Arama

İbrahim Alaettin (Alâaddin) Gövsa

Güncelleme: 30 Temmuz 2016 Gösterim: 3.380 Cevap: 3
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
25 Aralık 2009       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

İbrahim Alâaddin Gövsa

Ad:  GÖVSA İbrahim Alaattin.jpg
Gösterim: 944
Boyut:  32.3 KB

(d. 1889, İstanbul - ö. 29 Ekim 1949, Ankara)
Sponsorlu Bağlantılar
ansiklopedi ve biyografi çalışmalarıyla tanınan Türk eğitimci ve yazar.

Trabzon vilayeti mektupçusu Filibelizade Mustafa Asım Bey’in oğludur. Ortaöğrenimini Vefa ve Trabzon idadilerinde tamamladı. 1910’da İstanbul Hukuk Mektebi’ni bitirdi. Bir süre Adliye Nezareti’nde memurluk ve Trabzon Sultanisinde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1913’te psikoloji ve pedagoji öğrenimi için devlet bursuyla İsviçre’ye gönderildi. Cenevre Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü ve Jean-Jacques Rousseau Enstıtüsü’nü bitirdi.

1916’da Türkiye’ye dönerek İstanbul Darülmuallimini’nde psikoloji ve pedagoji öğretmenliği, üç yıl da müdürlük yaptı. 1926’da Maarif Vekâleti Talim ve Terbiye Dairesi üyeliğine seçildi. Sivas (1927-31) ve Sinop (1931-35) milletvekili olarak TBMM’de bulundu. 1935’te Maarif Vekâleti müfettişi oldu. 1936’da İstanbul milletvekili seçildi ve bu görevi 1946’ya değin sürdü. 1941’de hazırlık çalışmalarına katıldığı ve sonradan Türk Ansiklopedisi adını alan İnönü Ansiklopedisinin genel sekreterliğini 1945’e değin yürüttü.

Edebiyat çalışmalarında da bulunan Gövsa, önceleri Fecr-i Ati topluluğuna katıldı; sanatın amacı konusunda görüş ayrılığına düşünce bu gruptan ayrıldı. Daha sonra Milli Edebiyat akımı içinde yer aldı. Araştırma çalışmalarına ağırlık vermeye başladığı 1940’a değin şiir yazmayı sürdürdü. Çocuk Şiirleri (1913), Güft ü Gû (1913), Çanakkale İzleri (1926) gibi şiir, Şen Yazılar (1927) adlı mizah, Nazif ten Hâmid’e Ahiretten Mektuplar (1932) adlı manzum mizah ve Acılar (1941) gibi hem şiir, hem düzyazı kitapları yayımladı.

Çocuk ve ilk gençlik psikolojisi ve pedagojisi alanlarındaki çalışmalarını İlk Gençlik Hakkında Ruhiyat ve Terbiye Tetkikleri (1921), Bediî Terbiye (1925), Çocuk Ruhu (1926), Ruhiyat ve Terbiye (1929) adlı yapıtlarında topladı. Cumhuriyet dönemi biyografi ve ansiklopedi çalışmalarının öncülerinden olan Gövsa’nın bu alandaki başlıca yapıtları Süleyman Nazif (1933), Meşhur Adamlar (1933-38, 4 cilt), Kâşifler ve Mucitler 11939), Elli Türk Büyüğü (1940) ve Türk Meşhurlan Ansiklopedisidir (1946). Ayrıca 1949’a değin Resimli Yeni Lügat ve Ansiklopedinin (1947-54, 5 cilt) ilk üç cildini (“lakerda” maddesine kadar) hazırlamıştır.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 30 Temmuz 2016 20:19
Biyografi Konusu: İbrahim Alaettin (Alâaddin) Gövsa nereli hayatı kimdir.
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
30 Temmuz 2016       Mesaj #2
Safi - avatarı
SMD MiSiM

GÖVSA (İbrahim Alaattin)

Ad:  gövsa.JPG
Gösterim: 800
Boyut:  15.1 KB

türk şair ve yazar
Sponsorlu Bağlantılar
(İstanbul 1889 - Ankara 1949)

İstanbul Hukuk mektebi'ni bitirdi (1910). Bir süre edebiyat öğretmenliği yaptı. İsviçre’ de Cenevre Üniversitesi psikoloji bölümü’nde ve Jean-Jacques Rousseau pedagoji enstitüsü'nde öğrenim gördü. 1916’dan itibaren İstanbul Darülmuallimin'de (Erkek öğretmen okulu) öğretmenlik ve müdürlük yaptı. 1926’da Maarif vekâleti talim ve terbiye dairesi başkanlığına getirildi. 1927 de Sivas, 1936-1945 arasında İstanbul milletvekilliğinde bulundu.

