Arama

Yalnızlığıma (Yalnızlık) - Sayfa 16

Güncelleme: 21 Ekim 2014 Gösterim: 308.326 Cevap: 1.891
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
25 Ekim 2006       Mesaj #151
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
fantasie elfe fee 322

Sponsorlu Bağlantılar
Müsait zamanlarda, müsait alanlar yaratmaktı niyetimiz. Hep bir kaçak dünyada yaşıyorduk yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya. Severken kaybedeceğimizi ve kaybedilenlerin de daha çok sevileceğini biliyorduk. Belki de kaybetmemek için olan çabamızın tek nedeni buydu. Gereksiz vicdani sorumluluklardan kaçıyor ve hep bir diğerimizin önayak olacağını düşünüyorduk bazen de...

Kurallar koyuyor ve o kurallara uymayı bekliyorduk, bunca kuralsızlık ortasında. Kuralsızlıkların ortasındaki kurallar sakil duruyordu , daha çok uzaklaştırıyordu bizi. Oysa ıramak aşkın büyüsüne aykırıydı, belki uyanıyorduk uykudan. Yolunda gitmeyen birtakım şeylerden ötürü kurallar koyduk.
Bilmiyorduk kuralların kural tanımazlar için hiçbir şey ifade etmediğini ya da o kural tanımazların, o hiçbir şey ifade etmeyen kuralları koyan, kural koyucuların, neden o kuralları koyduklarına dair sorgulara gireceğini.

Susmak en iyi çaredir dedik, özellikle bir taraf kızgınsa diğerinin susması kesinlikle gerekli diye düşünürdük. Oysa bilmiyorduk suskunlukların kocaman seslere gebe olacağını. Cin hikayesini biliyorduk ama... Bilmiyor muyduk yoksa?

Çok güçlü bir cin zamanın birinde bir şişeye kapatılmış ve okyanusun dibine atılmış. Yıllarca vazgeçmeden yalvarmış cin, tam beş yüz yıl boyunca "beni buradan kurtaranın sonsuz dileğini yerine getireceğim" diye; ama ne gelen olmuş ne giden. Biraz burulmuş cin ama yine de kaybetmemiş ümidini sonraki beşyüz yıl boyunca "beni buradan kurtaranın üç dileğini yerine getireceğim" diye yalvarmaya başlamış yine kimse gelmemiş. Kızgınmış cin hem de çok kızgınmış artık onu oradan kurtaran en büyük cezayı hakediyormuş ona göre...

Bir gün sahilde gezen bir adam kumların üstündeki şişeyi bulduğunda hiç düşünmeden mantarını açmış ve karşısında kocaman cini görmüş daha şaşkınlığı bitmeden cin "beni buradan kurtarana sonsuz lanet" demiş. Adam şaşkın ve bir o kadar korkmuş bir ifadeyle "neden böyle dersin seni ben kurtardım" demiş, cinin cevabı çok netmiş " AMA ÇOK BEKLETTİN"...

Müsait ve dar zamanlarda, müsait ve dar alanlarda...


Pollyanna - avatarı
Pollyanna
Ziyaretçi
25 Ekim 2006       Mesaj #152
Pollyanna - avatarı
Ziyaretçi
AYRILIK… YALNIZLIK

Sponsorlu Bağlantılar
bir kırbaç sesi bekleyen
kapı önünde eyerlenmiş atlar gibidir
aramızda ayrılık

o kadar hazır
o kadar bilinen
ve o kadar beklenen

atlar geçer bozkırlardan
atlar göçer
atlar uzak iklimlere ruhumu taşır
uçuruma benzer boşluğa nal sesleri yayılırken
gözlerimde
ihanetin çiçekleri tomurcuklanır

kanatlarında sevda masalı
ağızlarında umudun türküsü ile
turnaların
bitmeyen yolculuğuna benzer yalnızlık

turnalar geçer bulutlardan
turnalar göçer
turnalar bilinmeze ruhumu taşır

tanyeri ağardığında
pencereleri kapalı
kapıları mühürlü odama
bir ışık gibi süzülmeni beklerken
sisler aralanır yüreğimde

bölüşemediğimiz sevdanın külleri
canımı yakar
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
25 Ekim 2006       Mesaj #153
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Günü geceye beraber bağladığımız günlerde
İçimdeki sonsuz gurbet hissettirince kendini.
İstemezdim uyanacağın uykulara dalmanı.
Yorgun başın kucağımdayken gözlerini yummanla
Yaşadığımız ayrılığa dayanamazken.
Hiç açılmayan göz kapaklarının arasından,
İçime akan yeşil ışığı göremiyorum senelerdir ben.

Gümüş renkli gülüşlerini özlüyorum bu nisan akşamlarında.
Gülmüyorsun, ışıldamıyor gecelerim.
Kollarında ki ilkbahar geceleri geldi bu kokularla,

Yüzümü tokatlayan rüzgarın kokusunda sen!
Acısında ayrılığın.
Bahar kokuyor, canım yanıyor.
Gönlüm yeni sevdalardan korkuyor.
Dünya dönüyor, sevdiğim dönmüyor,

Karıncaları uyandıran bu havalarda.
Yokluğun var ya...
Derin uykusundan uyanmayan sana seslendiriyor.
Kalk sevgilim kalk...!! her şeye can geliyor.
İçimde ki, doğada ki kıpırtı canımı yakıyor.

Benim olmayan bir bebeğe beslediğim annelik duygusu gibi,
Ağladığı an kucağımda, hiç sevilmemiş hissediyorum kendimi,
Sevmekten vazgeçmiyorum onu da, senin gibi.

Rüzgarda titreyen erik çiçeğine benzerliği hayatımın,
Eşi önce düşenin acısını hissedebilmek.
Meyveye dönmüş ağaçta tek çiçek kalmak.
Ne acıymış.

Doğa canlanırken,
Toprak yeşerirken.
Topraktan gözlerin fışkırıyor sanıyorum.
Papatyaları koparmıyorum sevmediğimden değil.
Çok sevdiğimden.
Şimdi esen yellerle bir selam gönderiyorum.
Nereye gider bu rüzgar, bu selam bilmiyorum.
Ölüm yolu kaç saat sürer, çıksam yola bu bahar.
Kaç baharımı alır yollar.
Sevda denizinde hiç boğulmadan sana varır mıyım?
Bilmiyorum.
Bu üçüncü sensiz bahar,
Bu baharda yoksun..
Biliyorum bir daha ki baharda olmayacaksın.
Ama hep benim.
Hep baharlarda,
Dünya durana dek hep bahar gözlüm kalacaksın.
feather
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
25 Ekim 2006       Mesaj #154
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Hayal

Olsun ya şu kısa arkadaşlığımız helal,
Belki üzüleceksin ama hepsi hayal.
Hiç istemezdim böyle bitsin bu iş,
Fakat ne yapalım bu gidiş kötü gidiş.
Belkisi fazla arkadaşım üzüleceğim elbet,
İlk mi yapışacak yüreğime köz gibi gurbet.
Kötüyümdür belki de bu yolda herkesten ben,
Ama sen ne diyeceksin bu işe söyle sen!
Sen put olsan karşında ben de putperest,
Yine diyeceksin o zaman bu adam hayalperest.
Aslında hayaller hepsinden de temizse,
Günler boyu sürecek umut yüklü gerçeğin,
Aşk uğruna verilen güzel sözler tavizse,
Ne önemi kalır sanki aranılan gerçeğin.
Yine de kabulümdür benim olsan hayaller,
Sende istersen hep katı gerçekle yaşa.
Zamanla tükenirse başımdaki o yeller,
Vurur musun başını sertçe gerçek bir taşa?
Diyeceğim buraya başlangıcın sonudur,
Sevgi vaadederek kurulacak her hayal.
Sorayım son kez sana vaad ettiğin bu mudur?
HAYAL, HAYAL ve hep HAYAL!!!
Pollyanna - avatarı
Pollyanna
Ziyaretçi
25 Ekim 2006       Mesaj #155
Pollyanna - avatarı
Ziyaretçi
ÖRT YALNIZLIĞIMI

ölü bir sessizliğe benzeyen gecede
içime batarken özlemin
yalnızlığımı ört
üşüyorum

güneşin
karanlığa mahkum olduğu saatlerde
korkularını emzirirken gece
boş sokaklarda rüzgar kol gezer

şafak
ufuk çizgisinde doğumu beklerken
ve bir mor yağmur başlamışken dağlardan
bu yaban kentin
girilmez sokaklarında
ruhum hala sorguya çekilir
yalnızlığımı ört
üşüyorum
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
25 Ekim 2006       Mesaj #156
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Bazen Sana Bazen De Kendime Kızıyorum

Bazen kalbime kızıyorum
Seni neden sevdi diye
Bazen sana kızıyorum
Beni neden sevmedin diye
Bazen sana bazen de kendime kızıyorum

Bazen senin sevgini
Bağrıma basarım
Bazen de senin sevgini bastığım bağrıma
Senin sevginden yandığı için
Bağrımı söndürecek bir damla su ararım
Bazen sana bazen de kendime kızıyorum

Bazen gündüzü beklerim
Gülmek için yaşamak için
Belki de karanlıktan korktuğum için
Bazen de geceyi beklerim
Ona içimi dökmek için
Hıçkıra hıçkıra ağlamak için
Bazen sana bazen de kendime kızıyorum

Bazen kalbime vururum
Seni neden sevdi diye
Söküp atmak isterim
Bazen de söküp atmaya çalıştığım
Kalbimi senin aşkından sakınırım
Bazen sana bazen de kendime kızıyorum

Ama her defasında
Senin aşkın kalbime sızar
Laf dinlemez ki kalbim
Bazen sana bazen de kendime kızıyorum
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
26 Ekim 2006       Mesaj #157
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Ümitleri tükettik. Umutlar çoktan uçtular. Son mektubumuz da ona idi zaten. Çok yalnız değiliz bir bakıma. Hani Allah’a mahsus ya. Her içkili durumda dil ucundan eksilmez. Göz bebeklerinin büyümesi gibi büyür, sende solan son akşamdır ve geri gelmez bir sabaha yakılan en kısa ağıttır ahlarım. Canım yanmışsa günlerden bir gün, bu kesin sendedir sebebim. Kül tablasında kendi kendine bitmiş bir izmarittir belki hayat. Belki de en zor anında sana uzanmış bir el kadar kısadır. Bir sarhoşun seni sevmesi, sarılması kadar can sıkıcı. Bir güzelin uzaklarından geçmesi ve onu tanıyamama ihtimalin kadar da basit. Her gün gibi başlayıp biten. Dağları evi bilen çobanın sövmesi gibi sevdim seni. Sense dağlara sövdün.

Birbirimizi kaybettik, olan başka bir şey yok. Kaderi hayatla özdeşleştirdik. Aslında birçok beyaz sayfa vardı da biz hepsini karaladık. Sen ellerinle benim gözlerimi kapıyordun ve ben mutluydum. Sonra birden çekip ellerini gösterdin gerçekleri. Kokunla sarhoş oldum. Kördüğüm oldum çözemedim çözülemedim. En kolay bulmacaydım belki. Sen aldırış etmedin. Çok kolay geldim sana belki de. Parmağını burnuna sokmuş bir çocuk gibi sevdalıydım ya hani. Ara da bul bakalım. Yerinde duran bir şey var mı?

Senin sözlerindi aşk. Bir tercüman bulamadım. Hızlı hızlı çevirdim sayfalarını. Hiç resim bulamadım bakacak. Şimdi ise bir o son bakışın., benim için son kare. O gün yumdum gözlerimi. Buğularımda senin adını yazdım. Yeryüzüne kattım yüzünü. Gökte senden eser yok. Uykum gibi ağır, ağır sözler kadar hafif dokundum tenine. Ten sürdüm eline. Rengim de sen oldun renksizliğim de. Uzun kara bir çocuğum aşka düşmüş. Uyandım ve kendime bir baktım ki bu bir düşmüş. Son yudumu ağızda çalkalanmış şarap gibi içtim seni. Kokun gitmiyor burnumdan. Şimdi acıyor ağzımın içi.

Yanıyorum. Yanmam bir şey değil seni de yakacağım. Omzumda yatan sendin. Bir yanımın yarısı. Sana diye gece nöbetlerine durdum. Her söz edene seni sordum. Her vazgeçişimde geri dönüşüm oldun. Bir cesaretim, sen cesaretsiz, ben hükümlü, sen saç akım. Dağ beyazım, kor sıcağım. Her yudumun bir kış günü. Senle mi aradım? Sende mi? Bulamadım. Bir tilkinin kuyruğunu sevdim, sense avcıya kaçtın. Döndün dolaştın.

Dar ağacı uzak değil. Kefenler dar geldi. Ben gittim. Nefeslerim uzun aralıklı. Göğsüm balon. Halen aradığım belki çok uzak değil. Belki yanlış yerlerdeyim. Belki de yerlerdeyim. Apaçık gülümsüyorsun. Bana koyan sensizlik değil, insansızlık. Sen de gittin. Uğurlar olsun. Ben seni damlayamayan gözyaşımın renginde sevdim. Onun kadar şeffaf olamadım. Ama kabul et sen de onun kadar renkli değildin. Sen çizmeye çalıştın gökkuşağını bense renklendirmeye çalıştım inan. Ama rengini bilemedim.

Sahte sonların başlangıcında doğdu güneş. Acılar içinden geçtik, içimizde idi acı. Resmettik içimizdekileri, adını da hayat koyduk. Kaderdi ilham kaynağımız. Birbirimizin gözlerine baktık. En derine yola çıktık. Küçük öpücükleri sevdik, en masumunu. Sözlerimiz üzerine inşa ettik aşkımızı, en sağlam temel gördük dürüstlüğü. Güzellik umrumuzdaydı, ayrılık ufkumuzda. Hayatı doldurmaya çalıştık, hayat boşaldı. Her figüre zamansız yorumlarda bulunduk. Fincanı kırdık. Birbirimizi kırdık, sonsuz sevdik, sonunu düşünmeden, gururu elimizden düşürmeden… Ayrıldık…
feather
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
28 Ekim 2006       Mesaj #158
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Yalnızlığa Terk
Ah ne kadar da yalnızım
bir bilebilseniz
Gökyüzünde parıldayan Ay'la Güneş
Yeryüzünde dalgalanan okyanuslar
Çöllerdeki kızgın kumlar
Uzayıp giden patikalar
Göğe doğru uzanan dağlar
ve daha niceleri niceleri
kadar yalnızım hâlâ
Bir de ben yalnızlıklarımı
yalnızlığa terk edebilseydim keşke
Ne olurdu ki sanki?
Kötü mü olurdu?
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
30 Ekim 2006       Mesaj #159
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
RAFA KALDIRDIM AŞKIMI !...

Bir çıkıştın sen... karanlık dehlizlerimin ucunda ışığına aldanıp, ellerimi uzatttım tutasın diye! bilemezdim sığındığım yüreğin dipsiz uçurumlarla kaplı olduğunu ve yaklaşanı yuttuğunu! oysa geç kalmış baharı bulduğumu sanarak, filiz filiz serpilmişti
duygularım dört bir yana. kimi papatya, kimi de gelincikti ümit vadilerimde, kırılıp tarumar oldu hepsi.
Nasıl da? aldanmışım bakışlarındaki sihire, büyülenmiş gibiydim baktıkça gözbebeklerinin derinliklerine...ah o gözlerin ah! onlar değil miydi?beni
sana ram ettiren, onlar değil miydi? dev gibi kişiliğimi
cüceler gibi alçaltan! oysa... gülüşlerindeki engin
ziyafet kanasıya , doyasıya değilmiş meğer! ve sen
bir tutam zehir bıraktın, yüreğimin tam orta yerine!
sancılarındayım yokluğunun...tarifsiz kıvranmalarımla.
Her çalan telefonda sensindir diye koşmalarım, ve her
sen olmayaşında yıkılışımı bir anlatabilsem sana.
Paylaştığımız anlar, gezdiğimiz yerler cehennem gibi şimdi... hiç bir şey zevk vermiyor yaşama dair.
yürüyen ceset misali bedenim, varlığından mahrumken, yeryüzü ile gökyüzü dar geliyor nedense
içimde katiller üretiyorum! beni öldürmeleri için, beni
senden koparmaları için! lakin hepsi sana sevdalanıyorlardı bencileyin, sonrada hepsi intihar ediyor bir bir bakışlarının efsununda!
Artık ümitsizim.... beklentilerimi derin göllere attım!
sevdalarımı toprağa gömdüm! sana dair ne varsa hepsini külleri uçuncaya kadar yaktım, bir umudum vardı sende beni seversin diye onuda öldürüp rafa
kaldırdım.
feather
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
30 Ekim 2006       Mesaj #160
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Aç Gözlerini

En sevdigin elbiseni giydim
Bu gece kokunu sürdüm
Solgun yüzünü oksadim
Sessizce saçlarindan öptüm
Yazdigin mektuplari okudum
Kana kana su içer gibi
Plaklarini çaldim ah!
En çok o sarkida özledim seni.

Issizlik kapiyi çaldi, açmaya korktum
gece yarisi
Sehir uykuya daldi, baktim disariya
katran karasi
Rüzgar telasla kokunu getirdi bana
aldim koynuma
Buseni hafizamdan koparip
ilistirdim dudaklarima
Üsüdüm karanlikta
Tenine dokundum hissetsin diye
Aç gözlerini

Erguvanlarina su verdim
Içerken benimle konustular
Yastigini oksadim, kokladim
Anilar uçustular
Solugun saçlarimi yaladi sanki yine
bir meltem gibi
Teninin kokusu karisti kokuma
Yakistilar

Boguldum karanlikta
Yani basimdasin benden çok
uzaklarda
Ellerimi tut dokun bana
Aç gözlerini.

Attim kendimi caddelere
Yesil ceketin sardi beni
Yürüdüm üstüne karanligin korkusuz
Tuttum ellerini.

Can Dündar

Benzer Konular

27 Ekim 2008 / Misafir Genel Galeri
26 Temmuz 2009 / Misafir Genel Galeri
14 Mayıs 2007 / Misafir Genel Galeri
12 Nisan 2012 / Misafir Genel Galeri
17 Eylül 2016 / ThinkerBeLL Genel Galeri