Arama

Fıkralar/Komik Olaylar - Sayfa 21

Güncelleme: 19 Kasım 2016 Gösterim: 294.158 Cevap: 1.351
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
20 Ocak 2006       Mesaj #201
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Bush`un Pulu

Sponsorlu Bağlantılar
politikBaşkan Bush'un yeni talimatı:
- Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;
- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim..."

YaKaMoZcuk - avatarı
YaKaMoZcuk
Ziyaretçi
21 Ocak 2006       Mesaj #202
YaKaMoZcuk - avatarı
Ziyaretçi
Sınav
Jack için çok önemliydi bu sınav. Hayatı boyunca tek bir hayali vardı. O şirkette çalışmak. Ve sınav açılmıştı. O şirkete girebilmesi için tek şansıydı bu sınav. Hemen boş zamanlarını geçirdiği kulübeye gitti. Yanına 1 Haftalık yiyeceğini, biraz su ve gerekli olan birkaç malzeme aldı. Bu pazar günüydü sınav. Sınav gününe kadar bu kulübede çalışacaktı. Tüm dünyayla ilişkisini kesti 5 gün boyunca. Saat tam 9.00'daydı sınav ve çok titiz bir şirket olduğunu biliyordu. 1 Dakika bile geç kalmamalıydı. Sonunda Pazar günü geldi. 5 gündür ilk kez çıkıyordu kulübeden dışarı. Ama çok iyi çalışmıştı. Sınavı kazanacağından emindi. Her ihtimale karşı yarım saat erken gitti sınava, hayret ortalıkta pek kimse yoktu, halbuki bu sınava çok kişi başvurmuş olmalıydı. Neyse dedi kendi kendine, biraz dolandı koridorda. 15 Dakika geçmesine rağmen pek bir hareketlilik göze çarpmıyordu. Dikkatini danışmada duran bayana çevirdi. Yavaşça yanına yaklaştı ve bayana "Afedersiniz Bayan, Bugün Saat 9.00'da sınav vardı ama pek bir hareketlilik yok" dedi. "Haklısınız" dedi bayan genç adama. "Bugün sınav vardı ama o sınav 45 Dakika önce başladı" dedi. Şaşırdı genç delikanlı. "Nasıl olur Hanfendi, Sınav Saat 9.00'da başlamalıydı, henüz saat 08.45"dedi. Bayandan gelen cevapsa genç adam için tam bir şoktu; "Bayım sanırım haberiniz yok, 3 Gün önce saatler 1 Saat ileri alındı...!"

Sponsorlu Bağlantılar
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
22 Ocak 2006       Mesaj #203
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Yaş

Öğretmen derste çocuklara dönerek sorar:
- Söyleyin bakayim,kuzeyimizde karadeniz,güneyimizde akdeniz,batımızda ege denizi varsa BEN KAÇ YAŞIMDA OLURUM..?
Arka sıralardan bir parmak kalkar:
- Kırkdört öğretmenim..
Gerçekten de o yaşta olan öğretmen şaşırır:
- Doğru..Ama nasıl bildin.?..
- Gayet kolay öğretmenim..Benim yarı manyak bir ağabeyim var;tam
yirmiiki yaşında..Onun yaşını iki ile çarpınca sizin yaşınız çıkıyor....
carnivor - avatarı
carnivor
Ziyaretçi
25 Ocak 2006       Mesaj #204
carnivor - avatarı
Ziyaretçi
Öğrenci Evine Hırsız Girerse

--------------------------------------------------------------------------------

- abi sigaran var mı ya?
- masanın üstüne bıraktım iki tane. sen uyumaya devam et, ben gidiyordum zaten.
- eywallah abi. çıkarken kapıyı sıkı çek. biraz zor kapanıyor.
- tamam oglum sen yat(..........sen mi beni ben mi seni soydun hipine)



-abi merhaba naapıyosun
-naapıyım lan bulasık yıkıyom
-hayrola abi tanıyamadım
-hırsızım lan ben utanın olm utanın
-hıı abi sen devam et zaten sıra sendeydi bu gun bi de makarna suyu koysana


