Arama

Babam - Sayfa 18

Güncelleme: 19 Mart 2012 Gösterim: 132.867 Cevap: 756
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
15 Aralık 2006       Mesaj #171
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Allahim, BABAmin ölümünü gösterme bana

Sponsorlu Bağlantılar


Bana sorsalar bu dünyada neyden korkuyorum diye
Cevap vermekten korkarim-bilmiyorum niye
Belki kendime bisey olacagindan degil-daha cok
baskalari icin korkmamdandir
Belkide bazenleri kendimi bile anlamamamdandir...

Söyleyeyim genede:3 seyden korkarim bu hayat'da
Bir: Ailemden ayri kalacagimdan bu yasamda
Iki: Dinimi unutacagimdan bu yolda
Üc: Babamin benden önce ölebileceginden bu hayat'da...

Ücüncüsünden en cok korkuyorum
Bunu düsünmeden duramiyorum
Ya gidip yanliz birakirsa bizi bu dünyada
Ne yapariz biz yanliz basimiza?

En cok üzülen BEN olurum tabi
Bana bunu yasatma lütfen, ya rabbi
Babam benim herseyim-bitanemdir
Onsuz ben bu dünyada eksigimdir.

Ne olur onun arkasindan aglatma beni
Dua kapim olarak sectim seni
Biliyorsun, her aksam dua ederim sana:
Ne olur Allahim, BABAmin ölümünü gösterme bana!

Kardeslerim ne yapar onsuz
Hayat gelir bize birden olumsuz
Ne anlatiriz biz o miniklere
Yalan söyliyebilirmiyiz ki bile bile?

Ya sorsalar "Babamiz nerde" diye
Diyemeyiz ki "O gitti Türkiye'ye"
Inanmazlar, cünkü onlarda biliyorlar
Bu dünyada en cok Babalarindan seviliyorlar...

Bak Allahim, görüyorsun iste herseyi
Artik edebilirsin sen bu tercihi:
Ya beni ondan önce al yanina
Ya'da hepimiz birlikte olalim-o'da devam etsin BABA olarak yasamina...


Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
15 Aralık 2006       Mesaj #172
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
HİÇ BİR ÇOCUK BANA "BABA" DEMEDİ...

Hiçbir çocuk bana "baba" demedi,
Sponsorlu Bağlantılar
Ben hiç baba” olmadım ki..

"Baba" diyen tatlı sesi
Sokaklarda, komşularda duydum
Sokaklarda, komşularda gördüm onları.
Koşuyorlar, gülüyorlar, oynuyorlardı,
"Ana" diyorlardı, "baba" diyorlardı,
Koşup sarılıyorlardı boyunlarına.
Analar, babalar çocuklarını
Öpüyorlar, okşuyorlar, seviyorlardı;

Hiçbir çocuk içtenlikle,
Sevecen atılmadı, sarılmadı boynuma
Benim hiç çocuğum olmadı ki...

Sevgilerin en kutsalı çocuk sevgisi
Seslerin en güzeli "baba" diyen ses.
Ben, hep bu türkülü sesi dinlerim
Ben, hep "baba" diyen sesi duyarım
Bir çocuk bana doğru koşsa uzaktan
Onu, birden sımsıcak ruhumla kucaklarım..

Geceyarısı bir çocuk ağlasa uzaklarda,
Anasından, babasından önce duyarım..

Günün haber saatlerinde,
Radyoda, televizyonda
Dergilerde, gazetelerde
Yollarda, sokaklarda
Öldürüldü, öldü derler
Ah... Yavrum derim..

Oysa ne öleni bilirim,
Ne öldüreni.
Çaresiz alıp başımı giderim,
Ağlayan analarla, babalarla beraber
Uykuyu gözlerime haram ederim...

Oysa hiç bir çocuk bana "baba" demedi,
Ben hiç baba olmadım ki...


arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
15 Aralık 2006       Mesaj #173
arwen - avatarı
Ziyaretçi
İşte geldim yanına,
Baba seni özledim.
Ellerini ver bana,
Baba seni özledim.

Sevgi veren bağımdın,
Yaslandığım dağımdın,
Derdime ortağımdın,
Baba seni özledim.

Hem varda,hem yoktasın,
Gidilen duraktasın,
Bir nefes uzaktasın,
Baba seni özledim.

Efkar çöker akşama,
Gece boyanır gama,
Annem yanımda ama,
Baba seni özledim.

''Bu dünya böyle'' deme,
Sancı girer gövdeme,
Bayram'sız bayram neme?
Baba seni özledim.


Tanrım! bana yardım et,
Herşeyin rahmet rahmet,
Babam Sana emanet,
Ben Babamı özledim...

