Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 10 Ekim 2016  Gösterim: 8.598  Cevap: 4

Kişilik Nedir? Kişiliğin Yapısı ve Özellikleri

Kısaca
Bireyin toplumsal yaşam içinde edindiği ve büyük oranda toplumsal yapı tarafından belirlenen alışkanlıklarının; ruhsal, bedensel ve fizyolojik özelliklerinin tümüne; öznelleşmiş bireyselliğe KİŞİLİK denir.
11 Mart 2009 22:42       Mesaj #1
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye

Kişilik

Ad:  kişilik.jpg
Gösterim: 571
Boyut:  47.6 KB

Bireyin toplumsal yaşam içinde edindiği ve büyük oranda toplumsal yapı tarafından belirlenen alışkanlıklarının; ruhsal, bedensel ve fizyolojik özelliklerinin tümü; öznelleşmiş bireysellik. Herhangi bir insan bireyi kendisini öbür benzerlerine bağlayan ortak yetilerle, ortak davranış biçimleriyle belirgindir. Bir birey, kendi yaşam deneyleri içinde kendi özelliklerini kazandıkça kişileşir, buna göre kendini başka insanlar arasında toplumsal-tarihî bir varlık olarak kavramaya başlar, belli bir dünya görüşüne bağlanır, kendi bakış açıları oluşur. Bu yüzden kişilik, bilinçli bireysellik diye de tanımlanabilir. Scheldon'un tanımı bu konuda belki de en uyarlı tanımdır: "Kişilik, bireyin tanımayla, duymayla, eylemle, ruhsallıkla ve oluşumla ilgili özelliklerinin etkin kuruluşudur." A. Porot ve Th. Kemmerer'in tanımı da oldukça kapsayıcıdır: "Kişilik, bir bireyin zihinsel yapısına o bireye özel görünüm kazandırmak üzere katılan tüm ögelerin bileşimidir."

Sponsorlu Bağlantılar
Kişileşmiş birey bir bilinç ve özgürlük etkinliği ortaya koyar. Normal bir kişiliğin başlıca nitelikleri birliklilik, canlılık, bilinçlilik, çevreye uyarlıktır. Böylelikle kişileşme her zaman yalnızca bireyselin sınırlarında kalmaz, toplumsala da ulaşır, hemen her yerde kişilikli toplumsal davranışlar görmek olasıdır. Ne var ki toplumsal kişilik, bireysel kişiliklerin bir bileşkesi olduğundan sorun yine her zaman kişiliğin bireysel düzeyde araştırılmasına indirgenecektir. Kişilik araştırmaları yöntemlerinin başında kişilik testleri gelir. Bu testler kişiliğin belirgin yapısal özelliklerini ortaya çıkarmakta büyük ölçüde yardımcıdır. Ancak bu testlerin sonuçlarına şaşmaz sonuçlar olarak bakmak da doğru olmaz. ABD'de yapılan bir kişilik araştırması yüz büyük işletme yöneticisinden doksanının yaratıcı nitelikte olmadığını ortaya koymuştur.

Kişilik Yapısı: İd, Ego ve Süper Ego

Freud, kişiliği oluşturan üç temel yapıdan söz eder:
  • İd
  • Ego
  • Süper ego
Bu üç yapıyı arzu, mantık ve vicdan olarak da düşünebiliriz. Eğer ki kimi zamanlarda farklı bir kişiymişçesine hareket ettiğinizi düşünüyorsanız bu dalgalanmalar Freud'a göre farklı kişilik yapılarınızın savaşımından kaynaklanıyordur.

İd,


ilkel ve doğuştan getirdiğimiz dürtülerimizi kapsar. Bedensel ihtiyaçlarımızın, cinsel arzularımızın ve saldırgan tepkilerimizin idden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Freud'a göre idin arzu ve istekleri tamamen bilinç dışı ve " zevk prensibi"yle işlemektedir. İdin temel güdülerimizi kapsadığını düşününce, zevk prensibiyle işlemesi doğal. Çünkü ilkel güdüler, arzulara bir an önce doyum arayıp bireyin davranışlarını bu yönde şekillendirebilirler.
Ancak ne yazık dünya tüm arzu ve dürtülerimizi o anda tatmin etmemize olanak sağlamaz. Eğer haz tatmini odaklı yaşamaya devam edersek pek çok sorunla yüz yüze kalabiliriz. Yaşamın bu şartlarıyla başa edebilmekse ikinci kişilik yapımız olan egoya düşer.