-abi ne calcaksan cal işte ugrasma uyuyom
-su delphi notları nerde onları söle bari kırtasiyeye satiyim bari 5 milyon eder belki
-nahhh veririm onları ıkı saat yazdım ben
-edebiyatı ver bari
-masanın ustunde gıt al zzzzzzzz


- kalk **** kalk! tü! allah belanızı versinl lan... bu ne pislik ne **** sordum arkadasına sıra sendeymiş
- ?! noolyo lan
- ver bakiim o sopayı... şu toza bak...
- ama?
- çekil... çekil... ulan şu dagınıklıga bak... la ya bi misafir gelse?
- ha?
-ben bulasıga gırıyom sende tuvaleti temizle pislik herif
caner gözübüyük - avatarı
caner gözübüyük
Ziyaretçi
25 Ocak 2006       Mesaj #205
caner gözübüyük - avatarı
Ziyaretçi
BİLGİSAYARLI TEDAVİ

Adamın biri işyerindeki kantinde arkadaşıyla yemek yerken; "Kolumun ağrısından ölüyorum" diye arkadaşına dert yanmış. "Doktora gitsem iyi olacak" Arkadaşı da; "Yahu ne lüzum var" demiş, "İlerde köşedeki marketin çıkısında yeni bir bilgisayarlı cihaz koydular. Üç dolara bir jeton alıyorsun kasadan, atıyorsun, yanında getirdiğin idrar örneğini açılan kapaktan içeri veriyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri öğreniyorsun", "Gördüğün gibi ucuz ve çabuk" diye eklemiş. Adam hemen bir kaba idrarını doldurup arkadaşının dediğini yapmış ve Bilgisayar 10 saniye sonra yazılı olarak cevap vermiş: "Kolunuzda bir cins eklem ağrısı olan Teniselbo oluşmuş. Sıcak suya koyun, ağır işlerden kaçının, iki hafta sonra düzelecektir" Memnun biçimde eve dönen adam, bir yandan Bilgisayarın dediğini uygularken bir yandan da muzurca fikirlere kapılıp bu akıllı cihazın nasıl aldatılabileceğini düşünmeye başlamış. Ertesi gün olunca bir miktar çeşme suyuna köpeğinden alınmış bir kılı koymuş, üstüne bir şekilde elde ettiği karısının ve kızının idrar örneklerini eklemiş, tüm bu karışımın üzerine bir de mastürbasyon yapıp doğru cihazın yanına varmış. Jetonu atıp kabı makineye vermiş, on saniye sonra cihazdan yazılı yanıt gelmiş.

1. Çeşme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazı almayı düşünün
2. Köpeğinizde kene var. Eczaneden özel bir şampuan alıp köpeğinizi yıkayın
3. Kızınız kokain bağımlısı. Bir psikiyatri kliniğine yatırın
4. Karınız hamile. ikizler. Sizden değil. İyi bir avukat bulun.
5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez

LAZIN ORUCU

Karadenizli çayını kurutuyormuş:
Allah’ım, ne olursun çayım kurumadan yağmurunu yağdırma!...demiş.
Çay kurudu kuruyacak, akşam üzeri, son yarim saatte yağmur yağmış, çürümüş tüm çay.
Sabah olmuş, ahıra gitmiş. Bir de bakmış ki eşeği de ölmüş.
Zaman geçmiş, Ramazan ayı gelmiş. İlk gün niyetlenmiş Karadenizli.
İftara yarım saat kala bir sigara çıkartıp yakmış. İlk nefesini şöyle bir güzelce çekmiş ve gökyüzüne bakarak üflemiş.
- Nasıl, illet oluyorsun şimdi değil mi? demiş ve eklemiş;
- Eşeği de kurbana saymazsam ********im!...

YILIN FIKRASI


Bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir Iraklı kahvede oturmuş çay içiyorlar.
Amerikalı çayını bitirince bardağı havaya fırlatmış, silahını çıkarıp bardağa ateş edip parçalamış:
"Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da aynı bardakla iki kere çay içmeyiz"
İngiliz de bunun üzerine çayını bitirip bardağı havaya fırlatmış ve ateş ederek bardağı parçalamış:
"Bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar çok kumsal vardır ki, ayni bardakla iki kere çay içmeyiz"
Bunun üzerine Iraklı da çayını bitirmiş, bardağı havaya fırlatmış, silahını çekip Amerikalı ve İngiliz’i vurup öldürmüş :
-"Bağdat’ta bu İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok var ki, biz ayni adamlarla oturup iki kere çay içmeyiz.



KELİME BULMA OYUNU

Kelime: Demeç
- ben şimdi masada oturdum veriyorum
- nasıl yaaa ??
- ya işte masada oturdum fotoğraf çekip yazı yazan tiplere veriyorum.
- neee???
- ya alla alla masada oturdum böyle herkese veriyorum!
- pas be pas! of.. demeçti.

Kelime: Baraj
- Hani futbolcular kalenin önüne kurar maçta..
- Pusu.
- Yuh!

Kelime: Helikopter
- Savaşta yaralıları kurtarır!
- Doktor!
- Değil.
- Sıhhiye!
- Değil, yukardan gelen bir şey...
- Ee... Allah?

Kelime: Dergah
- Hani böyle insanlar ulvi bir amaç için bir araya gelir aynı mekanda
- Grup seks!
- Çarpılırsın valla!
- Ha... Tamam trafo!

Kelime: Kadınbudu
- Olum sen nesin?
- Erkek!
- Tersi?
- Kadın!
- Onun yeneni?
- Çıtır

Kelime: Eskimo
- Kutupta yaşarlar...
- (Hep bir ağızdan) Ayııııııı!
-Yok insan olanları...
- Heeee... Eskimo!

Kelime: Repertuar
-Anlatan, şarkı söylemeye meraklı bir hatundur ve kelimeyi görür görmez bu özelliğini iyi bilen hatun arkadaşına dönüp sorar:
- Benim neyim geniş?
- Kalçan!

Kelime: Travma
- Hani düşüp kafanı kaldırım taşına vurursun da bişey geçirirsin?
- Film şeridi?
Grup: Çüşşşşşşşş!






Kelime: Terlik
- neyle yürürsün
- ayak!!!
- hah hani böyle ayakların üşür altında onlar olur böle yumuşak yumuşak
- koyun!!
- yuh onun daha küçüğü ya, koyun dedi hödük!
- kuzu!!!
- Allah belanı versin pas!

Kelime: Diz
- pantolonu nereye giyeriz?
- bacağa?
- hah. bacaklarımızın ortasında ne vardır?
- oha!

Kelime: Zebani
- Allah’ın meleklerinden biri.
- Cebrail.
- ilk üç harfi çizgili bir hayvanı çağrıştırıyor.
- zebrail?

Kelime: Duvak
- kadınla erkek birleşmeden önce, erkeğin kaldırdığı şey
- oha!

Kelime: Iskalamak
- dart oynarken neye atarsın hedef tahtasına
- attın vuramadın mesela noldu?
- hedefi vuramadım
- tamam da nedir yani o olay
- tutturamamak, kaçırmak
- hayır nedir başka ismi var onun
- tam 12'den vuramamak!..
- oldu...

Kelime: Telepati
-hani ben sana bir şeyi anlatmaya çalışıyorum ama sözle değil beyin dalgalarıyla falan...
-ihihih neydiiii.. teletabi..!
-tamam tele'si kalsın kedilerin eline ne denir?
-buldum telepence
-offf beee bi kere de bil be...

Kelime- Timsah
- abi bööle hani kertenkele nedir
-hayvan
-ne cins hayvani
-sürüngen
-yok abi bu kertenkelenin birkaç beden büyüğü
- ejderha
-?!???!!(yuhhh)

son kelime eğer bilinirse oyun ve hesap girecektir. Süre son 10 saniye

Kelime: Lambada.
ekip1 bakan kişi: aha sıçtınız
ekip2 anlatan kişi: sen öyle san. söyle bakalım
alaaddinin cini nerede yaşar.
ekip2 anlayan kişi: lambada
ekip1 toptan: haskktirr...

Kelime: Van Gogh(kulak tabu kelime)
-abi bu kişi bir organını kesen bir sanatçı
-Bülent Ersoy!!!

Kelime: miras
- simdi diyelim Mısır’da deden var, bu artık yaşamıyor, sana ne bırakır?
- piramit.(dedesi tutankamon ya!)


Kelime: Cumhuriyet
-Atatürk ne kurdu?
-kitap kurdu

Kelime: Uğur Dündar
- tv de program yapıyo hani yıllardır
- Reha Muhtar? Ali Kırca?
- yok yok sarışın mavi gözlü
- Atatürk?
biz: iptal!

Kelime: Kramp
- hani futbolculara girer
- krampon
gülme sesleri kesildiğinde süre çoktan bitmiş

Kelime: Serüven
- Abi Macellan nası biriydi?
- Ne biliyim iyi biriydi helalde (birinci kopuş, ama duur)
- Abi onu demiyorum neye düşkündü?
- Karıya kıza bi de içkiye olabilir (pes)

Kelime: Mısır
-Keops nerde??
-Etiler!!
-Allah cezanı versin Emre....

Kelime: Okul
-biz nereye gideriz her gün
-bara... diskoya... sinemaya.. cafeye... bowlinge.. alışverişe...gezmeye..
-ay olmuyo bööle başka şekilde anlat
-ailemiz bizi nereye gidiyo biliyor
-haaa okulaaa

Kelime : Anneler Günü
-cennet kimin ayakları altında ?
-anne
-tamam , hani onların özel bi zamanları var , ne o?
- adet..
Son düzenleyen Blue Blood; 25 Ocak 2006 19:14 Sebep: Flood yapmayınız..
vilalp - avatarı
vilalp
Ziyaretçi
26 Ocak 2006       Mesaj #206
vilalp - avatarı
Ziyaretçi
> >>koptummm Msn Happy)))Msn Grin
> >>
> >>
> >>>>Adam asiri kiloluymus. Sagligi tehlikeye düsünce doktoru
>en kisa zamanda otuz kilo zayiflamasini söylemis. Nasil yapayim diye kara
>kara düsünürken gazetede "Garantili zayiflatma" diye bir ilan görmüs ve
>hemen basvurmus, "3 günde 5 kilo" programina yazilmis.
> >>>>Ertesi günü sabah kapisi çalmis, açinca bir de ne görsün !
>Karsisinda 19 yaslarinda dünya güzeli, sportmen ve üzerinde giysi olarak
>bir çift Nike ayakkabi bulunan bir kadin!!! Kadin kendini tanitmis,
>zayiflama sirketinden geldigini söylemis, sirtini dönüp kosmaya baslamis,
>sirtinda bir etiket varmis, "yakalarsan seninim".
> >>>>Adam kizin arkasindan kosmaya baslamis, kilometrelerce
>kosmus, kan ter içinde kalmis ama kizi ormanda yakalamis ve beraber olmus.
>Programin dördüncü günü adam gerçekten
>de 5 kilo zayifladigini görmüs.
> >>>>Sirketin zayiflatma metodunu çok begendiginden ikinci bir
>programa kaydolmus, "5 günde 10 kilo". Ertesi günü yine kapisi çalinmis,
>karsisinda
> >>>>daha da güzel genç bir kadin, üstelik üzerinde bir çift
> >>>>
> >>>>Reebok ayakkabidan baska bir sey yok ve sirtinda yine bir
>etiket, "yakalarsan seninim". Adam yine canini disine takip kadinin
>arkasindan kosmus ve kilometreler sonra yakalamis. Programi tamamlamis ve
>altinci gün
> >>>>hakikaten 10 kilo daha verdigini sevinçle görmüs.
> >>>>Bu defa, sirketin "10 günde 20 kilo" programina kaydolmak
>istemis ama sirket yetkilisi uyarmis, "emin misiniz, bu program gerçekten
>çok zor bir
> >>>>etaptir". Adam israr etmis, bütün zorluklara
>katlanacagini
> >>>>
> >>>>söylemis.
> >>>>Ertesi gün kapisi çalmis, heyecanla kosup açinca
>karsisinda iri yari sportmen genç bir adam görmüs. üstelik adamin üzerinde
>sadece kosu ayakkabilari varmis, onunde de da bir etiket
> >>>>
> >>>>
> >>>>"yakalarsam benimsin"
> >>>>
> >>>>
> >>>>
> >>>>
> >>>>
> >>>>
> >>>>
> >>>>
> >>>>
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
26 Ocak 2006       Mesaj #207
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
TÜRKLER UZAYDA

