Arama

Şiir Nehri -2- [Arşiv] - Sayfa 554

Güncelleme: 18 Ocak 2010 Gösterim: 1.199.887 Cevap: 8.002
jarule - avatarı
jarule
Ziyaretçi
16 Ocak 2008       Mesaj #5531
jarule - avatarı
Ziyaretçi
Acıyı Özlemek

Sponsorlu Bağlantılar
Aşk tatlı bir acı verir
Gün gelir acıyı da özlersin
Aşksız çarpar kalbin
Yoktur ertesi günün önemi
Ne de yarının dünden farkı
Artık aşk firarsa gönlünden
Farkı yoktur
Yaşamanın ölümden


- Korkut Sabah Çelik
Fırtına - avatarı
Fırtına
Ziyaretçi
16 Ocak 2008       Mesaj #5532
Fırtına - avatarı
Ziyaretçi
DESEM Kİ

Sponsorlu Bağlantılar
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
MEMLEKET İSTERİM
Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.


Cahit Sıtkı TARANCI
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
17 Ocak 2008       Mesaj #5533
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Sen tecellinin ayazında,
Kanadı kırık bir kuş gibi,
uzaklardan dalıma konan,
Ömrümün nur topuklu güvercini!
Tükenmişliğimin dal ortasında,
Yeşeren umutlarımın en görkemlisi!
gün gün gözyaşımla suladığım sarı çiçeğim!
Gurbet akşamlarımın en hüzünlüsünde açtın.
Sen ey hasretimin en yoksul mutluluğu!
Bitimsiz bir elemle kanayan,
Acılar mezarı yüreğimde,
Yaşanmamış sevdalar yazdın.............
Sen ey hüznümün sapsarı çiçeği!
Yıllarca ışığı yanmayan penceremde,
evimi aydınlatan bir gül gibi doğdun!
Ey karamsarlıklarımın en sarı gülü,
Ben tükenmedikce gün gün,
bıkmadan aç gönül saksımda her gün!
Sensin parçalanmış deli yüreğimin,
En azad tanımaz mutluluğu!
Sen ey karlı bağrımın kızıl papatyası!
sen! ! ! farkında bile olmadan hergün,
Deli yüreğime destanlar yazdın.......
ve bu deli yüreğimde kendine,
Mahşerlik bir mezar kazdın! ! ! !
S E V İ Y O R U M S E N İ....................



ALİ BAŞOL
nünü - avatarı
nünü
Ziyaretçi
17 Ocak 2008       Mesaj #5534
nünü - avatarı
Ziyaretçi
Umutluyum

Gece bitiminde doğan günün
Aydınlığıyla
Güneşin parlaklığı ve sıcaklığıyla
Hayatın canlılığı coşkusuyla
Güne merhaba demek ne güzel

Yeni bir güne başladım umutlarla
Herşey güzel olacak bundan sonra
Ne hüzünler ne kırgınlıklar
Olmayacak hayatımda


Ayşe Yakut
nünü - avatarı
nünü
Ziyaretçi
18 Ocak 2008       Mesaj #5535
nünü - avatarı
Ziyaretçi
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

CEZMİ ERSÖZ
Fırtına - avatarı
Fırtına
Ziyaretçi
18 Ocak 2008       Mesaj #5536
Fırtına - avatarı
Ziyaretçi
Kural Tanımaz

seni kaybetmeye bile bile göz yumamam
yüzüme hakim olmuş umutsuz bir ifade
etrafımda şeytanlar dolaşıyor durumdan istifade
ben içinde sen olmayan bir hayal bile kuramam
bir çokları geçmişi dinleyip imrense de
söylesene kaç kişi eski zaman aşığı bulmuş

kalbimi şöyle bir silkeledim güpegündüz
tüm sevdiklerimi yazdım alt alta
adını bilmeden sevdiklerimi de hatta
sen dahil hepini beni üzdünüz
ağlayarak merhaba demişim hayata
yüzümü güldürecekler ben doğmadan kaybolmuş

yakın mıdır ki benim de çok sevileceğim günler
takvimlerin özel günlerinde bulamıyorum
elim kolum bağlı hep bir şeyler yapamıyorum
sevip de sevilmemişsen eğer
hayatını akışına bırakarak unutmak yegane yolmuş
bütün dünya bu kural üstüne döner
fark ettim ki aşkta zaman aşımı yokmuş


Mustafa Bedel
Demir YumruK - avatarı
Demir YumruK
Ziyaretçi
18 Ocak 2008       Mesaj #5537
Demir YumruK - avatarı
Ziyaretçi
Başkent'te Hasret Geceleri

Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi
Ve yine sana yazıyordum ilk günkü gibi
Anlatamadığım ve anlayamadığın sözlerimi
Dedim ya hasret gecelerinden di vuslatı olmayan

Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi
Katlime fermandı yokluğun
Vuslatın açık denizde bir sal
Ne yana salarsan sal, kara görünmüyordu

Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi
Ne beni dinleyen vardı, ne seni söyleyen
Sabahı olmuyordu yürek mahkumlarının, bu şehirde
Ve temizlenmiyordu ihanetin izleri ne çayda, ne nehirde

Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi
Tan yeri ağarıyordu ıslak bakışlarımla, şehirde.
Puslanan bir gönlü ısıtmaya yetmeyecekti güneş
Ve bir kez daha beni yakacaktı tenha gözlerindeki ateş.

Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi
Bendeki geceye inat, penceremde gün yarıydı
Her dem karanlığı yaşıyordum,
Yalnız ismini oluşturan harfler sarıydı.

Serkan Madak
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
19 Ocak 2008       Mesaj #5538
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Yıllar, yumruk olup durdu boğazımda...
Tıkanıyor nefesim...
Boğulacak gibi oluyorum...
(Kim bilir...?)
Belki de boş yere,
Mâlumun meçhûlde kalması için, kendimi yoruyorum...
Her şeyin bir ömrü vardır...
Sırların da...
Benimle ölsün isterdim ama...
Ölümsüz olduğunu duyuyorum...
Her gün ölüp ölüp dirilen bir hissin 'ölümsüzlüğü'
nasılsa?
Duyumsuyor,
Bilmiyorum!
Şimdi,
Sana dönüp yönümü haykırsam!
Tüm endişeleri bir yana koyup,
Çığlığa dönüşse de sesim,
Desem ki...
Seni seviyorum!

Gülümsersin belki...
Belki de kaşlarını çatarsın...
Ne yaparsan yap umursamasam!
Korkmadan, çekinmeden, hoyratça tekrarlasam:
Desem ki...
Seni seviyorum!

Hem, hamken pişmişse gönül,
Edepten nasibi olur mu? ? ?
Say ki adım “Ham Yanık! ”
Say ki sevmeyi bilmiyorum!
Say ki...
Sayılamayacak kadar çoğum!
Hatta,
Seviyorum Seni ama,
“Sen” dediğimin kim olduğunu bile bilmiyorum!
Say ki, şerikleri çok bir Sendir bu!
Say ki, şirk koşuyorum!
Sana yanarken, başkasına ağlıyor...
Sana bakarken, başkasını görüyor...
Seni severken, başkasını özlüyorum...
Say ki, şaşırmışım...
Şaşıymışım...
Ne çıkar be Sevgilim! ?
Umursar mısın bunları?
(Duyar mısın.....?)
Muhabbetsiz!
Sadâkatsiz!
Şekli ama şüphesiz!
Üstelik çılgınca!
Üstelik pek mâsum!
Hatta sahte!
Hatta öylesine!
Ve belki azıcık!
Belki uçsuz bucaksız!
Desem ki...
Seni seviyorum!

Yılmışım susmalardan!
Fakat feryatlar da yalan geliyor!
En içli tövbeleri ederken kâfir kesiliyorum!
En acı yakarışlar sırasında buz!
Yine de...
Her nefeste bir son,
Her lâhzada bir sonsuzluk,
Her dünde bir şu anlık hissediyorum!
(Ne olur sanki......?)
Kıytırık bir hüzünle,
Hiç utanmadan bakıp da yüzüne!
Desem ki...
Seni seviyorum!

Ne ayıp!
Üstelik ne gerçek!
Ne kadar da hiç üstelik!
Boğazıma düğümleniyor sesim...
Kesilmesin diye nefesim...
İşte bunun için!
Yani yine benim için!
Yani kıyamadığım için tatlı canıma!
Yani nefessizlikten ölmeyeyim diye!
Sana duyurmak için değil!
“Canım kurtulsun” için!
Nasıl bir sevmekse bu? ? ?
İşte,
Hâlâ “Var” olan “Ben” için!
Yüzyılın yalancılarından bir yalancı olarak!
Yüzüm bile kızarmadan!
Gönlümde sanal bir yangın...
(Ne garip.......?)
Ateşsiz!
Külsüz!
Desem ki...
Seni seviyorum!

Ve inanmadan kendim bile...
Söylerken kendi şirretliğime şaşarak!
Her “Seni Seviyorum! ” feryâdında,
Kendi sesimden iğreniyorum!
Fakat sükût,
Tekrar sıkıyor gırtlağımı!
Tekrar tekrar...
Aynı hakikatli yalana dönüp çaresiz...
(Neylersin......?)
Sevdâlıymış gibi!
Ama sevdâsız!
Utangaç ama arsız!
Desem ki...
Seni seviyorum!

Şerha şerha yarılmak bu!
Lâkin şerhi yok durumumun...
En iyi anladığım zamanlarda bile anlamıyor,
Anlamadığımı hissederken, üstelik, her şeyi biliyorum!

Ve böylesi bilindikken her şey...
Cehlimin kokusu burnumun direklerini sızlatıyor!
(Ne anlama gelir.......?)
Bakmasam kılığıma
Küçüklüğüme aldırmasam!
Çapsız!
Cansız!
Güdük bir duyguyla!
Bir koca sırrı döksem ayaklarına!
Desem ki...
Seni seviyorum!

Kovar mısın “Beni” kapından?
Çarpar mısın “Beni” suratıma? !
Sûretimin acımışlığıyla bakarken gül çehrene...
Sîretimi yakar mısın?
Olmayan yüzüme!
Yani bana!
Yani yüzsüzler arasındaki bu yüzsüze!
Lûtfeder misin aşkını?

.........

Her şey bir yana dağılsa diyorum Sevgilim!
Her söz bir yana kaçsa!
Bu şiir de unutulsa!
Sadece insanlar değil,
Bütün kuşlar...
Pınarlar...
Ve rüzgârlar...
Herkes sussa keşke...
Her şey sussa...
Ben de sussam da...
Dolaysız, zamansız, apansız!
(Nerededir o dem......?)
Sadece Sen!
Desen ki...
Seni seviyorum!

Neslihan Nur Türk
Sedef 21 - avatarı
Sedef 21
Ziyaretçi
19 Ocak 2008       Mesaj #5539
Sedef 21 - avatarı
Ziyaretçi
Haberin Varmı






Sen gideli buralarda yeller esiyor
Sen gideli bu gönlüm hasret çekiyor
Sen gideli yüreğim yandı sönmüyor
Eridim kül oldum haberin varmı


Sen gideli birgün yüzüm gülmedi
Sen gideli kederim çilem bitmedi
Sen gideli hasretin biran dinmedi
Bir zalime kul oldum haberin varmı


Sen gideli bu dünya karanlık bana
Sen gideli yaşamak zehroldu bana
Sen gideli mutluluk uzak ayhan a
Acılarda tükendim haberin varmı


Sen gideli yollar dikenli taş oldu
Sen gideli hasret gözümde yaş oldu
Sen gideli yediğim zehirli aş oldu
Zehir oldu bu dünyam haberin varmı



Ayhan Okumuş
miss_didem - avatarı
miss_didem
Ziyaretçi
20 Ocak 2008       Mesaj #5540
miss_didem - avatarı
Ziyaretçi
BİLİYORUM SANA GİDEN.....

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar,evler aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım,hep seni düşündüm
Yalnız seni,yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet,sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında,inan ki

Anımsayamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam,bizim için söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasılda aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiç biri

Raslaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur,bir anlamı olur belki

İnan belli etmem,seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
Cemal SÜREYA

Benzer Konular

2 Aralık 2006 / Misafir Genel Mesajlar
6 Ağustos 2020 / mydarling24 Genel Mesajlar
18 Temmuz 2016 / Daisy-BT Edebiyat
27 Kasım 2012 / Efulim Coğrafya