Ego


idin tatmin edilebileceği elverişli şartlar oluşana kadar onu kontrol altında tutar. Öyleyse ego "gerçeklik prensibi"yle işlemektedir. Çevresel şartları değerlendirerek pek çok davranışın olası sonuçlarını tartar. Bu şekilde, uygun zamanı kollayarak bireyin anlık dürtüleri sonrasında acı çekmesini engellemiş olur. Egonun kimi işlevleri bilinçliyken kimileri bilinç dışı gerçekleşir.

süper ego


Süper ego da tıpkı ego gibi idin arzu ve isteklerini baskı altında tutmaya çalışır. Ancak ego idin tatminleri için uygun zamanlar kollarken süper ego ahlak kurallarını devreye sokar. Daha açık bir deyişle, idin bu yönde tatmininin doğru olup olmadığını sorgular. Süper ego için tatminde yalnızca doğru zamanın kollanması değil, ahlaki kurallara uygunluk da önem kazanır.
Ailemizden edindiğimiz eğitim, yaşadığımız toplumun normları ve kendi deneyimlerimiz süper egonun oluşumunda en önemli etkenleri oluşturur. Ancak süper ego geliştikçe, ilkel güdülerimizin tatmini daha da fazla engellenmiş olur. Bu nedenle de ego, id ile süper ego arasında bir anlamda köprü görevi üstlenmiş olur. Bunu bir şekilde bir savaşım ve çatışma olarak da düşünebiliriz. Sürekli olarak kişiliğimizi oluşturan bu yapılar birbirleriyle çekişmek zorunda kalırlar. İşte, bu savaşım Freud'a göre kişiliğin ve çoğu psikolojik rahatsızlığın temelini oluşturur.

BAKINIZ

Kişilik Tipleri
Kişilik Bozuklukları

Son düzenleyen Safi; 10 Ekim 2016 00:25


23 Mart 2010 22:22       Mesaj #2
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
kişilik
kişiyi başkalarından farklı kılan ve toplumsal ilişkileri içinde gözlemlenebilen örgütlü ruhsal, bedensel, işlevsel özellikler bütünü.

Kişiler arasındaki benzerlik ve farklılıkları saptamak, bir dizi benzerlik ya da farklılığın bir kalıp ya da model halinde nasıl örgütlendiğini araştırmak amacıyla değişik kişilik kuramları geliştirilmiştir. Eski Yunan’da, kişinin bedensel ve ruhsal sağlığının, suyuk adı verilen dört beden sıvısı arasındaki dengeye bağlı olduğu ve her kişilik özelliğinin bir suyuktan kaynaklandığı kabul edilirdi. Buna göre kan heyecanlı, kara safra melankolik, san safra öfkeli, balgam kayıtsız kişilik özelliklerine yol açıyor ve bu sıvılann vücuttaki oranı ruh durumunu belirliyordu.

Çağdaş kuramlar. Tip, nitelik, durum, özellik ve davranış kuramları gibi başlıklar altında toplanabilen çağdaş kişilik kuramla- nnda, çoğunlukla tekil özelliklerden yola çıkarak genellemelere gitme eğilimi ağır basar.

Tip kuramlarında kişilik beden yapısına göre sınıflandırılır. Alman psikiyatr Ernst Kretschmer’in öncülük ettiği bu kuram, üç temel beden tipine (somatotip) dayanır. Geniş gövdeli, kısa kol ve bacaklı, şişmanlama eğilimindeki kişilerin oluşturduğu piknik tip, Kretschmer’in klinik gözlemlerine göre manik-depresif psikoza ve siklotimi denen duygusal dalgalanmalara yatkındır. Bunun karşıtı olan astenik tipin özelliği ince uzun gövde, uzun kol ve bacaklar, kilo almama eğilimidir; astenik tipler şizofreniye yatkındır. Geniş omuzlu ve dar kalçalı atletik tipler ise ruh ve akıl hastalıklarına en az yatkın olan kişilerdir. Daha sonra tanımlanan displastik tip, bu üç tipin hiçbirine tam uymayan karışık beden özellikleri gösterir. Önceleri ilgi gören, hatta popüler bir nitelik kazanan bu sınıflandırma, bedensel özelliklerle kişilik arasında kesin bir bağlantı olmadığı gerekçesiyle giderek terk edilmiştir.

