Arama

Beşiktaş Spor Kulübü Kuruluş Tarihi - Sayfa 3

Güncelleme: 23 Ekim 2016 Gösterim: 229.695 Cevap: 416
kartall - avatarı
kartall
Ziyaretçi
7 Şubat 2006       Mesaj #21
kartall - avatarı
Ziyaretçi
tc1rp9nh
wall16yh
Sponsorlu Bağlantılar
wall178ks
tribun904ed
wall34un
wall72vu
wall87cq
wall103gv
wall126kw
wall146ec
wall166jw

cengizarabacib3gk

343ik

bjk1g1024x7680ms

alinti....

sl1870


EN BÜYÜK TARAFTARA...

BEŞİKTAŞ ÇARŞISI

ÇARŞI, Kapalının ortasında sıralanan bir grup değildir.

ÇARŞI bir ruhtur. ÇARŞI, New York'da metro trenine yazılmış siyah beyaz bir grafitidir.

Prag'da duvara yazılmış bir yazıdır.

Erzincan'da bir dağın yamacına yazılmış sevgidir.

Adana'da bir rengi bozuk derneğin duvarlarına boyanmış "Siyah ve Beyazdır"

Galatasaray Lisesi duvarına yazılmış "ÇARŞI ulan" işaretidir.

Bir tiyatro sahnesinde hiç bir dekora uymadan sırtında taşınan kutsal BEŞİKTAŞ formasındadır ÇARŞI.

Zonguldak'ta maden göçüğünden çıkarıldığında ilk nefesle sorulan "Maç kaç kaç?" sorusundadır ÇARŞI.

Hakeme kızdığında "Satanist Hakem" diye bağırıp gündemi takip edenlerdir.

ATATÜRK'e dil uzatan dönemin milletvekili Hasan Mezarcıya "Hasan Mezarcı'ya k......... " diyen tezahüratıyla Cumhuriyetin KEMALİST çizgisindeki duruşunun ödünsüz sesidir.

"Ezik Civcivlerin" yalakalıklarına "Tek adam, Atam" yada "Bir pankart da Verhaugen'e aç, Avrupa şampiyonu ol Fener" diyen zekadır.

BEŞİKTAŞ aşkını pankartlarda, "Başka boyutların Tanrısı" diye ifade eden kalp dir.

Cezası(!) gereği boş kalmış tribünlere "Ruhumuz Yeter" yazan yüreklerdir.

Kaşınanı tesislerinde ziyaret eden yada ellerine verdikleri "Cobarde Gallina Ortega" pankartıyla maymun edenlerdir.

Erkek adam renkli takım tutmaz" deyip alemi dut yemiş bülbüle çevirenlerdir.

Işıklar söndüğü zaman tüm Fenerliler güzeldir" pankartıyla herkesi güldürenlerdir.

"Bizim taraftarımız daha fazla" diye böbürlenenlere "En fazla sinek de bokun üzerinde olur" cevabını yapıştıranlardır.

Futbolcusuna kızdığında "Aşkımız renklere, sizlere değil" diyen renk aşkıdır.

ÇARŞInın "A" sını, Anarşinin "A"sıyla yazan güce tapmayan isyankarlıktır.

2 KM bayrak yapıp dünya rekoru kıran sevgidir; o bayrağın en arkasında hiç bırakmadan duran 72 yaşındaki teyzedir.

Bükreş maçında televizyonların gösterdiği, o soğukta, ayakta boynunda Siyah Beyaz kaşkoluyla titreyerek Karakartallarini seyreden ninedir.

Tribünde bir doktordur,işçidir,iş adamıdır,okuma-yazma bilmeyen bir sokak çocuğudur,profesördür. Omuz omuza zıplayıp "Beşiktaşım benim biricik sevgilim" diye gözünde yaş, gırtlağını yırtan solcusudur, sağcısıdır, Ateistidir, hacısıdır, Müslümanıdır, Ermenisidir, Yahudisidir, Hristiyanıdır.

Irak işgalinden önce savaşa karşı duran yurtseverlerin yanındaki ruhtur.

Mitinglerde "Beşiktaşliyiz, savaşa karşiyiz" tezahüratlarında, tribünde "Savaşa HAYIR", "Amerikan Sahinlerine karşı KARAKARTALLAR" pankartlarıyla tepkisini koyandır.

Bir F16 burnuna yapılmış KARTALDIR.

"Siyah-Beyaz, Ölüm-Yaşam" diyen felsefedir.

Holiganlığı *****lik, delikanlılığıda hayat felsefesi olarak benimseyenlerdir.

Sevinmek için sevmeyendir, inadına inançla bağlı olandır.

Nazım Hikmetin "Aslolan hayattır" ına, tribünlerin Hacı Babasıyla "Hayatta BEŞİKTAŞ" diye ölümsüzleştirenlerdir.

"ÇARŞI, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK hariç herkese, hatta kendine de karşı" diyen aykırılıktır.

Tribüne boydan boya "Ölüm ne zaman ve nereden gelirse gelsin; mezarıma Siyah-Beyaz güller atılacaksa, mezar taşıma BEŞİKTAŞ yazılacaksa, böyle ölüm hoşgelsin sefa gelsin..." yazan ölümsüz sevgidir.

ÇARŞI ruhu BEŞİKTAŞIN uslanmaz asi ruhudur, BEŞİKTAŞINI taparcasına seven çılgın aşığıdır.

_________________
ERKEK ADAM KULAKSIZ TAKIM TUTMAZ!...

» FERBAHÇE Mİ İYİ OYNUYOR??BİZ GÖREMEDİK!!!

Fenerbahçe karşısında adeta resital yapan ve mükemmel futbolunu iki güzel golle süsleyen Beşiktaş Kaptanı Sergen Yalçın, hakeme öfke kustu. Selçuk Dereli’nin takdir haklarını hep Fenerbahçe’den yana kullandığını iddia eden tecrübeli oyuncu, “Bize yapılan faullere düdük bile çalmazken, onlara sürekli yan top kazandırmaya çalıştı. Hakemin tavırlarına akıl sır erdiremedik. Biz, bir tane yan top kullanamadık. Tümer’e yapılan faul benim için yüzde 50 goldü. Bu pozisyonda düdüğü ağzına götürdü ama çalmaktan vazgeçti” diye konuştu.Tüm futbolcuların, devre arasında soyunma odasına hakemi konuşarak gittiğini ifade eden Sergen, “İçeride sürekli bu konu konuşuldu. Tamam, bir iddiamız yok ama biz de prestijimiz için oynuyoruz. Böyle hakem hataları yüzünden maç kaybediyoruz, sonra taraftarımız bize isyan ediyor, protestoda bulunuyor. Yazıktır, günahtır. Kazanacağımız maçı berabere bitirdik” derken, ezeli rakiplerine taş atmadan da duramadı: “Fenerbahçe’nin süper futbol oynadığını söylüyorlar ama biz birşey göremedik. İki duran toptan iki gol attı o kadar.”...


sporbjk001

[flashg=http://img430.imageshack.us/img430/8528/bjk0mp.swf]width=500 height=350[/flashg]

>>> KADIKÖY ÇIKIŞI <<<


>>(((9.3 mb)))<<

http://www.bjkfutbol.com/upload/video/Ruhumuz_Yetti.wmv

alinti...(ruhunuz yeter video)

102yp9ee

bjkampiyon5mg
bjkkkkkkkk0dg


SporBJK003
SporBJK004

Beşiktaş Jimnastik Kulübü (BJK) Türkiye'nin önde gelen ve ilk kurulan spor klüplerinden biridir.
1902 sonbaharında Beşiktaş Serencebey Mahallesi'nde o zamanın Medine Muhafızı olan Osman Paşa Konağı'nın bahçesinde, başta Osman Paşa'nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazım Nazif,Cemil Feti ve Şevket Bey'ler olmak üzere 22 kişilik grup haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydılar. Barfiks,paralel,güreş,halter,aletli ve aletsiz jimnastik,ilgilendikleri ilk spor branşlarıydı. O sıralarda siyasi hareketler dolayısıyla her türlü toplanmadan ürkerek hafiyeler dolaştıran II.Abdülhamit'in adamları Serencebey'deki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençler bir baskınla karakola götürüldü. Bu sporcu gençlerin bir kısmının saray erkanına yakın olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbol oynamadıkları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşadı. Hatta saray çevresinden Şeyhzade Abdülhalim bu sporcuları destekledi ve sık sık antrenmanları seyretmeye başladı. Ünlü ***sör ve güreşçi Kenan Bey de antrenmanlara gelerek güreş ve ***s hareketleri göstermeye başladı. 1903 Mart'ında ise özel bir izinle 'Bereket Jimnastik Kulübü'kuruldu.
1908'de Meşrutiyet'in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 Mart 1909'daki siyasi olaylardan sonra Edirne'de bulunan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, Hareket Ordusu ile İstanbul'a geldi. Siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey'de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi. Fuat Balkan, Ihlamur'daki evinin altındaki yeri kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübü'nün adı Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi. Böylece jimnastik, güreş, ***s, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. Fuat Bey'in arkadaşları Refik ve Şerafettin Bey'ler de iyi birer eskrimciydi.
Bu arada Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Bey'in teşvikiyle Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu.
Semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150'ye yükseldi. Kulübün merkezi de Ihlamur'dan Akaretler'de 49 numaralı binaya taşındı. Bir süre sonra bu bina da küçük gelince yine Akaretler'de 84 numaralı binaya geçildi. Bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası haline getirildi

sadecebjk0xp

trbjk2bi

tribun622pw





film106wv



Beşiktaş Spor Kulübü Kuruluş Tarihi

beikta7pr


beikta41cw


beikta12ap


beikta65oa

biz renklere aşığız !!!...Msn Happy Smiley32

>>>> BİZ SEVİNMEK İÇİN SEVMEDİK <<<<


ec bjk fans


alper0229040hh3jd

bjk100yil29qa


438ca

hepimiz20zenciyiz2od


alen23yy




atamiz2dr0em

Mustafa Kemal Atatürk, Yildirim Ordulari Grup kumandanligi'na gitmeden evel (1915), Akaretler'deki evinin arka kapisindan Besiktas Jimnastik Kulübü bahçesine çikar ve futbol antremanlarini, diger branslardaki ekzersizleri seyrederdi!... Yine böyle bir günde, çalismalari yöneten Ahmet Fetgeri ile Fuat Balkan beyleri yanina çagirip kendileriyle su konusmayi yapmistir:

"Efendiler, Sizlerin ve sporcularinizin ciddi çalismalarini, çeviklik ve maharetlerini uzun zamandan beri büyük bir zevkle ayrica dikkatle izliyorum. Spordan yoksun olan bir gençlik, nasil ki , vatan müdafaasi sirasinda etkili olamiyorsa, insan denen varligin kafa yapisi da ne derece tekamül ederse etsin, bedeni inkisafi noksan ve yetersiz olursa, o vücut o kafayi ileriye götüremez, tasiyamaz. Bugün bünyenizde toplayip ilmi metodlarla yetistirmeye çalistiginiz bu gençler, tam anlaminda bedenen ve fikren gelistikleri zaman vatan müdafaasinda, ilmi sahalarda oldugu gibi spor alanlarinda da Avrupali hasimlarina Türk'ün ölmez gücünü ispat edeceklerdir.Sizi candan kutlar, basarilarinizi her zaman duymak isterim."

1961 yilinda Besiktas Kulübü lokalinde Ahmet Fetgeri Bey'den dinledigimiz bu olay, gerçek'te Siyah-Beyazli camiaya Atatürk'ün bir vasiyeti olmustur. Nitekim kisa bir zaman sonra düsmanlarimiz karsisinda verilen "Istiklal Savasi"nda BESIKTAS, fb ve gs li pek çok sporcu, hayatlari pahasina da olsa cephelerde, Türk'ün yenilmez gücünü bütün dünya milletlerine ispat etmislerdir.

Altiyüz küsür yil, "üç kit'a"da hüküm süren "Osmanli Imparatorlugu"nun çöküsü ile, tüm emperyalist Avrupa Devletleri'nin üstümüze çullandigi ve topraklarimizi paylasmaya basladigi bir dönemde, hizir gibi ortaya çikarak, harp dehasi, cansizi dirilten moral kaynagi kisiligi ve politik stratejisiyle halkini yönlendiren, onlari, yeniden istiklaline kavusturan Mustafa Kemal Atatürk, bunun ardindan "Demokratik Türkiye Cumhuruyeti"ni kurmus, ayrica her alandaki inkilaplariyla ülkesine "Modern" bir görünüm saglamistir...

Ulu Önder Atatürk, o karanlik döneminde bu olmasi gerçeklestirirken, en büyük destegi Besiktas, fb ve gs Kulüplerinden almistir.

Istiklal mücadelesinde öncelikle görevlendirdigi sporcular ise, Besiktas Kulubü'nün gözü pek, fedakar bireylerinden olusmustur daima....


Fuat Balkan ile Mehmet Ali Fetgeri, Bati Trakya'da olusturduklari Milis Kuvvetleri'yle Yunanlilara karsi çete harbi yaparlarken, Ahmet Fetgeri, Danis Karabelen, Hüseyin Bereket, Cami Baykurt ve Sirikçi Izzet gibi Siyah-Beyaz kökenli yüzlerce sporcu da Anadolu'ya Istanbul'dan yapilan gizli silah sevkiyatinda "Lokomotif" görevler üstlenmislerdi....

Büyük özverilerle sürdürülen bu faaliyetler, Atatürk ve iki yakin silah arkadasi Fevzi Cakmak ile Ismet Inönü'nün bilgileri dogrultusunda sürdürülüyordu.. Iste bu nedenlerdir ki Besiktas Kulübü, Ulu Önder Atatürk'ün öncelikle sevgi ve ilgi duydugu, kader birligi ettigi ilk spor cemiyeti olma onurunu tasimaktadir ülkemizde..

1914 ile 1920 yillari arasinda "Akaretler Spor Caddesi"nde "Besiktas Kulübü"ne komsu olan Mustafa Kemal Atatürk, görevleri icabi sik sik Istanbul disina çiktigi günlerde, birlikte oturdugu annesini Siyah-Beyaz'li sporcu ve idarecilerine emanet etmistir, gözü arkada kalmadan...

Atatürk'ün Besiktas ile ilgisi "Yildirim Ordulari Kumandanligi" görevine baslamadan önce 1915'de "Canakkale Müdafii" olarak adini dünya tarihine yazdirdigi günlerde baslarmistir. Bunu kanitlayan belgelerden biri olarak, Akaretler yokusu üzerinde (76 nolu) oturdugu evin dis kapisi yanindaki "MERMER KITABE"de su satirlar yer almaktadir....


"ATATÜRK, "BIRINCI DÜNYA SAVASI"NDA DÜSMANA KARSI ISTANBUL'U KORUYUP KURTARAN "CANAKKALE MÜDAFII" ANAFARTALAR KUMANDANI "MIRILIVA" MUSTAFA KEMAL PASA IKEN, BU EVDE KIRACI OLARAK KALMISTIR..."

"Canakkale Savasi" 19 Subat-1 Aralik 1915 tarihleri arasinda cereyan ettigine göre ATATÜRK-BESIKTAS diyalogunun 1915 yilinda basladigi bu belge ile açik seçik ortadadir... Kisacasi, bu "belge" göstermektedir ki, Ulu Önder Atatürk'ün ilk gözagrisi baska bir deyisle, tuttugu spor kulübü "BESIKTAS"tir...

Ayni belge ellerinde oldugu halde, kulüp sempatizanligi agir bastigi zaman bur gerçegi 1918'e çeviren baz arastirmacilara bir kez daha hatirlatalim. "ATATÜRK BESIKTAS'LIDIR"....

TARIH SIRALARINA GÖRE ATATÜRK'ÜN ZIYARET ETTIGI KULÜPLER:
1916-1919 arasi müteaddid defalar B.J.K. ziyaretleri olmustur.
3 Mayis 1918 (1334) fb spor kulübü
13 Ekim 1925(1341) karsiyaka spor kulübü
1 4 Ekim 1925(1341) altay gençlik kulübü
2 Aralik 1930 gs spor kulübü
30 Ekim 1935 günes kulübü (Istanbul)


hasanaltinok28ca

besiktas0hb


bjk

kupur164gu

BJK
bjk423

aspo

sporbjk832

Beşiktaş Spor Kulübü Kuruluş Tarihi

Beşiktaş Spor Kulübü Kuruluş Tarihi

Beşiktaş Spor Kulübü Kuruluş Tarihi
Son düzenleyen Kral_Aslan; 27 Ağustos 2007 12:59
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
24 Nisan 2006       Mesaj #22
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Beşiktaş takımında birkaç seneden beri kötü gidişe son verme adına yapılan tüm girişimler nedense başarısızlıkla nihayetleniyor. Tamam, yönetim kifayetsiz, oyuncu kalitesi yetersiz; peki bu takıma dünya kadar da isimli hoca geldi-geçti, niye müspet anlamda değişen bir şey olmuyor dersiniz? Üstelik de en kötü zamanlarda bile İnönü Stadyumu’nun en azından yarısı doluyorken!

Sponsorlu Bağlantılar
Beşiktaş’ın sahasında kendine güven duymadan oynayan henüz tek bir rakibe dahi rastlamadık. Gelen tüm takımlar korkmadan, çekinmeden, kora kor-dişe diş oynuyorsa ortada problem yok denilebilir mi? Dün de Sivasspor hızlı forveti Balili ile neredeyse ilk 10 dakika maçı alıp götürecekti.
Lorant, Sergen’i Cem Can’la adam markajına aldırarak Beşiktaş’ın hareketli oyuncuları Bobo ve Gökhan Güleç’i pas alamaz hale getirmeyi amaçlamıştı. Yasin ile sinir savaşına giren Ahmet Hassan’a, Balili ile cebelleşen Gökhan Zan da eklenince konumu itibarıyla fazlasıyla rahat olması gereken iki takımın maçı doyurucu bir hâl alamadı.
Oyun kurmayı başaramayan Beşiktaş da bu yüzden uzun zamandan beri unuttuğu bir şeyi, şut atmayı hatırladı. Sergen, Kleberson, Mehmet Sedef ile rakip kale yoklamaları da netice vermeyince ilk yarı ev sahibi ekibin yapacağı fazla bir şey kalmadı.
İkinci yarının ilk saniyesinde Beşiktaş az daha tarih yazacaktı; yanlış yerlerde pozisyon almayı alışkanlık haline getirmiş Cordoba’yı santranın ardından gol yemekten üst direk kurtardı. Ancak hemen akabinde Beşiktaş oyunu Sivas alanına yıkmaya muvaffak oldu. Gol şansları heba oldukça da ortalık gerildi, kartlar uçuşmaya başladı. Gökhan Güleç’in topu kontrol etmede ve kaleye vurmada yaptığı yanlış tercihler Beşiktaş’ın aradığı golü bulmasını engelleyen baş faktördü.
Oyuncularından daha hırslı olduğu öteden beri bilinen Lorant’ın maç boyunca yaptığı şovlar, seyirciyle girdiği ilginç diyaloglar, bizce sahada olup-bitenden daha enteresandı. Lorant sınırlı bütçeyle, böylesine tecrübesiz bir takımdan beklenenin üzerinde bir iş çıkarmış. Aynı şeyleri ne yazık ki geldiği zamandan beri destek verdiğimiz Tigana hakkında söyleyemiyoruz. Bu takımın idmanlarda ne yaptığını inanın çok merak ediyoruz; çünkü oyuncuların gücü olmasına, ligin sonu gelmesine karşın hâlâ ortada tatminkar bir oyun yok. Bizce artık Tigana’yı da tartışmaya açmanın vakti geldi!!!
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
3 Mayıs 2006       Mesaj #23
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Beşiktaş takımı kendisine sevdalı bir taraftar kitlesine sahip olduğu için ne kadar gurur duysa yeridir.

Uzun seneler boyu kupalara hasret kalındığı zaman dilimlerinde dahi takımına sonsuz hoşgörüyle yaklaşan nadir taraftarlardandır Beşiktaş seyircisi. Ancak sevgisi kadar olmasa bile öfkesinin de şiddetli olduğu unutulmamalı.
1997 senesinde tarihinde ilk defa Şampiyonlar Ligi'ne girmek adına Beşiktaş'ın önünde sadece Maribor diye ismi duyulmamış bir takım duruyordu. O takıma karşı İnönü'de ilk maç 0-0 bitince seyirciden öylesine büyük bir tepki geldi ki, soğukkanlılığını asla bozmamasıyla tanınan efsane başkan Süleyman Seba'nın ağzından takımın hocası Toshack'a şu sözler döküldü: Maribor'u elemeden dönerseniz ne sen ne de ben burada duramayız! Neyse ki ikinci maç 3-1 kazanıldı da, kimsenin huzuru kaçmadı.
Biz bugün oynanacak Fortis Kupası finalini de aynen 9 sene önce olduğu gibi gerek futbolcular gerekse de yönetim açısından tamam mı devam mı, sorusuna cevap alınacak maç gibi görüyoruz. Maçın istenmeyen sonuçla neticelenmesi halinde futbolcular arasında büyük temizlik, yöneticiler arasında ise önemli kopmalar yaşanması kaçınılmaz duruyor.
Her ne kadar ‘büyük maçları büyük futbolcular kazanıyor' olsa da, bu akşamki maça en büyük etkiyi Tigana ile Daum'un yapacağını düşünüyoruz. Fenerbahçe takımı Daum'la 4'lü savunma hattından asla taviz vermeyeceğine göre, burada Tigana'nın yapması gereken şey şu: Ankaraspor ile Vestel'in Fenerbahçe'yi nasıl yendiğini iyi etüt etmek ve takımının Fener'le oynadığı 2-2'lik maçı doğru yorumlamak. Orta sahayı kalabalık tutan ve kazandığı topları çabuk oynayan her takım Fener'i zorlar. Tabii ki burada top kazanmak kadar kazanılan o topları iyi servis etmek de önemli. Bu da hâliyle akıllara şu soruyu getiriyor: ‘Tümer ve Sergen aynı anda sahada olmalı mı?' Biz aynı anda bu ikilinin oynaması gerektiğini düşünenlerdeniz.
Umarız Tigana zor geçmesi umulan bu dönüm maçına Mehmet Sedef'le başlama yanlışına düşmez. Çünkü Daum'un kanat bölgelerinde şans vereceği bir Anelka, zaten ağır olan Beşiktaş defansı içinde bir de boş alan bulacak olursa, Tuncay ve Apiah'ın yardımlarıyla resital bile verebilir.
Geldiği günden beri hiçbir dönüm maçında üzerine kurtarıcı elbisesi giyememiş Cordoba'nın, 36 yaşından sonra panterleşeceğine ise pek inanasımız gelmiyor. İlk golü atan takımın maçı umduğundan kolay kazanması da kuvvetle muhtemel. Çünkü bu ülkede skor tabelasında geriye düştükten sonra 90 dakikanın hayli uzun bir süre olduğunu hatırlayan hiç kimse yok. Fenerbahçe'nin bu akşamki maçın ardından önünde düşünmesi gereken çok önemli 180 dakikası daha varken, Beşiktaş'ın bu maçın akabinde rahatlayacak olması da şüphesiz bir diğer avantajı. Tigana'nın orta sahayı kalabalık tutması ve doğru tertiple takımını sahaya sürmesi halinde Beşiktaş'ın avantaj kazanabileceği; macera araması durumunda ise kendi konumunun bile tartışmaya açılacağı bir maçla karşı karşıyayız.
tutkucan - avatarı
tutkucan
Ziyaretçi
5 Mayıs 2006       Mesaj #24
tutkucan - avatarı
Ziyaretçi
sitebuildercontent


fzs1024


g0088

imgphp?key1573

SeRCaNGallery23

TEŞEKKÜRLER ARKADAŞ SAĞOLASIN HELAL OLSUN

KARA KARTAL
denisim - avatarı
denisim
Ziyaretçi
17 Mayıs 2006       Mesaj #25
denisim - avatarı
Ziyaretçi
NE GÜZELSİNİZ YAAA
kompetankedi - avatarı
kompetankedi
VIP Bir Dünyalı
18 Mayıs 2006       Mesaj #26
kompetankedi - avatarı
VIP Bir Dünyalı
nobre001
Nobre artık Kartal
"Beşiktaş'a şampiyonluk yaşamak için geldim!"

Beşiktaş, anlaşmaya vardığı Brezilyalı oyuncu Marcio Nobre ile 3 yıllık sözleşme imzaladı. Siyah-beyazlı kulübün, sözleşme gereği Nobre'nin kulübü Central Espanyol'a bonservis bedeli olarak 3 milyon dolar vereceği, Brezilyalı oyuncunun ise yıllık 1 milyon 100 bin dolar alacağı kaydedildi. Siyah-beyazlı kulübün resmi internet sitesine açıklamada bulunan Brezilyalı oyuncu Nobre, Beşiktaş'a şampiyonluk yaşamak için geldiğini belirterek, "Büyük bir takıma şampiyonluk yaşamak için geldim. Umarım oynayacağım güzel futbol ve atacağım gollerle beklentilere en iyi cevabı verip Beşiktaş'a faydalı olacağım. Türkiye'de bulunduğum süre içerisinde Beşiktaş'a karşı çok forma giydim ve her açıdan bu büyük kulübü çok iyi tanıyorum" diye konuştu. Özellikle vatandaşları Kleberson ve Bobo ile birlikte oynayacak olmasının kendisine büyük avantaj sağlayacağını belirten Nobre, "Artık bu dakikadan sonra Kleberson ve Bobo ile birlikte Beşiktaş'ın başarısı için hep birlikte mücadele edeceğiz. Önümüzdeki sezon Turkcell Süper Lig'de, UEFA Kupası'nda ve Türkiye Kupası'nda çok büyük hedefleri olan bir kulübe geldiğimin farkındayım. Yeni takım arkadaşlarımla çok iyi bir grup olup, bu hedeflerimize ulaşacağımıza ve taraftarlarımıza büyük sevinç yaşatacağımıza inanıyorum" diye konuştu.
Beşiktaş'ı tercih etmesindeki en büyük nedenin şampiyonluk iddiası olduğunu belirten Nobre, "Hedefim Türk futbolseverlerinin bildiği Nobre'nin bugüne kadar gösterdiği performansının daha üzerine çıkıp, Beşiktaş'ın başarısına katkıda bulunmaktır" diyerek sözlerini tamamladı.
Öte yandan, Brezilyalı oyuncu, sabah saatlerinde Acıbadem Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçti.
Formayı giydi!
Beşiktaş'ın 3 yıllık anlaşmaya vardığı Brezilyalı futbolcu Marcio Nobre , Siyah-Beyaz formasıyla poz verdi. Fenerbahçe'de1,5 yıl forma giyen ve attığı goller ve başarılı performansıyla ligin en iyi golcüleri arasına giren Nobre, sarı lacivertli kulüple olan sözleşmesinin sona ermesinin ardın Beşiktaş'la anlaştı. Bugün sağlık kontrolünden geçen Brezilyalı golcü yeni sezonda giyeceği Beşiktaş formasıyla poz verdi.
Nobre, Fenerbahçe'den ayrılmadan önce takım arkadaşı Mehmet Yozgatlı ile vedalaştı
Nobre sağlık kontrolünden geçti
Beşiktaş Kulübü'nün anlaşmaya vardığı Fenerbahçe'nin eski futbolcusu Marcio Ferreira Nobre, sağlık kontrolünden geçti.
Brezilyalı futbolcu, siyah-beyazlı kulüp tarafından Kadıköy Acıbadem Hastanesi'nde sağlık kontrolüne tabi tutuldu

nnyaniyo8fy

Yaksak mı acaba ?! Msn Happy
Son düzenleyen Kral_Aslan; 27 Ağustos 2007 13:01
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
6 Temmuz 2006       Mesaj #27
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
BEŞİKTAŞIN KURULUŞU

1900 başlarıydı ve Türkiye'de kulüp düzeyinde spor faaliyetlerinin yapılması henüz yasaktı. Yani Kral 2. Edward'ın yasaklarının aynısı bizim ülkemiz için de geçerliydi. Spor kulüplerinin kurulması ve faaliyete geçmesi de siyasal nedenlerle mümkün değildi. Saray, her türlü toplantı ve gösteri yasağı uyguluyor ve özetle gençler spor yapmak imkanından mahrum kalıyordu.Yasak ve baskılara karşın gençler kendi ülkelerindeki gurbeti, yabancı ve azınlıklara tanınan serbestliğe ulaşmak çabası içinde yeneceklerdi. Yasak ve baskı dinlemeyenler İstanbul'un çeşitli semtlerinde birleşmeye başlamışlardı. Spor sevdalısı Beşiktaş'ın ilk öncüleri 1900 başlarında harekete geçen 26 genç insan; Hüseyin Bereket Mehmet Samil (Medine Muhafızı ve Şeyhülharem Osman Paşa'nın oğulları) Ahmet Fetgeri (Bahriye Subayı), Mehmet Ali Fetgeri (Yirmi Hareketli Terbiye-i Bedeniye ve Kadın Jimnastiği" adlı kitapların yazarı.), Fuat Balkan (Trakya Bağımsızlık Mücadelesi Önderlerinden, Türkiye'ye Eskrim Sporu'nu getiren ve aile fertleriyle 4 olimpiyata katılmış ender sporculardan.), Muhittin Pasa (Beyoğlu Mutasarrıfı), Mazhar Kazancı (C. Mustafa Paşa'da 11. Suvari Alayı Mulazim, Türkiye'nin ilk jimnastik hocalarından), Nazim Nazif Ander, Haydar Bey Cami Baykurt (Politikaci, Yazar… 1945'te çıkan Yeni Dünya Gazetisi'nin sahibi), Behçet Bey (Padişah Abdülhamit'in Kuşçubaşı'sı), Şevket Cenani (Basvekil Kadri Pasa'nın oğlu), Mahmut Naci Bey (Osmanlı Mebusan Meclisi Üyesi ve Trablusgarp Milletvekili), Refik Bey(Türkiye'nin ilk eskrimcilerinden), Şükrü Pasa (Serasker Rıza Paşa'nın oğlu), Hacı Ahmet Pasa (Enver Paşa'nın babası), Kılıç Ali ( Atatürk'ün silah arkadaşı,1. devre Gaziantep Milletvekili, Gündüz Kılıç'ın babası) Ziya Karamürsel (İstanbul Milletvekili), Kenan Bey (Padişah'ın özel hafiyesi), Yüzbaşı Fethi Bey (İlk şehit pilotumuz), Şeraffettin Bey(İzmir'e ilk giren suvari subayı), Şeref Bey (Yıldız", "Çırağan" ve "Dolmabahçe" saraylarına hizmet eden çeşitli arabalarla atların muhafaza edildiği, bugünkü İnonu Stadı'nın bulunduğu yerde olan, "Has Ahır"ın en onemli yetkili amiri.) Celal Davut Hami Bey, Fuat Paşa Kamil Beyler1902 yılının Kasım'ında Serencebey'de bir araya gelmiş ve kulüp kurmaya karar vermişlerdi. Bu istek 1903 yılının Mart ayında gerçekleşecekti.


kapali

bald eagle

Kara Kartallar Ünvanı Nereden Geldi ?

1932-33 sezonunda Istanbul Amatör Ligi'nin bitmesine bir hafta kalmisti. Son maç Besiktas ile Fenerbahçe arasindaydi. Bu maç sampiyonu belirleyecekti. Fenerbahçe Besiktas'tan iki puan öndeydi. Dolayisi ile bir beraberlik Fenerbahçe'yi sampiyon yapmaya yetecekti. Besiktas ise mutlaka kazanmaliydi.

seref Futbolu Besiktas'a getiren Seref Bey (soldaki resimde görünen) son zamanlarda yakalanmis oldugu hastaligin neticesinde her geçen gün eriyip gidiyordu. Ancak Seref Bey'in ömrü o önemli maçi görmeye vefa etmedi. Bedeni hastaliga daha fazla dayanamayan Seref Bey genç yasta hayata veda etti. Maçtan bir gün önce de topraga verildi. Tarih 16 Haziran 1933'dü. Final maçi oynananacak ve de sonunda ya Besiktas ya da Fenerbahçe sampiyon olacakti. Sahaya çikmadan önce Besiktas soyunma odasinda herkesin Seref Bey'in ölümü nedeni ile büyük bir üzüntü içinde oldugu görülüyordu. O sirada Hakki (Yeten) sessizligi bozarak arkadaslarina kendilerine gelmelerini söyledi. Eger Seref Bey hayatta olsaydi onun kendilerinden tek isteyeceginin bu maçi kazanmalari olacagini hatirlatti. Bunun üzerine Besiktas'li futbolcular Seref Bey'e layik olacak bir oyun ortaya koymak üzere and içerek sahaya ciktilar. Besiktas tarihinde ilk kez sahaya bu maçta simsiyah formalarla çikmisti. O matemin simgesiydi. Seref Bey'in kaybedilisinin acisini yansitiyordu.

Maç basladi. Fenerbahçe defansta kaliyor, bir puan için oynuyordu. Besiktas ise atak üstüne atak gelistiriyor ve gol atmak için yükleniyordu. Oyunun 24'üncü dakikasiydi. Nazim'in Fenerbahçe filelerine gönderdigi top tüm Besiktas'lilari ayaga kaldirmisti. Ancak hakem golü geçersiz saydi.

Oyunun büyük bölümü Fenerbahçe yari alaninda ve kalesi önünde oynandi. Ancak gol olmadi ve maç basladigi gibi 0-0 bitti. Bu sonuçla Fenerbahçe sampiyonluga uzanmisti.

Maçtan sonra konusanlar ligi ikinci sirada bitirmesine ragmen Besiktas'i öve öve bitiremiyorlardi.

- Ne takimdi öyle!
- 90 dakika içinde tam 66 kez akin yaptilar!
- Kartallar gibi saldirdilar.
- Evet. Aynen kara kartallar gibi...

Iste o siyah formalardan ve müthis futboldan sonra Besiktas sampiyonluga ulasamamisti ama büyük bir ünvan kazanmisti: KARA KARTALLAR.
Son düzenleyen Kral_Aslan; 27 Ağustos 2007 13:04
butcher - avatarı
butcher
Ziyaretçi
14 Temmuz 2006       Mesaj #28
butcher - avatarı
Ziyaretçi
ÇOK TEŞEKKÜRLER THİNKERBELL ŞANLI BEŞİKTAŞIMIZA DA BU YAKIŞIR
zindan.sefgi - avatarı
zindan.sefgi
Ziyaretçi
14 Temmuz 2006       Mesaj #29
zindan.sefgi - avatarı
Ziyaretçi
......................................YER SİYAH GÖK BEYAZ.............
BAŞKADA RENK BİLMEM...........
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
14 Temmuz 2006       Mesaj #30
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
KURULUŞU

1902 sonbaharında Beşiktaş Serencebey Mahallesi'nde, o zamanın Medine Muhafızı olan Osman Paşa'nın konağının bahçesinde, 22 kişilik genç grup, haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydı. Başta Osman Paşa'nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Beyler’in aralarında bulunduğu gençlerin ilk ilgilendikleri spor branşları, özellikle barfiks, paralel, güreş, halter, aletli ve aletsiz jimnastikti. O sıralarda siyasi hareketler dolayısıyla her türlü toplanmadan ürkerek hafiyeler dolaştıran 2. Abdülhamit'in adamları Serencebey'deki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençler bir baskınla karakola götürüldü. Bu sporcu gençlerin bir kısmının saray erkanına yakın olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbol oynamadıkları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşadı. Hatta saray çevresinden Şeyhzade Abdülhalim bu sporcuları destekledi ve sık sık antrenmanları seyretmeye başladı. Ünlü ***sör ve güreşçi Kenan Bey de antrenmanlara gelerek güreş ve ***s hareketleri göstermeye başladı.
1903 Mart'ında ise özel bir izinle Bereket Jimnastik Kulübü kuruldu. 1908'de Meşrutiyet'in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 Mart 1909'daki siyasi olaylardan sonra Edirne'de bulunan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, Hareket Ordusu ile İstanbul'a geldi. Siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey'de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi. Fuat Balkan, Ihlamur'daki evinin altındaki yeri, kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübü'nün adı Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi. Böylece jimnastik, güreş, ***s, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. Fuat Bey'in arkadaşları Refik ve Şerafettin Beyler de iyi birer eskrimciydi.

Bu arada Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Bey'in teşvikiyle Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü, 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu. Semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150'ye yükseldi. Kulübün merkezi de Ihlamur'dan Akaretler'de 49 numaralı binaya taşındı. Bir süre sonra bu bina da küçük gelince, yine Akaretler'de 84 numaralı binaya geçildi. Bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası haline getirildi.

Benzer Konular

23 Aralık 2011 / Misafir Spor