlık kazandıran görüşmeler sonunda kurtarılmış bölgelerde kurulan ulusal kurtuluş komiteleri geçici yönetim organları olarak kabul edildi.Çetniklerle iç savaş biçimini alan Sırbistan'daki Partizan ilerleyişi, Alman ordularının geri çekildiği sonbahara doğru büyük ölçüde başarıya ulaştı.Partizan kuvvetleri ile Sovyet birliklerinin ortak harekatıyla Ekim1944'te Belgrad ele geçirildi.Sürgün hükümetinin başbakanı Ivan Subasic'in Belgrad'a dönmesinden sonra koalisyon niteliğinde bir geçici hükümet oluşturuldu.Bütün Yugoslav toprakları Partizanların denetimine girerken , son
Çetnik kalıntıları da temizlendi.
Kasım1945'teki seçimlerde, komünistlerin önderliğindeki Halk Cephesi'nin kazandığı büyük zaferin ardından, 2 Aralık1945'te Yugoslavya Federal Demokratik Cumhuriyeti'nin kurulduğu ilan edildi, böylece kağıt üstünde de olsa devam eden monarşi resmen sona erdi.Ocak1946'da federal bir cumhuriyet yapısını öngören yeni ayanyasa yürürlüğe kondu.
Ekonomi

Yeni devletin kuruluşuyla birlikte ele alınan ilk konulardan biri toprak reformu oldu.Serfliğin kaldırılmasını ve büyük malikanelerin kamulaştırılmasını sağlayan reform, yeni yatırımlar ya da modern teknik ve araçlarla desteklenmekle birlikte toprak sahibi geniş bir köylü sınıfı yarattı.I. Dünya Savaşı sonrasında tarım ürünlerine talebin yükselmesi, kırsal kesime önemli bir refah getirdi.Devletin tarımsal kalkınmaya pek önem vermemesi nedeniyle, köylüler özellikle Slovenya ve Hırvatistan'da kooperatifler aracılığıyla örgütlenme yoluna gitti.Ama ekonomik bunalımın derinleştiği 1930'larda kredi, borç erteleme ve destekleme alımı gibi araçlarla köylülere belirli bir devlet desteği verildi.
Yüklü savaş tazminatlarının yanı sıra Fransa ve ABD gibi ülkelerden sağlanan borçlar, yeni devletin koruyucu gümrük duvarları arkasında tutarlı bir sanayileşme programı yürütmesine olanak verdi.Bu alanda özellikle madencilik, ormancılık, enerji üretimi, metalurji ve dokumacılık gibi dallar büyük bir gelişme gösterdi.Yeni demiryolu hatlarıyla ulaşım ağı genişletildi.Deniz ticareti ve turizm önemli bir gelir kaynağı durumuna geldi.
Büyük Bunalım'ın Yugoslavya'daki etkileri ancak savaş tazminatı ödemelerinin durduğu ve dış kredilerin kesildiği 1931'den sonra duyulmaya başladı.Milletler Cemiyeti'nin Etiyopya'nın ilhakı nedeniyle İtalya'ya karşı uyguladığı ekonomik yaptırımlar da Yugoslavya'nın bu ülkeyle geniş çaplı ticaretine ağır bir darbe indirdi.İzleyen dönemde bu açığı kapatmak için Nazi Almanyası'yla sıkı ekonomik ilişkiler kurdu.

Dış ilişkiler

Komşu ülkelerle toprak anlaşmazlıklarından kaynaklanan dış tehditlere karşı önceleri Fransa'ya dayanmaya çalışan Yugoslavya, aynı zamanda Küçük Antant (1920-1921) ve Balkan Antantı (1934) gibi bölgesel ittifaklarla konumunu güçlendirme çabasına girişti.Ama içerideki baskıcı rejimin etkisiyle Fransız desteğinin zayıflaması, ülkeyi giderek Alman yayılmasına açık bir duruma getirdi.Almanya'yla kurulan sıkı ekonomik bağlar çok geçmeden Üçlü Pakt'a (Almanya, İtalya ve Japonya) katılma yönünde yoğun bir baskıyı getirdi.
II. Dünya Savaşı'nın hemen başlarında bölgede üstün konuma geçen Mihver Devletleri'ne karşı Yugoslavya'nın izlemeye çalıştığı tarafsızlık politikası ancak Mart1941'e değin sürebildi.Hükümetin bu tarihte Alman baskısına boyun eğmesi üzerine, askeri bir darbeyle Pavle'nin naipliğine son verilerek genç kral II. Petar'ın yönetimi eline alması sağlandı.Ama SSCB'ye saldırmadan önce güney kanadını güvence altına almak isteyen Almanya, bir ay sonra büyük bir kuuveti Yugoslavya üzerine sürdü.
Son Düzenleyen asla_asla_deme; 15 Eylül 2010 @ 14:57.
Rapor Et
Eski 30 Mayıs 2011, 16:28

