Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 112.838|Cevap: 6|Güncelleme: 28 Nisan 2016

Anatomi Nedir (Canlıların Vücut Yapısı İnceleme Bilimi)

8 Kasım 2006 14:06   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
ANATOMİ NEDİR?
Canlılar, hücre adı verilen en küçük yapısal birimlerin, çok karmaşık fonksiyonları yerine getirebilecek şekilde bir araya gelmesiyle oluşmuşlardır. Hücre, gözle görülemeyecek kadar küçüktür ve çevresi yarı geçirgen bir zarla kuşatılmış
Ad:  anatomi1.jpg
Gösterim: 218
Boyut:  19.4 KB
durumdadır. Hücreye şeklini veren sitoplâsma gerekli yaşamsal öğeleri içeren, yarı sıvı bir maddedir. Aynı görevdeki hücrelerin kümelenmesi ile dokular; farklı dokuların belirli bir işlevi görmek üzere birleşmesiyle de organlar oluşur. Yapısal özellikleri farklı olan organların bir araya gelmesi sonucunda da belirli bir işlevsel bütünlük gösteren sistemler şekillenir.


Anatomi terimi, eski Yunanca Ana (=içinden) ve Tome (-Temnein) (=kesmek) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Keserek ayırma, parçalama anlamına gelmektedir. Anatomi teriminin Latince’deki karşılığıdissection’dur. Günümüzde, kadavranın bölgelere ayrılması ve bu bölgelerin kesilerek incelenmesi yöntemi için genel bir ifade olarak disseksiyon terimi kullanılmaktadır.
Sponsorlu Bağlantılar

Anatomi geniş anlamda vücudun normal şeklini, yapısını; vücudu oluşturan organları ve bu organlar arasındaki yapısal, görevsel ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. Şekil bilim anlamına gelen morfoloji kavramı da canlıların şekilsel olarak incelenmesini belirtir. Bir görüşe göre anatomi terimi morfoloji ile özdeş olarak da kabul edilir. Ancak günümüzde oluşumların yalnızca şekilsel değil işlevsel özelliklerinin de önem kazanması, yapılan çalışmalarda hücre içi öğelerin ayrıntılı olarak, hatta moleküler düzeyde incelenmesi anatomi biliminin sınırlarını genişletmiştir. Anatomi eğitiminde kalıplaşmış kurallarla, işlevsel bağlantıları dikkate almayan bir yöntem seçilmesi ezbere dayanan ve edinilen bilgilerin kısa zamanda unutulmasına yol açan bir öğrenme ile sonuçlanır. Herhangi bir yapının işlevlerinin ve diğer yapılarla bağlantılarının birlikte öğrenilmesi ise anatominin bir bütün halinde daha kolay anlaşılması olanağını yaratır. Bu nedenle yapıların ayrıntılarından çok hastalıklar ya da yaralanmalarla olan işlevsel bağlantılarının öğrenilmesi, çağdaş tıp anlayışına daha uygundur.

ANATOMİNİN ALT GRUPLARI
İnsanlarda olduğu gibi, diğer canlılarda da yapısal özelliklerin araştırılması anatominin konusudur. Temel olarak kabul edildiği şekliyle diğer temel tıp bilimleri anatomi ile ilgili çalışmalardan türemişlerdir.

Tarihsel süreçte insan vücudunun tanınmasına duyulan yoğun ilgi ve buna bağlı elde edilen bilgi birikimi nedeniyle anatomi alt gruplara ayrılmıştır.

1. Makroskopik Anatomi (Gross Anatomi): İnsan yapısını gözle görülebilen şekliyle inceleyen anatomi dalıdır. Bu amaçla kullanılan temel eğitim aracı, ilaçlanarak doku özelliklerinin uzun zaman kalıcılığı sağlanan ölü insan vücududur (kadavra). Modeller, yazılı gereçler (kitap, atlas, poster gibi), video görüntüleri ve bilgisayar programlarından da eğitimde geniş ölçüde yararlanılmaktadır. Bilgisayarlı eğitim, bazı eğitim kurumlarında kadavranın yanında en yaygın kullanılan yöntem halini almıştır. Üç boyutlu görüntülerin elde edilmesi önemli bir avantajıdır.

2. Mikroskopik Anatomi (Histologia): Vücudu oluşturan organlardan özel teknikler ile alınarak boyanan doku örneklerini mikroskop altında inceleyen bilim dalıdır. Histoloji kelime olarak eski Yunanca’daki histos (=doku) ve logos (=bilim) sözcüklerinden oluşmuştur ve doku bilimi anlamına gelir. Mikroskop, gözle görülemeyen varlıkları değişen oranlarda büyüterek görülebilmelerini sağlayan en önemli eğitim aracıdır.

3. Sitoloji: Histolojinin bir bölümü olarak da kabul görmekte olan hücre bilimidir. Hücreyi oluşturan yapıların ayrıntılı olarak incelenmesini temel alır.

4. Gelişimsel Anatomi (Developmental Anatomy): İnsan vücudunun şekillenmeye başladığı ilk andan ölümüne kadar geçirdiği evreleri ve normal yapısal değişiklikleri inceler. Çeşitli alt başlıklara ayrılabilir:

Doğum Öncesi Dönemi Anatomisi (Embryologia): Dişi ve erkek eşey hücrelerininbirleşmesi ile şekillenen zigot oluşumundan doğuma kadar olan dönemi incelemeyi temel alır. Bu dönemi de embriyo ve fötus dönemi anatomisi olarak ikiye ayırmak olanaklıdır. Teknolojik gelişmeler, bazı hastalıkların doğumdan önce saptanabilmesini ve tedavisini sağlayabilmekte olduğundan fötus anatomisinin önemi giderek artmaktadır.

Çocukluk Dönemi Anatomisi (Child Anatomy): Doğumdan itibaren puberte dönemi sonrasına kadar süren gelişimi inceler.

Erişkin Dönemi Anatomisi (Adult Anatomy): Erişkin insan vücudunun yapısını inceler. Klasik ders kitaplarında verilen bilgiler erişkin insan vücudu temel alınarak hazırlanmıştır.

Yaşlılık Dönemi Anatomisi (Geriatric Anatomy) : Yaşlı insanlardaki normal yapısal değişiklikleri inceler.

5. Patolojik Anatomi: Makroskopik ya da mikroskopik olarak insan dokusunun normal olmayan yapısını inceler.

Öğrenim yöntemlerine göre anatominin alt grupları:
Anatomi eğitiminde temel amaç öğrencinin kendisine gereken bilgiyi en etkili yolla elde etmesi ve bunu verimli bir şekilde değerlendirmesidir. Amaca ulaşabilmek için gereken bilginin değişik yollarla verildiği farklı öğretim yöntemleri kullanılır. Bu yöntemlere göre de anatomi bir takım alt dallara ayrılır.

