Arama

Şiir Nehri -2- [Arşiv] - Sayfa 519

Güncelleme: 18 Ocak 2010 Gösterim: 1.199.538 Cevap: 8.002
Sedef 21 - avatarı
Sedef 21
Ziyaretçi
28 Ekim 2007       Mesaj #5181
Sedef 21 - avatarı
Ziyaretçi
Yağ Yağmur

Sponsorlu Bağlantılar


Sil köşelerde asılı kalmış
kirli paslı izleri...
Al götür uzaklara
sessiz silik nağmeleri...

Yağ yağmur
kükret semaları,
korksun ihanet denen hain,
ört üstünü sislerinle
derinlerde gizli kalmış
kırık dökük mazinin...

Yağ yağmur
teslim sana benliğim,
al götür ruhuma mıhlanan
kılıç keskini sözleri
damla damla gir gönlüme
sil süpür her sokak başında yol gözleyen
yalnızlık denen haini...

Yağ yağmur
bir ışık tut önüme
bul getir bana
kıyılarda yosun tutmuş
yaşanmamış gençliğimi...

Esra Özdemir

arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
29 Ekim 2007       Mesaj #5182
arwen - avatarı
Ziyaretçi
YOKSUN AKLIM ÇIRPINIŞLARDA

Sponsorlu Bağlantılar
isyanlarda yokluğun
aklım çırpınışlarda.... yitik
ellerimin arasına alıp başımı
düşüyorum anılara

bir İstanbul sabahı
usumda
gün ağarıyor
serin.. puslu
tenim tenine akarken
aydınlık doğuyor gözlerimize
aşka uyanıyor dünyam

gün daha bir parlak
çayın kokusuna sinmiş sevda
karşılıklı yudumlarken hayatı

varlığını hissetmek güzel
çekip çıkarıyor karanlıklardan
sarmalıyor sımsıkı
alıyor yaşamın içine yeniden



DERİN MAVİ

yüksel2 - avatarı
yüksel2
Ziyaretçi
29 Ekim 2007       Mesaj #5183
yüksel2 - avatarı
Ziyaretçi
BU ŞİİR ONDAN UTANIYOR

Bu ne güzel koku böyle,
bu ne güzel koku.
Gül bahçesinden yoksa gelen o mu?
Gece mi bu gelen, misk mi bu, amber mi bu?
Bu ne güzel koku böyle,
bu ne güzel koku.
O pazardan tezcecik yoksa o mu geliyor,
yoksa güzelimiz geri mi geliyor ne?

Bu nasıl yüz böyle,
bu nasıl ışık?
Bu nasıl ay böyle,
bu nasıl güneş?
Mağradan mı çıktı,
dağdan mı iniyor,
o yalnızlığın adamı,
o dost?

Boş yere arama şarap testisini sen.
Koklama onun ağzını sen boş yere.
Şu meyhaneciden mi geliyor sandın onu;
dostum, onu sen kendin gibi belleme.

Yolda o yapayalnızsa ne olur?
Başında sarık yoksa ne çıkar?
Ne bundan güneşe bir leke olur,
ne ayın gösterişine zarar.

Bu gece uyuma dostum, uyuma.
Bir kolayına getir onu bul.
Sarhoşlar meclisine hep böyle geceleyin gelir o.
Bu gece uyuma dostum, uyuma.

Biz duvara asılı duran resimleriz.
Bizi yapan ressamın varlık şavkı
duvarın üzerine bir vurdumu,
bakarsın o anda canlanıvermiş, kımıldanmışız
Onun selvi boyu bir göründü mü,
bakarsın dünya güllük gülistanlık.
Kalktı bir salındı, kendinibir gösterdi mi.
bakarsın kıyamet koptu gitti.

Bakarsın Calinus gibi hastalar ülkesindendir o.
Bakarsın hayret yurdunda dolaşır hastalar gibi.

Sustum artık ben,
sustum artık
Bu şiir utanıyor ondan.

Mevlana Celaleddin Rumi
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
29 Ekim 2007       Mesaj #5184
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Dağların sesi çıkmaz mı sanıyorlar?


Dağların sesi çıkar.
Dağların sesi rüzgârlardır, ırmaklardır.
Dağlar rüzgârlarla seslenir, ırmaklarla gürülder.
Kaz Dağları tarihin coğrafyaya emanetidir.
Altında altın vardır, üstünde zeytin.
Zeytin binlerce yıldır doğanın canlısıdır.
Altın binlerce yıldır orada yatmaktadır.
Şimdi Kaz Dağları delik deşik edilmek isteniyor.
Sondajlar başlamış.
Yakın gelecekte bu yağma durdurulmazsa zeytin bu cinayetin kurbanı olacak.
Altını alıp gidecekler.
Ondan sonra ne altın kalacak ne zeytin.
Geriye artık yüzüne bakamayacağımız topraklar kalacak.
***
Çanakkale şehitleri orada yatıyor.
'Bu topraklar için can vermiş yiğit asker.'
Ona nasıl açıklanacak bu gözü dönmüş yağma?
Bu 'altına hücum' lar, bu yeni yağmacılar?
Bunlar için mi can vermişti o yüz binlerce şehit?
Vatan toprakları parsellenip satılsın diye mi?
Kaz Dağları da şehit düşsün diye mi bu para babalarına?
Vatanı satsınlar diye mi geldiler Ankara'ya bu yeni gelenler?
'Muhafazakâr demokrat' diyenler kendilerine.
Böyle mi 'muhafaza' ediyorlar vatan topraklarını?
Böyle mi 'demokrat' lar, halka kulaklarını tıkamış?
Onlar ne muhafazakâr ne demokrat.
Onlara gerekeni yapacak olan bu halk.
***
Çanakkale yöresi, Ayvalık, Küçükkuyu, Ören örgütleniyor.
Çanakkale Çevre Platformu harekete geçiyor.
Halk, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ayakta.
Bu kez altıncıların sandığı gibi olmayacak.
Orada adını halkın koyduğu bir referandum yapılıyor.
Kaz Dağları savunuluyor, savunulacak.
***
Çanakkale savunması yeniden yaşanacak.
'Kim nerede' diye bir soru yok.
Hepimiz oradayız.
O kazılar duracak.
Tarihin coğrafyaya emanetini hep birlikte koruyacağız.
Zeytin galip gelecek.
Dağların sesi çıkmaz mı sanıyorsunuz.
Dağların sesi rüzgarlârdır, ırmaklardır.
Dağların sesi biziz.
Dağların ayakları bizim ayaklarımızdır.
Biz halkız ve ayağa kalkıyoruz...
Dr Erdal Atabek
miss_didem - avatarı
miss_didem
Ziyaretçi
30 Ekim 2007       Mesaj #5185
miss_didem - avatarı
Ziyaretçi
ACIMSIN

Sana gitme kal diyemedim
çünki,bende kalıpta acı çekmeni istemedim
sen daha iyisine layıksın dedin
ben içimden senden senden iyisi var mı dedim
unut dedin yaşanmamış say dedin
insan canını nasıl unutur dedim...
sen arkana bakmadan gittin
ama arkanda bin enkaz bırakacağını bilemedin
şimdi yüreğimde sen kanıyorsun
hayat boyu kanayacaksın
hiçbir zaman kapanmayacak
hiçbir saniye unutulmayacaksın
orada bir yerde ince bir sivri acı olarak kalacaksın
sen beni unutup sevdiklerinle mutluluk şarkıları söylerken
ben senden uzak bir mekanda
elimde şarap şişesi gözlerimde hayalin
yüreğimde bıraktığın yara ile beraber olacağım....
.......................................
Ümit BOZYİĞİT
Demir YumruK - avatarı
Demir YumruK
Ziyaretçi
30 Ekim 2007       Mesaj #5186
Demir YumruK - avatarı
Ziyaretçi
Asker annesi

Canından can olan askerdir şimdi
Özlemine ağlar asker annesi
Gururla seyreder askeri kendi
Onurlanıp çağlar asker annesi

Çektiği özlemdir başka derdi yok
Her şeyi vatanı başka yurdu yok
Sayılı gün dolar bunun ardı yok
Günü güne bağlar asker annesi

Hasretten her zaman duyarlar sancı
Sağ salim gelirde görmezler acı
Bütün askerlere her gün duacı
Zoru kolay sağlar asker annesi

COŞARİ diyor ki bu kutsal yolsa
Her asker anası bu yolu bulsa
Evlat mı vatan mı tercihte kalsa
Önce vatan yeğler asker annesi
İbrahim Coşar
yüksel2 - avatarı
yüksel2
Ziyaretçi
31 Ekim 2007       Mesaj #5187
yüksel2 - avatarı
Ziyaretçi

Efendim

I

Boynuna bir ip at
Kölen diye yollardan gezdir beni

II

Gözlerini süzüyorsun
Bir balık gibi akıyorsun kaldırımlarda
Bir daha yüreğini kaparsan bana
'Bu yaprağı parampaça yaparım'
Çiçekleri sarı yapraklar ve bir ocak ayı
Ağız ağıza sin ve cim harfleri
Ateş kararıyor, bu içimin alevleri
Acı çekiyorum elimden alınmışsın gibi
Bir mektup hikayemiz olacak
Baştan başa notalar bülbül ağızları
Dik kafalı bir baş görüyorlar
Başını eğmiş dalların yaprağında
Zayıf bir çocuk yüzü, gülümsüyor
Dikkatle bak, korku dolu bakışları
O boğulurken gülücükler
Saçılıyor
Ölüm bir kuş kaldırıyor mezarlıktan
Ak kanatları, hayat yok oluyor
Çıkıp geliyorsun
Kor gibisin, bir kar gibisin
Soruyorsun: Zarifoğlu bana dargın mısın
Yoksa uyardılar mı seni sevdamızdan
'Yaşamak' bir perde gibi kalkıyor aramızdan
Zamansız mekansız bir tünel başındayız şimdi
O mavi gözleri görmüş olmalıyım
Bir ikindi vakti kaskatı ellerimin altında
Uçuşlu saçlar bukleler
Üstünde uyuyan eller
Sevgim uzanıyor
Soluk soluğa uyandırıyor menekşeleri
Görüyorum kıpırdanışlarını
Uykunda gül açan yanaklarını


Cahit Zarifoğlu
H€L€N - avatarı
H€L€N
Ziyaretçi
31 Ekim 2007       Mesaj #5188
H€L€N - avatarı
Ziyaretçi
Ağlayan Bakışlar


aglamakguzeldirdu2

Bir bakış…
Evet sadece bir bakış…
Ve… …
Bin aşk…
Bin sevda…
Bin yürek…
Bin düşünce…
Bin gözyaşı…
Bin okyanus…
Bin hüzün…
Bin masal…
Ve daha binlercesi…
Hepsi bir bakışta…

Ama bir bakış var ki…
Anlatılması en zor olan bakış…
Ağlayan bakış…
Sanmayın gözyaşı var…
Yok…
Ağlayan bakış işte…
Tarif edilemeyen…
Kurtarılmayı bekleyen…
Gururuna da yenik düşmeyen bir bakış…
Bazen sinirli…
Bazen neşeli…
Bazen düşünceli…
Ama ne olursa olsun her zaman ağlayan bakış…

Bulunması da en kolay olan bakış…
Âşık bir dostunuz kadar yakındır…
Yanı başınızdadır…
Sadece bir dost yeter…
Ha bide aşık olması lazım…
Bilin ki şanslısınız…
Dostundan başkasına da görünmeyendir bu bakış…
Sadece size ağlar…
Sadece size anlatır her şeyi…
Bakması da yeterlidir…

Bir bakış…
Ve…
Bin acı…
Bin sızı…
Bin yara…
Bin kara bulutlu gökyüzü…
Bin çıkmaz sokak gibi kalpler…
Ve daha binlerce kör kuyu…

Hepsi o bir bakışta…
Hepsi o ağlayan bakışlar da…
Dostumun ağlayan bakışların da…
Dostunun ağlayan bakışların da…


Göksu Görel
asia - avatarı
asia
Ziyaretçi
31 Ekim 2007       Mesaj #5189
asia - avatarı
Ziyaretçi
YÜREĞİM



Yüreğim

Islaktır benim

Kuytularda ağlamaktan

Ve hafif uçuktur rengi

Kurusun

Diye kaç kez

Güneşe asılmaktan...


sunay akın.
LaDymm - avatarı
LaDymm
Ziyaretçi
2 Kasım 2007       Mesaj #5190
LaDymm - avatarı
Ziyaretçi
Ben seninle ağlamak istiyorum
Öyle arkandan yana yakıla değil
Hüzünle, kahırla değil
Ben seninle ağlamak istiyorum
Öyle sensizliğe yanıp sabahlara kadar değil
Ben seninle ağlamak istiyorum
Omzunda ki değmeli yanaklarımdan
Birkaç tuzlu damla omuzlarına
Tadını hiç bilmediğim dudaklarını öperken
Ağlamak istiyorum ki hiç bilmediğim tadı
Değsin gözyaşlarımın, dudaklarına
Ve bir an gözlerini aç ki ben kaybolayım
Doğada olmayan mavilikteki gözlerinde
Ben seninle ağlamak istiyorum
Öyle bir ağla ki benle okyanusunda kaybolayım
Öyle sensizliğe, hayata değil
Benimle olduğun için
Bir gece sabaha kadar
Seninle ağlamak istiyorum
Öyle yanında falan değil
Gözlerinin okyanusuna bakarak
İçinde son kulacımı atana kadar
Ben seninle ağlamak istiyorum
Ama sen ayçiçeği gibisin
Gündüz güneş açınca oh..
Hep yanımdasın gündüzleri
Ama boynum bükülür her gece
Söz verdiğin saatte gidersin çünkü.

Ceyhun Yılmaz

Benzer Konular

2 Aralık 2006 / Misafir Genel Mesajlar
6 Ağustos 2020 / mydarling24 Genel Mesajlar
18 Temmuz 2016 / Daisy-BT Edebiyat
27 Kasım 2012 / Efulim Coğrafya