Yugoslavya ve Yugoslavya Tarihi

#6 (link)
MsXTeam
_Yağmur_ - avatarı
YUGOSLAVYA

Avrupa'nın güneydoğusunda, Birinci Dünya Savaşı ertesinde kurulup 1990-1992'de parçalanan devlet.

Birçok siyaset adamı ve yazar, daha XIX. yüzyıldan Güney İslâvları (Yugoslavlar) bir devlet çatısı altında toplama düşüncesini ortaya atmıştı. Birinci Dünya Savaşı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun yenilgisi ve parçalanmasıyla sonuçlanınca bu rüya gerçek oldu. 1 Aralık 1918'de Sırp-Hırvat ve Sloven Krallığı kuruldu. I. Petar Karayorgiyeviç ülkenin ilk hükümdarı oldu. Krallık nüfusu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nda Slovenya ve Hırvatistan'da, Osmanlı Devleti topraklarında ise birbirlerinden bugünkü Bosna-Hersek bölgesiyle ayrılan Sırbistan, Makedonya ve Karadağ'da yaşayan halklardan oluşmaktaydı.

Krallığın sınırları Saint-Germain, Neuilly ve Trianon (1919-1920) antlaşmalarıyla belirlenmiş, fakat 1920 ve 1924'te Trieste ve Fiume'nin İtalya'ya bırakılmasıyla değişikliğe uğramıştı. 1921 Anayasası ülkeye bir parlamenter rejim ve merkezî bir üniter devlet yapısı getirdi. Kral I. Aleksandr (1921-1934) ile başbakanı N. Pasic (1921-1926) ülkeyi baskıcı yöntemlerle ve Sırpları kayırarak yönettiler. Komünist partisi yasaklandı (1921), radikal muhalefet saf dışı bırakıldı. Hırvat köylü partisi lideri S. Radic öldürüldü (1928).

Ocak 1929'da kral, Parlamentonun feshi, anayasanın askıya alınması ve siyasî partilerin yasaklanması emrini verdi. Ülkede kendi diktatoryasını dayattı. Dönüşüme uğrattığı ülkeye Yugoslavya Krallığı adını verdi. Dışarıda Fransa ile bir ittifak arayışına girdi, ancak 1934'te Marsilya'da Hırvat teroristler (Ante Paveliç önderliğindeki Ustaçiler) tarafından öldürüldü. Kardeşi prens Pavel Karayorgiyeviç ülkeyi kral naibi unvanıyla M.Stojadinoviç'le birlikte yönetti. İki devlet adamı, Bulgaristan, İtalya ve Almanya ile bir yakınlaşma siyaseti güttüler (1937-1938). Hırvatlara tavizler verdiler.

Mart 1941'de prens Pavel Üçlü İttifak'a katıldı ancak kısa bir süre sonra General D. Simoviç tarafından devrildi. Kral II. Petar iktidara geçtikten sonra "Mihver" ile ittifakı bozdu.6 Nisan 1941'de Almanya, İtalya, Bulgaristan ve Macaristan, Yugoslavya'yı işgal etti. Ülke toprakları İtalya (Dalmaçya kıyısı ve Slovenya), Almanya (Sırbistan), Macaristan (Batı Voyvodina), Bulgaristan (Makedonya) arasında bölüşüldü. Hırvatistan, A. Paveliç yönetiminde bağımsız bir devlet oldu. Bu arada II. Petar'a sadık Albay D. Mihajloviç (İngiltere'ye sığınmıştı) ve komünistlerin desteklediği Tito önderliğinde direniş başladı. Bir süre sonra Müttefikler yalnızca Tito'yu destekleyecekti.

