Arama

Yalnızlığıma (Yalnızlık) - Sayfa 44

Güncelleme: 21 Ekim 2014 Gösterim: 308.482 Cevap: 1.891
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
15 Ocak 2007       Mesaj #431
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Daha Ne Kadar Cezalandıracaksın Beni Sensizlikle

Sponsorlu Bağlantılar
Daha ne kadar cezalandıracaksın beni sensizlikle?
Oysa ben seninle dolu bir yaz istemiştim
Şimdi yapayalnız odamda bu sessizlikte
Tıpkı yazamayan bir yazar,
Tıpkı düşünemeyen bir düşünür,
Tıpkı okuyamayan bir okur gibiyim.
Galiba yaşıyorum halâ
Ama ölü gibiyim...

Daha ne kadar cezalandıracaksın beni sensizlikle?
Bu sıcak ağustos akşamı başbaşayım çaresizliğimle.
Bu sıcak ağustos akşamı buz gibi sensizliğimde...
Düşünüyorum da bazen kendi kendime
Hayır hayır! Pişman değilim kesinlikle.
Yüzünü görememek olurdu herhalde bana en büyük ceza,
Onu da zaten yaşıyorum günlerdir
Yaram acımaz artık daha fazla...

Daha ne kadar cezalandıracaksın beni sensizlikle?
Sabırla bekliyorum bana gelmeni...
Ya da gel demeni...
Çağırmazsan hayalinle mutlu olurum ben de
Her zaman yaptığım gibi...

Sessiz çığlıklar atıyor yüreğim...
Frekansı farklı olan,
Hani sevmeyenlerin duyamayacaklarından.
Boğuşuyor ciğerlerim nefessizlikle.
Ama ben hissetmiyorum bile bunları artık.
Çünkü tek bir soru var aklımda:
Daha ne kadar cezalandıracaksın beni sensizlikle

Tuğçe Seymen
vain - avatarı
vain
Ziyaretçi
15 Ocak 2007       Mesaj #432
vain - avatarı
Ziyaretçi
abi ya çok güzel yazmışsınızda bende aşık oldum hiç yazamadım boyle

Sponsorlu Bağlantılar
abi ya çok güzel yazmışsınız bende aşık oldum hiç yazamadım boyle
Son düzenleyen vain; 15 Ocak 2007 22:16 Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi
Pollyanna - avatarı
Pollyanna
Ziyaretçi
17 Ocak 2007       Mesaj #433
Pollyanna - avatarı
Ziyaretçi
GECENİN KARANLIK YERİNDE,KÜÇÜK BİR YILDIZ OLSAN BİLE,GÖZLERİMİ KAMAŞTİRMAYA YETİYORSUN,UZAKSIN,ÖZLENENSİN AMA BUGÜN GİBİ YARINDA YAŞANMAYA DEGERSİN ÖLÜMÜNE SEVGİ
NAZLI BEBEĞİM
OLAKİ YÜRÜRSEM BAŞKA BİR AŞKA YADA MAVİ OLMAYAN BİR GÜLÜŞE UNUTMAKİ AŞK OLDUGUM SENSİN AŞIK OLDUGUM DEĞİL KARANLIKLA SUZULUYOR İÇİME YIKIM DİYORUM YİKILIYORUM UCURUMLARI BAŞ UCUMA KOYUYORUM SONRA OKSUYORUM SAÇLARINI RUZGARDA SICAK ILK BİR KOKU SINIYOR YÜREGİME GİTME DİYORUM GİTME DUSUYORUM SONRA BENİ SORUYORLAR BANA. YAZİK BİR ÇIĞLIĞIN DOĞUŞU GIBI OLUYORUZ İLKIN BİRBİR SONRA HEPSİ. SONRAMİ BİR BEN KALIYORUM BİRDE YANLIZLIK
ÜŞÜYORSACLARIN BILIYORUM DARGINMISIN BU MAYIS'TA BIRAKTIGIM GİBİMISIN HALA KAÇIYORMUSUN YANLIZLIĞA HALA ELERİNDEN TUTUP SEVGİLERİ DİPSİZ KUYULARA SALIYORMUSUN KENDİN KADAR AKLIMDASIN
ÇOGALAN SIZISIYLA.MUTLU BİR YARA ÖYLEMİSİN ASKIM . ÖYLE BIRAKTIGIM GİBİMİSİN GERÇEGİ YAKMAKTA HALA USTAMISIN.
SAÇLARIMA DOLANAN AYDINLIGIMSIN SOMUTASTIRAMADIGIM TEK İMGEMSIN ŞİİRDE ANLATTIKCA EKSİLMEYEN TEK ANLAM HALA BIRAKTIM GİBİMİSİN YOKSA BENİ BIRAKTIGIN GİBİMİ KAC MEVSİMSIZ KAR DÜŞTÜ BENIM TOPRAGIMA.
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
17 Ocak 2007       Mesaj #434
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
GÖZLERİN ÇAĞIRIYOR BENİ

Eflatun sular süzülüyor aynalardan
Damlacıklarında hicranlı yüzün
Ben kapıları aldatıyorum gün be gün
Sen pencereleri
Ben denizlere bakarak martılara yalanlar söylüyorum
Sen gemilere
Sonra liman bilmez korsanlara terk edip
Issız adalara sürüyorsun dizelerimi
Gitmek istiyorum çakıp da kaybolan şimşekler gibi
Gel gör ki, önümde hatıralar mahzeni
Parmak uçlarımda paslı çiviler
Bütün zindanları yıkarak birer birer
Gözlerin çağırıyor beni

Gözlerin en soylu atların koştuğu bir bahar gezegeni
Çeşmelerin bakınca gülümsediği
Irgatların göklere yöneldiği
Latince bilenlerin nergis akşamlarında
Göllere meydan okuyup
Kıyısında şarkılar dinlediği
Tutkular değirmeni

İnciterek aşk kitaplığındaki bütün harfleri
Kirpiklerinde efsane şairlerin mağrur kalemleri
Gözlerin çağırıyor beni
Kaşlarının cilveli bir ahu gibi
Ömrümüze düştüğü günden beri
Köleleri ağlattın ey sevda semenderi

Adı konulmamış yıldızlardan koparak
Vadilerde biriken yalnızlığım
Kalbimi avuçlarına almış
Tutuyor sana doğru

Çölde bir kuyuya mı bırakayım ellerimi
Geceye otağ mı kurayım buzullar ortasında
Ne yapayım bilmiyorum ey acılar bedesteni
Biraz ateş ve hüzün
Biraz köpük ve leylak
Gözlerin çağırıyor beni

Gittim son ışığından bakışlarının
Kırdım kanatlarını bin bir gece masallarında
Zümrüdüanka kuşlarının
Şimdi nasıl da yürüyorum dağlara karşı farkında mısın
Umursamıyorum boğazımda düğümlenen yolları
Bulutları susturuyorsun söylemesinler diye
Turnaların toprağa dökülen eşsiz definelerini
Damıt kalbini kuşkulu yokuşlardan
Kurtul karanlığından fotoğrafların
Her köşede ısırgan edalı kan evleri
Her menzilde leylayı küçümseyen kaktüsler
Ne seni görüyorum hayatın boşluğunda
Ne de son anlarında resmini büyütüyor
Yokluğunla savaşan intihar temrinleri

Gizlenme ardına fesleğenlerin
Bahaneden bıkmıştır bezirganlar, mevsimler
Yüzeyde ve sancılı haykırışlar uğruna
Derinden ve telaşsız bir uyanıştır şiir
Bu yüzden zehre batmış urganlar gül kokulu
Bu yüzden gözlerine ayarlıdır saatler

O öpüp okşadığın yaprak akkorsa şimdi
Kim bilir hangi zaman gönlüme uğramıştır
Kollarına aldığın mutluluk servileri
Bana dokunduğunda sessizce ağlamıştır
Simyası bozulduysa dilimin, kelimeler
Bir volkandan geriye kalan ırmaklar gibi
Bilinmez ki nereden akmıştır yüreğime

Geçerek en azılı köprülerden, duraksız
Varmak için sevdanın tükendiği ülkeye
Duygularına ölüm yüklüyorum ömrümün
Yaklaştığım her sahil tutuyor ellerimi
mor bir yangın, hercai dalgalar, kum taneleri
Çakallar iniyor dağlardan apansız
Ardımsıra gölgeler, gökkuşağı
Rengarenk uçurtmalar gibi kaplıyor göklerimi
Gözlerin çağırıyor beni

Oysa ben hiç görmedim dünyada gözlerini
Takılmadım engellerine nilüfer bakışlarının
Bir ses beklediysem yankılansın diye evrenimde
Kalbinden benim adıma
Sevdalı bir vuruşun özlemiydi süsleyen
Sokaklarımı, şehirlerimi
Gözlerin çağırsa da beni
Çağırmadan kalbin çatlayan gözlerimi
Görmeden ellerinde hangi toprakların yayılıp
Hangi tohumların yeşerdiğini
Tutunmayacağım zamana dilenci gibi
Hala uzaklardan işaret parmağıyla
Gözlerin çağırsa da beni
Gidiyorum; adımlarım yaz kurdu, güz kefeni

Nurullah Genç
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
17 Ocak 2007       Mesaj #435
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
yalnzlkmurathanmunganepko7



BiLseLerdi...


Bilselerdi ne kadar sevebileceğimi, gereksiz yerlerde durmanın, anlamsızlığını öğrenirlerdi...
Bazen öyle derinlerde buluyorum ki kendimi, bakanın göremeyeceği, ürkek, kanlı savaş sahnelerini aratmayan, aldatılmış ve her anda bir son bekleyen…



Bir dünya kurdum kendime, saklı, sırlı, çözebilselerdi anlayacaklardı ne kadar çok sevebileceğimi…


Anlarlardınız çizdiğim resimleri, aklımdan geçirdiğim şiirleri, dinlediğim şarkıları, yüreğimi, hayallerimi...



Anlardınız gönlümün boş ve tek bir sevgiliye ihtiyaç duyduğunu, yinede duvarlar ördüğümü, sadece duvarları yıkan birini beklediğimi…



Hiç zaman kaybetmezdi…


Herkesin ürktüğü fotoğraflarım, kimsenin anlamadığı suskunluklarım, saklı düşlerim, seçtiğim sözlerim,
beklentilerim, isteklerim ve çözülmek isteyen tüm duygular…


Tüm benliğim değişmek ister, hiç konuşmadığım gibi konuşmak ister artık gönlüm…


Bilsen, aklından geçirebilsen ne kadar sevebileceğimi, gereksiz yerlerde durmazdın…


Haydi!!! Durma,Yık duvarları…Bekliyorum…
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
17 Ocak 2007       Mesaj #436
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
K e ş k e

Bir aşkım vardı;
Kalbimde sakladığım
Ciğerime yazdığım
Sen bu aşkı benden çalıp,
Uzak diyarlara kaçırdın.
Keşke sana bu aşkı hiç tattırmamış olsaydım...
K e ş k e...

Çağıl Irmak Acarbaş
Pollyanna - avatarı
Pollyanna
Ziyaretçi
18 Ocak 2007       Mesaj #437
Pollyanna - avatarı
Ziyaretçi
Beni yalnız bırak


Beni yalnız bırak
yarım bıraktığın gibi,
ardın sıra baka kaldığım zaman
sana özlem duymasın içim
hiç özlemiyim seni tek başımayken
gözlerini hiç geçirmeyeyim aklımın ucundan
hiç düşlemeyeyim beni sevdiğini
ve sevmeyeyim seni artık deliymiş gibi.

beni yine yalnız bırak
aynı geçen sefer yaptığın gibi
bir ele ihtiyacım olduğunda
ellerim de yalnız kalsın, dokunamasın
alıştırma dudaklarıma öpüşmeyi
yoksa öpemez bir daha başka sevgiliyi

beni yalnız bırak...
bir başıma bırak..

ve sebep sorma...

sadece bırak..
önceleri yaptığın gibi........

Uğur Köroğlu
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
19 Ocak 2007       Mesaj #438
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Çağrılmayan Yakup

I

Kurbağalara bakmaktan geliyorum, dedi Yakup
Bunu kendine üç kere söyledi
Onlar ki kalabalıktılar, kurbağalar
O kadar çoktular ki, doğrusu ben şaşırdım
Ben, yani Yakup, her türlü çagrılmanın olağan şekli
Daha hiç çağrılmadım
Biri olsun "Yakup!" diye seslenmedi hiç
Yakup!
Diye seslenmedi ki, dönüp arkama bakayım
Ve içimden durgun ve çürük bir suyu düşüreyim
Ceplerimdeki eskimiş kağıt parçalarını atayım
Sonra bir güzel yıkanayım da.
Ben size demedim mi.

Evet, kurbağalara bakmaktan geliyorum
Sanki böyle niye ben oradan geliyorum
Telaslı, aç gözlü kurbağalara
Bakmaktan
Bilmiyorum
Bilmiyorum, bilmiyorum
Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? Hayır, Yakup
Bazen karıştırıyorum.

Bazen karıştırıyorum ya, çok uzun bir gündü
Sonra bu çok uzun günün sıcak bir günü
Kediler kırmızı alevler halinde koşuyordu
Onlar işte hep boyuna koşuyordu
Birileri çıkıyordu ordan burdan

Hiç çıkmamak halinde ve olgun
Birileri çıkıyordu
Geceden kalma bir lamba yanıyordu, açık
Bir pencerenin sokağa doğru içinde
Bu uyum korkunçtur Yakup!
Yakubun olması korkunçluğudur bu
Dünyanın insana doğru içinde
Yakup, Yakup!
Burdayım, yani ben.. evet, geliyorum
Lambayı söndürmesinler, geliyorum
Siz bütün lambaları yakın, evet
Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? hayır, Yakup
Bazen karıştırıyorum.

Ve kendine bilinmeyenler yaratan Yakubum ben, iyi ya
Durduğum bir gündü, diyorum, bütün ilgiler sizin olsun
Her türlü bir şeyler sizin olsun, ben artık
Hep böyle istiyorum, ayıp degil ya
Durduğum bir gündü, diyorum, yüzümü göğe doğurduğum
Bir gündü ve yaşar gibi kaldığım bir yaşama içinde
Ve yollarda ölü baykuşlar bulduğum
Bir ölünün günü boyayan renginde
Çürük evler bulduğum, içleri sonsuz kayalar
Kayalardan dondurmalar sorduğum
Ben, yani Yakup, Yakubun hiç çağrılmamış şekli
Kim bilir ne diyordum
(Kim bilir ne diyordu bir baykuş yaratıldığına
Bir baykuş tarafından
Ve bütün baykuşlar o bütün baykuşların arasında ne oluyordu
Ben ne oluyordum.)

Bütün iskemleler ağır ve hastalıklı
Bir gidip bir geliyordum kendime aptallaşarak
Bunu Yakup söyledi
Dedi ki, çünkü herkes Yakubu yaşıyordu, bense
Çöllerden ve kızgın güneşlerden icatlar yapıyordum
Kızgın kağıtların üstüne
Ve alevler halinde dünya bana dokunuyordu
Ve ayakta soğuk bir bira içmiş kadar bir anlamım oluyordu bazen
Ölüyordu ve bir de
Bir otobüse bindiğim, biletçinin bilet bile kesmek istemediği ben
Kendimi koruyordum
Bunu bana Yakup söyledi
Öyle bir Yakup ki bu, onca din kitaplarının sözünü bile etmediği
Kimsenin sözünü bile etmediği bir Yakup
Ben
Bunu hep biliyorum
Bunu hep biliyorum ve işte
Özgürüm, cezasız duruyorum.

II

Kurbağalara bakmaktan geliyorum
Dedi Yakup, bunu kendine üç kere söyledi
Telaşlı, açgözlü kurbağalara
Bakmaktan geliyorum. Ben sanki Yusuf
Ve Yusuf değil
Her gün bir tahtaboşta asılı duruyorum
Ve durmuyorum. Ben işte Yakup
Yok artık karıştırmıyorum.

Taş merdivenleri ağır ağır çıktım, bunu ben böyle yaptım
Eski taş merdivenleri. Yanımdan bir sürü adam
Geçti ve kolayca gittiler
Müzik aletleri renginde ve pırıl pırıl gittiler
Yanan güneşin altında
Onlar ki.. onlara benzer şeyleri ben çok gördüm
Ve onlar bir zamanı tamamladılar, öyle yaptılar
Ve sordum
Yakup daha başka nasıl bir Yakup olsun
Ve onlar daha başka nasıl bir onlar olsunlar ki
Yakup ve onlar nasıl olsunlar. İşte ben taş merdivenleri
Kurbağalara bağlayan taş merdivenleri
Durmadan kendimle karıştırıyordum
Kimse beni tutup çıkarmıyordu
Vıcık vıcık taşlar duyuyordum ayaklarımın altında
Anlamsız, yapışkan bir yığın taşlar
Yoruldum! bunu sanki biri söyledi
Yakubun biri
Ara katta bir pencerenin önüne ancak gelebildim
Kendime bir isim düşünerek
Birden ki bir isim düşünerek kendime. Hayır bu kimse değil
Ancak gelebildim

Aşağıda bir luna park kımıldıyordu. Ah kurbağalara bakmam gecikecek
Luna park kımıldıyordu, hem öyle değil
Bu uyum korkunçtur Yakup
Bir yokluğun kımıldamaya doğru içinde
Ve sen ki böyle tanımlanırsan Yakup
Yakuup!
Bir şey ki seni çağırıyor, o şimdi ne olmalı
Gene bir Yakup olmalı bu, Yakup
Kurbağalara bakman gecikecek, bunu ben nasılsa söylüyorum
Nasılsa ben bunu bir kere söylüyorum
Güneşe kırmızı top taşıyan bir adamın tahta bacağını cök yakıyordu ki
Adam içinden bağırdıkça dünya
Ters yonden yaratilıyordu, diyebilirim
Bir öğle üzeriydi adamın içindeki kalp
Kan kalp
Kırmızı top
Yakıcı dönüşümler çıkaran
Belli ki susmak yaratılmamış şekliydi dünyanın
Öyle değil mi Yakup
Hemen hemen öyleydi, Yakup bunu söyledi
İyi ki söyledi. Ara katta bir pencerenin önüne ancak gelebildim
Şimdi bir kurtarabilsem ayaklarımı
O benim ayaklarimı.. taşlardan
Bir kurtarabilsem
Saat on ikiyi gösteriyordu ki, ben nerdeydim
Bir zamansızliğın Yakuba doğru içinde
Saat on yediyi ve yirmi biri
Gösteriyordu ki, ben nerdeydim
Her saniyedeki ve işte her saniyedeki
Ben, yani Yakubun o dağılgan şekli
Nerdeydim.

Bilmem ki. Bir avukat benim ellerimi tuttu. Gözlüklü bir kadındı bu, iyi mi
Kim bilir bir çağın neresinden burada. Anlaşılması
Yoktu ki. Kendine özgü bir duruşu
Yoktu ki. Pek güçlü kolları vardı yalnız
Ne diyordum, ben işte Yakup
Çekiverdi beni taş hamurun içinden
Pek öyle gürültüyle değil
Bir başka yapışkanlığın içine
Çekiverdi beni
Göğüsleri pek hoştu, ipekli bir giysinin altındaydı onlar
Sonra elleri ve kalçaları pek hoştu
Kılların ve bütün oynak yerlerin ölümlere doğru içinde
Bacaklarıyla bir şeyler bir şeyler bir şeyler yapıyordu artık
Onu ben çok iyi görüyordum. Ama çarşaflar, öyle bir takım kıpırdanmalar
araya
giriyordu
Engelliyordu bizi
Ter içindeydik. Ellerimden çekiyordu. Ter içindeydik
Beni kurtarmak istiyordu, bir isim gibi Ben'i
Ter içindeydik
Terlerimiz üstümüzde duruyordu, yıkanmış yeni kaplar gibiydik
Üstümüzde olgun ve kararsız su tanecikleri bulunan
Biz Yakup
Biz gözlükten, taş hamurdan ve beyaz çarşaflardan
Ve biraz hiç çağrılmamaktan yapılmış
Kurbağalara geldik.

III

Kurbağalara bakmaktan geliyorum
Dedi Yakup, bunu kendine üç kere söyledi
Masalarda oturmuşlardı. Ben oradan geliyorum
Yazı makineleri, kağıt sesleri
Ben oradan geliyorum.

Önce bir kenarda durdum, hiç kimse beni çağırmadı
Sonra bir yer bulup oturdum. Hadi bir sigara iceyim dedim
Olmaz, dedi mubaşir kıliklı kurbağanın biri
Belli ki yeni tıraş olmuştu, bana yakasından bir kopça eksik gibi geldi
Öyleyse peki, dedim, ayağa kalktım, şöyle bir duvara dayandım
Bu kez de duvarlarda sanki duvarca bir sözdizimi
Olmaz ki, Yakup!
Peki Yakup ne yapsın, bu aklımdan bile geçmedi
Herkesin durduğu bir yere gittim. Ben Yakup
Ya onlar kimdi
Aralarına aldılar beni. Artık ben hiçbir şey göremiyordum
Biri bir şeyler söylüyordu yalnız, yüksekce bir yere oturmuş
Onu ben duyuyordum
Duyuyordum, sesi başımın üstünden dünyaya yayılıyordu
Ve "Yakup" sesini ancak anlıyordum. Yakubun ötesinde
Birtakım sözler ediliyordu, onları ben anlamıyordum
Anlamıyordum ama, iyi sözler söylemiyorlardı benim için
Sonra bir sey daha vardı anlamadığım: yani ben neydim ki, ne yapmış
olmalıyım
Ben, yani Yakup
Dedim ki kendi kendime, insan ne söylerse söylesin
Ve ne yaparsa yapsın, öyle değil mi
Bütün bunlar bir bir kalacaktır yaşamanın içinde
Diye düşündüm ya ben
Ben, yani Yakup
Butun gücümle bunu bağırdım
Ben ki bağırdım işte, bütün kurbağalar bir olup beni dışarı çıkardılar
Bir odaya aldılar beni, ellerime gözbebeklerime
Daha başka yerlerime de baktılar
Sonra bilmiyorum ki, kapıyı gösterdiler bana
Ben, Yakup, beni hiç kimse çağırmadı
Sokağa çıktım, bir sürü yerlerden geçtim. Şimdi
Hatırlıyorum da, bir deniz kıyısında azıcık durabildim
Yosunlar, kumlar, şeytan minareleri
Ve kumlarda katılaşmış kıvrımlar
Bağırdım, bağırdım, bağırdım
Tanrının ayak izleri!
Tanrının ayak izleri!

IV

Kurbağalara bakmaktan geliyorum. Ben Yakup
Bunu Yakup söyledi
Yıkanmış çamaşırlar duruyordu odamın penceresinde
Gök işte bu beyazlıktan azıcık alıp veriyordu, diyebilirim
Bir kırlangıç onu kirletmese
Ki onlar o kadar çok siyahtırlar ki, ben
Onları hiç sevmem
Ve demek ki benim odamda hiç kimseler yoktur
Odamın düşünülmesi halinde bile
Kimseler yoktur
Biri sanki çarşıya çıkmıştır sürekli bir biçimde
Ve biraz da çarşılar
Ve durmadan satılan o kırık dökükler bitmez ki
Bitmesin
Çünkü bir gün bir boy aynası satın almak istiyorum ben
Kirli ve eski
Bir at arabasının aynaya doğru büyüyen içinde
Onu ben taşıtmak istiyorum, caddelerin
İntiharlara doğru büyüyen içinde
Ben, yani Yakup
Kurbağalara bakmaktan geliyorum işte
Açgözlü, mor kurbağalara
Akşama doğru bir dilim ekmek yiyeceğim belki
Bir bardak da süt içeceğim. Sonra
Bir güzel uyumak istiyorum, bütün gün çok yoruldum
Ben
Gözlükten, taş hamurdan ve çarşaflardan
Ve biraz hiç çağrılmamaktan yapılmış Yakup
Uyumak istiyorum.

Ve sabah bunları bir bir kendime anlatacağım
Yakubun gene bir yokluğa doğru büyüyen içinde.

Kaynak: Çağrılmayan Yakup, 1966Edip Cansever
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
20 Ocak 2007       Mesaj #439
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Mahşeri Aşmak

Cebine bir kuruş fazla
Atan, size haber olsun.
Yalanına başka yalan
Katan, size haber olsun.

Sabah akşam içip-yiyip
Hergün başka pabuç giyip
Türklük, İslam nedir deyip
Çatan, size haber olsun.

İyi-güzel kamusunu,
Terkeyleyip namusunu,
Ekber Allah yapısını
Satan, size haber olsun.

Ramazanda denizine...
Aldanıp da semizine,
İçki kaçıp genizine
Batan, size haber olsun.

NE SİZE KALIR BU ALEMLER
NE SONSUZADIR SALTANATINIZ,
ÜÇ-BEŞ ADIMLIK BİR ZAMAN DURAĞI
MAHŞERİ AŞMAK?.. ÇEKMEZ KANATINIZ!..

Enver Çetin
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
20 Ocak 2007       Mesaj #440
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Ölmemek

Kesilmiş bir kamış, ormanlıklardan.
İnsan... Rüzgârlara bağlı bir düdük.
İndik de dünyaya karanlıklardan,
Sıra sıra mezar, başka ne gördük?

Ölmemek, ilk ve son, büyük kelime;
Çarpıldık, ölmemek için ölüme!
Ver Allah'ım, büyük sırrı elime;
Geçmez ân, solmaz renk, kopmaz bütünlük.

1972
Necip Fazıl Kısakürek

Benzer Konular

27 Ekim 2008 / Misafir Genel Galeri
26 Temmuz 2009 / Misafir Genel Galeri
14 Mayıs 2007 / Misafir Genel Galeri
12 Nisan 2012 / Misafir Genel Galeri
17 Eylül 2016 / ThinkerBeLL Genel Galeri