| | #2101 (mesaj-linki) | |
| Samsun'lu Merhaba Samsunlu, selam hemşerim Selamı alandan hep gurur duydum Kurtuluş savaşı temeli şehrim Samsun’da kalandan hep gurur duydum. On dokuz Mayısta doğdum der Ata Kurtuluşa doğru çevrilir rota Düşünceler ciddi olmaz safsata Vatan için ölenden hep gurur duydum Atatürk dönemi gelişmiş şehir Her iki yanından akıyor nehir Sebatkâr insanlar çekiyor kahır Değeri bilenden hep gurur duydum Bu şehrin yıllardır sanayisi yok Gurbetlere çıkan işsizleri çok Şükür kalanların karınları tok Çareler bulandan hep gurur duydum COŞARİ diyor ki severse yürek Şehre sahip çıkıp çalışmak gerek Bu şehri sevenler kim imiş görek Samsun’lu olandan hep gurur duydum İbrahim Coşar | |
|
| | #2102 (mesaj-linki) | |
| Nisa Çorak topraklara düştü yolum Nisa... İsimsiz şehirlerin,gergin caddelerinde Bir yığın sancı taşıyor omuzlarım. Çorak topraklarda su aramak değildi benimkisi. Bir öksüz su damlacığı götürmekti; Yazık ki olmadı Götüremedim Nisa... Öfkeli gözlerin kızgınlığında Buharlaşıp uçtu öksüzlüğü rahmetin. Şah damarıma kadar hissettim üşüdüğümü. Ama caddeleri süsleyen bu ışıklar gibi, Üşüyemedim Nisa... Hangi savaştı hatırlamıyorum. Hangi sürgünden kalma, sırtımdaki izler. Yalnızca bir kaç şeyi anımsıyorum: Sınırların olmadığı bir dünyada, Sosyal kargaşaların mahkum ettiği Dev adamların öldüğünü gördüm. Haberin yok senin. Artık cesetlere heyecanlanmadan bakmayı öğrendim. Çürüyüp gitmiş duygularımı gördüm de Aralarında kendimi, Göremedim Nisa... Yeniden sevmek mi? Yeniden ölmek olur da, Yeniden sevmek olmaz Nisa... Kanım çekildi, Bütün damarları kurudu yüreğimin, Bırakıp gidişinden bu yana. Buralara boşuna mı geldiğimi sanıyorsun. Mademki sen yoksun: O zaman sonsuza dek sensizlik bana. Dediğim de oldu. Senden sonra kimseyi sevemedim Nisa... Anlatmama gerek yok aslında. Aşırı dozda narkoz almış duygular, Sancısız değişimini yaşıyor hayatlarının. Hepimizde mevcut,derin neşter izleri... Ne tür ameliyatların kadavrası olduğumuz da meçhul. Eskisi gibi kahramanlar da yok artık. Herkes kendi filminin figüranı Ve artık herkes buralı. Bir kısır döngüdeki Basit dişlilerden biriyim ben de... Yani istediğin gibi olmadı, Yapamadım Nisa... Görüyorsun ya! Çorak topraklara attım kendimi. Son trenini de kaçırdım ütopyanın. Sensizliğin sonsuzluğunda dolaşıp, Leşimi yiyecek akbabalar arıyorum şimdi. Yani,canımı senin tükendiğin yola Veremedim Nisa... Belki esir düşerim, İyimser işgallerin birinde. Fersizliğimin sorgusuna çekerler beni. Cezasını verirler tüm suçlarımın. Son sözün imzasına bırakılır her şey... Yine de keskin tereddütlerdeyim, Yalın kaygılarda... Senin acılarını yaşadım da... Senin gibi destansı ve yüreklice Ölemedim Nisa... Mesut Sütçü | |
|
| | #2103 (mesaj-linki) | |
| Aşkın Temizliği yüzün halisina dökülen zeytinyagi askin dikis izleri ya tamamiyle degistirmek lazim deriyi ya da temizlemeye calismak, çullardan çaputlarla gün gün biraz allik biraz agri biraz suyla bilerek gitmeyecegini ve daha beter kusacagini aslinda uzak bir 'sonra'da Ilgım Veryeri | |
|
| | #2104 (mesaj-linki) | |
| Karanlık Gözlerin gözlerine karanlıklar çökmesin elinden gelirse uyma bile dünyaya güzel gözlerin hep güzellik saçsın şehir şehir kent kent dünya seninle dolsun taşsın İsmail Baharşen | |
|
| | #2105 (mesaj-linki) | |
| Kara Çarpmış, Paramparça etmiş, Kara sütü, kara devdayla seni... Ve kara memelerinde dişlerin asi, Karadır, upuzun yattığın gece, Felek, ah ettirir, boynun kıl-ince... Cihanlar, çocuklar, kuşlar içinde Sızlar bir yerlerin Adsız ve kayıp Sızlar, usul-usul, dargın Vekan tadında bir konca, Damıtır kendini mısralarınca... De be aslan karam, De yiğit karam, Hangi kalemin yazısı, Zorlu yazısı, Belanda? Anadan doğma nişan mı, Sütlü barut damgası mu, Bir gece parçası mı kaburgandaki? Kız kakülü, ne hal eylermiş teni, Ellerin, deli hoyrat, Ellerin, susuz, yangın. Ellerin ooooy alarga... De be aslan karam, De yiğit karam, Hangi güzelin diş yeri, Mavi diş yeri, Sevdanda? Vurmuş, Demirlerin çapraz gölgesi, Alnın galip ve serin. Künyen çizileli kaç yıldız uçtu, Kaç ayva sarardı, kaç kız sevişti, Gelmemiş, kimselerin... De be aslan karam, De yiğit karam, Hangi zehirin meltemi, Saran meltemi, Hülyanda? Hakikatlı dostun muydu, Can koyduğun ustan mıydı, Bir uyumaz hasmın mıydı, "Ooooof" de bunlar olsun muydu? De be aslan karam, De yiğit karam, Hangi *****nin hançeri, Saklı hançeri, Yaranda? Ahmed Arif | |
|
| | #2106 (mesaj-linki) | |
| KAÇ Kaç hayat yaşanır bir ömre, kaç yaşam sığar Aldanıp yaşama kaç kere doğar yeniden kaç kere ölebilir insan Çevir gözlerini içlerine At bir adım daha . Öner Kaçıran | |
|
| | #2107 (mesaj-linki) | |
| geliyorum sevgilerimle hüzünlerimle yalnızlığımla içimdeki şımarık çocuk uslandı tutuklandı özgür yüreğim kurşunlandım her gün maviliklere kanat çırpan kuşlarla bu kentin caddelerinde meydanlarında boğazlandım geliyorum ey sevgili türkülerine şarap kokulu saçlarınna gül kokan sıcaklığınla aç kollarını dolu dizgin kaçıyorum bu şehirden gelinliğini giydi doğa çiçek çiçek açan yüreğine geliyorum gülüşlerinde her gün seninle yeniden doğuyorum zeki ergin | |
|
| | #2108 (mesaj-linki) | |
| OPAL KALELER “Kuşbakışı bakıyorduk hayatımıza ve şiirlerimiz altyazı geçiyordu tenimize urganlarla bağladığımız inançlarımıza......” Yarım bırakılmış bulmacalarda hiç bulunmamacasına saklandığımız, gizli özneli şiirlerin mecburi uyaklarında arandığımız Ve kır çiçeklerinin adını ezberimize aldığımız günlerdi akreple yelkovan; hiç yakalanmayacağımızı sandığımız kör ebelerdi... Acemiydi sevdalarımız; yanlış adreslere ulaşan mektuplar kadar sakardı düşlerimiz; gördüğümüz yerde düşecek kadar bilmiyorduk ki; masumiyet sadece biyografilerde ağlar...... artık derin uçurumlar sakladığımız bakışlarımız kaldı bize yakamoz kırığı aynalarda yüzleştiğimiz gövdemizi yakarcasına çakan bir şimşektir şimdi gençliğimiz kendimize çözülme zamanıdır; artık soldan sağa hiçbir şeyiz...... Yetiştirme yurduna terk ettiğimiz o en steril hayaller çürüğe çıkartılmıştır; en büyük hüsranların toplama kamplarında beyaz bir bayrak sallanmaktadır hayallerimizden kurduğumuz muhteşem kalelerin surlarında..... Çünkü pusuya düşürüldük!! Ve düşürdük cebimizden elyazması ilk şiirimizi Bir ablukada yitirdik; O bahar kokan nefesimizi..... Şimdi bir ihanet içindedir Kartopu oynadığımız o kardan adam Tüm karlarını saçlarımıza serpiştirmektedir Ve bir iç kanamadır geçirdiğimiz Kanımızdan; Yaktığımız gemiler geçmektedir Zaman; Protokol hayallerimizi; boş tribünlere terk etmektedir.... Bakışlarımızdan kayan dilek taşlarımız var artık Artık nikotin sarısı parmak uçlarımız Ve dökülürcesine sararan dişlerimiz Yaşadıkça kalınlaşıyor; Yaşama meydan okuyan biyografimiz Sevdiğimiz kadınlara son bir şiir yazmalı Son bir söz söylemeli, son bir kez dokunmalı... Giderayak; bir isyan çıkarmalı!!! Ve demeli ki; ey hayaller!.... yıkmak zorunda bırakıldığımız surları yüksek o muhteşem kaleler; emanet kavgalarımız var opal taşlarınızda, ve yitik ömürler var dehlizlerinizin o hain karanlığında! Şimdi biz; birşeyler yazmalıyız... iadeli taahhütlü bir vasiyet bırakmalıyız ardımızdan bakakalan gözlerin ıslaklığına şimdi biz; o heybetli yıkıntıların gölgesinde o yıkılmışlığın tarifsiz sükunetinin acıtan kederinde incinmiş mağrurluğumuzla silahlarını teslim etmiş bir ordu kadar yalnızız zamanıdır; son hayalimizi bir kurşun gibi beynimize sıkmalıyız.... Zeki KUMOVA | |
|
| | #2109 (mesaj-linki) | |
| Yar, yüz vermeyince, Aşık yüzü gülmezmiş. Sevda baştan gitmeyince, Göze uyku girmezmiş. Gönül havanda yanmayınca, Aşk ateşini bilmezmiş. Araya dağlar girmeyince, Yar, hüzün nedir, bilmezmiş. Aşk alevi sönmeyince, Gözden perde inmezmiş. Bir umuttur yanar içimde, Ben sevdim, sev sen de. mehmet ali arslan | |
|
| | #2110 (mesaj-linki) | |
| ADIN SENİN Saçlarına can veren yıldızlar nerde gülüm Hangi ferman dokundu bakışlarına senin Belki sahrada değil, şimdi göklerde gülüm Taşıyor bulutları gözlerinde, nazenin Senin her kirpiğinde bir dervişin ahı var Muhteris aynaların eskidiği yerdesin Yüzünde en çaresiz devlerin günahı var Zamanı sonsuzluğa bağlayan mahşerdesin Divan-ı harbe giden yiğitlerin ardında Kanayan kitaplara gül götüren yağmurum Hüznü bir tabut gibi buluyorum derdinde Senin toprağın için çırpınıp ağlıyorum Memnu bir zerrin kadar edalı ve soylusun Gamzelerinde nazlı kıvılcımlar gizlenir Bağbozumunda bile yediveren boylusun Gün olur ki, kalbinde gözlerin filizlenir Bu sevda dayanılmaz bir ağıttır zülfünde Rüzgarın her busesi içimde kurşun olur Yıldız kayar, ay susar geceye güldüğünde Dağda çiğdem solarken çölde ceylan vurulur Ben bu yol ayrımında sensiz olsam ne çıkar Kahra göçen kuşların kanatlarında kaldın Ölümün gözyaşları bir gün hicranı yıkar Tarihe bir sır gibi düşer senin de adın Nurallah GENÇ | |
|
![]() |
| Etiketler |
| nehri, Şiir | 15 kitalik siirler, 2 kitalik ilkbahar siirleri, 2 kitalik kizilay siirleri, 2 kitalik siirler, cemil oksuz, iki kitalik siirler, kizilay siirleri 2 kita, siir nehri, |
Şiir Nehri -2- [Arşiv] Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Dünya Nehirleri - Şeria Nehri (Ürdün Nehri) | ThinkerBeLL | Dünya Coğrafyası | 0 | 04-12-2009 03:26 |
| Nil Nehri Rüya Tabiri (Rüyada Nil Nehri Görmek) | BrookLyn | Rüya Tabirleri | 0 | 09-11-2009 22:50 |
| Dünya Nehirleri - Volga Nehri (İdil Nehri) | ThinkerBeLL | Dünya Coğrafyası | 0 | 06-09-2009 13:30 |
| Şiir - Şiir Nedir - Şiir Hakkında | SiyahLALE | X-Sözlük | 0 | 29-10-2008 19:30 |
| Şiir Nehri -1- [Arşiv] | Blue Blood | Yazın Hayatı | 12495 | 02-12-2006 23:53 |