houston, ahmet kalemimi aldi vermiyor.

- houston, abi uykum kacti ordaysaniz muhabbet edelim.

- houston.. aloooo kime diyorum houstoooon!!!
- eveeeet? - deniyorum abi orda misiniz diye.... yok bi sey.

- Lpg gazi bitti amirim ne yapalim
- yörüngeye otur Allahin mali...

- hüsto abi ruslarla kenetlenme olayi vardi ya.
- evet canim vardi, burda yaziyo raporda.
- hah iste mehmet ruslara nah yapti camdan, herifler kenetlenmeyiz diyo.
- aferin canim.. ben ariyorum konsolosu.

- houston, abi kakam geldi nasi yapiyoduk bu olayi, egitimlere katilmamistim ben, bolum sefi tanidikti.
- let it go.

- hüstiiiinn, lan biz hakkaten uzayda miyiz simdi?
- apollo 31, onaylandi.
- vay be teknolojiye bak bee.

- houston, fener maci kac kac?

- hauston..
- buyur
- nuriye'ye yollasak mi bi telsiz be... hadi aaaaabi be!!!
- bu yukseklikten imkansiz
- Allahindan gorursun isallah !

- apollo 31 napiyosunuz orda bu duman da ne?
- mangal yakiyoruz guzel kardesim. hapla olmaz ki bu beslenme isi!!!
- karbonmonoksitten zehirlenme ihtimaliniz var, derhal sondurun.
- delikanli adama bi sey olmaz.

- huston..abi oyun yok bu alette ?!?
- anlasilmadi kasif 12..
- yok abi hasim diil.. Sevki ben.. hani tanismistik kokteylde..
- ne diyosun kardesim ?
- oyun diyorum abi.. af buyur kicikirik telefonlarda bile snake var, raket var.. ayip valla..
- cikip istop oynayin siz, anca keser.. hadi bakim..

- houston, usudum olm ben gunese yaklasicam biraz.
- apollo bu cok tehlikeli yapma. gemiye zarar verebilirsin.
- ne degerli geminiz varmis yaaaa.

- hüztin, simdi bu alet isik hizina cikabiliyo mu. zaman makinasi tadi yasayabiliyoz mu bununla?
hani diyorum 2-3 at yarisi falan yapsak.
- hayir zaten oyle bir sey mumkun olsaydi bile buna izin vermezdik zaman kirilmasi olurdu.
- baba neyi kirdiysak oderdik parasini. simdi kesin olmuyor mu o iş?
- olumsuz.

- houston bir problemimiz war
- o zaman hepberaber tekrar edin essedüenna ilahe....

- hoston?
- sole guzelim?
- guzelim diyen dillerini yirim ben senin!
- demiyim su halde...

- huztin?
- (saskinlik ifadesi)soyle?
- hamdi abinin koltugunda bi maymun oturuyo? ne is?
- seni yanlis gemiye bindirmisiz.. aptes aldinmi cenabet gitme obur tarafa...

- huztin.. sanirim kaybolduk.. ayni yildizin etrafindan 4. kez geciyoruz
- ayni yildiz oldugunu nasil anladiniz?
- ya ahmetle kavga etmiştik, kendisini o yildiza attikta.. ordan bize el sallayip duruyo

- huztin pih pih huztiiiin sorun var
- gene ne var?
- ahmet yercekimi cihazini durdurdu - e acsıııın
- ama hepimiz ucuyoruz.. ahmeti yakalasak zaten!!!...
- peki ya gemi?
- gemi de size...gidiyoruz guneşe dogru!!!

- huso. kopyaliyormusunuz?
- ne var be ne var ?
- abi biz sirius 5'teyiz
- biz de caddebostandayiz nevar?
- abi bisey diycem ama kizmayin.
- naaptiniz lan yine
- abi esli king oynadik alien'larla. bizim gemiyi kaybettik

- hustiin problem var kardesim
- dinliyorum
- biktim ben kardesim içme suyu diye sidik aritip içmekten adam gibi tasdelen yollayin
buraya böbreklerim iflas etti be!
- anlasildi tamam

- çocuklar...
- buyur hustin abi
- yengeniz karpuz kestiydi sizin için...rus arkadaslar saolsun, rica ettim "su karpuzu bizim
turk ekibine götürün giderken" diye, kirmadilar. orta modülün kapisinda bekliyo kozmonot
arkadas. alin yiyin afiyet olsun..
- abijim var yaa!! senin gibi kiyak yer hostesi görmedi bu hustin be canim abicim benim!!!
- tamam len ehe ehe...yalakaligin lüzumu yok, yiyin iste eferim. ha, gelen herife de bi dilim
ikram edin adettendir. yuri mi ne adi.
- ayip ediyon hustin abi. yengeye selamlar.
- höst !!!


OLAY BARBAROS BULVARINDA VE GERCEK Msn Happy)

Arkadaslarla öyle Barbaros bulvarinda yürüyorduk. Bir anda yanimizdan son sürat bir minibüs geçti. Biz 'Freni patladi' filan demeye kalmadan, minibüs kafadan elektrik diregine bindirdi. Hemen kostuk, yardim edelim diye. Minibüse ulastigimizda manzara suydu: Yolcularin kiminin kasi açilmis, kiminin dudagi patlamis... Dagilmis vaziyetteler yani. Ama bir tuhaflik var.

Çünkü o hallerine ragmen, gözlerinden yaslar gelecek sekilde gülüyorlar. Biz ne yapacagimizi sasirdik. 'Ne oldu?' diye sorduk.Bir iki tanesi, güçlükle 'So-för, so-för...' diyebiliyor ama yine gülmeye basliyorlar.

Bu sarsici manzaranin aslini ögrenebilmek için 2-3 dakika geçmesi gerekti.Meger soför, tükürürken minibüsten düsmüs.Hani, bizim soförlere özgü, giderken kapiyi açip disari tükürme hareketi vardir ya. Baba, dengeyi tutturamamis, tükürükle beraber, gümbürt asagi düsmüs.Minibüs de kontrolden çikip direge bindirmis.." Msn Happy))



Polis telsizleri

- 5443 Merkez : Cemal Gursel caddesi'nde supheli bir paket var.
- Anlaşildi, çevre güvenligini alin uzman gönderiyorum.
- Merkez uzman ekibe gerek kalmadi, paket bos.
- Bos oldugunu nasil anladiniz.
- Efendim uzerinden kamyon gecti.
Merkez ekiplerden sirayla mevkii ve yol durumu hakkinda bilgi aliyor :
- 5945 Merkez : Hava yagisli, zemin kuru, yolda kalan arac yok.
- Merkez 5945 : Hava yagisliysa zemin nasil kuru oluyor?
- Anonsu yaparken tunelden geciyorduk
- Merkez 4818 : Arac alkollu mu?
- Olumsuz efendim, dizelmiş.


Müşteri Hizmetleri

-meraba ben batur nasil yardimci olabilirim?
-benim telefonda bi problem var yönlendirmeynen ilgili...
-peki ilk önce telefonunuzun ''menü' tusuna sonra da ''5'' tusuna basin...
-evet... tamam...
-ekran da ne var simdi?
-show tv... -???


Şifre

-iyi günler, hosgeldiniz, nasil yardimci olabilirim?
-para çekemiyorum ben...
-sifrenizi yanliş giriyormuşsunuz destur bey
-sifremi?,benim sifrem hep aynidir,istanbulun kurtuluşu....
-bana söylemeyin lütfen sifreyi efendim.
-heh,tamam hatirladim,1956!!!
-efendim o istanbulun kurtuluşu değil ama...
-ya kaçti istanbulun kurtulusu?
-efendim ben malesef söyleyemem bunu size.
-niye sendemi bilmiyosun?..
-biliyorum ama güvenlik açisindan benim sifreyi bilmemem gerekiyor.
-ben sana sifreyi sormuyorum ki! istanbulun kurtuluşunu soruyorum.
-evet,ama.........
Son düzenleyen Blue Blood; 30 Ocak 2006 17:23 Sebep: flood
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
28 Ocak 2006       Mesaj #208
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
POSTACI NE İYİ ADAMDI

Adam bakmış, küçük oğlu Hz. İsa'nin resmi önünde dua ediyor. - "Tanrım anneme, babama, büyük babama uzun ömür ver. Güle güle anneanne..." Bir anlam verememiş bu duaya... Ancak ertesi gün acı haber gelmiş. Anneanne sizlere ömür... Ertesi hafta adam bakmış çocuk yine duada: - "Tanrım anneme babama uzun ömür ver. Güle güle büyükbaba..." Ertesi gün büyük baba da ölmüş... Bir hafta sonra adam bakmış küçük çocuk yine duada: - "Tanrım anneme uzun ömür ver. Güle güle baba..." Adam ertesi sabah bir hastaneye gitmiş yatmış. Tetkikler, tahliller, kalp elektrosu, röntgen çekimleri... Sapasağlam. Bakmış karısı iki gözü iki çeşme ağlıyor. - "Ne oldu hanım?" - "Bizim postacı", demiş hanım. "Ne iyi adamdı. Bugün haber aldım. Ölmüş!"
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
29 Ocak 2006       Mesaj #209
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
SİNYAL

Temel arabası ile Taksim Meydanında dönüp duruyordu.
Aynı trafikçinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etti ve Temel'i durdurup sordu: - Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz? Temel: - Sol sinyal takıldı da..


Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
29 Ocak 2006       Mesaj #210
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Kanli Gomlek Msn Sad (mutlaka okuyun ) Bu olay, Marmara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü 1993 yılında bitiren Dilek isimli bir kızın başından geçmiş.

> > > > > >> > > >(Böyle anlatılıyor, soyadı yok) Dilek bir gün okuldan çıkmış, durakta minibus bekliyomuş. Yalnız korkunç yağmur yağıyormuş bu arada. Kızın önüne bir araba yanaşmış. İyi giyimli, temiz yüzlü bir genç, "yanlış anlamayın n'olur. Ben de yakın zamana kadar öğrenciydim. ıslanmayın gelin ben sizi uygun bi yere kadar bırakayım" demiş. Dilek, başta biraz tereddüt etmiş ama çocuğun iyi niyetine inanmış ve arabaya binmiş.Yolda sohbet filan etmişler. Hoslanmışlar birbirlerinden. Çocuk, lütfen izin verin sizi evinize bırakayım. Bakın yağmurda iyice hızlandı" demiş, Dilek kabul etmiş tabii. Sohbet iyice koyulaşmış. Kızın evine gelmişler, bu arada telefon değiş tokuşu yapmayı da ihmal etmemişler.
Dilek çok etkilenmiş çocuktan. O hafta her telefon çaldığında yüreği hop etmiş, "Ay benimki mi arıyor?" diye telefona koşmuş. Ama arayan olmamış maalesef. Dilek yüzünü kızartıp çocuğu aramaya karar vermiş, "Belki numaramı kaybetmiştir, n'olucak ki ben arasam" deyip kandırmış kendini. Telefonu ağlamaklı bi kadın sesi açmış. Meğer teyze, bizim çocuğun annesiymiş ve hıçkıra hıçkıra, oğlunun trafik kazasında öldüğünü söylemiş. Anlattıklarından Dilek anlamış ki, çocuk onu bıraktıktan 5 dakika sonra yapmış kazayı. "Keşke eve bırakmasaydı. Benim bunun
sorumlusu" diyerek hemen kendini suçlamaya başlamış. Suçluluk duygusundan kurtulmak için teyzeden adresi almış, "En azından başsağlığına gideyim bari" diye düşünmşü. Ziyaret ağlamaklı ve de yaşlı geçmis. Ayrılma vakti geldiğinde iyice havaya giren kız, "Bana oğlunuzdan bi hatıra verir misiniz? Onu gerçekten çok sevmiştim" demiş.Bunun üzerine anne içeriye gitmiş, döndüğünde elinde çocuğun kaza günü üzerinde olan gömlek varmış. Üstelik de hala kanlar içindeymiş gömlek. Dilek çok kötü olmuş, gömleğin niye saklandığı! ve niye ona verildiği anlamsızlığına rağmen yine de kadını kıramayıp almış kanlı gömleği.
Ama eve gelir gelmez ilk işi gömleği yıkayıp ütülemek olmuş. Bütün gece gömleğe baka baka, ağlamış. Sürekli de, "Onu ben öldürdüm, onu ben öldürdüm" diye tekrar ediyormuş kendi kendine. Artık ağlamaktan bitap düştüğünde gömleği yastığının altına koymuş ve yatmış. Sabah uyandığında kendini daha iyi hissediyomuş. Ama yastığı kaldırdığında bir de görmüş ki gömlek yine kanlar içinde. İnanamamış bu duruma. "Herhalde dün o kafayla iyi yıkayamadım" diyerek yeniden yıkamış gömleği. Ama ertesi sabah da hiç bi değişiklik yokmuş gömlekte, yine kanlar içindeymiş. Bunun üzerine Dilek girdiği ruhsal çöküntünün de etkisiyle bir hocaya gitmeye karar vermiş. Çünkü başına gelen olayı mantıksal olarak bir türlü açıklayamıyormuş.
Çevresinden edindiği bilgiyle değerli bir insan olan Rıza hocayı bulup olayı başından sonuna anlatmış. Rıza hoca uzun uzun dualar okuduktan sonra Dilek? e gömleği neyle yıkadığını sormuş. Dilek de tam iki kez deterjanla yıkadığını, ilk başta gömleğin temizlendiğini fakat sabah tekrar kanlar içinde olduğunu ağlayarak anlatmış. Bunu duyan Rıza hocanın gözleri faltaşı gibi açılmış ve ellerini Dileğin kafasına dokundurarak sorunun çözümünü söylemiş :
> > > >"A benim salak kızım, hiç normal deterjanla kan lekesi çıkar mı? >Hem renkli hem de renksiz çamaşırlarında ARİEL kullanmalısın!
> > > > > >> > > >
> > > > > >> > > >
> > > > > >> > > >hehehehehe...
> > > > > >> > > >
> > > > > >> > > >nasıl???
> > > > > >> > > >
> > > > > >> > > >Gıcık oldunuz değil mi?
> > > > > >> > > >
> > > > > >> > > >BEN DE OLMUŞTUM .

Benzer Konular

30 Eylül 2007 / Aynacan Bilgisayar
28 Aralık 2008 / Ziyaretçi Cevaplanmış
16 Ocak 2014 / broken* Soru-Cevap
24 Nisan 2010 / Misafir Soru-Cevap