Baba seni özledim...



mehmet ali kalkan
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
16 Aralık 2006       Mesaj #174
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
BABAMA SELAM SÖYLE
baba ogul
Karlı bir akşamdı ankara'da;
Son kez elele yürümüştük,
Bitmesin istediğimiz yola.
Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.
Yazarsın bana demiştin.
Bende yazarım sana sık sık.
Ağlıyordum....
Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı.
Elimi daha sıkı tuttun,
Anlıyordum....
Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim,
Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,
Kitaplarım sana emanet,
İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde...
Beni bekle...



Yol bitti, gidiyordun artık; gittin
Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum, kelebeklerine dokunmadım,
Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, akşam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok şey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam...
Nasıl olsa bulacaktır diye, her görüşümde aynı sesle seslendim
Uçak, babama selam söyle!
Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam...
Bir bilsen seni nasıl özledim...
Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti,
Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,
Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;
Selamını aldım babacığım,
Kin büyütmedim kalbimde....
Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde.
Uçak, babama selam söyle!
Uçak, babama selam söyle!
İclal Aydın
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
17 Aralık 2006       Mesaj #175
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Bir Babanın Babasına Mektubu
Bir çınar olmak gölgesine almak için evlatlarını ve gölge olabilmek için gün boyu kalmak güneş altında,günden güne acılarla çürümek için için uğunmak, bakmak uzaktan uzağa……..
Ve birgün yıkılıp gitmek ve tek hakkı susmak olan bir çınar olmak meğer ne zor şeymiş baba bir dağ olmak evlatlarının sırtını dayayacağı,ve dağı oluşturan bir kaya olmak,oyuk oyuk olmak,ufalanmak,parça parça olmak ne zor şeymiş baba köhne bir duvar gibi yıkılıp gitmek yığılıp kalmak yere,yerle bir olmak hiç yaşamamış gibi hatırlanmamak ne zor şeymiş baba inci bir gerdanlıkken evlatların yanındayken yanıbaşındayken ve onlar henüz uykudayken herbirinin kopup dağılacağını düşünmemek, düşünememek,düşünmek istememek ve bir daha onları bir araya toplayamamak,bir gökyüzü tuvaline yerleştirememek ne zor şeymiş baba gün gelip bulut olup ağlayamamak,dertler okyanusunda bir yelkenli olmak,küçük,küçücük
gömülmek sulara, gömülmek derin uykulara gömülmek kara toprağa ne zor şeymiş baba beklemeleri halka halkaları zincir zincirleri düşlere pranga yapmak meğer ne zor şeymiş baba
geçmişe gömülürken bir anda dışlanmak çekilen bir dişin boşalan bir şişenin yüzünde adresi yitik neşenin çöpe atılışı gibi itilmek boş bir konserve kutusu gibi, çiğnenmek kaldırım taşı gibi ve mürekkebi bitmiş bir kalem gibi atılmak bir kenara...Meğer ne zor şeymiş baba
bir lokma ekmeğin çocuğunun boğazından geçtiğini görmeden açlığını gidermek için de olsa yutkunmak meğer ne zormuş baba gecenin karanlığında yıldız olmak,ışık olup onları karanlıktan kurtarmak, evlat derdiyle dolup için için ağlamak ne zor şeymiş baba………
‘’Bir ceviz kendi içinde kıvrım kıvrımdır; ancak dıştan hiç belli etmez, sen de öyle ol oğlum’’ derdin…Oldum baba…İçim kan ağlarken dışım yemyeşildi sen sezerdin,sen anlardın… yalan söylerdim sana, üzülmeyesin diye...Yine anılarım kondu dallara, mevsim sonbahar mı baba
hep hüzzam makamında. beste yapmak,mızrapsız bir saz olmak,yaysız bir keman olup
bir kenara atılmak.Duygu tünellerindeki suskunluğu satın alıp kör kuyularla sırdaş olmak,dilsizliği meslek edinmek.Susmak, susmak gücüme gidiyor baba…
Seyredememek günün doğuşunu,ve kızıl bir renk olmak gün batımında,yaprakta sarı, ırmakta akış,umutsuz gözlerde bir bakış olmak ve bir anda harabeye dönmek meğer ne zormuş baba…..Meğer baba yüreği ne dayanıklı imiş ne kadar dayanıklı baba. Sana başka zorluklardan söz etmiyorum baba, acıların umutsuzlukların,özlemlerin,dışlanmışlığın adresi benim ve inanır mısın baba kaderimizin aynı olduğu gibi adreslerimiz de aynı,postacıya gerek yok gönül postahanesine binlerce mektup geliyor evlatlardan,bir şeyler yazmalarına gerek yok babalar okuyor, babalar anlıyor, baba yüreği seziyor... Anılarım konuyor dallara mevsim sonbahar mı baba, ıslak toprak kokusu burnumdan gitmiyor ölümüm yakın mı baba? Sen ve ben baba, beyaz saçlarımız yakışır mı beyaz kefenimize ne dersin! ! ! ! ! ! Mezarlarımız yaklaşır mı birbirine yaksa kaybolur gider mi? ? ? Sen mezarın kaybolması iyidir derdin, ne zor şeydir insanın mezarının kaybolması baba! ! ! Bir bayram arefesinde gelirler umudun yıkılışı ne zor şeydir… Başucuna bir servi dikmeyeceklerini bilmek.Nerde kömür gözlü oğlum,nerde ela gözlü karım nerde içimdeki sızım,kızım.Nerde diye yanıtsız sorular sormak
Onları beklemek,beklemek günlerce….Sonra,sonra bu son umudu da alıp koynuna kalmak bir başına toprak altında kalmak ve yalnızlığını mezar bekçisiyle paylaşmak,ne zor şeydir baba……
Ve her şeye rağmen,yararlı olduğunu bilmek,bunu vicdanından dinlemek,ve her şeye rağmen
Baba olmak ne güzel şeymiş BABA………………



rıza aslan
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
17 Aralık 2006       Mesaj #176
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Dinle oğlum: Bunları sen küçük ellerinden biri çenenin altında
yumruk olmuş, sarı saçların terden ıslanmış, alnına yapışmış
bir halde uyurken söylüyorum. Odana gizlice, tek başıma girdim.
Sadece birkaç dakika önce, kütüphanede oturmuş gazetemi
okurken, güçlü bir pişmanlık dalgası her tarafımı sardı.
Suçluluk içinde kalkıp, yatağının başucuna geldim.
Düşündüklerim şunlardı oğlum: Sana kızmıştım. Okula gitmek için
hazırlanırken, yüzünü havluyla şöyle bir sildin diye sana bağırmış,
ayakkabılarını temizlemediğin için seni azarlamıştım.
Eşyalarını yere attığın için öfke içinde haykırmıştım.
Kahvaltıda da hata buldum. İçeceklerini etrafa sıçrattın,
yiyeceklerini alel acele yedin. Dirseklerini masaya koydun,
ekmeğine tereyağını çok kalın bir tabaka halinde sürdün. Sen
oynamak, ben de trene yetişmek için çıkarken, bana döndün,
elini salladın ''Güle güle baba'' dedin. Ben ise irkildim ve
''omuzlarını dik tut'' cevabını verdim.
Öğleden sonranın geç saatlerinde herşey yeniden başladı.
Eve gelirken seni dizlerinin üstünde eğilmiş, misket oynarken
gördüm. Çoraplarında delikler vardı. Seni arkadaşlarının önünde,
benimle eve gelmeye zorlayarak aşağıladım. Çoraplar çok
pahalıydı ve eğer parası senin cebinden çıkıyor olsaydı,
daha dikkatli olurdun. Bir düşün oğlum, bunlar bir babanın lâfları.
Daha sonra, ben kütüphanede okurken, gözlerinde
acı dolu bir bakışla nasıl çekingen çekingen içeri girdiğini
hatırlıyor musun? Gazetenin üstünden, rahatsız edilmiş
olmanın verdiği sıkıntıyla sana baktığımda, kapıda durakladın.
Ben ise ''ne istiyorsun'' diye kükredim.
Hiç birşey söylemedin ama aceleyle bana doğru koştun, kollarını
boynuma dolayıp beni öptün. Küçük kolların Tanrı'nın yüreğine
yerleştirdiği, sana yaptıklarımın bile solduramadığı o büyük sevgiyle
boynumu sıkıyordu. Sonra koşa koşa merdivenlerden çıkıp gittin.
Evet oğlum, bundan hemen sonra gazetem ellerimden kaydı ve
müthiş bir korku her yanımı sardı. Adetlerim bana neler yaptırıyor?
Hata bulma adetim, azarlama adetim. Sana bir çocuk olduğun
için verdiğim ödül bu mu? Seni sevmediğimden değil
ama bir çocuktan çok fazla şey beklemiştim.
Seni kendi ölçütlerimle değerlendirmeye kalkıyordum.
Oysa karakterinin o kadar iyi o kadar güzel yanları vardı ki.
Küçük yüreğin, dağların ardından söken şafak kadar büyüktü.
Ve bunu gelip bana iyi geceler öpücüğü vererek gösterdin.
Bu akşam başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum. Karanlıkta
yatağının başucuna geldim ve utanç içinde diz çöktüm.
Bu çok yetersiz bir af dileme çabası. Bunları sana sen
uyanıkken söylersem anlamayacağını biliyorum.
Ama yarın gerçek bir baba olacağım. Seninle dost olacak, sen
acı çektiğinde bende çekecek, sen güldüğünde ben de güleceğim.
İçimden kötü sözler etmek geldiğinde dilimi ısıracağım.
Sonra kendime hep şu sözleri söyleyeceğim:
O sadece bir çocuk, küçük bir çocuk.
Korkarım seni sanki bir yetişkinmişsin gibi gördüm.
Ama şimdi seni yatağında dertop olmuş, yorgun, uyurken
görüyorum da oğlum, hâlâ bir bebek olduğunu anlıyorum.
Daha dün başını omzunun üstüne koyduğun anneciğinin
kucağındaydın. Senden çok fazla şey bekledim, çok fazla...

W. Livingston Larned
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
17 Aralık 2006       Mesaj #177
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Kim söndürdü ışıkları korkuyorum baba,
Seslen ne olur yavruna,
Burası neresi, bize ne oluyor baba?
Gidelim ne olur buralardan
Karanlık efendi olmuş bu sokakta gidelim baba

Yara var yüreğimde baba
İyileşmiyor, dinmiyor acısı karanlıkta
Güneş niye terk etti sokağımızı
Yıldızlar niye ağlıyor baba.

Geceyi sevmiyorum;
Umutlarımı çaldı, sevgimi hapsetti.
Hem yağmur yağıyor, her yer ateş gibi kızarıyor
Bir şeyler yap baba.
Korkuyorum.
Işıklar nerede, güneşi getir baba
Baharı getir baba.



seda ağyar
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
21 Aralık 2006       Mesaj #178
arwen - avatarı
Ziyaretçi
www antoloji com 613443 50



BENİM BABAM


Herşeyimi verdin sevgi harici
Severdin elbette söylenmez ayıp
A cefakar babam canımın içi
Şimdi bulamamki seni arayıp

Esnaftı benim babam demir bilekli
Ufak tefek boylu aslan yürekli
Yemek ekmek gibi sevgi gerekli
Şimdi bulamamki seni arayıp

Muhtaç etmedin hiç namerde merde
İyliğin söylenir bütün dillerde
Genç yaşında düştün amansız derde
Şimdi bulamamki seni arayıp

Utanır öpmezdim sarmazdım seni
Bir gün diyemedim sana sevgimi
Hakkını helal et bağışla beni
Şimdi bulamamki seni arayıp

Yavrularım diye didindin durdun
Ciğerinden melun derde tutuldun
Annemin peşinden sen toprak oldun
Şimdi bulamamki seni arayıp

Bilirim muratsız göçtün dünyadan
Çalıştın didindin sen hiç durmadan
Dilerim cennetine alsın yaradan
Şimdi bulamamki seni arayıp



SEVİLAY ŞAHBAZ
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
8 Ocak 2007       Mesaj #179
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
korktugunu hissediyorum babacım

babam benim,
hasta yatağında,
kendinle savasırken
bır cocuk gıbı korkunu anlıyorum
korktugunu hıssettıgıyorum babacım
sen umudunu kaybetme
guzel olacak hersey
sen böğle yaparsan biz ne yaparız
sen evımızın direği
yeneceksen yılmayacaksın
yenilmeceksin hastalığına
yanındayız babacıgım korkma sakın
asma yüzünü,bükme dudagını
zor bır gece olacak
yarın hersey güzel olacak babacım.
yaralı yüregimiz
dimdik ayaktayız babacım
.bende korkuyorum,
belli etmesemde sana
gözyaslarımı sıraladım
dualarım senınle babacım.
yarın hersey ıyı olacak babacım.
sakın bizi bırakıp gitme babacım
sana ıhtıyacımız var
evlenecegim daha
torunlarını goreceksın babacım
güclü ol!
yarın hersey güzel olacak...
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
9 Ocak 2007       Mesaj #180
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Kalbini bıraktın baba ellerime
Nefesini, nefesinde ki ılık mevsimleri
Gözlerini emanet ettin gözlerime baba
Gittin, beni bırakıp gittin baba...

Yalan olsun istedim hep gitmelerini baba
Geriye dönmeyişlerini
Ellerime bıraktığın kalbi, geriye vermek istedi bu çocuk hep baba
Emanet ettiğin gözleri, kıymetini bilemediği gözyaşları
Nefesini baba! nefesinde ki ılık mevsimleri
Yeniden yaşatmak istedi bu çocuk baba sende...

Saçına dokunmayı
Dizin de oturmayı
Nasihatlarını dinlemeyi özledi bu çocuk baba!
Çocukken ben!
Götürdüğün lunaparkları özledi bu çocuk, çocukça baba...

Özledi baba bu çocuk
Kara toprağa verdiği canlı, sıcak, sevgi dolu seni
Özledi baba özledi bu çocuk
İyiliğim için attığın, fakat sonrasın da utandığın tokatlarını...

Özledim babam seni, özledim işte.


adnan bilgiç

Benzer Konular

8 Ocak 2018 / Misafir Cevaplanmış
26 Ekim 2016 / Misafir Soru-Cevap