Sistematik Anatomi (Anatomia Systematica): Organizmayı organ topluluklarından oluşan sistemlere ayırıp, incelemeyi esas tutar. Bu öğretim modelinde bir sistem içindeki organlar ve doku grupları belirli bir sırayla öğretililir.

Bölgesel Anatomi (Anatomia Topographica-Anatomia Regionalis): Vücut bölgelere ayrılarak buralarda yer alan doku ve organlar dıştan içe incelenir.

Karşılaştırmalı Anatomi (Anatomia Comparativa): Çeşitli hayvanlar ve hayvanlarla insanlar arasındaki benzer organları kıyaslama yaparak inceler.

Cerrahi Anatomi (Anatomia Chirurgica): Cerrahi uygulamaları dikkate alarak organizmayı topografik olarak inceleyen anatomi dalıdır.

Klinik Anatomi (Anatomia Clinica): Sistematik, topografik ve cerrahi anatomiyi kapsayan bilgilerin klinikte canlı insan üzerinde uygulamasını yapan anatomi dalıdır.

Yüzeysel (Surface) Anatomi: Canlı üzerinde organları elle, gözle veya radyolojik, endoskopik olarak inceleyen daldır.

Kesitsel Anatomi (Radyolojik Anatomi): Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan ve önemi giderek artan bir topografik anatomi şeklidir. Çeşitli hastalıkların tanısında kullanılan yeni yöntemlerden bilgisayarlı tomografi (CT), nükleer manyetik rezonans görüntüleme (NMRI), pozitron emisyon tomografisi (PET) ve sintigrafide, vücudun değişik açılardan ve birkaç milimetrelik ince dilimlere ayrılması ile elde edilen görüntülerin incelenmesi amaçlanır.

Estetik (Plastik-Artistik) Anatomi: Çeşitli durumlarda vücudun dış şeklinde oluşan değişiklikleri ve nedenlerini inceleyen daldır; daha çok ressam ve heykeltraşları ilgilendirir.

Spor Anatomisi: Spor eğitimi verilen kurumlarda özellikle hareket sistemini oluşturan yapıların incelenmesine dayanan bir daldır.

Ölü organ ya da dokularla ilgili çalışmalar ölü anatomisi (necro anatomi); yaşayan insanla ilgili çalışmalar da canlı anatomisi (living anatomy) başlıklarında toplanabilir.

ANATOMİNİN KISA TARİHÇESİ
Tarihte tıbbi konular genel bir bakış açısı ile ele alınmıştır. Öncelikli olarak sık görülen hastalıkların nedenlerinin bulunması amaçlanmış ve daha çok anatomi ile fizyoloji konuları ilgi çekmiştir. İlk dönemlerin bilim adamları hekimlik, felsefe, matematik gibi birden fazla sayıdaki pozitif bilim dalında çalışmalar yapmışlardır. Mağara dönemi insanının avladığı hayvanların dış görünüşlerinin yanı sıra iç organlarını da duvarlara resmettiği bilinmektedir. Anatomiyle ilgili ilk yazılı kayıtlar eski Yunan'da Hippocrates (M.Ö.460-377) ile başlar. Hippocrates’in kafa kemikleri ile ilgili tanımlamaları günümüzde de geçerlidir. Aynı dönemlerin bir başka hekimi olan Aristoteles’de anatomi ile ilgili tanımlamalarda bulunmuştur. Ünlü Yunan hekimi Galenos (M.S. 130-200) ölü hayvan disseksiyonlarına ağırlık vermiştir. Daha sonra insanlarda da tanımlanmış olan periferik sinirler, eklemler ve kaslar üzerinde gözlemler yapmıştır. Galenos’un anatomik oluşumları ve çeşitli hastalıkları tanımladığı eseri orta çağın sonlarına kadar kullanılmıştır. M.S. 980-1037 yıllarında yaşayan ve Avrupalılar tarafından Avicenna ismi ile tanınan İbn-i Sina "Tıp Kanunu" kitabında anatomi ve fizyoloji ile ilgili konulara da yer vermiştir. İbn-i Sina eserlerinde Hippocrates ve Galenos’un görüşlerinden de yararlanmıştır.

Avrupa’da yaşanan yenilik hareketlerine paralel olarak anatomik çalışmaların da gelişme gösterdiği gözlenir. Örneğin Leonardo da Vinci’nin (1452-1519) insan vücudu ile ilgili çizimleri geçerliğini bugün de sürdürmektedir. Anatomi, ancak 16. yüzyılda bağımsız bir bilim dalı konumuna gelmiştir. İlk anatomist ve modern anatominin kurucusu olarak kabul edilen Andreas Vesalius (1514-1564) çok sayıda insan ölüsü incelemiş ve insan vücut yapısı üzerinde çalışmıştır. 1543 yılında yazdığı "De Humani Corporis Fabrica" adlı eseri Avrupa ülkelerinde uzun yıllar anatomi ders kitabı olarak kullanılmıştır. Binlerce yıl yalnızca gözle görülebilen oluşumların ölü insan vücudu üzerinde araştırılmasını amaçlayan anatomi bilimi, mikroskobun keşfi ile görülemeyen yapıları da inceleme olanağına kavuşmuştur. Teknolojide kaydedilen ilerlemeler oluşumların on binlerce kez büyütülebilmesini mümkün kılmaktadır. Çağımızda çalışmaların canlı insanlar üzerinde de sürdürülmesi sonucunda, anatominin çeşitli fizyolojik fonksiyonlarla ve klinik bilimlerle olan bağlantıları da araştırılabilmektedir.

ANATOMİDE KULLANILAN TERİMLER
Her bilim dalında olduğu gibi anatomide de çok miktarda kendine özgü terim vardır. Bunlar, yüzlerce yıldır kullanılan ve çoğunluğu Latince (L ) ve az bir bölümü de eski Yunanca (Grekçe-GR) kökenli olan terimlerdir. Her ülkede tıp eğitimi veren kurumlarda anadildeki karşılıkları ile birlikte öğretilirler. Anatomik terimler belirli vücut bölgelerinin tanımlanmasını sağlayan kesin anlamlı sözcüklerdir. Anatomi öğreniminde terimlerin işaret ettikleri oluşumlar kadar Türkçedeki karşılıklarının da öğrenilmesi gereklidir. Bu durum öğrenme sürecini uzatan önemli bir faktör gibi görünebilir. Ancak bir oluşum isminin Latince terminolojideki karşılığını ezberlemek yerine, ne anlama geldiğinin bilinmesi onun işlevsel özelliklerinin de kolayca kavranılmasını sağlamaktadır. Bu yolla öğrenilen anatomi bilgisi daha uzun süreli korunabilir. Bu yolla sık tekrarlar önlenebilir. Günümüzde bilim dili olarak İngilizce’nin öne çıkması nedeniyle oluşumların bu dildeki karşılıklarının öğrenilmesi de önem kazanmıştır.

Tıbbi-anatomik terimlerle ilgili düzenlemeler ilk olarak 1895 yılında Basel’de (İsviçre) uluslar arası düzeyde yapılan bilimsel toplantılarla belirlenmiştir. Basel Nomina Anatomica’sı (BNA) olarak isimlendirilen bu toplantılarda 30.000’den fazla sayıya ulaşan anatomi terimlerinde sadeleşmeye gidilmiş, Latince temel alınarak terim sayısı 4.500 dolayına indirilmiştir. Aynı oluşumu tanımlayan farklı dillerdeki karşılıkları terk edilmiş, oluşumları ilk kez tanımlayan araştırmacılara saygı unsuru olarak onların isimlerinin verildiği eponim terimlerin kullanılmasına son verilmiştir. BNA’dan sonra anatomi, histoloji ve embriyoloji ile ilgili terimlerin çağa uygunluğu beş yılda bir toplanan Dünya Anatomistler Kurultayları ile gözden geçirilerek yenilenmiştir. Nomina Anatomica ile ilgili son toplantı 1985 yılında yapılmış, oluşturulan yeni bir çalışma grubu Terminologia Anatomica (1998) isimli çalışmayı yayınlamıştır. Bu terimlerin her ülkede kullanılmasıyla tıp alanında dil birliği sağlanmış olmaktadır. Anatomide tanımlanan terimler tıbbın diğer alanlarında değişmeden kullanılırlar. Ancak klinik bilimlerde anatomik oluşumlar için Fransızca ve İngilizceden yapılan Türkçeleştirilmiş kullanımlar ya da eponim terimlerin kullanılması sıklıkla karşılaşılan durumlardır. Türkiye’de anatomik oluşumların isimlendirilmesinde 19. yüzyıl sonlarına kadar Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmıştır. Bu dönemde tıbbi eğitim dili olarak Fransızca kullanılmış, dünyada yaşanan gelişmeler ışığında Latince terminoloji giderek yerleşmiştir. Latince terimlerin karşılığı olarak Osmanlıca yerine Türkçenin kullanılması ancak cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir. Günümüzde hazırlanan kitaplarda, anatomik oluşumların tanımlanmasında Terminologia Anatomica esas alınmaktadır. Karaciğer, böbrek, gibi güncel Türkçede sık kullanılan sözcükler Latince terimlerin karşılığı olarak tercih edilmektedir.

Anatomik terimlerin uluslar arası alandaki yaygın kullanımına karşın, değişik klinik dallardaki bilim adamları oluşumları tanımlarken kendi terimlerini tercih etmektedirler. Örneğin anatomistlerce articulatio zygapophysealis olarak isimlendirilen omurlar arasındaki küçük eklemlere ortopedistlerce faset eklem olarak tanımlanırlar. Fransızca facette sözcüğünden köken alan bu terim, kıymetli bir taşın işlenmiş, parlatılmış yüzeyi anlamına gelir ve ekleme katılan kemik yüzeylerin düz ve parlak olması nedeni tercih edilmiştir.

Latince, tıp eğitiminde ve sanatsal edebi dil olarak geniş kullanılma alanına sahip olmakla birlikte günümüzde yaşayan bir dil değildir. Yirminci yüzyılın ortalarına kadar Katolik Kilisesi’nin resmi dili olarak kullanılmıştır. Temel olarak 26 harften oluşan ve Türkçe gibi fonetik bir dildir yani yazıldığı gibi okunur. Latince harflerin okunuşu büyük oranda Türkçe’dekilere benzer. Sessiz harfler –e seslidir. Latince terimlerin yazılma ve okunma kurallarının daha iyi anlaşılması için tıp terminolojisi ders notlarından yararlanılması gereklidir.

Alıntıdır

Son düzenleyen Safi; 28 Nisan 2016 06:20
Blue Blood
3 Şubat 2007 06:05   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Anatomi

Ad:  anatomi3.jpg
Gösterim: 139
Boyut:  18.1 KB
İnsan Anatomi

Anatomi, canlılar bilimi olan Biyolojinin bir koludur.
Biyolojinin çok geniş olan sınırı içine giren insan morfolojisi Embriyoloji ve Anatomiden meydana gelir.
Anatomi, grekçe ana (içinden) tome (kesmek) mânasına gelir kî disseksiyon yapmak demektir.
tnsan anatomisi, insan vücudunu meydana getiren ve belirli görevleri olan organ ve oluşumlardan bahseder.
İnsan vücudu birçok bakımdan incelenebilir; Estetik (güzel sanatlar). Filozofik bakımdan olduğu gibi.

Hekimlik ve cerrahlık bakımından Anatomi öğrenim ve öğretiminde kullanılan metodlar çeşitlidir:

1) Sistematik Anatomi
2) Topoğrafik Anatomi - Regional Anatomi
3) Tıbbî ve Cerrahî Anatomi - Tatbikattı Anatomi
4) Mikroskopik Anatomi - Histoloji
5) Developmental Anatomi - Embriyoloji
6) Kıyaslı (Komparatif) Anatomi
7) Yüzeyel Anatomi - Yüzey (Surface) Anatomisi.

Etimolojik anlamda anatomi, disseksiyon demek ise de insan vücudunu incelemek için, disseksiyondan başka usuller de vardır. iç organların muayenesinde kullanılan radiyolojik metodlar, yüzeyel ve topografik anatomide öğretilen projeksiyonlar üzerinde veya, doğrudan doğruya gözle, elle, parmak vurarak yapılan muayene gibi.

Anatomi Dersi, Anatomi Ders Notları
Öğrenim ve öğretim bakımından kullanılan bütün bu metodlar normal insan vücuduna aittir (Normal Anatomi).
Hasta organ ve vücutlardan bahseden Patolojik Anatomi­dir. Bu Anatominin ölü üzerinde yaptığı makroskopik muayene ve araştırmalar Otopsi adı alır.

Sistematik Anatomi (Sistem Anatomi);
Doku yapısı (strüktürü) birbirine yakınlık gösteren ve aynı görevle ilgili organlar, anatomik sistemleri meydana getirirler.
Sistematik Anatomi, insan vücudunu sistemlere ayırdıktan sonra, her bir sistem içindeki organları sırası ile ele alır ve onların görünüş­leriyle, şekil ve karakterlerini; birbirleriyle olan ilgi ve komşuluklarıyla, yapılarını anlatır.

Topografik Anatomi;
İnsan vücudunu bir takım bölgelere ayırdık­tan sonra, her bölgenin görüşü ve anatomik özelliklerini, hangi sistemle ilgili olursa olsun, o bölgede organları ve bunların birbiri ile ilgilerini ve yapılarını tabaka tabaka gözden geçirir. Buna Bölge Anatomisi (Regional Anatomi) adı verilir.
Tıbbî ve Cerrahî Anatomi ise, bu bölgelerin anatomisi ile birlikte Tıp ve Cerrahlık bakımından da önemini anlatır.

Yüzey (surface) Anatomisi veya Canlı üzerinde Anatomi;
Derindeki organ ve anatomik oluşumlardan mümkün olanlarının dışardan veya yüzeyden, gözle, elle veya âletle yapılabiecek muayenesini, sınırlarının veya şekillerinin gösterilmesini veya çizimesini anlatır. Bu anatominin içine Endoskopik ve Radyoskopik Anatomi de girer.

Mikroskopik Anatomi veya Histoloji;
Mikrotekni metodlarıyla normal insan vücudunu, mikroskop altında inceleyen ve anlatan anatomidir.

Gelişim Anatomisi veya Embriyoloji
(Developmental Anatomi); Bu anatomi, aşılanmış yumurtacığın uterus içinde olgunlaşıp doğuncaya kadar geçen gelişimini inceler.
Son düzenleyen Safi; 28 Nisan 2016 06:21
Bia
30 Temmuz 2008 19:03   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Anatomi ve Duruş
Rahat bir koltukta oturmamıza veya yumuşak yatakta yatmamıza rağmen çok defa kas-eklem ağrılarından şikâyet ederiz. Bu ağrıların tıbbî yönden çok farklı sebepleri olduğunu görmekteyiz. Hastayı, hekime götüren şikâyetlerin büyük çoğunluğunu, hareket sisteminden kaynaklanan ağrı ve fonksiyon kayıpları teşkil eder. Bunlara misal olarak, eklem ve yumuşak doku travmaları, zorlamaları ve ağrılı şişmeler (enflamasyon) gösterilebilir. Kas ve iskelet sisteminin yumuşak dokularındaki ağrılar, kişinin ayakta durma, oturma ve hareket halindeki konum ve duruş (postural) tarzları ile alâkalıdır. İnsanda duruş ve hareket, diğer omurgalı canlılara göre çok farklıdır. Dik duruş sadece insana mahsus bir özelliktir. İki ayağı üzerinde dik durma ve yürüme Cenâb–ı Hakk'ın, insanların hayvanlara karşı izzetini göstermesi ve üstünlüğünün işareti olarak verdiği bir hususiyettir.

Herhangi bir kasıt ve irade göstermeden düzgün duruşumuzu sağlayan unsurlar şunlardır:
– Birbirine komşu omurları birbirinden ayıran disklerin iç basıncı,
– Gövdenin derinlerindeki ve yüzey kısmındaki kas liflerindeki gerginlik,
– Ön ve arka uzun kas liflerindeki gerginlik,
– Leğen kemiğinin kalça ve bacaklarla olan ve dizlerin dört yanındaki bağlar.

Omurga; bağlar, eklem kapsülleri ve kaslar gibi yumuşak dokulardan oluşan çok hassas ve plânlı bir destek sistemi ile dik durur. Normal hareket sisteminde kasların aktivasyonu için gerekli enerji miktarı en alt seviyededir. Bağların desteği ise, yapılarından ve yerleştirilmelerindeki özel plândan dolayı enerjisiz
gerçekleşir. Bağlar normalden fazla zorlandığında kaslar devreye girerek daha fazla zorlanmalarını önler.

Duruşun sabit bir şekli yoktur. Organizmanın destek dokuları dediğimiz bütün kas ve iskelet sisteminin hem kendini koruması, hem de randımanlı bir şekilde çalışması için; ayakta dururken, yürürken, otururken en uygun ve dengeli şekline standart duruş denir.

Standart duruş olarak tanımlanan böyle düzgün bir duruş, vücudun, yer çekimine karşı dengesinin korunmasında minimum enerji kullanmasına, ayrıca yıpranmasının en az seviyede olmasına imkân sağlar. Standart duruş bozulursa, yorgunluk, iskelette asimetri ve ağrı reseptörlerinin uyarılması ile ağrı oluşur.

Standart duruş nasıl değerlendirilir?
Postür, kişiye arkadan ve yandan bakılarak değerlendirilir. Arkadan bakıldığında omurga düz görünmeli, leğen kemiğinin çıkıntıları aynı hizada olmalıdır. Eğer bacak boylarında farklılık ve leğen kemiğinde bir bozukluk varsa omurga dengesi bozularak eğrilik (skolyoz) oluşur. Yandan bakıldığında, boyun ve belde çukurluk (lordoz), sırtta ise hafif bir kavis (kifoz) olmalıdır.

Bu normal yaratılış içinde postür, ağırlık merkezi ile dengede ve uyum içinde minimum enerji sarfıyla korunur. Mühendis gözüyle bakıldığında ayakta duran bir insanda, baş, gövde ve kalça gibi vücudun diğer bölümleri, çok dar bir temel üzerine oturtulmuştur. Bu paradoks yapılaşmanın görevinin sürdürülebilmesi, üç üçgenin de taban ve tepe ağırlık merkezlerinin iyi dengelenmiş olmasıyla açıklanır. Parçalardan hiçbiri boyuna (dik) eksenden uzakta olmadığı için, yapının dengelenmesinde fazla enerjiye gerek yoktur. Ayak tabanlarımızın iki yarım kubbe şeklinde olmasından dolayı, ayakta dururken oluşan kubbe şekli, vücudun ağırlığını en uygun şekilde dağıtarak yere basmamız sağlanır.
Erişkin postürüne tesir eden sebepler:
– Kalıtıma bağlı bariz kamburluk ve aşırı bel çukurluğu (lordoz),
– Doğuştan veya sonradan olma, yapıya ait bozukluklar: sinir, kas, kemik, kıkırdak ve bağ dokularında duraklamış veya ilerleyici anomaliler,
– Gelişme döneminde alışkanlıklar veya yanlış eğitimle kazanılmış bozuk postürler.

Günümüz hayat tarzında insanların bir bölümü mesleklerini masa başında oturarak icra etmektedir. Aynı şekilde öğrenciler, saatlerce okul sıralarında veya masalarda oturmaktadır. Çocukların henüz kemik–kas gelişmelerini tamamlamamış bedenleri, ağır okul çantaları altında ezilmekte; bunların neticesinde uygunsuz postür ve bunun yol açtığı kronik kas iskelet sistemi ağrıları ve bozuklukları meydana gelmektedir.

Postürün sosyal ve psikolojik yönü

İnsanlar genelde ellerini yanda sallandırır veya önde ve arkada birleştirerek dururlar. Yaratılıştan sahip olduğumuz bu fıtrî duruş, standart kabul edilir.
Sandalyede oturmak ise, fıtrî bir durum değildir. Sandalyenin geçmişi eskiye dayanır. Mısır ve Mezopotamya'da 5.000 yıl öncesi sandalye ve tabure kullanılıyordu. Çinliler daha 2.000 yıl önce sandalyeye oturmaya başladılar. Daha önceleri Çinliler de Japonlar ve Koreliler gibi yerde oturuyorlardı. Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki İslâm toplumu, kültür birikimleri ve ibadet şekli olarak yerde oturur. Dünyadaki insanların dörtte biri dinlenirken ve çalışırken yere oturur. Yerde otururken baş ve gövdenin ağırlığı, ayak, bacak ve sırtımızdan kalkmış olur. Çalışırken ve dinlenirken yere çömelme; Asya, Afrika ve Lâtin Amerika'da milyonlarca insanın alışkanlığıdır. Türk oturuşu veya terzi oturuşu denen bağdaş kurma, Ortadoğu ve Asya'da yaygındır. Bağdaş oturuş tipinde nefes alıp verme ve akciğer diyaframının hareketleri daha rahat olmaktadır.

Kas ve iskelet sistemini harekete geçiren davranışlar, kişilerin duygu ve düşüncelerinin müspet veya menfî olarak tesiri altındadır. Bu tesirler kişinin duruşunda hemen kendini gösterir. Meselâ, çocuğun tekrarlanan azarlanmaları, suçlanması ve çeşitli sebeplerle (yetim olma, sakatlıklar, fakirlik ve dışlanma gibi) eksiklik kompleksine düşmesi, duruşuna doğrudan tesir edecektir. Bu durum, dik duruşta kalça ve omurgada öne eğilme ve başın öne gelmiş görüntüsü ile sonuçlanır. Buna suçlu çocuk duruşu denir. Bu sürerse, çocuğun normal kabul ettiği duruş biçimi haline gelir. Buna da yetim çocuk duruşu denir. Kaslar bu şekilde dengesiz bir postürde devamlı çalıştıklarında, yorgunluk, bitkinlik ve rahatsızlıklar ortaya çıkar.
Hissettiğimiz biçimde durur, yahut hareket ederiz. Postürümüz veya davranışlarımız, o anki iç dünyamızı çevremizdekilere ayna gibi aksettirir. Hareket tarzımız, çevremiz ve dostlarımız hakkında düşündüklerimizi açıkça belli eder. Başka bir ifadeyle, duruş bütün yönleri ile vücudun dilidir.
Kalıcı postür bozukluğunu tedavi etmek, çok zor ve zaman isteyen bir iştir.

Çocuklukta verilen doğru oturma, yürüme eğitimleri, ileride oluşacak duruş bozukluklarını engelleyebilir. Doğru oturma, yürüme ve yatma nasıl olmalıdır?
Otururken kullanılan sandalye veya sıralar, insanın postür yapısı için uygun olan bel çukurluğunu ve sırt kavisini destekleyecek şekilde olmalıdır. Ayakların, üzerine konacağı 20–30 cm yüksekliğinde tahta basamaklar, kişinin dik ve rahat oturmasını sağlar. Ayakta dururken ve yürürken ayakları sıkmayan, rahat
olan ve taban kubbesini destekleyen ayakkabılar tavsiye edilir.
Yürürken ise; baş dik, omuzlar aynı hizada, karın içe çekilmiş, göğüsler önde dik yürüme postürü en uygun olanıdır.

Duruşun önemi yanında, insan sağlığında yatma şeklinin de büyük önemi vardır. En rahat yatma şekli, bebeğin anne karnındaki duruş şeklidir. Yani el ve ayakların öne çekilmiş hâli, ısı muhafazası ve dinlenme için idealdir. Sağ eli başın altına koyup sağa dönerek yatmanın, kalbe baskı olmaması yönünde faydası bilinmektedir. Bu yatma şekli Peygamberimiz (sas)'in yatış şekli olup, toplumumuzca bilinmekte ve uygulanmaktadır.

KOCAGİL, Dr. Selami

Kaynaklar
1. Rene Cailliet, MD. Yumuşak Doku Ağrıları ve Fonksiyon Kaybı, Çeviri Editörü: Prof. Dr. Önder Kayhan.
2. Rene Cailliet, MD. Bel Ağrısı Sendromları, Çeviri Editörü: Dr. Necdet Tuna.

Alıntı
Genbilim
Son düzenleyen Safi; 24 Nisan 2016 00:58
28 Nisan 2016 05:16   |   Mesaj #4   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
ANATOMİ NEDİR?
Canlılar, hücre adı verilen en küçük yapısal birimlerin, çok karmaşık fonksiyonları yerine getirebilecek şekilde bir araya gelmesiyle oluşmuşlardır. Hücre, gözle görülemeyecek kadar küçüktür ve çevresi yarı geçirgen bir zarla kuşatılmış
Ad:  anatomi2.jpg
Gösterim: 99
Boyut:  29.7 KB
durumdadır. Hücreye şeklini veren sitoplâsma gerekli yaşamsal öğeleri içeren, yarı sıvı bir maddedir. Aynı görevdeki hücrelerin kümelenmesi ile dokular; farklı dokuların belirli bir işlevi görmek üzere birleşmesiyle de organlar oluşur. Yapısal özellikleri farklı olan organların bir araya gelmesi sonucunda da belirli bir işlevsel bütünlük gösteren sistemler şekillenir.
Anatomi terimi, eski Yunanca Ana (=içinden) ve Tome (-Temnein) (=kesmek) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Keserek ayırma, parçalama anlamına gelmektedir. Anatomi teriminin Latince’deki karşılığı dissection’dur. Günümüzde, kadavranın bölgelere ayrılması ve bu bölgelerin kesilerek incelenmesi yöntemi için genel bir ifade olarak disseksiyon terimi kullanılmaktadır.

Anatomi geniş anlamda vücudun normal şeklini, yapısını; vücudu oluşturan organları ve bu organlar arasındaki yapısal, görevsel ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. Şekil bilim anlamına gelen morfoloji kavramı da canlıların şekilsel olarak incelenmesini belirtir. Bir görüşe göre anatomi terimi morfoloji ile özdeş olarak da kabul edilir. Ancak günümüzde oluşumların yalnızca şekilsel değil işlevsel özelliklerinin de önem kazanması, yapılan çalışmalarda hücre içi öğelerin ayrıntılı olarak, hatta moleküler düzeyde incelenmesi anatomi biliminin sınırlarını genişletmiştir. Anatomi eğitiminde kalıplaşmış kurallarla, işlevsel bağlantıları dikkate almayan bir yöntem seçilmesi ezbere dayanan ve edinilen bilgilerin kısa zamanda unutulmasına yol açan bir öğrenme ile sonuçlanır. Herhangi bir yapının işlevlerinin ve diğer yapılarla bağlantılarının birlikte öğrenilmesi ise anatominin bir bütün halinde daha kolay anlaşılması olanağını yaratır. Bu nedenle yapıların ayrıntılarından çok hastalıklar ya da yaralanmalarla olan işlevsel bağlantılarının öğrenilmesi, çağdaş tıp anlayışına daha uygundur.

ANATOMİNİN ALT GRUPLARI
İnsanlarda olduğu gibi, diğer canlılarda da yapısal özelliklerin araştırılması anatominin konusudur. Temel olarak kabul edildiği şekliyle diğer temel tıp bilimleri anatomi ile ilgili çalışmalardan türemişlerdir.
Tarihsel süreçte insan vücudunun tanınmasına duyulan yoğun ilgi ve buna bağlı elde edilen bilgi birikimi nedeniyle anatomi alt gruplara ayrılmıştır.

1. Makroskopik Anatomi (Gross Anatomi):
İnsan yapısını gözle görülebilen şekliyle inceleyen anatomi dalıdır. Bu amaçla kullanılan temel eğitim aracı, ilaçlanarak doku özelliklerinin uzun zaman kalıcılığı sağlanan ölü insan vücududur (kadavra). Modeller, yazılı gereçler (kitap, atlas, poster gibi), video görüntüleri ve bilgisayar programlarından da eğitimde geniş ölçüde yararlanılmaktadır. Bilgisayarlı eğitim, bazı eğitim kurumlarında kadavranın yanında en yaygın kullanılan yöntem halini almıştır. Üç boyutlu görüntülerin elde edilmesi önemli bir avantajıdır.

2. Mikroskopik Anatomi (Histologia):
Vücudu oluşturan organlardan özel teknikler ile alınarak boyanan doku örneklerini mikroskop altında inceleyen bilim dalıdır. Histoloji kelime olarak eski Yunanca’daki histos (=doku) ve logos (=bilim) sözcüklerinden oluşmuştur ve doku bilimi anlamına gelir. Mikroskop, gözle görülemeyen varlıkları değişen oranlarda büyüterek görülebilmelerini sağlayan en önemli eğitim aracıdır.

3. Sitoloji:
Histolojinin bir bölümü olarak da kabul görmekte olan hücre bilimidir. Hücreyi oluşturan yapıların ayrıntılı olarak incelenmesini temel alır.

4. Gelişimsel Anatomi (Developmental Anatomy):
İnsan vücudunun şekillenmeye başladığı ilk andan ölümüne kadar geçirdiği evreleri ve normal yapısal değişiklikleri inceler.
Çeşitli alt başlıklara ayrılabilir:
A-Doğum Öncesi Dönemi Anatomisi (Embryologia): Dişi ve erkek eşey hücrelerinin birleşmesi ile şekillenen zigot oluşumundan doğuma kadar olan dönemi incelemeyi temel alır. Bu dönemi de embriyo ve fötus dönemi anatomisi olarak ikiye ayırmak olanaklıdır. Teknolojik gelişmeler, bazı hastalıkların doğumdan önce saptanabilmesini ve tedavisini sağlayabilmekte olduğundan fötus anatomisinin önemi giderek artmaktadır.
B-Çocukluk Dönemi Anatomisi (Child Anatomy): Doğumdan itibaren puberte dönemi sonrasına kadar süren gelişimi inceler.
C-Erişkin Dönemi Anatomisi (Adult Anatomy): Erişkin insan vücudunun yapısını inceler. Klasik ders kitaplarında verilen bilgiler erişkin insan vücudu temel alınarak hazırlanmıştır.
D-Yaşlılık Dönemi Anatomisi (Geriatric Anatomy) : Yaşlı insanlardaki normal yapısal değişiklikleri inceler.

5. Patolojik Anatomi:
Makroskopik ya da mikroskopik olarak insan dokusunun normal olmayan yapısını inceler.
Öğrenim yöntemlerine göre anatominin alt grupları:
Anatomi eğitiminde temel amaç öğrencinin kendisine gereken bilgiyi en etkili yolla elde etmesi ve bunu verimli bir şekilde değerlendirmesidir. Amaca ulaşabilmek için gereken bilginin değişik yollarla verildiği farklı öğretim yöntemleri kullanılır. Bu yöntemlere göre de anatomi bir takım alt dallara ayrılır.

Sistematik Anatomi (Anatomia Systematica): Organizmayı organ topluluklarından oluşan sistemlere ayırıp, incelemeyi esas tutar. Bu öğretim modelinde bir sistem içindeki organlar ve doku grupları belirli bir sırayla öğretililir.
Bölgesel Anatomi (Anatomia Topographica-Anatomia Regionalis): Vücut bölgelere ayrılarak buralarda yer alan doku ve organlar dıştan içe incelenir.
Karşılaştırmalı Anatomi (Anatomia Comparativa): Çeşitli hayvanlar ve hayvanlarla insanlar arasındaki benzer organları kıyaslama yaparak inceler.
Cerrahi Anatomi (Anatomia Chirurgica): Cerrahi uygulamaları dikkate alarak organizmayı topografik olarak inceleyen anatomi dalıdır.
Klinik Anatomi (Anatomia Clinica): Sistematik, topografik ve cerrahi anatomiyi kapsayan bilgilerin klinikte canlı insan üzerinde uygulamasını yapan anatomi dalıdır.
Yüzeysel (Surface) Anatomi: Canlı üzerinde organları elle, gözle veya radyolojik, endoskopik olarak inceleyen daldır.
Kesitsel Anatomi (Radyolojik Anatomi): Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan ve önemi giderek artan bir topografik anatomi şeklidir. Çeşitli hastalıkların tanısında kullanılan yeni yöntemlerden bilgisayarlı tomografi (CT), nükleer manyetik rezonans görüntüleme (NMRI), pozitron emisyon tomografisi (PET) ve sintigrafide, vücudun değişik açılardan ve birkaç milimetrelik ince dilimlere ayrılması ile elde edilen görüntülerin incelenmesi amaçlanır.
Estetik (Plastik-Artistik) Anatomi: Çeşitli durumlarda vücudun dış şeklinde oluşan değişiklikleri ve nedenlerini inceleyen daldır; daha çok ressam ve heykeltraşları ilgilendirir.
Spor Anatomisi: Spor eğitimi verilen kurumlarda özellikle hareket sistemini oluşturan yapıların incelenmesine dayanan bir daldır.
Ölü organ ya da dokularla ilgili çalışmalar ölü anatomisi (necro anatomi); yaşayan insanla ilgili çalışmalar da canlı anatomisi (living anatomy) başlıklarında toplanabilir.
Son düzenleyen Safi; 28 Nisan 2016 06:21
28 Nisan 2016 05:30   |   Mesaj #5   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
ANATOMİK DURUŞ
DÜZLEM VE EKSENLER


Sponsorlu Bağlantılar
Anatomik duruş:

Anatomi öğretiminde organlar ve oluşumları anlatılırken tüm tanımlamalar ve ilişkiler; karşımızda ayakta duran, yüzü bize dönük, baş ve gövdesi dik, kolları yanlarda aşağıya sarkık, avuç içi öne bakan, ayakları birleşik ve öne dönük bir kişiye göre yapılır. Bu pozisyona anatomik duruş denir (Şekil: 1). Bu konumda bulunan bir insan vücudundan dört düzlemin ve üç ana eksenin geçtiği tasarlanmıştır. Gerçekte olmayan bu tasarlanmış düzlem ve yönler, bir organ ya da oluşumun vücuttaki normal duruş şeklini (situs pozisyonunu) anlatabilmek için gereklidir.
Bu pozisyonda, organların belirli noktaların tanımlanmasında superior, inferior, anterior ve posterior (üst, alt, ön ve arka) gibi terimler kullanılır. Bu terimlerin alternatifi olarak embriyolojik gelişim aşamaları ile ilgili tanımlanmış olan cranialis, caudalis, ventralis ve dorsalis (baş, kuyruk, ön ve sırt) sözcükleri de kullanılabilir. Farklı bölgelerin tanımlanmasında kullanılan terimler, karşılaştırma olanağının yaratılması için genellikle ters anlamlı sıfatlardan oluşturulmuştur. Vücutta tanımlanmış herhangi bir oluşumun yeri kişinin anlık pozisyonuna göre değişme göstermez. Örneğin ayakta duran bir kişinin, yatan bir hastanın ya da elleri üzerinde yürüyen bir akrobatın ağzı daima gözlerinin alt (inferior) tarafındadır. Pozisyonun belirtilmesinde kullanılan terimlerin bir bölümü.

Düzlemler (Planum’lar):
İnsan vücudunu tanımlamak amacıyla kullanılırlar ve vücudu tasarlanmış kesitlere ayırırlar.
Planum sagittale (Oksal düzlem): Karşı yöne doğru ok atmaya hazırlanan bir kişide yay tarafından oluşturulan düzlemdir. Vücudu sağ ve sol iki yarıma ayırır. Vücudun tam ortasından geçerek iki eşit yarıma ayıran sagittal düzleme planum medianum ya da planum sagittale medianum denir.
Planum frontale (coronale- Taçsal düzlem): Planum medianum'a dikey olarak alın bölgesine paralel, yukarıdan aşağıya veya tersine geçen tüm düzlemlerdir. Vücudu ön ve arka bölümlere ayırır.
Planum transversum (horizontale- Yatay düzlem): Yere paralel ve diğer düzlemlere dik olarak geçen düzlemlerdir. Vücudu üst ve alt bölümlere ayırır.
Ad:  düzlemler1.JPG
Gösterim: 119
Boyut:  37.7 KB

Temel düzlemler dışında kalan ve klinik anatomide sık kullanılan düzlemler: İç organları koruyan ve kuşatan kemiklerin belirli çıkıntılarından geçen beş yatay düzlem vardır. Bu düzlemler iç organların yerlerini tanımlamaları açısından klinik uygulamalarda önemlidir.
1. Planum subcostale: En alt kıkırdak kaburgalara teğet geçen düzlemdir.
2. Planum transpyloricum: Sternum alt ucu ile symphysis pubica arasındaki uzaklığın tam ortasından geçen düzlemdir.
3. Planum interspinale: Her iki koksa kemiğinin üst-ön uçlarından geçen düzlemdir.
4. Planum intertuberculare: Tuberositas iliaca'ların üst bölümünden geçen düzlemdir.
5. Planum supracristale: Ilium'da crista iliaca'nın en üst bölümünden geçen düzlemdir.


Eksenler (Axis'ler - Yönler):
İnsan vücudundan geçen ve eklemler çevresinde oluşan hareketlerin tanımlanmasında kullanılan yönlerdir. Üç temel ve sonsuz sayıda ikincil eksen vardır . Temel eksenler şunlardır:
Axis verticalis: Baştan ayaklara doğru düşey inen, yere dik eksendir.
Axis sagittalis: Ok yönünde, yere paralel, önden arkaya veya arkadan öne geçen eksendir.
Axis transversalis: Yere paralel, sağdan sola, soldan sağa geçen eksendir.
Ad:  eksenler.JPG
Gösterim: 92
Boyut:  38.2 KB
28 Nisan 2016 05:50   |   Mesaj #6   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
VÜCUDUN BÖLÜMLERİ (PARTES CORPORIS HUMANI)
İnsan vücudu (corpus humanum) beş bölüme ayrılır.
Ad:  bölge1.jpg
Gösterim: 124
Boyut:  13.5 KB

1- Baş (Caput)
2- Boyun (Collum)
3- Gövde (Truncus)
a. Göğüs (Thorax)
b. Karın (Abdomen)
c. Leğen (Pelvis)
Gövde, vücudun kemik yapılar içinde korunan bölümü olarak kabul edilir. Bununla birlikte ön, yan ve arka taraftan korunmalı olan tek yer göğüstür. Göğüs ve karın arasında bulunan diaphragma, bu iki bölümü birbirinden ayıran kas ve kiriş dokularından oluşan bir bölmedir. Yaygın düşüncenin aksine yatay bir düzlemde değildir. Karın bölgesi, yalnızca arkada yer alan omurga kemikleri ile korunurken leğen bölgesi tamamı ile kemik koruma içindedir. Karın ve leğen arasında ayırıcı bir oluşum bulunmaması nedeni ile bazı kaynaklar bu bölümleri tek bir boşluk olarak değerlendirmekte ve buraya abdomino-pelvik boşluk ismi verilmektedir.
4- Üst taraf (Membrum superius/Extremitas superius)
a. Kol (Brachium).
b. Önkol (Antebrachium)
c. El (Manus)
5 Alt taraf - (Membrum inferius/Extremitas inferius)

a. Uyluk (Femur)
b. Bacak (Crus)
c. Ayak (Pes)
Ayrıca omos (omuz) üst tarafa; gluteus (kalça) alt tarafa ait bağlantı (kavşak) bölümleri olarak kabul edilmektedir.

Erişkinde anatomik yapının tanımlanmasında kullanılan bir başka yöntem oluşumların gelişimsel kökenlerine göre tanımlanmasıdır. Gelişime göre insan vücudu üç yapıdan şekillenir:
1. Somatik yapılar: Vücut duvarından oluşan yapılardır. İskelet, iskelet kasları, bu yapılarla ilgili bağ dokular ve deri somatik yapıları oluşturur. Üst ve alt taraflar da somatik yapılardır.
2. Visseral yapılar: Kalp, akciğerler, sindirim kanalı gibi yapıların oluşturduğu iç organlardır.
3. Yutak kavsi yapıları: Erken embriyolojik evrede ağız arkasında kalan yutak alanlarından gelişen yapılardır. Alt çene ile baş-boyun bölgesindeki bazı kaslar bu alanlar içinde yer alırlar.
Merkezi sinir sistemini oluşturan beyin ve omurilik gibi yapılar bu sınıflama içinde uygun bir yerleşime sahip değildir.

VÜCUT BOŞLUKLARI VE BU BOŞLUKLARDA BULUNAN ORGANLAR:
Ad:  boşlukları.JPG
Gösterim: 94
Boyut:  44.7 KB

İskelet sistemi elemanlarınca (genel tanım olarak kemiklerce) çevrelenmiş bulunan vücut bölümleri vücut boşlukları olarak belirtilir. Temel olarak ön ve arka iki vücut boşluğu vardır.
1- Arka (Dorsal) vücut boşluğu:
A) Cavitas cranii (Kafatası boşluğu)
B) Canalis vertebralis (Omurga kanalı)
2- Ön (Ventral) vücut boşluğu
A) Cavitas thoracis (Cavitas thoracica, Thorax - Göğüs boşluğu)
B) Cavitas abdominalis (Cavitas abdominis, Abdomen - Karın boşluğu)
C) Cavitas pelvis (Cavitas pelvica, Pelvis - Leğen boşluğu)

Dorsal vücut boşluğunun üst bölümünde (cavitas cranii) beyin; alt bölümünde ise (canalis vertebralis) omurilik yer almaktadır.
Ventral vücut boşluğu içinde yer alan oluşumlar ise şunlardır:
1. Göğüs boşluğunda: Akciğerler, kalp ve kalpten çıkan büyük damarlar, soluk borusunun alt bölümü ve bronşlar, yemek borusu, timus bezi, ductus thoracicus, n. vagus ve n. phrenicus, bazı otonom sinir lifleri.
2. Karın boşluğunda: Mide, ince ve kalın bağırsaklar, pankreas, karaciğer, safra kesesi, dalak, böbrekler, böbrek üstü bezleri, aorta'nın alt bölümü, bazı otonom sinir lifleri.
3. Leğen boşluğunda: Mesane, ince bağırsak kıvrımları, düz bağırsak (rectum), erkekte prostat, vesicula seminalis, ductus deferens; kadında uterus, ovarium'lar, tuba uterina'lar.

Pozisyonun belirtilmesinde kullanılan yön ve yer belirten terimler
dexter- sağ X sinister- sol,
anterior- ön, önde X posterior- arka, arkada
ventralis - karın X dorsalis- sırt, sırtta, tarafında
sagittalis - oksal, ok X transversalis- enine, yönünde
medialis - iç yan X lateralis - dış yan,
verticalis - düşey X horizontalis - yatay
superior - üst, üstte X inferior - alt, altta
cranialis - baş tarafında X caudalis - ayak tarafında, kuyruk tarafında
superficialis- yüzeysel X profundus - derin
medius- orta
intermedius- iki oluşumun arasında
longitudinalis- boyuna, boyunca
centralis- merkezi X peripheralis- çevre
internalis- iç (dahili) X externalis- dış (harici)
proximalis- merkezi X distalis- merkezden uzak
ipsilateralis- aynı taraf X contralateralis- karşı taraf
apex- tepe X basis- taban
apicalis- tepede X basalis- tabanda

El ve ayaklar genel olarak benzer ve birbirinin karşılığı olan yapılardır. Ancak yerleşimlerine göre isimlendirilmelerinde farklılık vardır. Elde avuç içi olarak tanımlanan bölge anatomik duruşa göre ön yüzde yer alır ve elin palmar yüzünü (Palma manus) oluşturur. Elin diğer tarafı dorsal yüzüdür (Dorsum manus-el sırtı). Avuç içinin karşılığı olan ayak tabanı ise aşağıya yönelmiştir ve burası ayağın plantar yüzüdür (Planta pedis). Ayağın öne bakan tarafı ise dorsal yüz (Dorsum pedis-ayak sırtı) olarak tanımlanır. Benzer olarak el baş parmağı lateral (dış) tarafta iken onun karşılığı olan ayak baş parmağı medial (iç) tarafta yer alır.
Anatomik pozisyon hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olan ve pozisyonun tanımında yön ve yer belirten terimleri doğru kullanan bir öğrenci postürdeki değişiklikleri ya da yapılan hareketleri açıklamakta bir güçlük yaşamayacaktır.
28 Nisan 2016 06:12   |   Mesaj #7   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Organizmadaki hareketi belirtmek için kullanılan terimler
Ad:  hareket1.JPG
Gösterim: 84
Boyut:  31.0 KB
İnsan vücudunun bütün hareketleri eksenler çevresinde yapılır. Bu terimler şunlardır:
Sponsorlu Bağlantılar
flexion- bükme, bükülme. Herhangi bir uzvu sagittal planda ve horizontal eksende bükme işlemidir.
extention- germe, gerilme. Bükülü olan uzvun tekrar gerilmesidir.
abduction- uzaklaştırma. Herhangi bir uzvun koronal planda ve sagittal eksende orta hattan uzaklaştırılmasıdır.
adduction- yaklaştırma. Uzaklaştırılan uzvun tekrar orta hatta yaklaştırılmasıdır.
Bu dört hareket angular- açısal hareketler olarak bilinir. Angular hareketlerin kombinasyonu dairesel bir hareket sağlar. Buna da circumduction adı verilir.
Ad:  hareket2.JPG
Gösterim: 71
Boyut:  26.7 KB

Gövdenin koronal düzlemde yapılan bükülme hareketine ise lateral flexion denir.
rotation- dönme, döndürme. Vertikal eksende orta hat çevresinde yapılan harekettir. Boyun ile yapılan dönme hareketinde yüzün öne gelen tarafının sağ ya da sola doğru yer değiştirmesi söz konusudur. Üst ve alt taraflarda yapılan dönme hareketlerinde orta hattın uzun kemiklerin ortasından geçtiği var sayılır. Yapılan hareket anatomik pozisyona göre tanımlanır ve iki yönde gerçekleşebilir. Bu hareketler external rotation (lateral rotation)- dışa döndürme ve internal rotation (medial rotation)- içe döndürme olarak isimlendirilir.

Parmakların abduksiyon ve adduksiyon hareketleri orta parmaktan geçen bir eksene göre tanımlanır. Elde baş parmak, anatomik duruşta diğer parmaklarla 900 açı oluşturur ve palmar yüzü içe dönüktür. Hareket yeteneği fazla olan baş parmağın palmar yüzü ile diğer parmakların palmar yüzlerinin karşı karşıya getirilmesi opposition; normal konumuna getirilmesi ise reposition olarak isimlendirilir. Ayakta tanımlanan bükme ve germe hareketlerinin tanımlanması iki şekilde yapılabilir. Ayak tabanının arkaya bakacak şekilde bükülmesi, ayağın fleksiyon hareketini; öne bakacak şekilde bükülmesi ise ekstensiyon hareketini oluşturur. Bu hareketler ayağın plantar fleksiyonu ve dorsal fleksiyonu (dorsifeksiyon) olarak da tanımlanmaktadır.
Ad:  hareket.jpg
Gösterim: 115
Boyut:  24.1 KB

Özel tanımlanmış rotasyon hareketleri:
supinasyon- önkolun dışa döndürülmesi, su içme pozisyonu, avuç içinin öne bakması
pronasyon- önkolun içe döndürülmesi, avuç içinin arkaya bakması
inversion- ayak tabanının içe döndürülmesi
eversion- ayak tabanının dışa döndürülmesi
elevation- yukarı doğru kaldırma
depression- aşağı doğru bastırma
Ad:  hareket3.JPG
Gösterim: 88
Boyut:  31.9 KB

kaynak: Anatomi

Daha fazla sonuç:
makroskopik anatomi nedir