Arama

Sahipsiz Mektup'lar - Sayfa 57

Güncelleme: 2 Haziran 2012 Gösterim: 279.295 Cevap: 628
Nephthys - avatarı
Nephthys
Ziyaretçi
25 Aralık 2008       Mesaj #561
Nephthys - avatarı
Ziyaretçi
Sahipsiz Mektuplar - 15 -

Sponsorlu Bağlantılar



Yüreğimde vedalaşıyorum seninle - Perde 2 -


Bugün dolaştığımız sokaklarda dolaştım
her adımda tuz bastım acılarıma
bunu bile bile yaptım
içimdeki aşk acısını
içimdeki sızıyı
son bir kez hissetmek istedim
çünkü bu son gündü
veda günüydü benim için
son bir kez seni hissedecek
sızıları iliklerimde hissedecek
ve herşeyi denize gömecektim
seninle vedalaşmaya gelmiştim
kendi içimde
bugün buraya
yüzüğümü fırlattığım an denize
bütün acılarımı ve seni
yüreğimden koparıp sulara bırakacaktım.

Seni hissettim her adımda
her nefeste
iliklerimde hissettim acını
son bir kez görebilseydim seni diye düşündüm
gözlerinin içine bakabilseydim
sonra söküp atacaktım seni kalbimden
acılar bitecek
sızılar dinecekti
aşkıma veda edecektim ben bugün
bugün seninle vedalaşacaktım
ama sana kıyamadım
vedalaşamadım
öyle yer etmişsin ki yüreğime
seni söküp çıkarsam oradan
yüreğimin dayanamayacağını düşünüyorum
bu parçalanmaya
damarlarımdaki kanda dolaşıyorsun sanki
seni çıkarsam içimden
kansız kalacağımdan korkuyorum...

Oysa acılarımı, sızılarımı
biriktirmiştim günlerdir yüreğimde
bir hamlede kopartıp atacaktım seni içimden...

Ne yazık ki, yüzük halen parmağımda
ve içim halen sızlıyor...

Olmadı, düşündüğüm gibi olmadı
seninle vedalaşmak olmadı
ama bunlardan sanane...

Şunu iyi bil ki birtanem
ben seni unuttum
vedalaşamadığım sen değilsin ki
içimde yaşattığım aşkım
senin içimdeki yerin
vazgeçemediklerim...

Yoksa ben seni çoktan unuttum....






Mine Gül

Sedef 21 - avatarı
Sedef 21
Ziyaretçi
25 Aralık 2008       Mesaj #562
Sedef 21 - avatarı
Ziyaretçi
BEN AŞKIMIN KURBANI OLDUM

Sponsorlu Bağlantılar
ben askımın kurbanı oldum
o çok sevdiğim adamın kölesi oldum
bi değse eli elime
kalbim duracak gibi olurdu
tutulurdu dilim seviyorum dese
diyemezdim bende seni diye
kelimeler düğümlenirdi boğazıma
titrerdim nefesi değecek olsa tenime
utanırdım yanında,elim ayağıma dolasırdı
ne yapacağımı bilemez,masum masum durudum öylece
gözlerine bile bakamazdım doya doya
bir resmi vardı bende,hala saklarım başucumda
işte onla yetinirdim
alırdım avuçlarıma...
bir saniye olsun çekmezdim gözlerimi gözlerinden
işte ona söyleyemediğim herşeyi
resmine bakarak haykırırdım..
aşkııımmm !!!!
canımmm !!!
seni çok seviyorum
sen benim herşeyimsin
beni sakın bırakma
hiç ayrılmayalım olur mu ??
gözlerimden yaşlar damlaya damlaya
işte bütün bunları haykırırdım her gece
onun duymayacağını bile bile
sonra ne mi oldu ???
dedim ya ben aşkımın kurbanı oldum
o çok sevdiğim adam aslında o değilmiş
o benim hayallerimde ki prensim deilmiş aslında
o taptığım adamın maskesi düştü sonunda
gerceklerle yüzleştim acı da olsa
ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide
gidip gidip geldim çağresiz
ellerim gökte dua ettim allahıma
ALLAHIMM dedim
ALLAHIM al canımı .....
alda kurtar beni bu işkenceden diye
derin bir uykuya daldım sonra
ve anladım ki
allahım zaten çoktan almıştı benim canımı
yanımdan alıp götürdüğü
bana haram ettiği
benim canımın taa içiydi aslında
benim bütün hayatımdı aslında
o kadar büyük bir tutkuyla bağlanmıstım kii
alışmak çok zor , unutmak zaten imkansız
unutmak istesemde o kadar büyük izleri varki üzerimde
asla silinmezz..
alnımın yazısı
canımın bedelii...
ama aslında yalancının
sahtekarın ta kendisi..
o güzel gözlerinin altında
meğerse ne büyük bir ateş yanıyormuş
ben farkında değildim
meğer baktıkça yakıyormuş
hergün zehirini akıtıyormuş yılan dokundukça
aşkın gözü körmüş ya görememişim
aldatıyormuş ********z
farkedememişim...
aşk bu yaa güvenmiştim
inanmıştım ne yalan söyleyeyim
öyle tatlıydı ki sözleri
öyle içten bakıyordu ki gözleri
bilemezdim düşünemzdim bırakıp gideceğini birgün
öyle büyüktü ki yeminleri
ölürümde bırakmam derdi
yalanmışş...
yemin olsun hep yanındayım derdi seninim derdi
yalanmış...
senden başkası haram olsun bana derdi
senden başkasına bakarsa şu gözler
görmez olsun derdi..
su ellerim şu ellerim değerse baska ele
bir daha tutmaz olsun derdi
senden başkasını severse şu kalbim
atmasın bir daha dursun bırak öleyim derdi
masalmışş.....
hani her masalın bi sonu varya
bizim masalımız da bitti sonunda
acılarla bırakıp gitti beni
boynu bükük,çağresiz
elveda bile demeden
kayıp gitti avuçlarımdan
bitti hersey bitti
aşkımız da bitti
masalımızda bitti
oda bitti
bende bittim sonunda
aşkımın kurbanı oldum
prenses gözlerini dünyaya kapıyor sonunda
bu benim son dakikalarımdı
son sözlerim
prenses kalbine gömdüğü aşkının yanına gidiyor
ve yarım kalan masal burada bitiyor..
elveda hayallerim
elveda umutlarım
elveda yanlızlığım
sende kendine iyi bak koca çınar
gölgende azmı güzel günlerimiz geçti
hepiniz hakkınızı helal edin..
hepinizi çok ama çok özleyeceğim..
elveda gençliğim..
ve sanada elveda yalancı sevdam
herşeyin yalan da olsa
dünyada bütün gerçeklere değişmeye razıyım
herşeye rağmen seviyorum seni
ellerinle gömsende
katilim de olsan
yanımda götüreceğim tek sensin
kalbimdesin bitanem
şimdi git kimin olursan ol
prenses veda ediyor
prenses bu dünyayı terkediyor
ve prenses son nefesiyle diyor ki
nereye gidersen git
kimin olursan ol
sen aslında hep benimsin
sen benim herşeyimsin
elvedaa sevgilim .....
elveda..

-alintidir-

Nephthys - avatarı
Nephthys
Ziyaretçi
26 Aralık 2008       Mesaj #563
Nephthys - avatarı
Ziyaretçi
Çöz Yüreğinin Düğmelerini Görünsün Sevdam (Sahipsiz Mektuplar)




Sahildeyim, bilirsin her zamanki yerimde. Sen varsın güneşin denize vuran şavkında. Güneşin şavkında sen varsın. Senin gözlerin var, hani o sürekli yaşlı gözlerin, hani mutluluğa hasret gözlerin. Her yakamozda işte diyorum işte, bir sevda daha bitti. Sevdalar oysa bu kadar çabuk bitmez biliyordum, Kerem ile Aslı aşkı hala anlatılmaz mı? Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum. Gerçi öyle sevda hala yaşanıyor mu oda bir muamma tabiki.

Bir martı denize durmaksızın dalıp çıkıyor öteler de. Ağzında benim gibi sevdalıların yürekleri var. “Her yakamoz bir ayrılığın gözyaşıdır” derdi nenem. Belki de doğru derdi. Ama nenem ne kadar sevmişti dedemi bilmem. Kar tutmuş yolların açılmasıymış meğer dedeme kavuşabilmek. Meğer dedeme hasret yaşarmış nenem. İşte aynı hasrete denkti sana olan sevdam. Benim sana hasretliğimide yollar zorlaştırıyordu. Ha birde senin korkuların. O ucuzsuz bucaksız, sonu gelmez korkuların. Belki sende haklıydın. Sütten ağzın yanmıştı bir kere. Üfleyerek yemeliydin yoğurdu. Anlardım, anlıyordum. Ama her giden gemiden mendil sallanmıyorki artık. Her gemi sevda taşımıyorki. Her parmak birbirine benzemiyorki. Her toprakta gül bitmezki.

Martılara bakarken öyle dalgın, bir ara bende martı olsam diye düşündüm kendimce. Bir martı olsam… Belki de uzaklara giderdim, sana gelirdim mesela. Dağları, yollardı aşardım bir çırpıda. Sonra gözlerimden akan birkaç damla yaş ulaştı yanağıma. O ne ağlıyordum. Silmek istedim ama çok geçti artık. Birkaç martı ve deniz görmüştü bir kere beni. Ayın şavkına vuran gözlerin görmüştü. Biraz utangaç, biraz sinirli sigara aradım ceplerimde ama yoktu. Aynı senin gibi. Her ihtiyacım olduğunda olmadığın kadar yoktun. Aklıma geldi sonra son sigaramı denizi taşlarken içtiğim. Seni düşündüm sonra. Ben seni hiç bitirmemiştim ki, hiç yok olmamıştın ki. Ama belkide ben çok yok olmuştum senin hayatından, ama sen beni hiç unutmamıştın değil mi.

İçimin yıpranmaları ve o yıpranmaların gel-git lerinde bu birikmiş yıpranmalardan arınarak, gözlerimdeki buğuyla senin ülkende, senin denizlerinde ve el değmemiş karalarında olmak istiyorum. Kağıttan gemiler gibi yapıp yapıp sulara saldığım şiirlerim, hiç bir zaman özlediğim yere varmayan gemilerim, fırtınalara, dalgalara yenik düşen umutlarımın öyküsüdür sana anlatacağım….

ORDAYIM HALA

“Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hala
Dursam ölürüm, paramparça olur dünya
Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Okyanus diyelim istersen, yada sen söyle…

Batık bir gemiydim, orda seni bekliyorum
Upuzun bir sessizliğim fırtınalar koparken
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hala
Dursam ölürüm, paramparça olur dünya…

Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi, göz kapaklarımın içindesin
Bir aşk borana tutuluyor bir daha, ilk dönemeçte
Kum taneleri var ya onların birindesin…

Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hala
Dursam ölürüm, paramparça olur dünya
Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Cennet diyelim istersen, yada sen söyle…”


Anladım ki hayat üç boyutlu bir yanılgıymış meğer. Bazen de kağıttan gemilerin deniziymiş. Karadenizdi belkide kağıt gemilerin barınağı. Yokluğunu, hasretliğimi yüklediğim kağıt gemilerimdi. En çok ellerin, onlardan daha çok istediğim gözlerinin harmanında güneş dönüyor başımın üzerinde. Yüzümün terleri, yüreğimin ferleri ile sana yürüyorum. En çok arzuladığım sesi (ni) duymayı, sevmelere doyamayacağım bedenini ve çözmeye çalıştığımız kimliğimizin gravürlerinde, direniyoruz birbirimize.

Sevmenin her devirde farklı oynandığı bir yaşam sahnesinde bütün ayrılıklar da birbirinin benzeri değil midir ki zaten? Coşkularımız anlık, sevinçlerimiz sahte, sevdalarımız mağrurdur değil midir biraz. Yüreğimizin kırlarında büyüyen kelebekler var oldukça ve bizler o kelebekleri özgürlüğe ulaştırdıkça, aşk üç boyutlu bir film gibi asla sonlanmayacaktır. Belki de sonlanacaktır, belki de son yazmıştır da biz görmemişizdir. Ne zaman söndü lambalar, kim söndürdü bilinmez … Yakın Ulan lambalarını artık aşkın………..

Bu bir hikayedir kimselere anlatamadığım. Kağıttan gemiler gibi sulara saldığım şiirlerim, hiçbir zaman özlediğim yere varmayan gemilerim, fırtınalara, dalgalara yenik düşen umutlarımın öyküsüdür yani. Sevmenin her devirde farklı oynandığı bir yaşam sahnesinde bütün ayrılıklar da birbirinin benzeriymiş meğer. Coşkularımız anlık, sevinçlerimiz sahte, sevdalarımız mağrurmuş biraz. Sevdalar unutulan bir efsaneye döner bir zaman sonra.
Geçmişin raflarında tozlanan med- cezir’lerden bir öpüş dilenir. Tel tel olan yüreğimiz,
bahçelerimizde çürüyen güllerimiz, yüzümüzdeki kırışıklıklarımız, aynalara dargınlığımız,
gidince geriye dönmeyen günlerimiz akıtır göz yaşlarımızı. Her geçen gün içimizden kayıp giden sevda yıldızını tutarız sımsıkı nasırlı ellerimizle ve artık ağlamamayı da öğreniriz. Öğrenmişizdir de zaten…

Anlayacağın, Hüzündür koluna girdiğimiz. Kol kola gezdiğimiz Kimi zoraki bir gülüş, kimi ağlayarak bir ömür sürüştür künyemize kazınan. Yüreğimizdeki sevgi, bedenimizdeki ateş ve ruhumuzdaki kaçışla aşk’ı kovalarız. Sıcacık bir merhaba umarız hayattan. Gelirse biliriz başımızın üstünde yeri var olduğunu. Günaydınlardan gülüş umar, gecenin siyah kelepçeleriyle korkulara dolanırız. Korkarız senin anlayacağın. Aydınlıklardan kaçar karanlıklarda ömür tüketiriz. Tükeniriz azar azar. Masalımsı bir sevda bu, size anlattığım. Ne garip, ne tuhaf bir sevda. Uzaklıkları yakın eden bir sevda bu, zamanı durduran bir sevda diyordun. Masal bitti işte. Masalcı baba masal anlatmayı bitirdi. Zaten tuhaf olan sevdalar kurumuş topraklara benzer ve yağmura hasret yaşar yıllarca. Sevda saati durdu artık.Yelkovan akrebini özler oldu be mübarek.

Eskiden arada bir de olsa görüşürlerdi. Ama şimdi yelkovan bir ötelerde, akrep başka bir ötelerde. Sevda masalı bitti işte. Sevin işte, gül şimdi ağlanacak halimize. Neylersin, her defasında beyaz kağıtların yüzü beyaz cümlelerle, beyaz tonlarla, beyaz aşklarla dolmuyor, arada bir karalanıyorlar işte. Bir karalanıyor ki sil silebilirsen…

Olsun be, ne yapayım kadermiş derim bende, çekerim kaderimi. Ama birileri var yalan söyleyen, belki de kaderdir benimle oynayan kim bilir. Belki de martılardı yalan söyleyen, belki dalgalar kumlarla birlikte benim sevdamdan da bir şeyler götürüyordu. Çok kere söylemişti içimdeki çocuk ama inanmamıştım. Belki tek yalancı sen değildin. Belki de hayat yalan söyledi bana. Belki kaderimdir yanlış yazılan kimbilir. Dedim ya her defasında beyaz kağıtların yüzü beyaz cümlelerle, beyaz aşklarla dolmuyor. Karalanıyor da çoğu zaman, hem de ne karalanıyor…

“Bir şarkı olmalı seni anlatan,
Yüreğin olmalı yüreğimde bulduğum...
Ne çok denedim seni bulmayı,
Ne çok aradım seni bir bilsen... “


Belkide bırakıp gitmeliydik bu sevdayı, zararın neresinden dönersek kar deyip de öylece akıntıya bırakmalıydık kendimizi. Onca tutunacak dal bulmuşken tutunmalıydık birine. Sırf kadere gıcıklık olsun diye ağlamamalıydık gülünecek halimize. Belkide ağlamalıydık. Belki, belki de uzaklaşmalıydık bu kıyıdan, içimizdeki yangılardan, aşktan belkide. Ama ben bu kıyıları çok sevdim biliyor musun.

Ben seninle deniz kabuğu toplayamamayı sevdim. Sol yanında uyanamamayı, başımı göğsüne koyup ağlayamamayı belkide. Ama hep sevdim işte. Yalansız ve riyasız sevdim. Biliyordum sende severdin beni. Sende seviyorsun beni. Bu yanılgılar deryasında, heyecan ve telaşların oynandığı sahnede, anılar, anılardaki çocukluğumuz, kollarına tutunup hayata yürüdüğümüz değerler bırakınca ellerimizi üzülürüz. Yasak bahçelere girer, yasaklı elmaları yemek isteriz. Artık gecelere mahkum kalmak istemiyorum ben.

“Bakma öyle sustuğuma
Susmalar sığınak yerim
Terkedilmiş bir bahçedeyim
Hüzün kokar çiçeklerim
Sende bahçemdesin uyuyorsun
Ve sende ben gibi
Hüzün kokuyorsun.
Ve sende ben gibi
Yaşamaktan korkuyorsun…”


Çöz artık düğmelerini yüreğinin görünsün sevdam…..

Dünyadaki her şey sevmek içindir. Sevgiyi tüketmeyelim dostlar….

Dost kalın ve hep böyle kalın………..


Emre Alkan
Nephthys - avatarı
Nephthys
Ziyaretçi
1 Ocak 2009       Mesaj #564
Nephthys - avatarı
Ziyaretçi
Gün Olur da Bir Gün Bana Gelirsen (Sahipsiz Mektuplar)



Gecenin kara yüzü göründü yine çatı katımın penceresinden. Ayın şavkı Karadenizi aydınlatıyordu. Uykusuzdum, birazda sarhoş. Sensizlik mi çarpmıştı beni yoksa içtiğim rakıdan mıydı bu bendeki baş ağrısı. Ben her gece seni özlerim, sensiz sessizliğimde her gece seni ararım ama yine bulamam. Boş kağıtlara seni yazarımda yine anlatamam seni ve beni anlamaz kağıtlar. Bu halime en çok içimdeki çocuk güler. Her şiirim senin adınla başlar, her şiirim senle biter de sen bilmezsin. Gecenin karasını maviye boyarım sen yokken, ben maviyi özlerim seni özlediğim kadar.

Her şey yarım. Aşklar yarım, sevdam yarım. Sensiz yaşanıyor yaşanacak her ne varsa. Yani hayatım yarım. Gecelerim yarım ve pazar sabahları radyodan çalan şarkılar bile yarım. Resimler yarım, ben yarım. Sensiz gecelerim, ayım, yıldızım. Sensiz ağlıyor gülen diğer yarım. Sensiz yaşanıyor yaşanacak her ne varsa. Sensiz, sessiz yarım.

Sen yokken durur zaman. Güneş durur, ay durur, bulutlar öylece durur. Dalgalar durur, rüzgarlar durur, insanlar durur. Ben durmam! ... Ben inatla seni özlemeye devam ederim. Durmadan, bıkmadan, usanmadan döneceğin günü beklerim. Yüreğimdeki yangını söndüremez binlerce umman. Yüreğimin sensizlikle yoğun olduğu bir yerlerde toplu güvercin katliamları başlar, tek tek vurulur sevgi kuşlarım.

“Sensiz kanadı kırık bir martıyım şimdi.
Yorgunum, sensizim, sessizim,
İçim dışım senin özlemin.
Güz kanadında çıplak ayaklı bir çocuğum şimdi.
Yine sensiz çalınmış uykularımın arka sokaklarındayım.
Yalnızlığın en orta yerinde öksüz ve yaralı yani…”
Bazı geceler bulutlara takılırım, rüzgarla şakalaşır, dolunayda gölgeni ararım. Yıldızlardan sorarım seni de bilemez nerede olduğunu veya bana söylemezler.
Sonrasında sahilde bulurum kendimi, veya öyle hayal kurarım. Dalgalar bir türlü yazıp sana atamadığım şişelerin hesabini sorar benden, rüzgarlar kolumdan tutup beni sana taşımaya kalkar ama izin vermez martılar. Ben seni özlerim ve ben seni beklerim. Meğer sen, acımasız zamanı beraberinde götürmüşsün. Zamansız zamanlarında da seni özlerim en fazla. Benimle birlikte tüm saatler, dakikalar, saniyeler, martılar ve bu sahil geleceğin günü bekler. Yüreğim de bekler seni, gözlerim ve de ellerimde bekler. Yani geceleri sensiz, zamanı bensiz geçiririm. Sen gelene kadar ' Tadilat nedeniyle kapalı”(yız) dır kalbim. Gözlerim hiçbir güzeli görmez. Hiçbir sevdaya sevda demez yüreğim.

Sensizliğimde yüreğimin bir köşesinde yıllık sayımlar yapılır ve bir tek sen eksik çıkarsın. Yediğim her şey senle çarpılır, duyduğum her heyecan sana bölünür.
Seni düşünmediğim her an benden çıkartılır, beni düşündüğüm her an seninle toplanır.
Ve sonuç hep 'SEN' çıkar tüm işlemlerde. Bir tek 'SEN' in sağlaması beni 'BEN' yapar.

Rüyalarımda yolumu eşkiyalar keser, kırk haramiler seni benden alır. Sen gittiğinde ben bir eksilirim, her yarım diğer yarımı arar. Senin yokluğunda intihar komandoları benimledir, her an patlamaya hazır bir bomba durur yanıbaşımda. Sen yokken yüreğimin sahillerini kumlar kaplar, yunuslar toplu intiharla kendilerini kumsallara vurur. Tüm çocuklar al - bal satarken, ben çocukluğumun eskicileri misali sensizlik alıp sensizlik satarım. Kan kaybı değil bu, sensizlik tek çektiğim. İnan bana kan kaybından değilse bile sensizlikten ölecek bu Şiirbaz.

Bilmezsin kimlik kartı olarak ben hep seni taşırım yanımda. Ne kadar doktor varsa senin adına öksürmemi, ağzımı açtırdıklarında derinliklerde seni görmek isterler.
Tüm tahlil sonuçları sen çıkar da sen bilmezsin. Ben hiçbir tefeciye seni rehin bırakmadım, ama sen beni iki yırtık lastik terliğe, bir bardak iğdeye eskicilere sattın.

“Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi, göz kapaklarımın içindesin
Bir aşk borana tutuluyor bir daha, ilk dönemeçte
Kum taneleri var ya onların birindesin…

Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hala
Dursam ölürüm, paramparça olur dünya
Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Cennet diyelim istersen, yada sen söyle…”

Şimdiden sonra bana gelirsen, pırıl pırıl bakışlarınla gelmelisin ve mutluluğu asarak sol omzuna. Kinden, nefretten her tür tuzaktan arınarak çıkmalısın yola. Hayatı taşıyacak kadar yürekli olmalı küçük parmakların, avuçlarının içi ise her dem ıslak…

Gün olurda gelirsen, parçalayıp yeni bir evren yaratmak için, tek bir yıldız getirmelisin bana. O kısacık ıslak saçlarınla gel gelirsen…

Gün olurda gelirsen, gözlerini getirmelisin bana. O içlerinde şatolar yapıp kaybolacağım kadar engin gözbebeklerini de almalısın yanına. Gün olurda gelirsen, yürek titreten gülüşlerini de almalısın yanına. Ve akmalısın yüreğime daha ilk sözcük için hazırlık yaptığım anda…

Gün olurda gelirsen, tanrının şaheserlerinden olan o öpülesi dudaklarınla gelmelisin ve ardında bıraktığın sözcüklerin tümünü silerek hafızandan. Gün olurda bir gün bana gelirsen, acıyı bal eylemeyi bilerek gelmelisin ve hesapsızlıkların bile hesabını yapmadan çıkmalısın yola…

Gün olurda belki bir gün gelirsen yanıma, güneşi getirmelisin. Karanlıkların üzerine çullanmalıyız seninle ve içimize gömmeliyiz güneşi, o güneş bizim olmalı.

Her neyse sen yinede aldırma bana.
Gün olurda bir gün gelirsen yanıma,
Sadece kendini getir
Tüm söz verilmiş sevdalarla…



Emre Alkan
ela_ist - avatarı
ela_ist
Ziyaretçi
16 Ocak 2009       Mesaj #565
ela_ist - avatarı
Ziyaretçi
Yaşam kaynağımdın,hayatımın anlamıydın.Bir kız bir erkeği anca bu kadar sevebilirdi.O derece sevildn sen.Hergün eriyip biterdim , ben erirdim mahvolurdm seni yaşatırdım sadece.Bir başkası seni bu kadar seveblirmi ya da sen bir kızı benim seni sevdiğim kadar..sevemezsin, sevilmezsin..Sen sadece benim kalbimde öylesin.Öyle bi sen yarattımki kendimde sen bile tahmin edemezsin.İşte o kadar temiz,masum,saf ve bir o kadar güzelsin bnde.O sen değilsin, sadece benim görmek istediğim, olmasını istediğimsin.Ben seni değil bende yarattığım seni seviyorum.Sen başkasına aitsin, içimdeki sen bana ait...Yazık!!! Hep kendimi kandırıyorum.Gittiğini, dönmeyeceğini bir türlü kabullenemiyorum.O kızın varlığını seninle birleştiremiyorum.Bunları hiç bi zaman haykıramayacağım, ne sana ne bir başkasına.Rol yapmaya devam ; 'seni unuttum,sevmiyorum, zerre kadar tınlamıyorum, umrumda değilsin anlasana..'...........Yalannn..vallahi yalan.Her bakışın ok gibi saplanıyor yüreğime.Ben nasıl silerim seni sevgili.O geçmşi (geçmş değil o geçmiş benim geleceğimdi..) Ben kimseyi bu kadar sevmedim.Geleceğimdin sen benim.Ortada sıkştım kaldım.Ne geçmişi silip atabilrim ne de yaşanmamş geleceğimi sensiz yaşayabilirim..Nefret ediyorum senden!! Kendimden de...Beni bu hale soktuğun için, yaşama küstürdüğün için, beni yaşarken öldürdüğün için nefret ediyorum senden.Ve tüm bunlara rağmen hala seni sevdiğim için, içimdeki gerçek olmayan seni yaşatıp her gün daha fazla canım yanmasına rağmen o seni sevdiğim için kendimden nefret ediyorumm....Aşkla oyun oynanmazmış sevgili.Ben o oyunu oynadım.Şimdi kazandığımı sandığım o oyunun mağlubiyetini yaşıyorum...İsmin, sesin kalp ağrım artık.Sevemem kimseyi.Taş oldun yüreğime.Allahsız,kitapsız, vicdansız mahvettin beni.En büyük acıyı yaşattın bana.Sen hiç sevmedin bilemezsin bunları..Ben yaşadım ben bilirim.Yalncısın sen...Ama tüm bunlara rağmen vazgeçemiyorum senden..En çok koyan da bu zaten..!! ( AŞKIMA)
ela_ist - avatarı
ela_ist
Ziyaretçi
16 Ocak 2009       Mesaj #566
ela_ist - avatarı
Ziyaretçi
Acımasız mıyım? Yoksa acınacak halde miyim bilmiyorum...Bilmezlikler mi çok , yoksa bilnmezlikleri ben mi yaratıyorum, bir türlü karar veremiyorum..Benim olmanı istemek mi hata , yoksa seni sevmek mi zaten en büyük sorum...Günlerdir cevaplarını bulamadığım binlerce soru soruyorum kendime.Sonra itiraf ediyorum.Evet seni seviyorum, seni istiyorum.Ama niye bu kadar uzaksın bana ?..Farklılıklar mı uazaklaştırır insanı birbirinden ? Bu kadar acımasız mı ki hayat sırf farklısın diye beni asla göremeyceksin, seni çok sevdiğimi öğrenemyeceksin..Belki de en iyisi unutmak diye bir cevap buluyorum kendime.Ama unutmayı bile beceremiyorum.Keşke dünya dursa ya da ben dursam gözlerim bir açık bir kapalı derken geçse bugünler..Öyle ki seni unutabilsem..Ve ben yine üzgünüm..Seni unutamıyorum..Kalbimi kendimce yağmalıyorum.Ama artık dikiş tutmuyor yaralar.Hak ettiğimi mi yaşıyorum yoksa hak etmediğim şey için sınanıyor muyum ? Bilmiyorum ama acısına dayanmıyorum...En umursamaz halimle bile seni umursarken ben sadece öylece bakıyorum..Üzgünüm canımı acıtıyorsun ama sen canımı acıttğını bile bilmiyorsun...Msn SadMsn SadMsn Sad [alıntıdırr]
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
19 Ocak 2009       Mesaj #567
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Sicilimizden silinmeyecek
sabıkasıyız bir birimizin.
Suçluyuz, çünkü sevdik-AdAlı


Yaz ayaza çaldı buralarda.
Sigara dumanı bir başka yakıyor boğazımı bu gün, yeni suya kavuşmuş yosunlar bile yaşlı denizde, kokusu bir hoş, yeşili de..

Hele bir de denizi görsen, dalgalar bile kıyıdan esiyor senin olduğun sahile, sanki gelmeyeceğini vurguluyor hasretinin resmedildiği gözlerime.

Ölüme bile gülümseyerek baktırıyor yoksunluk bu gün, kabir azabı ne ki yokluğunda, cennetim bile cehennem görüntüsünde.

İşte böyle uyandım bu sabah.
Türlü sıkıntı ile örülmüş ruh halim bu, böyleyim anlayacağın.

Olsun..
Canın sağ olsun.
Beni bana teslim ettin ya gidişinle, helal olsun.

Yüzüme vuran sabah güneşi bile ısıtmıyor, hatta tokat gibi çarpıyor tam yüzümün ortasına. Yüzesim yok bu sabah, yorgun kollarım.

-Martıların gagalarındaki gülücük, ne hoş-

Anlaşıldı, bu gün sabahtan başlamalıyım içkiye.
Şefim, şöyle kuytu bir masa lütfen, biraz rakı, biraz su, bir tas buz, en pahalısından da TSM, son zamanlardaki en büyük lüksüm bu, karşımdaki sandalye ister dolu olsun ister boş, ne fark eder ki.Ben varım, yeter.

Buralarda kış ya, uyuşmak gerek. Kırgınlıklardan uzaklaşmak, ardıma bakmamak
Bir başıma kalmak, kendimle hesaplaşmak hatta kendimi unutmak istiyorum.Tanrı biliyor ya onun kadar bir başınalık çekiyor canım.

Şimdi yazın en kış gününü yaşıyorken ve en esaslı gecesine yol alıyorken,
Sekliğini fon diplemeliyim zamanın.

Arkadaşsız, aşksız, sade bir kahve sarhoşluğu kadar ayık karşılamalıyım günü.Güneş hep doğacak ya nasılsa.

Evet şefim hesap lütfen, gitmeliyim artık.

Son nefesime kadar unutamayacağım kaybıma,
dilim varmaz sana elvedaya,
her gün doğumunda yeniden,
yeniden sana merhaba..


25/Temmuz/2006

Avşa günlüğünden

Figen Yarar
hadiseyim - avatarı
hadiseyim
Ziyaretçi
26 Ocak 2009       Mesaj #568
hadiseyim - avatarı
Ziyaretçi
Acı çekiyor sağ yanım..sol yanım sende kaldı diye...
Seslerin arasına saldım bedenimi,kelimeler sarıp sarmalıyor,ruhum yolunda yitmiş..
Sayıklamaların yol ayrımındayım..Ses ver Ey Küskün Sevgili..!"

Yüzleşmekten korkmuyorum eşzamanlı itiraflardan senin kadar..
Sesim sana vardığında sessizliğinin tercümanı olur göz yaşlarım..
Tüm susuşlarım isyan duraklı, iyi dinle…


Siteme bulanmış kelimelerim; saçlarım rüzgara yoldaş,Yollar; varışlara…
Şaşkın bir çocuk yüzüyüm aynalarda..
Ters yansıtır aynalar; ben sağına dokunurum sen solum acıdı dersin..
Sancıların tutar mevsimsiz, sebepsiz..
Başkalarının kelimelerine vurgunsun şimdilerde..

Bir zaman kuş kanadıydım semada, yan yatsam suya değerdi..
Değdi, ıslandım..
Ağır çekiyor sağ yanım, solum sende kaldı diye..

Sen turnaları bilir misin Sevgili? Sevda habercisidir..
Eşsiz yaşayamaz turnalar; gidenin ardından intihar ederler..
Eşikteyim düştüm düşeceğim..
Biliyorum bu sefer tutmayacaksın..
Ve ben yine martılara sevdalanacağım..
Günler uzayacak ve ben yine "tıp" oynayacağım..

Oysaki an kadar önceydi...
Ellerin ellerimdeydi...
Şimdi...
Andan az sonraya adımım...
Bugünden yarına yatışım...
Geceden güne uyanışım...
Düşünmüyorum...
Düş(l)üyorum...

Düşlerim uzadıkça,gecesi şizofren günlere uzanıyorum..
Uykusuz gecelerimin çetelisini göz altlarımdaki halkalarda tutuyorum..
Gün susuyor..
Ben susuyorum..
Yutkunuyorum, yutkundukça adın batıyor boğazıma..
Gözlerin geliyor aklıma yosunlardan çalıntı…
Aklım karışıyor..

Bakmıyorsun içime Sevgili......

Uzanmıyorsun ….

Susuyorsun...





Sessizliğin “git” in çevirisidir bende..
Yanlış anlamalara meyil verişin sebepsiz değildir elbet..
Hep sen yanlış anladın dudaklarımın arasından çıkan her harfi..
Sıra bende ; yanlış anlıyorum seni…..
fadedliver - avatarı
fadedliver
Ziyaretçi
3 Mart 2009       Mesaj #569
fadedliver - avatarı
Ziyaretçi
Yar hic sordumu seni neden sevdim...
Öyle mutluyumki mutluyum.. yorumsuz degil sebesiz degil..
cünki Seni seyiorum...

Seni ilk gördügümde ilk okudugumda hircindin yaramaz..
Belkide simarik.. Ama anladimiki..
Simarikliginla icindeki kizi sakliyordun..
Bense onu sevdim o kücük kizi...
Hatirliyormusun ilk selamami ilk yazimi.
Korkak ve acemice yaziyordum sana sakli olan hisslerimi.

seneler sonra...

Damarimla kalbim arasndaki akan kan.
Günesin mavi denizin üzerindeki silueti
Sevgindi ruhuma dokunan.

Bedenim anlamsizdi, sen ruhum oldun.
Gözlerim kördü sen isigim oldun.
Senin adinla carpan kalbim
bir bulutu sevgisini kuru cöllere tasiyan.
taze gülün dalinda durmasi bana dokunan dudakalrin.
Bana bakislarin, bülbülün güle konması gibi... hosdu
mutluluk icimizdeydi cocuklar gibi gülerken.
Engin denizlerde ucan martilardi ask mektuplarim sana
denizin dalgalanmasi gibi... bana her sarilisin...

ve

bende ilk günesin dogmasini beklerim hic uyumadan..
mutlu uyanis icin..
uyandiginda ilkbeni görsün gözlerin.
Vezir

HASAN DEMİRCİ
ahmed - avatarı
ahmed
Ziyaretçi
3 Mart 2009       Mesaj #570
ahmed - avatarı
Ziyaretçi
"Bilmezler yalnız yaşamayanlar ,
Nasıl korku verir sessizlik insana ;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler..."

alıntı.

kankime

Benzer Konular

17 Haziran 2009 / _PaPiLLoN_ Taslak Konular
19 Haziran 2014 / By_Dark Cevaplanmış
16 Ağustos 2014 / Misafir5 Cevaplanmış
3 Şubat 2016 / Safi X-Sözlük
15 Eylül 2015 / Safi X-Sözlük