Durum kuramları ya da analitik kuramlar, Sigmund Freud’un psikanaliz kuramından türemiştir. Bu kurama göre kişilik üst benlik, benlik ve ilkel benlik denen ruhsal katmanlara ayrılır ve bunlar arasındaki etkileşimin sonucu olarak gelişir. Çoğunlukla cinsel içerik taşıyan, biyolojik kökenli dürtüler de bu etkileşimde belirleyici bir rol oynar. Kişilik gelişimini tümüyle bilinçdışı süreçlerle açıkladığı, tarihsel ve toplumsal koşulları göz ardı ettiği gerekçesiyle eleştirilmesine ve çeşitli değişikliklere uğramasına karşın bu yaklaşım, çağımızın en etkili ve popüler kişilik kuramlarındandır.

Cari G. Jung da, Freud’unki kadar kapsamlı bir kişilik kuramı geliştirmemekle birlikte, gene bilinçdışı öğelere ağırlık vermiş ve bu kavramı daha da genişleterek kolektif bilinçdışı kuramını ortaya atmıştır. Jung’a göre kolektif bilinçdışı insanın ortak fiziksel ve davranışsal özelliklerini belirler; kişi bilinçli “aklı” ile kendini tanır, ama kolektif bilinçdışı onun tarihi ve bilinçsiz olan yanıdır. Öte yandan kişi, Jung’un persona adını verdiği bir tür maske aracılığıyla kişiliğin bilinçdışı öğelerini dışa vur- maksızm toplumda kabul görebilir.

Alfred Adler, Freud ile Jung’un toplumsal etkenleri dışta bırakan kişilik kuramlarına karşı bireysel psikolojinin(*) öncülüğünü yaptı. Kendi kişilik kuramında insanın gücünü ve bilinçli etkinliğini vurgulayarak eksiklik duygusunun giderilmesine yönelik çabaların kişilik gelişimine temel olduğunu öne sürdü. Bu çabalar olumlu yönde geliştiğinde kişiliğin de olumlu nitelikler kazanacağını, yoksa saldırgan dürtülerin gelişeceğini savundu. Kendini gerçekleştirme adını verdiği bu sürecin amacı topluma uyum sağlama ve kabul görmeydi.

ABD’li psikolog Henry A. Murray, kişiliğin gereksinimler içinde oluştuğunu öne sürdü. Onun hazırladığı gereksinimler listesi, kişiliğin istatistik yöntemleriyle çözümlenmesine dayalı testlerin temelini oluşturdu. Bu testlerin bilinçdışı davranışları ortaya çıkarma amacı taşıması, kişiliğin de bilinçdışı süreçlerin ürünü olduğu savma yol açmıştır.
ABD’li psikolog Gordon W. Allport kişiliği tümüyle bireysel ve tekil özelliklerden oluşan bir bütün olarak ele aldı. Ona göre insan davranışı değişmeyen, tümüyle öznel ve tekil kişilik özelliklerince belirleniyordu.

ABD’li psikolog William McDougall’ın kişilik özellikleri (trait) kuramına göre ise kişilik, kalıtsal (birincil) ve öğrenilmiş (ikincil) özellikler bütünüdür. Kişilik özelliklerini tek tek ele almaya dayanan bu yaklaşımlar sonucu 1930’larda, faktör analizi denen istatistiksel yöntem ortaya çıktı. Test verilerinin ölçümü sonucunda farklı “faktör”ler, yani iddiacı, candan, duygusal, vicdanlı gibi kişilik özellikleri belirleniyordu. Faktör analizinin amacı bu tür kişilik özelliklerinin olabildiğince değişmez bir biçimde sınıflandırılması ve bunun kişiliklerin gruplara ayrılmasında ya da psikiyatrik tanıda kullanılmasıydı.

Kişiliğin toplumsal boyutu.


Kişilik sorunu tartışmalarının temelini, kişisel ile toplumsal olan arasındaki fark ve ilişkiler oluşturur. Deneyci kuramlar kişiliği öznel, toplumsal olandan bağımsız, değişmez özellikler bütünü biçiminde ele alırken, diyalektik kuramlar kişiliği, öznel olanın toplumsal olanla etkileşimi içinde gelişen ve yaşam boyu değişim gösteren bireysel özellikler olarak değerlendirir.