İnönü (Türk) ansiklopedisinin hazırlanmasında çalıştı (1941-1945). Çocuklar için eğitici şiirlerini Çocuk şiirleri (1913) adlı kitabında topladı. Milli edebiyat akımı içinde yer almasına karşılık Atatürk'ün ölümü üzerine yazdığı ünlü şiiri "Tavaf" aruz vezniyledir ve milli edebiyat'tan daha önceki dönemin dil ve anlatım özelliklerini yansıtır.

Eğitim ve çocuk psikolojisiyle ilgili belli başlı yapıtları: ilk gençlik hakkında ruhiyat ve terbiye tetkikleri (1921), Bedii terbiye (1925), Çocuk ruhu (1926). Sözlük ve ansiklopedi alanında da geniş kapsamlı çalışmaları olmuştur: Meşhur adamlar ansiklopedisi (4 cilt, 1933-1938), Kâşifler ve mucitler (1939), Elli türk büyüğü (1940), Türk meşhurları ansiklopedisi (1946), Resimli yeni lügat ve ansiklopedi (5 cilt, 1947-1954).

Kaynak: Büyük Larousse

SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
30 Temmuz 2016       Mesaj #3
Safi - avatarı
SMD MiSiM

İbrahim Alaaddin Gövsa Şiirlerinden Örnekler

Ad:  gövsa2.jpg
Gösterim: 961
Boyut:  33.9 KB


Türk Bayrağı


Kahramanlar bucağında uyandın,
Şehitlerin kanlariyle boyandın,
Nice düşman kalesine uzandın,
Sana selâm ey şanlı Türk bayrağı.

Çırpınarak dalgalanır kanadın,
Gökyüzüne çıkmak mıdır muradın?
Gölgende can vermek ister evlâdın,
Bir kalandır her bir Türk'ün kucağı.

Ey şerefin, büyüklüğün fermanı,
Ey kavgalar tarihinin destanı,
Seni ister şu toprağın her yanı,
Sensiz tütmez, yurdun hiç bir ocağı.

Allah Sevgisi


Kim çıkarır sabahleyin erkenden,
Dünyamıza ışık veren güneşi?
Gece vakti denizlere serpilen,
Ay doğuyor; kim yapıyor bu işi?

Kışın kuru sandığımız fidana,
Baharda kim yeşillikler giydirir?
Bülbül öter, yuva yapmış ormana,
Bu sedayı ona acep kim verir?

Vatan, millet ne demektir bilmeden,
O sevgiyi kalbinize kim verdi?
Babanızdan güzel bir şey isterken,
Gönlünüze kim koyuyor ümidi?

Akşamüstü karanlıklar içinden,
Milyonlarca yıldızı kim parlatır?
İşte bütün bu şeyleri düşünen.
Yapan, eden, yaratan hep Allah'tır.

ANNE SEVGİSİ


Bir annenin iki yavrusu varmış,
En küçüğü beş yaşında kadarmış.
Bir gün anne küçüğünü severken,
Çocuk demiş :
—Güzel anne, seni ben
Ne kadar çok sevdiğimi bilmezsin,
Belki beni sen o kadar sevmezsin...
Neden, oğlum ?
Çünkü yavrun ikidir;
Senin gönlün iki aşk ile çarpar,
Benim yalnız bir sevgili annem var..

VATAN


Bir gün gelir başka yerler gezersen,
Gönlünde bir yabancılık sezersen,
Annesinden ayrı düşen bir yavru
Gibi sızlar küçük kalbin; işte bu
Vatan sevdâsıdır. Bu söze inan :
Hepimizin annesidir bu vatan.
Uzaklardan dönüyorken vatana,
Rüzgâr bir hoş 'koku getirir sana.
Dalgaların lisânından anlarsın.
İstersin ki gemi uçsun, yaklaşsın.
Bir minare gözükürken sislerden,
Kalbin taşar içindeki hislerden.
Mavi gökler, yeşil yerler, şehirler;
Bize şarkı fısıldayan nehirler,
Uyan diye uğuldayan korular...
Düşün, yavrum, bu yerlerde neler var?
İşte, senin bu mübarek memleket!
Annen gibi, onu sev de hizmet et.
Bir fena söz işitirsen, iyi bil,
Beğenmeyen bizi Osmanlı değil.
Bir yabancı gelir seni kandırır,
Eğer derse 'bu memleket fenadır,
Darıl yavrum, onu sakın söyletme,
Toprağını hâinlere çiğnetme!

