Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 18 Haziran 2017  Gösterim: 27.667  Cevap: 17

Atilla İlhan

Kısaca
Şair, romancı, gazeteci, deneme, eleştiri ve senaryo yazarı. Çeşitli türlerdeki yapıtlarıyla Cumhuriyet sonrası Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edinmiştir.
M.u.R.a.T
24 Şubat 2007 21:32       Mesaj #1
M.u.R.a.T - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  atilla ilhan.jpg
Gösterim: 96
Boyut:  71.9 KB

Attilâ İlhan


(d. 15 Haziran 1925, Menemen)
Şair, romancı, gazeteci, deneme, eleştiri ve senaryo yazarı. Çeşitli türlerdeki yapıtlarıyla Cumhuriyet sonrası Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edinmiştir.
Sponsorlu Bağlantılar

İzmir’de Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu’ nu ve Karşıyaka Ortaokulu’nu bitirdi. Atatürk Lisesi’ndeki öğrenciliği sırasında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 141. maddesine aykırı davrandığı gerekçesiyle tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı (1941). Danıştay kararıyla öğrenimini sürdürme hakkını kazanarak İstanbul’da Işık Lisesi’ni bitirdi (1946). İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini yarıda bıraktı (1949). 1949-65 arasında, aralıklarla altı yıl Paris’te yaşadı. Ali Kaptanoğlu takma adıyla senaryolar yazdı. Demokrat İzmir gazetesinin genel yayın müdürlüğünü üstlendi ve başyazılarını yazdı. Ankara’da Bilgi Yayınevi’nin danışmanlığını yaptı (1973-79). Vatan gazetesinde sinema eleştirileri, Yeni Ortam, Dünya, Milliyet ve Söz gazetelerinde köşe yazıları yazdı. Yelken, Sanat Olayı ve Cönk dergilerini yönetti.

İlk şiiri “Balıkçı Türküsü”nü 1941’de Yeni Edebiyat dergisinde yayımlayan Attilâ İlhan, daha sonra Nevin Yıldız takma adıyla İstanbul, Beteroğlu takma adıyla Yücel dergilerinde göründü. 1946 CHP Şiir Yarışması’nda “Cebbaroğlu Mehemmed” adlı şiiriyle birincilik ödülünü kazanınca ünü kısa sürede yayıldı. Sonraki yıllarda Genç Nesil, Fikirler, Varlık, Aile, Yirminci Asır, Seçilmiş Hikâyeler Dergisi, Kaynak, Ufuklar, Mavi, Yeditepe, Dost, Yelken, Ataç, Yön, Milliyet Sanat, Sanat Olayı gibi dergilerde şiir, deneme ve eleştirileriyle edebiyat dünyasının önde gelen adları arasında yer aldı. Garip akımına ve İkinci Yeni şiirine karşı çıktı ve Mavi dergisinde yayımladığı yazılarla Mavi ya da Maviciler olarak bilinen toplumsal gerçekçilik akımını başlattı. Şiire yeni bir söz düzeni, taşkın bir anlatım ve kendine özgü bir duyarlık getiren yapıtlarıyla adından söz ettirdi. 1950’lerin ortalarında, başlangıçta bağlandığı Nâzım Hikmet çizgisini ve halk şiirinin biçimsel özelliklerini bırakarak daha karmaşık bir duyarlılığa yöneldi.

Eleştirilerinde ise, hemen her zaman toplumsal gerçekçiliğe bağlı kaldı. Sisler Bulvarı (1954, 1991), Yağmur Kaçağı (1955, 1991) ve Ben Sana Mecburum (1960, 1988) adlı yapıtlarıyla yalnızca genç şairleri değil, bütün bir genç kuşağı etkiledi. Yasak Sevişmek (1968, 1991) ve Elde Var Hüzün (1982) gibi sonraki yapıtlarında, divan şiirinden ve şarkılardan da yararlandı. İlk romanları Sokaktaki Adam (1953, 1982) ve Zenciler Birbirine Benzemez'den (1957, 1987) sonra romanlarında giderek tarihsel boyutlara yer vermeye başladı. Özellikle bu tür yapıtlarında, öz Türkçeye karşı çıktı. Yakın tarihin gerçek ve ortalama tiplerini ele alarak siyasal ve ideolojik mücadelelerin arkasındaki insani durumu görmeye çalıştı.

ÖBÜR ÖNEMLİ YAPITLARI. Şiir. Duvar (1948, 1990), Belâ Çiçeği (1962, 1991), Korkunun Krallığı (1987). Roman. Kurtlar Sofrası (1963-64; 2 cilt, 1982), Bıçağın Ucu (1973,1981), Yaraya Tuz Basmak (1978, 1982), Fena Halde Leman (1980, 1985), Dersaadette Sabah Ezanları (1982, 1988), Haco Hanım Vay (1984). Gezi, deneme ve eleştiri. Abbas Yolcu (1959), Hangi Sol (1971, 1980), Hangi Batı (1972, 1982), Faşizmin Ayak Sesleri (1975), Hangi Seks (1976, 1982), Hangi Sağ (1980), Gerçekçilik Savaşı (1980), Hangi Atatürk (1981), Batının Deli Gömleği (1982), İkinci Yeni Savaşı (1983), Sağım Solum Sobe (1985), Yanlış Kadınlar Yanlış Erkekler (1985), Ulusal Kültür Savaşı (1986).

Kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen perlina; 7 Mayıs 2017 17:47


BLacK_HawK
14 Nisan 2007 09:12       Mesaj #2
BLacK_HawK - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  ayrilik.gif
Gösterim: 68
Boyut:  498.7 KB

Ayrılık Sevdaya Dahil


Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin
En gorkemli saatinde yildiz alacasinin
Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader
Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin
Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari
Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan
Onu cok ariyorum onu cok ariyorum
Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari
Bir yerlere yildirim dusuyorum
Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan
Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu
Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus
Tedirgin gulumser
Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili
Hic bir ani tek basina yasayamazlar
Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
Telasli karanlikta yumusak yarasalar
Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu
Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
Yansimalar tutmus butun sahili
Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var
Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
Cunku ayriliklar da sevdaya dahil
Cunku ayrilanlar hala sevgili
Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik
Hava agir toprak agir yaprak agir
Su tozlari yagiyor ustumuze
Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir
Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
Karanlik coktu denize
Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice
Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak
Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina
Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle
Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz
Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz
Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi
Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi
Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek AŞKIMIZ

Atilla İlhan
Son düzenleyen perlina; 7 Mayıs 2017 18:27
caner gözübüyük
14 Nisan 2007 13:34       Mesaj #3
caner gözübüyük - avatarı
Ziyaretçi
BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum.
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul’mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu.

Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki Haziran’da mavi benekli çocuksun
Ahh seni bilmiyor, kimseler bilmiyor
Bir şileb sızıyor ıssız gözlerinde
Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın, tüylerin ürperiyor
Belki körsün, kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem bu kurtlar sofrasında
Belki zor, ayıpsız, fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum.
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerim
Hayır başka türlü olmayacak
Son düzenleyen Baturalp; 30 Nisan 2017 07:41
NihLe
29 Haziran 2007 12:31       Mesaj #4
NihLe - avatarı
Ziyaretçi

Attila İlhan

15 Haziran 1925’te Menemen’de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı kentlerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza Nazım Hikmet şiiri göndermesi nedeniyle 1941’de tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı.

CHP ŞİİR ARMAĞANI’NDA İKİNCİLİK ÖDÜLÜNÜ KAZANDI


Türkiye’nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi’ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı’nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü kazandı. 1946’ta mezun oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Üniversite yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayınlanmaya başladı. 1948’de ilk şiir kitabı Duvar’ı yayınladı. 1949 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Paris’e gitti. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan bir çok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye’ye geri dönüşünde sıklıkla başı polisle derde girdi. Bir kaç kez gözaltına alındı.

1950’Lİ YILLARDA ADINI DUYURDU


1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğrayınca tekrar Paris’e gitti. Fransa’daki bu dönem Attilâ İlhan’ın Fransızca’yı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950’li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi’ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953’te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlar. 1957’de askerliğini yaptıktan sonra sinema çalışmalarına ağırlık verdi. Ali Kaptanoğlu adıyla onbeşe yakın senaryo yazdı.
Ad:  atilla ilhan.jpg
Gösterim: 72
Boyut:  50.7 KB

’YASAK SEVİŞMEK’ ve ‘AYNANIN İÇİNDEKİLER’


1960’ta Paris’e geri döndü. Babasının ölmesiyle birlikte İzmir’e döndü. Sekiz yıl İzmir’de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler serisinden Bıçağın Ucu yayınlandı. 1968’te evlendi, 15 yıl evli kaldı. 1973’te Bilgi Yayınevi’nin danışmanlığını üstlenerek Ankara’ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak’ı Ankara’da yazdı. 81’e kadar Ankara’da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul’a yerleşti.

‘SEKİZ SÜTUNA MANŞET’, ‘KARTALLAR YÜKSEK UÇAR’ VE ‘YARIN ARTIK BUGÜNDÜR’


İstanbul’da gazetecilik serüveni Milliyet ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından beri köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesi’nde sürdürmekteydi. 1970’lerde Türkiye’de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri dönüş yaptı. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür senaryosunu yazdığı dizilerdi.

Türk edebiyatının usta kalemi Attila İlhan, 80 yaşında hayatını kaybetti.

ATTİLÂ İLHAN KİTAPLARI



ŞİİR
  • Duvar
  • Sisler Bulvarı
  • Yağmur Kaçağı
  • Ben Sana Mecburum
  • Belâ Çiçeği
  • Yasak Sevişmek
  • Tutuklunun Günlüğü
  • Böyle Bir Sevmek
  • Elde Var Hüzün
  • Korkunun Krallığı
  • Ayrılık Sevdaya Dâhil
  • Kimi Sevsem Sensin
ROMAN
  • Sokaktaki Adam
  • Zenciler Birbirine Benzemez
  • Kurtlar Sofrası
  • Aynanın İçindekiler
  • Bıçağın Ucu
  • Sırtlan Payı
  • Yaraya Tuz Basmak
  • Dersaadet’te Sabah Ezanları
  • O Karanlıkta Biz
  • Fena Halde Leman
  • Haco Hanım Vay
  • Allahın Süngüleri-Reis Paşa
ÖYKÜ
  • Yengecin Kıskacı
DENEME-ANI
  • Abbas Yolcu
  • Yanlış Kadınlar Yanlış Erkekler
  • Anılar ve Acılar
  • Hangi Sol Hangi Batı
  • Hangi Seks
  • Hangi Sağ
  • Hangi Atatürk
  • Hangi Edebiyat
  • Hangi Laiklik
  • Hangi Küreselleşme
ATTİL İLHAN’IN DEFTERİ
  • Gerçekçilik Savaşı
  • ‘İkinci Yeni’ Savaşı
  • Faşizmin Ayak Sesleri
  • Batı’nın ‘Deli Gömleği’
  • Sağım Solum Sobe
  • Ulusal Kültür Savaşı
  • Sosyalizm Asıl Şimdi
  • Aydınlar Savaşı
  • Kadınlar Savaşı
CUMHURİYET SÖYLEŞİLERİ
  • Bir Sap Kırmızı Karanfil
  • Ufkun Arkasını Görebilmek
  • Sultan Galiyef
  • Dönek Bereketi
  • Yıldız, Hilâl ve Kalpak
ÇEVİRİLERİ
  • Kanton’da İsyan (Malraux)
  • Umut (Malraux)
  • Basel’in Çanları (Aragon)
AN GELİR
an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür

şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür

an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür

son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî süleyman ölür

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatli bir bombadır patlar
an gelir
Attila ölür

Attila İLHAN
Son düzenleyen perlina; 15 Mayıs 2017 18:53
Misafir
29 Haziran 2007 12:41       Mesaj #5
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

SOKAKLARDA MIZIKA ÇALMA ÇOCUK


Boynuna o yeşil fuları sarma çocuk
Gece trenlerine binme, kaybolursun
Sokaklarda mızıka çalma çocuk
Vurulursun..

ATİLLA İLHAN

SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN


Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz

Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak

Sen benim hiçbir şeyimsin

ATİLLA İLHAN
Son düzenleyen Baturalp; 30 Nisan 2017 08:04
NiliM
29 Haziran 2007 14:31       Mesaj #6
NiliM - avatarı
Ziyaretçi

Bir yıldız kaydı (Büyük ustad Atilla Ilhan anısına.)



Akşam çöktü yer yüzüne,
Herkes kendi yolunda...
Kimi eve,kimler işe nöbetine telesti
Sema serdi gök yüzüne..
Yıldızları,cok hoş oldu gece de
Bulutlarım pembe,pembe yarışmaya hevesli
Gece çöktü yer yüzüne..
Kapandı lambalar da,
Herkes kendi yatağına telesti,
Tek bir evde hüzün vardı,
Keder dolu yüzlerde,
Kayb olunmuş bir insanın hasreti.
Yatağına yaslanmıştı yaşlı ustad
Düşünceye kapılmıştı..
Hey,gidi dünya, hey....
Kimler geldi,kimler gitti...
Ve nihayet geldi benim sonum da.
Biliyorum,öleceğim bu gece..
Son menzile.son bahar da
Gidiyorum......
Parıldaşan yıldızların içinde
Melek adlı birisi bekliyordu...
Son baharın,son sabahı açılırdı,
Uzaklarda gemi çaldı fitini....
Gök yüzünden yıldız kaydı.....
Ezan sesi minberlerden ucaldı....
Yaşlı ustad son kez bakıp gözlerini kapattı..
Bir damla yaş düştü gözden gizlice...
Son akordun tamamladı bu gece.
Yer yüzünün bir yıldızı kayboldu...

Büyük Ustadım ruhun şad olsun.

Gulnare Leman
Son düzenleyen Baturalp; 30 Nisan 2017 08:04
_PaPiLLoN_
23 Ağustos 2007 22:40       Mesaj #7
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi

Attila İlhan - Yağmur Kaçağı



Elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa eylülse ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
Son düzenleyen Baturalp; 30 Nisan 2017 08:05
3 Kasım 2008 16:23       Mesaj #8
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın

Atilla İlhan

Ad:  Atilla İlhan.jpg
Gösterim: 72
Boyut:  37.2 KB

(doğumu 1925)
Şair, roman­cı, eleştirmen, senaryo yazarı ve gazeteci olarak Attilâ İlhan edebiyatımızın çok yönlü sanatçılarından biridir.

Şiire çok erken yaşlar­da, ilkokul döneminde başlayan Attilâ İlhan Menemen'de doğdu. Edebiyat sevgisini şiire meraklı babasındanjve edebiyat tutkunu an­nesinden küçük yaşlarda aldı. İlköğrenimini İzmir'de, lise eğitimini İstanbul'da Işık Lise-si'nde tamamladı, ilişe yıllarında siyasal dü­şüncelerinden dolayı yargılandı, okuldan uzaklaştırıldıysa da Danıştay kararıyla yeni­den okula dönüp ortaöğrenimini tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde bir süre okudu ama öğrenimini yarıda bırakıp Paris'e gitti. 1949-62! arasında üç kez gittiği ve toplam altı yıl kaldığı Paris'te şiir, düşünce akımları, siyaset, sanat konularında bilgisini derinleştirdi.

İstanbul'da çeşitli dergi ve gazetelerde eleş­tiri ve sinema yazıları yazan Attilâ İlhan, bu arada "Ali Kaptanoğlu" imzasıyla film se­naryoları da kaleme alıyordu. 1973-79 yılları arasında Ankara'da bir yayınevinin danış­manlığını da üstlenen Attilâ İlhan şiirleriyle, romanlarıyla, gazete ve dergilerde tartışmala­ra yol açan yazılarıyla, çıkardığı dergilerle okurun ilgisini çekmeyi başardı.

İlk şiirini 1941'de takma adla yayımlayan Attilâ İlhan, asıl ününü 1946'da Cumhuriyet Halk Partisi Şiir Yarışması'nda aldığı ikincilik ödülüyle kazandı. Ödül kazanan şiiri "Cebbaroğlu Mehemmed" adını taşıyor ve şair, destan dilinden yararlanarak güçlü bir şiir yaratıyordu. Attilâ İlhan 1948'de ilk şiir kitabı Duvari yayımladığında artık şiir anlayışı iyice belirginleşmişti. Duvafda yer alan şiirler, bireyin ve toplumun sorunlarını özgürlük ve mutluluk arayışıyla, geleceğe duyduğu güven­le işleyen şiirlerdi.

Attilâ İlhan toplumcu gerçekçi anlayışı benimseyen bir şair olarak tanındı . Halk ve Divan şiirinin özellikle­rinden de yararlandı, ama bunları çağdaş şiir anlayışı içinde ustaca kullandı. Attilâ İlhan'ın en çok sevilen şiirleri, serüvenci bir bireyin yalnızlık, avarelik, yolculuk, ayrılık, aşk ve ölüm konusundaki duygularını coşkulu bir dille işlediği şiirleridir. Sisler Bulvarı (1954), Yağmur Kaçağı (1955), Ben Sana Mecburum (1960), Bela Çiçeği (1962) adlı kitaplarında ağırlık bu tür şiirlerindedir. Dili açık, yalın ve çarpıcıdır. İmge gücünün zengin çağrışımları­nı oldukça abartılı bir biçimde; ama akıcı bir dille işler. Şiirleri bir coşku havası ve güçlü bir gerilim taşır. Şair, daha sonra da bireyin duygularını, cinsel sorunlarını, toplumsal ku­rallarla çatışmalarını konu edinen şiirler yaz­mayı sürdürdü. Yasak Sevişmek (1968), Tu­tuklunun Günlüğü (1973), Böyle Bir Sevmek (1977) ve Elde Var Hüzün (1982) bu tür şiirlerinin yer aldığı yapıtlardandır. Attilâ İlhan'ın kitaplarının bir özelliği de sonunda "Meraklısı İçin Notlar" bölümünün bulunma­sıdır. Şair, bu notlarda şiiri ya da yazıyı hangi durumda, nasıl bir etki altında yazdığını anlatır; okuruna ürünüyle ilgili ipuçları verir.

Attilâ İlhan şairliğinin yanı sıra romancılığı ile de tanınır. İlk romanı 1953'te yayımlanan Sokaktaki Adamd\. Bu romanda anlayışlı, duyarlı ama ne istediğini bilmeyen bir genci anlatır. Zenciler Birbirine Benzemez (1957) adlı ikinci romanı Paris yaşantısının izlerini taşır. Daha sonraki romanlarında ise Türkiye' nin yakın tarihindeki toplumsal olayları konu eder. Aynanın İçindekiler genel başlığı altında yayımlanan; Bıçağın Ucu (1973), Sırtlan Payı (1974), Yaraya Tuz Basmak (1978) adlı ro­manlarında toplumsal olaylar içinde çeşitli sınıf ve kesimlerden insanların yaşama biçim­leri ile davranışları sergilenir. Dersaadette Sabah Ezanları (1981), O Karanlıkta Biz (1987) adlı romanlarında ise Türkiye'nin siya­sal olayları içindeki sol hareketlere katılanla­rın yaşamlarını işler. Attilâ İlhan'ın cinsel sapkınlıkları konu aldığı romanları ise Fena Halde Leman (1980), Haco Hanım Vay (1984) adlarıyla yayımlandı.

Attilâ İlhan, eleştiri ve deneme yazılarında sorgulayan, tartışan, kalıplaşmış düşünceyi eleştiren bir yazar kimliğini hep sürdürdü. Bu tür yazıları Hangi Sol (1970), Hangi Batı (1977), Hangi Seks (1976), Hangi Sağ (1980), Gerçekçilik Savaşı (1980) gibi yapıtlarında topladı.

MsxLabs & TemelBritannica
Son düzenleyen perlina; 7 Mayıs 2017 17:59
sanar
4 Kasım 2008 00:27       Mesaj #9
sanar - avatarı
Ziyaretçi

BÖYLE BİR SEVMEK



Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Bıraksam korkudan gözleri sislenir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir

Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hâlâ arasıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir

Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kimbilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir

Attila İLHAN
Son düzenleyen Baturalp; 30 Nisan 2017 08:09
bi quan
27 Mart 2009 16:19       Mesaj #10
bi quan - avatarı
Ziyaretçi

MAHUR BESTE



Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
Geceler uzar hazırlık sonbahara
Son düzenleyen Baturalp; 30 Nisan 2017 08:09



Daha fazla sonuç:
Atilla İlhan

Cevap Yaz
Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç