Arama

Yer Nedir? - Sayfa 2

Güncelleme: 23 Mart 2016 Gösterim: 7.016 Cevap: 13
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
23 Mart 2016       Mesaj #11
Safi - avatarı
SMD MiSiM
YER ELMASI a. Hayvan yemi (tüm bitki) ve insan besini (yumrular) olarak yetiştirilen, bazı ülkelerde yumrularının mayalanmasından alkol elde edilen çokyıllık otsu bitki. (Bil. a. Helianthus tuberosus; bileşikgiller familyası.)

Sponsorlu Bağlantılar
—ANSİKL. Yerelması, her yıl uzun boylu ve yapraklı filizler verir. Bitki, ayçiçeğine benzer, fakat yaprakları ve çiçekleri daha küçüktür. Her iklime ve her toprağa elverişli olan yerelması daima fakir topraklarda yetiştirilmiştir. Yumruları, sapları ve yaprakları hayvan beslenmesinde kullanılır. Yerelması hasadında sökümden sonra, toprakta kalan küçük yumruların tekrar çimlenmesi önlenemez, bu da ertesi yıl yapılacak başka bitki ekimini güçleştirir Bu nedenle yerelması her yıl aynı parsel üzerinde yetiştirilmeye devam edilir.
Patates kadar düzgün olmayan yerelması inülin içerir, bu da ona şekerli bir tat verir. Tadı enginara benzer. Saklanması güç olduğundan gerektikçe ekim ve nisan ayları arasında toplanır. Yumrular daha çok sebze olarak tüketilir. Karbonhidrat bakımından fakir olduğu (%o 5) için diyabetli hastalar daha kolaylıkla yiyebilirler. Ayrıca süt, idrar ve safra artırıcı, cinsel iştahı körükleyici etkisi de vardır. Yumrudan mayalanmayla etanol da elde edilir. Alkol enerji kaynağı olarak kullanılabileceğine göre tarımda yerelması üretimi yeni bir çığır açabilir.

—Mutf. Etli ya da zeytinyağlı yemeği yapılır. Kış türlüsüne de konur.

Kaynak: Büyük Larousse

SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
23 Mart 2016       Mesaj #12
Safi - avatarı
SMD MiSiM
YERALMA a. Metalürj. Yeralma katı çözeltisi, çözünen atomlarının, aynı örgüsel ağ yapının (kristal kafesinin) atom boşluklarına yerleşerek ana evrenin (matrisin) atomlarının yerine geçtiği tekfazlı bileşik. (Buna ornatma katı çözeltisi de denir.) [Bk. ansikl. böl ]

Sponsorlu Bağlantılar
—ANSİKL. Metalürj. Yeralma katı çözeltisi' nin oluşabilmesi için bir arada bulunan elementlerin atom yarıçaplarının, elektro- negatifliklerinin ve değerliklerinin hemen hemen aynı ya da birbirine çok yakın olması gerekir Özellikle atom yarıçapının etkisi, belirleyici bir rol oynar; örneğin çinkonun bakır içindeki çözünürlüğü % 38'ken, kadmıyumunki yalnızca % 2'dir. Öte yandan elementlerin kristal yapıları özdeşse, tam bir çözünürlük meydana gelebilir (örneğin altın-gümüş). iki ayrı element atomlarının birbirine göre karşılıklı konumları sözkonusu olduğunda, yeralma katı çözeltisi düzenli ya da düzensiz olabilir.

Kaynak: Büyük Larousse

SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
23 Mart 2016       Mesaj #13
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ahlatın (armudun) iyisini ayılar yer
dünya nimetleri ekseriya lâyık olmayanlara kısmet olur.

Alçak yer yiğidi hor gösterir
bulunduğu mevki kötü ise, bir insanın değerini yanlış gösterir, bir insanın değeri yerini bulunca belli olur.

Aç kurt yavrusunu yer
açlık insanı en yakınlarına karsı bile vahşîce davranmaya sevk eder. Açlık, hiçbir şeye karşı saygılı değildir.

Misafir umduğunu değil bulduğunu yer
misafir tamahkâr olmamalı, gittiği evin şartlarına uymalıdır.

Tilkinin dönüp (gezip) geleceği yer kürkçü dükkânıdır
bir insanın eninde sonunda gideceği yer, esas yetiştiği yerdir.

Ölürse yer beğensin kalırsa el beğensin
çocuğunu terbiye etmekte sert davrananların felsefesidir.
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
23 Mart 2016       Mesaj #14
Safi - avatarı
SMD MiSiM
yer ingilizcesi

1. place; spot; position; location: Kandilli fevkalade güzel bir yer. Kandilli is an extraordinarily beautiful place. Senin yerin burasý. This is your place./This is where you´re to be. Eðlence yeri deðil burasý; ciddi bir iþyeri. This isn´t a place you come to in order to amuse yourself; it´s a place where business is transacted in a serious way. Yerimde olsaydýn ne yapardýn? If you´d been in my shoes what would you have done? Feramuz Paþa´nýn tarihteki yeri pek önemli sayýlamaz. Feramuz Pasha´s place in history cannot be reckoned an important one. Bu evin yeri hoþuma gidiyor. I like this house´s location. Aðrýnýn yerini daha iyi tarif edemez misiniz? Can´t you describe more clearly where the pain is?
2. space, room: Otobüsün arka tarafýnda yer yok. There´s no room in the back of the bus.
3. (a) seat; (a) room: Matine için iki yer ayýrttým. I´ve reserved two seats for the matinée. Lokantada dört kiþilik bir yer buldum. I found a table for four in the restaurant. Bu otelde boþ yer yok. This hotel has no vacant rooms.
4. place, position (of employment).
5. passage or part (of something written or spoken): Söylevimin bu yeri alkýþlanmaya deðer, deðil mi? This part of my speech merits applause, doesn´t it?
6. importance, place of importance: Bu maddenin sanayideki yeri yadsýnamaz. It can´t be denied that this material is of importance for industry.
7. mark (left by something): yara yeri scar left by a wound.
8. the earth, the ground: Yere düþtü. He fell to the ground. Bütün parasý yerde gömülü. All of his money is buried in the ground.
9. floor: Bebek yerde emekliyor. The baby´s crawling on the floor. Yerler halý kaplýydý. The floors were covered with rugs.
10. piece of land, piece of property: Kalamýþ´ta bir yer aldýk. We bought a piece of property in Kalamýþ.
11. terrain, region, area.
12. the earth, the planet earth.
–de instead of (preceded by a future participle): Tatlý yiyecek yerde meyve ye. Instead of eating sweet pastries, eat fruit.
– açmak /a/ to make way for, move aside for (someone) to pass.

– almak /da/
1. to be located in, be situated in (a place): Fethi ön sýrada yer alýyor. Fethi´s in the front row.
2. (for someone) to be involved in, have a part in (a job, a project).
3. to be in, appear in.

–ini almak
1. /ýn/ (for one person or thing) to take the place of (another).
2. to sit down in one´s appointed place, take one´s seat.
3. to stand in one´s appointed place, take one´s place.

–inden ayrýlmak to leave the place where one has been sitting or standing.

–e bakmak
1. to look at the ground, cast one´s eyes to the ground.
2. to have one foot in the grave.

–e bakan yürek yakan (someone) who is malicious and dangerous despite his innocent looks, who is a wolf in sheep´s clothing.
–i baþka olmak /ýn/ (for someone) to be a very special friend, have a special place in one´s heart, be one of one´s most intimate friends: Rakým için Süheyla´nýn yeri baþka. Süheyla has a very special place in Rakým´s heart.
–e batmak to vanish, disappear.
–ini beðenmek (for a plant) to grow well in the spot in which it´s been planted.
– belirteci gram. adverb of place.
–le beraber leveled to the ground, razed.
–le bir/yeksan etmek /ý/ to level (something) to the ground, raze.
–den bitme very short in stature, squat.
–ini bulmak to find the right niche for oneself, find one´s niche, find one´s place.
– cücesi short in stature but very capable or cunning.
–e çalmak/vurmak /ý/ to throw or hurl (something) to the ground.
–in dibine geçmek/batmak/girmek to feel very ashamed, feel like sinking through the floor or into the ground.

–ini doldurmak /ýn/
. to do one´s job well.
2. to fill (someone´s) shoes, perform well the functions formerly carried out by (someone else).

– etmek /da/
1. to leave a mark on.
2. (for something) to impress itself in (someone´s mind).

–e/––lere geçmek to feel very ashamed, feel like sinking through the floor or into the ground.
–ine geçmek /ýn/ (for one person or thing) to take the place of
SİLENTİUM EST AURUM
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

11 Ocak 2010 / Ziyaretçi Soru-Cevap
22 Eylül 2013 / Misafir Soru-Cevap
18 Aralık 2015 / Ziyaretçi Soru-Cevap
23 Mart 2016 / Safi X-Sözlük