NÂMIK KEMÂL


Bir zamanlar, vatanı birçok zâlim bürüdü;
Milletim sevenler zindanlarda çürüdü.
Yetîm kaldı çocuklar, yoksul oldu kadınlar;
Her gün güzel vatana geliyordu bin zarar.
Meşrûtiyet, uhuvvet sözü artık kalmadı,
Hürriyetin ismini kimse ağza almadı.
O zamanlar, Kemâl Bey zâlimlerle çarpıştı,
Milletin uğruna zindanlarda çalıştı.
Vatan, millet ne demek kimse yoktu fark eden;
Hürriyeti, vatanı bize odur öğreten.
Toplar gibi sesine bütün millet uyandı,
Doğru, büyük sözüne düşünenler inandı.
Vatanını ne kadar sevdiğini gösteren
Su sözleri Kemâl'in kalbinize kazılsın:
"Milletimin feyzini sağlığımda görmeden
Ben ölürsem tasıma mahzunluğum yazılsın".
Ümidini görmeden, acık gitti gözleri;
Fakat iste İnkılâb bütün onun eseri.
On Temmuz'un topları hatırlatır hep onu;
Gökyüzünde sancaklar selâmlıyor ruhunu,

KELEBEK


Sabahki tatlı rüzgârın
Budur çiçekli bir eşi;
Veya o yavru kuşların
Küçük, sevimli kardeşi.
Beyaz, yeşil, siyah, san
O incecik kanatları;
Çimende bir menekşeye
Acar ipekli şemsiye.
Güneş doğar, ziyasına
Biner, gezer semâları;
Sefa katar sefasına,
Yazın ılık havaları
İpekli, pembe, mor, sarı
O şık, güzel kanatları,
Konunca benziyor yere,
Küçük küçük meleklere.
Bu ince 'hisli yavrucuk,
Dokunmayın ki nazlıdır;
Sizin gibi bu da çocuk;
Yazık değil mi, sarsılır.
Nakışlı, süslü, mor, sarı,
O incecik kanatları
Dokunsanız erir, söner;
Kalır avuçta gölgeler...

DENİZLER


Yazın deniz pek usludur,
Gürültü etmeden durur.
Gelinlerin etekleri
Gibi yürür akan yeri.
Küçük, sevimli dalgalar
Kenarlara neler sorar..
Havada gizli anneler,
Yavaşça, sanki "ninni" der.
Çağıltısız, iniltisiz
Mışıl mışıl uyur deniz.
Fakat kışın o saldırır,
Semâya dalga kaldırır,
Bütün kenarı hırpalar,
Boğar nice kayıkçılar.
Hayât işte böyledir,
Bizimle her şey eğlenir.
Deniz gibidir ömrümüz,
Geçer mi hiç gürültüsüz?
Bugün sefâlı olsa da.
Yarın kederli mutlaka.
Güvenme talihe sakın;
'Bilir misin, ne var yarın?..
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
30 Temmuz 2016       Mesaj #4
Safi - avatarı
SMD MiSiM

İbrahim Alâettin ve Çocuk Şiirleri

Ad:  gövsa1.jpg
Gösterim: 763
Boyut:  36.4 KB

Çocuk Edebiyatının ilk örnekleri, Darü’lmuallimîn müdürü Satı Bey’in telkinleriyle verilmeye başlanır. Satı Bey, Tedrisat-ı İbtidaiyye Mecmuası’nın(1909) ilk sayısında yayımlanan bir yazısında “çocuk şiirlerine ve çocuk şarkılarına muhtacız” şeklinde bir ifade kullanır. Ardından bu görevdeyken şiir ve müziğin çocuk terbiyesindeki önemine dikkat çeken bir konferans da verir. Konuşmasında tüm şairleri ve inasları bu vadide eser vermeye davet eder. Bu çağrıya icabet eden ilk sanatçılardan biri de hukuk mezunu İbrahim Alâettin olur.