İnsanın amacı, eylemleri ve kimliği, bu tartışmanın bir başka boyutudur. Eğilim, gereksinim, ilgi ve ülküler insanın amacını oluşturur. Belirli bir etkinliğe olan eğilim ve ilgi sonucunda belli gereksinimler ortaya çıkar. Çocuklukta oyunla başlayan ve giderek işe dönüşen etkinliğe yönelik ilginin belirmesinde toplumsal etkenlerin rolü büyüktür. Eylemler ise ilgiye yönelik belirli beceri ve yeteneklerin sonucudur. Ürün verici bir işin doğması gereksinimleri artırır, çeşitlendirir, değiştirir ve böylece yeni ilgi alanları ile ülküler belirir; yetenekler yeniden gelişir ve artar. Dolayısıyla insanın amacı ve eyleminin açıklanması da toplumla ve topluma sunulanla geri besleme ilişkisi içinde sürekli değişim gösterir.

insanın kimliğini ise mizaç ve karakter kavramlarıyla birlikte ele almak gerekir. Mizaç kişiliğin dinamik yanını oluşturur. Bir yandan tezcanlılık, atılganlık gibi özelliklerle etkinliğin hızını belirlerken, duygusal etkileşimdeki kalıcılık ve güçlülüğü de içerir. Mizacın hareket ve duygu alanındaki bu ikili özelliği, beyin kabuğu ile beyin sapı arasındaki yapısal ilişkinin dengesine bağlıdır. Rus fizyolog İvan Pavlov, beyin kabuğunda oluşan uyarılma ve ketleme süreçlerine göre mizacı güçlülük, dengelilik, hareketlilik çizgisi içinde dört tipe ayırır:
1) Güçlü, dengeli, hareketli-canlı tip,
2) güçlü, dengeli hareketsiz-sakin, yavaş tip,
3) güçlü, dengesiz-engelsiz tip,
4) zayıf tip.

Kişinin dış dünya, toplum, toplumsal değer yargılan ve başka insanlarla ilişkilerinde toplumun kişiye vermiş olduğu değer biçiminde tanımlanabilen karakter, yapısal ve kalıtsal bir nitelik taşımaz, çevre koşullarınca belirlenir. Toplumsal ve kişisel açıdan önemli olan koşul ya da davranışlar arasındaki uyum, karakteri önemli ölçüde etkiler. Ödev ve sorumluluk içinde belirlenen bu etki, tutum ve davranışlara yansır; güdülenim sürecinde giderek alışkanlık biçimine bürünür. Toplumsal ve kişisel davranış arasındaki çelişkinin derinleşmesi sonucunda dış dünya ile çatışmalı karakter oluşur. Ayrıca bak. kişilik bozuklukları.

Kişilik ölçümü ve değerlendirmesi.


Kişiliğin ölçümü ve değerlendirilmesinde kullanılan yöntemler, genel olarak test yöntemleri ve test dışı yöntemler biçiminde ikiye ayrılır. Başlıca test dışı yöntemler görüşme ve gözlemdir. Görüşme, genellikle soru-yanıt biçiminde gerçekleştirilir. Bununla birlikte konuşmanın planlı, sistemli ve standart olması önemlidir. Bu yöntem hiçbir zaman bir içgözlem aracı olarak değerlendirilmemelidir. Genellikle işe almada, işe yatkınlık, iş deneyimi ve amacı gibi konuların araştırılmasında ya da psikiyatrik görüşmede sorunu ve hastalığı saptamada kullanılır.

Nesnel gözlem de denen davranış gözlemi, insan davranışlarının doğal ya da oyun grubu gibi yapay bir ortamda incelenmesi ilkesine dayanır. Gözlemin öznellik ve etkilenmeden uzak biçimde tümüyle dışarıdan yapılması ve değerlendirmenin ruhsal süreçlere yansıtılmasında nesnel hipotezlerin kurulmuş olması gerekir. Bunun gerçekleşmemesi durumunda dış gözlem iç ruhsal süreçlerle özdeşleştirilir ve öznel bir değerlendirme ortaya çıkar. Gözlem ve görüşme verilerinin standartlaştırılması amacıyla çoğu zaman değerlendirme tabloları kullanılmaktadır.

