Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 2 Şubat 2017  Gösterim: 19.220  Cevap: 5

UFO - Tanımlanamayan Uçan Cisimler

Misafir
20 Ekim 2006 22:33       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

UFO - Tanımlanamayan Uçan Cisimler

Ad:  uf5.jpg
Gösterim: 1001
Boyut:  51.6 KB
Basına sızan raporlardan biri de 22 Mart 1950 tarihini taşır. Rapor federal görevlilerle ordu mensupları arasındaki yazışmaların sonucu olarak hazırlanmıştı:
"Bir hava kuvvetleri elemanının bildirdiğine göre New Mexico'da üç ayrı uçan nesne ele geçmiş bulunmaktadır. Yaklaşık 65 metre çapında olan cisimlerin merkez bölümleri kubbe şeklindedir. Uçan cisimler her birinde üçer adet olmak üzere insan formuna benzeyen, ancak boylan sadece 90 santimi bulan D.D. mürettebat tarafından idare edilmektedir. Dünya Dışı pilotların üzerinde çok ince metal kumaşa benzeyen maddeden yapılmış giysiler vardır."
New Mexico'daki UFO'lar - FBI Dosyaları

UFO (Unidentified Flying Objects)


Sponsorlu Bağlantılar
Yani Türkçe adıyla Tanımlanamayan Uçan Cisimler. Yarım asırdan fazla bir süredir insanların en büyük merak konularından biri ufolar ve yeni bin yılda da en fazla ilgi odağı olacak gibi gözüküyorlar. Gerçek ya da değil; bir tek şey var ki o da UFO'ların güncelliğini hala ilk günkü gibi korumasıdır. Ve bu güncellik hiç bitmeyecek bir sürecin içinde varlığını sürdürecektir.

UFO Nedir?


Bir çok fenomenlerde anlatıldığı üzere, bu tanımlanamayan uçan cisimler kimi zaman bir daire şeklinde, kimi zaman çok büyük boyutlarda bir elips ya da bir puro şeklinde görülmektedirler. Bir zamanlar hayal gücünün ve bilinçaltının insanlara bir oyunu olarak yorumlanan bu olgu, bugün inkar edilememektedir. Televizyon kameraları karşısında bilimselliği ve somut gerçekleri savunan ve bir adım geri basmayan, UFO olayını görmezlikten gelen bilim adamları, profesörler vb. kişiler, televizyon kameraları stop düğmesine bastıkları andan itibaren de bu olguyu onaylayıcı bir tavır sergilemektedirler.
Ama son yıllarda kamuya açılan resmi dosyalar, hükümet bazındaki sözcülerin konuşmalarında UFOlarla alay ettiği dönemlerde bile konunun ne kadar ciddiye alınmış olduğunu göstermektedir. O dosyalar çok şey anlatmakta ve hem görgü tanıklarının, hem de bilinmeyen gök cisimlerinin radarda izleme olaylarının kayıtlarını içermektedir. Bu kayıtlarda askeri jetlerin UFOları kovalarken nasıl başarısız olduklarından tutunda, köylerdeki saman yığınlarının üstüne inenlere kadar bir dolu kanıt bulunmaktadır. Bu belgeler çeşitli tanımları içermektedir ve bu tanımlamalar da yanlış olmadığı gibi, hayal ürünü de değildir ve o cisimler dünyadaki hiçbir şeye de benzememektedir.
Bir de son zamanlarda en çok UFOlar tarafından kaçırılma olaylarının öne çıktığı görülmekte, kişiler yaşadıkları bu olayları anlatabilmek için olmadık yollara başvurmakta ve inandırabilecek birilerini bulabilmek için amansız bir mücadele vermektedirler. Kaçırılma konusu, daha az somut kanıt sunan bir konudur ve araştırmacılara göre, gerçek fiziksel anomalilere dayalı psikolojik olgulardır

BAKINIZ
"UFO ve Uzaylı Var mı?" Tartışma Konusu
Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması
Astronomi (Uzay) Haberleri
Ufo ve Uzaylı Resimleri



Son düzenleyen Safi; 23 Haziran 2016 05:39
_PaPiLLoN_
13 Ağustos 2007 20:49       Mesaj #2
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  uf1.jpg
Gösterim: 348
Boyut:  26.1 KB

UFO'ların Özellikleri


Dünya dışı varlıklar, gezegen ve sistemlerarası gezi ve araştırma uçuşlarında değişik tip ve ebatlarda uzay gemileri kullanmaktadırlar. Yıldız sistemlerindeki her gezegenin yapısına uygun olarak dizayn edilmiş uzay araçları vardır. Atmosfer-içi, yakın-uzak gezegenler arası, yakın-uzay ve galaksiler arası uçuşlar için tasarlanmış bu araçların çoğu bizim uymak zorunda olduğumuz aero-dinamik yasalara göre biçimlendirilmemişlerdir.

Sponsorlu Bağlantılar
UFO’lar Dünya yapısı olmayan, havada normal bir uçak ya da helikopterin yapamayacağı hareketleri ve manevraları yapan, dış görünüşleriyle de tanıdığımız göksel taşıt araçlarına hiç benzemeyen uçan cisimlerdir. UFO’lar evrensel yolculukların gerçekleştirildiği uzay taşıt araçlarıdır.

UFO’ların dış görünüşlerini belirli modellerle sınırlandırmak hatalı olur .Gerçekten de sadece disk biçiminde değil, çok değişik şekillerde UFO’lar gözlemlenmiştir. Çünkü bu değişik tipteki UFO'lar değişik galaksilerden ve sistemlerden gelmektedir ve kendi aralarında da farklı teknolojik seviyelerde olan uygarlıklar tarafından yönetilmektedirler.
Çoğu kez dairesel biçimde görülen UFO’ların arasında tıpkı bir piramit özelliklerini taşıyanlar da vardır. En sık rastlanan tip elbette ki disk şeklindeki UFO’lardır. Bu diskler düz, kubbeli, çan biçimli, Satürn modeli olarak tanımlanırlar. Genelde Gümüş rengi, parlak metalik, altın sarısı veya siyah renktedirler. Gece görülen UFO’lar çevrelerine parlak renkli ışıklar yayarlar. Işıkların rengi ve tonu UFO’nun hızına göre azalıp çoğalabilir. Renkler gökkuşağının bütün nüanslarını taşırlar.

Normal bir UFO’dan çok daha büyük boyutlardaki Ana Gemiler ise, puro biçimi olarak bilinirler. Ana Gemiler yeryüzüne araştırma yapmak amacıyla gönderilen küçük diskleri ve UFO’ları taşıyan devasa araçlardır. Bu dev boyutlardaki araçlar, kimi zaman bir şehri, hatta bir ülkeyi içine sığdırabilecek kadar genişliktedirler. Ana gemiler de metalik dış yüzeye sahiptirler. Puro biçimli Ana Gemiler de, kendi aralarında farklı tiplere ayrılmışlardır. Yerden bakıldığında ince, uzun bir çubuğa veya üzerinde herhangi bir çıkıntısı olmayan, her iki ucu da oval biçimde olan bir tükenmez kaleme benzetilebilirler.

Hem UFO’lar, hem de Ana Gemiler normalde insan zihninin alamayacağı uzaklıktaki mesafeleri yine inanılmaz hızlarla ve büyük bir kolaylıkla, kısa zaman içinde kat edebilirler. Gözlemciler çoğu kez bir saniye önce gördükleri UFO’nun gözden kayboluşunu fark bile edemediklerini bildirirler.
UFO’lar hemen her ülkede değişik yaş gruplarındaki insanlar tarafından rapor edilirler. Öğrenciler, kırsal kesimde ve şehirlerde yaşayanlar, ev kadınları, pilotlar, astronomlar, senatörler ve hatta devlet başkanları ( Carter, Reagan) UFO’ları gözlemlemişlerdir.

UFO gözlemleri çoğunlukla 1 ile 5 kişilik gruplar tarafından yapılır. Bununla beraber UFO’yu binlerce insanın aynı anda gördüğü toplum gözlem olaylarıda defalarca olmuştur. UFO gözleminde sürekli gözlem süresi birkaç saniyeden birkaç saate kadar değişir. Bazı olaylarda UFO’ların aralıklarla birkaç saat süreyle gözlemlendiklerine rastlanmıştır. UFO gözlemleri günün ve gecenin her saatinde olabilir. Ancak istatisliklere göre yoğunluk gece 21.00 ve sabaha karşı 04.00 saatleri arasındadır.
UFO’lar çevrelerine ışık yayarlar dedik. Bu şiddetli ışık bazen gözleri rahatsız edecek kadar fazladır. Gece tezahürlerinde bile ağaçlık alanları, çiftlikleri tıpkı bir projektör ışığı gibi aydınlatır. Dünyaya gözle görülür şekilde yaklaşan bir UFO’nun belirli bir bölgeye yönelttiği veya yaydığı ışık genellikle beyaz renktedir.

Uçan dairelerin insanları gerçekten şaşkın bırakan en önemli özelliklerinden biri de hareket yetenekleridir. UFO hareketleri, dönen bir topacın yalpalama hareketi, düşen bir yaprak ya da sarkaç hareketi, top gibi aşağı yukarı sıçrama hareketi, uçuş yörüngesi boyunca aşağı ve yukarı salınım hareketi, 90 derecelik ani açılar yapması ve zig zag hareketi olarak tanımlanmıştır. Çoğu kez UFO’lar uçarken bir hizada, kademeli, yan yana, eşkenar dörtgen, dikdörtgen, üçgen, ‘V’ ve ‘Y’ uçuş düzeninde görülürler.

Gözlemlenen diğer bazı şaşırtıcı hareket biçimleri de şunlardır:


Yüksek hızlarda giderken dik açı yaparak dönme; gemi , otomobil ve uçakların çevresinde dönme, onlarla birlikte seyretme ve üzerlerine ani dalışlar ; iki veya daha fazla UFO’nun buluşması; bir veya daha fazla UFO’nun daha büyük olan bir diğerinin içine girmeleri; büyük hızlarda uzaklaşarak ya da gözden kaybolarak jet avcı uçaklarından kaçmaları; hızla uzaklaşarak projektör ışıklarından kaçmaları ve enerji hatlarını çok yakından izlemeleri.
Görüldüğü gibi uçan dairelerin Dünya insanı tarafından pek de kolay algılanamayan, son derece değişik fizik özellikleri vardır. Bunlar sadece ve sadece D.Dışı taşıt araçlarına ait şeylerdir. İnsan kulağının duyma frekansının menzili içinde UFO’lar çoğu kez sessizdirler. Sesler duyulduğundaysa, bu genellikle, yüksek bir vızıltı, dönen bir topaçtan çıkan vınlama sesi, hışırdama, parlama ya da rüzgar sesi biçiminde tanımlanırlar. Geçtikleri yerlerde bazen kuvvetli bir ozon kokusu duyulur. Olası dahilinde elektro manyetik radyasyona karşı duyarlılığın ya da dokunma duyusunun frekans menzilleri içinde, UFO’larla yakın karşılaşmalarda bulunanlar, şu tarz raporları vermişlerdir: Otomobil yolcuları şok geçirmiş ve uyuşma hissetmişler; sürücüler geçici yarı felç durumu yaşamışlar; yolcular bir tür elektrik şokuna maruz kalmışlar; karıncalanma hissi duymuşlar; gözler tahriş olup şişmiştir.
Müşahitlerin hepsi uçan dairelerin fevkalade hareket kabiliyeti ve hızına işarette bulunmuşlardır. Görünürde ses üstü hareketlerine karşılık ne bir ‘patlama’ ne de bir ‘şok dalgası’ vardır. Bu durum klasik akışkan mekaniği kanunlarına zıttır. Genellikle uçan daireler, helikopterler gibi öne meyillenerek ilerliyorlar. Bu uçuş durumu hızları arttıkça daha belirgin hale gelmektedir. Hızla birlikte ışık durumu da artmakta ve renkleri değişmektedir.
Silindir biçimliler pek büyük boyutlara sahiptirler. Sabit durumda dikey şekilde bulunurlar. Bazı gözlemlerde etraflarında uçan daireler görülmüştür, sanki onlardan çıkmaktadırlar. Bu nedenle onlara 'ana gemi' demek adet olmuştur. Hareket esnasında, bu ana gemiler yatay duruma geçiyorlar ve bu sırada, düz olan arka kısımlarında ışıklı serpintiler görülmektedir. Uzaylıların ana gemileri çok büyük ve geniş oldukları için genellikle atmosferimize girmemektedir. Bu yüzden dünyamıza genellikle keşif gemileri gönderilmektedir. Ayrıca mürettebat taşımayan ve uzay gemilerinden idare edilen gözlem disklerine de atmosferimizde sık sık rastlanmaktadır.
Bütün bunlardan başka bir de UFO’ların EM (elektro manyetik) etkileri vardır. Otomobillerin durmaları, tüm elektrik sistemlerinin işlemez hale gelmesi, geniş bir çevrede elektriklerin kesilmesi, radyo, televizyon, telefonların çalışmaması, pille çalışan kameraların çalışmaz hale gelmesine neden olmak gibi etkilerdir. EM etki, mekanik sistemlerin işleyişinde de ortaya çıkar. Örneğin, manyetik olmayan alaşımlardan yapılmış mekanik saatlerin durması, bazı cihazların çarklarının dönmemesi, mekanik düzenli kameraların işlememesi gibi. UFO fenomeni sanki enerji çekme ve özellikle de elektrik enerjisini çekme yeteneği göstermekte ve tüm kinetik gücü felce uğratmaktadır. BİR UFO, yani kimliği belirsiz uçan obje, ciddi araştırmacılar tarafından, kolaylıkla tanımlanamayan bir hava olayı olarak tarif edilir. Bir hayli çabayla birçok UFO raporları , uçaklar , parlak gezegenler, yıldızlar, meteorlar, balonlar, uydular, acayip bulut biçimleri vs. olarak teşhis edilebilirler. Çeşitli doneler veya kişilerin karakterlerinden dolayı, diğer UFO raporları maalesef şarlatanlık olarak tebarüz ederler ya da şarlatanlık olduklarından kuşkulanılır. Bununla beraber , kolaylıkla tanımlanan ya da kuşku uyandıran bu vakalar bir kez çıkarıldı mı, geriye, geniş bilimsel çalışma değeri olan yüzbinlerce açıklanamamış vaka kalır.

Son düzenleyen Safi; 23 Haziran 2016 05:40
kakarotto
21 Mayıs 2008 16:36       Mesaj #3
kakarotto - avatarı
Ziyaretçi

TARİHİN İLK UFO KAZASI


Galaksimizdeki uzak bir yerden geldiler. Uzay gemileri Dünya’ya düştü. İnsanlar tarafından avlandılar ve öldürüldüler. Yabancı bir gezegende zor durumda kalarak umutsuzca evlerine dönmeye çalıştılar. Varlıklarının sona ereceğini biliyorlardı ve bu nedenle başkalarının okuması için hikayelerini yazdılar. Bize kim olduklarını ve onları buraya neyin getirdiğini anlatmak istediler. Gelecek nesiller için bir mesaj bıraktılar, ama arkalarında bıraktıkları kendi eserleri halktan gizli tutuldu!

Bu hikaye bir çok isimle biliniyor ve hangisini seçmeye karar vermemiz önemli değil … Uzaylı ve insanlık tarihindeki en gizlenen hikayelerden biridir.

Keşif 1938’de Çin ve Tibet arasındaki sınırda gerçekleşti.

Çinli profesör Chi Phu Tei tarafından rehberlik edilen bir arkeoloji keşif yolculuğunda, Baian Kara Ula’nın dağ mağaralarında mezar hücreleri keşfedildi.

İskeletler farklı türde insan varlıklarının kalıntıları idi.

İskeletler çok kırılgandı sadece 1,30 metre boyunda idi. Kafatasları genişti ve fazla gelişmişti, ama bunlar maymunların kalıntıları değildi. İlave olarak, bilim adamları mağara duvarlarında ilginç kaya çizimleri keşfettiler.

Güneş, ay, dünya ve yıldızların çizimlerine eşlik eden yuvarlak miğferli varlıkları resmettiler.

Tarih öncesi mağarada bulunacak daha çok şey vardı. Tozlu zemine yarı gömülü olarak, arkeologlar büyük yuvarlak taş bir disk buldular, Taş Çağı gramofon plağa benziyordu. Diskin merkezinde bir delik vardı ve merkezden kenara spirallenen ince çizgiler vardı.

Bu diskin yaşının 10,000 – 12,000 yıl olduğu belirlendi!
Toplam, 716 taş disk bulundu. Her diskin çapı 22,7 cm ve kalınlığı 2 cm idi. Her diskin merkezinde tam olarak dairesel 2 cm lik bir delik vardı. Daha ileri analizler ince çizgi benzeri işaretleri ortaya çıkardı, bunların garip oyulmuş hiyerogliflerin sürekli çizgisi olduğu ortaya çıktı. Nesne daha önce asla karşılaşılmamış bir lisanda mikroskobik karakterlerden oluşan uzaylı yazısı ‘kaydı’ idi.
Ad:  ufo1.JPG
Gösterim: 275
Boyut:  49.6 KB
20 yıldan daha fazla süredir, bir çok uzman uzaylı yazılarını tercüme etmeye çalıştı, ama başarı elde edilemedi.

1962’de Çinli bilim adamı Dr. Tsum Um Nui sonunda gizemli nesnelerin mesajını çözebildi.
Sonuç o kadar garipti ki, Pekin Akademisi Tarih Öncesi Departmanı Tsum Um Nui’nin bulgularını yayınlamayı reddetti ve hatta bunlarla ilgili konuşmayı da yasakladı.
Ancak Dr. Tsum Um Nui araştırmalarına devam etti ve sonunda çalışmasının yayınlanmasına izin verildi.

Raporun başlığı “12,000 Yıl Önce Dünyaya İnen Uzay Gemisi ile İlgili Disklere Kaydedilen Yazılar” idi.
Dropa taşlarının şok edici mesajı kendilerine Dropa diyen varlıklar tarafından yazılmıştı. Taş diskler uzak bir gezegenden gelen uzay yolcuları olan Dropa insanının hikayesini anlatıyordu. Uzay gemileri Baian – Kara – Ula dağlarının erişilmez bölgesine çarpmıştı. Uzay gemisinin mürettebatı dağların mağaralarına sığınmıştı.

Harap olan uzay gemilerini tamir etme veya yenisini inşa etme olanağı olmadığı için, Dropa’lar kendi gezegenlerine dönemediler. Dünyada zor durumda sıkışıp kaldılar.

Barışcıl niyetlerine rağmen, Dropalar komşu mağaralarda oturan Ham kabilesinin üyeleri tarafından yanlış anlaşıldılar, Ham kabilesi yabancıları yakaladı ve hatta bazılarını öldürdü.

Paragraflardan birinin tercümesi şöyle diyor: “Dropa kendi gemileriyle bulutlardan indiler. Erkeklerimiz, kadınlarımız ve çocuklarımız güneşin doğuşundan önce mağaralarda saklandı. Sonunda Dropa’nın işaret dilini anladıkları zaman, yeni gelenlerin barışçı niyetleri olduğunu kavradılar…”

1968’de Rus dil uzmanı Dr. Viatcheslav Zaitsev, Sputnik Dergisinde taş – plak hikayesinden alıntılar yayınladı. Zaitsev daha fazla araştırma yaptı ve gerçekten ilginç sonuçlara ulaştı.

Fiziksel olarak, granit taşlar yüksek konsantrasyonda kobalt ve diğer metalleri içeriyordu, gerçekten çok sert bir taş idi. İlkel insanların, özellikle o kadar minik karakterler ile harfleri oymaları çok zordu.
Ad:  ufo2.jpg
Gösterim: 208
Boyut:  25.8 KB
Osilograf (salınım çizer) ile diski test ettiğinde, şaşırtıcı bir salınım ritmi kaydedildi, sanki bir zamanlar elektrik yüklüymüş gibi veya elektrik iletkeni olarak fonksiyon yapmış gibi.

Dropa insanlarından herhangi biri hayatta kaldı mı? Keşfin yapıldığı zamanda, mağara alanında hala iki kabile yaşıyordu; bunlar görünüşleri çok eski olan Kham’lar ve Dropalar olarak biliniyordu.

Antropologlar her iki kabileyi diğer bilinen ırklara kategorize edemediler; onlar ne Çinli idi, ne Moğol ne de Tibetli.

Onlar, 1938’de Baian Kara Ula mağaralarında bulunan iskelet kalıntıları ile ilişkili, ince bedenli sarı – tenli ve olağan olmayan şekilde geniş kafalıdır. Bedenlerinde seyrek kıl (saç), büyük gözleri var ve ortalama boyları 1, 21 mt.dir.

Çok eski bir Çin masalı bulutlardan Dünyaya inen ve çirkinlikleri nedeniyle herkes tarafından avlanan küçük, sarı – derili insanların hikayesini anlatır.

1995’te, Çin’den dikkate değer bir haber bildirildi:
“Baian-Kara-Ula dağlarının doğu sınırında uzanan Sichuan eyaletinde, daha önce etnolojik olarak sınıflandırılmamış olan bir kabilenin 120 insanı keşfedildi. Bu yeni kabilenin en önemli özelliği insanlarının boyudur: 1,15 mt.den uzun değil, en küçüğü sadece 63 santim!
Bu keşif ataları gerçekten bir zamanlar uzaydan gelmiş olan Dropa insanlarının varlığının ilk sağlam kanıtı olabilir.

Bu gizemli taşlara daha sonra olanlar şunlardı:
1974’te, Avusturyalı mühendis Ernst Wegerer Xian’daki Banpo Müzesine bu disklerden ikisini getirdi. Onların fotoğrafını çekti, tam olarak dört fotoğraf çekti. Ancak, sonra müze ziyaretçileri taş diskleri göremediler. Müzeden elde edilen açıklamaya göre, Baian Kara Ula’dan gelen nesneler tahrip olmuştu. İlave olarak, Çin hükümeti Dropa denen kabilenin herhangi resmi kayıtlarına sahip değildi, ne Qinghai bölgesinde, ne de Çin’in başka bir yerinde.

Çalınan diskler bugün nerde?
Şüphesiz, Dropa’nın hikayesi en büyük arkeolojik ört baslardan biridir.
Son düzenleyen Safi; 23 Haziran 2016 04:32
fadedliver
22 Kasım 2008 14:35       Mesaj #4
fadedliver - avatarı
Ziyaretçi

UFO ZiYARETLERiNiN TARiHi


ilk Ziyaretler:
Birçok yorumcu modern UFO çaginin 1947'ler de basladigini iddia etmektedirler ama, asil çagin baslama tarihi 1880'de, sanayi devriminin doruguna ulasilirken baslamistir. Aslinda olayin özüne inecek olursak, UFOlar çok daha uzun süredir etrafimizda dönüp durmaktadirlar. Günümüzde bazi Kutsal Kitap alintilari, kimi satirlar dogaüstü varliklarin uçurdugu cisimlere atiflarla doludur.

1880'den Birinci Dünya Savasina kadar olan bölüm ise, bu olgunun en açik seçik örneklerini gözler önüne sermektedir.
16 Mart 1880 aksami, çok büyük bir pervaneye sahip, puro biçiminde bir hava tasiti New Mexico'da üç kisi tarafindan gözlemlenir. Bu üç tanik, hava tasitindaki insanlarin bilmedikleri bir dili konustuklarini, gülerek kendilerine seslendiklerini ve on kisi olduklarini belirtmislerdir. Hatta bu kisiler gemideki kisilerin davranislarini sarhos davranislarina benzetmisler ve gemiden asagi onlara, birinin üzerinde uzak dogu yazisina benzer bir yazi olan ipek ya da saten benzeri bir kagit, birine güzel bir çiçek ve digerine de acayip bir isçilik ürünü olan fincan atmislar. Hava tasitindan atilan bu nesneler hemen o üç kisi tarafindan alinmis ve bir depoda diger insanlara teshir edilmis. Aradan birkaç saat geçmeden depoya gelen bir yabanci esyalari incelemis ve onlarin Asya kökenli mallar oldugunu, kendisinin de bu tip seylerin koleksiyoncusu oldugunu belirterek bayagi yüksek sayilabilecek bir meblagi depo görevlisine vererek esyalari satin almis ve ortadan kaybolmustur. Bu tip yaklasimlar yasanan cisimli UFO olaylarindan sonra hep olagelmistir. Günümüzde bu tip insanlara giyim sekillerinden dolay "Siyahli Adam" denilmektedir.
Daha sonralari buna benzer olaylar muhtelif tarihlerde gelismistir.

ikinci Ziyaret Döneminin Baslamasi
: 1880'den 1947'ye kadar olan sürede yasananlar, 47 ve sonrasinda adeta istila halini almistir. Kayitlara geçen ve geçmeyen binlerce yasandigi iddia edilen olaylar, çok kabarik bir arsivi de beraberinde getirmistir.

1947'nin 24 Haziran günü


ABD'nin Washington Eyaleti piril piril bir gün yasamaktaydi. Bu havanin temizligi ve berrakligi Cascade Daglarini daha bir güzel hale getiriyordu.
Otuz iki yasinda bir is adami olan Kenneth Arnold, ayni zamanda da dört bin saati askin bir uçus tecrübesine sahip olan bir pilottu. Arnold, ayni zamanda tek motorlu bir Callier marka uçaga da sahipti. Bulana 5000 $ ödül vaadedilen deniz piyadelerine ait bir uçagi aramak için o gün gökyüzündeydi. Arnold' un uçagi dag uçuslari için tasarlandigindan, bu tip uçuslar için de ideal bir araçti. Arnold, düsen Curtess C-46 komando nakliye uçagini aramaya basladi. Uçak daglarda bir yerlerde kaybolmustu ve o güne kadar da bulunamamisti. Arnold da o uçagi bulamadi ama; baska bir sey buldu, daha dogrusu, o sey gelip onu buldu!
Ad:  ufo2.jpg
Gösterim: 328
Boyut:  31.0 KB


Arnold dagin üzerinde dönüs yaparken, son derece parlak bir isik, uçaginin yüzeyini aydinlatinca sasirir kalir. Önce yaklasmakta olan baska bir uçaga çarpmakta oldugunu düsündü. Ve telasla o uçagi yaklasik otuz saniye boyunca aradi, kendini çarpismadan korumaya çalisti. Gerçekten de bir uçak gördü!
Bu, bir DC-4' tü ve Arnold onun San Francisco Seattle tarifeli seferini yapan uçak olduguna karar verdi. Ama iskele tarafinda ve gerideydi ve de o isik oyununu onun yaptigi düsünülemezdi.
Bunlari düsünürken, bir isik daha çakti, bu sefer Arnold isigin tam nereden geldigini saptayabildi. O tarafa, o çizgiye dogru yöneldiginde, saskinliktan agzi bir karis açik kalmisti. Dorugun üzerinde inanilmaz hizla formasyon uçusu yapan bir grup çok parlak cisimler görüyordu.

Aralarindaki mesafe yaklasik yüz mil civarindaydi ama, onlari tam olarak göremiyordu ancak cisimler kendisine dogru yaklasmaktaydilar. Arnold, son saniyeye kadar onlari formasyon uçusu yapmakta olan jetler oldugunu zannediyordu. Ve dokuz adet olduklarini görebildi. Çapraz bir dizilisle yaklasiyorlardi ve formasyonlarinda ilk dördünün arasindaki uzakliklar esit, sonraki besli grup ise daha seyrekti. Fakat Arnold'un fark ettigi yalnizca bu degildi, daha tatsiz bir durum daha fark etmisti bu da yaklasan uçaklarin hiç birinin kuyrugu yoktu ve çok degisik bir formasyonda uçuyorlardi. En öndeki digerlerinden daha üstte ve sanki rüzgarda savrulan uçurtmalar gibi ya da su üstündeki hiz tekneleri gibi daha dogru bir ifade ile bir kaz sürüsünün uçusu gibi bir formasyon almislardi.

Bu uçaklarin etkileyici bir baska özellikleri de, ikide bir kanatlarini egmeleri ve yüzeylerinden o mavimsi beyaz isigi fiskirtarak uçmalariydi, Arnold'a göre! Arnold, ilk baslarda o isigin onlardan geldigini düsünememis, kanatlarin piril piril cilali yüzünde günesin yansimasi olarak yorumlamisti. Arnold'a göre uçusun yönü hiç degismiyor, ama cisimler tek tek dag doruklarinin arkasina girip girip çikiyor, bazilarinin önünde, bazilarinin ise arkasinda uçuyorlardi. Dokuzu birden gözden kayboldugunda, Arnold'un kafasi iyice karismis, Hava Kuvvetlerinin bir teknolojik mucize yarattigini düsünmüstü. Bundan sonra ne yaptigi ise ne de 5000 $ dolara konsantre olamiyordu, bir an evvel asagiya inip gördüklerini arkadaslarina anlatmaliydi.

Arnold Tarihe Geçiyor:
Ad:  arnold.JPG
Gösterim: 212
Boyut:  25.0 KB
Arnold inis yaptiktan sonra, bu garip olayi arkadaslarina anlatti ve aralarinda saatler süren bir durum muhakemesi yaptilar. Fakat herhangi bir sonuca varmalari imkansizdi ve olay daha yüksek makamlara intikal etti ve is gazetelere kadar yansidi. Ve bir ajans haberinde olayi ABD'nin her yerindeki insanlar ögrenmisti. Arnold'un inanilir ve güvenilir bir insan olmasi, olayi daha cazip bir hale getirmis ve herkes tarafindan konusulur olmustu.
Arnold'un yaptigi tariflerde, gördügü cisimlerden "Suyun üzerinden ileriye dogru firlattiginiz bir tabak nasil uçarsa öyle uçuyorlardi..." seklindeki ifadesinden "uçan daire" tabiri da dogmus oluyordu.

Olay tüm dünyadaki basinin hayal gücünü bir anda esir almis, normal olmayan olaylarinin hazirliksiz kurbanlarindan pek çogu gibi, Arnold da istemeyerek bir basin gösterisi baslatmistir. Böylelikle de bu olayin kahramani olarak tarih sayfalarindaki yerini de alir.

FBI Etkilenmiyor:
Bu olayin yankilari sürerken FBI ajanlarindan birisi Arnold'un görmüs olduklarinin gerçek oldugu tezini savunur ve bu kisinin yalan söyleyerek kazanacaklarinin kaybedeceklerinden daha az olacagina ve böyle bir yalan konusmaya ihtiyaci olmadigini savunmustu.

Daha sonra, 22 Mart 1950' de FBI'dan Guy Hottel, patronu J. Edgar Hoover'a,
"Uçan Daireler" baslikli yolladigi garip bir yazida sunlardan bahseder : "Bir Hava Kuvvetleri arastirmacisi, uçan daireler diye bilinen seylerden üçünün New Mexico'da ele geçtigini söylemistir. Bunlarin yuvarlak biçimde oldugu, ortalarinin biraz yüksek oldugu, ortalarinin biraz yüksek oldugu, çaplarinin yaklasik 50 feet civarinda oldugu belirtilmistir. Her birinin içinde, insan biçiminde, ama boylari yalnizca 1 metre olan, çok ince metalik giysiler giymis üçer ceset bulunmustur. Bu cisimlerin New Mexico'da bulunmasinin, hükümetin o yörede çok güçlü bir radar tesisine sahip olmasindan, bu radarin uçan dairelerin kontrol mekanizmasini etkilemesinden ötürü oldugu sanilmaktadir."
Bu kadar olaganüstü bir haberin nedense FBI hiyerarsisi tarafindan pek de ciddiye alinmadigi söylenebilir.

Garip olan; böyle bir olayin o tarihlerde ki kurgubilim film yapimlarinin henüz o düzeyde olmadigi, dolayisiyla da UFO'larin düsmesi konularina atifta bulunulamayacagi savi kuvvetlidir. Ama ondan sonra, Amerika'da insan kaçiran UFO raporlarinda bu yaratiklar bir standart olusturdu. Söz konusu yazi gizlice yollandigi siralarda, dünyanin ilk UFO kitabi olan Uçan Daireler Gerçektir adli kitap piyasaya sürüleli henüz bir iki hafta olmustu. Bu kitabin yazari olan eski bir deniz piyade subayi Donald Keyhoe, kitabinda olayin örtbas edilmekte olduguna dair suçlamalarda bulunmus ve büyük sansasyon yaratmisti.

Ad:  u1.JPG
Gösterim: 761
Boyut:  30.4 KB

Roswell Olayi

:

Olay New Mexico'nun Roswell bölgesinde 1947 yilinin 4 Temmuz saat 23:30 siralarinda cereyan eder. Bu tarihte William Mc. Brazel adli bir çiftçinin arazisinde bir UFO yere çakilir. Brazel, UFO'dan etrafa dagilan parçalari görünce olayi yetkililer haber verme ihtiyaci hissediyor ve 5 Temmuz 1947 günü askeri yetkililer inceleme için bölgeye geliyorlar, bölgeyi de ziyaretçilere kapatarak uzay cismine ve içinde bulundugu iddia edilen cesetlere el koyuyorlar.

Çiftçi Brazel, ayni gün arazisinde ayni cisme ait bir iki kalintinin daha oldugunu tespit eder. Brazel buldugu o kalintilari da alarak ertesi gün Roswell kentine gider ve yetkililer kendisinden o parçalari da teslim alirlar. Brazel'in buldugu parçalarla ilgili yerel bir gazete de çikan haber üzerine yetkililer olayi yalanlayarak, kalintilarin düsen bir meteoroloji balonuna ait oldugunu açiklarlar. Amerikan hükümeti olayi basindan ve halktan gizlemeye kararliydi. Ve cesetlerle birlikte UFO'dan geriye kalanlari bir üsse tasidilar. Yillar sonra o zamanlar orduda görevli olan kameraman Jack Barnett, tüm çevreleri ayaga kaldiran açiklamasinda, cesetlere otopsi yapildigini ve kendisinin de bu olayi kare kare kamerayla tespit ettigini açikladi. Bu kayit yaklasik 90 dakikalik olup, belki de dünyanin en büyük sirlarini gizliyordu. Tabi ki bu film, hükümet politikasi geregi yillar boyu açiga çikarilmadi, gizli tutuldu. Hatta bazi iddialara göre dönemin baskani Truman da otopside hazir bulunmustur.

Fakat kameraman Barnett o kadar da saf biri degildi ve filmin bir kopyasini da kendine çikarmayi bilmisti. Daha sonra Ingiliz gazeteci ve televizyon yapimcisi Ray Santilli yüklüce bir miktar karsiliginda filmi satin aldi.
Bundan sonra da dünya basinini ayaga kaldiran uzayli varlik otopsisi yavas yavas dis dünyaya açilmaya basladi
Son düzenleyen Safi; 23 Haziran 2016 05:18
1 Ağustos 2011 15:15       Mesaj #5
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam
Ad:  uf6.jpg
Gösterim: 353
Boyut:  38.7 KB

UFO


("kimliği saptanamayan uçan cisim" anlamında İngilizce Unidentified Flying Object'in kısaltma)

Gözlemci tarafından nedeni hemen açıklanamayan optik olgu veya birçok kişi tarafından başka gezegenlerden geldiğine inanılan cisim.

Ufolar, 1947'den beri, genel olarak aynı zaman aralıkları içinde, yeryüzünün hemen hemen her tarafında on binlerce tanık tarafından betimlenmiştir. Söz konusu olay veya cisimlerin ezici bir çoğunluğunun, tanımlanmış veya tanımlanabilir cisimlerle, göktaşlarıyla, yapay uydularla, sondabalonlarla, vb ile ve bunların yanı sıra, belli sayıda fiziksel ve meteorolojik olayla (örneğin uzaklaşılması veya yansıması) karıştırılmalarından kaynaklandığı ortaya konmuş ve bu gerçek, Güneş sistemimizden başka sistemlerin araçları olarak gördükleri (Marslılar hipotezi terk edilmiş olduğundan) bu tür "cisim"lerin varlığına inananlar tarafından bile kabul edilmiştir.

Tartışma, "kalıntı"nın (çoğu zaman izler bırakan, radyoelektriksel parazitler vb yaratan, çok yakından görülmüş cisimler) yapısına ilişkindir ve kanıt olmadığından sonra erdirilememektedir. Dünya çapında listelere geçmiş büyük sayıdaki tanık ifadesine rağmen, hiçbir tanık, ne yere park etmiş bir aracın fotoğraflarını çekmeyi, ne de çürütülemez somut kanıtlar (parçalar) sunmayı başaramamıştır.

Bununla birlikte, Birleşmiş Milletler'in 1978'de konuyla ilgili politik bir komite oluşturması göz önüne alınırsa, olay oldukça kuşku götürmez görünmektedir. Ayrıca Belçika, Kanada, İspanya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İngiltere, İtalya ve Türkiye'de bu olayları incelemeyi üstlenmiş çeşitli gönüllü kuruluşlar vardır. Hatta 1889'da İstanbul'da bir Uluslararası Ufoloji Kongresi bile toplandı.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Son düzenleyen Safi; 23 Haziran 2016 05:43
2 Şubat 2017 21:51       Mesaj #6
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI

UFO Görüntüleri CIA Raporlarında!


CIA'in (ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı) kısa süre önce üzerindeki gizliliği kaldırdığı 13 milyon belge arasında Himalayalar'daki UFO gözlem olayları hakkında ilginç raporlar da yer alıyor. CIA'in yayınladığı belgeler ABD istihbaratının sadece Batı Avrupa ve ABD'deki değil, Himalayalar'daki UFO gözlem olayları ile de ilgilendiğini ortaya koydu. Sputnik'te yer alan belgelere göre; 1968 yılında CIA, Hindistan'ın Ladakh ve Sikkim bölgeleri ile Nepal ve Butan'da yaşanan 6 adet UFO gözlemi olayı ile ilgili rapor tuttu.

Belgelere göre 19 Şubat 1968'de Nepal'in kuzeydoğusu ve Sikkim'de yerel saatle 21:00'de gökyüzünde yüksek hızda hareket eden parlak bir cisim görüldü. Raporda "Kırmızı ve yeşil renkte gün ışığı kadar güçlü, parlak bir ışık yayan, yüksek hızdaki uzun ve ince bir cisim. Görülmesinden birkaç saniye sonra gök gürültüsü sesi duyuldu" dendi. CIA'in 21 Şubat 1968 tarihli bir diğer raporu ise Butan'ın başkenti Thimphu'daki bir UFO gözleminden bahsediyor. Raporda 'maviye çalan bir şekilde parıldayan yüksek hızdaki cismin sessizce hareket ettiği' belirtildi.

4 Mart 1968'de ise bu kez Hindistan'ın Ladakh bölgesindeki Chang La geçidi yakınlarında, Hindistan'a ait bir hava üssü üzerindeki UFO gözlemi raporlara yansıdı. Raporda "Bir beyaz ışıkla aynı anda iki patlama sesi duyuldu. Aynı zamanda beyaz bir dumanı kırmızıya çalan bir ışık takip etti" dendi.

Belgelerdeki en ilginç olay ise Nepal'den. Buna göre 25 Mart 1968'de Nepal'in Kaski bölgesinde tanımlanamayan metal bir cisim bulundu. Raporda "Tabanı 186 cm, yüksekliği 124 cm olan, büyük bir daire şeklindeki metal cisim, Pokhara'nın 5 mil uzaklığında, Baltichaur'daki bir kraterde bulundu" dendi. Talakote ve Turepasale bölgelerinde de benzer cisimlerin bulunduğu kaydedildi.

2016'dan beri CIA, UFO fenomeni ile ilgili iç yazışmaların gizliliğini kaldırıyor. Ancak istihbarat kurumunun yine kendi yayınladığı raporlardan birinde UFO ile igili belgelerin yüzde 20'sinin 'bilimsel bir açıklaması' olmadığı vurgulanıyor.

Kaynak: CNN (1 Şubat 2017)
Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç