Arama

Anlayana - Sayfa 35

Güncelleme: 26 Kasım 2018 Gösterim: 632.942 Cevap: 3.995
MARLON - avatarı
MARLON
Ziyaretçi
26 Ekim 2006       Mesaj #341
MARLON - avatarı
Ziyaretçi
Anladım Aşkın Sonunu

Sponsorlu Bağlantılar
İlk önce bakışlarınla tanıştım. Gözlerindeki parıltıya alıştiı, ve yalnızlığımı yenmeye çalıştım, çalistim ama, aramıza koyduğun mesafelere takıldım. Senin buhranlı gecelerime ışık saçmanı ben mi istedim? İkide bir karşıma çıkmanı, elimi tutmanı ben mi söyledim? Yoksa gönlümün her an seni anmasını ben mi arzuladım? Ben yalnız bir kuru ümide, bir sıcak sevgiye sarılmayı diledim. Bir hasret ki, günden güne vücudumu sarıyor, sanki kör testereyle kalbim parçalanıyor. Umudunu yitirmiş ellerim tutunacak dal arıyor. İdrak içinde bedenim hakka yöneliyor. Sende bir yıldız gibi kaymışsın ne çıkar? Sevginin kaynagi o, sevmemeye imkan mı var? Sahte sevgilere kanarak kalmışım bizâr... Yaradana bir gün dönmemeye çare mi var?


Ahmet Arslan

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
26 Ekim 2006       Mesaj #342
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Biraz daha kalmanız için bütün ısrarımın o duyguya doymamışlığımdan sebep olduğunu bilir misiniz? O gün, ilk kez o gün siz gittiniz ve ben ölmedim! Sadece ardınızdan bakıp kalbimi yerinde tutmaya çalıştım. Sadece gözlerinizin gezdiği yerlerde gezdirdim gözlerimi ve sesinizin aksini duymaya çalıştım duvarlardan. Sadece daha çok sevdim sizi.
Ve hala bakamıyorum yüzünüze...
Sponsorlu Bağlantılar
Buna inanabilir misiniz?

Sevdalar baharı beklermiş, ayrılıklar en umulmaz anı...

Hüzün bende hiç olmadık yerde sessizliğe gülmektir.
Hayallerime, rüyalarımda yer bulmak gibi saplantılarım ise hep oldu sanırım.

Yine o eski mahalledeyim, zaman zaman bir daha görmek istemediğimi düşünsemde yine bilemediğim bana tanıdık gelen yaban-cı, yalan-cı sokaklardayım. Ayrılık mevsiminden sonra, tozunu düşürmüş bir kelebek gibi, bende yüreğini kaybetmiş milyonlarca kişiden biriydim…

Ağlamayı öyle kuru kuruya beceremedim hiç bir zaman. Ne hatıralardan koptum geldim. Yaşadım kendimi, kendimi senin bildiğin kadar anlamadım. Tekbaşıma kurduğum hayallerden yana öksüz kalırken, geçmiş günlerden; onca şeye rağmen, bir ümit bekleyen gözlerim bir organ olmaktan başka hiçbirşeydi artık. Hiçbirşeylik kavramı hayatımın baş köşesine gelip oturmuştu.
- Ne oldu neyin var senin? diye sorsalar…
- “Hiçbirşey” olurdu tek cevabım.

Oysa, “Hiçbirşey” ne çok şey çağrıştırır insana, herşey kendi anlamına göre bir yer bulup dikiliverir çoğumuzun başına. Yüzleşirsin. Yenilip yenilmemek kendi avuçlarının içindedir.
Sen ayrı bir dünyasın. Kaç dünyan var senin sahi.

Peki ya benim düşlerim ne oldu, diye sorduğumda da;

-“Rüyalar kısa sürer” diyen birine rastlamışımdır mutlaka. Yüreğimin derdini anlatacak bir dost ararken konuşma yeteneğini kaybettiğiminde farkında değildim hala.

Dünden kalan ne varsa aklımda bir yağmur gibi düşüyordu gözlerime. Bir de üstüne üstlük mevsim sonbaharın sonu olmuştu. Aylardan Kasım. Eylül yağmurlarıyla, göz yaşlarını vefasız sevgiliye gönderme zamanı ise, çoktan geçmişti. Arabesk şarkılarla sitem gönderirken kadere, milyonlarca insandan sadece biri olduğum ise o an hiç aklıma gelmemişti.

Belki de sana de öyle olmuştur diye düşündüm, düşümde…

Aylar önce yazdığın aşk şiirleri yerini isyan şiirlerine çoktan bırakmıştır. Her kafiyede sitem gönderirken sevgiliye ellerin titrer yüreğinle birlikte ve artık boşunadır ağlamak.
Her gördüğün çiçeği ona benzetirken altındaki dikenleri görememenin pişmanlığını yaşarsın, sigaranı çektiğin her nefeste.Gözlerinde bir garip yangın ve onurlu yüreğinde bir sessizlik mi var? Bir zamanlar yerlere serdiğin gururun, hesap sormaya hazır mı yoksa sana?

Başladı ve bitti senin sevdan da herkesin ki gibi. Yıllardır yaşıyorum dediğin dünya; seni daha yeni kucaklamıştır ve acılarla yoğrulmayan hayat daha yeni başlamış, sonu bir türlü gelmeyen bir rüyadır.
feather


Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
28 Ekim 2006       Mesaj #343
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
YAŞAMIN KIYISINDA
Yaşamak da bir hediye
Kimine göre boş ve anlamsız
Kimine göreyse en büyük hazine
Yağan her yağmur damlasında
Bir umut, bir sevgi, bir hüzün
Belki de bir hasret saklı
Kimine göreyse gününü mahveden
Aşılmaz bir engel
Her yeni güne doğan güneş
Kimine göreyse
Yaşanacak olayların
Acımasız tellalı
Kimine göre kuş cıvıltısı
Yaşamın güzelliği
Kimine göreyse
Bitmek tükenmek bilmeyen
Acımasız bir haykırış
Kimine göre hayat güzel
Kimine göreyse uğruna
Nice kurbanlar verilen
Umutsuzca akan bir sel
İnsanlara sessiz sessiz diyor ki gel!

ELeCtRiC - avatarı
ELeCtRiC
Ziyaretçi
29 Ekim 2006       Mesaj #344
ELeCtRiC - avatarı
Ziyaretçi
Ey gözlerimin gördüğü...

En güzel şeysin sen. Öylesin; gözlerim kandırmıyor beni! Öylesin; ben hayal görmüyorum! Öylesin; ilk görüşte aşık olmazdım yoksa! Sevdim seni ilk görüşte ısındım sana, içimden susmak ve öylece o güzel yüzüne bakmak geldi, sen bir taneydin artık benim için. Tek sevgili sendin, artık bir çok şeyi paylaşabileceğim biri vardı, bu da sendin...

Ama yanılmışım! Gözlerim kandırmış beni meğer, sadece dışını görmüşüm, oysaki yüreğinde yerim yokmuş meğer. Meğerlerle yaşayacakmışım meğer! Kendime o kadar kızıyorum ki. Beni görsen bana kızarsın:" Neden bu kadar kızıyorsun kendine?" diye. Ama ne yazık ki seni görmeğe yüreğim razı gelmiyor, gözlerim acımıyor sanırım o yüzden. Yüreğim acı çekeceğini biliyor, beynim geri çekilmemi emrediyor! Bende uzak durmak istiyorum, hep kendimle mucadele ederek. Kendimi ne kadar kaybettim biliyormusun? Dediğim oldu bir ben vardım, artık yarım bir ben varım. Diğer yarım sende, ne olur bana geri ver... Geri ver! Geri ver!!! ...

Serkan... Gözlerim görmüş bir kere...
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
30 Ekim 2006       Mesaj #345
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Zorunlu bakışlardan birindeyim. Terk etmek bu olsa gerek, ırgatlığı düşümde…
Sor! Hangi mevsime denk getirip de yazmışım bu yazıyı?
Yaz mı?
Yaz denizde, kumsalda, kırda ve bayırdadır. Yaz, ağacın yatağında, kelebeğin en tırtıl durduğu daldadır. Kozasında saklıdır.
Yaz, zengin sofrasının, ele avuca en yakın saflarında, bir adamın büyük ve salyalı ağzında.
Yine de unutmayacağım onu…
Aklımdasın…
Seni açık mavi ve yer yer beyaz bulutlu bir hayalde, ama hiç parçalı olmayan bir düşte sevdim.
Bir belde otobüsü arkasına bıraktım gözlerimi. Maviydi rengi ve kutu gibi bir şeydi. 19.30’du saat ve ana haberler çoktan başlamıştı.
Islak bir tutkuydu bu ve ben hiç kurutamadım bu tutkuyu. Hep kanadı bir yerinden yaramın.
Yaramın adı hayat; kanayan tutku neydi, bir türlü çözemedim.

Çocuk ellerini çamurlu suya soktu. Küçük elleri bir sağa bir sola bir sola kirli suda gidip geliyordu. Çocuğun arkasında Karahisar kalesi, en heybetli duruşuyla bakıyordu gözlerime. Ezildi çocuk. Çocuk gitgide küçülüyor. Karahisar devleşiyordu. Ağzı yüzü çamurdu, elleri kirliydi çocuğum. Koca tarih, altında eziliyor, kale surlarından Rum ateşi dökülüyordu gözlerime sonra ben ölüyordum. Kratoryumlarda yakılıyordu bedenim. Kimbilir, belki de bu yakılış ne ilkti ne de son olacaktı. Her "an"ın bir "Rum ateşi" bir de Karahisar'ı olacaktı. Çocuk hep kirli suda...
Gitmeliyim, akşam güneşi tortusunu bırakmadan enseme. Gecenin nefesi üflemeden; sessiz sedasız bir de parasız...
Gitmeliyim bir acı türkü daha yakmalıyım Temmuz'a...
Uykunun kucağına yatmalı ve sonra da unutmayalım bu mevsimi.. Hangi mevsime denk getirip de yazmışım bu yazıyı? Yaz mı?
Yaz ölülerin mevsimidir. Yağmur yemez bedenleri, tipi vurmaz, soğuk değildir toprak, kış kadar. Bayramları vardır, duaları eksik edilmez.
Yaz rüyamda gördüğüm peri... Hep aradım hiç bulamadım. Zaman zaman uğradı ve görünüp kaçtı. O bir kokuydu; Açlığın son durağında beni doyuracak cennet yemeğinin kokusu... Tam hissettiğimde çekti kaşığını ağzımdan ve ben hep kaç kaldım. Yaz "18'lik tutkunun" analiz bekçisi. Çiçeğimdi koklayacağımı sandığım ve yanına vardığımda yanıldığım. Yaz bir seraptı ömür boyu gördüğüm ve yanılsadığımı hiç anlayamadığım derin bir büyü...
Gözlerimin önündeki dünya perdesinde tek oyuncu oldu güneş ve açık mavi gök!

Yağmursuzdu, tertemizdi, sakin ve kuş çığlıkları vardı. Ninni gibi bir şeydi işte beni kandıran...
Seni açık mavi ve yer yer beyaz bulutlu bir hayalde, ama bir parçalı hiç parçalı olmayan bir düşte sevdim. Bir belde otobüsünün arkasına bıraktım gözlerimi. Maviydi rengi ve kutu gibi bir şeydi 19.30'du saat ve ana haberler çoktan başlamıştı.
Islak bir tutkuydu bu ve ben hiç kurutamadım bu tutkuyu. Hep kanadı bir yerinden yaramın. Yaramın adı haya; kanayan tutku neydi, bir türlü çözemedim!
Senden sonra hep yalandı, senden sonrası ihanet vardı. Senden sonra sadakatsizlik hakimdi ve senden sonrası utanmaz bir duyarsızlıktı. Buruktu içim, halsizdi bedenim sordum gelmeyecektim!
Senden sonra derin bir hezeyandı. Seni gördüğüm körfezde sular çoktan çekilivermişti.
Kuraktı mevsim ve yazdı! Ar ve namus geldiğim yerde kalmıştı...
Düşlerimden topladım tüm silahlarımı ve bir gece yarısı vurdum beni.
İşte gidiyorum çeşmi siyahım!
Bu sazın kopmayan son teliyle çalıyorum türkümüzü! Kentin sınırlarını kanatıyor, pır pır atan yüreğim ayrılığın ilk sancısıyla!
İlk adımı attım. Kapı önünden bakıyorum yıldızlara! Belki bir rüzgar, belki bir aralık görünür de, o çok sevdiğim terennüm çarpar diye göğsüme, belki gelirsin diye...
Bu türküyü unutma! Duyarsan çığlığımı feryadı ahımla, gelmeni bekleyen tek bir yürek ve bir akşam dolmuşuna sefer cümlelerimle, seni beklemek hep seni beklemek!
İşte gidiyorum çeşmi siyahım!
Yeni de unutmayacağım onu...
Aklımdasın...
Seni açık mavi ve yer yer beyaz bulutlu bir hayalde, ama hiç parçalı olmayan bir düşte sevdim. Bir belde otobüsü arkasına bıraktım gözlerimi, Maviydi rengi ve kutu gibi bir şeydi. 19.30'du saat ve ana haberler çoktan başlamıştı.
Ne o otobüsün gelmesini istedim, ne de senin binip gitmeni, hep o yerde, sana saltanat sunduğum o anda olsaydım keşke!
Geriye kalan kapalı bir kapı ve ben; ama sen yoksun...
feather
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
31 Ekim 2006       Mesaj #346
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
lostbar
Hani Bir An Gelir...


Hani bir ân gelir... Ve söylenmez sözler söylenir olur!
.....
Hani bir ân gelir...
Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada!
.....
Hani bir ân gelir...
Bir ân gelir...
Hani bir göz bir göze gelir.

Hani, öyle bir ân gelir ki;
En “gelinmez” yollarla en “varılmaz” yolların, senle ben arasındaki yarda boyun büktüğünü görürsün...
Bu yar; iki yâr arasıdır! ..
Her yar iki yâr arasıdır! ..
Ve üstelik;
Yaralar yara benzer,
Her yar yaraya benzer!
Yar başında duruşum;
Yâre nâraya benzer! ...

Halbuki gök yerin...
Halbuki gök yarın...
Halbuki gök yârin içindedir bu mesafelerde! ..
.....
Veya gök, mavi bir hançer gibi dalıvermiştir de toprağın içine; şimdi toprak, kendi içindeki kocca bir yarayı yâr bilmiş... Kendini parçalayan kooskoca bir yar başına türbedar olmuştur! ! !

Halbuki hep...
Hep iki yârdır;
Bir yar başında duran...
.....
Her yar, yâri gördüğüm rüyadır! ..

Yolun biri gözlerinden başlaar senden içeri gider; diğeri gözlerimden, benden içeri...
Bir yar oluşur her yârin arasında kalan boşlukta! ..
Ben, yarın bir duvarı olup sana bakarım bu yandan... Sen yarın bir duvarı olur, o yandan bana bakarsın! ..
Ve en derinimden gelip en derinine gidebilecek olan yol ile, en derininden çıkıp en derinime inebilecek olan gökkuşağı “bakışlarımızda” kopar! ..
Biz, sarılmadıkça...
.....
Yarlar kaldıkça yârlar arasında! ..

Hani bir ân gelir...
Ve söylenmez sözler söylenir olur!
.....
Hani bir ân gelir...
Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada!
.....
Hani bir ân gelir...
Bir ân gelir...
Hani bir göz bir göze gelir...
Hani bir ân gelir...
Bir ân...
Bakışlar düğümlenir;
Bütün yarlar silinir,
Sıra söylenmezlere gelir...
MARLON - avatarı
MARLON
Ziyaretçi
31 Ekim 2006       Mesaj #347
MARLON - avatarı
Ziyaretçi

Kasıt Yok



Bilmiyorum, sen mi daha fazla, yoksa ben mi yaralıyım?
İçimi kemiren fîrâk; ben doğuştan dert manzaralıyım...
Bu 'Nâr-ı Sîne' bende mesken-i cümbüş eylediği müddet
Kurtulamam mekân-ı kederden, ilel-ebed buralıyım...

Neş'eti muhabbettir, tekzîb-i lîsânda kasıt yok aslâ!
Bu hatâ bana âit, lâkin vaktimiz hep mi geçmeli yasla?
Gel, Rabb'in sana verdiği hasleti biraz mantıklı kullan
Tecziyem ve mahvımı görmek için hükmetme ihtirâsla!

Rûhum Mevlâ'mın tabî, al istersen senin olsun bedenim!...
Mes'ûdiyyetinin tahakkûkuna sözüm var, âmâdenim
Yükün ziyâdesi bende zâten, senin de yardımın gerek!...
Yürekten diyorum ki; senden başka yok hasb-i hâl edenim

Yevm-i Tevellüdün'de istemezdim kalb-i inkisârını
Âh yandı yüreğim, sakın etme; çekemez âhuzârını
Kabîl olman bana Lokman'ın sıhhat târifinden evlâdır
Gel cûş eyle; bırak husûmeti de, göster gül-i zârını!...

Sana tâ kalbimden müthiş bağlıyım, ederim yemîn Billah
Eğer sana muhabbetim yok ise, ecelim versin Allah
Bundan büyük söz olmaz, anlayana kâfî gelirse tabî
Yakıştıramıyor olsan da, bu fakîr yine de Abdullah...



Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
1 Kasım 2006       Mesaj #348
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Haydi ! Yaz bir mektup
Kır çiçeklerini satırlarında gizleyenim.
Şiirde sesi, mektupta busesi saklı güzelim.
Aşkımın nazı, çorbamın tuzu,
Sitemi, gecenin mehtabına benzeyenim.

Razıyım, vazgeçme dokundurmaktan
Söyle bana sitemini.
Kırmaktan çekinme susuz bardağı,
Alıştım bir yanlarımın yok olmasına.
Yeter ki değdir boş kâğıda ellerini.
Kokun sinsin mektuba,
Soluğun işlesin yazdıklarına
İlişsin sıcaklığın,
Tutmam nefesini.

Özledim de, gel de,
Seviyorum de, seni.
Sor bana var mı başka sevdiğin diye,
Yeter ki yaz,
Açmaya hazırlayayım
İçimdeki umut çiçeklerimi.

Almayınca senden bir haber
Kör kuyularda buluyorum yüreğimi.
Bir örümcek ağ örüyor gözlerimde
Koskoca buzdağları kaplıyor bedenimi.
Üşüyorum yokluğunda
Güneşi içsem, nafile!
Sensiz ısıtamıyorum içimi.
feather
the_pretty - avatarı
the_pretty
Ziyaretçi
1 Kasım 2006       Mesaj #349
the_pretty - avatarı
Ziyaretçi
Aşka ve Sevgiye Dair



Aşk ikidir sevgi bir;
Aşk yalan,sevgi gerçektir.
Aşk sudur,sevgi susuzluk.
Bu yüzden sevgi hasrettir,
Özlemektir,beklemektir.
Asıl maharet:
Susuzken suyu içmek değil
Karşısına geçip seyretmektir.
Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak;
Aşk açmaktır,sevgi katlamak.
Sevgi saklamaktır
Yüreğini,gözlerini
Ve de ellerini saklamak
Bahar geldiğinde…
Bir çiçeğe,yeşile,çimene
Aşık olamazsın ama seversin.
Arkadaşına aşık olamazsın
Ama seversin.
Toprağa fidanı aşkla değil
Sevgiyle dikersin.
Sevgi için ölünür,aşk öldürür.
Aşk kıskançtır,nankördür
Sevgiyi öldürür.
Aşk Kabil’dir,sevgi Habil.
Aşkla sevgi aslında kardeştir
Babaları insandır,Adem’dir
Aşk için şiirler yazarsın,
Şarkılar yaparsın;
Sevgiyi anlatamazsın.
Çünkü yüreğine sığdıramazsın.
Kalbini aşka kapatabilirsin
Ama sevgiye kapatamazsın
Sevgi gizli,aşk aşikardır.
Yüz vermeyince unutursun
Sen aşığım diye daha kendini kandır.
Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır.
Dahası da var:
Aşkın gözü kördür,
Fazla naz aşık usandırır;
Aşk oyun,aşık oyuncaktır.
Sevgi ise yaşamdır,hakikattir.
Aşk aceledir,
Sevgi usul usul sabırlıdır.
Acele işe hem şeytan karışır.
Aşk ateşlidir
Çünkü hastalıklıdır.
Sevgi ılıktır
Çünkü sağlıklıdır.
Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir
Aşka ve sevgiye dair…
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
2 Kasım 2006       Mesaj #350
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Duygularım hallacı pamuğuna dönmüş,
Ellene ellene didik didik olmuş,
Önce alev alıp,
Sonra coss diye sönmüş,
Daha kötüsü,
Ne ölmüş,
Ne onmuş,
Bir daha kullanılmaz olmuş,
Gene de nefes alıyor,
Çorap söküğü gibi değil,
Sıkı dokunmuş,
Tanrım,
Bu duygunun astarı,
Nasıl bir kulmuş;
Ki mutluluğu sevgide bulmuş,
Kendinden esirgenen,
Gene de pes etmeyen…
Ben,
Tut elimden,
Bırakma..