Arama

Anlayana - Sayfa 61

Güncelleme: 26 Kasım 2018 Gösterim: 633.409 Cevap: 3.995
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
8 Ocak 2007       Mesaj #601
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Son isteğin nedir?
Sorusu,
Sponsorlu Bağlantılar
Çok, çok kolaydır,
ilk isteğin nedir?
Sorusundan.

Çünkü,
O soruyu
Kimse kimseye soramadı,
Korkusundan.
featherÖzdemir ASAF

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
17 Ocak 2007       Mesaj #602
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Gel benim ruhumun gerçek sesi gel!
Yıllardır sönmeyen alevim, korum.
Sponsorlu Bağlantılar
Gel benim ömrümün hikayesi gel.
Şiirim, sonsuzum, gerçeğim, zorum
Gökle yerin birleştiği kavşakta
Seni bulup bulup kaybediyorum.

siir10183 isik


İlkin rüzgâr değil sanki nefesti,
Bir kez başlayınca estikçe esti...
Sonra bir upuzun karanlık bastı.
Sürdü hep aynı düş, hep aynı yorum
Şimdi duraklarda her akşam üstü
Seni bulup bulup kaybediyorum.

siir10183 isik

Yitiksin baharlar, güzeller içinde
Resimler, baharlar, sözler içinde.
Bazen bir iz görüp izler içinde
Cevap umuduyla titriyor sorum.
Sonra en tanıdık yüzler içinde
Seni bulup bulup kaybediyorum...



Bekir Sıtkı Erdoğan siir10183 altsol
Pollyanna - avatarı
Pollyanna
Ziyaretçi
17 Ocak 2007       Mesaj #603
Pollyanna - avatarı
Ziyaretçi
BELKİ.
belki allah yanlis insanlarla

tanışmamızı istedi. Doğru insanı tanımadan önce,
böylece en sonunda doğru insanla tanıştığımızda, bu hediyenin ne yüce olduğunu anlamamız için. Belki mutluluk kapısı kapandığında, başkası açılıyordur. Fakat böyle zamanlarda kapanan kapıya öyle uzun bakarız ki, bizim için açılan diğer kapıyı görmeyiz bile. Belki en iyi arkadaşlık, sallanan bir koltukta beraber sallandığınız, tek bir kelime etmediğiniz ve giderken bunun hayatınızdaki en iyi sohbet olduğunu düşündüğünüz kişilerde saklıdır. Belki, elimizde olanın kıymetini kaybettiğimizde anladığımız doğru olabilir, fakat elimize gelene kadar, neler kaçrdığımızın farkına varamadığımız da doğrudur. Birine sevginizin tümünü sunmak, asla sizi de aynı şekilde seveceğinin garantisi değildir. Sevgiye karşılık beklemeyin; sadece sevginin karşıdakinin kalbinde büyümesini bekleyin. Fakat olmazsa da, sizin kalbinizde büyüdüğüne emin olun. Birine çarpılmak için bir an yeterlidir, birinden hoşlanmak bir saat ve birini sevmek için de bir gün yeterlidir... Ama birini unutmak bir ömür sürer. Görünüşe aldanmayın; kandırıcı olabilir. Zenginliğe aldanmayın; yok olup gidebilir. Sizi güldüren birini seçin. Çünkü karanlık bir günü aydınlatan tek şey bir gülümsemedir. Kalbinizi gülümsetebilen birini bulun. Öyle zamanlar vardır ki, bazen birini öylesine çok özlersiniz ki, onu hayallerinizden çıkarıp, gerçek hayatta kucaklamak istersiniz. Hayal etmek istediğiniz şeyi hayal edin, gitmek istediğiniz yere gidin, olmak istediğiniz kişi olun, çünkü yaşayabileceğiniz tek bir hayatınız var. Ve tüm bunları yapabilmek için tek bir şansınız... Sizi tatlı kılacak kadar yeterli mutluluğunuz olsun, güçlü kılacak kadar acı deneyiminiz, insan kılacak kadar üzüntünüz, ve sizi mutlu kılmaya yetecek kadar umudunuz olsun. Daima kendinizi başkalarının yerine koyun. Eğer kalbiniz acıyorsa, o kişininkiler de acıyordur. En mutlu kişiler, her şeyin en iyisine sahip olanlar değildir, onlar karşılarına çıkan her şeyin değerini en iyi bilenlerdir. Mutluluk; ağlayanlar, incinenler ve çabalayanlar için vardır. Çünkü böyle insanlar, hayatlarına giren her insanın önemini takdir edenlerdir. En parlak gelecek, unutulmuş bir geçmişin üstünde yükselir. Geçmişinizdeki kalp kırıklıklarını ve hataları silemezseniz, hayatın içinde ilerleme şansınız olmaz.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
17 Ocak 2007       Mesaj #604
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Sonra Sen Geldin


Bu hikâye senin için!

'Anlamak' kelimesini sözlüklerden çıkartıp elimle dokunacağım kadar somut hale getirdiğin ve yüreğime yerleştirmeme yardım ettiğin için...

'Anlamak' ve 'anlaşılmanın' en güzel denilen sevişmeleri kıskandırdığını bildiğin ve bana da öğrettiğin için... Durum ne olursa olsun, dilinde bu kadar güzel bir 'özgürlük' şarkısıyla yaşayabildiğin için... Senin için...

.....................

Bu, insanın içinde yaşatıp zamanla sevdiği ve kendisine çok acı verse de, neredeyse bedenine bir organ gibi eklediği hüzün doğuran tüm uzun soluklu duyguları yerle bir eden kısacık bir hikayedir!


Sonra sen geldin.

Yaşayıp gidiyordum... 'Yaşayıp gitmek!' Ne saçma! Bu fiili nedense, hayatımızın sıkıcı olduğunu, bir günün diğerinden farklı geçmediğini düşündüğümüzde kullanırız. Oysa tam tersi olması gerekmez mi? 'Yaşamak ve gitmek...' Yaşıyorum, gidiyorum, yol alıyorum. O halde şöyle demeliyim: "Yaşıyordum ama gitmiyordum" veya; "gidiyordum akıp zaman içinde kaybolmuş vaziyette ancak yaşamıyordum."

Bir aşk hikayesine boyanmıştı bütün mevsimlerim
Tuhaflığı yoktu yazın kazak giyip de
Kışın denize girişimin
Kazağımda da aşk kokusu vardı
Acıma dokunan ve
Nasıl kokacağını şaşıran
Yosunlarda da

Sonra sen geldin.

“Hadi gel, hayatı anlayalım ve anlatalım" dedin. Çok konuştuk bu konuda, çok... Hem her duygunun tarifini almak istedin, hem de hepsi hakkında bildiğin ne varsa bana vermek. Seninle konuştukça, kendime dair son derece basit ama yine de hiç üzerinde durmadığım bir şeyler olduğunu görmek beni nasıl da şaşırtıyordu.
'Acı' konusunda çok konakladık...

Kanattıkça beni böyle acı
Ve sohbetler yetmeyince nefes almaya
Ağlardım
Yaralarımdan şiir yapardım

Acı bir annedir, durmadan hüzün doğuran. Ahh, ben o hüzünlerle boğuşmak, azıcık nefes alabilmek için kaç kitap okudum, kaç film izledim, kaç hayat belledim bir bilseniz.

Yooo! Dostlarıma haksızlık edemem şimdi. Turuncuya boyalı güney akşamlarından, fesleğen kokulu batı ikindilerinden, kuzeyin gri sabahlarına kadar kaç sohbet vardır yüreğimde daima saklayacağım. Ahh, benim kelimelerle beyinlerinde tepindiğim dostlarım...
Nasıl da isterlerdi gözlerimden yanaklarıma dökemediğim gülüşleri görmeyi. Bence, dostlar daima 'gülmek' ve 'gülümsemek' arasındaki farkı bilirler, bu nedenle onlara arkadaş değil de 'dost' deriz zaten. Her sohbette yüreğimi yatırıp masaya, son derece dikkatli ve zarif hareketlerle, acı ve hüzün doğuran parçalarıma ulaşır, üzerini örterlerdi. İyi hissederdim bir süre. Apartmanların üzerinde uçuşan martıları fark ederdim en azından. Ancak sonra yine hüzün... Yüzsüz hüzün...

Baktığım yerlerde gözlerim
Bazen öyle uzun kalırdı
İnanmazsınız ama
Baktığım yerler sıkılırdı

Sonra sen geldin.

Geldin ve: “Hele şu yükünün birazını bana ver” dedin. Şaşırdım çünkü görünüşe göre senin yükünün benimkinden fazlası vardı ama eksiği yoktu. Sen anlatırken fark ettim ki içinde bir yerlerde bu yüklerle başa çıkmak için özel eğitimli bir parçan vardı. Bu parça, yükün niteliğini ya da niceliğini, yürekte en hafif duracak hale getirebiliyordu gerçekten.

Konuşurken bir yandan da yüreğimin en tozlanmış ve uzun süredir de yanına hiç uğranmamış parçasını koydun masaya. “Bak,” dedin "bunlar hayat dostu parçalar. Şimdi bunları öyle güzel temizleyeceğiz ki bir daha canın içindeki parçalara dokunmak istediğinde ve hüzne giderken, bunların ışıltısına takılacaksın. Takılacaksın ki hüzün doğuran acı parçaları koyvereceksin yerinde tozlanmaya. Böylece de zamanla ağırlıkları, olması gerektiği kadar olacak. Oysa sen ha bire parlatıp parlatıp durmadan onlara bakıyordun önceden ve bu da onları olduğundan ağır hale getiriyordu. Oysa tam tersini de yapabiliriz hepimiz. Işıldayan parça daima daha ağırdır. Gel hayat dostu parçaları ışıldatalım durmadan.”

Sen geldin
Kelimelerini şekere batırarak
Sen geldin
Baktığın yerlere çiçekler bırakarak

Acıya ve hüzne gereğinden çok yüz vermemeli insan. Ben artık hüznü içimde şişmanlatmamayı, başarıyorum galiba. Geçen gün ne gördüm dersiniz? Meğer ne kadar yakışıyormuş martılar denizin üzerine!

Hikâye bu kadar...

Merak edeceksiniz belki, bu değişiklikleri sağlayan dostum kimdi?
Diyelim ki, kırk yaşını geçmiş veya otuzuna gelmemiş bir adamdı, seksen yaşında bir ihtiyar, hep otuzunda yaşayan bir kadındı ya da dört yaşında bir çocuk; hem hepsiydi, hem hiçbiri değildi. Ne fark eder ki? Bir can’dı.

Canımın içi değil
İçimin canı olup da
Sen
Geldin...
Üstelik
Aşk da
Değildin...
..............................

Hoş geldin!

Pollyanna - avatarı
Pollyanna
Ziyaretçi
18 Ocak 2007       Mesaj #605
Pollyanna - avatarı
Ziyaretçi
Kırıldı kalbim

Kırıldı kalbim bugün
Biliyorum bu ilk değil
Son da olmayacak küskünlüğüm.

Biz var oldukça,
Kırgınlıklarda elbet olacak
Dilim affettim desede
Kenarda, köşede bir şeyler kalacak

Bir teselli arayacak,
Gözlerim gözlerine bakabilirse
Ya da bir kaç güzel söz
Aşkını anlatan
Ama bir şeyler kopacak
İçimde inan....

Yüreğim kırgınlıklara alışık bilirsin
Bir tane de senden gelmiş
Kalbim buna ne desin?

Bahar Yağmur
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
25 Ocak 2007       Mesaj #606
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Anlayana
bir kurşun yese inlemez bu yürek ayakta bekliyor
kırmızı kapıdan giren dünyalı hiçliğinde inliyor
arabalar tur atarken gümüş caddeler sarnıç serini
nasıl güzel, nasıl şirin sevda bu yoksul gidişinde
kime ne bir el sallansa ardından bir gülümseme
kime ne nefes nefese aşktan uzaklara yolunda ise
bir kurşun yese inlemez bu yürek ayakta bekliyor
Ömer Serdar
Pollyanna - avatarı
Pollyanna
Ziyaretçi
25 Ocak 2007       Mesaj #607
Pollyanna - avatarı
Ziyaretçi
Çok düşünmek öldürüyor.
Hiç düşünmemeye çalışmak da.
Hiç birşey düşünmemek yok olmakla eş.
Hiç birşey düşünmemek öldürüyor!
En çok seni düşünerek,en çok sen olarak ölüyorum...
Var olmakla, yok olmak arasına sıkışıp kaldım...
Ölüm de,yaşam da birbirine karıştı...Arada kaldım...
Hiç bir şey düşünmeyip, yok olup yine seni bekledim...
Yine seni bekliyorum...
Hiç olmayı, olmamayı öğrendim...
Bana nefes almayı öğret.
Bana nefes almanın, güneşin tadını öğret! ...
Ben kaybettim!
Çok düşünerek kendimi...
Hiç birşey düşünmeyip herşeyimi kaybettim...
Ben en çok beni kaybettim...
Sense hep kalansın!
Her şeyden çok, TEK... KALAN...
Beni, yaşamı, öteki dünyayı, herşeyimi alıp... Tek kalansın!
Yalan desem; sildim desem;
Yüreksizim artık desem!
Yine de... Yalan olurum...
Yine de senin olurum...
Ben ne olursam olayım sadece senin kaldım...
Bebeğim demiştin...
Canım...Canım'sın demiştim...Öyle kaldın! ...
Tanrı beni her ne kadar ANLAMSIZ bir şey yapsa da...
Bu anlamsızlıkta bile SEN VARSIN! Sen kaldın! ! ! ...
Ama...ama'sı var işte!..
Aşkın Egeli
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
26 Ocak 2007       Mesaj #608
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
seninle hiç aynı sokaklarda gezmedik aynı havayı tenefüs etmedik
ama hep aynı düşlerdeydik aynı sevgiyi taşıdık kalbimizde
herkez göçtü bir biz göçemedik gidemedik
yabancı yüreklerin arasında hep yanlız kaldık savaştık
öylesine çıkarsız yapayanlız inandığımiz tek şey sevgimiz
adı kavuşmak olmasa bile o sevgi oldu tek inancımız

doğru dürüst hayal bile kuramadık
keşkelerin arasında kaybolurken günler karanlık geceler zindan
her sabaha yanlız uyandık şikayetmiz olmadı hiç
boyun büküp uzaktan sevmeyi bildik
arada bir haber alıp birbirimizden
iyi olmamıza biraz olsun sevindik ama hep hasret besledik içimizde
sen ayrı dünyada ben ayrı dünyada
kavuşmak gözyaşı oldu gözlerimizde
ağladıkça kavuşamadık
kavuşmak istedikçe ağladık

şiirlerle avuttuk kendimizi gizli mesajlar yazdık okur anlar diye
sustuk eller konuştu biz konuşamadık
anlatamadık yüreğimizdeki sevgimizi
susmalıydık.. susuyorduk
değiştiremezdik kader yazımızı
bir gün gülsekte ikinci gun tutamadık gözyaşımızı
ağladık ağlamalıydık
bir bedende bir kalp
dindiremedik yürek sızımızı..

değiştiremedik kader yazımızı severek kucakladık aşk sızımızı
yazsakda onca yanlızlığımızı
bir sen anlarsın beni birde ben anlarım seni
başka kimse anlayamaz bizi.......
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
26 Ocak 2007       Mesaj #609
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
ARARSAN
Beni aramaya çıkarsa düşlerin
Hüznün ruhuna çizdiği resimlerdeyim
Gamsız bir gecenin karanlığında değil
Yüreğinde kanayan kesimlerdeyim

Aklına düşerim hani olur da
Güzelliklerin görünmeyen yüzünde ara
Sevginin menfaate döndüğü yerde
Bir gönül yarasının izinde ara

Yıkılmış umutların enkazından geç
Öksüz bir çocuğun gözünde ara
Ağıtların tüttüğü evlere uğra
Bir ananın boş kalmış dizinde ara

Beni yıldızlarda arama boşa
Yüreğini yasa boğan sızılardayım
Dertlerinle bulursun beni baş başa
Senin gibi karayazılardayım

Sahte sevgileri tanımaz kalbim
Beni seven gönüllerin ocağında ara
Menfaatle bakmasını bilmez gözlerim
Beni gerçek dostlukların kucağında ara

Mutluluğu anlatan şarkılarda değil
Yaralı yüreklerin ağıtlarında ara
Beni menfaat ve ihanetten uzakta
Yağacak sevgi bulutlarında ara

Öyle senden çok uzaklarda değilim
Görmesini bilen gözlerin bakışındayım
Belki sana senden daha yakın bir yerde
Çarpan kalbinin her atışındayım

Aklına düşerim hani olur da
Beni sığmadığın duyguların içinde ara
O kadar da kolay bulurum sanma
Beni benim seni görebileceğim biçimde ara.
alehandro - avatarı
alehandro
Ziyaretçi
26 Ocak 2007       Mesaj #610
alehandro - avatarı
Ziyaretçi
İnsan bu ya taşa yoprağa bakar da ders almaz.Üstüne basar da her gün dünyanın zevk almaz.Nedendir bilinmez ama kıskançtır aynı zaman da.Gözleri siyah olsa mavi ister illa.