Mizah ustalığı ve eğitimci yönleriyle de Türk eğitim ve edebiyat tarihinde önemli bir yere sahip olan İbrahim Alâettin’in çocuk eğitimi ve psikolojisinin yanı sıra Çocuk edebiyatı sahasında da önemli bir isim olduğu söylenebilir. Edebiyata şiir yazarak başlayan şairin ilk çocuk şiiri Musavver Terakkimde neşredilir. 1908’den itibaren de birçok dergide bu tarz şiirleri yayımlanır. Buradan hareketle İbrahim Alâettin’in sadece çocuk şiirleri alanında değil, genel olarak Çocuk edebiyatından bahsedilirken akla ilk gelen isimlerden biri olduğu kabul edilir. Çocuk Şiirleri adlı eserinin yayımlandığı veya yeni baskılarının yapıldığı yıllarda (1911-1920), çocuk dergi ve gazetelerinin sayısında da artış görülür. Bunun yanı sıra Bedii Terbiye adlı eseri de yayımlanır. İlk kez 1341(1925) yılında Tanin Matbaası tarafından yayımlanan eserde, estetik ve eğitim ilişkisinin yanı başında Çocuk edebiyatının ne anlama geldiği tartışılır. Bu bağlamda Gövsa’nın Çocuk edebiyatımızdaki asıl öneminin, estetizmi göz ardı etmeden eğitici olmayı hedefleyen ilk çocuk şiir kitabını yayımlamasından kaynaklandığı söylenebilir. Şair, şiirlerini basıma hazırlarken devrin büyük şairi Abdülhak Hâmid’e gösterir. Hâmid, bu şiirlerini öven bir mektup kaleme alır. İbrahim Alâettin, Hâmid’in ölümü üzerine kaleme aldığı bir yazısında büyük şairin kendisi için kaleme aldığı bu edebî mektubu kelime kelime ezberlediğini ifade eder.

İbrahim Alâettin çocuk psikolojisi üzerinde de düşünür ve çalışır. Bu bağlamda Çocuk Ruhu ismiyle bir kitap yayımlar. Eser sonraki yıllarda yapılan bazı değişiklerle ve ilavelerle Çocuk Psikolojisi (Gövsa 1940: 317 s.j ismiyle yeniden yayımlanır. Hatta bu eser bir müddet okullarda yardımcı ders kitabı olarak da okutulur ve ardından öğretmen okullarında okutulmak üzere ders kitabı olarak yeniden hazırlanır.

İbrahim Alâettin ilk defa 1911’de İstanbul’da yayımlanan Çocuk Şiirleri 10 kitabının baş tarafına koyduğu yazıda anne-babalara ve öğretmenlere seslenir. Çocukların eğitimi konusunda okuyuculara bazı uyarılarda bulunur. Çocuk Şiirleri kitabını neden yazma ve yayımlama ihtiyacı duyduğunu izah eder. Şaire göre topluma sağlıklı bir insan kazandırmak büyük bir eser ortaya koymaktan daha faydalı ve kıymetlidir. Bu bağlamda bir milletin, görevini tamamıyla bilip tanıyan aile ve öğretmenlerini o milletin en büyük bireyleri olarak algılar.

İbrahim Alâettin, “Ağaç yaş iken eğilir” atasözünden yola çıkarak geleceğimizin güvencesini, eğilimlerini, kolaylıkla değiştiremeyeceğimiz gençlerden çok, beşikteki ve ilköğretim sıralarındaki çocuklarda görür. Yazar, okul, aile ve sosyal çevrenin çocuk üzerindeki etkisinin önemli olduğunu da şu cümlelerle ifade eder: “İnsanın bütün gücünü oluşturan önce ailesi, sonra okulu, daha sonra çevresi ve kendi yapmış olduğu araştırma hatta incelemelerdir. Fakat gücünün artırıldığı, yeteneğinin geliştirildiği ilk yer aile ve okuldur. Bununla birlikte çocuğun ilkokulda aldığı terbiye hepsinden daha önemlidir. Çünkü bir çocuğun tabiatını, huylarını eğilimlerini hazırlayacak olan ilk hisleri ve fikirleri aile ve ilk öğretmeni verir. İstenilmeyen bu huyların ve eğilimlerin silinebilmesi ise oldukça güçtür. Küçük bir tecrübe, bu gerçeği ispat etmeye yeterlidir. Şu hâlde çocukların terbiye edilmesinde kendileri ve vatanları için yararlı bir uzuv, en önemli etken aile, sonra öğretmenlerdir.” Çocuk kalbinin işlenmemiş bir elmas gibi kuvvetli ve şekil almaya gayet uygun iken, onu önemsememek ve kömür gibi siyah bırakmanın doğru olmayacağını belirtir. Özellikle memleketin yetiştirdiği zeki, canlı beyinlere boş inançların ve “eski ilkokul kitaplarının anlaşılmaz ibarelerinin” yerleştirilmemesi noktasında aileleri ve eğitim çevrelerini uyarır.