Yugoslav partizanlar Ekim 1944 ve Mayıs 1945 arasında ülke topraklarının büyük bölümünü özgürlüğe kavuştururken Sovyetler de Belgrad'ı kurtardı (Kasım 1944). Kasım 1945 seçimlerinde oyların yüzde 90'ını alan Halk Cephesi, cumhuriyeti ilân etti. Ocak 1946 Anayasası ile altı cumhuriyetten oluşan (Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Makedonya, Karadağ, Bosna-Hersek)oluşan federal bir devlet kuruldu. Devlet ayrıca on sekiz ulusal topluluk, beş resmî dil, üç din ve iki alfabeyi içeriyordu.

Rejim, başlangıçta Sovyet modelini (tek parti, otoriter plânlama, kolektifleşme) örnek aldı.Ancak Tito 1948'de bu modelden kısmen vazgeçince "milliyetçi sapma" nedeniyle Kominform'dan dışlandı. 1950'den itibaren Parti'nin üstünlüğünü tartışma konusu yapmadan yönetimde merkeziyetçilikten uzaklaşma ve işçinin kendi kendini yönetmesi ilkesi giderek hayata geçirildi.

Tito dışarıda İtalya ile Trieste sorununu giderdi (1954). Batılı ülkelerle yakınlaştı. Siyasî-askerî bloklaşmanın dışında kalmayı savunan Üçüncü Dünya ülkelerine yöneldi. Ancak 1955'te Sovyetler'le bağlarını yeniden güçlendirdi. 1971 ve 1974 Anayasa reformları bir başkanlık kurulu ve federal bir meclis getirdi.

Mayıs 1974'te Tito, ömür boyu devlet ve parti başkanlığına getirildi. Fakat Tito'nun ölümünden (1980) on yıl sonra Yugoslav Federasyonu, bir zamanlar kapitalizmle komünizm arasında "üçüncü yol"u yaratmasıyla ünlü iktisadî sistemindeki sarsıntının yol açtığı bunalımla karşı karşıya kaldı. Bütün cumhuriyetlerde genel grevler, siyasî gösteriler, kanlı çatışmalar meydana geldi. Slovenya 1987'de çoğulculuk ve pazar ekonomisine geçişi savunurkan, federal hükümetin öngördüğü reformlar, varolan sistemin sürdürülmesini savunan Slobodan Milosevic'in yönetimindeki Sırbistan tarafından reddedildi. Bu arada Sırbistan'da Kosova ve Voyvodina eyaletleri Sırbistan Devleti'ne "de facto" biçimde ilhak ederek (1990) özerklik statülerini yitirmelerine neden oldu.

1990 yılı içinde federal kurumların otoritesini yitirmesinin meydana getirdiği siyasî boşluk, bütün cumhuriyetlerde düzenlenen ve ülkenin parçalanma sürecinin son aşaması olan seçimlerin sonunda iktidar içinde yeni kutupların ortaya çıkmasıyla sonuçlandı. Sırplarla Hırvatlar arasında 1991 baharındaki ilk çatışmalardan beri gizli biçimde süren iç savaş, Hırvatistan ve Slovenya'nın bağımsızlık ilânı ardından 25 Haziran'da patlak verdi.Slovenya, federal ordu karşısında amansız bir direnişin ardından Brioni Antlaşması (Temmuz 1991) ile sınırları üzerinde denetim hakkı elde etti.

Çatışmalar Hırvatistan'da Krajina, Banija ve en fazla da Sırp azınlıkların (toplam nüfusun % 12'si) yaşadığı Slovenya'ya yayıldı. Bosna-Hersek'in Nisan 1992'de Avrupa Topluluğu ve ABD tarafından tanınmasından sonra silâhlı çatışmalar, Bosna'daki üç toplumu (Müslümanlar, Sırp kökenli Ortodokslar ve Hırvat kökenli Katolikler) karşı karşıya getirdi.Öte yandan Sırbistan da topraklarını hem genişletmek hem de "etnik arıtma" uygulayarak homojenleştirmeye girişti; Ağustos 1992 Londra Konferansı'nda sınırlara ve toplumlara saygı konusunda alınan kararlara rağmen, cumhuriyetlerde silâha sarılmış Sırp milislerine destek verdi.

