Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 20 Ağustos 2016  Gösterim: 3.091  Cevap: 4

Mona Lisa - Leonardo da Vinci

coldfire91
31 Mayıs 2008 12:22       Mesaj #1
coldfire91 - avatarı
Ziyaretçi

Leonardo Da Vinci's ''Mona Lisa''

Ad:  monalisa1.jpg
Gösterim: 685
Boyut:  58.4 KB

Mona Lisa rönesans sanatçısı Leonardo da Vinci'nin eseridir. Tablodaki kadın, yüzündeki "gizemli gülümseme" ile sanat tarihinin bir parçası haline gelmiştir.
Leonardo, "Mona Lisa" tablosu için çalışmalarına 1503 yılında başladı ve eseri tamamlaması üç - dört yıl sürdü. Eser şu anda Fransadaki PARİS-Louvre müzesi'nde sergilenmektedir. Ayrıca tablonun güvenliği gelişmiş bir X-ışını sistemiyle sağlanmaktadır.
Sponsorlu Bağlantılar

Modelin kimliği


"Mona Lisa" tablosunda betimlenmiş olan kişinin kimliği kesinlikle belirlenememiş olmasına karşın; sanat tarihçileri, modelin kimliği ile ilgili pekçok fikir yürütmüş ve iddialarda bulunmuşlardır. Leonardo hakkındaki ilk biyografiyi yazan Vasari, dönemin önemli kişilerinden biri olan Francesco del Giocondo'nun eşi Mona Lisa'nın tabloda resmedilen kişi olduğunu düşünmüştür. Bu kişinin kimliği ile ilgili sayısız iddiadan sadece biridir. İşte bu nedenle "Mona Lisa", aynı zamanda "Jocondo" olarak da anılır.
Bell laboratuvarları'ndan, dr Lillian Schwartz Mona Lisa'nın, Leonardo'nun kendi-portresi olduğu fikrini ortaya atmıştır. Bunu savı ortaya atarken dayandığı kanıtlar, sayısal analizler yardımı ile elde edilen, Leonardo'nun ve tablodaki modelin yüz özelliklerinin aynı olduğununa dair sonuçlardır.Ayrıca bazı iddialar da Mona Lisa'nın Leonardo Da Vinci'nin yanında çalışan bir kişi olduğu yönündedir. Doğruluğu kanıtlanmasa da bu yönde iddialar çoğalmaktadır.

Leonardo, genç bir noter olan Ser Piero da Vinci'nin ve muhtemelen bir çiftçi kızı olan Caterina'nın evlilik dışı çocuğu olarak İtalya'da, Floransa kentine bağlı Vinci kasabası yakınlarındaki Anchiano'da dünyaya geldi.
Leonardo Avrupa'daki modern isimlendirme kurallarının oluşmasından önce dünyaya gelmişti; bu yüzden tam ismi, "Vincili Piero'nun oğlu Leonardo" manasına gelen "Leonardo di Ser Piero da Vinci"dir. Leonardo eserlerini ya "Leonardo" ya da "Io, Leonardo (Ben, Leonardo)" olarak imzalamıştır.Her ne kadar somut kanıtlar bulunmasa da, Leonardo’nun annesi Caterina'nın Piero'ya ait olan Ortadoğulu bir köle olduğu tahmin ediliyor. Leonardo’nun doğduğu yıl, babası Albiera adındaki ilk eşi ile evlendi, Caterina ile ise hiç bir zaman evlenmedi.Leonardo’ya bebekliğinde annesi baktı, ancak bir kaç yıl sonra annesi başka biriyle evlendirilerek komşu kasabaya yerleşince Leonardo, babasının da nadiren uğradığı büyükbabasının evinde yaşamaya başladı, arada sırada Floransa’ya babasının evine giderdi. Babasının ilk eşinden çocuğu olmadığı için aileye kabul edilebilmişti ama hiç bir zaman meşru bir çocuk olarak görülmedi ve amcası Francesco dışında ailesindeki kimseden sevgi görmedi.

Leonardo da Vinci’nin 1466-1472 yılları arasında bilinen hiç bir eseri yoktur. Bu çıraklık döneminde atölyede boyaları karıştırdı, resimlerin küçük bazı bölümlerini boyadı. 1472’de Floransa'da bağımsız bir ressam oldu. Ancak ustasının atölyesinden ayrılmadı.Leonardo da Vinci’nin bilinen ilk resmi 5 Ağustos 1472 tarihli "Arno Vadisi" resmidir. Leonardo’nun dehasını yansıtan bu resimde derinlik arttıkça detaylar azalır, kağıdın rengi resme hakim olur. Bu teknik daha sonra yokoluş perspektifi olarak adlandırılmıştır.Leonardo, 1471-1475 yılları arasında Andrea del Verrocchio'’ya "İsa’nın Vaftizi" adlı tablosunda yardım etti. Resmin ana unsurlarını Verrochio zaten çizmişti. Leonardo, diz çökmüş bir melek ile İsa’nın vücüdunu resmetti. Melek, Verrochio’nın çizdiği figürlerden çok daha başarılıydı. Bunu gören Verrochio’nun fırçalarına bir daha asla elini sürmediği söylenir. Gerçekten de bu tablo, Verrochio’nun bilinen son tablosudur.Leonardo'nun 1476-1478 döneminde kendi atölyesini açtığı sanılmaktadır ve bu dönemde sipariş üzerine yaptığı en az iki resim vardır.1. Floransa döneminde çizdiği en önemli tablolardan birisi de "Aziz Jerom"'dur. Tamamlamış olsa Mona Lisa kalitesinde olacağı tahmin edilen bu tablo, günümüzde Vatikan’dadır.

BAKINIZ
Leonardo da Vinci
Son düzenleyen Safi; 20 Ağustos 2016 16:10


Misafir
8 Mart 2011 15:20       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  monalisa hırsızı1.jpg
Gösterim: 283
Boyut:  65.4 KB

Mona Lisa: Nasıl Kayboldu


21 Ağustos 1911 sabahı, Paris Louvre Müzesi sıradan bir pazartesi sabahına açmıştı gözlerini. Müzede sergilenen 6000 tablodan birisinin eksikliği kimseyi şüphelendirmemişti. Tablonun yerinde olmadığını fark eden az sayıdaki müze çalışanı durumu önemsemedi. Tablonun müzenin fotoğrafçısı tarafından götürüldüğünü ve ya temizlik için götürülmüş olabileceğini düşündüler. Görevlilerden hiçbiri, sorumlu birisine sorma gereği bile hissetmemişti.

Salı günü tablo yerinde yine yoktu. Görevlilerden birkaçı durumdan şüphelenmiş olacak ki tabloyu aramaya başladılar. Tablo ne fotoğraf stüdyosundaydı, ne de temizlik ve tamir için yerinden alınmıştı.

Hemen yetkili mercilere haber verildi. Polisler müzenin her tarafını 1 hafta boyunca aradı. En nihayetinde müzenin ikinci katında, kayıp tablonun boş çerçevesi bulundu. Bunun tek bir anlamı vardı, tablo çalınmıştı!

Ertesi günün gazete manşetleri: “Mona Lisa çalındı”. Manşetin yanında Mona Lisa tablosunun fotoğrafı. O sabah gazeteyi eline alan Fransızların olağan tepkisi “Mona Lisa da kim?” olmuş olmalı.

Polis departmanı, çalınan eserin çabucak bulunması ve görenlerin tanıması için ilginç bir yönteme başvurdu. Mona Lisa tablosunun 6500 kopyası, el ilanları şeklinde, Paris caddelerinde dağıtıldı. Vitrinler, duvarlar tablonun kopyalarıyla donatıldı. Bu sayede seçkinlerin değil, sıradan insanların yani “sokaktaki adamın” ilk tanıştığı sanat eseri olmuştu Mona Lisa.

Takip eden günlerde dış basında bu konuyu gündemine aldı. Artık dünyanın dört bir yanında, “Mona Lisa” tanınan bir eser haline geldi. Louvre Müzesi’ne gelen ziyaretçiler, diğer binlerce tabloyu görmek yerine bu tablonun çalındığı yeri, duvarda asılı boş çerçevesini görmek için izdiham yarattılar.

Artan şöhretle birlikte, hırsız hakkında bir çok sansasyonel iddia ortaya çıktı. Ama en ilginci, ünlü ressam Pablo Picasso’nun polis tarafından hırsızlıktan sorgulanmasıydı. Polis, Picasso’nun konuyla bir ilgisi bulunmadığına karar verince salıverildi.

Resim tam 27 ay sonra ortaya çıktı. Vincenzo Perugia isimindeki bir İtalyan, tabloyu 100.000 dolara bir resim galerisine satmaya çalışıyordu. Vincenzo kendini savunmak için asıl hırsızlığın İtalyan bir ressamın eserinin Fransa’da tutulması olduğunu söyleyecekti. Oysa Mona Lisa, Da Vinci tarafından Fransa Kralı Francis’e 4 bin altın karşılığında satılmıştı.


Hırsız bir Pazar günü müze kapanırken tenha bir odada saklanmış, gece de bu tabloyu çalarak kayıplara karışmıştı.

Bir Rönesans eseri Mona Lisa, Da Vinci’nin 1503 yılında ilk fırçayı vurmasından 400 yıl sonra yeniden yaratılmış oldu. Tüm zamanların açık ara en çok kopyalanan sanat eseri Mona Lisa. Bugün dünyanın dört bir tarafında, bardaklarda, tişörtlerde, restoranların kafelerin duvarlarında, dergilerin kapaklarında nereye baksak Mona Lisa karşımıza çıkıyor. Louvre Müzesi’nde, tablonun olduğu salonda, her ziyaret günü upuzun kuyruklar oluşuyor.

Tablo popüler olmasının yanı sıra birçok gizemi barındırmaya da devam ediyor. İşte Mona Lisa ile ilgili az bilinen gerçekler:

Mona Lisa ile ilgili en büyük gizem, aslında gerçekte kim olduğu. Tarihçiler birçok teori ortaya attılar şimdiye kadar ama olay netliğe kavuşamadı. Birçoklarına göre, en gerçekçi iddia, Mona Lisa’nın Floransalı bir işadamı olan Francesco del Giocondo'nun eşi Lisa del Giocondo olduğu.

Diğer teoriler ise, Da Vinci'nin annesi, Meryem Ana ve hatta Da Vinci'nin kendisi olduğu.

Pek dillendirilmeyen bir başka tahmin ise tablodakinin Da Vinci’nin asistanı Gian Giacomo Caprotti da Oreno olması. Bu iddiayı ortaya atanlar Da Vinci’nin gizli bir eşcinsel olduğuna ve asistanıyla aşk yaşadığına, ama kiliseden çekindiği için gerçeği asla açıklamadığına inanıyorlar. Bu iddiayı ortaya atarken iki kanıt öne sürülüyor. Birincisi Mona Lisa’nın Da Vinci’nin asistanına benzerliği. İkincisi ise asistanın lakabı "küçük şeytan" demek olan Mon Salai. (harflerin yerini değiştirdiğimizde Mona Lisa oluyor)


Fransız Devrimi'ne kadar birçok Fransız Kralı'nın sarayında yer alan tablo, Napolyon'un metresi Josephine'in yatak odasını da süsledi.
Tabloya daha dikkatli bakarsanız Mona Lisa'nın kaşları yok. Kadınların kaşlarını tıraş etmesi 16. yüzyıl Avrupa'sında yaygın bir gelenekti.

Louvre'da 6 bin tablo olmasına rağmen ziyaretçilerin yüzde 95'i ilk iş olarak Mona Lisa’nın yanına koşuyor.

Saatte 1500 kişinin ziyaret ettiği tablo sabit 20 derece ısıda 3 kat camın arkasında korunuyor. Müze ise her yıl 330 bin Mona Lisa konulu ürün satıyor.

Yağlı boya tablo her yıl bir gün indirilerek temizleniyor. Mona Lisa'nın ziyarete açık olmadığı o gün Louvre Müzesi'nin en sakin günü oluyor.
Son düzenleyen Safi; 20 Ağustos 2016 16:06
Misafir
9 Mart 2011 18:07       Mesaj #3
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

DÜNYA’NIN EN BÜYÜK SANAT HIRSIZLIĞI: MONA LISA’YI ÇALAN ADAM


21 Ağustos 1911, Pazartesi günü, İtalyan asıllı Vincenzo Perrugia, bir ressam önlüğüne sarılmış Mona Lisa tablosuyla birlikte Luvr Müzesi’nden çıktı. Kimse, Leonardo da Vinci’nin bu ünlü tablosunu çaldığını görmemiş, duvardan indirip çerçevesinden söktüğünü duymamıştı.
Ad:  monalisahırsızı2.jpg
Gösterim: 301
Boyut:  69.9 KB

Peruggia kimsenin dikkatini çekmeden Müze’den çıktı ve resmi apartmanına götürdü. 20. Yüzyılın en büyük sanat soygunu bundan daha basit bir şekilde gerçekleştirilemezdi. O sabah, Vincenzo bir müze çalışanı kıyafetiyle Luvr’a girmiş, Leonardo da Vinci’nin tablosunun asılı bulunduğu galeriye giderek resmi çerçevesiyle duvardan indirmişti.