Kişiliğin güvenilir, yararlı bir biçimde saptanmasını amaçlayan ve zekâ testleri örneğinden yola çıkarak oluşturulan kişilik testleri, özellikle Batı ülkelerinde yaygın kullanım alanı bulmuştur.

Test yöntemleri başlıca iki grupta toplanır; bunlar kişilik dökümü ve yansıtma teknikleridir. Kendini anlatma ilkesine dayalı testlerin en yaygını, ABD’li psikolog Robert S. Woodworth’ün geliştirdiği Woodworth Kişisel Veri Kâğıdı’dır (WPDS) ve ilk olarak I. Dünya Savaşı’nda, savaşa hazır olmayan erleri saptamak amacıyla kullanılmıştır. Minnesota Çok Aşamalı Kişilik Dökümü (MMPI), genellikle İngilizce konuşulan ülkelerde kullanılmakla birlikte çoğu Batı ülkesinin diline de çevrilmiş ve buralarda kullanım alanı bulmuştur. Doğru-yanlış biçiminde düzenlenmiş 550 tümceden oluşan test, genellikle klinik psikolojide kullanılır. Şizofreni, ruhsal çöküntü ve paranoya gibi çeşitli bozuklukları belirten dokuz klinik cetvel söz konusudur. Bu cetvellerde yüksek değerler elde edilmesi, psikiyatrik bir sorunun varlığını gösterir. MMPI’nın tersine herhangi bir ruhsal bozukluk göstermeyen kişilere uygulanan California Psikolojik Dökümü (CPI) ise kendini denetleyebilme, toplumsallık, esneklik gibi değerleri ölçmede kullanılır. İngiliz psikolog Hans Jürgen Eysenck’in geliştirdiği Eysenck Kişilik Dökümü (EPI) özellikle nevrotikliği ve dışadönüklüğü ölçmede kullanılır.

Yansıtma testleri, kişinin olabildiğince özgür ve rahat bir biçimde kendine özgü düşünce ve davranışları yansıtmasını sağlamak amacıyla oluşturulmuştur. Bu tür testlerde, mürekkep lekesi gibi karmaşık ve çok çeşitli çağrışımlar yaratmaya elverişli uyaranlar kullanılır.

Kişinin bilinçdışını yansıttığı kabul edilen ve savunma mekanizmaları, gizli heyecanlar, bunaltı (anksiyete) gibi ruhsal durumların ortaya konmasını hedefleyen bu testler başlıca dört tekniğe dayanır:
1) Eksik bir parçanın tamamlanmasına dayanan tamamlama tekniği,
2) uyaranın yarattığı ilk çağrışımın ortaya konmasını içeren çağrışım tekniği,
3) kişinin resim gibi bir ürünü ortaya koymasına dayanan yaratma tekniği,
4) kişinin herhangi bir yolla kendini dışavurmasına dayanan etkileme tekniği.

İsviçreli psikiyatr Hermann Rorschach’ın geliştirdiği Rorschach mürekkep lekesi testi, psikiyatrik tanıda zaman kazandırıcı bir yöntem olarak kabul edilir. Test, bazıları renkli olan çeşitli biçimlerdeki mürekkep lekelerine kişinin verdiği anlamların değerlendirilmesine dayanır. Lekeler, kâğıda rasgele damlatılan mürekkebin kâğıdın ikiye katlanmasıyla aldığı biçimlerden oluşur. Batı’da en çok kullanılan kişilik testi olmasına karşın, standartlaştırma güçlüğü ve öznel değerlendirmelere açık olması nedeniyle Rorschach’ın güvenilirliği tartışmalıdır. Sonradan geliştirilen 45 lekeli Holtzman mürekkep lekesi testi de bu tür testlere önemli bir yenilik katmamıştır.

Tema Kavrama Testi (TAT) 30 siyah- beyaz resim ile boş bir karttan oluşur. Test Rorschach’ta olduğu gibi kişinin resimlere bakarak öykü uydurmasına dayanır. Bu öykülere göre kişilik değerlendirilir. Rorschach’taki kadar olmamakla birlikte bu testte de standartlaştırma sorunu vardır. Jung’un geliştirdiği sözcük çağrışım testi, bir listedeki sözcüklerin kişide uyandırdığı ilk düşünceden yola çıkarak kişiliği değerlendirmeyi amaçlar. Bunun daha geliştirilmiş biçimi olan tümce tamamlama testi ise TAT’ta olduğu gibi öznel öğeler taşıdığından tartışmalıdır.

