| | #6661 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Şiir Nehri -2-Herkeste Biraz Varım tüketiyorum her aşkı, gereğinden fazlasıyla her teni, umarsızca her mevsimi, acımasızca... tükeniyorum tükettiğim her aşkta her hevesimde her hayalimde... tüm kalplere ilaç olsun diye umdum, şairliğim kendimden öteye geçemedim kendimi senden öteye geçiremedim silindim hafızalardan imzamı attığım tüm kadınlardan yalandan... herkeste biraz varım kimsede 'bir' olamadım 'hiç'liğin adına aşk dedim, yanıldım kafiyesiz şiirlerimde huzur aradım... sen de gittin. gidersin... alacağını alan herkes gibi uykusundan uyanan her hayalperest gibi gidersin.. artık hiçbir emeğim kalmasın istiyorum karşılıksız birbirini tanımayan ama dokunan zevk alan yalanlaşan insanlar olduk hepimiz suçluyuz günahkarız hepimiz 'o elmayı neden yedi? ' diye kızmasın adem'e hiçbirimiz elma da yedik, elma yiyene de küfrettik biz sen de gittin. gidersin... bilmezsin ağrılarımı çünkü her düşüşümde aklıma geldiğini ne denli 'sen' olduğumu göremezsin gidersin.. ve ben tükenirim doyururum kendimi başka kollarda acıkırım yine sana yine sarılırım başka kollarla derken bu dünya tükenir nasıl olsa bitsin zaten her mevsim çünkü ben herkeste biraz varım kimsede 'bir' olamadım... Ahmet Enes Karaçam | |
|
| | #6662 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Şiir Nehri -2-..'Leyl-i Can' .. / Terkedilmiş Sevdalara .. Ah ölüm...Ah uğruna öldüğüm Ah silahsız vuran LeyLican ! Kaç gece esecek yağmursuz rüzgar? Hep bizi mi buldu sessiz haykırışlar? Kızıl laleler ekmiştim toprağa,Hoşçakal demeden gittiğin gün.. Bu kadar zordu demek , sonkez yüzünü görememek.. İşte bir damla daha aktı gözlerimden LeyLican! Ve sen yine duymadın isyanlarımı Ve sen yine terkettin hersaniye...içten içe.. Uçsuz-bucaksız, serseri ve yorgun.. Zemheri ve karanlık gecelerim bitmecek demek.. Hep bana mı uğrar hüzün, Hep beni mi yakalar ve yakar sensizlik LeyLican! Mezarımı kazmadan gittin.. Cesedim toprağa düşer de , Ruhum bitap düşer üstüne CaN ! Ah ölüm..Ah uğruna öldüğüm Ah silahsız vuran LeyLican ! Kaç gece esecek yağmursuz rüzgar? Hep bizimi buldu sessiz haykırışlar?.. Bahar mevsimi düşer yapraklara.. Ben hep kışı görürüm..âmâ olmuş sanki gözlerim bahara Yazık değil mi bu yüreğe LeyLican! LeyL olur , vurulur, uyuyamam.. Fazla değil mi bu acı ikimize LeyLican! Dön desem, düğümlenirsin boğazıma..Konuşamam.. Yine de sen açarsın düğümleri LeyLican! Sözlerin buz tutar, gülüşün sahte gülüşümde canlanır.. Bu kadar zor muydu sensiz gülmek LeyLican! Hayatla bağlarımı gittiğin gün kopardım.. Kimse acıtmamıştı sen kadar LeyLican! Bizim şarkımızı diniyorum..Anladım uykuda terkedecek sen gibi.. Her melodiye gidişini,her söze geç kalmış vedanı anlatıyorum.. Sanki bitmiyor hiç dinlediğim şarkılar LeyLican ! Sabah olsa da tekrar geçsem, geçtiğin yollardan.. Bir haber versen de, Sana dönsem tekrar LeyLican! Güneşe bak, gidişinin sıcaklığını göreceksin.. Yağmura bak, yaşlarımı göreceksin LeyLican! Bir çocuğun tebessümünde,Sevdasını kaybetmiş hazin bakışlarda, Kaybolduğunda LeyLican, kaybolduğunda bulacaksın beni.. Belki yıldızlarla bir 'ah' gönderirisin..Seni en çok ben duyarım LeyLican! Esaretliğimi görüpisyanıma şahit ol. Terkedilmişliğimin serkeşliğine,yanlızlığımın son nefesine, Son saniyelerde yetiş,yetişte gör Hala unutamadığımı Leylican! Hani doğum günümde bir gül vermiştin.. Kuruttuğum gülle beraber toplayı sevdamı, Kilit vurdum yüreğime.. Gelsende LeyLican, Kalbimin anahtarı yine sende.. Ah ölüm..Ah uğruna öldüğüm.. Ah silahsız vuran LeyLican! Kaç gece esecek yağmursuz rüzgar? Hep bizi mi buldu sessiz haykırışlar..! H. _ezgi yürekli_ A. | |
|
| | #6663 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Şiir Nehri -2- Seyir Defteri... zamanın ıslak lekelerinde yaşayanın seyir defteri gri bir buluta düşer. ölgün zamanların yaşama bakan yüzlerinde şiir yolcuları mısralarını içer. ayların sancısı ömrü sorgularken sönük yıldızların ünleminde saklıdır hüzün. çocuk gözler yalan bakışların çağıltısında sansar kaçışlara gebe... geliş kolay gidiş zor eksik parçaların boşluğunda çarpıntı yolun başı ova yankısı dağ ortasına böl beni! Fatih Erol | |
|
| | #6664 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Şiir Nehri -2- SAKIN ölme benden önce…… Evet, belki zamanı tutamayız ellerimizle, belki hayata hükmetme lüksümüz olamaz asla… Evet, haklısın biz karar veremeyiz belki ama; sen yine de ölme benden önce. Sakın kapatma gözlerini, sakın bırakma beni bir başıma bu evrenin keskin yamaçlarında… Hani düşünüyorum… Düşünüyorum da; senin olmadığın bir şehir olabilir elbet, Hatta senin olmadığın bir ülkede de bulunabilirim… Bilemeyiz ki hayat ne düzenler kurmuş ve biz ilerliyoruz onun içinde… Hani demem o ki, yanında başkaları da olabilir ve sen mutluluk dağıtabilirsin onlarla. Yani ben, belki ben hiç olmayacağım kim bilir hayatında. Belki düşüyorum da hiç görmeyeceğim de seni ama olsun; Olsun dedim ya, bunlar benden önce gitmeni gerektirmez ki. Ben zaten senin mutsuz olmanı istemiyorum, sadece benden önce ölme diyorum sana. Nefes aldığını bilsin yüreğim. Bir yerlerde gülücükler savurduğunu bilsin, yaşadığını ve ölmediğini. Bilsin işte, sadece bilsin… Fotoğraflara baktığımda gülümseyerek gitsin elim, Varsın arayamasın seni; ama arama ihtimalimde açacağını bilsin kalbim… Fotoğraflara bakıp öldüğünü düşünmemeliyim. Düşünüp güçsüzleşmemeli. Bilmeliyim, bir yerlerde nefes alıp gülümsediği sevgili! Belki haberin olmadan anarım adını ardından şimdi olduğu gibi, Belki gizli saklı kalmış sevdamı çıkarıp koklarım tekrartekrar kim bilir… Ya da ağlarım aklıma geldiğinde gülümseyerek, belki yanımda bulunan dost sohbetlerinde gözlerim ışıl ışıl anlatırım seni umursamadan hiç kimseyi! Bir şekilde var olduğunu hatırlatırım kalbime ya, öldü lafını yakıştıramam sana, Bu yüzden sakın, ölme benden önce… Senin olmadığın bir evrende yaşamayı öğrenmedim ben çünkü, çünkü ben sensizliği hiç bilmedim… Nasıl yaşanır, senin olmadığını bilerek nasıl ayakta durulur düşünemiyor bile yüreğim… Sırf bu yüzden, sadece bu yüzden ölme benden önce… Alıntı... | |
|
| | #6665 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Şiir Nehri -2- Sussam Yalnızlık,Konuşsam Ayrılık… Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz. Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var Ne de benim gözlerimde şiir… Yaz dedin, oysa kışlar yaşıyorum her mevsim Açmak üzereyken papatyalar yeni karlar yağıyor üzerine Üşüyorum… Evet hala üşüyor ellerim.. Hüzün kapımızı çalalı beri bin günü aştı Bin ömür, bin soluk, bin yıkılış yaşadım Ömrünün arka sayfalarında altı çizilmiş satırlarımı okumaya başladım Sığınışlarını, susuşlarını ve haykırışlarını işittim maviadadan Korunaklı bir liman olamadım sana Ve arkama bakmadan giderken Haykırışlarını duymamak için kapattım yüreğimin kulaklarını Şimdi, bin ömür geçmiş ömrümden Ben bir rüyadan uyanmak istercesine çırpınıyorum Hani zaman ilacı olurdu her şeyin? Hani zamana bırakmalıydık? Atalar yine yanıldı… Bir günün sonunda binlerce tükenişle ölürken ben Zaman zehrini içerken yudum yudum Artık bitsin istiyorum ataların ilaç dedikleri yoksuzluğun.. Bitsin… Bitmezlerin bilincinde diyorum diye Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz. Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var Ne de benim gözlerimde şiir… Şimdi kendini yok edişlerini dinliyorum Susuyorum… Susuşlarımın öznesi sen oluyorsun hep Şehrine gidiyorum… Yokluğun açıyor kapıları Yıkılan şehirlerarası bir otobüs terminalinde ayak izlerimiz duruyor Hala haklısın Kokun sinmiş soğuk duvarlarına şehrin Herkesin gözünde seni arıyorum Yoksun… Yokluğunu salıp gitmişsin Gidişle bırakıldığın bu kentte… Susuşlarına bile yandığım soğuk dağlarımın eşkıyası Bağışlama dilemiyorum, gel demiyorum, sev demiyorum Haykırışların yankılanıp boşlukta kaybolmadı bilesin Sığındığın maviadada yaktığın ateşi görüp Yanaştırabilirsem gemilerimi Tutacağım ellerinden… Şimdi yanıyorum, kanıyorum ve yıkılışların altında tekrar eziliyor bedenim geç kalınmış bir soluk mu bir günün sonunda yoksa çaresizliklerimin son çırpınışları mı bilmiyorum kayıp adresten yazıyorum son kez sussam yalnızlık, konuşsam ayrılık dönsem yıkılış, dönmesem yokoluş... şimdi ben susuyorum, yalnızlığa talip sende sus bana sus ki, bir daha ölmeyeyim… Kahraman Tazeoğlu | |
|
| | #6666 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Şiir Nehri -2- AMA BENİM YÜREĞİM YANAR Derinden yaralanmış yürekler adına,sözlerin tükendiği anlamsız bir hayat sürmekte aslında... Ne vefadan bir tebessüm.nede yürekten bir sevda Günler okadar anlamsızki artık ve yapılan hatalar okadar çokki; aglasam duyulmayacak,sanki anlatsam dinlenmeyecek yada ''boşver buda gecer''gibi sözlerle geciştirilecek.Bir gercek varki yürek yandığıyla kalıyor... Gidenler geri dönecekmiş gibi gözüksede artık gitmiş yaşanacakları ve olacakları göze almış demektir.İnsan sevildiğini bildiği zaman mutlu olurmuş terkedildiğinde ise küskünlüğü acıyı en derininden hissedermiş... Bu yüzdendir belki bazen hayatı sil baştan yaşamak Ama bir şey değişmiyor,ne kadarda olsa benim ciğerim yanıyor... ten oyalanır can kanar Yüreğin kabullenmediğini bazen akıl kabullenir,bir anlık düşüncelerle boşluğa düşüverir insan,tutunacak bir dal arar kendine buda sevdadır.''iki güzel söze''kapılır insan hataları görmez... Hasrettir çünkü özlem doludur duyduklarına ve tutulur biranda yürek kabullenmeye kabullenmeye,akla göre uygundur ama yürek istemez. Halbuki sevgi bir emektir.Bir anlık zaman zarfında sevda olmaz sadece bedenin ve aklın seni aldattığı bir anlık hevestir.Daha sonramı!! Daha sonrası acı,sitem,gözyaşı ve vicdan sancısıdır... Her acı sözün ardından biraz daha kacar insan sevmekten boşluğa düşmemekten sonra aklını yüreğiyle yenmeye çalışır. Aslında insan bir defa sever ve sevdiğini yüreği kabullenir... iki gözüm iki çeşme Gitmeler okadar acıdırki;kolay kolay kaldırılamaz.Bir zaman sonra taşıverir insan. Bardaktan boşanırcasına yağmur misali süzülür yaşlar... Aslında o yaşlar yürekte birikmiş derin bir acının buğusudur. Ağladıkça ferahlar insan,alışmaya çalışır zaman der vuslat der umut der... Şimdilerde olanlara alışıyorum,iki gözüm iki çeşme ağlıyorum doya doya kimseler görmeden ve kimseler bilmeden... haberin yok içerime içerime akar Tüm birikmişlerimi akıttım hayata,susmam gerektiği yerde sustum... Ama ya yüreğim o kadar dolu ki anlatacak söz bulunamıyor. Bir okyanusun orta yerinde taşasım var.Öyle bağırmak istiyorum ki YETER!!! Tüm dönülen sözlere,geleceği bilmeden konuşanlara ölürüm deyişlere sonsuzsun ''sensiz yapamam''gibi dillenmelere öyle sitemkarım ki.Vazgeçişlere terk edilişlere ELVEDA sözcüğüne artık o kadar kızgınım ki.. Savaşmadan korkaça malubiyetlere hiç gerek yokken çekilen acılara öyle yaşlıyımki haberin yok... Artık herşeyi bilirmişim.Dostlarımı satarmışım.Sevdamı yakarmışım.. Haberim yok... ALINTI | |
|
| | #6667 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Şiir Nehri -2- En Zayıf Halka Sana sevgimi anlattıkça uzak durdun benden. Ben “Aşk” dedikçe, sen “Dur” dedin. Oysa ben gerçekten seviyordum seni. Bu yüzden içimdeki aşk fırtınasını durdurmam mümkün değildi. Söylemeden duramazdım ki sevgi sözcüklerini….ANLAMADIN… Hayata dair ne varsa paylaşmak istedim seninle. Güleceksek birlikte, ağlayacaksak birlikte olmalıydı. Önümüze aşkımızın ışığını alıp bizim için aydınlattığı yolda hiçbir engele takılmadan inatla, cesurca, kokusuzca yürümeliydik. Ancak böyle yaşanırdı bir aşk çünkü. YAŞAMADIN… Herkesin ayrı bir dünyası vardı biliyordum. Ama aşk ayrı dünyaları bir potada toplayıp yeni bir dünya yaratmak değil miydi? Yaratılan o dünyada kimsenin benliğini kaybetmeden ortak tutkuları, duyguları yaşamak değil miydi aşk? Her türlü çatışmaya rağmen, bir küçücük gülümseyiş, bir sıcacık bakışla unutmak değil miydi bütün kızgınlıkları? UNUTMADIN… Ben seni kaybetme duygusunu taşırdım içimde. İncineceksin diye dokunmaya korkardım. Yokluğunu düşünmenin verdiği iç huzursuzluğuyla uykusuz geceler geçirirdim.sabaha kadar kırpmazdım gözlerimi de, sabah seni gördüğümde sanki saatlerdir uyuyormuşum gibi enerjiyle dolardım. Kıpır kıpır olurdu içim. Tarifi imkansız bir heyecan, bir yürek çarpıntısıyla sarılırdım sana. SARILMADIN… Bir tohumdun sen yüreğime ektiğim. Kanımın deli akışıyla sulardım seni. Sevdamın ateşiyle ısıtırdım ayazda. Büyüyecek, bir filiz olacak, rengarenk çiçekler açacaktın. AÇMADIN… Tenlerimizin buluşması bir ayine benzerdi benim için. Sonsuzlukta kayboluştu. Bedenlerimizin aşkın içinde erimesiydi. Yaşadığıma, hele seninle yaşadığıma şükredişti. Her seferinde yeniden doğuştu. DOĞMADIN… Şimdi yorgun yüreğim…Bunca çabaya rağmen o mutluluk gülüşünü yüzünde göremediğim için yorgun. Cesaretsizliğinle, umursamazlığınla, aşka burun kıvırmanla yorgun. Bu yüzden daha fazla kaldıramayacak seni. Daha fazla yaşayamayacak bu umutsuz aşkı. Yüreğim seni bu aşkın en zayıf halkası seçti…Güle güle | |
|
| | #6668 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Şiir Nehri -2-Demlensin Özlem Demlemeye bırakmalı bazen, Bulanan manaları-zamanın ocağında Ateşi de kısmalı…Fazlası acıtıyor aşkları Yeminleri de sevmem tövbeleri de Söz ağızdan net çıkmalı-sığınmaz insan Zayıf değilse duyguları, antlara- isyanlara Sonuna dek yüreğinin ardında olmalı Geçer sanmak, kandırmaktır kendini İz bırakır -an be an- durmaz özlemin kalemi Çizer gözlerini, ellerini, dilini… Ağlatır, kanatır, söyletir… Yazarsın, uzanamayan kolların yerine İçinde bir yer hep bilir-kimi kez- Sevgiliye, kelimelerle gidilir Can da anlar halden-canan da Sevgi bitmez yaşanmışsa-sadece-bekletilir Az bırak zamanın ocağına Demlensin özlem… Alıntı | |
|
| | #6669 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Şiir Nehri -2-Hangi Ayrılık Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? Bu Nasıl Ayrılık? | |
|
| | #6670 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Şiir Nehri -2-Yaralı Yüreǧim hasret gibidir ihanet, saklıysa eǧ er bir nankörün yüreǧ inde kar etmez senin sevgin, akıp gider, buharlaşıp kaybolur kendi içinde… birde akarsa yüreǧ ine bir gaddarın, mutluluǧ a karşı savaş acan bir cellatın gönlüne düşmüşse ne önemi var, senin sevginin aǧ lamışsın, yırtılmışsın, ölmüşsün, büzülmüşsün, kann akıyorsa da yüreǧ inden, kim bilecek, birini sevdiǧ ini içinden… sen umutla ve temiz hayallerinle, çifter atlarken merdivenleri, öbürü düşürür bir tekme ile seni geri, ukalaca, egoistce aşaǧ ılarsa da sevginle dalga geçsede, farketmiyor eǧ er sen seviyorsan, o bir gün “seni insane olarak, kaybetmekten korkuyorum“ desede yine bir tekme ile devirir seni, kirlenmiş ruhu ile… sevdiǧ ini bilsede, çünkü yelken açmıştır başka ihanetlere de yüreǧ inde sevgiye direnen bir güçle, ey sevgim, saygı duy şimdi kendi kendine, yaralanmış yüreǧ inle, unutma insan olmanın erdemlerini insanlıkta gizlidir her şeyin sihiri neslin tükensede, öǧ renmelisin ihanetlere karşı direnmeyi ah sevdam ah, harabeye çevirdin sen şu temiz duygularala seven yüreǧi. Hasan Hüseyin Arslan | |
|
![]() |
| Etiketler |
| nehri, şiir |
Şiir Nehri -2- Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Dünya Nehirleri - Nil Nehri | asla_asla_deme | Dünya Coğrafyası | 2 | 07-12-2008 16:17 |
| Dünya Nehirleri - Obi Nehri | asla_asla_deme | Dünya Coğrafyası | 0 | 11-11-2008 16:34 |
| Şiir - Şiir Nedir - Şiir Hakkında | SiyahLALE | X-Sözlük | 0 | 29-10-2008 20:30 |
| Özbekistan - Ceyhun Nehri | KisukE UraharA | Özbekistan | 0 | 01-06-2008 01:13 |
| Şiir Nehri -1- [Arşiv] | Blue Blood | Yazın Hayatı | 12496 | 03-12-2006 00:53 |