Luvr çalışanlarından kimse tablonun kaybolduğunu farketmemişti. Çalınışından on iki saat sonra, vardiya bekçisi amirine müzede herşeyin yolunda olduğunu rapor etmişti. Eserin yokluğu ertesi sabah da kimsenin dikkatini çekmedi. Zira müze fotoğrafçıları haber vermeksizin sık sık eserleri yerinden indirip fotoğraflamak amacıyla stüdyoya götürürlerdi. Ressam Louis Beroud Salı sabahı Mona Lisa’nın kopyasını yapmak amacıyla Luvr’a geldiğinde tablonun yerinde sadece dört demir kanca buldu. Tabloyu fotoğraflamak amacıyla bir fotoğrafçının aldığını düşünerek galerinin bekçisine de şaka yaptı: “;Kadınlar sevgililerinin yanında değillerse, fotoğrafçılarının yanındadırlar.”

Saat 11:00 olduğunda, hala Mona Lisa geri dönmeyince Beroud ne zaman geri getirileceğini soruşturmaya başladı. Böylece Peruggia’nın tabloyu çalışından 24 saat sonra müze yetkilileri Mona Lisa’nın çalındığını fark ettiler.

Hırsızın kimliği hakkında kimsenin bir fikri yoktu ve bu kadar ünlü bir tablonun satılabilmesi mümkün olamayacağından, kimse çalınış amacının ne olabileceğini bilmiyordu.

Luvr bir haftalığına kapatıldı; yeniden açıldığında, Mona Lisa’nın asılı olduğu yerdeki boşluğu görmek için gelen muazzam bir müşteri kuyruğu vardı. Bir gecede, belirli sanat çevrelerinde ünlü olan tablo uluslararası bir sanat ikonu olmuştu. Dünya’nın her tarafında Mona Lisa’lı kartpostallar satılıyor, hatta sigara paketlerinde yer alıyordu.

Fransız polisi hırsızın izini bulabilmek için olağanüstü bir çaba gösterdi. Ellerindeki tek ipucu, tablonun söküldüğü çerçevenin camındaki bir parmak iziydi. Ve bu iz nedeniyle olay ilginç bir şekilde yön değiştirerek Picasso’yu hırsızlığın içine kattı.

Sadece bir kaç ay önce, Belçika’lı ilginç bir biseksüel olan Honore Gery bir gazeteyi ziyaret ederek muhabirlerden birine Luvr’dan çalınmış bir heykelcik satmış, ayrıca da elinde, tanınmamış bir artist arkadaşının emanetine bıraktığı başka çalıntı heykelcikler de olduğu konusunda övünmüştü. Mona Lisa hırsızlığı üzerine muhabir olayı ve Gery’yi polise ihbar ederek soruşturma başlatılmasına yol açtı.

Soruşturma haberi o günlerde Paris’te yaşayan genç Pablo Picasso için çok kötü bir sürpriz olmuştu. Gery, Picasso’nun dostuydu ve Picasso onun Luvr’dan heykelcikler çaldığını biliyordu. Daha da kötüsü Gery’nin aşırdığı iki heykelcik halen Picasso’nun elindeydi. Üstelik de o iki heykelciği ünlü tablosu “Les Demoiselles d’Avignon” tablosunda model olarak kullanmıştı.

Olay Picasso’nun üzerine kitlenmiş ve Paris Polisi’nce tutuklanmıştı. Yoğun sorgulama süresince soğuk kanlılığını koruyabildi. Gery’nin hırsızlıklarından haberdar olduğunu inkar etti ve (gerçekten) Mona Lisa’nın çalınışı ile ilgili hiç bir bilgisi olmadığını söyledi. Sonunda serbest bırakıldı. Polis heykelciklerin olayını çözemedi ve Luvr soruşturması sonuçsuz kaldı.

Mona Lisa’nın tekrar su yüzüne çıkışı iki yıl sonra oldu. Alfredo Geri adlı, Fiorentina’lı bir antikacı; “Leonardo da Vinci’nin kayıp eseri bendedir. Ressamı İtalyan olduğuna gore eser de İtalya’ya aittir.” Yazılı bir mektup aldı. Mektup “Leonardo” adıyla imzalanmıştı. Sonunda Geri, “Leonardo” ile buluştu ve Mona Lisa’yı gördü. Peruggia, Geri’nin eserin orjinalliği açısından araştırmasına da izin verdi. Kısa sure sonra olay basına intikal etti; “Mona Lisa bulunmuştu.”

Peruggia tutuklandı, Floransa’da yargılandı. Mahkemeye, hırsızlıktaki tek amacının, İtalya’ya ait olan eserin İtalya’ya dönmesini sağlamak olduğunu anlattı. İtalya’dan Napolyon tarafından çalınan tüm eserlerin İtalya’ya iade edilmesi gerektiğini söyledi. Hakim Peruggia’nın zararsız bir deli olduğuna hükmetti ve bir yıl on beş gün hapis cezası verdi. Kısa sure sonra da ceza bozuldu ve Peruggia serbest bırakıldı.

Tüm bu olaylardan en karlı Luvr Müzesi çıkmıştı. Artık duvarlarında “dünyaca meşhur” bir tablo asılıydı. Peruggia’nın olağanüstü hırsızlığı, sadece sanat çevrelerince bilinen Mona Lisa tablosunu uluslararası tanınanbir baş yapıta çevirmişti.

Cengiz Günkurt
Son düzenleyen Safi; 20 Ağustos 2016 16:07
sak
31 Mart 2011 20:00       Mesaj #4
sak - avatarı
Ziyaretçi

Gizemli Gülüşü


Dünyanın en meşhur tablosu veya daha doğrusu dünyanın en meşhur resmi ne diye sorulsa, herhalde büyük bir çoğunluk Mona Lisa diyecektir. Öyle ki Louvre Müzesi’ni gezen ziyaretçilerin yüzde doksanı Mona Lisa’yı görmeden çıkmıyormuş. Bu da demek ki günde neredeyse 20.000 – 40.000 kişi Mona Lisa’yı görüyormuş. Siz de bunlardan birisi olacaksanız, Louvre Müzesi’ni ziyaret etmeden önce Mona Lisa hakkında biraz bilgi toplayarak çok doğru bir yolda olduğunuzu söyleyebiliriz. Yoksa bizim gibi iki metreden daha fazla yaklaşma şansınız olmayan, 1956 yılında saldırıya uğradığı için kurşun geçirmez cam koruma arkasında duran Mona Lisa resmini gördüğünüzde far görmüş tavşan gibi ne yapacağınızı bilemeden kalabilirdiniz. Çünkü biz Mona Lisa’nın hemen yanındaki korumaları, önünde duran kalabalığın meraklı bakışlarını, aynı salonu paylaşan onlarca koca koca resme rağmen, tüm ilginin sanki onlar yokmuş gibi tek başına bir duvarda asılı duran Mona Lisa üzerinde oluşunu görünce açıkçası niçin Mona Lisa’nın bu kadar meşhur olduğunu anlayamamıştık.

Resmi anlatmaya geçmeden önce Mona Lisa kimdir sorusunun cevabını vermeye çalışalım. Genel kabul gören ama hiçbir zaman kanıtlanamayan görüşe göre Mona Lisa, Lisa del Giocondo isimli bir kadınmış. Kocası Francesco del Giocondo, ikinci çocuklarının doğumu anısına; aldıkları evi kutlamak için de olabilirmiş, bu resmi Leonardo da Vinci’ye sipariş etmiş. Kocasının ölümü ile rahibe olan Lisa del Giocondo, 15 Temmuz 1542 yılında 63 yaşında ölmüş. Leonardo resmi yaptıktan sonra, Mona Lisa’nın kocasına resmi teslim etmemiş ve sonunda resim öğrencisi ve mirasçısı Salai’ye kalmış. Daha sonrasında Mona Lisa, bilinmeyen bir şekilde Fransa kralı tarafından satın alınmış ve Mona Lisa, 1797 yılında Louvre Müzesi’ne gelmiş. 1911 yılında çalınan resim bir ara İtalya’yı dolaşmış, tam Ufizzi Müzesi’ne satılmaya çalışılırken hırsız yakalanmış ve Mona Lisa Louvre Müzesi’ne geri dönmüş. O zamandan beri de New York, Moskova ve Tokyo’ya geçici sergiler için gitmek dışında Louvre Müzesi’nde kendisini ziyaret edenleri gülümseyen bir ifade ile bekliyormuş. Bu arada dünyanın en pahalı resmi olan Mona Lisa’nın değerinin yaklaşık 760 milyon $ olarak tahmin edildiğini de paylaşım…
Ad:  mona lisagizli.jpg
Gösterim: 411
Boyut:  60.6 KB
Mona Lisa hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra sıra geldi Mona Lisa tablosunda nerelere bakılacağına. Tabloda bakılacak yerlerden biri bu kadar korumaya rağmen Mona Lisa tablosunda oluşan çatlak. Biraz yakından bakarsanız, Mona Lisa’nın saçlarından başlayıp tablonun en üstüne kadar giden 11 cm uzunluğundaki çatlağı görebilirsiniz (1). Üzerine yapıldığı kavak pano zamanla ikiye ayrılmaya başladığı için resim de zarar görmüş…

Dünyanın en meşhur resminde, Mona Lisa’nın duruşuna da dikkat etmek gerekiyor. Her ne kadar çok sonra fark etmiş olsak da Mona Lisa aslında korkulukları (2) olan bir balkonda (resmin en sağ ve en solunda, Mona Lisa’nın tam göğüs seviyesinde korkulukların başlıklarını görebilirsiniz) kolçaklı yarım daire şeklindeki bir sandalyede, saçında duvak ile, onu izleyenlere dönük bir şekilde oturuyormuş. Bu pozun dönemin birçok resmi ile çok sayıda ortak noktasının olması, Leonardo da Vinci’nin modelinin görünüşüne değil, zamandan bağımsız ifadesine odaklandığının ispatı imiş.

Resimde dikkat edilecek bir başka ayrıntı ise Mona Lisa’nın detayları eksik sağ işaret parmağı ve resmin sağ tarafında kalan bakir kırmızı alan (3). Bu iki kısım Leonardo da Vinci’nin henüz resmi tamamlamadığını gösteriyormuş.

Tabii ki Louvre Müzesi’nin çekim merkezi olan Mona Lisa’da bakılacak en önemli yerlerden birisi, Mona Lisa’nın yüzü. Sanat tarihçiliğinin kurucusu sayılan Floransalı Giorgio Vasari’ye göre, aslında resmi bu kadar meşhur kılan özellik, doğayı mükemmele yakın taklit edişmiş… Bu da aslında Leonardo da Vinci’nin dört yıl üzerinde çalışmasına rağmen resmi bir türlü bitirememesinin sebebi imiş. Aynada görebileceğiniz kadar gerçek, parlak ve hafif ıslak gözler, neredeyse gözenekleri görünen cilt, her an yutkunacakmış gibi duran boğaz çukuru, kalp atışını hissedebileceğiniz boğaz, işte tüm bunlarmış Mona Lisa’yı bu kadar eşsiz kılan…

E madem bu kadar bilgimiz var artık Mona Lisa ile bu bilginin keyfini çıkarıp, Mona Lisa’nın arkasında kalan manzaraya da bilmiş gözlerle dalabiliriz. Açıkçası burası biraz daha soyut… Arkada biri kahverengi, biri mavi iki farklı fon karşımıza çıkıyor. Hafif kiremit kırmızısı insan yaşamının izlerini taşıyan fon kuşbakışına yakın bir açı ile (4), daha uzaktaki bakir, insan eli değmemiş mavi alan (4) ise yatay bir bakış açısı ile resmedilmiş.

Tüm bunlara rağmen tablonun geneli düşünüldüğünde içinde olduğu zaman için çok özgün olmadığı kolaylıkla söylenebilirmiş. Zamanın yenilikleri ve başarıya giden formül, benzer bir şekilde Mona Lisa’da da kullanılmış. Bir başka deyişle çağdaşları ile birçok ortak noktası varmış Mona Lisa’nın; ön ve arkayı ayıran korkuluklar, korkuluklar arasında kalan uzaktaki boşluk, belin üstünden başlayan poz ve en önde birleşen eller… Benedetto Portinari portresi ve Madonna ve Çocuk resmi bunun birer örneği imiş.

Mona Lisa’nın Gülüşü


Leonardo da Vinci’nin sürekli yanında taşıdığı Mona Lisa’nın bu kadar meşhur olmasının sebebi aslında resmin etrafında dönen spekülasyonlarmış. Bu spekülasyonların kaynağı ise Mona Lisa’nın gülüşü; bir baktığınızda size güldüğünden emin olduğunuz, bir baktığınızda gülümsemenin arkasında bir üzüntü olduğundan şüphelendiğiniz… Bunun da nedeni aslında Mona Lisa’nın sağındaki ve solundaki dümdüz olması gereken ufuk çizgisinin (5) birbiri ile tutarlı olmaması imiş… Bu da yüzünün iki tarafında farklı bir ifade oluşmasına neden oluyormuş.

Mona Lisa’nın niçin güldüğüne gelince, tam da burasıymış aslında tüm efsanelerin doğmasına neden olan gizem… Çünkü akıl oyunlarını seven Leonardo da Vinci’nin bu gülüşe gizli semboller kattığına inanılıyormuş. Mesela Leonardo da Vinci resimlerinden birinde (Lady with an Ermine) bembeyaz tüylü bir gelincik türü olan “ermine” ile Cecilia Gallerani’yi resmetmiş. Bu resme gelinciği eklemesinin sebebi aslında Cecilia Gallerani’nin yasak aşkı Ludovico Sforza’nın kişisel ambleminin gelincik olması imiş…

Benzer durum Mona Lisa tablosunda da varmış. Resmin niçin ve ne kadar bedel ile yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, Leonardo da Vinci’nin ilk biyografilerinden birine göre Francesco del Giocondo, 1502 yılında eşi Mona Lisa’nın resminin yapılmasını istemişmiş… Giocondo mutluluk anlamına geldiğinden Leonardo da Vinci de Mona Lisa’nın gülümsemesinde bu mutluluğu yansıtmaya çalışmış.

Dünya çapında yüzyıllar boyunca sürecek bir şöhretin, bu kadar kolay bir açıklamanın sonucu olamayacağını düşünüp biraz daha araştırdığımızda karşımıza Mona Lisa’nın gizemleri ile ilgili başka teoriler de çıktı. Bunlardan birisi Mona Lisa’nın gülümsemesinin aslında Mona Lisa’ya ait olmaması . Aynı görüşe göre, da Vinci gülümsemeyi sonradan eklemiş ve dedikodulara göre uzun zamandır ilişki yaşadığı asistanı Gian Giacomo Caprotti’nin gülümsemesi imiş bu kadar meşhur olan.

Bir başka rivayete göre ise de Mona Lisa aslında Leonardo da Vinci’nin kendi portresi imiş. Bu görüşe göre Leonardo da Vinci ve Mona Lisa’nın yüz hatları dijital olarak üst üste getirildiğinde birbirleri ile neredeyse aynı oldukları ortaya çıkıyormuş.

Yakın zamanda Mona Lisa’nın gülümsemesinin sırrı çözülecek gibi, çünkü Lisa del Giocondo’ya ait olduğundan şüphelenilen bir kafatası bulunmuş. Kocası ve çocuklarının DNA’ları ile karşılaştırıldıktan sonra, ki onların da mezarlarının nerede olduğu biliniyormuş, kafatası ile portre karşılaştırılabilecekmiş. Böylece yüzyıllardır süren Mona Lisa’nın gizemlerinden en azından biri açıklığa kavuşacakmış.

Tüm bu teorilerden hangisi doğru olursa olsun emin olduğumuz bir konu var ki o da, Mona Lisa’nın gülümsemesinin sıradan bir gülümseme olmadığı… Resme dikkatli baktığınızda bir an için Mona Lisa’nın dudaklarının ve yüz kaslarının hafifçe hareket etmeye başladığını, etrafını saran yüzlerce kişi arasında doğrudan size gülümsediğini düşünebilirsiniz.

Louvre Müzesi rehberi
Son düzenleyen Safi; 20 Ağustos 2016 15:57
31 Ocak 2012 14:59       Mesaj #5
buz perisi - avatarı
VIP Lethe

Mona Lisa

Ad:  monaliza.jpg
Gösterim: 334
Boyut:  34.8 KB

Mona Lisa adlı resim (İspanyolca: La Gioconda; Fransızca: La Joconde), ünlü söylenişiyle Mona Lisa, Rönesans sanatçısı Leonardo da Vinci’nin eseridir.
Tablodaki kadın, yüzündeki "gizemli gülümseme" ile sanat tarihinin bir parçası haline gelmiştir.
Leonardo, “Mona Lisa” tablosu için çalışmalarına 1503 yılında başladı ve eseri tamamlaması üç – dört yıl sürdü. Eser şu anda Fransa’daki Paris- Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir.

Modelin Kimliği


“Mona Lisa” tablosunda betimlenmiş olan kişinin kimliği kesinlikle belirlenememiş olmasına karşın; sanat tarihçileri, modelin kimliği ile ilgili pek çok fikir yürütmüş ve iddialarda bulunmuşlardır. Leonardo hakkındaki ilk biyografiyi yazan Vasari, dönemin önemli kişilerinden biri olan Francesco del Giocondo’nun eşi Mona Lisa’nın tabloda resmedilen kişi olduğunu düşünmüştür. Bu kişinin kimliği ile ilgili sayısız iddiadan sadece biridir.
Bell Laboratuarları’ndan, Dr. Lillian Schwartz Mona Lisa’nın, Leonardo’nun kendi-portresi olduğu fikrini ortaya atmıştır. Bunu savı ortaya atarken dayandığı kanıtlar, sayısal analizler yardımı ile elde edilen, Leonardo da Vinci’nin ve tablodaki modelin yüz özelliklerinin aynı olduğununa dair sonuçlardır.

Mona Lisa’nın gülümsemesinin sırrını üç boyutlu lazer çözdü.


Leonardo da Vinci’nin ünlü eseri Mona Lisa’nın esrarengiz gülümsemesinin, yeni doğum yapmış bir annenin gülümseyişi olduğu bildirildi.
Kanada ulusal araştırma konseyi uzmanları, Louvre müzesi yönetiminin isteğiyle tabloyu üç boyutlu renkli lazer taramasından geçirerek rapor hazırladı. Araştırma sonunda, Mona Lisa’nın o zamanlar genellikle hamile ya da yeni doğum yapmış kadınların kullandığı çok ince ve saydam bir tülle boynundan aşağısını örttüğü anlaşıldı.
Uzmanlara göre, tablo Mona Lisa’nın ikinci oğlunun doğumuna ithafen yapıldı. Kızılötesi yansıma tekniğini de kullanan araştırmacılar, ayrıca nam-ı diğer Jokond’un saçlarının serbest bırakılmamış olduğunu ve başın arkasında topuz yapılarak toplanmış olduğunu fark etti.
Şimdiye kadar Jokond’un saçlarının serbest olduğu düşünülüyordu. Saç topuzu, tarihçileri şaşırttı, zira Rönesans’ın bu tür saç bağlama tarzı “kötü kızlara mahsustu”, oysa Mona Lisa iyi bir aileden geliyordu ve bir ipek tüccarının karısıydı…
Da Vinci’nin tablosunda ayrıca hiçbir fırça izi de belirlenemedi. Tabloda çok ince ve yekpare boya tabakası bulunduğu anlaşıldı. Eserde hiçbir parmak izi de tespit edilmedi, oysa bazı uzmanlar, sanatçının tabloyu parmaklarını kullanarak yaptığına inanıyordu.
Uzmanlar, tabloda “da Vinci Şifresi” romanındaki gibi bir esrar bulunmadığını da belirterek, eserin sadece Da Vinci’nin maharetini gözler önüne serdiğini vurguladı.

Mona Lisa'yla ilgili az bilinen 10 gerçek.


  1. Mona Lisa'yı Fransızlar "La Joconde" İtalyanlar ise "La Gioconda" olarak biliyor yani "Madonna Lisa"nın kısaltması. Bu da "Leydim Lisa" dernek.
  2. Mona Lisa'nın gerçekte kim olduğu hâlâ bir sır. Ancak tarihçiler onu Floransalı bir işadamı olan Francesco del Giocondo'nun eşi Lisa del Giocondo olduğuna inanıyor.
  3. Diğer teoriler ise Da Vinci'nin annesi Meryem Ana hayat kadım ve hatta Da Vinci'nin kendisi olduğu.
  4. Da Vinci tabloyu 1503-1506 arası yaptı. Resme aşık olduğu sanılan Da Vinci tabloyu Francesco del Giocondo'ya vermek yerine Fransa'ya kaçırdı.
  5. Fransız Devrimi'ne kadar bir çok Fransız Kralı'nın sarayında yer alan tablo Napolyon'un metresi Josephine'in yatak odasını da süsledi.
  6. 1804'ten beri Louvre'da sergilenen Mona Lisa'nın kaşı yok. Kadınların kaşlarını traş etmesi 16'ncı yüzyıl Avrupa'sında yaygın bir gelenekti.
  7. Louvre'da 6 bin tablo olmasına rağmen ziyaretçilerin yüzde 95'i ilk iş olarak 77 cm x 53 cm ebatlarındaki bu küçük tabloya koşuyor.
  8. Saatte 1500 kişinin ziyaret ettiği tablo sabit 20 derece ısıda 3 kat camın arkasında korunuyor. Müze ise her yıl 330 bin Mona Lisa konulu ürün satıyor.
  9. Tablo 1911'de çalındı. 2 yıl sonra yaratıldığı yer olan Floransa'da bulundu. Soygunla ilgili sorgulananlar arasında ünlü ressam Picasso da vardı.
  10. Yağlı boya tablo her yıl bir gün indirilerek temizleniyor. Mona Lisa'nın ziyarete açık olmadığı o gün Louvre Müzesi'nin en sakin günü oluyor.
Milliyet Gazetesi 27 Eylül 2006
Son düzenleyen Safi; 20 Ağustos 2016 16:13


Daha fazla sonuç:
Mona Lisa - Leonardo da Vinci

Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç