Arama

Anlayana - Sayfa 87

Güncelleme: 26 Kasım 2018 Gösterim: 634.273 Cevap: 3.995
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
28 Mart 2007       Mesaj #861
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Sadece Senin yüzün

Sponsorlu Bağlantılar
Yeraltında bir bizans sarnıcı gibi loş
Kuyularda körlerin durağan bakışlarını
Tedirgin bir çocuğun önsezileriyle
Bozmadan geçerken hiç düşünmemiştim
Yukarda bembeyaz bir güvercinin
Mavi bir balkonun bulutlarından
Benim toprağımı aradığını

Karşıda tepelerin hayal perdesini
Bir sardunya ağacı hışırdatıyor
Koyunlar sessiz bir yılan bir güneş
Bir kısrağı her yıl aşan kırların
Azgın tanrısı Pan'dan doğma yabansı
Ve inatçı bir keçi gibi Gavvino
Bir zincirlemeyle geçiyor çocukluğumun
Kısa pantolonlu kara gözlü yoksulluğuna

Sanki Pera'nin bindokuzyüzden
Art nouveau pencerelerden baktığı
Tirse haliç ve loş kumrular oteli
Birbirinden habersiz iki odada
Seni de salıyor düşlere ve beni
Tanrım görmeden tedirgin ve kızgın
Gümüş bir asansör çıkarırken seni
Kara bir ağırlık gibi iniyorum boşluğa

Sakalının koyu meşe dallarıyla
Kapatınca karanlık bulutlar
Göklerdeki haşin ve eski ahitten
Bir mezmurla isyan eden babamız
Dilsiz ve korkulu ve yoksul
Sıkı toprağı delip güneşe doğru
Alınyazısı yırtan ufacık tohum
Benim geçmiş tarlalardan arkadaşım
Kemik saplı kaçamak bir çakıyla
Kurak hayalgücümü kanatıyor

Sanki bir sayım günü ya da sıkıyönetim
Issız sokaklarında surdiplerinin
Birbirine rastlamadan dolaşan
Iki serüvenci gezgin gibiyiz
Bomboş bir sinemanın koltuklarında
Kapkara bir perdeyle ayrılmış gözlerimiz

Bir kuzunun boğazına saplanan hançer
Birden gürültülere boğuyor kenti
Kanlı sokaklarında gondollar yüzdüren
Bir venedik dışarda bu bozgun bizans
Çocukları hançerleyip öldürüyorlar
Kırık bir akordeon gibi yüzleri

Sanki erken rönesansın bir sarayında
Sesleri sarmaşıklar gibi bir madrigalin
İki sağır şarkıcı gibiyiz
Şiirimiz sarılıyor usanmaksızın
Birbirine ve biz sarılamıyoruz

Gölgeli kümeslerde yeniyetmeler
Kucağında fısıldaşan tavuklar
Kara gözlü şipalar ve soluk soluğa
Evreni sevişmenin kuşlarıyla dolduran
Gelinler metresler ******lar melekler
Ağaçların ve rüzgarın ve tüm denizlerin
Seslerine karışan şu azgın hayat
Sanki seni ve beni
Boğazın çok derin akıntılarında
Ters yöne habersiz yelken kaldıran
İki çağdışı ve şaşkın balık gibi
Bir doyumsuz hasrete tutsak ediyor

Perdede şimdi kocaman bir hayal
Sadece senin yüzün

Onat Kutlar

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
29 Mart 2007       Mesaj #862
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ

Sponsorlu Bağlantılar
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..


Nazım hikmet

Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
29 Mart 2007       Mesaj #863
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Ben gidersem sazım sen kal dünyada
Gizli sırlarımı aşikar etme.
Lal olsun dillerin söyleme yada
Garip bülbül gibi ah ü zar etme.

Bahçede dut iken bilmezdin sazı,
Bülbül konar mıydı dalına bazı,
Hangi kuştan aldın, sen bu avazı,
Söyle doğrusunu, gel inkar etme.

Benim her derdime ortak sen oldun,
Ağlarsam ağladın, gülersem güldün,
Sazım bu sesleri turnadan m'aldın
Pençe vurup sarı teli sızlatma.

Sen petek misali, Veysel de arı
İnleşir beraber yapardık balı,
Ben bir insanoğlu, sen bir dut dalı
Ben babamı, sen ustanı unutma.

Aşık Veysel
AY_IŞIĞI - avatarı
AY_IŞIĞI
Ziyaretçi
29 Mart 2007       Mesaj #864
AY_IŞIĞI - avatarı
Ziyaretçi
istiyorum diyebilmekmiş sevmek.
Git dediklerinde gittiğimde anladım.

Dostun seni bir kez terk edermiş, bin kez değil.
Aslında hep yanımda olduğunu anladım.

Ve bir kez terk etti mi seni, affetmek çok zormuş,
Ben de affedemediğin şeyin ne olduğunu anladım.

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan.
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.

Özür dilemek değil, affet beni diye haykırmak istemekmiş, pişman olmak.
Gerçekten pişman olduğumda anladım.

Affedemem, çok geç demek gururdan başka bir şey değilmiş
hâlâ sevgi varsa içinde eğer.
Tutsak kalbimin kapılarını kırıp, içine baktığımda anladım.

Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi.
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.

Sevgi emekmiş, emek ise vazgeçmeyecek kadar
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş. Anladım...


(alıntı)
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
29 Mart 2007       Mesaj #865
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Namluya dayanır yola dalarsın
Durusun bakışın yaman be
Ali boşuna tetiği ne kurcalarsın
Var daha ateşe zaman be Ali
Yıllanmış bir çınar pusuluk yerin
Neredeyse gelecek beklediklerin
Var iki atımlık cani kederin
Desene işleri duman be Ali
O'nu sen büyütte soğut boyunca
Kendini ellere versin o gonca
Sözüne kanmadın bunu duyunca
Gönlündü gözünü yuman be Ali
Geldiler beklenen çiftler ormana
Duruyor iki genç ne hoş yanyana
Bir kurşun kadına bir de çobana
Çınlasın yıllarca orman be Ali
Görünce uzanmış yar kucağına
Boynunu dolamış zülfü bağına
Kurşunu *****ye atacağına
Kendine çevirdin aman be Ali
Faruk Nafiz Çamlıbel
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
30 Mart 2007       Mesaj #866
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

Muzaffer YANIK
p 0276 o
Nice yerli kayalar sürüklenip giderdi önüm sıra
Yıllanmış kütükler.

Çağıl çağıl akışım dağları döverdi

Şimdi deniz vurgunu yedim anam:

Aldandım, sevdâlandım

Sevdâlandım, aldandım

Yâra düştüm yara düştüm

Al baharda kara düştüm

Yâr sandığım yaram imiş

Sancılı eyvah’a düştüm



Bulutlar atımdı benim

Karı doruklarda yerdim

Şimdi başım duman duman

Ah’a düştüm

Aha düştüm aha düştüm

Aşk elinde toya düştüm

Yâr sandığım yaram imiş

Ben yâra, yaramdan küstüm


Mayıs 2000

Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
30 Mart 2007       Mesaj #867
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Bende bulduğun benim de aradığımdı
sarmaşıp inceldiğimiz o nokta
hadi tut elimden gezdir sokaklarını
ansızın yakalanan sağnağıma

akşam kendini karartırken geliyorsun
komşular kimbilir ne diyor
günü soyunup beni giyiniyorsun
parmakların ışıkları dinlendiriyor

gök yüzünü çevir bana
gezinsin tutkunun alevden dili
uçarken çıkardığın o ses var ya
bütün sözcüklerin özeti gibi

tanrı bu geceyi korusun

Enver Ercan
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
31 Mart 2007       Mesaj #868
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Şayet Aşk…

III
Ebemkuşakları altında
Bilmem dikkat ettin mi
Uzakların güzelliği
Yaz yağmurundan sonra…

Şayet aşkın rahmeti
Gün olur kesilirse
Altın kemerler gibi
Hatıralar önümüzde…

Hadi ve ellerini
Ufkumdan esen samyellerine
Karışsın ellerinle…

Behçet Necatigil
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
31 Mart 2007       Mesaj #869
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Korkuyorum

Yağmuru seviyorum diyorsun,
Yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
Güneşi seviyorum diyorsun,
Güneş çıkınca gölgeye kaçıyorsun...
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
Rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
İşte, bunun için korkuyorum;
Beni de sevdiğini söylüyorsun!

William Shakespeare
NiliM - avatarı
NiliM
Ziyaretçi
31 Mart 2007       Mesaj #870
NiliM - avatarı
Ziyaretçi
KAÇ KİŞİYİZ KENDİMİZDE

Pavese, Malcolm Lowry. İkizlerim.
Gece de sonsuz değil,
kötülük de. Ben de denedim.
Lav fokurdarken, gidip geldim
delilikleri. Bin vampir besledim
şuramdaki inde. Sövdüm
ve şehvetle öptüm her Meleği;
ah! Bilemedim.
Kaç kişiyiz kendimizde
Karabasanlar yaşattım
beni sevenlere,
bir hataydım, besbelli.
İçimdeki ölümden
içimdeki ölümden
içimdeki ölümden ürettim her şeyi.


AHMET OKTAY