MsXLabs & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Rapor Et
Eski 10 Ekim 2013, 06:40

Yugoslavya ve Yugoslavya Tarihi

#7 (link)
m.g%u00F6kce
Ziyaretçi
m.g%u00F6kce - avatarı
Kompetankedi'nin 5 Ekim 2006 tarihinde yazdigi o zaman ki var olan eski Yugoslavya tarihi ile ilgili devami olan Sirbistan ve Karadag'in 21 mayis 2006 tarihinde bir referandum sonucu bu iki ülkenin de birbirinden ayrildigini ve 17 Subat 2008'de de Kosova'nin ayrildigini ekleyebilir böylece dagilma süreci tamamlaniyor.
Rapor Et
Eski 10 Ekim 2013, 09:32

Yugoslavya ve Yugoslavya Tarihi

#8 (link)
MsXTeam
Valeria - avatarı
Yugoslavya Tarihi
MsXLabs.org & Vikipedi, Özgür ansiklopedi

Bugünkü Yugoslavya topraklarında yaşadığı bilinen ilk kavim İliryalılardır. Bu bölgede 4. yüzyıl civarında Hun grupları yaşamıştır. Hunlar, Gotlardan, Alanlardan ve Germen Taifallardan oluşturdukları yardımcı kuvvetlerle takviyeli olarak ilk defa 378 baharında Tuna’yı geçmişlerdir. Romalılardan karşılık görmeksizin Trakya’ya kadar ilerlemişlerdir. Roma imparatoru I. Theodosius’un ölüm yılı olan 395’te Hunlar yeniden Balkanlar’da hareketlenmişlerdir.[1] Daha sonra Slav grupları Yugoslavya topraklarına göç etmişlerdir. Beşinci yüzyılda artık Yugoslavya topraklarında İliryalılar kalmamıştır. Slavlar tarih boyunca daima başkaları tarafından yönetilmişlerdir. Avusturyalılar, Macarlar, İtalyanlar, Türkler ve Fransızlar değişik zamanlarda Slav gruplarını idareleri altına almıştır. En uzun ve önemli dönemleriyse Türk idaresinde kaldıkları yıllardır.

Roma öncesi dönem
Scodra (bugünkü İşkodra) şehri merkez olmak üzere İlirler, MÖ IV. yüzyılda bölgede güç oluşturmuşlardır. Ancak, MÖ 358’de II. Filip (Büyük İskender’in babası), İlirleri yenip egemenlik alanını Ohri Gölü’ne dek genişletmiştir.
MÖ. 229 ve 219’da Roma ordusu, İlirya yerleşkelerine baskın düzenlemiştir. Bu baskınlar Neretva vadisinde gerçekleşmiştir.
MÖ 180 yılında Dalmaçyalılar, İlirya kralı Gentius’a karşı bağımsızlık ilan ederler. Romalılar, MÖ 168’de son İlirya kralı Gentius’u yenip kendisini MÖ. 165’te Roma’ya esir olarak götürmüşlerdir. Kısa süre sonra bu bölge Roma kontrolu altına alınmış, idari yapılanma kurulmuştur.

Roma İmparatorluğu dönemi
MÖ II. yüzyılın ilk kısmında, Balkanlar’da ve dolayısıyla Yugoslavya’nın yer aldığı bölgede Roma İmparatorluğu dönemi başlamıştır. Dönemle beraber bölge idari, kültürel ve askerî açılardan Roma yapısıyla kurgulanmaya başlanmıştır.
Roma egemenliğinin son yıllarında Romalılar, Gotlar ve Hunlar, bölgede kendi güç alanları oluşturma uğraşına girişmiş ve kendi alanlarını kurmuşlardır.
İmparator I. Theodosius’un (346-395) ölümünden önce, devletin topraklarını iki oğlu arasında paylaştırması üzerine Balkanlar da ikiye bölünmüştür. Kuzeybatı kısmı (bugünkü Hırvatistan ve Slovenya toprakları) Batı Roma; gerisi Doğu Roma İmparatorluğu sınırlarında kalmıştır.[2] Bu bölünmede Yugoslavya toprakları da iki ayrı devlet yapısının içinde olmuştur.

Hristiyanlığın bölgede yayılması
Balkanlar’a Hristiyanlık, Pavlus ve onun takipçileri Trakya üzerinde Balkanlar’a geldiklerinde girmiştir. III. yüzyılda bölgede Hristiyan sayısı artmıştır. 313 yılından sonra, Roma’nın hoşgörüsü sonrasında Balkanlar’da Hristiyanlık iyice yayılmaya başlamıştır.

Slavların yerleşimleri

6. yüzyılda Balkanlar
V. ve VI. yüzyıllarda, çeşitli lehçeleri konuşan Slavlar birçok grup hâlinde Balkanlar’ın geniş arazilerine hâkim olmuşlardır. Çok sonraları doğacak olan Yugoslavya devletinin nüfusunun ciddi bir kısmını oluşturan Slavlar da, bu dönemden itibaren bölgede yayılmaya başlamışlardır.
Slavlar, Balkanlar’a geldiklerinde, bölgeye geçici olarak yerleşmiş ve bu yerleşmelerle Slavların bölgedeki birçok halkı asimile ettiği düşünülmektedir.[3] Bu Slav kabileleri büyüklü küçüklü birçok göçle bölgeye yayılmışlardır. Göçlerin büyük kısmı, Balkanlar’ın Doğu Roma toprakları içinde kalan kısımlarına olmuştur.
Peçenek ve Kuman Türk boyları[değiştir | kaynağı değiştir]
Bulgarların Balkanlar’a gelişinden daha sonra XI. ve XII. yüzyıllarda Peçenek, Kuman (Kıpçak) ve Uz Türkleri, Balkanlar’a göç etmişler ve bunların bir kısmı XV. yüzyıla kadar toplu olarak varlıklarını korumuşlardır. O dönemde Kumanlarla ticaret yapan Avrupalılar için 2500 kadar kelimeyi içine alan bir Kumanca sözlüğün (Codex Cumanicus) hazırlanmış olduğu bilinmektedir.[4] Peçenek ve Kuman boylarının yayılım alanı içinde Yugoslavya toprakları da var olmuştur. Bu yayılımın bugüne kadar gelen hatıralarından birisi o dönem Yugoslavya’nın güneyinde (bugünkü Makedonya) yer alan Kumanova şehridir.
Orta Çağ ve sonu[değiştir | kaynağı değiştir]
10. yüzyılda bölgenin büyük bir kısmını ele geçiren Büyük Bulgar İmparatorluğu, 1014 yılında "Bulgar Kasabı" olarak bilinen Bizans İmparatoru II. Basileios tarafından yıkıldıktan sonra, bölgeye yerleşen Bizans İmparatorluğu, 14. yüzyılda, Stefan Duşan (1331-1355) dönemindeki Sırp saldırıları sonucu aynı akıbete uğramıştır. Belgrad'dan Atina'ya kadar geniş bir alana yayılarak bölgede Doğu Roma’nın (Bizans) yerini alan kudretli Sırp İmparatorluğu ise; 14. yüzyılda doğudan gelen Osmanlı İmparatorluğu’nun saldırıları sonucu ortadan kaldırılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu dönemi
16. yüzyılda Osmanlı döneminde Belgrad
O dönemde, Yugoslavya topraklarının bir bölümü Sırbistan olarak bilinmekteydi. Ülke toprakları 1389 yılında yapılan I. Kosova Muharebesi ile Osmanlı Türklerine bağlı bir derebeylik olmuştu. Bölgedeki birçok Slav halkı ve Slav olmayan halklar, 14. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaşamaya başlamışlardır.
II. Kosova Muharebesi’nin kaybedilmesi Balkanlar’da Osmanlılara karşı direnişinin kesin olarak sona ermesine neden oldu. Bölge, bu savaştan 17. yüzyıl sonlarındaki II. Viyana Kuşatması’na kadar, diğer dönemlere oranla göreceli de olsa sakin ve huzurlu bir dönem geçirdi. Bunda o dönemki Osmanlı yöneticilerinin bölgeden yalnızca bir miktar vergi almayı yeterli görmesi ve halkın gelenek, görenek, inanç ve ibadet olarak ifade edebileceğimiz yaşam tarzına karışmaması önemli bir yere sahiptir.
Yugoslavya’nın bulunduğu topraklar uzun yıllar Osmanlı idaresinde kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflamaya başladığı yıllarda Balkanlar’da çeşitli isyanlar çıktı. Balkan topraklarında meydana gelen isyanlar, devletin günden güne zayıflamasına ve sonunda parçalanmaya kadar varan bir sürece götürmüştür. 1789'da meydana gelen Fransız İhtilali Avrupa'da eşitlik, adalet, özgürlük, bağımsızlık, anayasacılık vb. birçok yeni düşüncenin ortaya çıkmasına sebep oldu. Ortaya çıkan bu yeni düşünceler kısa sürede, bütün dünyada olduğu gibi Balkanlar’da da hızla yayıldı.
Başlangıçta birtakım haksızlıklara karşı bir tepki olarak başlayan mücadelenin yönü, Sırp kuvvetlerinin İvankovaç Muharebesi, Mişar Muharebesi ve Deligrad Muharebesi'nde Osmanlı kuvvetlerini arka arkaya yenmesi üzerine Kara Yorgi tarafından bağımsızlık olarak değiştirildi. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı'nın tam bu döneme denk gelmesi de isyanın bir türlü kontrol altına alınamamasına neden oldu. Ancak Osmanlılar 1809'da yaklaşık 20.000 kişilik bir kuvvetle tekrar Sırbistan'a girdi ve Çegar Muharebesi'nde Sırp ordusu isyanın başından beri ilk defa ciddi olarak yenilgiye uğratıldı. Ancak Kara Yorgi Rusların da desteği ile isyanını 1812'ye kadar aralıklarla devam ettirdi. 1812 Bükreş Antlaşması'nda Rusların da baskısıyla Sırplara birtakım haklar verildi. Fakat bu verilen haklardan tatmin olmayan ve yukarıda da açıkladığımız gibi tam bağımsızlığı hedefleyen Kara Yorgi tekrar ayaklandı. Tam bu sırada Napolyon'un Rusya Seferi'ni başlatmasından da faydalanan Osmanlı İmparatorluğu, Ruslardan yardım alma ümidi olmayan Sırplar üzerine bir ordu gönderdi. Osmanlı kuvvetleri karşısında tutunamayan Kara Yorgi yenilerek Avusturya'ya kaçmak zorunda kaldı. Bunun üzerine isyanın liderliğini 3 yıl sonra,1815'de Miloş Obrenoviç aldı. Bu ayaklanmaya müdahale etmesi hâlinde Rusya'nın müdahalesinden çekinen Osmanlı İmparatorluğu, Miloş'la anlaşma yoluna gitti. Onu Sırpların prensi olarak tanıdı ve Sırbistan'a kısmi özerklik verdi.
19. yüzyılda Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek bölgeleri Osmanlı sınırlarından çıktı. 1878 Berlin Antlaşması’yla Sırbistan, bağımsız bir krallık oldu. Böylece 500 yıllık Osmanlı idaresi, ülkenin bazı kesimlerinde sona erdi, bazı kesimlerinde (Kosova, Makedonya, Sancak) 1912-13 yıllarına kadar sürdü.

İlk Yugoslavya
Yugoslavya Krallığı (1929-1941)
Yugoslavya Krallığı, Yugoslavya adıyla kurulan ilk devlettir. Bu krallık 3 Ekim 1929 tarihinden önce “Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı” adıyla bilinmiştir. Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, 1 Aralık 1918’de Sloven, Hırvat ve Sırp Devleti ile Sırbistan Krallığı’nın birleşmesiyle kurulmuş (13 Temmuz 1918 tarihinde Karadağ Krallığı bu birliğe eklenmiştir.) ve 13 Temmuz 1922 tarihinde Paris’teki Büyükelçiler Konferansı’nda uluslararası tanınması yapılmıştır.[5] Yugoslavya Krallığı, 1941 yılında Mihver Devletleri tarafından işgal edilmiş ve 1943-1945 yılları arasında da bir siyasi yapı olarak oluşturulmuştur.

I. Dünya Savaşı'nın önemli bir cephesi de Güney Slavlarının siyasi birlik yönünde attığı adımlar oldu. Daha savaşın başlarında Sırp, Hırvat ve Sloven kökenli politikacı ve aydınların bu amaçla Londra'da kurduğu Yugoslav Komitesi, yeni ve birleşik bir devleti savunan çevrelerin sözcüsü durumuna geldi. Yugoslav Komitesi ile sürgündeki Sırp hükümeti temsilcilerinin Temmuz 1917'de imzaladığı Korfu Bildirisi'yle bu program ilk kez somut bir biçim kazandı. Bildiri temelde farklı ulusal ve dinsel toplulukların eşit haklarla yer alacağı, demokratik ilkelere dayalı bir anayasal monarşi kurulmasını öngörüyordu. Bu gelişme Habsburg (Avusturya) yönetimi altında olan Hırvatlar ve Slovenler arasında bağımsızlık mücadelesini de güçlendirdi. Aynı yıl örgütlenen Yugoslav Ulusal Konseyi açıkça Güney Slavları birliğini savunmaya başladı. Bu gibi siyasi çalışma ve gelişmeler Yugoslavya Krallığı’nın oluşması ile sonuçlanmıştır.

İkinci Yugoslavya
Yugoslavya adına sahip ikinci devlet olarak tarihte görünen siyasi yapı Yugoslavya Demokratik Federal Cumhuriyeti’dir. Bu devlet yapısı, II. Dünya Savaşı sırasında direniş gerçekleştiren Yugoslavya Partizanları tarafından 1943 yılında Demokratik Federal Yugoslavya adıyla ilan edilmiştir. Ülkenin adı 1946'da Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti[6] ve nihayetinde 1963 yılında Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti[7] olarak değiştirildi.
II. Dünya Savaşı sırasında Mihver Devletleri saldırısı üzerine Bosna'ya çekilerek İşçi Tugayları'na dayalı yeni bir savaş taktiğini seçen Partizanlar, İtalyan, Alman, Ustaşa ve Çetnik birliklerinin Mart 1942'de giriştiği harekâttan sonra Bosna'nın kuzeybatı kesimini üs edindi. Josip Broz Tito'nun Kasım 1942'de topladığı Yugoslavya Antifaşist Ulusal Kurtuluş Konseyi (AVNOJ) direniş harekâtının bütün Yugoslav halklarını birleştirecek bir siyasal programa kavuşmasını sağladı.
Müttefiklerin Balkanlar'a çıkarma yapmasından önce Yugoslavya'daki Partizan hareketini boğmak isteyen Nazi yönetimi, 1942-1943 kışında toptan imhayı hedef alan yeni bir harekât düzenlediler. Öncelikle Çetnikleri saf dışı ederek konumlarını sağlamlaştıran Partizan kuvvetleri, ardından Alman kuşatmasını yararak Karadağ'ın Durmitor bölgesine geçtiler. Mayıs 1943'te bu bölgeye yönelik ikinci Alman kuşatma harekâtı da boşa çıktı. Üstün Alman birlikleriyle şiddetli çarpışmalardan sonra sarp bir geçidi aşan Partizan kuvvetleri sonunda Bosna'nın orta kesimine ulaşmayı başardı. Yugoslavya'nın bağımsızlık mücadelesinde bir dönüm noktası sayılan bu zafer, aynı zamanda Partizan hareketine Müttefiklerin siyasi ve askerî desteğini sağladı. İtalya'nın Müttefiklere teslim olmasından sonra Partizanların denetimine giren geniş kıyı şeridi, silah ve askerî gereç almak için önemli bir kapı durumuna geldi. Bu arada Kasım 1943'te ikinci toplantısını yapan AVNOJ, bir geçici hükümet oluşturduğunu ilan etti. Mayıs 1944'te Tito'nun karargâhına yönelik son Alman saldırısını da atlatan Partizanlar, sonraki aylarda işgal kuvvetlerini Sırbistan'a doğru geriletmeye başladı.
Kasım 1945'teki seçimlerde, komünistlerin önderliğindeki Halk Cephesi'nin kazandığı büyük zaferin ardından, 2 Aralık 1945'te Yugoslavya Demokratik Federal Cumhuriyeti’nin kurulduğu ilan edildi, böylece kâğıt üstünde de olsa devam eden monarşi resmen sona erdi.Ocak 1946'da federal bir cumhuriyet yapısını öngören yeni anayasa yürürlüğe kondu.

Gerçek boyutunda görüntülemek için resme tıklayın.

Adı:  ygslvya.JPG
Gösterim: 3
Boyutu:  44.6 KB

Yugoslavya savaşları

Josip Broz Tito'nun ölümünden sonra artan etnik çekişmeler ve ekonomik bunalım nedeniyle ve 1980'lerin sonlarında Doğu Avrupa'daki değişikliklerin de etkisiyle 1990'lar ve 2000'lerde yaklaşık 20 yıl süren kanlı bir süreç sonunda Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti, yedi ayrı egemen ülkeye bölünmüştür.

Kısa Kronoloji
  • 1991 : Slovenya Slovenya (25 Haziran 1991)
  • 1991 : Hırvatistan Hırvatistan (25 Haziran 1991)
  • 1991 : Flag of the Republic of Macedonia 1992-1995.svg Makedonya (8 Eylül 1991)
  • 1991 : Flag of the Croatian Republic of Herzeg-Bosnia.svg Hersek-Bosna Hırvat Cumhuriyeti (Dayton Anlaşması uyarınca yeniden düzenlenmiştir.) (18 Kasım 1991)
  • 1991 : State Flag of Serbian Krajina (1991).svg Krayina Sırp Cumhuriyeti (Fırtına Harekâtı sonucunda yıkılmıştır.) (19 Aralık 1991)
  • 1992 : Flag of Republika Srpska.svg Sırp Cumhuriyeti (Dayton Anlaşması uyarınca yeniden düzenlenmiştir.) (28 Şubat 1992)
  • 1992 : Flag of Bosnia and Herzegovina (1992-1998).svg Bosna-Hersek (6 Nisan 1992)
  • 1993 : Western Bosnia1995.gif Batı Bosna Özerk Bölgesi (Fırtına Harekâtı sonucunda yıkılmıştır.) (27 Eylül 1993)
  • 1999 : Birleşmiş Milletler Birleşmiş Milletler himayesi altındaki Kosova (NATO’nun Yugoslavya’yı bombalaması sonucunda kurulmuştur.) (10 Haziran 1999)
  • 2006 : Karadağ Karadağ Cumhuriyeti (3 Haziran 2006)
  • 2008 : Kosova Kosova Cumhuriyeti (17 Şubat 2008)

Üçüncü Yugoslavya

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin parçalanması sırasında sadece iki cumhuriyet (Sırbistan ve Karadağ) “Yugoslavya” devletini sürdürmeyi kabul etmiştir. Sırbistan’ın içindeki özerk bölgeler Kosova ve Voyvodina da, dolayısıyla bu yeni federasyonun içinde yer almıştır. Böylece 1992 yılında sosyalist federasyondaki bu iki cumhuriyet, Yugoslavya Federal Cumhuriyeti devlet yapısını oluşturmuştur. Geriye kalan cumhuriyetler, bağımsız devletler olarak hayatlarına devam etmişlerdir. Bu devletlerden Bosna-Hersek, yeni Yugoslavya’nın kurulduğu dönemde büyük bir savaş alanı altında, harap hâldeydi.
Doğu Avrupa’da komünist devlet idarelerinin çökmesiyle ilgili olarak yeni devlet de demokratik değişim sürecini kabul etmiştir. Buna bağlı olarak, bayraktan kızıl yıldız simgesi çıkarılmış, yeni bayrak yıldızsız olarak kullanıma sunulmuştur. Ayrıca, eski komünist simgelerle örülü devlet arması da çift başlı kartal merkezli bir yeni arma ile değiştirilmiştir. Bunun yanında, yeni devlet, Yugoslavya SFC’nin kolektif başkanlık sistemi yerine seçimle belirlenen tek başkan sistemini uygulamaya koymuştur.
Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin parçalanmasının ardından kurulan yeni Yugoslavya devleti, daha merkeziyetçi bir idari yapıya sahip olmuştur. Belgrad’dan Sırpların kontrolundaki yeni devlet yönetimi, Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin dağılışı sırasında bağımsızlığına kavuşamayan Kosova bölgesi ile sıkıntılı bir yeni birlik kurmuştur. Ülkenin 1992’de kuruluşundan son dönemine kadar Kosova, Sırp idaresinin uygulamalarına tepkili bir bölge olmuştur.

1998-1999 Kosova Savaşı
1998-1999 döneminde, Yugoslavya Federal Cumhuriyeti ordusunun, Kosova’nın bağımsızlığını isteyen Kosova Kurtuluş Ordusu’na ve bu örgüt yanında yer alan milis güçlerine karşı çeşitli operasyonlar yürütmüştür. Buna karşı olarak, dünyada oluşan siyasi inisiyatif doğrultusunda NATO birliklerinin ülke çapında askerî operasyonları olmuştur.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.519 saniyede (90.68% PHP - 9.32% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 15:49
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi