Arama

Yalnızlığıma (Yalnızlık) - Sayfa 142

Güncelleme: 21 Ekim 2014 Gösterim: 308.825 Cevap: 1.891
Pollyanna - avatarı
Pollyanna
Ziyaretçi
7 Ekim 2007       Mesaj #1411
Pollyanna - avatarı
Ziyaretçi
Bitmeyen Yalnızlık
yine herzamankinden farksız birgün,
Sponsorlu Bağlantılar
dışarıda güneş we hareket
içerde bir genç we yorgunluk bir de
YALNIZLIK.

we televizyonda reklamlar
yukarı katta tıkırtılar
aşağı katta sessizlik

uzaklarda ölüm,yakınlarda yine ölüm
bir yerlerde unutulanlar,bir yerlerde ise unutanlar
bilinmeyenlerde bir genç kız we bir genç kız daha...

uçurumun kenarında düşmek için hazırlananlar
uçurumun sonunda ölüm çığlığı!

arkada sonsuz gözyaşları,
uzun bir sessizlik,
anılarıyla başbaşa bir genç kız
Ve BİTMEYEN YALNIZLIK!!!!!.........


KENCISii - avatarı
KENCISii
Ziyaretçi
7 Ekim 2007       Mesaj #1412
KENCISii - avatarı
Ziyaretçi
Yalnızca Sevmiştim
Güneşin doğmasına hayli zaman var.Bütün kuşlar derin uykuda.
Sponsorlu Bağlantılar
Herkes evinde barkında,sıcacık yatağında.
Sahilde yürüyorum.``küçük bir tekne ve meyhanevi bir müzik,içeridekiler belliki kurmuşlar çilingir sofrasını,şarkıyada eşlik ediyorlar.``
Yanlız,yanlız gözüme uzakta,kayalıkların hemen dibinde ağlayan bir adam çarpıyor...
Yaklaşıyorum farkımda değil..
-Kirli sakal,kızarmış gözleriyle,bir elinde birası,ağzında sigarası
ve durmadan oynayıp durduğu cep telefonu...
Telefonun öbür ucundaki belliki sevgilisi.
-Yapma diyor,etme diyor,ben ettim sen etme diyor.
Ya karşıdaki çok inatçı,ya da adam çok büyük bir suç işlemiş.
Olumlu bir yanıt alamadığı kesin çünkü.
-Bak,diyor,``Ben sana şu önümdeki denizin kendi içinde barındırdığı kumlara muhtaçlığı kadar hasretim.Farzet ki ben denizim sende benim içimdeki sevdamsın.Yani benim bir parçamsın....``
-Şu kayalıklar gibi taş kesileyim ki,onlara yoldaş olayım ki.,
Ben seni ay ışığı gibi saf ve yalansız sevdim.. diyor.
Ama adam belkide ömründe ilk defa böyle ağlıyor.Çünkü.,
kolay kolay yıkılacak birine benzemiyor.
Biraz suskun kaldıktan sonra telefonu bütün öfkesiyle denize fırlatıyor..
Sonra cebinden kağıt kalem çıkartıyor.Uzun uzun birşeyler yazıyor.
Sonra kalkıyor.
Derin ve ıslak bakışları kararlı bir şekilde karşıya bakıyor...
Şimdi anlıyorum adamın telefonda denizden,kayalıklardan bahsederek neyi anlatmaya çalıştığını....
Adam intihar etmeye niyetli...
Koşup yetişiyorum,zar zor da olsa indiriyorum yere.
Altımda kıvranıyor,bırak beni diyor.Bense teselli etmeye çalışıyorum.Değmez diyorum.
Sonra bir çırpıda beni itip,kalkıp kaçıyor,karanlıklara karışıyor..
Tam o sırada yazdığı notu düşürüyordu cebinden..
Açıp okudum.O kağıtta neler yazdığını çok merak etmiştim çünkü..
Kağıtta hiç ama hiç ummadığım şu iki küçük cümle yazıyordu.,
``YANLIZCA SEVMİŞTİM......YANLIZCA SEVMİŞTİM.......``

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
8 Ekim 2007       Mesaj #1413
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
O YALNIZ

O kadar ki, o yalnız
Ona ilk rastladığım bir şeydir aklım
Bir el sürer mavisini uzağa
Uzaktan daha uzağa. Ardından
Yetişir sayısızlığım.

Kuzeyde, ince bir kar dağıtımında
Çocukların oyun oynamadığı yerlerde
Bulunmaya hazır ve
Eski çağlara ait bir parayım.

Aksam, soyulmuş gün ışıkları
Bölüşülmüş insan yüzü gar
Sayısız beni toplar bakışlarım
Dört güneşten biri o. Kendimi tarif edemem
Güneşler ıslak, soluğum kalın.

Edip Cansever
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
8 Ekim 2007       Mesaj #1414
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
YalnızlıklıkBugünlerde telefonum çalmıyor hiç
Ne arayan var ne de soran
Bir gün telefonum çaldı
Açtım
Yalnızlıktı arayan.

Aynalara küsmüşüm
Korkuyorum kendimi görmekten
Bir gün aynaya baktım
Gördüm
Yalnızlıktı görünen

Kimse çalmıyor kapımı
Hırsızlar bile uğramıyor
Bir gün kapım çalındı
Baktım
Yalnızlık çalıyor

Kimseleri ziyaret etmiyorum
Tek dostum yalnızlık artık
Bir gün ziyaretine gittim
Öldüm
Azrail'le kalıyor yalnızlık

İnanmadım hiç Tanrıya
O da bana inanmadı
Bir gün çıktım huzuruna
Anladım
Tanrı yalnızlıktı....
Deniz Feneri
yüksel2 - avatarı
yüksel2
Ziyaretçi
8 Ekim 2007       Mesaj #1415
yüksel2 - avatarı
Ziyaretçi
SEVMEK DE YORULUR

Bir adam bir kadın var içimde iyice anladım
Bana bunu sessizce anlatıyorlardı
Bir yerde onların yönlerinden
alımlı bir zarf katlanmıştı uzaktaki
bulvarların geceye vurdukları
çağırmasız kır günlerini zararsız akrepleri
uzunlamasına yaşayıp yatay bir çocukla kalkan
bir sürü alışkanlıklar taşıyan
insanlığımızı gülüşü yalnızlar çarşısında
çağrılmış gümüş seslerini aynadaki yüzlerin
başkası sevsin diye en seçkin yerine
bir şal gezdirirdi
İnsanlığımıza bir şey getirirdi yalnızlarla

Bir sen varsın hep saçların ağzın
Bir merdiven hücresinde
uzak çağrışımlarla koşardın ya bensem
seni sonsuz gelişinle
saçından tanıyor gülüşünden kaçıyor
eğilip başını içlerimden geçtiğin zaman
uzağa bir yolcuya karşı çıkar gibi
Artık gecikmiş alışıldığım gidişinle
davranılmaz üstünde durulmaz
hiçbir tüfeğe gelmez bir kekliksem

Yüzün soygundan geçmiş öyle bir yerde
durmuş ki bakışın boynun bozgun
üstünden bir nehir geçer gibi
ya gecedir ondan ya bulanık sudan
bir hasta gibi ağrımaktasın

Gelişini aldım onu nasıl harcadım
Denizden bunalıp okyanusa
Selâm çakan vapurun
Sevindik adımına birden parka çekildik
Ve birden nasıl bayram bıyıklı
Bir yaylım herkesin yaydığı bir merhabayla
Eğip başını içlerimden gittiğin zaman
Uzağa bir yolcuya çıkar gibi

Selini üstüme çektin önce
camdan bir mektup dolabının
üstüste sayısız koridorunu yüzüme yakın
başını duvara değdirmiş bir benzetişle
josef ka benzeri bir bakışındı
ya da konuşmayı kesip aman sen
öyle bir gittin ki benimle

Piknik beni sana verdi önce
Gelişen güneş yalnızlıktan bir göze
Eski ellerin
Ve çağlarınla bir şeye uzanmış etin
Ve hançerinle zamana saf durmuş
Son gidişindir bu

Bunların hepsi beni çağırıyorlar sevinçlerimden
Biri denizdir uzun boylu gürültüsüyle
zaten hangisi kavak zürafası değil
biri bütün yan odaları bekler
kuşkulu geçer camlardan
ve bırakır yerini bir koridor bekçisine

Haydi sen bütün onlara git benimle
Son sigaramdın
Gidişin antinikotin
Birden bir şey mutlu eşit piyano çalıyor
Elleri iki çeşit durgun
Gerçi çıkmıyor gelenlerin karanlığa duranların
Suya inen sesleri

Tam şimdi denizinle
bir çakıl taşına yaklaşıyor
kuma çok yakın bütün kesitlerinle
bakıyor ve bunalıyorsun


Tam şimdi ipe koşan
beni elleriyle alkışlayan
ağrıyan bir gün geliyor C.Z.
nünü - avatarı
nünü
Ziyaretçi
9 Ekim 2007       Mesaj #1416
nünü - avatarı
Ziyaretçi
bir sevgi istiyorum

Tek bir ışık arıyorum tek bir ses.
Ve bir umut:şu karanlık dünyama.
Sevginin ve mutluluğun kaybolduğu.
Yalnızlık ve sonsuzluğa bakan pencereden.
Ilık bir rüzgar gibi
Savrulan yaprak şu dünyada
Sevginin parmaklarıyla sımsıkı sarılmak.
Ve perçinleşmek
Sonsuzluğu elde edebilmek.
Çok zor yalnızlık ve karanlık.
Ürpertici ve sessiz
Olsa bir umut sadece bir umut
Sonsuzluğa gelen bir kuş misali.
Gelsen bana sen ve o sıcaklığın
Hissetsek derinden ve içten
ŞU YALANCI DÜNYADAMsn Sad
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
9 Ekim 2007       Mesaj #1417
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Sensizlik İçinde





Dağlar dayanamaz çocukluğuma
Erguvanlar seslenir içimden
Nasıl anlatsam kendimi size...
İnce bir çizgiyim kendi içimde
Zayıf ama onurluyum kalbimde.

Yakamoza otursaydım bir an
Ağlasaydım güzelliğinden masumluğuna
Hayır demeseydin bana sevdiğim
İnansaydım, güvenseydim sana
Nerdesin sevdiğim...
Yalnızım, hem de çok mutsuzum.


isimsiz kral
nünü - avatarı
nünü
Ziyaretçi
10 Ekim 2007       Mesaj #1418
nünü - avatarı
Ziyaretçi
saf tutuyoruz hayatın arkasından
ömrümü kuyruğa soktum
komşuda pişer bize de düşerlere kanıp
burnumun direğini kıran aşktan nasiplenmek için
tabağım tertemiz
kürkçü dükkanlarına geri dönüp
yine sana el açıyorum.....
Benden adam olmaz çekip gitmelerin tam zamanıdır
ama ben yalnızlığın emir kuluyum
bu yüzden bomboş geri dönüyorum bu şarkıdan...
sokak lambaları karanlığıma düşer mi ki
bu kalabalık duraklarda bir tek benim seni bekleyen
hiçliğimi sürsem dokunduğun yerlere
kanatsam acımı gelmeyişlerinle

bir patikadan düşmüşüm kayıbım büyük ey hayat
dur iki dakka nefes alarım sonra getirirsin
onun hayalini gözümün önüne..
böyle olmuyor kirpiklerimden düşüp düşüp parçalanıyorsun
ama hiç tükenmiyorsun
kuyumu kazmaya zahmet etme ey yar
beni yusufla aynı karanliğa atıver
bir yerlerden güneş doğar elbet ....
sen git bu gökkuşağını da yanına almayı unutma
zaten bir tek senin saçlarına yakışıyordu..
alışırım her şeye
olmayışını saklarım içimde
alışırım
bir kapatırım iki kapatırım gelmeyişine umutlarımı.
sonra bu oyundan mızıkçı bir çocuk gibi vazgeçip
oturur tekrar seni severim....
keşkelerim bardağı çoktan taşırdı
solmuş bir çiçek gibi yüzüm
umudumu hör görmüşsün
bir duvar dibinde ölümü arayım
imlam zayıftı benim
bu yüzden anlatamadım sana
bende nasıl varolduğunu...
Ey yar...
bu kalabalık duraklarda bir tek ben idim seni bekleyen
hiçliğimi sürsem dokunduğun yerlere
kanatsam acımı gelmeyişlerinle ...

Hüseyin Avni ÇAKMAK
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
10 Ekim 2007       Mesaj #1419
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Yağmur Yağınca





Şu an dışarda yağmur yağıyor,
Bestelerini oluşturmaya çalıştığım kağıt,
Üstüne damlalar geldikçe ürperiyor.
Ve bu dizeler...

Rüzgar estikçe bir yaprak misali,
Sözlerim dalından ayrılıyor.
Nereye düşeceğini tahmin bile edemeden;
Oradan oraya savruluyor...

Düştüğü an tozlara bürünen,
Bir yaprak oldum sadece...
İnsanların üzerime basıp ilerlediği,
Bir yaprak kaldım sadece...

isimsiz kral
yüksel2 - avatarı
yüksel2
Ziyaretçi
10 Ekim 2007       Mesaj #1420
yüksel2 - avatarı
Ziyaretçi
AYRILIK SEVDAYA DAHIL

Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin
En gorkemli saatinde yildiz alacasinin
Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader
Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin
Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari
Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan
Onu cok ariyorum onu cok ariyorum
Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari
Bir yerlere yildirim dusuyorum
Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan
Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu
Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus
Tedirgin gulumser
Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili
Hic bir ani tek basina yasayamazlar
Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
Telasli karanlikta yumusak yarasalar
Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu
Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
Yansimalar tutmus butun sahili
Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var
Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
Cunku ayriliklar da sevdaya dahil
Cunku ayrilanlar hala sevgili
Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik
Hava agir toprak agir yaprak agir
Su tozlari yagiyor ustumuze
Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir
Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
Karanlik coktu denize
Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice
Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak
Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle
Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz
Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz
Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi
Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi
Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek
Attila İlhan

Benzer Konular

27 Ekim 2008 / Misafir Genel Galeri
26 Temmuz 2009 / Misafir Genel Galeri
14 Mayıs 2007 / Misafir Genel Galeri
12 Nisan 2012 / Misafir Genel Galeri
17 Eylül 2016 / ThinkerBeLL Genel Galeri