Çocuk Şiirleri ilk kez yayımlandığında büyük bir ilgi ve takdirle karşılanır. Eserin rağbet görmesinin iki temel nedeni vardır. Bu nedenlerden birincisi, Çocuk edebiyatının ilk şiir kitabı olması; ikincisi ise eserin önemli bir amaca yönelik olarak hazırlanmasıdır. Kitap ilk baskısından kısa bir süre sonra tükenir ve yeni bir baskıyla okuyucunun karşısına çıkar. Baskıların kısa sürede tükenmesi ve art arda olması, eserin sadece çocuklar tarafından değil büyüklerce de benimsendiğinin önemli göstergesidir.

Eser, Anadolu ve Rumeli dışına da ulaşır. Söz gelimi Süleyman Nazif, Midilli’den Trabzon’a yazdığı bir mektupta Gövsa’nın Çocuk Şiirlerinden övgüyle bahseder. Mehmet Emin Yurdakul da Çocuk Bahçesi Mecmuasında Çocuk Şiirleri şairine “Çocuklar” başlıklı bir şiir ithaf eder. Nihat Sami Banarlı da Çocuk Şiirlerini en az Tevfik Fikret’in Şermin’i ve Ziya Gökalp’ın çocuklar için kaleme aldığı şiirler kadar değerli bulur.
Milli Eğitim Bakanlığı 100 Temel Eser projesi içerisinde yer alan Çocuk Şiirleri, şair hayattayken, biri yeni harflerle olmak üzere toplam altı baskı yapmayı başarmış ender kitaplardandır. Şairin ölümünden sonra da farklı yayınevleri tarafından birçok kez baskısı yapılır.

Çocuk Şiirlerinin ikinci baskısına bazı ilavelerde bulunulur. Yeni harflerle yapılan baskıda eklerle birlikte eserin tertibinde de bazı değişiklikler yapılır. Söz gelimi, Kanaat Kütüphanesi’nin yeni harflerle yaptığı baskıda kitabın ilk manzumesi “Türk Bayrağı” şiiriyken, eski harflerle yapılan baskılar “Allah Sevgisi” şiiriyle başlar. Yeni yapılan baskılarda genel olarak tercih edilen tertip şekli “Allah Sevgisi” ile başlamak şeklindedir. Kitabın ilk baskısında “Türk Bayrağı” olarak yer alan şiir, ikinci baskıda kullanılan kelimeler noktasında da bazı değişikliklerle birlikte “Osmanlı Bayrağı” ismini taşır.

Çocuk Şiirlerinin dikkatleri çeken yönlerinden biri de Cumhuriyet’ten önceki baskılarda yer alan “Din”, “Padişah”, “Milletin Derdi”, “Ertuğrul’un Büyüklüğü”, “Mithat Paşa”, “Millet Şarkısı”, “Namık Kemal”, “Muhtar Bey” başlıklı şiirlerin yeni harflerle yapılan ilk baskılarda yer almamış olmasıdır. Bunun yanı sıra yeni harfli baskılarda yer alan “Mum” ve “Kurtuluş Kavgası” isimli şiirler de önceki baskılarda yer almaz. Yakın dönemde yapılan baskılarda ise yine eserin hemen hemen Cumhuriyet’ten önceki ilk baskılarda yer alan tertip şeklinin kullanılır. Söz gelimi yeni baskılarda

“Mum” ve “Kurtuluş Kavgası” başlıklı şiirler yer almaz.
“Osmanlı Bayrağı” şiirinden bir dörtlük ve “Anne Baba ve Öğretmenlere” başlıklı bir takdim ile başlayan eser, yirmi dört şiir ve altmış iki sayfadan oluşmaktadır. Eserde yer alan şiirlerin genel olarak önce Allah sevgisi ve din duygusu, ardından vatan, tarih duygusu, anne sevgisi, iyilik-doğruluk-ahlak, tabiat ve hayvan sevgisi şeklinde tematik bir düzene tabi tutulur.

Çocuk Şiirleri’nde Temalar


Allah Sevgisi ve Din Duygusu:


Çocuk Şiirlerinin elimizdeki baskısının tertip şekli asıl itibariyle ele alınan temalar noktasında şairin duygu dünyasını ve amacını da ifade eder. İlk şiirlerde Allah sevgisi, ardından vatan, bayrak, tarih, iyilik, doğruluk, yardımlaşma ve son olarak tabiat sevgisinin ele alınmış olmasının, sıradanlık veya tesadüf kelimesiyle ifade edilemez. Ayrıca anne sevgisinin bütün bu şiirlerin ortak temi olması yine dikkatlerden kaçırılmaması gereken bir husustur.
İlk şiirlerde öne çıkan tem Allah sevgisidir. İnsanların mutluluğunun anahtarı “Hak Sevgisi”nde görülür. Nitekim eserin ilk manzumesi “Allah Sevgisi”dir. Şiirde gündelik doğal olaylardan yola çıkılarak çocuklara bazı telkinlerde bulunulur. Şair, çocukların zihinlerinde soru işareti bırakarak bazı değerleri öğretme yoluna gider. Sürekli soru sorar. Sabahleyin erkenden güneşi doğuran, geceleri denizleri süsleyen ayın ve yıldızların ışıklarını yaratan, kışın kuruyan bitkilere bahar mevsiminde tekrar can veren, kuşlara şakımayı öğreten gücün ne olduğunu sorar:
“Kim çıkarır sabahleyin erkenden
Dünyamıza ışık veren güneşi,
Gece vakti denizlere serpilen
Ay doğuyor, kim yapıyor bu işi”

Şair, bu soruları sorarken mümkün olduğu kadar mecaz ifadelerden kaçınır. Çocukların zorlanmadan anlayabilecekleri dilden konuşur. Allah sevgisini annelerin çocuklarına olan sevgisiyle ifade etmeye çalışır. Annelere sevmek hissini veren, yüreklere vatan ve millet sevgisini veren de aynı büyük güçtür.
Allah’ın yanı sıra peygamber, Kur’an-ı Kerim, din gibi inanç terminolojisine de yer verilir. Hatta iyilik ve doğruluk kavramları din olgusuyla dile getirilir. Din vicdanların kanunudur. Çünkü iyiliğin ve doğruluğun yolu din sayesinde öğrenilir. Kur’an ve Peygamber doğruluğun ve iyiliğin simgesidir:
“Allah bize bir peygamber Bir de Kur’anı göndermiş Onun ile bize söyler Doğru ve nasıl olur her iş”
“Din” adlı şiirde iyilik ve doğruluk temlerinin işlenişinin yanı sıra iyiliğe ve doğruluğa ulaşmanın yolu olarak Müslümanlık öğütlenir. Bir eserin yaratıcısının merak edildiği gibi dünyanın yaratıcısının da araştırılıp öğrenilmesi gerektiği söylenir. Şair, dinin kutsallığını ve insanlar için gerekliliğini evrensel boyuta taşır. Çünkü her din doğruları söyler. Ancak Müslümanlık en büyük dindir:
“Saçma, hile, yalan asla Yoktur onda iyi bilin;
Her doğru söyler amma Müslümanlık en büyük din”

Vatan Sevgisi


Vatan sevgisi, Çocuk Şiirleri"nde çocukların öncelikli kutsalı olan anne sevgisiyle kavratılmaya çalışılır. Vatan annedir. Vatan sevgisi ve özleminin en çok hissedileceği zamanlar da vatandan ayrı kalacağımız, uzaklarda olacağımız anlardır. Bu duygunun en yoğun işlendiği şiir “Vatan”dır. Manzumede annesinden ayrı düşen çocukların durumu ülkesinden ayrı düşen bir yavrunun özlemiyle verilir. Böylece vatan sevgisi en kutsal sevgi olan anne sevgisiyle özdeşleştirilir. Şair çocukları uyarmaktan da geri durmaz. Osmanlı memleketi ile ilgili söylenecek kem sözlere aldanmamak gerektiği noktasında çocukları uyarır.
“Bir fena söz işitirsen iyi bil:
Beğenmeyen bizi Osmanlı değil.
Bir yabancı gelir seni kandırır,
Eğer derse bu memleket fenadır.
Darıl yavrum onu sakın söyletme.
Toprağını hainlere çiğnetme!”
Vatan sevgisi aynı zamanda Tanzimat’ın ünlü ismiyle kavratılmaya çalışılır. Vatan şairi Namık Kemal de bu tarihsel kadro içerisinde yer alır. Bir anlamda Mithat Paşa gibi Namık Kemal de yeni nesillere örnek bir kahraman olarak seçilmiş olur. “Namık Kemal” adlı şiirde ülkenin zor durumda olduğu bir dönemde Namık Kemal’in vatan, millet ve hürriyet kavramlarının öğreticisi olarak unutulmaması ve örnek alınması gerektiği ifade edilir.
Vatan sevgisi doğal güzelliklerle de pekiştirilir. Bütün bu didaktik şiirlerde vatanın nehirleri, mavi gökleri, yemyeşil çayırları vb. tabiat güzellikleri sıralanarak ona olan sevginin arttırılması amaçlanır.

Tarih Duygusu


Çocuk Şiirleri ’nde çocuklara benimsetilmeye çalışılan duygulardan biri de Osmanlı sevgisidir. Eserde Osmanlıya ve padişaha karşı ilgiyi arttırmak amacıyla yazılmış manzumeler dikkat çekicidir. “Padişah” ve “Osmanlı Bayrağı” adlı şiirlerde özellikle padişah sevgisine değinilir. İlk şiirde şair soru sorarak çocukları düşündürmeye çalışır. Önce “padişahı biz ne için severiz?” şeklinde bir soru sorar. Ardından cevabı gelir: Çünkü padişah peygamberin
halifesi ve Müslümanların temsilcisidir. İkinci şiirde de Osmanlı Devleti’nin ocağı olarak görülen bayrak vesilesiyle Osmanlı ve padişahlar yüceltilir. Ancak bu tarihsel kadro içerisinde bazı isimlere değinilse de tarihsel kimliklerin arka plana itilip bir kurum olarak padişahlığın yüceltilmesi dikkate değerdir. Nitekim sadece Ertuğrul Gazi ve Osman Bey’in isimlerinin zikredildiği “Ertuğrul’un Büyüklüğü” adlı şiirde yine bir bütün olarak Osmanlı’nın kahramanlığı ve yardımseverliğine değinilir.
Bu şiirlerin yanı sıra “Mithat Paşa” ve “Millet Şarkısı” adlı manzumelerde Osmanlı ve genel anlamda zamanın devlet adamları yüceltilir. İki şiirde de Osmanlı ocağından olmak övünç kaynağı olarak görülür.
“Mithat Paşa; bu ismi sen hiç çıkarma aklından.
Mithat Paşa; bu isimdir meşrutiyet temeli.
Anlarsın ki ne iş görmüş kitapları okursan
Büyük adam olmak için büyükleri bilmeli .

Iyilik-Doğruluk


Çocuk Şiirleri ’nde çocuklara en çok telkin edilen değerlerden biri de iyilik yapma alışkanlığı ve doğruluktur. Kutsal olarak kabul edilen bu değerler birçok şiirde mısraların içerisine serpiştirilerek verilir. Bunun yanı sıra kitabın en uzun manzumesi de “İyilik, Doğruluk” tur. Şiirde bu iki unsur hikâyeleştirilerek verilir. Köprüde soğukta bekleyen bir çocuğa bir zenginin altın para verişiyle başlar olay. Çocuk bakır yerine altın liranın kendisine verildiğini görünce şaşırır ve doğru bir davranışta bulunarak zengin adamı uyarır. Zengin adam bu davranış karşısında yine de altını çocuğa vermeye karar verir. Gövsa bu basit kurguyla çocuklara doğruluktan ödün vermemeleri noktasında telkinde bulunur.
Gövsa, Çocuk Şiirleri"nde bu temlerin yanı sıra doğa sevgisi, yardımlaşma, eğitim gibi konulara da yer yer değinir. Birçok şiirde doğanın farklı mevsimlerdeki hâli tasvir edilir. Bu vesileyle çocuklara hem doğa sevgisi hem de vatan sevgisi aşılanmaya çalışılır.

Çocuk Şiirleri’nde Şekil ve Dil


Değişik şekillerde kaleme alınan bu şiirlerde şairin ahlak dersi vermekten ve nasihat etmekten çekindiği görülür. Şair, çocukların hissiyatını okşarken, şiirlerin içeriğinden nasihat ve ibretleri çıkarma işini çocukların ilgi ve zekâsına bırakır. Bu da şairin çocukların muhakeme gücüne önem verdiğinin göstergesidir.
Şair, şiirin şekil ve ahenkle oluşan unsurlarına önem vermiştir. Kullanılan form genellikle dörtlüktür. Bazı şiirlerde ise değişik formlar kullanılır. Söz gelimi “Vatan” başlıklı şiiri, altı mısralık bentlerden; “Padişah”, “Horoz ile İnci, “Ertuğrul’un Büyüklüğü”, “İyilik-Doğruluk”, gibi şiirler beyit nazım birimi ve mesnevi nazım şeklinin kafiye şeması ile biçimlendirir. Bu tarz şiirlerde tahkiyeli anlatım tarzı tercih edilmiştir. “Horoz ile İnci” şiiri gibi Fransızcadan tercüme edildiğini tahmin ettiğimiz şiirlere ise milli bir eda verilmeye çalışıldığı hissedilir.

Çocuk Şiirlerindeki manzumelerin dikkat çeken özelliklerinden biri de şairin vezin tercihiyle ilgilidir. Şöyle ki; genellikle tam ve yarım kafiyenin kullanıldığı şiirlerde hece vezni tercih edilmiştir. Ancak “Kelebek” şiirinde olduğu gibi, ahengi sağlamak adına aruz vezninin (Mefâilün /Mefâilün) kullanıldığı şiirler de vardır. “Anne Sevgisi” gibi bazı şiirlerde ise anlatımı etkileyici kılabilmek için serbest şiirin imkânlarından yararlanılmış ve diyalog tekniği kullanılmıştır:
“Bir annenin iki yavrusu varmış;
En küçüğü beş yaşında kadarmış.
Bir gün anne küçüğünü severken
Çocuk demiş:
--Güzel anne seni ben
Ne kadar sevdiğimi bilmezsin,
Belki sen beni o kadar sevemezsin..
--Neden oğlum?
--Çünkü yavrun ikidir”
Eserin yazıldığı dönem göz önüne alındığında şairin sade ve anlaşılır bir Türkçe tercih ettiği söylenebilir. Bu şiirlerde sade bir dil kullandığını şairin bizzat kendisi de ifade eder ve bu hususta Abdülhak Hâmit ve Süleyman Nazif in takdirlerini aldığını söyler. (Gövsa 1930: 22). Agâh Sırrı Levent de Türkçenin gelişimine hizmette bulunanları sayarken “Nazımda da İbrahim Alâettin Gövsa, Mithat Cemal Kuntay ve Mehmet Âkifin şiirleri o zamanki Türkçenin en güzel örneklerindendir“der.
İbrahim Alâettin’nin şiirleri, Kenan Akyüz’ün de ifade ettiği gibi, aktüel zaman için çok kıymete haiz görünmeseler de kendi devri açısından dikkate değer bir yapı arz ederler.

SONUÇ


İbrahim Alâettin, II.Meşrutiyet ve sonrası ile Cumhuriyet’i yaşamış bir şahsiyettir. Bu üç dönem siyasi, iktisadi, içtimai ve edebî açıdan arayış dönemleridir. Çocuk Şiirlerinde bu arayış ve kabulleri görebilmek mümkündür. Şair çağının sadece tanığı olarak kalmaz, cemiyetin uzun vadede yeniden yapılanması doğrultusunda, devrin aydınının sorumluluğu ve bilinciyle çocukları yönlendirme ve eğitme yolunu arar. Özellikle II. Meşrutiyet yıllarından itibaren Çocuk edebiyatında görülen açılma ve genişlemenin, fikrî ve edebî açıdan arayışları ifade eden bu devrin genel bir özelliği olduğu söylenebilir.

İbrahim Alâettin, Türk Edebiyatının tarihsel gelişim çizgisi içerisinde Çocuk edebiyatına önem veren hatta Çocuk edebiyatını başlı başına edebiyatın bir kolu hâline getiren sanatçılardan biridir. Çocuk Şiirleri adlı eserinde yer alan şiirlerin temel amacı, genel olarak bir şairin çocukların seviyesine inmeyi başarıp onların dünyasına eğilmektir. Bu şiirler aynı zamanda çocukları eğiten, bilgilendiren, mesaj veren, düşündüren, yaratıcı olmalarını sağlamayı hedefleyen, onların sahip olmaları gereken değerleri korumayı amaçlar niteliktedirler. Bu şiirlerde çocukların ruh dünyasına inilirken, çocuklarla ilgili bazı kelime ve kavramların ustaca nasıl kullanıldığı da gösterilir. Bugün için bile değerini kaybetmeyen Çocuk Şiirleri ’ni önemli kılan bir diğer husus, sade bir dil ve hece ölçüsüyle kaleme alınmış olmalarıdır.

Mecit Canatak
SİLENTİUM EST AURUM

Benzer Konular

16 Aralık 2016 / KisukE UraharA Siyaset tr
9 Aralık 2006 / KisukE UraharA Müzik tr
16 Aralık 2016 / Daisy-BT Siyaset tr
16 Aralık 2016 / Daisy-BT Siyaset tr
25 Haziran 2015 / Jumong Hayali Karakterler