Arama

Anlayana - Sayfa 95

Güncelleme: 26 Kasım 2018 Gösterim: 634.001 Cevap: 3.995
Pollyanna - avatarı
Pollyanna
Ziyaretçi
17 Nisan 2007       Mesaj #941
Pollyanna - avatarı
Ziyaretçi
bir anda çekip gitti...

Sponsorlu Bağlantılar
düşünürken herşey çok iyiydi bir anda çekti gitti diyceksin belki kimbilir. oysaki biranda bitip tükenmez hiçbir şey zamanı vardır.
o süreci yakalamak gerekir görmek gerekir.
herkes göremez... birgün ansızın bitti diyen sesi duyarsın...

oysaki günler, haftalar, aylar öncesinden
o ses sana pekçok kereler imdat çığlıkları göndermişdir.
sen duymamışsındır.. mesela konuşma arasında
o sesin tınısı farklıymışdır aylar öncesinde..
sen o sırada gülüp eğlenip bambaşka bişey anlatıyosundur.
o sesi duymamışsındır bile.
zaten önce sesdeki tını farkıyla başlar...
sonra yavaş yavaş ruhlar uzaklaşır...
yanındayken çok uzağında olmaya başlar..
sen yanıbaşında sanırsın uzanıp elini tutabilirsin çünkü okadar yakındır.
ama ruhu uzaklaşmaya başlamışdır...
o anda farketsen tutup tekrar yanına çekebilirsin yakınlaştırabilirisin ama malesef farkında değilsindir...
biranda çekip gitti...
hayır aylar sürdü gitmesi.. hani kar yağar hafifce,
rüzgar yoktur kar tanelerininde hiç ama hiç aceleleri yoktur süzüle süzüle inerler yere..
önce sağa sonra sola giderler en sonda yere konarlar hafifce..
işte aşkta onlar gibi süzülerek uzaklaşır insan kalbinden..
bir süre sonra karlar tutar yollar kapanır ulaşılmaz olur ya..
işte sen farkettiğinde bitmişdir herşey..
anlamazsın.. sabah kalkarsın kar yağmış yolları kapatmış dersin..
biranda oluvermişdir..

biranda yok oluverdi.. biranda olu vermediki hiç birşey biranda yok oluversin..
daha geçen pazar arkadaşlarla beraberdik
gülüp eğlendik bişey yoktu mutluyduk diye düşünürsün..
oysaki karşındaki sana iki lafın arasında söylemişdir sıkıntısını...
tut elimden düşüyorum senden uzaklaşıyorum demişdir gözleriyle...
ama sen görmemişsindir...

biranda terk edip gitti...
daha dün yanımdaydı dersin şu telefonun ucunda,
şu kapının ardında.. biranda terk edip gitti.
oysaki daha dün sana artık çok mutsuz olduğunu
son şansı değerlendirip onu geri kazanmanı çığlıkları ile söylemişdir..
ama sen duymamışsındır...
oysaki bilsen onun son çığlık olduğunu duyarsın..
oysaki bilsen uzaklaşıyo ruhu senden uzanıp tutarsın elinden..
oysaki bilsen o son uzaklaşıyorum bak gidiyorum bakışı olduğunu göreceksin...

heyhat biranda çekip gitti..
daha geçen hafta mutluyduk..daha dün şu telefonun ucundaydı..
daha sabah...
oysa şimdi yokmuş gitmiş...

Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
17 Nisan 2007       Mesaj #942
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Biz yalnızlıktan doğduk o dagdagalı sudan
Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet
Sponsorlu Bağlantılar
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Yani afyon adilcevaz akçadağ turgutlu
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku

Buzlu mehtap alçakca kesmişti yolumuzu
Bütün kapılardan açıkca kovulmuştuk
Silahımız avcumuza yapışmıştı soğuktan
Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku
Kestiremedik ne yaptığımızı kim olduğumuzu
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Yani afyon adilcevaz akçadağ turgutlu
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku

Ne kadar korkmuştuk elimizden tutmadılar
Doğrudur kendi içimizde daraldığımız
Kim neyi savundu bilinmez nereye kadar
Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet
Başka bir yalnızlıkta boğulduk
havasizliktan
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Ne solculuğumuz solculuktu ne sağcılığımız
Karanlık bir kapı olup üstümüze kapandılar
Kimse bizi sevmedi
ağır kan kaybıyız

Atilla İlhan

Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
17 Nisan 2007       Mesaj #943
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

Cezmi Ersöz



Şiir Demeti
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
18 Nisan 2007       Mesaj #944
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
GİTTİĞİN GÜN TERKETTİM HÜRRİYETİMİ

gittiğin gün terkettim hürriyetimi
artık
sonsuza dek esaretimdin...
içimi acıtanbir şey vardı sesinde
bilmediğim...

ustram
neşterim
hançerim
sevdiğim...
biçtiğin işkencelerden
acılar beğendiğim...

bu nice esaretttir
akıl erdiremediğim...
bu ne silmektir kendimi
bu ne vaz geçmektir bilemediğim...
sanki senden önce hiç sevmedim
sanki senden gayrısına
hasret çekmedim
öfkelenmedim
delirmedim...

bu nasıl sen olmaktır
hiç farketmeden
bu nasıl yaşamaktır sıfır noktasında
ve nasıl farkındayım tükendiğimin...

prangam
zincirim
zindanım
darağacım
sevdiğim...
biçtiğin ölümlerden
ölümler beğendiğim...

bu nice bölünmektir kendimden
bu nice akıl dışı bir mevsimdir ki
zamanı mekanı kalmadı nefeslerimin
bu nice özlemektir seni söylesene
bu nasıl erimektir
utancında yüreğimin...

CEYDA GÖRK...
Nephthys - avatarı
Nephthys
Ziyaretçi
18 Nisan 2007       Mesaj #945
Nephthys - avatarı
Ziyaretçi
ANLIYOR MUSUN SEN...


Her sabah otururum deniz kenarina
Dalgali gene deniz su alaca aydinlikta
Gene dusundum seni onca dert arasinda
Caresizligim sen
Hasretim sen
Sevdamda yine sensin, sen
Care degil bilirim gozyaslarim
Care degil hep seni beklemek
Olsun genede ben baklerim
Niye bilmem dusunuyorumki seni
Soruyorum hep bunu kendime
Deniz kenarinda oturuyorken ben
Anliyormusun sen?



Ahmet Yılmam
NiliM - avatarı
NiliM
Ziyaretçi
18 Nisan 2007       Mesaj #946
NiliM - avatarı
Ziyaretçi
Özgür


belki birgün diyorum olacak
ama ne zaman olur
ne ben biliyorum ne de tahmin ediyorum
bişeylerden emindim
o gözlerin
bana bişeyler ifade ediyordu
ama ne?
belki duru güzelliğin
belki sessizliğin
belki de sana sen yokken aşık olmam
bilmiyorum
dudağımdan dökülen birkaç söz var sana
ister feryat de ister ilan-ı aşk
ne dersen de ama bi gün olur de


Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
18 Nisan 2007       Mesaj #947
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Sebepsiz değil elbet
Mahmur bir seher vaktinde
Sütbeyaz güvercinlerin
Yavrularını yalnız bırakarak
Pencereme konuk olmaları.
Senden bir haber mi var yoksa?

Sebepsiz değil elbet
Taze bir bahar gününde
Yağmurun ıslattığı toprağın
Taa ötelerin kokusunu getirir gibi
Her tarafımı sarıp sarmalaması.
Senden bir haber mi var yoksa?

29 -06- 98 /Taşkışla/ İST.

Samet Gül
Nephthys - avatarı
Nephthys
Ziyaretçi
19 Nisan 2007       Mesaj #948
Nephthys - avatarı
Ziyaretçi
Anla Artık




Gözlerimi odakladım gök yüzünün sonsuz maviliğine
Yıllardır hep sen girdin,yalnız hayallerime
Her şeyden çok sevdim seni
Havadan,sudan,hayattan bile
Senden başka bir düşüm olmadı
Canlandıramazdım gözümde seni,
O kadar güzeldin ki seni hayal bile edemezdim çoğu zaman.
Yıllar var ki ben sana aşığım,
Gecelere sor,yıldızlara sor,
Seni nasıl sevdiğimi




Kemal KARA
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
19 Nisan 2007       Mesaj #949
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
sen ey mavi bakışlı deniz
sıradışı birlikteliğimizin sonu geldi

sen ey mavi bakışlı beyaz köpüklü deniz
zil çaldı ve ay ikiye ayrıldı
sıradışı birlikteliğimizin sonu geldi

Mustafa Küçüktepe
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
19 Nisan 2007       Mesaj #950
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
İnanmak

Bardaktan seni içmek
Seni teneffüs etmek havada...
Dolaşmak,dolaşmak sana dönmek
Seni bulmak yuvada...

Yolumuzda aylar, yıllar
Basamak basamak...
Basamakların çıkamadığı yere
Kanatlarınla çıkmak...

Boşaltmak takvimden günleri
Günlerin üstünden yollara bakmak
Rüzgarla esmek, sularla akmak...

Baharı yollamak yollara
Alıkoymak bir nisanın tadını...
Dışarda herkes gibi seslenmek sana
Ve koynunda söylemek asıl adını...

İnanmak,inanmak,inanmak
Ninnilerinle uyuyup,türkülerinle uyanmak...

Arif Nihat Asya