Arama

Yer Nedir?

Güncelleme: 23 Mart 2016 Gösterim: 7.013 Cevap: 13
_KleopatrA_ - avatarı
_KleopatrA_
Ziyaretçi
11 Mart 2010       Mesaj #1
_KleopatrA_ - avatarı
Ziyaretçi
yer
isim
Sponsorlu Bağlantılar

1 .
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân:
"İzinsiz bir yere gitmek ne haddime?"-
M. Ş. Esendal.
2 .
Gezinilen, ayakla basılan taban:
"Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu."-
H. Taner.
3 .
Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge:
"Anadolu'nun bazı yerlerinde eski bir kocakarı itikadı vardır."-
R. N. Güntekin.
4 .
Durum, konum, vaziyet:
"Türkiye stratejik bakımdan önemli bir yerdedir."- .
5 .
Ülke.
6 . Görev, makam:
"Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz?"-
M. Ş. Esendal. 7 . Önem:
"Uçağın yurt savunmasındaki yeri."- .
8 .
İz.
9 .
Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa:
"Deniz kıyısında bir yer aldılar, ev yapacaklar."- .
10 .
Ekime elverişli toprak parçası, arazi:
"Çorak yerde ot bitmez."- .
11 .
Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal:
"Toplantı yeri. Kaza yeri."- .
12 .
Otel, motel vb.nde kalınacak oda:
"Yeriniz var mı?"- .
13 .
coğrafya Yerküre.
14 .
mecaz Durum, konum:
"Sen benim yerimde olsan ne yapardın?"- .

Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
  • yer açmak
  • yer almak
  • yer bakır gök demir kesilmek
  • yer çevirmek
  • yer değiştirmek
  • yerde kalmak
  • yer demir gök bakır
  • yerden göğe kadar
  • yerden yere çalmak
  • yerden yere vurmak
  • yere bakan (veya bakıp) yürek yakan
  • yere bakmak
  • yere baktırmak
  • yere batasıca (veya batsın)
  • yere batmak
Birleşik Sözler
  • yer adı
  • yer alıştırmaları
  • yeraltı
  • yer altı
  • yer belirteci
  • yerberi
  • yer biçimleri
  • yer bilimi
  • yer cücesi
  • yer çamı
  • yer çekimi
  • yer çekirdeği
  • yer çöküntüsü
  • yer değiştirme


X-Sözlük Konusu: ne demek anlamı tanımı.
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
24 Haziran 2015       Mesaj #2
Safi - avatarı
SMD MiSiM
YER a.
1. Gezinilen, ayakla basılan taban: Yüzükoyun yere düşmek. Yere süt döküldü.
Sponsorlu Bağlantılar
2. Ekip biçmeye ya da üzerine bina yapmaya elverişli toprak; arazi: Çorak bir yer. Ev yaptırmak için deniz kenarında bir yer aldılar.
3. insanın yaşadığı güneş sistemi gezegeni; yerküre, dünya^Bu anlamda büyük harfle başlatılır.) [Bk. ansikl. böl. ikonogr., Jeofiz. ve Jeokim.]
4. Herhangi bir işe yaraması açısından ele alınan ya da bir kimsenin, bir şeyin kapladığı alan: Bu eşya fazla yer kaplıyor. Bana biraz yer açsana. Kıpırdayacak yerim yok. Yer kazanmak, kaybetmek.
5. Bir şeyin, bir kimsenin bulunduğu nokta, alan, konum: Yerinden kıpırdama. Türkiye'nin yerini haritada işaretleyin. Stratejik bakımdan önemli bir yer.
6. Bir kimsenin, bir şeyin bulunması, durması gereken nokta, alan: Her şeyi yerine koymak. Bekçi yerinde değildi. Yerinize dönün. Oyuncular yerlerini aldılar.
7. Bir olayın meydana geldiği belirli yer; mahal: Cinayet yerine dönmek. Muhabirimiz olay yerinden bildiriyor Doğum tarihi ve yeri.
8. İşlevleri ya da orada olan biten bakımından ele alınan mekân: Bu kahve gençler için bir buluşma yeridir. Gezi sırasında görülecek yerleri saptamak Park yeri.
9. Bölge ülke: >tBni yerler görmek.
10. Yaşanılan, oturulan, yurt edinilen toprak, kent, mahalle, ev vb. : Bizi yerimizden yurdumuzdan etti.
11. Bir taşıtta, bir salonda vb. bir kimsenin oturması için ayrılmış koltuk, sandalye: Otobüste birçok boş yer vardı. Bu yer başkasına ayrılmış.
12. Otel, motel vb. yerlerde kalı nacak oda, yatılacak yatak: Bu mevsimde turistik bölgelerde hiç yer bulunmaz.
13. Bir kimsenin bir kuyruktaki sırası, bir sıradaki konumu: Yerimi iki dakika tutar mısınız? Şimdi geliyorum.
14. Bir şeyin belirlenmiş bölümü: Her yeri aşınmış bir manto. Burası evin en pis yeri. Ağrıyan yerinizi gösterin.
15. Bir şeyin izi: Ameliyat yeri belli oluyor Sökülen dikişlerin yen belli oluyor. Ütü yeri.
16. Bir kimsenin, bir şeyin özel bir yanı: Onu en hassas yerinden vurdunuz.
17. Bir kimsenin toplumsal durumuna, çevresine kültürüne zevklerine uygun konumu: Senin yerin o insanların yanı değil.
18. Mev ki, görev: Son atamalarda yerinde kaldı. İlk açılacak yere siz atanacaksınız.
19. Bir kimsenin ya da bir şeyin kazandığı önem: Yaşamında çocuklann, müziğin büyük bir yeri var.
20. Herhangi bir bağlama göre bir kimsenin, bir şeyin konumu, durumu: Petrolün yurt ekonomisindeki ye ri. Bir olayın, bir kahramanın mitolojideki yeri
21. Bir şeyin etkinlik, özgürlük alanı: imgeleme hiç yer sermeyen bir iş.
22. Bir iş için uygun zaman ya da mekân: Yerini ve zamanını iyi ayarla. Yerinde söylenen bir söz. Şimdi bu sözün yeri mi? Tartışmanın yeri değil.
23. Bir kimsenin yerinde, yerine, onun durumunda, onun durumuna: Senin yennde olsaydım cevap vermezdim. Kendinizi benim yerime koyun.
24. Bir kimsenin, bir şeyin yerine, onun karşılığında, onun işini, işlevini üstlenerek: Teknik bir arıza nedeniyle iptal edilen bu programın yerine bir film izleyeceksiniz. Tatlı yerine peynir yemek. O gitmiyor, onun yerine ben gideceğim.
25. Yer açmak, bir kimsenin oturması için sıkışarak ona yer vermek; bir işe ya da makama erişmek isteyenlere olanak vermek: Arkadan gelenlere de yer açmak gerek. || Yer almak, bir yerde bir şeyde bulunmak. || Yer bulmak, oturacak yer ele geçirmek; bir işe, görevini sürdüreceği bir yere yerleşmek. I| Yer cücesi, ufak tefek, sinsi, kurnaz kişi. || Yer değiştirmek, bulunduğu yerden başka bir yere göçmek. || Yer demir gök bakır, çorak ve sıcak bir yer; hiçbir yerden yardım görme umudu ve olanağının kalmadığı, bütün kapıların kapalı olduğu bir durumu vurgulamak için söylenir. || Yer edinmek, bir ortamda belli bir önem, belli bir saygınlık kazanmak: Gösteri dünyasında kendine bir yer edinmek oldukça güçtür. || Yer etmek, iz bırakmak; iyice yerleşmek. || (Bir kimseyi) yer kabul etmez, çok kötü işlere girmiş çıkmış, günahkâr kimseler için söylenir || Yer kaplamak, oldukça geniş bir alana yayılmak. |] Yer öpmek, bir büyüğün önünde saygısını göstermek için eğilmek (esk.). || Yer sofrası, yerde örtü üzerine ya da tepsi, yemek tahtası vb üstüne kurulan sofra. || Yer tutmak, kalabalık bir yerde birine oturacak yer ayırmak; yer kaplamak: Masa, odada büyük bir yer tutuyor; bir konu ya da alanda bir işlevi olmak: Tiyatro insan eğitiminde önemli bir yer tutar. || Yer vermek, kendi oturduğu yeri başkasına sunmak: Yaşlılara yer vermek; kapsamı içinde bulundurmak, önemini belirtmek: Gazetelerin tümü bu olaya j/er veriyor; grup içine almak: Böyle bozgunculara aranızda yer vermeyin. || Yeryanlıp içine gitmek, yer yanhp yerin dibine girmek; sözkonu- su bir şeyse, bir türlü bulunamamak; bir kimseyse, çok utanmak. || Yer yatağı, yere serilen yatak. || Yer yer, bazı yerlerde, aralıklı olarak: Gövdesinde yer yer kabar cıklar oluştu. || Yer yerinden oynamak, bir kargaşa, karışıklık yaşanmak. || Yer yurt, yerleşilen, oturulan, yaşanılan yer. II Yerden bitme, çok kısa boylu; türedi. || Yerden göğe kadar, pek çok, tümüyle: Yerden göğe kadar haklısınız. || Yarden selam, yerden temenna, eli yere doğru uzatarak verilen selam (esk.). || (Birini) yerden yere çalmak, yerden yere vurmak, hırpalamak; değişik yönlerden saldırarak onu aşağılamak. || Yere bakan yürek yakan, sessiz, yumuşak başlı göründüğü halde gizlice dolaplar çeviren, kötülükler yapan kimse için kullanılır. || Yere bakmak, yaşlı kimseler için, ölümü yakın olmak. || Yere batasıca, yere batsın, "yok olsun, varlığı ortadan kalksın" anlamında kullanılan ilenç sözü. || Yere batmak, yok olmak. || ibre çalmak, hızla v«re vurmak, bir şeyi fırlatmak, atmak: Öfkemden sürahiyi yere çalıp parçalamak istedim. || Yere geçsin, yere batsın. || (Bir kimseyi) yere göğe koymamak, koyamamak, çok önemsediği birini nasıl ağırlayacağını, onu memnun etmek için ne yapacağını bilememek, aşırı ölçüde ilgi ve yakınlık göstermek: Orada kaldığım sürece doğrusu beni yere göğe koymadılar. || (Birini) yere sermek, bir kimseyi yenmek ya da vurup öldürmek. || Yere vurmak, bir kimseyi kötü bir duruma sokmak. || Yeri gelmek, sırası, uygun zamanı gelmek: Yeri gelince ben ona her şeyi anlatırım. || Yeri göğü ben yarattım de mek, kendini herkesten üstün görmek, çok gururlanmak. || Yeri göğü birbirine katmak, büyük bir telaş ve heyecan yaratmak: Bağırıp çağırıyor, yeri göğü birbirine katıyordu. || Yeri göğü tırmalamak, dayanılmayacak ölçüde, acı, sancı ya da ağrı çekmek. || Yeri değil, zamanı, sırası uygun değil. || Yeri olmak, saygınlığı bulunmak. | Yeri öpmek, “yere düşmek” anlamında alay yollu kullanılır. || Yeri soğumadan, ayrılığın üzerinden çok geçmeden: Giden konukların yeri soğumadan yenileri geldi. || Yeri yurdu belirsiz, nerede kaldığı, nerede bulunabileceği bilinmeyen, serseri. || Yeridir, uygundur, doğaldır, yapan haklıdır. || Yerin dibine geçmek, batmak, girmek, aşırı ölçüde utanıp sıkılmak, mahçup olmak; arandığı halde bir türlü bulunmamak. || Yerin kulağı var, ne kadar sakınılırsa sakınılsın gizli bir konuşmayı duyan birileri olur. || Yerinde, uygun: Yerinde bir davranış; iyi, yeterli: Adamın neşesi yerinde. || Yerinde duramamak, sürekli devinim halinde olmak, sevinç ya da heyecandan içi içine sığmamak: Onlar gelecek diye yerinde duramıyordu. || Yerinde saymak, yürür gibi yaparak sürekli biçimde ayağının birini kaldırırken ötekini indirmek; bulunduğu yerden daha ileri gidememek; ilerleyip gelişememek, yükselmemek: Biz bu anlayışla daha yıllarca yerimizde sayarız. || Yerinde su mu çıktı?, hiçbir zorunlu neden yokken yerini bırakanların bu tutumunu kınamak için söylenir. || Yerinde yeller esmek, artık o yerde olmamak, yok olmak: Eski okulumuzun yerinde bugün yeller esiyor. || Bir kimsenin, bir şeyin yerine geçmek, yerini almak, onun görevini, işlevini üstlenmek, onun yerine kullanılabilmek! fbnne gelmek, yapılmak, gerçekleştirilmek: isteğinizin yerine gelmesine çalışacağım; daha önceki durumuna kavuşmak: Neşesi yerine geldi. || Yerine getirmek, gereğini yapmak: Emirleri yerine getirmek; eski durumuna kavuşturmak: Bir bardak şarap neşemi yerine getirdi. || Bir kimseyi, bir kimsenin yerine koymak, bir kimseye, bir kimse gözüyle bakmak, onu o saymak: Ben onu kardeşimin yerine koydum. || (Bir şeyi) yerine koymak, yitirilen, elden çıkarılan bir şeyin kendisini ya da benzerini sağlamak: Yitirilen mallann yerine yenisini korsunuz, canınıza bir şey olmadı ya. || Yerine oturmak, bir şey sözkonusuysa, iyi yerleşmek; bir düşünce, durum vb. ise herkesçe, benimsenir olmak, yerleşmek: Bu kavramlar hele bir yerine otursun, tartışmalann yönü de değişecek. || (Bir kimsenin, bir şeyin) yerini almak, yerine geçmek. || (Kendi) yerini almak, kendisine ayrılan yerde durmak: Salonun sağında yerimizi aldık. || Yerini bulmak, bitki sözkonusuysa, yeri gelişmesine elverişli özellikler taşımak; beğenmek. || Yarini bulmak, yerine gelmek; kendine yakışır, kendine uygun durumu bulmak. || 'terini doldurmak, görevinin ge rektirdiği bilgi ve becerilere sahip olmak senin yehni doldurmak, o görevi önce yapan kişi kadar başarılı ol- ınu aratmamak, || Yerini ısıtmak, bir yerde uzun süre kalmak. || Bir şeyin, bir kimsenin yerini tutmak, onlann işlevini, re lünü üstlenmek, üstlenebilmek. || YBrini yapmak, bir şeyi elde etmek amacıyla önceden girişimde bulunmak; ortam hazırlamak. || Yerle beraber, yer düzeyinde. || Yerle bir etmek (olmak), yerle yeksan etmek (olmak), bir yapıyı temeline kadar yere indirmek, taş taş üstünde bırakmamak; yok etmek. || Yerle gök bir olsa, sonu ne olursa olsun || terlerde sürünmek, acınacak, sefil bir durumda bulunmak. || Yerlere kadar eğilmek, aşırı ölçüde saygı göstermek. || Yerlere geçmek, büyük bir utanç duymak. || Yerleri süpürmek, saç, etek vb.’den söz ederken, çok uzun olmak.

—Ask. Yer ölçmeli atış planı, topçu atışlarının hazırlanıp yapılması için topçu ateş idare merkezinde kullanılacak atış planlarının bir türü. || Yerinde değiştirme, bir üst komutanın verdiği emirle, bir birliğin tamamı ya da bir kısmının, yeni gelen bir birlik tarafından muharebe bölgesinde değiştirilmesi. (Değiştirilen elemanların muharebe görevi ve tahsis edilen harekât böl- gesiyle^lgili sorumlulukları, yeni gelen birlik tarafından üstlenilir Yeni gelen birlik, verilen emir doğrultusunda harekâtı sürdürür. Harekât yeniden başlamadan, değiştirilen elemanlar geri çekilirler Bu harekât, değiştirme harekâtının bir türüdür.) || Ye rinde saymak -* SAYMAK.

—Bahç. Yer örtücü bitki, çıplak bir toprağı kaplamak ya da erozyondan korumak için kullanılan yayılıcı kısa boylu bitki (ce- zayirmenekşesi, koyunkıran, bazı dağ- muşmulaları).

—Bine. Yere yakın, karnı geniş ve yere yakın atlar için kullanılan deyim. Bunlara güçlü at gözüyle bakılırsa da, aslında bir üstünlükleri yoktur.

—Biyol. Belirli yer, yeni bir türün örnek tipinin ya da bir koleksiyona konacak bir örneğin bulunduğu ve mümkünse coğrafi koordinatları ile belirtilen kesin yer. || Boş yer, belirli bir noktada, yeni doğal koşullardan doğan ya da insan elinin işe karışmasıyla ortaya çıkan ve canlıların barınmasına elverişli olan yeni ortam (suların içinden yükselen kumsal, yeni oluşan volkanik ada, baraj yapımıyla meydana gelen göl, insan tarafından açılan kanallar, tuzlaların atık suları, kaplıca suları vb.) (Boş yerlerin canlı topluluklarınca doldurulması tohumların ya da sporların yayılma yeteneğine bağlıdır. Kanatlı hayvanlar (kuşlar, yarasalar) karadaki boş yerleri yuvalanma ya da kışlama yeri olarak kullanabilirler; diğer hayvanlar ancak bitki örtüsü oluştuktan ya da bir su birikimi sözkonusuysa orada bitki üremeye başladıktan sonra yerleşirler.]

—Dilbilg. Yer belirteci -* BELİRTEÇ. || Yer tümleci, bulunulan, gidilen, gelinen, geçilen yeri belirten tümleç.

—Dişç. cerr. Dişlerin yer değiştirmesi, bir ya da birden fazla dişin yavaş yavaş yer değiştirmesi. (Genellikle komşu ya da karşı gelen dişin yokluğu ya da kaybı ya da dişetine gömülü bir dişin gelişmesi sonucu meydana gelir.)

—Fels Aristoteles'e göre, bir şey içeren cismin iç sınıfı. (Physıka'da [4, 1] Aristoteles, yeri "bir cismin hareketsiz zarfı” olarak tanımlar.) || Yerine geçen, bir başkasının yerini alan görüngüye denir.

—Geom. Yer ekseni, tasan geometride iki izdüşüm düzleminin arakesiti. || Yer koordinattan haritası, r, S Riemann küresinin yarım büyük çemberi, f0 da: M~(e,*>) olduğuna göre (S-T, fy haritası, burada 6 ile M nin küresel koordinatları olmak üzere <,6. <p)=(sin ıp-cos 8, sin p-sin 8, cos y>) gerçeklenmektedir. (f0 ın görüntüsü ]-ıt,ır [X]0,TT[ dikdörtgenidir.)

—Güz, sant. ve Perspekt. Yer çizgisi, figüratif düzlemle yer düzleminin kesişmesiyle ortaya çıkan yatay çizgi, (Yapıtın [tablo, desen...] alt yatay çizgisini oluşturur.)

—Hayvc. Yerden bilme karnı sarkık ve / ya da kısa bacaklı olan, böylece gövdesinin yere yakın olduğu izlenimini veren dörtayaklı evcil hayvanlara denir.

—Huk. Kamuya açık yer, herkesin girip çıkabildiği yer. (Kamuya açık yerler, zabıtanın denetimi altındadır.)

—ida. huk. Yerinden yönetim, kimi kamu hizmetlerinin devletin merkezi yönetimi dışında yer alan organlar tarafından yerine getirilmesi yöntemi. (Eşanl. ADEMIMERKE- ZİYET.) [Bk. ansikl. böl.]

—ikt. Yerinden yönetimli ekonomi, iktisadi karar birimlerini birtakım hedeflere ulaşmaya zorlayan hiçbir emredici devlet planının ya da karar merciinin bulunmadığı ekonomi tipi. (Bk. ansikl. böl.)

—İnş. Yerinde yontmak, taşları ocakta değil, kullanılacakları yerde işlemek.

—Koregr. Yerde, belli bir hareketin yerle bağlantıyı kesmeden yapıldığını belirten okul terimi.

—Küm. kur. Yerine koyma şeması, Zerme- lo-Fraenkel kümeler kuramının (V*. Vy, Vy'(R(x, y)iR(x, y') > y = K'))-r
Vu, 3v, Vy(y 6 v O 3x(x e v & R(x, y))) formülüyle verilen belitler şeması, burada R, kümeler kuramının dilinin ikili yüklemler kümesini taramaktadır (yazılışı hafifletmek için R nin olası parametrelerine yer verilmemiştir). [Başka deyişle, her R ikili fonksiyonel (yani yukardaki gerektirmenin öncelini gerçekleyen) yüklemi için ve her u kümesi için, u nun R ile elde edilen görüntüleri bir v kümesi oluşturur. Yerine koyma şeması (kümeler kuramının öbür belitlerine eşlik eder), tanım teoremleri ve sonlu ötesi tanımlama şemalarını kanıtlamaya olanak verir, bu şemalar tanım ve geridönüşle tanıtlama teoremlerini sıra sayılarına genelleştirir.]

—Mad. oc. Yerinde cevher, maden yatağı içinde bulunan, ana kütleden koparılmamış mineral ya da kömür.

—Mant. Yerine getirme, nesneler ve önerme işlevleri arasındaki anlambilim bağıntısı. (Bir önerme işlevinin serbest değişkenleri bir nesnenin adıyla değiştirildiği zaman bu önerme işlevi doğru bir önerme durumuna geliyorsa, bu nesne o önerme işlevini yerine getiriyor demektir. Örneğin kar, "x beyazdır” önerme fonksiyonunu yerine getirir.) || Yerine konabilirtik, bir şey için başka bir şeyin yerini alma olanağı. || Yerine koyma, bir terimi bir başka terimle değiştirme. (Bir A formülünde bir t teriminin bir x değişkeninin yerine konması, x değişkeninin bütün serbest yeralışlarının hep aynı şekilde bir t yeralı- şıyla değiştirilmesine dayanan bir işlemdir.) | Özdeşlerin yerine konabilirliği ilkesi, teibniz'den kaynaklanan bu ilkeye göre, her önermede eşgöndermeli iki terim, sözcenin doğruluğunu değiştirmeden birbirinin yerini alabilir. (Örneğin, “Mehmet II. büyük bir hükümdardı" cümlesinde "Fatih", sözcenin doğruluk değerini değiştirmeden "Mehmet II' nin yerini alabilir.)
Yerini, yönünü Sallamama. (Birçok olgu beyinde sağ arkada bir yerleşme odağının varlığını destekliyorsa da sendromun kaynağının iki taraflı otabüecaği de büsbütün yadsınamaz.) | Yer kavramları yitimi, bir harita üzerinde (bir kenti bulma), bir planda (yol saptama) bir yeri bulma ya da oradaki elemanlarla bir yerin (bir oda ya da mahallenin) planını çizme yeteneksizliği. (Olguların çoğunda sağ yarımkürenin arka tarafında bir lezyon bulunursa da sol yarımküre lezyonları da nadir değildir.)

—Oy. Pokerde kâğıt dağıtılmadan ortaya sürülen para. || Yer kâğıdı, dağıtanın, oyunculara servis yaptıktan sonra açtığı ve kozu belirleyen kâğıt. || Yere gitmek, pokerde iki oyuncunun başka para sürmeden ortadaki para için oynaması.

—Perspekt. Yer düzlemi, figüratif düzlemin tabanından geçen ve bu düzleme dikey olan İtibari yatay düzlem.

—Sey. oy. Yer kuklası -> KUKLA.

—Sîg. Yer kayması sigortası, sigorta konusu bina vb. değerlerin bulunduğu yerde yer kayması ya da toprak çökmesi nedeniyle doğabilecek zarar ve hasarlara karşı sigorta.

—Sil. Yerden havaya güdümlü tüze, karadan ya da bir savaş gemisinden bir hava hedefine fırlatılan lüze. || Yerden yere güdümlü füze, karadan ya da bir savaş gemisinden bir kara ya da deniz hedefine fırlatılan füze.

—Sirk. Yer hareketleri, akrobatların hiçbir yardımcı alet (ayaklık, halka, trapez vb.) kullanmadan yerde gerçekleştirdikleri hareketlerin tümü.

—Spor. Yer hareketleri, uygun bir zeminde, erkeklerde 60 saniye, kadınlarda 90 saniye süren jimnastik yarışması (kadınlarda müzik eşliğinde).

—Yerbil. Yerine geçen, yerine geçme olayından etkilenmiş bir mineral için kullanılır. || Yerine geçme, bir kayaç içindeki bir mineralin, başlangıçtaki biçimini korumakla birlikte, molekül molekül başka bir mineralin yerini alması. (Başlangıçta aragonit yapısında olan bazı fosil kabukları tam bir yerine geçme sürecine uğrayabilir; örn. bugün silisleşmiş tebeşirli deniz kestaneleri ya da piritleşmiş ammonitler; fosilleşmiş ağaçlar, ancak odunsu dokuların silisleşmesiyle korunabilmişlerdir [taşlaşma]; dolomitleşme de bir yerine geçme olayıdır) [Eşanl. EPİJENİ]

—ANSİKL. ida. huk. Yerinden yönetim. Uygulama alanı bakımından yerinden yönetim yer ve hizmet yönünden olmak üzere iki biçimde görülür. Yer yönünden yerinden yönetim organları (mahalli ademi- merkeziyet), belirli bir bölgede oturanların ortak gereksinmelerini karşılarlar: belediye, il özel idaresi, köy. Hizmet yönünden yerinden yönetimdeyse belirli bir kamu hizmetinin, merkez örgütünün dışındaki bir kamu kuruluşu tarafından yerine getirilmesi sözkonusudur. Kimi kamu hizmetlerinin kendi başlarına bağımsız hukuksal varlıkları olan kamu kurumlan aracılığıyla yerine getirilmesinin nedeni bu hizmetlerin teknik özellikleridir Hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları (örneğin PTT, TRT) belirli bir hizmet alanında ülke genelinde hizmet veren kuruluşlardır. Yerinden yönetim organlarının ortak özellikleri şunlardır:
1. devletten ayrı tüzel kişilikleri ve özerklikleri vardır;
2. ayrı bütçeleri vardır;
3. ayrı yönetim organları vardır;
4. merkez yönetiminin bu kuruluşlar üzerinde hiyerarşi denetimi yoktur, ancak idari vesayet denetimi vardır.
melerin serbestçe rol oynamasına izin verir; böylece müdahaleleri, çeşitli iktisadi birimlerin kararlarına saygı gösteren dolaylı ve global bir nitelik taşır. Kapitalist ülkelerin ekonomik rejimleri yerinden yönetimlidir.

—Jeofiz. Gökbilimsel veriler. Yersel gezegenlerin ilkörrıeği olan Yer, Güneş’in çevresinde zayıf dışmerkezli bir eliptik yörünge çizer ve Güneş'e ortalama uzaklığı 149,6 milyon kilometreyi bulur. Bu yörüngenin düzlemine tutulum denir. Merkezinin bu yörünge boyunca ötelenmesinden bağımsız olarak Yer, ağırlık merkezinden geçen bir eksen etrafında döner (kutuplar ekseni ya da coğrafi güney-kuzey ekseni). Güneş çevresinde dönüşü yıl* süresini ve mevsimlere göre değişimleriyle birlikte, kutuplar ekseni çevresinde dönüşü de gün* süresini belirler. Bu iki devinimin hiçbiri düzenli değildir. ( -> ÜĞRÜM. TEDİRGİNLİK, DEVİNME.)
Yer'in biçimi, kutup ekseni doğrultusundaki hafif bir basıklık'la bir küre biçimine yakındır. Bu biçim esas olarak yerçekim kuvvetleriyle (Yer’e ait kütlelerin kendi aralarında egemen olan Nevvton çekimi) koşullanmıştır; bunlara düzey yüzeylerini ve daha özel olarak jeoiti' belirleyen, dönmeden ileri gelen etkiler de eklenir. Kabarıklıklarından kaynaklanan düzgünsüzlükler göz ardı edildiğinde Yer, yarıbüyük ekse- YER MANYETİK ALANI

—ikonogr. Eskiler Yer'i Gaia, Rhea, Kybe- le* (Kybele'nin arabası), Demeter* ya da Ceres gibi tanrıçaların çizgileriyle canlandırmışlardır. Ara Pacis'ın kabartmalarının birinde (Floransa, Uffizi) Terra Mater, başında, meyvelerden oluşan bir taçla, bir öküz ve bir koyunun arasında otururken ve kendine doğru gelen iki çocuğu kabul ederken canlandırılmıştır. Bu besleyici Yer figürü roman dönemi elyazmalarında da görülür: Bari katedrali ve British Museum' daki ilahi tomarları (minyatürler), Sankt Gallen'deki Tuotilo evangeliariumu (cilt).


Kaynak: Büyük Larousse

Son düzenleyen Safi; 28 Mart 2016 05:07
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
24 Haziran 2015       Mesaj #3
Safi - avatarı
SMD MiSiM
YER ÜSTÜ a. Toprağın üst düzeyi, dış bölümü: Yerüstü ve yeraltı suları.

— Mad. oc. Yerüstü tesisleri, yeraltı maden ocağı işletmesinin tersine, yeryüzünde yer alan, madenle ilgili tüm donanım ve tesisler.

♦ sıf. Bot. Sap taslağının çenekaltı bölütü çimlenme anında uzayan (keneotu, fasulye) ve bu tarzda çimlenen çeneklere denir. (Çeneklerin ilk yaprak görevi yaptıkları çimlenme tipi daima yerüstüdür.)

Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 23 Mart 2016 19:12
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
24 Haziran 2015       Mesaj #4
Safi - avatarı
SMD MiSiM
YER YÜZÜ a
1. Dünya gezegeninin kara ve denizlerle kaplı ve üzerinde insanların yaşadığı yüzeyi; yerkabuğu: Yeryüzünün dörtte üçü sularla kaplıdır.
2. Üzerinde yaşayan insan toplulukları açısından ele alınan dünya gezegeni; dünya, yaşam: Yeryüzünün yarısını ilgilendiren bir sorun.

Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 23 Mart 2016 19:14
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
23 Mart 2016       Mesaj #5
Safi - avatarı
SMD MiSiM
yer mumu
isim, jeoloji
  • Petrol ve terebentin içinde eriyen, doğal hidrokarbonlardan oluşan bir mum türü, ozokerit.
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
23 Mart 2016       Mesaj #6
Safi - avatarı
SMD MiSiM
kara yer
isim, halk ağzında
  • Mezar, sin, gömüt.
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
23 Mart 2016       Mesaj #7
Safi - avatarı
SMD MiSiM
yer sarsıntısı
isim, coğrafya
  • Deprem.
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
23 Mart 2016       Mesaj #8
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Kapalı Yer Korkusu
TDK, Türk Dil Kurumu
  • Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku, klostrofobi.
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
23 Mart 2016       Mesaj #9
Safi - avatarı
SMD MiSiM
yer merkezli
sıfat
  • Yer özekçil.
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
23 Mart 2016       Mesaj #10
Safi - avatarı
SMD MiSiM
yer özekçil
sıfat
  • Yermerkezci:
"Bir gezegenin yer özekçil hareketi."-
SİLENTİUM EST AURUM
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

11 Ocak 2010 / Ziyaretçi Soru-Cevap
22 Eylül 2013 / Misafir Soru-Cevap
18 Aralık 2015 / Ziyaretçi Soru-Cevap
23 Mart 2016 / Safi X-Sözlük