Üye Ol
Ana SayfaForumlarGünlüklerToplulukVideolarSohbetBize Ulaşın
Forumda Ara
Konu Kapalı

Şiir Nehri -2- [Arşiv]

Eski 02-02-2009 #7131 (mesaj-linki)
Daisy-BT - avatarı
İSTANBUL'U DİNLİYORUM

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekic sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birsey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudaklarin ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.

Orhan VELİ KANIK

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 02-02-2009 #7132 (mesaj-linki)
ahmed - avatarı
Bir Umut Şiiri



Uzun zamandan sonra
Sakin bir şekilde uyandı bu sabah mavi gök
Havada moral bozucu bir ağırlık var,
Çok soğuk...
Ama güneş bu soğuğa inat
Bulutların en tepesinde...

İlk defa bugün geç kalktım yatağımdan...

Kuşlar yine işbaşında,

Eskiden onlarla beraber ağlardım
Şimdi ise,

Onların şarkılarıyla uyandım...

Aydınlıktan nefret ederim...
Geceler benim dert ortağım olduğu için
Karanlığı daha çok severim...

Bu sabah
Ağaçların hepsi kollarını evime doğru uzatmış
Nerden biliyorlar güneşi sevmediğimi...

Güzelce bir elimi yüzümü yıkadım...
Gözlerimde hiç çapak yok
Demek ki dün gece hiç ağlamamışım...

Boğazım çok kuru,
Hemen mutfağa yöneldim
Kendime şöyle güzel bir kahve koyayım
Şaşırıyorum bir anda,
Bu sefer yürürken sendelemiyorum
Başım da ağrımıyor
Demek ki dün gece hiç içmemişim...

Kahvaltımı kendim hazırladım...
Çayı hiç sevmem ama
Eskiden hep çay demlerdim
Bu sefer demlemedim...
Neden bilmiyorum...

Ne bağırış çağırış var
Ne de gönül kıran kötü sözler
Hafiften esen rüzgar
Ve onun yüzüme vurduğu sessizlik
Demek ki dün gece kendi kendime konuşmuşum

Kendimi iyi hissediyorum...

Aynanın karşısına geçtim
Biraz uzamış sakalların ardındaki surat
Bu defa hiç yabancı değil
Ne kurumuş kan var
Ne de yara...
Bu adam benim galiba...
Demek ki dün gece kendimi hiç hırpalamamışım...

Hiç bir eksiklik hissetmiyorum sanki
Birileri hafızamı bavula koyup çöpe atmış gibi
Yatağımı toplarken farkettim...
Biri daha yatıyordu sanırım burda

Yok yok!

....

Ölümle yaşam arasında kaybolmuşum

Kalbimde ağrı hissetmiyorum...
Demek ki dün ayrılık sonrası

Umutla uyumuşum...

Berkan Aytekin

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 03-02-2009 #7133 (mesaj-linki)
arwen - avatarı
Gök yırtılırdı
Ve kendi kaderimizde yalnızdık
Küçük adımlarla büyürdü acılarımız
Ufalırdık iklimlerimizde
Söküklerimizden işlerdi soğuk rüzgârlar
Tenimizden boşalırdık gizlice
Sarhoştuk içimizde
Yalnızlıktı kadehimizde duran
Kendi günâhlarımızı içerdik
Tükenirdi zaman
Gitmeye imkân kalmazdı
Bir yudum daha içerdik son nefesinde ömrümüzün
Şükrü Uyar

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 03-02-2009 #7134 (mesaj-linki)
Daisy-BT - avatarı
SERENAT

Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi,
Geldim işte mevsim gibi kapına.
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiy.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana,
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.

Şeffaf damlalarla titreyen ağır
Goncanın altında bükülmüş her sak;
Senin için dallardan süzülen ıtır,
Senin için, yasemin, karanfil, zambak.

Bir kuş sesi gelir dudaklarından,
Gözlerin gönlümde açan nergisler,
Düşen bir öpüştür dudaklarından
Mor akasyalarda ürperen seher.

Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıklarla dolacak kalbimin içi.
Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiy.


Ahmet Muhip DRANAS


Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 03-02-2009 #7135 (mesaj-linki)
ener - avatarı
Ben Sana Beni Sevmenin İmkansızlıgını Nasıl Anlatacagım


ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
kendi yarasını kendi öpen bir çocuğum ben
kendi acısını kendi örten bir çocuk
yaz çiçeğidir tutunduğum dallar
çabucak çürür ömrüme
güz gelir, ağlarım
kış bastırır ürkerim
yüreğimin gurbetine giderim bir başıma
günümü sevda ederim
sevdamı hasret


ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
kendi düşünü kendi kuran bir çocuğum ben
kendi yaşını kendi kurutan bir çocuk
ölüme yakınım nicedir
gel gör ki büyülü şey bu hayat
kandırılmışlığımı denize çalar mesela
toprağın üzerine uzanmışken
nasıl diyebilirim kimim kimsem yok diye
bir sızı kalır işte acemice işlenmiş
atsam atılmaz, satsam satılmaz


ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
kendi ninnisini kendi söyleyen bir çocuğum ben
kendi şiirini kendi ezberleyen bir çocuk
anne kokulu mendiller saklarım
baba gülüşlü resimler yaparım boyuna
her günüm bayram olur
her bayramım şekersiz, çikolotasız
olur olmaz heveslerim inatlaşmaktandır
adanmışlıktandır küçücük sevinçlerim
sevindirmelerim evrene karşı


ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
kendi elini kendi tutan bir çocuğum ben
kendi yüreğini kendi bilen bir çocuk

Alıntı

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 03-02-2009 #7136 (mesaj-linki)
ÖmÜrCeK - avatarı

-Düşüme SEN dününce...


Gözlerinde tutuklu kalır yüreğim..

İçinde "sen" olmayan düşümü düşürürüm düşümden..

Prangaya vurulmuş ayaklarımı sürüklerim peşinden..
Ömrümü ömrüne katarım her bir adımda..


Sahi?

Yüreğime vurduğun kelepçeyi çözebilir misin?

Sensizliğin esaret olduğunu bile bile,salıverir misin beni?



-Dert yanışım...

-Dağılışım...

-Savruluşum..
-Ve biraz da aldanışım...



Adına "aşk" dedim..

Aşk'a geldim sevgili..

Yani sana...
Sana susamış beni,serdim ayaklarına...


Hadi,Sarılsana...!

Bir bilsen...

Ne denli sevildiğini ve özlendiğini ah bir bilsen Sevgili...


Sahi?

Sen de sevmiştin beni değil mi?
Alıntı...

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 03-02-2009 #7137 (mesaj-linki)
CelestialBody - avatarı
Sen böyle güzelsin

Sen böyle güzelsin, sen böyle tatlı
İçimden hep seni sarmak geliyor
Yıllar var gönlümde, hasretin saklı
İçimden hep sana koşmak geliyor

Söz geçmiyor artık yasak aşkıma
Ne olursun beni yanlış anlama
Belki bu arzuma kızacaksın ama
İçimden hep seni öpmek geliyor

Geçtiğim her yolda karşıma çıksan
Bir tatlı gülüşle yüzüme baksan
Gönül ocağımı aşkınla yaksan
İçimden uğruna ölmek geliyor

A.S.İlkan

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 04-02-2009 #7138 (mesaj-linki)
ahmed - avatarı
Etiketsiz Hayatım...!



Hayat denen bu yolda,kendimeydi tecavüzüm
kendimeydi isyanım,kendimi bitirişim...

Değerlerim sokak kadını edasında
dolaşırken yeryüzünde
bedenimi tuzlu tırnaklarımla yolup
kaldırımsız aynada tozlu gülümseyişimdi
tek gerçeğe gidişim...

Hayat
öteki dediklerimi özleyişimdi
kar beyazı umutlarımla
sırlarımı gizleyişimdi
kuşkularımla

Bir aksiseda idi uçurumlarımda
dağıldı
paramparça oldu
karşı yollarda..

Şuursuz zamanlarda kaybolma asaletimdi belki de
gölgeler içindeki gözlerim
içine hüznün notalarını sığdırmış
bol nodüllü sözlerimdi hayat

Sınırlarını çizemediğim kıyılarım sahillerimdi bazen
bu kıyı da gözlerimdi beni tek besleyen
herkesten sakladığım minicik bir lokma
dişimin kovuğunda saklanan arımla..

Yetim büyüyen bir delikanlımdı hayat
tam açacakken kırağı çalan gonca
üstüme esmeyen bir imdat yeli..

Yine de tutamacındayım hayatın
bir delice tutku edasıyla sarmalamışım
ayrılık otu arsızlığında
inadına inadına kök salmışım.

Ucundan da yaşasam
adına ad
sanına san
veremeyecekte olsam
bir hayatım var
isimsiz ve etiketsiz
bir hayat...


Fatih Erol

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 04-02-2009 #7139 (mesaj-linki)
ener - avatarı
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

Alıntı

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 04-02-2009 #7140 (mesaj-linki)
ahmed - avatarı
Gidelim Kalbim Kalk...



Kalk gidelim kalbim
Kovulmuşluğumuzdan.
Neler umut ediyorsun hala
Yorulmuşluğumuzdan..
Uzanmıyor kolların dur demeye gidene,
Ağlıyor ya gülüşün hasreti öğretene.
Susuyor bak sözlerin yıllara dur demeye..
Yoruldun ya yıllarca,
Kalk gidelim kalbim kalk
Uzun sürdü bekleyiş,
Sanırım bu son durak...



Sibel Hatiboğlu Acar

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Konu Kapalı

Etiketler
nehri, Şiir | 15 kitalik siirler, 2 kitalik kizilay siirleri, 2 kitalik siirler, cemil oksuz, hazim olcayin hayati, iki kitalik siirler, kizilay siirleri 2 kita, siir nehri,
Şiir Nehri -2- [Arşiv] Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Dünya Nehirleri - Şeria Nehri (Ürdün Nehri) ThinkerBeLL Dünya Coğrafyası 0 04-12-2009 03:26
Nil Nehri Rüya Tabiri (Rüyada Nil Nehri Görmek) BrookLyn Rüya Tabirleri 0 09-11-2009 22:50
Dünya Nehirleri - Volga Nehri (İdil Nehri) ThinkerBeLL Dünya Coğrafyası 0 06-09-2009 13:30
Şiir - Şiir Nedir - Şiir Hakkında SiyahLALE X-Sözlük 0 29-10-2008 19:30
Şiir Nehri -1- [Arşiv] Blue Blood Yazın Hayatı 12495 02-12-2006 23:53