Öte yandan kişilik testleri, çeşitli açılardan eleştirilmektedir. En önemli eleştirilerden biri, teste verilen ya da verilmeyen yanıtın farklı ruhsal durumları yansıtmadığı ve genellikle bir sınav temelinde düzenlenen testlerin, kişinin gelişimi ile bu gelişimdeki etkin öğeleri ortaya koymadığı biçimindedir. Aynca, anlık ve çok bileşenli bir durumu yansıtan bu testlerden yola çıkarak kişinin geçmişi ve geleceği konusunda karar vermenin sakıncaları vurgulanmıştır. Bu eleştirilere göre, testleri daha baştan yanlı ve tartışmalı kılan bir başka sakınca da, farklı eğitim ve gelişim basamaklarından, farklı koşullardan gelen insanların aynı ölçütlere göre sınıflandırılmasıdır. Son olarak da, bireysel farklılıkları bulmak amacıyla oluşturulan testlerin, standartlaştırma zorunluluğu yüzünden kişilerin kalıplaşmış bir dökümüne dönüştüğü ileri sürülmektedir.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 9 Ekim 2016 23:56
5 Ekim 2013 15:25       Mesaj #3
buz perisi - avatarı
VIP Lethe
Kişilik
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

Bireyin toplumsal yaşam içinde edindiği ve büyük oranda toplumsal yapı tarafından belirlenen alışkanlıklarının; ruhsal, bedensel ve fizyolojik özelliklerinin tümü; öznelleşmiş bireysellik. Herhangi bir insan bireyi kendisini öbür benzerlerine bağlayan ortak yetilerle, ortak davranış biçimleriyle belirgindir. Bir birey, kendi yaşam deneyleri içinde kendi özelliklerini kazandıkça kişileşir, buna göre kendini başka insanlar arasında toplumsal-tarihî bir varlık olarak kavramaya başlar, belli bir dünya görüşüne bağlanır, kendi bakış açıları oluşur. Bu yüzden kişilik, bilinçli bireysellik diye de tanımlanabilir. Scheldon'un tanımı bu konuda belki de en uyarlı tanımdır: "Kişilik, bireyin tanımayla, duymayla, eylemle, ruhsallıkla ve oluşumla ilgili özelliklerinin etkin kuruluşudur." A. Porot ve Th. Kemmerer'in tanımı da oldukça kapsayıcıdır: "Kişilik, bir bireyin zihinsel yapısına o bireye özel görünüm kazandırmak üzere katılan tüm ögelerin bileşimidir."

Kişileşmiş birey bir bilinç ve özgürlük etkinliği ortaya koyar. Normal bir kişiliğin başlıca nitelikleri birliklilik, canlılık, bilinçlilik, çevreye uyarlıktır. Böylelikle kişileşme her zaman yalnızca bireyselin sınırlarında kalmaz, toplumsala da ulaşır, hemen her yerde kişilikli toplumsal davranışlar görmek olasıdır. Ne var ki toplumsal kişilik, bireysel kişiliklerin bir bileşkesi olduğundan sorun yine her zaman kişiliğin bireysel düzeyde araştırılmasına indirgenecektir. Kişilik araştırmaları yöntemlerinin başında kişilik testleri gelir. Bu testler kişiliğin belirgin yapısal özelliklerini ortaya çıkarmakta büyük ölçüde yardımcıdır. Ancak bu testlerin sonuçlarına şaşmaz sonuçlar olarak bakmak da doğru olmaz. ABD'de yapılan bir kişilik araştırması yüz büyük işletme yöneticisinden doksanının yaratıcı nitelikte olmadığını ortaya koymuştur.
9 Ekim 2016 22:57       Mesaj #4
Safi - avatarı
SMD MiSiM

KİŞİLİK


1. Kendi beninin bilincinde olan kişinin ruhbilimsel bireyselliği; şahsiyet: Kişilik bölünmesi.
2. Kişiyi ötekilerden ayıran bedensel ve ruhsal özellikler bütünü; bir kimsenin az ya da çok belirgin bir özgünlük göstermesine yarayan görünüş; karakter: Bir sanatçının güçlü kişiliği. Kişilikten yoksun olmak. Hiçbir kişiliğe sahip olmamak. Silik bir kişilik.
3. Bir insanın gerçek hayatta oynadığı rol: Yazıhanedeki kişiliği, evindeki kişiliğinden çok farklı.
4. Kişilik kazanmak, belirgin özellikler edinerek özyapısı oluşmak.

—Antropol. Temel kişilik, Ralph Linton ve Abram Kardiner'e göre, "birincil" kurumlarca (çocukların eğitim kuralları, aile düzeni, vb.) biçimlendirilen ve sıraları gelince "ikincil” kurumlarda, yani folklor ve mitolojide dile gelen, bireye ilişik öğelerin tümü. (Böylece temel kişilik, bireyin davranışlarını biçimlendiren bilinçdışı bir altyapı oluşturur.)

—Huk. Hukuk öznesi olma durumu; hak sahibi olabilme yeteneği. (Eşanl. ŞAHSİYET.) [KİŞİ.]

—Med. huk. Kişilik hakkı, kişinin maddi ve manevi bütünlüğü üzerindeki mutlak hak. (Eşanl. ŞAHSİYET HAKKI.)

—Psikan. Kişilik bozukluğu, psikanalistlerce tanımlanan nitelikte nevroza benzer patolojik kişilik yapısı.

—Ruhbil. Ruhbilimcilerin öznenin davranışlarından yola çıkarak ruhsal işleyişini ve özellikle ruhsal aygıtın duygusal görünüşünü açıklamak için geliştirdikleri kuramsal tasarım. (Bk. ansikl. böl.) ll Kişilik testi, YANSITMALI' TEST’in eşanlamlısı.

♦ sıf. Say. sıf. + kişilik, belirtilen sayıda kimseyi alacak ya da onlara yetecek miktarda olan: Üç kişilik odalarımızın hepsi dolu. Bir oturuşta iki kişilik yemek yemek; belirtilen sayıda kimseden oluşan: Dört kişilik bir grup.

—ANSİKL. Med. huk. Kişilik hakkı mutlak bir haktır; herkese karşı ileri sürülebilir. Bu hak kişiye bağlıdır, başkasına devredilmez; mirasçılara geçmez. Kişilik hakkı doğumla kazanılır, ölümle son bulur. Kişinin vücut tamlığına, onuruna, kişisel sırlarına, adına ilişkin haklar kişilik haklarıdır.

—Ruhbil. Aynı kişinin tutumlarında saptanan süreklilik, her bireyi gözlemlenen tutum biçimlerinden çıkarsanan bir özellikler ya da kişilik nitelikleri bütünüyle nitelendirmeye yönlendirir. Bu çıkarsamalara, ruhsal işleyiş üzerindeki kuramsal görüşler yön verir. Günümüzde en çok yararlanılan model, kişilik yapılarının yaşamın ilk yılları boyunca oluştuklarını savunan psikanaliz kuramıdır. Özellikle savunma mekanizmaları, nesne bağlantı tipi ve birincil ve ikincil süreçler kavramları, bu açıdan bir kişilik tipini belirlemeye yarar.

Kişilik yatkınlığı kavramı, geçici tutum biçimlerinin ötesinde, her kişiliği belirginleştiren daha sürekli eğilimler bulunmasını içerir. Buna göre kişilik, bu yatkınlıkların yapısı ya da dinamik örgütlenmesi olarak tanımlanabilir. Bireyin değişik ve genellikle çalışmalı tutumları, kaynağını aynı özne den alan tutumlar olarak kabul edilir, böylece kişiliğin zaman içindeki özdeşliğiyle de tanımlanması gerekir; çünkü vücudun özdeşlik ve birliği, güçlü bir biçimde kişiliğin özdeşlik ve birliğini esinler. Olayların etkisiyle, kişiliğin bazı kesimlerinde değişiklikler olabileceği kabul edilmekle birlikte, bu değişiklik ve duraksamalar oldukça dar sınırlar içinde yer alır.

Kişilikler arasındaki farklılıkların bilimsel incelenmesi, özellikle yansıtmalı teknikler aracılığıyla gelişti. Tipoloji kişilikler arasındaki farklılıkları yapısal ve kalıtımsal bir nitelik olarak görürse de özellikle behavi- orculuğa ya da temel kişilik kavramını ge- liştiren kültürel antropolojiye dayanan öteki yaklaşımlar, bu farklılıkların kazanılmış niteliği ve birincil eğitim ve toplumsallaştırma uygulamalarıyla biçimlendirilmeleri üzerinde dururlar.

KİŞİLİKLİ


1. Kişiliği güçlü, tutarlı kimse, bu kimsenin tutumu ve bunu dışa vuran şey için kullanılır: Kimlikli bir kadın. Son olaylarda kişilikli bir tavır sergiledi. Kişilikli bir yüz. 2. Tutarlı, sağlam, kararlı olan şey için kullanılır: Kişilikli bir diplomasi örneği.

KİŞİLİKSİZ


1. Kişiliği güçlü olmayan, tutarsız kimse bu kimsenin tutumu ve bunu dışa vuran şey için kullanılır: Kişiliksiz bir adam. Kişiliksiz bir yüz.
2. Tutarlı olmayan, kararsız ya da belli bir özelliği bulunmayan şey için kullanılır: Kişiliksiz bir politika. Kişiliksiz bir yapı.

Kaynak: Büyük Larousse
9 Ekim 2016 23:07       Mesaj #5
Safi - avatarı
SMD MiSiM

KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ


Bireylerin doğuştan getirdiği özellikler ile sonradan toplum içerisinde yaşamanın kazandırdığı özelliklerin toplamı olarak tanımlanan kişilik, örgüt içindeki davranışlarının da belirleyicilerindendir.

Bu araştırmada, daha önce Antonioni (1998) tarafından aynı amaçla kullanılmış olan Beş Kişilik Faktörü ele alınmıştır. Bu kişilik özellikleri çift kutuplu olarak şöyle sıralanmaktadır; dışa dönüklük-içe kapanıklık, geçimlilik- geçimsizlik, sorumluluk-sorumsuzluk, açıklık-kapalılık ve duygusal dengesizlik- duygusal tutarlılık. Bu kişilik özellikleri aşağıdaki gibi açıklanabilir:

Dışa dönüklük (extroversion)


toplum içinde olmayı seven, aktif, konuşkan, insan odaklı, iyimser, eğlenmeyi seven, sevgi dolu, risk alabilen, duygularını gösteren, değişikliği tercih eden bireyler iken, içe kapanıklık- çekingen, ağır başlı, coşkun olmayan, mesafeli, görev odaklı, utangaç ve sessiz olmakla ilişkilidir.

Geçimlilik (agreeableness)


yumuşak kalpli, iyi huylu, güvenilir, yardımsever, merhametli, kolay aldanan, dürüst bireyleri ifade ederken, buna karşın geçimsizlik- alaycı, kaba, şüpheci, işbirliği yapmayan, kinci, merhametsiz, sinirli ve dalavereci olmakla ilişkilidir. Yüksek düzeyde geçimlilik özelliğine sahip bireyler için bireyler arası karşılıklı etkileşim gerektiren görevler daha cazip görevlerdir ve bu bireyler bu tür görevlerde daha yüksek performans sergilemektedirler.

Sorumluluk (conscientiousness)


hem proaktif (çalışkan, hırslı) tarafları, hem de çekingen (düzenli, titiz, görevine düşkün) tarafları olmayı içermektedir. Sorumluluk özelliği ayrıca güvenilir ve kararlı olma derecesi ile ilgiliyken, buna karşılık sorumsuzluk- amaçsız, güvenilmez, tembel, düzensiz, gevşek, ihmalci, kararsız ve zevk düşkünü olmakla ilişkilidir.

Açıklık (openness)


meraklı, her şeyi öğrenmek isteyen, ilgi alanı geniş, yaratıcı, orijinal, hayal gücü kuvvetli, yenilikçi olmakla ilişkilidir. Açıklık özelliğine sahip bireylerin zeki, meraklı, kültürlü yanları nedeniyle örgütlerde öğrenme performansı yüksek bireyler olduğu görülmektedir. Buna karşılık kapalılık- gelenekçi, gerçekçi, ilgi alanı dar, sanatsal yönü olmamak ve analitik olmamakla ilişkilidir.

Duygusal dengesizlik (neuroticism)


alıngan, sinirli, korkak, kendine güvensiz, sosyal korkusu olan, çaresiz, yetersiz, güvensiz, kuruntulu olmayı içermekteyken, duygusal tutarlılık- sakin, rahat, kendine güvenen, kuvvetli, sabırlı ve kendi halinden memnun kişileri tanımlamaktadır.


Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç