Arama

Dünya Kentleri: Bağdat

Güncelleme: 21 Aralık 2016 Gösterim: 5.554 Cevap: 2
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
1 Nisan 2007       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

Bağdat


Irak’ın başkenti, Bağdat ilinin (muhafaza) merkezi ve ülkenin en büyük kenti.
Sponsorlu Bağlantılar

Eski Mezopotamya’nın da en önemli kentleri Bağdat çevresinde kurulmuştur. Ülkenin ortakuzey kesiminde, Dicle Irmağının iki yakası üzerinde ve Dicle’nin Fırat’a en çok (42 km) yaklaştığı noktada, geniş bir alüvyon ovası üzerinde yer alır. Basra Körfezinin 560 km kuzeyindedir. Yüzölçümü 328 km2’dir. Başlangıçta Dicle’nin batı yakasında kurulmuş olan Bağdat, bin yılı aşkın süre boyunca doğu yakasında büyümüştür. Ama Samarra’da 1956’da tamamlanan Dicle Barajı’nın su baskını tehlikesini ortadan kaldırmasından bu yana, Dicle’nin batı yakasında kalan bölümü de, Bağdat’a yuvarlak bir biçim kazandırarak gelişmektedir. Yazları kuru ve çok sıcak, kışları yumuşak ve serin geçer. Ortalama yağış yılda 130 mm dolayındadır.
Ad:  BAĞDAT2.jpg
Gösterim: 151
Boyut:  76.0 KB
Bağdat’ta eski şark pazarlarından, cam ve çelik binalara kadar her türlü mimari ürünü görülebilir. Eski kentin çehresi giderek değişmekle birlikte, pek çok eski yapı, kaldırım kahveleri, özgün minare ve camiler bugün de durmaktadır. Parlamento binası, Dicle’nin batı yakasındadır. Abbasi döneminden kalma 13. yüzyıl Abbasi Sarayı ile Halife Mustansır’ın 1232’de yaptırdığı medrese, müze olarak onarılmıştır. Celayirli Bağdat valisi Mircan ibn Abdullah’ın 1358’de yaptırdığı cami ve medrese ile bugün gene müze olarak kullanılan kemerli kervansaray, bir başka önemli yapı grubudur. Kâzımeyn’deki 19. yüzyıl yapısı altın kubbeli görkemli cami ile yüzü aşkın başka cami ve minare, kentin mimari zenginliğini bütünler. Kral I. Faysai’nı kabri, devlet konukevi olarak kullanılan Beyaz Saray, Belediye Binası, Savunma Bakanlığı Binası, Cumhuriyet Sarayı ve Irak Müzesi önemli modern yapılar arasında sayılabilir.

Bağdat halkının çoğunluğu Şii olmakla birlikte, geniş bir Sünni cemaati de vardır. Kentte ayrıca önemli bir Hıristiyan azınlık yaşar; buna karşılık Yahudiler ülke dışına göç etmiştir. Çoğunluğu oluşturan Arapların yanı sıra kentte Lûrlar, Afganlar, İranlIlar, Kürtler ve Ermeniler de bulunur.

II. Dünya Savaşı ertesinde büyük artış gösteren petrol gelirlerinin etkisi Bağdat’ta görülmüş, sanayi birimlerinin çoğu burada kurulmuştur. Deri eşya, ipek ve pamuklu dokuma, tuğla, çimento, tütün ürünleri ile hurma ve üzüm rakısı üreten fabrikaların yanı sıra kentte petrol rafinerileri, demiryolu atölyeleri ve bir demir-çelik fabrikası vardır.

Devletleştirilmiş bulunan Irak bankaları ile sigorta şirketlerinin çoğu Bağdat’tadır. Geçmişte Doğu ile Batı arasındaki ticaret yollarının kavşağı olan Bağdat, bugün de bölgenin ulaştırma ve haberleşme merkezidir. Dicle üzerinde Bağdat ile Basra arasında 1860’ta başlatılan düzenli gemi ulaşımı, 20. yüzyılın ortalarından sonra önemini yitirmeye başlamıştır. Bağdat, ancak 1940’tan sonra Suriye’den geçen bir demir- yoluyla İstanbul’a bağlanmıştır. Başka demiryolu hatlarıyla da kuzeydoğu illerine ve Basra’ya bağlanan kent, çoğu geleneksel ticaret yollarını izleyen karayolları aracılığıyla öteki büyük kentlerle ilişkidedir. Musenna ve Saddam Hüseyin adlı iki uluslararası havaalanı vardır.

Kent yönetimi askeri bir vali ile belediye başkanı (eminü’l-âsıma) tarafından yürütülür. Başlıca devlet kurumlarının merkezleri Bağdat’tadır. 1958’de kurulmuş olan Bağdat Üniversitesi’nden başka el-Mustansır Üniversitesi, Teknoloji Üniversitesi ve birkaç yüksekokul vardır.

Bağdat’ın kültür yaşamı, dinsel gruplaşmalar çevresinde odaklaşmıştır. Kâzımeyn bölgesinde bulunan iki imam türbesi ile bitişiğindeki cami, Şiilerin en önemli hac yerlerinden biridir. Evkaf Kütüphanesinde Arap edebiyatına ve tarihine ilişkin zengin koleksiyonlar bulunur. Abbasi Sarayı Müzesi, Silah Müzesi, Etnografya Müzesi, Irak Müzesi, Irak Doğa Tarihini Araştırma Merkezi ve Müzesi, Arap İlkçağ Müzesi, Ulusal Çağdaş Sanat Müzesi önemli kültür kurumlandır. On kadar günlük gazetenin yanı sıra, Arap dünyasının en eski (1956) televizyon istasyonu da Bağdat’tan yayın yapar.

Bugün Bağdat’ın bulunduğu bölgede tarihte birçok uygarlığın başkenti kuruldu. Bunlardan Agade ve Babil ile Kassitlerin başkenti Burç Akarkuf batı kesimindedir. Önce Partların, ardından da Sasanilerin başkenti olan Ktesiphon (Medain) ile I. Selevkos’un kurduğu Seleukeia ise güneye düşer. İlk Abbasi halifesi Ebu’l-Abbas’ın (es-Saffah) yerine geçen Mansur (hd 754- 775), Bağdat adlı Sasani köyünün yerinde 762’de yeni bir başkent kurmak istedi. Dicle’nin batı yakasında kurulan ve bugün izi kalmamış bulunan daire biçimindeki bu “Esenlik Kenti”ne (Medinetü’s-Selâm) tüccarların yerleşmesine izin verilmediği için, bugünkü Bağdat’ı oluşturan mahalleler kentin dışında gelişti. Bağdat, Binbir Gece Masalları'nda anlatıldığı gibi, refahın doruğuna Harun Reşid döneminde (786-809) ulaştı. 836-892 arasında halifeler, Türk muhafızlarının kentte yarattığı hoşnutsuzluk yüzünden, Samarra’yı merkez yaptılar. Halifelerin gücü zamanla zayıfladığı halde Bağdat, Irak’ın tarıma dayalı zenginliğinin sürdüğü dönem boyunca, önemli bir ticaret ve kültür merkezi oldu.

Ama 1258’de kenti yağmalayarak Halife Mustasım’ı ve bir olasılıkla 800 bin kişiyi kılıçtan geçiren Hülagu’nun istilasıyla çöktü. Abbasi yönetiminin dağılması sonucunda toprağı sulama ve koruma sistemi de ortadan kalkmıştı. Hülagu’nun yerine geçen İlhanlılarca 1340’a değin yönetilen Bağdat, 1401’de Timur’un istilasına uğradıktan sonra 1410’da Karakoyunluların, 1469’da da Akkoyunluların eline geçti. Kenti 1508’de İranlı I. İsmail (Şah)? 1534’te ise I. Süleyman (Kanuni) aldı. 1623’te İran şahı I. Abbas’ın (Büyük) geçici işgalinden sonra, IV. Murad’m yönetimindeki Osmanlı kuvvetleri 1638’de kente yeniden döndüler. İran, bu durumu Kasrışirin Antlaşması (1639) ile tanıdı. Bağdat’ın iki imparatorluk arasında sık sık el değiştirmesi, coğrafi konumundan olduğu kadar, halkının Sünni ve Şii olarak ikiye ayrılmış olmasından da kaynaklanıyordu.
Ad:  BAĞDAT1.jpg
Gösterim: 178
Boyut:  119.3 KB
1704’te Bağdat’a vali olan Eyüplü Haşan Paşa ile oğlu Ahmed Paşa (1724) döneminde kurulan Kölemen (Memlûk) ocağı, yönetimde reform yapılmasını sağladı. Basra’dan Mardin’e kadar bütün Mezopotamya Bağdat’ın etki alanına girdi. Bu dönemde kentin İstanbul’a bağlılığı yalnızca resmî düzeydeydi. Sultan II. Mahmud, Kölemen düzenini 1831’de dağıttı. Bu arada İngiliz etkisi de önemli boyuta ulaşmıştı. 1917’de İngiliz kuvvetlerince işgal edilen Bağdat, 1921’de kurulan bağımsız Irak Krallığı’nm başkenti oldu. Bu durum Türkiye tarafından da Lozan Antlaşması ile (1923) resmen tanındı. Bağdat, krallığın bir askeri darbeyle 1958’de yıkılmasından sonra kurulan Irak Cumhuriyeti’nin de başkenti oldu. 1991’ deki Körfez Savaşı sırasındaki yoğun bombardımanda büyük hasar gören kentin savaş sonrasında yeniden imarına başlandı. Nüfus (1988) metropoliten alan, 5.348.117.

Son düzenleyen Safi; 21 Aralık 2016 03:58
asla_asla_deme - avatarı
asla_asla_deme
VIP Never Say Never Agaın
15 Nisan 2011       Mesaj #2
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Irak'ın başkenti. Orta Doğu'nun en eski kentlerinden ve uygarlık merkezlerinden biri olan Bağdat, 762'de Halife Ebu Cafer Mansur tarafından Dicle kıyısında kuruldu. En parlak dönemini Abbasî Devleti'nin başkenti olarak yaşadı (özellikle 786-809'da Harun Reşit zamanında), Moğol istilâsıyla büyük zarar görerek geriledi.
Ad:  BAĞDAT3.jpg
Gösterim: 195
Boyut:  102.5 KB
1534'te Osmanlı yönetimine giren Bağdat, 1921'den bu yana Irak Devleti'nin merkezidir. II. Dünya Savaşı sonundan beri petrolle zenginleşen Irak'ın başkenti olarak çok gelişti. Orta Doğu'nun başlıca sanayi ve ticaret merkezlerinden biri hâline geldi. 1991 yılındaki Körfez Savaşı sırasındaki yoğun bombardımandan büyük hasar gördü. Savaş sonrasında kentin yeniden imarına başlandı. Nüfus 5.348.117 (1998).
Sponsorlu Bağlantılar

Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi & MsXLabs

Son düzenleyen Safi; 21 Aralık 2016 03:59
Şeytan Yaşamak İçin Her Şeyi Yapar....
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
21 Aralık 2016       Mesaj #3
Safi - avatarı
SMD MiSiM

BAĞDAT


Irak'ın başkenti; yaklş. 4,7 milyon nüf. Kent, Mezopotamya çanağının ortasında, Dicle ırmağı kıyısında, Fırat'ın Dicle'ye en çok yaklaştığı noktada (40 km’den az) ve büyük bataklıkların K.'inde (bataklıklar daha G.'de, batıdan doğuya geçişi aşağı yukarı olanaksızlaştırır), çok elverişli bir yerde kurulmuştur. Bu noktada Diyala'nın geniş püskürme konisi, doğuda, hiç suya ayak basmadan Zagros dağlarına ulaşmayı sağlar Bununla birlikte, ırmağın alüvyon katlarının oluşturduğu tümsek, yerleşmeye daha elverişsizdir. ilk yüzyıllarda, kenti, ırmak taşkınlıklarının ortalama su düzeyi üstüne çıkarmak için peş peşe yer değiştirmelere ve kentin kendi döküntüleri üstünde ağır ağır yükselmesine karşın, Bağdat, yakın döneme kadar büyük yıkımların tehdidi altında yaşamış (1831'deki taşkında bir gece içinde 9 000 ev yıkılmıştır) ve taşkın dönemlerinde, her yandan sularla çevrili bir ada haline gelmiştir, iki dünya savaşı arasında sol kıyıda yayılan bir bent (Eastern Bound) korunan kesimleri biraz genişletmişse de Bağdat bu boyunduruktan ancak Samerra barajının ve Vâdı Sarar savağının yapılarak (T956) ırmağın taşkınlarının denetlenebilmesine kurtulmuştur.
Ad:  BAĞDAT4.jpg
Gösterim: 137
Boyut:  87.1 KB
Bu durum, kentçilik açısından son derece özgün bir görünümü açıklar: kent, XX. yy. başından sonra, olduğu yerde, eski kent merkezi dokusunu yaran büyük caddeler boyunca gelişmiş, öbür büyük İslam kentlerinde olduğu gibi yeni semtler kurulmamıştır. Eskiden su altında kalan çanaklarda ancak 1956'dan sonra uçsuz bucaksız konut alanları gelişmiştir. Yaklaşık 25 yıldır petrol gelirlerine dayanarak sanayileşme gayreti içinde olan ülkenin yönetim, hizmet ve kültür merkezi olan ve nüfusu hızla artan Bağdat, Körfez savaşı (1991) sırasında çok ağır hasar gördü.

TARİH


Abbasi halifesi Ebu Cafer el-Mansur tarafından eski bir sasani köyünün yerine Darüs Selam (esenlik evi) olarak kuruldu (762-766). Daha sonra Medinet ül Selam (esenlik kenti) adını alan kent, en son Bağdat adını alarak gelişimini sürdürdü. Mehdi'nin oğlu Harunurreşit döneminde (786-809) büyük bir kültür merkezi oldu. Ölümünden sonra (811) oğulları Memun ile Emin arasında çıkan taht kavgaları sırasında ağır hasar gördü ve bir daha eski görkemine kavuşamadı. Ordudaki türk askerlerinin sürekli ayaklanmaları sonucu, halifeler tarafından terk edildiği için başkent olmaktan çıktı (836 -892). IX. yy. sonlarında Samerra’dan yeniden Bağdat'a dönen halifeler, kentin doğu yakasında (Muharrem) oturmayı yeğlediler. Böylece Bağdat eski önemini yeniden kazandı.

Ancak, halifeliğin zayıflamasından yararlanan Büveyhîler, kenti yönetimleri altına aldılar (945). Büveyhîler'in buyruğundaki paralı türk askerlerinin ayaklanması üzerine kent, Türkler’in eline geçtiyse de bir süre sonra Büveyhîler yeniden egemenlik sağladılar. Halife Kaim biemrillah’ın çağrısı sonucu Bağdat’ı ele geçirerek Büveyhî devletine son veren (1056) Tuğrul Bey, bu kez kentte selçuklu-türk egemenliği başlattı. Selçuklular döneminde kent gelişimini sürdürdü. XIII.yy. ortalarında ilhanlılar'ın istilasına uğrayarak (1258) yağmalanması ve yıkıma uğratılması şonucu bir kez daha önemini yitirdi. Lybbasi devletinin çökmesi üzerine (125Ş) önce Cblayirliler'in (1340), ardından Timur’un (1401) eline geçti. Bir süre sonra forakoyunlular'ın hükümet merkezi oldu (1410). Bu devletin yerini alan Akkoyunlular'ın yönetimi altına girdi (1469) Safçvi hanedanının kurucusu Şah işmailjin eline geçti (1508).

Osmanlılar'a karşı ayaklanan Bekir Subaşı adlı bir yeniçeri ağası, kentte bir süre egemenlik kurğu (1619). Şah Âbbas I döneminde Safevilek kenti yeniden ele geçirdiler (1623). Ardından OsmanlIlar burasını iki kez (1625 ve 1630) kuşattılarsa da almayı başaramadılar. Ancak, Murat IV’ün yönettiği Bağdat seferi sonunda kent, yeniden OsmanlI devletineıbağlandı (1639). XVII. yy.'da OsmanlIlar Bağdat'ı eyalet sistemi içinde geniş yetkili bir beylerbeyi aracılığıyla yönettiler. XVIII. yy.'da yönetime daha özerk bir biçim verildi ve birbirinin ardılı olarak işbaşi geçen yarı bağımsız memluk valilerinin egemenliğinde kaldı. Mahmut II, bu düzene son verdi (1831). Yemden merkezden valiler atanmaya başlandı. Mithat Paşa'nın valiliği döneminde (1869-1872), özellikle de İstanbul-Bağdat demiryolunun döşenmesinden senra hızla kalkındı. Birinci Dünya savaşı’nda ingilizler'in eline geçen Bağdat (11 mart 1917), 1921 'de Irak devletinin başkenti oldu.

GÜZEL SANATLAR.


Çeşitli ülkelerden getirtilen mimar, usta ve işçilere kurdurtulan Bağdat kenti, çapı üç km'yi bulan yuvarlak kulelerle güçlendirilmiş daire biçiminde bir surla çevriliydi. Surların mimarı Rebâh'tı. Arap tarihçilerden edinilen bilgilere göre (Hatib el-Bağdadî, Yakup, Taberi) bu surların dört kapısı vardı (Basra kapısı, Küfe kapısı, Horasan kapısı, Şam ya da Suriye kapısı). Merkezde saray (Bab üz-Zeheb ya da Kubbet ül-Hadra), cami (El-Mansur camisi) ve yönetim yapıları bulunuyordu. Ancak El-Mansur’un Bağdat'ından günümüze hiçbir şey kalmamıştır. Bunun nedeni kullanılan yapı gereçleri (tuğla, kerpiç) ve moğol istilasıdır.
Ad:  BAĞDAT5.jpg
Gösterim: 153
Boyut:  96.7 KB
Günümüze ulaşan yapılar arasında Şeyh Ömer el-Sühreverdi türbesi' (1234), halife Mustansır'ın yaptırdığı ve dönemin en önemli İslam üniversitesi sayılan Mustansiriyye medresesi (1232 71233), Abbasiler'in sarayı ile Bab ül-Halebe(ünlü Bab ül-Tıllısm ve iki canavarın saldırısına uğramış bir insan figürlü bezemesi ikinci Dünya savaşı sırasında yok oldu) ve genellikle sonradan müzeye dönüştürülen XIV. yy. yapıları sayılabilir. imamların görkemli türbeleri onarımlarla özgünlüklerini yitirmiş XIX. yy. yapılarıdır. Kent dışındaki, yanlış olarak Harunurreşit'in eşi Zübeyde’ye ait olduğu öne sürülen sekiz köşeli türbenin üzerinde, üst üste peteklerden oluşan ve tepeye doğru incelen yüksek bir fener bulunur.

Kaynak: Büyük Larousse
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 21 Aralık 2016 04:00
SİLENTİUM EST AURUM
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

21 Aralık 2016 / Misafir Cevaplanmış
22 Şubat 2012 / Misafir Cevaplanmış
20 Eylül 2011 / ThinkerBeLL Tarih
24 Eylül 2010 / ener Turizm
8 Ekim 2008 / Misafir Taslak Konular