Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 165.309|Cevap: 4|Güncelleme: 16 Eylül 2016

İletişim Nedir?

Blue Blood
19 Kasım 2007 14:13   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

iletişim

Ad:  iletişim.jpg
Gösterim: 68
Boyut:  36.4 KB

HABERLEŞME olarak da bilinir, bireyler arasında ortak bir simgeler sistemiyle gerçekleştirilen anlam ve bilgi alışverişi.

Sponsorlu Bağlantılar
Günümüze değin hep çeşitli disiplinler içinde ve canlılarda doğaları gereği var olan bir süreç olarak değerlendirilen iletişimi, İngiliz yazar ve eleştirmen I.A. Richards, bir zihnin bir başka zihinde, kendi yaşadığı deneyime benzer bir deneyimin canlanmasını sağlayabilmesi biçiminde tanımlamıştır. 1928’de yapılan bu tanım fazla genel ve kaba bulunsa da, iletişimi ilk kez yaşamın ayrı bir alanı olarak ele alması ve mesajın içeriği ile iletildiği süreci birbirinden ayırması açısından bugün de önem taşır. Günümüzde iletişim antropoloji, politika, psikoloji, sosyoloji gibi çok ayrı açılardan ele alınabilen ve dilden cinsel çekime ya da oyun davranışına kadar çok çeşitli biçimlerde sınıflandırılan bir konudur; dolayısıyla tek bir tanımla karşılanamayacağı da anlaşılmıştır. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ürünü olan telefon, telgraf, telsiz gibi araçlarla iletişim daha hızlı ve etkili hale gelmiş; televizyon, süreli yayınlar, sinema ise kitle iletişiminin gelişmesini sağlayan kurumsal ve kültürel değişimler yaratmıştır. Bugün psikologlar, gerek davranış ve zihin üzerine çalışmalarında, gerek çeşitli terapi biçimlerinde iletişim kavramlarından yararlanırlar; sosyal bilimciler mitlerin, yaşam biçimlerinin, törelerin ve geleneklerin bir kuşaktan (ya da toplumsal katmandan) öbürüne aktarılmasını sağlayan iletişim biçimleri belirlemişlerdir; siyaset bilimciler ve iktisatçılarsa, iletişimin toplumsal düzenin sürdürülmesindeki rolünü vurgulamaktadır. Öte yandan matematikçiler ve mühendisler, iletilen bilgiyi bilgisayar yardımıyla öğelerine ayırıp sayısal biçimde ifade etmeye çalışmışlardır. Ayrıca çeşitli iletişim türlerinin insanların davranış ya da eğilimlerini nasıl etkilediğini açıklayan kuramlar geliştirilmektedir.

1960’larda, Kanadalı iletişim kuramcısı Marshall McLuhan’ın ünlü “araç mesajdır” sözü ve çağdaş toplumun “basılı” kültürden “görsel” kültüre geçme sürecinde olduğu görüşü, bu alandaki çalışmalar kadar iletişim sanayisini de önemli ölçüde etkiledi. 20. yüzyılın sonlarına doğru ise iletişim üzerine araştırmalar daha çok şu konular üzerinde yoğunlaşmaya başladı:
  1. Kitle iletişim sanayileri, bu sanayileri yönlendirenler ve onların iletişimin hedefi olan kişiler üzerindeki etkileri,
  2. etkileyici iletişim ve teknolojinin ikna amacıyla kullanımı,
  3. bilgi aktarma aracı olarak kişiler arasındaki iletişim süreçleri,
  4. kişiler arasındaki sözlü, sözsüz (ve belki duyudışı) iletişimin dinamiği,
  5. değişik iletişim türlerinin algılanışı,
  6. iletişim teknolojisinin okuldaki ve okul dışındaki eğitimi de kapsayan toplumsal amaçlarla ve sanatta kullanılması,
  7. sanatta modern iletişim teknolojisinin kullanılmasına yönelik eleştiriler.

İLETİŞİM MODELLERİ


İletişimin hangi yollarla gerçekleştiğini ve hangi süreçleri izlediğini saptamak için, ABD Ti siyaset bilimci Lasswell’in ortaya attığı şu soruyu yanıtlamak gerekir: Kim, kime, neyi, nasıl söylüyor? Bu soruyu oluşturan her bir öğe, çeşitli disiplinlerin bakış açısından farklı biçimlerde yorumlanabilir. Bu amaçla bazı iletişim modelleri ortaya atılmıştır.

DOĞRUSAL MODELLER.


Warren Weaver ve Claude Shannon adlı ABDTi matematikçiler, LassweU’in sorusuna yamt olarak doğrusal bir iletişim modeli geliştirdiler. Önceleri doğrusal bir düzen içindeki beş öğeden (bilgi kaynağı, iletici, iletim kanalı, alıcı, hedef) oluşan bu model elektronik mesajların, iletici aracılığıyla elektrik enerjisine dönüşerek alıcı tarafından anlaşılır bir dile çevrilmesinde uygulandı. Giderek başka iletişim biçimlerinde de uygulanabilecek biçimde genişletildi ve terimleri değiştirildi.
Böylece ortaya, altı öğeden oluşan yeni bir model çıktı:
  1. Kaynak,
  2. şifreleyici,
  3. mesaj,
  4. kanal,
  5. şifre çözücü,
  6. alıcı.
Telefon konuşması gibi iletişim türlerinde kolaylıkla belirlenebilen bu öğeleri, daha karmaşık etkenlerin rol oynadığı iletişim biçimlerinde, sözgelimi bir ressamın duygularını ilettiği varsayılan bir resimle, sanatçının ölümünden çok sonra bu resmi değerlendirecek olanlar arasındaki iletişimde uygulamak ve belirlemek çok güçtür. Bununla birlikte doğrusal model, psikolojik, estetik, sosyolojik vb etkenler hesaba katıldığında bile, en azından ne tür bir iletişimin söz konusu olduğunu genel terimlerle açıklamakta kullanılabilir.

Entropi, negatif entropi ve artıklık. Fizikteki bir kavramın bu iletişim modeline uygulanmasıyla, Shannon’ın önceleri “gürültü kaynağı” dediği entropi, buna bağlı olarak da negatif entropi ve artıklık gibi kavramlar geliştirildi. Entropi, iletişimin görsel ya da işitsel bütünlüğüne zarar verip mesajı çarpıtarak alıcının iletileni tam olarak algılamasını engelleyen dış etkenlere benzetilebilir. Örneğin bir tümcede, bir sözcükten sonra neyin geleceğini kestirmeyi olanaksız kılan bir boşluk varsa, iletişimi engelleyen bir entropi söz konusudur. Eksik ayrıntıları alıcının tamamlaması ya da bilgi eksikliğine karşın iletilenin amacının ve içeriğinin kavranmasıyla eksik ya da çarpık mesajların tam olarak alınması durumuna ise negatif entropi denir. İyi duyulmayan bir söz ya da silik bir yazıdaki boşlukların alıcı tarafından doldurulması buna örnektir.

Artıklık ise bir mesajdaki aynı öğelerin yinelenmesiyle ortaya çıkar. Genel olarak yazılı ve sözlü anlatımların çoğu artık bilgi içerir. Örneğin bu yazıdaki sözcüklerin yarısı rasgele atıldığında bile, belki garip ama bir ölçüde anlaşılır bir metin ortaya çıkar; aynı şey, parazit nedeniyle sözlerinin yarısını duyamadığımız bir radyo haberi için de söylenebilir. Çoğu insan etkinliğinde görülen ve alıcının psikolojik entropisi de içinde olmak üzere, anlaşılabilir bir mesajı anlaşılmaz kılabilecek her türlü entropinin giderilmesini sağlayan artıklık, etkili bir iletişimin vazgeçilmez koşuludur.

İletişim süreci içinde mesajlar değişime uğrayabilir. Negatif entropi ve artıklık mesaja açıklık getirirken, entropi iletişimi engeller. Bunların nasıl ortaya çıkacağı önceden bilinmediği için, mesajın doğru iletilme şansı da duruma göre değişir. Bir noktadan bir başka noktaya gönderilen mesajları kapsadığı ve mesajın sonuçlarıyla gönderici ve alıcı üzerindeki etkileri göz önüne alınmadığı için, bu iletişim modeli temelde durağandır.

Geribesleme. Doğrusal modelin eksiklerini tamamlamak amacıyla, bilgisayar teknolojisinden alınan geribesleme ilkesi benimsenmiştir. Bir mesajın, gerçekleştirildiği sisteme geri gönderilerek yanlışlarının ve sapmalarının düzeltilmesini sağlayan bu yöntem, insanlar arasındaki karşılıklı konuşmalarda da özdenetimi olanaklı kılar. Bu iletişim modeline bir süreç niteliği kazandıran da geribeslemedir; her geribesleme; sonraki mesajları belirler ya da değiştirir. Bununla birlikte doğrusal modeller, öteki yaklaşımların önceden belirleyici, betimleyici ve çözümleyici gücünden yoksundur.

DİNAMİK MODELLER.


Psikolog Theodore M. Newcomb, bireyin çevresi üzerindeki etkisini gösteren daha geniş kapsamlı ve çok yönlü bir iletişim modeli öne sürmüştür. Gerek Newcomb’un modeli, gerekse daha sonra geliştirilen benzeri modeller, Shannon’ ınki gibi kesin biçimde matematiksel ya da sayısal olmadıkları için insan davranışını ve onunla ilişkili değişkenleri daha esnek bir yaklaşımla ele alabilmektedir. Denetlenebilen koşullar altında iletilen mesajlar ya da bilgi birimleri söz konusu olduğunda doğrusal modelin önemi yadsmmamakla birlikte, iletişimin biliş, duygu ve sanat gibi açılardan tanımlanmasında bu modelin yetersiz kaldığı öne sürülmüştür.

Özellikle iknaya yönelik etkileyici iletişimde ve sanatta anlatı, resim, dramatizasyon gibi değişik yöntemler vardır ve bu iletişimin niteliği, mesajı iletene ya da alıcıya göre değişiklik gösterebilir. Dinamik modelleri savunanlara göre, iletişim kanalının ya da aracının tutarlılığı ve işlevi hem çok değişkendir, hem de bunlarla iletişim süreci arasındaki ilişki, doğrusal modellerde öne sürüldüğü kadar mekanik değildir. Birçok iletişim uzmanı ve dilbilimci için temel konu, mesajın doğası,»özellikle de duyum ve duygularla bağdaşıp bağdaşmadığı, üslubu ve amacıdır. McLuhan ise iletişim aracının rolünü vurgulayarak aracın, hem gönderilen, hem de alınan mesajı belirlediğini ya da önemli ölçüde etkilediğini savunur.

BİÇİMSEL MANTIK VE MATEMATİĞİN İLETİŞİME UYGULANMASI.


Shannon’m ileri sürdüğü kuram ve benzerleri, simgesel, şiirsel ve dolaylı ifadeler içeren dillerden çok, mantığın yapısal sağlamlığına dayandığından, daha akılcı ve tutarlı kabul edilir. Sibernetik kuramı ve bilgisayar teknolojisi, istatistik amacıyla kullanılabilecek özel simgelere dönüştürülmeye uygun, açık, kesin ve dolaysız bir dil kullanımı gerektirir. Kapalı bir sistem oluşturan biçimsel mantık, bu gereksinimi en iyi karşılayan araçtır. Mantık kurallarına göre tasımlardan çıkarılan öncüllerle sonuçların doğruluğu, bu yaklaşımla kolayca sınanabilir.

Bilgi kuramının ana teoremi, iletilen mesajın iyi örgütlenmiş ve tutarlı olduğu, ayrıca saptanabilecek ölçüde düşük bir entropi ve artıklık içerdiği varsayımına dayanır. Böylece iletici için hazırlanan uygun kodlama süreçleri aracılığıyla simgeler, belli oranlarda ve kapasitesi bilinen bir kanaldan geçirilir. Bu yolla geliştirilen kesin matematiksel bilgi aktarma modelleri, biçimsel mantığın sınırları içinde karmaşık çözümlemelerde kullanılabilir.

Bugün geniş olanaklar yaratan bu süreçler, araçların (genellikle bilgisayarlar) iç kapasitesine uygun biçimsel kodlamanın karmaşıklığına bağlı olarak sınırlı bir kullanım alanına sahiptir ve iletişimi büyük bir ustalıkla örgütleyen insan beyninin esnekliğine ve karmaşıklığına ulaşabilmekten çok uzaktır.


Son düzenleyen Safi; 16 Eylül 2016 23:29
Diğer Konular:
karayel
22 Temmuz 2008 19:43   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

İLETİŞİM


1. Genellikle dil aracılığıyla haberleşme, ilişki kurma; bir konuşucuyla yanıt beklediği bir dinleyici arasındaki sözlü alışveriş: Ülkenin dilini bilmediğinden. yerlilerle iletişim hiç de kolay olmuyordu. Telefon en sık kullandığımız iletişim araçlarından biridir. Adamlarıyla iletişim kurun, onlar size bilgi verecektir. (Eşanl. BİLDİRİŞİM, KOMÜNİKASYON.) [Bk. ansikl. böl. Dilbil.]
2. iki ya da daha çok kimse arasında bir anlaşma, düşünsel açıdan bir yakınlaşma doğmasını sağlayan ve karşılıklı konuşmaya dayalı ilişki; diyalog: Aralarında iletişim yok. iletişim kopukluğu.

—Bilş. insan-makine iletişimi, bir kullanıcının bilgisayarla diyalog kurmasını sağlayan yöntem, (Bk, ansikl. böl.)

—Etol. Hayvan iletişimi, iki ya da birçok hayvan arasında, davranışlarda karşılıklı uyarlanma etkisi yaratan çeşitli işaretlerin verilip algılanması. (Bk. ansikl. böl.)

—Telekpm. Telekomünikasyon sistemiyle birbirine bağlı iki ya da daha çok abone ya da merkez arasında önceden belirlenmiş uzlaşma uyarınca bilgi aktarımı! İletişim araçları, yazılı, sesli ya da görsel yapıtların dağıtımını, yayımını ya da iletimini sağlayan her tür teknik. (Bu alanda basın, bilgisayar, videogram, haberleşme uyduları, telli dağıtım hatları, videografi, hertz dalgalarıyla radyo ya da televizyon yayınları sayılabilir.)

—Düşüncenin ifade ve iletimini sağlayan her araç. (Eşanl. MEDİA.)
  • Çoğullamalı iletişim, ikiden çok abone ya da merkez arasında kurulan iletişim.
  • Pnömatik iletişim, silindir biçiminde kutulara yerleştirilen belge halindeki bilginin, bir boru ağı içinde sıkıştırılmış havayla aktarımı.
  • Toplu iletişim, birçok abone ya da merkez arasında, birinin yayımladığı işareti tümünün alabileceği şekilde kurulan iletişim.
  • Yayımlı iletişim, çağıran bir aboneden ya da merkezden, çağırılan birçok abone ya da merkeze yönelen bilgi aktarımı.
—Topbil. Grup iletişim aracı, yararlananların ya da seslenilen kimselerin (ister bölgesel bir topluluk, ister özel bir ilgi alanı ya da ortak bir özellik [yerel radyo ve televizyon] sözkonusu olsun) aynı gruptan oldukları bilgi ya da iletişim organı. (Bk. ansikl. böl.)

—Topruhbil. ve Topbil. Gruplar ya da bireyler arasında kurulan bir ağ aracıyla mesajların her türlü iletim ve algılanma süreci. (Bk. ansikl. böl.)
Kitle iletişimi, her çeşit mesajın az ya da çok geniş ve ayrışık bir topluluk içinde yayılmasını sağlayan yöntemlerin tümü. (Kitle iletişimi, belçikalı ve ingiliz-amerikalı toplumbilimcilerin sırasıyla kolektif yayın teknikleri ve mass media olarak adlandırdıkları şeylerin eşanlamlısıdır.) [Bk. ansikl. böl.]
Siyasal iletişim, resmi ya da resmi olmayan iletim kanalları aracılığıyla yönetenlerle yönetilenler arasında yapılan bilgi alışverişi.

—ANSİKL. Bilş. insan ve bir bilişim makinesi arasındaki iletişim birçok yoldan kurulabilir. örneğin bir yazıcı ve daktilo klavyesine benzer bir klavye kullanılabilir; bu klavye, metinleri, hem işlemcinin, hem de bilgisayarın yürüttüğü programın anlayabileceği dilde yazmayı sağlar (bu alanda doğal dillere yaklaşan yüksek düzeyli diller kullanma eğilimi vardır). Bir görüntüleme ekranından yararlanılabilir; bu türde bilgisayar yürüttüğü işlemlerin sonucunu ve olası işlemlerin listesini görüntüler; kullanıcı ise, bir klavyeyle veri ve komutları, makineye yükleyebileceği gibi ekran ya da makineye bağlı grafik levha üzerinde bir ışık kalemini dolaştırarak da bilgisayara verebilir. Nihayet sözle iletişim kurulabilir; bu yöntemde bilgisayar işlemcinin sesini tanıyan bir sistem ve seslerin bireşimini yaparak, programların sonuçlarını doğal dilde ifade eden bir aygıtla donatılır (günümüzde sesli etkileşim, birkaç özel uygulamayla sınırlıdır).

—Dilbil. Sibernetiklerle bilgi işlem kuramcılarının inceledikleri iletişim, en genel anlamda, bir bildirinin bir oluk aracılığıyla, bildirinin oluşturulması için gerekli kodu, en azından belli bir bölümüyle, karşılıklı olarak bilen bir verici ve bir alıcı (canlı ya da teknik) arasındaki iletimidir.
Her iletişim dizgesi (doğal diller de bunların içindedir), bu durumda şu öğeleri kapsar:
1. sınırlı sayıda belirtkeler ve bu belirtkelerin aralarında birleşimi sağlayan kurallar bütünü, bir kod;
2. bildirinin aktarımında fizik dayanak olan bir oluk (sözlü iletişim durumunda hava);
3. bildirinin hem kaynağı, hem de kodlayıcısı bir verici (ya da gönderen);
4. bildiriyi hem alan, hem de kodu çözen bir alıcı, iletişim süreci artıkbildirinin azaltmayı amaçladığı belli bir "gürültü” yoğunluğundan (kodlama ya da kod çözme sırasındaki yanılgılar, oluktaki bozukluklar) etkilenir.
iletişimin incelenmesi, dil işlev'leri sorununu ortaya çıkarır. R. Jakobson, iletişim sürecinde yer alan öğe kadar dilsel işlev saptadı: verici, alıcı, kod, bildiri, bağlam, ilişki üstünde odaklaşan işlevler.

—Etol. Hayvan iletişiminin işlevleri. Hayvanlar evreninde, bireyler arasındaki ilişkiler bilgi alışverişi sayesinde gelişir ve sürer. Çeşitli yapılardaki işaretlerin verilmesi ve algılanması, davranışların çoğunun oluşmasına ve düzenlenmesine yol açar. Aynı türden hayvanların birbirlerini tanımaları buna bir örnektir. Belli bir çevrenin doğai kaynaklarını başka türden bireylerle paylaşan hayvanlarda tanıma özellikle önemlidir: örneğin, her ördek türünde, erkeklerin kanatlarında uçuş sırasında aynı türden bireylerin toplanmasına olanak veren, biçim bakımından gözalıcı ve özel renklerle donanmış bir desen vardır. Ana babanın yavrularını tanıması da çeşitli görsel ve işitsel dürtülere bağlanabilir: hindilerde, yavruların bağırışı annenin davranışını harekete geçirir (sağır bir dişi hindinin yavruları yaşamaz). Gri ördekte (K. Lorenz), evcil tavukta (J. C. Guyomar'ch) özel dürtülerin algılanmasında annenin bağırışı temel rol oynar.

Bazı durumlarda gerçek bir bireysel tanıma sözkonusudur Sözgelimi dişi koyun, doğumu izleyen saatlerde yavrusunu yalayarak onu sürünün öbür kuzularından ayırt etmeyi öğrenir. Bir kez bu bilgiyi edindi mi, başka bir kuzuyu emzirmeyi kabul etmez. Sürekli çiftler halinde yaşayan hayvanlar da eşlerini tanırlar. O. Heinroth (1911), bir erkek kuğunun yalnızca eşinin başı suyun içindeyken ona saldırdığını, buna karşılık dişi başını sudan çıkarır çıkarmaz, sanki başın bazı özellikleri erkeğe dişisini öbür kuğulardan ayırt etme olanağı veriyormuş gibi, erkeğin saldırıyı durdurduğunu gözlemledi.

Çiftleşmeden önceki bazı davranış dizileri gerçek söyleşilerdir Bir hayvanın tepkisi, karşılıklı fizyolojik bir uyuma yol açarak öbür hayvanın bir sonraki etkinliğini belirler. D. S. Lehrman (1964), üreme çevriminin başında erkek kumrunun kuğurdaması ve eğilip doğrulmasının dişide go- nadrop hormonların salgılanmasına yol açtığını kanıtladı. Bu hormonun salgılanması, östrojen (yuvanın yapım işlemini başlatır) ve progesteron (kuluçkanın başlaması) oranının yükselmesine neden olur. Can çekişme, mimikler ve düşmanları tehdit ederken alınan tavırlar, rakiplerinin saldırganlık derecesi üstüne hayvanlara bilgi verir. W. Kühme, filin, baş, hortum ve kulaklarını, saldırganlık derecesine ya da korkuya bağlı olarak 20 farklı biçimde tutabildiğini betimledi (1963). Belli bir toprak parçasına sahip çıkan hayvanlar, belli bir uyarı ve tehdit işaretleri düzenlemesinden yararlanırlar (ötücükuşların şarkıları, memelilerin kokulu işaretler bırakmaları, renkli işaretlerle donanma). Korkmuş ya da yaralanmış bir hayvan tehlike işaretleri yayar. Yırtıcı bir hayvanın yaraladığı golyanbalığı, soydaşlarının birden bire ortadan yok olmasına yol açan özel bir feromon salgılar. Özel alarm bağırışlarının teybe kaydedilmesi, bazı kuşları (kargagiller, martıgiller) zararlı olabilecekleri havalimanlarından uzaklaştırılmak için kullanılmaktadır. Ph. Gramet (1976), çok kalabalıklaşmış sığırcık sürülerini harekete geçirerek uyudukları yerlerden uzaklaştırmada aynı yöntemden yararlanmıştır. (ALARM tepkisi.)

Özellikle topluluklar oluşturarak yaşayan türlerde, topluluğun tehlikelerden korunması ve bireyler arasındaki kaynaşmanın sürmesi için iletişim vazgeçilmez bir koşuldur. Arılar görsel ve işitsel işaretleri belli biçimlerde düzenleyerek, yeni bal toplama alanlarının yeri, yapısı ve önemi üstüne birbirlerine bilgi aktarırlar. Maymunlarda bireyin duruşu ve hareketleri topluluktaki hiyerarşik yerini belirtir: rhesus maymunlarında, yaşadıkları topluluğa egemen olan bireyler başlarını öne uzatarak ve kuyrukları dik yürürler; oysa boyun eğmiş maymunlar yere bakarlar ve kuyruklarını aşağıda tutarlar.

Görsel işaretlerin rolü.


Bu iletişim yolu, görme algılayıcıları oldukça gelişmiş türlerde, yani çoğunlukla omurgalılarda ve bazı omurgasızlarda (eklembacaklılar, yumuşakçalar) gelişmiştir. Görsel işaretlerin pek azı alıcıda değişmez bir yanıt uyandırır: işaretin anlam değeri hem hayvanın ruhsal durumuna, hem de işaretin verildiği dış çevreye bağlıdır.

Görsel işaretler biyolüminesan işaretler olabilir (BİYOLÜMİNESANS) ya da içinde bulunulan çevredeki ışığın yansımasından yararlanabilir. Bu sonuncu işaretler hem motor eylemler (baş sallamalar, kanat çırpmalar, yüz mimikleri, vb.), hem de belli bir duruşa bağlanan özel morfolojik şemalar biçiminde hayvan bildirişiminde rol oynar. Bu işaretlerin anlamlandırılması, işareti verenin ve alanın göreceli yönelimine bağlı olarak değişir.

Görsel işaretlerin en karmaşık olduğu kesim, topluluklar halinde yaşayan türlerdir: sözgelimi evcil arıların dansları. Topluluktaki bireyler bir teste ne kadar alışkın olurlarsa bu test de o kadar açık anlamlı hale gelir: cinsel gösteri yaptıkları sırada sıçrayıcıörümcekgillerde ön ayakların ritmik hareketleri, iguanagillerde baş sallamalar (tehdit işareti) vb. Çoğunlukla 2 ya da 3 dürtünün birleştirilmesi işaretin etkisini artırır: toprağı üstünde etkinlik gösteren nar bülbülünde, özel bir işaret vererek belli bir yöne dönerek durma. Bazı işaretlerdeki niceliksel değişiklikler hayvanın duygusal durumuna bağlıdır: siyam kavgacıbalığı (Betta splendens) saldırganlığı şiddetli olduğu ölçüde yüzgeçlerini genişletir.

Sesli dürtülerin rolü


iletişim aracı olarak sesli işaretlerin kullanılması, ses algılayıcılarının varlığına bağlıdır, işaretin değişkenliği, sesi çıkaran organın az ya da çok karmaşık anatomik yapısına ve merkezi sinir sisteminin perde çeşitlemesi olanaklarına bağlıdır: ses işaretleri böcekte katı ve basmakalıptır; kuşta ve memelilerdeyse (D. J. Borror [1961] ispinozların şarkılarının 13 tema ve 187 çeşitleme içerdiğini tanıtladı) değişiklikler gösterebilir. Özel şarkıların seslendirilmesinde yerel değişiklikler ortaya çıkabilir ve buna bağlı olarak lehçeler oluşabilir (yelveler, ardıçkuşları). Sesli bildiri iki büyük tipte bilgi içerir: bunların bazıları sesi çıkaranın kimliğiyle ilgilidir (tür, yaş, cinslik, topluluktaki yeri); bazılarıysa sesi çıkaranın anlık psikofizyolojik durumunu (saldırma, bölgesine sahip çıkma, cinsel etkinlik, vb.) belirtir.

Sesli bildiri, alıcının işitme aygıtınca algılanır. işitme aygıtının yapısı aynı türden bireylerin frekans dizisine uyarlanmıştır: sözgelimi insan kulağı yarasaların çıkardıkları sesötesi titreşimleri algılayamamaktadır.
insan dilinin sonsuza kadar yeniden dû- zenlenebilen öğelerden oluşmasına karşılık hayvan evreninde durum aynı değildir Sonagraflarla saptanabilen hayvan dilindeki birim öğelerin kendilerine özgü bir anlamla yüklü olmadıkları sanılmaktadır. Hayvanın gerçekleştirdiği her sesli bildiri, belli bir davranışı karşılayan bölünemez bir bütündür.

Dokunma işaretlerinin rolü.


Dokunma yoluyla bildirişim, deri alıcıları çok bol ve çok çeşitli olan öbeklerde gelişmiştir. Basınca ve acıya duyarlı alıcılar, özellikle dokunma bildirilerini algılamaya uyarlanmışlardır ve bu öbeklerdeki bildirişimde daha çok mekanik dürtüler rol oynamaktadır.
Maymunlarda, toplumsal ilişkilerde dokunmayla ilişki kurma (okşamalar, dokunmalar) çok sık kullanılır. Omurgasızlar da dokunmayla ilişki kurma yönteminden yararlanırlar: aynı kolonide yaşayan eşekarıları ve karıncalar duyargalarını birbirlerininkine dokundurarak topluluktaki üyeleri tanırlar.

Bildirişimde elektrik işaretlerinin rolü.


Bu tür dürtüyü yalnızca bazı balık türleri kullanır. Elektrik işaretinin su içinde iletilmesi hemen hemen göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşir. Bu işaret görsel dürtü gibi belli bir yöne değil bütün çevreye yayılır ve yayınlanması durunca, yayıldığı ortamdan hemen silinir.

Bazı elektrikbalıklarının düzenli ve sürekli elektrik yaymaları özgül ve bireysel özelliklerdir ve türdeşlerin yaşama çevreleri içinde birbirlerini tanımalarına olanak verir. Saldırganlık bağlamında ele alındığında, toplulukta, egemen bir yer edinmiş balığın elektrik boşaltmaları saldırılardan önce daha sık gerçekleşir ve çoğunlukla saldırganın kavgaya cesaret edemeden kaçması sonucunu doğurur. Elektrikli- balıklarında elektrik yayma, savunma ve çiftleşme eylemlerine bağlı etkinlikler sırasında gerçekleşir.

Koku işaretlerinin rolü,


insandaki duyu düzeneğinin kokuların yerlerini belirleme ve ayırt etme bakımından sınırlı olduğundan, feromonların bulunmasına kadar (1959) hayvanların koku iletişimlerinin incelenmesi gecikti, iletişimde görev alan feromonlar, davranışı aniden başlatan bir dürtü görevi yapan "uyarıcı feromonlar" öbeğindendir Feromonlar aynı türden bireylerin ve çiftlerin birbirlerini tanımalarına yardımcı olur. Olayın bu bireysel çeşitlemesi, gelişmiş topluluklar halinde yaşayan hayvanlara, kokuyu yayan hayvanın toplumdaki yerini ve fizyolojik durumunu öğrenme olanağı tanır. Tehlike sözkonusu olduğunda, bazı türler öbekteki bütün bireylerin birden bire yok olmasını sağlayabilen "alarm maddeleri" çıkarırlar (golyanbalığı). Bu maddeler aynı zamanda hayvanın egemenlik alanını da belirler.

Hayvan iletişiminin soyoluş ve bireyoluş bakımından evrimi.


Bir tür içinde iletişim süreçlerinin kurulmasını genelde genom belirler ve hem bireyin çevresine (fiziksel, ekolojik, toplumsal), hem de bireyin kişisel deneyimine bağlı olarak büyük ölçüde değişikliğe uğratır. Kuşun embriyo gelişmesi sırasında iletişim öğeleri de gelişir ve hayvanın topluluktaki davranışının gelişmesini kolaylaştırıcı bir etki yapabilir (G. Gottlieb). İletişimin bazı kalıcı öğeleri, ötücükuşların özel şarkıları gibi, yaşamın duyarlı dönemlerinde edinilir. W. H. Thorpe'un kanarya için ortaya koyduğu (1958) edinme süreci her bireyde farklıdır. Buna karşılık, kumru gibi bazı türler, toplu yaşamdan uzak bir yerde yetiştirilmiş olsalar bile, erginlik çağında özel bazı ortak sesler çıkarırlar. Hailman'ın çeşitli martı türleri için ortaya koyduğu gibi, hayvanlar özel dürtüler tanımayı öğrenebilmektedirler.

Soyoluş alanında, türlerin gelişmesi sırasında bazı işaretlerin (özellikle görsel olanlar) giderek işlevsel değerlerini yitirdikleri ve bir iletişim işlevi edindikleri sanılır (tavukların ibikleri); ayinleştirilmiş davranış öğeleri için de durum aynıdır: sözgelimi, başlangıçta yalın bir temizlik davranışı olan ördeklerin teleklerini yalızlaması, günümüzde bu öbeğin erkeklerinin gösteri hareketleri dizisi içinde yer almaktadır.

—Topbil. iletişim araçlarının ortak özelliği, herkese ve her zaman kalabalık (farklılaşmamış ve ayrışık) topluluklara seslenmektir. Günümüzde yeni iletişim araçları yeni olanaklar sunmaktadırlar. Bazı iletişim araçları güçlerini artırmak ya da ayrıştırmakla yetinerek, geleneksel iletişim biçimlerini sürdürürler (kablo, videoiletim ve yaygın teletexte). Bazılarıysa, farklı bir iletişim biçiminin araçları olarak, bireyler ya da gruplar arasında, bir banka ya da bir bilgi veri merkeziyle, iki yönlü ilişki kurma olanağı sağlarlar, iletişim araçları dünyasının ikili özelliğinin kökü de, işte bu çeşitli iletişim kategorilerinin yan yana gelmesinde ve uzun zaman birbirinden ayrı kalan telefon, bilgisayar ve televizyon evrenleri arasındaki verimli bir yakınlaşmanın kurulmasındadır.

—Topruhbil. ve Topbil. iletişim sistemi şöyle çalışır: bilgi kaynağı (örneğin beyin) istenen mesaj'ı (örneğin konuşulan sözcükler) seçer; verici (örneğin ses tellerindeki gerginlik değişiklikleri) bu mesajı işaret'e çevirerek iletişim kanalı (örneğin kitle iletişim araçları) aracılığıyla alıcı'ya (örneğin kulak) gönderir. Bu süreç sırasında, kaynak tarafından istenmeyen bazı öğeler (gürültüler) iletişim kanalındaki işareti bozabilirler. Sözsel ve sözsel olmayan iletişim konusundaki birçok araştırma, telefon iletimi kuramcıları (C. E. Shannon ve W. Weaver) tarafından bilgi kuramı adıyla geliştirilen bu modelden az çok üstü kapalı bir biçimde esinlenmiştir.

Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 16 Eylül 2016 22:01
3 Kasım 2008 16:14   |   Mesaj #3   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın

İletişim


Bir insanın başka bir insanla haber ya da bilgi alışverişine iletişim denir. Eğer insanlar birbiriyle iletişim kuramasaydı, her insanın bildiği kendi deneyimleriyle sınırlı olacaktı. İnsanlar gibi hayvanlar da iletişim kurabilir, ama bildiğimiz kadarıyla hayvanlar yalnızca acı, zevk, korku, açlık, öfke ve sevgi gibi basit duyguları ifade edebilir. Bazı hay­vanların, özellikle balinaların çıkardıkları ses­ler öbür hayvanlarınkinden daha gelişmiş bir dil oluşturur. Şempanzeler de çok çeşitli sesler ve yüz hareketleri kullanırlar; ama onların iletişim biçimleri insanlarınkine göre çok az gelişmiştir.

İnsanlar arasındaki en önemli iletişim biçi­mi olan konuşma tek iletişim yolu olmadığı gibi, en eskisi de değildir. Duygularımızı belirtmek, başkalarına belirli işaretler vermek için el ve yüz hareketleri de yaparız. Hayvan­lar bu "beden dili"ni çok kullanır. Sağırların kullandığı işaret dili de konuşmadan iletişim kurmanın iyi bir örneğidir. Körler de büyük oranda dokunma ve işitme yoluyla iletişim kurarlar.

İletişim genellikle insanlar arasında olur, ama insanlarla iletişim kuracak biçimde tasar­lanmış makineler de vardır. Örneğin, tehlike anında çalmaya başlayan hırsız ya da yangın alarmları, bankalarda kullanılan ve insanlar­dan komut alıp gereğini yerine getirecek biçimde tasarlanmış olan elektronik terminal­ler bunlardandır. Isıtma sistemlerini açıp ka­payan termostatlar gibi, başka makinelerle iletişim kuran makineler de vardır. Bu tür makinelerin kullanımı II. Dünya Savaşı son­rasında hızla yaygınlaşmıştır.

İlk İletişim Biçimleri

Eskiçağlardan beri insanlar uzak yerlere ha­ber gönderme sorunu ile karşılaşmışlardır. Çabuk haber gönderebilmenin en basit yolu işaret ateşleri kullanmaktı. İÖ 1200'lerde Yunanlılar Truva'yı kuşattığı zaman, kralları Agamemnon Truva ile Yunanistan arasındaki bütün dağ doruklarında işaret ateşleri hazır­latmış ve kuşatma bitince yakılan bu ateşler zafer haberini Yunanistan'a ulaştırmıştı. 1588'de İspanyol Armadası İngiltere'ye yak­laşırken tehlikeyi ülkenin her yanına duyur­mak için de yakılan ateşlerden yararlanılmış­tı. Bir başka işaret gönderme yöntemini Kuzey Amerika Yerlileri kullanırdı. Bu yöntemde, ateşin çıkardığı dumanın üstü bir hayvan derisi ya da battaniye ile bir an için kapatılıp sonra yeniden açılarak dumanın parça parça çıkması sağlanır ve parça sayısı şifreli bir haberi belirtirdi. Romalılar da haberleşme kulelerinde ateş yakarak ya da bayrak sallayarak haberleşiyorlardı.

Boru ya da megafon kullanarak insan sesinin daha uzaklara gitmesi sağlanabilir. İÖ 330'larda Büyük İskender'in kocaman bir megafon kullandığı bilinmektedir. Bazı Afri­ka kabileleri de davul çalarak uzaklara haber iletirdi. Persler, Eski Yunanlılar ve Romalılar gibi Çinliler de İÖ 1100 öncesinde atlı ya da koşucu haberciler yetiştiriyorlardı. 16. yüzyıl­da Peru'da yaşayan İnkalar, yollar üzerinde belirli aralıklarla koşucu haberciler bulundu­rur ve bu sistemle saatte 15 kilometreye varan bir hızla haber gönderebilirlerdi. Bu haberler sözlü olarak iletilebildiği gibi, önceden belir­lenen bir şifreye göre, bir çubuk üzerine açılan çentikler ya da bir sicime atılan düğüm­lerle de belirtilebiliyordu.

Çağdaş İletişim


Yazının icadı iletişim alanında olağanüstü bir değişime yol açtı. İnsanların, düşüncelerini açıklamak için Mısır hiyerogliflerinde olduğu gibi birtakım resimler çizmeye başlamaları ile yazı ortaya çıktı (bak. hiyeroglif). Yazı dili yüzyıllar boyunca çok yavaş gelişti. 15. yüzyıl­da Johannes Gutenberg'in bulduğu basım yöntemi bu alanda önemli bir gelişme oldu. Eskiden elle yazılarak çok yavaş çoğaltılan kitaplar bu yöntemle çok kısa bir sürede çoğaltılabiliyordu. Daha sonra 1475'te Wil­liam Caxton İngiltere'de ilk baskı makinesini yaptı.

19. yüzyılda buhar gücüyle çalışan baskı makineleri ortaya çıktı. Bu makinelerin kulla­nılması ve daha çok insanın okur yazar olması sonucu, yayımlanan kitaplardaki ve gazeteler­deki düşünceler daha çok insana ulaşabildi. 20. yüzyılın ortalarında bir günde yayımlanan gazetelerin toplam baskı sayısı toplumdaki yetişkin insan sayısını geçti.

18.yüzyıl sonlarına kadar, uzak yerlere hızla haber gönderebilmek çok güçtü. Ama 1792'de Fransız mühendis Claude Chappe semaforu icat etti. Bir direk üzerindeki hare­ketli iki koldan oluşan semaforun kollarına verilen her farklı biçim değişik bir anlam taşıyordu. Tepelerin doruklarına yerleştirilen semafor direklerinden oluşan iletişim zinciriy­le bir haber uzak mesafelere hızla iletilebili­yor, örneğin Paris'ten, 725 km uzaktaki Toulon'a bir haberin ulaşması 10-12 dakika sü­rüyordu. Napolyon Savaşları sırasında, Londra'daki deniz kuvvetleri komutanlığı ile İn­giltere'nin güney kıyılarındaki donanma üsle­ri arasındaki haberleşmede buna benzer bir yöntem kullanıldı.

17 yüzyılda iletişim yöntemlerinde büyük gelişme oldu. Mors alfabesinin de mucidi olan Samuel F. B. Morse 1832'de, kablolar aracılı­ğıyla sinyal iletebilen telgrafı icat etti. 1866'da, Atlas Okyanusu'nun altında uzanan bir telgraf hattıyla Avrupa ile Amerika ara­sında telgraf haberleşmesi gerçekleştirildi. 10 yıl sonra Alexander Graham Bell telefonu icat etti. Guglielmo Marconi'nin bulduğu telsiz telgraf ise, bir telgraf hattına gerek olmadan açık denizdeki gemilerle haberleş­meyi sağladı. 20. yüzyılda sesin radyo dalgala­rı aracılığıyla iletilmesini sağlayan telsiz tele­fonun bulunması düzenli radyo yayınlarının ortaya çıkmasına yol açtı. Televizyon 1920'de icat edildi ve ilk düzenli televizyon yayım 1936'da gerçekleşti.

II. Dünya Savaşı'ndan sonra televizyon yayıncılığı öylesine büyük bir gelişme gösterdi ki, günümüzde sanayileşmiş ülkelerde her evde en az bir televizyon alıcısı vardır. Bu ülkelerde televizyon başlıca haber alma, eğitim ve eğlence aracı durumuna gelmiştir Günümüzde bilgisayar ve uzay teknolojisi iletişim hızında ve niteliğinde büyük bir geliş­meye yol açmıştır. Dünya yörüngesindeki bir uydu aracılığıyla alınan ilk televizyon görün­tüsü bulanık ve titrekti; ama günümüzde dünyanın öbür ucundan gelen bir yayın yerel yayınlar kadar nettir. Teletekst ya da videotekst sistemleri, yalnızca birkaç tuşa dokunarak uzaktaki bir bilgisayardan gelen bilgileri tele­vizyon ekranında görmemizi sağlar. Telefonla dünyanın hemen hemen her yeriyle doğrudan konuşulabilmektedir.

Bilgisayar İletişimi


Elektronik teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak bilgisayar fiyatlarının hızla düşmesi, eskiden bilgisayar kullanımının fazla pahalı olduğu saat, hesap makinesi ve televizyon gibi aygıtlarda da bilgisayar kullanılmasına yol açmıştır. Bilgisayarların bu yaygın ve etkin kullanımı modern toplumların içinde bulun­duğu "bilgi patlaması" ya da "bilişim devrimi" diye adlandırılan olgunun temelini oluşturur. Bilgisayarlar günlük yaşamımıza öylesine gir­miştir ki, onlar olmazsa bankalar, işyerleri ve kamu kurumlarının çalışmaları durabilir.

Toplumun her kesiminde yaygınlaşan bilgi­sayarlar birbiri ile bağlantılandırılarak daha etkili bir biçimde kullanılabilir. Günümüzün bilişim toplumu için bilgisayarlar arasında iletişim, karayolları ile demiryollarının sanayi toplumunda taşıdığı öneme sahiptir. Çünkü bilişim toplumunun etkin bir biçimde çalışma­sı için gerekli hammadde olan bilginin dolaşı­mı bilgisayar iletişimi ile gerçekleşir. Bilgisa­yarlar iletişimin kendisini de etkilemiş ve telefon santralları giderek birer bilgisayar merkezine dönüşmüştür. Bunun sonucunda, bilgisayarlar arasındaki iletişimin kapsamının genişlemesi ve bütünleşik bir bilgi iletim sistemi oluşturulması yönünde bir eğilim gö­rülmektedir.

Bu bütünleşik bilgi iletim sistemi bilgisayar ağları, kablolu televizyon, veri ve metin iletim sistemleri yanında uydu aracılığıyla iletişimi de kapsayan bir dizi gelişmiş teknolojiyi içerir; elektriğin ülkenin her yerine ulaşması­nı sağlayan elektrik ağına benzeyen bir elek­tronik ağı oluşturarak, kablolarla birbirine bağlanmış ev, işyeri, mağaza, fabrika, okul, kütüphane ve benzeri yerler arasında bilginin kolayca dolaşımını amaçlar.

Günümüzde bilgisayarlar ve televizyon ek­ranları ile birlikte kullanılan telefon, iletişim hizmetlerinin şaşılacak ölçüde gelişmesine yol açmıştır. Uzaktaki bir bilgisayarda depolan­mış geniş bilgi yığını içinden seçilen bir bilgi parçası televizyon ekranında görülebilir. Ter­minaller televizyon alıcılarını telefon hatlarıy­la bilgisayarlara bağlamaktadır. Ana bilgisa­yarda depolanan ve sürekli olarak güncelleşti­rilen bilgiler böylece kolay ve ucuz olarak evlere ve işyerlerine aktarılır. Doğrudan bilgi­sayara bağlı terminallerle bilimsel bilgilere, şirket kayıtlarına, sosyal ve ekonomik veriler­le benzeri bilgilere kolayca ve hızla ulaşıla­bilir.

Evlerdeki bilgisayar terminalleri kullanıla­rak gittikçe artan bir oranda ev dışındaki başka sistemlerle bilgi alışverişine girilebil-mektedir. Bu yöntemle, kişi evindeki termi­nali kullanarak seyahat broşürleri isteyebilir; uçak bileti ya da otel odası ayırtabilir; çeşitli mal ve hizmetleri sipariş edebilir; kredi kartı­nın numarasını bildirerek bedellerini ödeyebi­lir. Böyle bir sisteme bağlı kişilerin birbirleri­ne doğrudan haber göndermelerini sağlayan "elektronik posta" servisi de vardır. İletişim yöntemlerindeki bu devrimden etkilenen alanlardan biri de bankacılıktır. Artık bir hesaptan ötekine, bir bankadan başka bir bankaya elektronik olarak para aktarılabili­yor, kişiler "otomatik vezne"lerden para çe­kebiliyor, işlemler anında hesaba geçirilebiliyor.
Yeni iletişim teknolojileri yolculuğa çıkan kişilere de önemli kolaylıklar sağlıyor. Örne­ğin, iş yolculuğuna çıkan bir kişi ülkenin başka bir yerindeki meslektaşlarıyla kapalı devre televizyon aracılığıyla karşılıklı görüş­me yapabilmekte, toplantı düzenleyebilmektedir. Sinyallerin kablo yerine radyo dalgaları ile iletildiği telsiz telefonlar ve otomobil telefonları hareket halindeki kişilerin iletişim­lerini kesintisiz biçimde sürdürmesine olanak verir. Faksimile yöntemiyle her tür belge anında denizaşırı yerlere gönderilebilir.

MsxLabs & TemelBritannica
Son düzenleyen Safi; 16 Eylül 2016 22:03
EagLesTeaM
10 Haziran 2009 17:38   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

İLETİŞİM NEDİR VE İLETİŞİM ÇATIŞMALARI


Bu yazımızda; iletişim nedir ve iletişim yolları nasıldır, iletişim türleri ve de iletişim çatışmalarını incelemeye çalışacağız.
İletişim şöyle tanımlanmaktadır: Düşünce ve görüşlerin sözlü olarak karşılıklı alışverişidir.

İNSANLARDA İLETİŞİM


Başka bir tanıma göre; Bizim başkalarını başkalarınında bizi anlaması süreci olarak tanımlanmaktadır. Doğan Cüceloğlu ise; “iletişim iki birim arasında bir biriyle ilişkili mesaj alışverişidir” şeklinde açıklamıştır. Birim kelimesi insanı, hayvanı ya da makineleri kapsamaktadır. İletişim sadece insana özgü bir olay değildir.
İnsan, jest ve mimikleri kullanan gelişmiş refleks ve içgüdülerinin yanısıra dilide içine alan çok karmaşık öğrenilmiş davranışlarla iletişim yapan yegane varlıktır. Davranışlar doğuştan gelen gelip geçici ve öğrenilmiş olarak üçe ayrılır. Öğrenilmiş davranışlar bireylerin toplum içinde doğduktan sonra iç ve dış çevrelerinden gelen uyarıcılarla iletişimini etkileşim sonucu edindikleri nisbeten kalıcı davranışlardır. Bunlar ikiye ayrılır:
a) Toplumca arzu edilen davranışlar,
b) Toplumca arzu edilmeyen davranışlar.

Toplumca arzu edilen davranışlarda da uyum gösterme isteği söz konusudur.
İnsan etkileşim dinamiğini açıklamada beş temel varsayım öne sürülmektedir:
  1. İletişim kuramamak imkansızdır. Hiçbir şey yapmamak dahi anlamlı bir mesaj oluşturur ve iletişime girer.
  2. İletişimin içerik ve ilişki düzeyleri vardır. İlişki düzeyi içerik düzeyine anlam verir. Kişi öğretmeninden kalem isterken farklı, arkadaşından isterken farklı cümleler kuracaktır. İkisinde de anlam içerik aynıdır.
  3. Mesaj alışverişindeki dizinsel yapı anlamı oluşturur. Kurulan cümlede yükleme en yakın kelime vurgulanmak isteniyor demektir.
  4. Mesajlar sözlü ve sözsüz olarak iki tiptir. İçerik iletişiminde sözlü mesajlar ilişkiyle ilgili tutum ve tercihlerde anlatımda ise sözsüz mesajlar etkili olurlar. Mantıksal mesajlar sözlü, duygusal mesajlar sözsüz olurlar.
  5. İletişimi kuran kişiler eşit veya eşit olmayan ilişki içindedir.

İLETİŞİM TÜRLERİ VE ÇATIŞMALAR


1) Kişi içi iletişim ve çatışma:
Bir insanın düşünmesini, duygulanmasını, kişisel ihtiyaçlarının farkına varmasını içgözlem yapmasını, rüya görerek kendi içinden mesaj almasını ya da kendine sorular sorarak bunlara cevaplar üretmesini bir iç iletişim olarak görebiliriz. İki insan arasında gerçekleşen iletişim benzeri tek bir insan içinde de gerçekleşebilir. Mesaj üretmekle yorumlamak kişi içi iletişimdir. Kişi içi çatışmalarda iki grupta toplanabilir: Bilinç dışında baskıda tutulan çatışmalar ve bilişsel çatışmalar.

2) Kişiler arası iletişim. Mesaj gönderenin başka, gönderilenin başka insanlardan oluştuğu iletişimdir. Mekan ve zaman birliği olmalıdır. Kişiler arası iletişim sözlü ve sözsüz olarak ikiye ayrılır. Sözlü iletişim dil ve dilötesi şeklinde olur. Sözsüz iletişim yüz ve beden bedensel temas, mekan kullanımı şeklinde olur.

3) Örgüt içi iletişim ve çatışma: Örgüt içinde görev alan kişilerin önceden tanımlanmış bir takım rollere girerek hiyerarşik bir düzen içinde bu rollerinin gereğini yerine getirerek, iletişimde bulunmaları örgüt içi iletişime girer. Örgüt içi çatışmalar ise genelde rol çatışmaları ve alt üst ilişkilerinden doğar. Kendi yönetiminde olmayan bir personel ya da birimi bir yönetici kendi hizmetinde esas sorumludan gereken izni almadan kullanması ilgili kişiyi hiçe saymak ya sa o kişiyi tanımamaktır. Böyle bir durumda yapılan işler ve birbirine karışmakta ve esas yapılması gereken iş aksamaktadır. Aynı zamanda fikri alınmayan yönetici bir çatışma yaşamaktadır. Ve bu çatışmayı farklı şekillerde dışada yansıta bilmektedir.

4) Kitle iletişimi ve çatışma: Bir takım bilgilerin sembollerin, bir takım hedefler tarafından üretilmesi geniş insan topluluklarına iletilmesi ve bu insanlar tarafından yorumlanması sürecine kitle iletişimi denir. Kaynak ve hedef arasındaki kanallara ise kitle iletişim araçları denir.

İletişim çatışmalarını farklı bir açıdan ise söyle açıklamaktayız:


  • Aktif çatışma. Burada düşünülen şu olmaktadır. “Kötü adam ne söylerse kötütür.” Karşı karşıya gelinen kişilerin birbirilerinden hoşlanmamaları, birbirilerine kızmaları durumunda aktif çatışma ortaya çıkar.
  • Pasif çatışma: Küsler diyaloğu olarakta anılır. Burada insanlar herhangi bir sebebten ötürü örneğin, çekindikleri için veya kötü oldukları için ilişki kurmaktan çekinirler. Yani birlikte yaşayan insanların birbirleriyle iletişim kurmamaları bir tür çatışmadır.
  • Varoluş çatışması: Ben sandımki! Bir insan karşısındakinin sözlerini yanlış anlarsa ya da onun sözleriyle ilgisi olmayan bir mesaj verirse bu duruma varoluş çatışması adı verilir.
  • Tümden redetme: Eğer bir kişi kendisine yöneltilen mesajı tümüyle rededer tamamen aksi görüş sunarsa tümden redetme çatışması sergilenmiş olur.
  • Ön yargılı çatışma: ya da ben kararımı çoktan verdim: Bu tür çatışmada kişiler belli bir konuda tartışmaya başlamadan önce o konuda bir önyargı, bir peşin hüküm edinmişlerdir. Tartışma sırasında ısrarla bub önyargılarını savunurlar. Tartışma onların başlangıçda sabit olan fikirlerini herhangi bir şekilde etkilemez.
  • Yoğunluk çatışması: ya da Haklısın ama: İki kişinin görüşleri arasında kısmen uyuşma olması halinde yoğunluk çatışması oluşur.
  • Kısmi algılama çatışması: ya da Bunuda mı demiştin: Eğer bir kişi karşısındaki kaynaktan kendisine gönderilen mesajlardan ancak bir kısmını algılar diğerlerini algılamazsa bu durumda kısmi algılama çatışması ortaya çıkar.
  • Alı koyma çatışması: ya da Anlatamadım galiba: Bu çatışmada kişi karşısındaki kaynaktan kendisine gönderilen mesajı tam olarak anlar fakat, üçüncü kişiye tam doğru olarak iletemez. Aktarmayı eksik ya da çarptırarak gerçekleştirir.

KİŞİLER ARASI İLETİŞİM ÇATIŞMALARININ NEDENLERİ


  • Bilişsel: Gördüklerimizi, işittiklerimizi zihnimizde bunlara verdiğimiz anlamları, unuttuklarımızı, hazırladıklarımız, kendimiz ve çevremize ilişkingetirdiğimizkalıp ve düşünceler şemalar kuracağımız iletişimleri büyük ölçüde ettikiler.
  • Algı: Algı duyu organlarının beyinimize ulaşan verilerinin örgütlenmesi, yorumlanması, anlamlandırılması sürecine verilen addır. Algıda oluşacak bir bozukluk iletişim çatışmalarında önemli bir rol oynamaktadır.
  • Duygu: Vücutda gözlenen değişikliklerle tanımlanır. Bireyin içinde bulunduğu duygu durumuna göre iletişimi sağlıklı kurabilir ya da kuramaz. Çünkü duyguları kişiyi olaylara karşı nasıl bakacağını büyük ölçüde belirlemektedir.
  • Bilinç dışı: İnsanların bilinç dışlarında bulunan duygular, çatışmalar, bunlar görünürdeki kişi davranışlarını duygularını düşüncelerini yönlendirir.
  • İhtiyaçlar: İnsanlarla kurulan ilişkilerin ve yaratacağımız çalışmaların niteliğini belirleyen ihtiyaçlarımızdır.
  • İletişim becerisi: İnsanlar iletişim sırasında yaptıkları hataları gösterir, nasıl iletişim kurması konusunda bilgi verirsek, iletişim çatışmalarına girme olasığını önleriz. Uygun eğitim verilmesi halinde kişiler karşılarındaki insanların duygusal durumlarını, içerisinde bulundukları durumları daha iyi anlayabilmektedirler.
  • Kişisel faktörler: Cinsiyet, fiziksel görünüm, tutumlar. Burada iletişime geçilen insanların bulundukları konum büyük önem taşımaktadır. Örneğin görme engelli bir insanla konuşurken ya da bir şey tanıtırken insanlar bu insanlarla herhangi bir göz teması olmadığı için seslerini yükselterek konuşmakta, görme engelli kişinin sağından solundan çekiştirmektedir.
  • Kültürel faktörler: Kurallar, dil, din. İçinde yaşanılan toplumun ortaya koyduğu kurallar büyük iletişim çatışmalarına yol açmaktadır. Görmeyenlerin henüz eğitilmedikleri dönemde hafızlık yaparak geçimlerini sağlarlarmış bu söylence günümüzde eğitiminin son noktasına yaklaşmaş insanlara seslenirken “hafız” diye seslenilmekte ve bir genelleme yapılarak görmeyenin ayırtedici özelliklikleri bir kenara bırakılarak işin sadece dinsel kısımı vurgulanmaktadır.
  • Roller: Grup içinde belli bir pozisyonda bulunan kişilerden beklenen davranışlara rol adı verilir. Mesleki ve sosyal roller olarak ikiye ayrılır.
  • Sosyal ve fiziksel çevre: Farklı ortamlarda olayları farklı algılar farklı tepkilerde bulunuruz.
  • Mesajın niteliği: Kişiler kendilerine ulaşan bir mesajın kabsamına karşı olduklarında sırf bu büzden mesaj gönderenle çatışmaya başlayabilirler. Mesajla mesaj getiren kişiyi birbiriyle karıştırmamalıyız.

İNSAN İLETİŞİMİNDEKİ DÖNEMLER


  1. Ana rahmindeki dönem: Doğmadan önceki 40 hafta. Gerek zigot gerekse fetus halindeyken halindeyken bile çocuğun ana karnıydayken çevresiyle iletişimde bulunmaktadır. Bu sırada çocuk, annenin yaşantılarından doğrudan doğruya veya dolaylı olarak etkilenir. Bu dönemde kişi içi iletişimin gelişmemiş hali egemendir.
  2. Yeni doğmuşluk dönemi: Doğuştan sonraki ilk 12 haftadır. Çocuk bu devrede donkunma, duyma, görmeyle ilgili uyarıcılara cevap vermeyi öğrenir. Kişi içi iletişimi etkili olarak devam eder ve gelişir.
  3. Bebeklik dönemi: 3-24 aylar. Baş, göz, el, gövde, parmak hareketlerinde gelişmeler devam eder. Yirmi dört’üncü ay içinde konuşma yoluyla iletişim başlar.
  4. İlk çocukluk dönemi: 2-5’inci yıllar. Bu dönemde bireyler arası iletişim gelişir. Ancak burada daha çok anababa, yakınakrabalarla bu ilişki oluşur.
  5. İkinci çocukluk dönemi: 6-18’inci yıllar. Karşı cinsten kimselerle birşeyler ve bireyler arası iletişim gelişir. Ayrıca grupların üyeleriyle iletişim başlar.
  6. Yetişkinliğin ilk dönemi: 19-30’uncu yıllar. Bu dönemde her türlü karmaşık iletişim çeşitleri gelişmiştir. Birey içinde değişik roller alma ve çeşitli kurallara uyma zorunluğundadır. Bu dönemde kendinden yukarı yaşlarla iletişim egemendir.
  7. Yetişkinliğin orta dönemi: 30-45’inci yıllar. Kendinden küçüklerle ve çocuklarla iletişimin en ileri olduğu dönemdir. Duygulayıcı ve iletici rolünden dah büyük sorumluluklar almaya geçiş dönemidir.
  8. Yetişkinliğin son dönemi: 45-60’ıncı yıllar. Bilgi edinme ve öğrenmenin yerine bilgi verme, öğretme, yönetme, yükmetme geçiş yaşanmaktadır. Bireylerin karar verici gruplar halinde içinde bulunduğu dönemdir.
  9. Emeklilik dönemi: 65-80’inci yıllar. İktidarı terketme ve karar vericilikten çekilme dönemidir. Hayatın sonuyla ilgili filozofik düşüncelerin geliştirildiği dönemdir. Olayların bütün olarak ele alındığı ve değerlendirildiği dönemdir.
  10. Yaşlılık dönemi: 80 yıldan sonrası. Bu dönemde özellikle ilk anılara önem vererek geçmişte olanlar düşünülür.
Son düzenleyen Safi; 16 Eylül 2016 22:45
19 Eylül 2013 21:40   |   Mesaj #5   |   
OneDirection - avatarı
Üye

iletişim


Gelecek sayımızda görme engelli ve iletişim başlıklı bir yazıyla kendi dünyamıza daha yakından bakacağız. Sözlerimi bitirirken şunları söylemek istiyorum; karşınızdaki kişi kim olursa olsun, hakkında bir yargıya varmadan onu iyi anlayalım ve çok boyutlu düşünmeyi ihmal etmiyelim. Kısacası karşıdaki insanın ayakkabılarını giyerek birde o taraftan bakalım. İşte o zaman dünyaya ve insanlara bakışmız değişik bir boyut kazanacaktır.

Sponsorlu Bağlantılar

EVLİLİKTE İLETİŞİM


Evlilikle birlikte kişilerin yaşamlarında bir çok değişiklikler olmaktadır. Evlilik yaşantısıyla bekarlık rollerinden evlilik rollerine geçilmektedir. Aile yaşamının temelini eşler arasındaki etkileşim ve iletişim oluşturmaktadır.Eşler duygusal olarak birbirlerine bağlıdır. Aynı evi paylaşırlar ve alınan kararlarda birlikte sorumluluk alırlar. Doğal olarak evli çiftlerin arasında çeşitli nedenlerle sorumlulukların paylaşılması, çocukların yetiştirilmesi vb. sorunlarda ortaya çıkabilmektedir. Evlilikte ortaya çıkan sorunların yoğunluğu evlilik süresine ve kişilerin kişilik özelliklerine göre farklılıklar göstermektedir. Mutlu eşler birbirleriyle daha çok konuşmaktalar ve iletişim kanallarını açık tutmakta daha fazla çaba göstermektedirler. Mutsuz çiftler ise; birbirleriyle konuşmak için daha az zaman ayırmakta ve aralarında çıkan sorunları çözmek yerine daha çok kaçmayı tercih etmişleridr. Mutsuz çiftlerde oluşan boşanmaların en başta gelen sebebi ise çiftler arasında yetersiz iletişim ve sorunları yerinde çözememek gelmektedir.

Evlilikte iletişim ve evlilik doyumu arasında neden sonuç ilişkisinden daha çok karşılıklı bir ilişki söz konusudur. Evlilik doyumu iletişimi, iletişim de evlilik doyumunu etkilemektedir. Dolaysıyla olabildiği kadar açık bir şekilde birbirilerinin duygularını paylaşmanın, eşlerin duygularının ve şikayetlerinin dinlenmesinin, empatik olmanın yani karşınızdaki insanın duygularını anlamanın, saygılı bir şekilde davranmanın evlilik doyumunu olumlu olarak etkilemektedir.

AİLE İÇİ İLETİŞİM


İki birim arasında birbirine ilişkin mesaj alış-verişi diye tanımlanan iletişimin kurulamaması, duyguların bastırılması ve sorunların çözümlenememesi anlamına gelir ki böyle bir aile ortamı psikolojik açıdan sağlıksızdır. Çocukluğunda sabit ve köklü adetlere göre yetiştirilmiş anababalar, çocukları bir problemle karşılaştıklarında kendi anababalarına takındıkları tutumları benimserler. Bundan daha iyi bir yolu öğrenmeye fırsatları olmadığından kendi anababalarının yapmış oldukları hataları tekrarlarlar. Annebabalarından öğüt işitmiş olanlar kendi çocuklarına da aynı şekilde nasihat etmeye ve onların problerini çözmede bu şekilde yardımcı olmaya eğilimlidirler. Anababaların çocuklarına karşı iletişim biçimlerini gözden geçirdiğimizde anababaların problemi olan çocuklarına karşı davranışları dinlemek değil, konuşmak, öğüt vermek şeklinde olduğnu görmekteyiz. Bu anababalar çocuğu birşeyler söyleme gereği duyarlar. Etkili anababa olmanın amacı anababaların biraz susup dinlemeyi öğrenmeliridir. Kendisinin dinlendiğini hisseden çocuk daha sağlıklı ve kendine güvenli yetişiecektir.

AİLE İÇİ İLETİŞİM VE ARKADAŞLARLA İLETİŞİM


Aileye ilişkin pek çok özellik arkadaşlığı da etkilemektedir. Anababanın varlığı, yokluğu, kardeşlerin cinsiyeti, annenin çalışıp çalışmaması gibi özellikler arkadaşlıkların üzerinde etkili olmaktadır. Ayrıca aile bozulmalarının, aile içi çatışmaların arkadaşlıkları olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Arkadaşlar konusunda anababanın güç uygulayıcı tavrı açıklama yapmamayla birlikte görüldüğü zaman gencin arkadaşlıklarında önemli zedelenmeler görülmekte, yani rededici ve baskıcı anababa tutumları arkadaşlıklara müdahele ettiklerinde sonuç yıkıcı olmaktadır. Çocuklukta ya da gençlik döneminde arkadaşlarınca kabul edilen çocuklar ilerde daha başarılı olmakta ve kendilerine olan güvenleri daha çok olmaktadır. Tabii ki çocuğumuzun seçtiği arkadaşlar hakkında bilgi edinmek en doğal hakkımızdır. Ancak bu bilgi edinme süresince çocuğu ya da genci incitmemeye özen göstermemiz gerekmektedir. Arkadaşlık ederek, ikna ederek yapılan anababa davranışları, çocuğun anababasının isteklerine uyum göstermesine, tehtit ederek ve sevgi esirgeyerek yapılan anababa davranışlarının çocuğun anababasının isteklerine uyum göstermemesine ya da anababa varken isteklere uymasına yokken yine kendi bildiği gibi yapmasına neden olmaktadır.

Arkadaşlık ilişkilerinde sağlıklı bir iletişim kurabilmek için şu durumlar önem taşımaktadır:
Fiziksel yakınlık, fiziksel görünüş, kişisel benzerlik veya tamamlayıcılık, karşılıklı olumlu yaklaşım. Fiziksel yakınlık arkadaşlık kurulabilmesi için gereken şartların başında gelir. Her şeyden önce kişilerin birbirilerini görüp, hissedebilecek, konuşmalarına izin verecek olanakların olabilmesi için belli bir fiziksel yakınlığa ihtiyaç vardır. Fiziksel görünüş ikinci sırada yer almaktadır. Çünkü kişi yeni tanıştığı bir grup insan arasınan ilk olarak görünüşünden hoşlandığı kişilerle arkadaş olmak ister. Kişisel benzerlik arkadaşlığın kurulmasında ve sürdürülmesinde önemli bir unsurdur. Çünkü benzerlik kişiye yaşam tarzının ve düşüncelerinin doğru olduğu izlenimini verir. Karşılaştığı bir problemde kendisi gibi olanların onu daha iyi anlayacağını düşünür. Ama bu durum her zaman olumlu sonuçlar doğurmayabilir.
Kişiler sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için kesinlikle iletişim kurmaları gereklidir. İletişimi engellenmiş insanlar da daha önceden görülmemiş psiko-patolojik hastalıklar görülmektedir.

Sonuç olarak şunları söylemek istiyorum. Öncelikle yaşadığımızı farketmemiz gerekmektedir. Acaba geri kalan günlerimizi mi tamamlıyoruz yoksa insanlık için bir şeyler yapmak için mi yaşıyoruz. Bu sorulara yanıt vermek öyle düşünüldüğü gibi kolay değil. Örneğin bir deneme yapalım. Şu anda bir şeyler düşünün ve lütfen bü düşünme sırasında okumayı durdurun.
Evet yeniden merhaba. Eğer yanılmıyorsam büyük bir çoğunluğumuz ya geçmişteki güzel bir anı veya hoş olmayan bir anı düşündük. Ya da gelecekte neler yapacağımızı, tatilde nere gideceğimizi, ay sonunu nasıl getireceğimizi düşündük. Ancak şu an ben yaşıyorum ve mutluyum diyebilen kaç kişi oldu bilemiyorum. Eğer dediyseniz ne mutlu size. Çünkü anın tadını çıkarıp bir takım isteklerimizi ertelemeden yaşamak ya da onları bir düzene sokmak kendimizle olan iletişimizi daha sağlıklı kılacak ve hayata bağlılığımızı daha da artıracaktır. Bir sabah kalkınca önce kendinize sonra odanıza daha sonra evdekilere merhaba demeyi esirgemeyin. Sokağa çıktığınızda ağaçlara, ilk karşılaştığınıza merhaba demeyi esirgemeyin. Siz bu cömertliği gösterirseniz inanın o gün sizin için daha çekilir ve yaşanası bir hale gelir.
Son düzenleyen Safi; 16 Eylül 2016 22:47

Daha fazla sonuç:
iletişim boyutları nelerdir

Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
Pixabay Resimleri:
paneli aç