Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 47.275|Cevap: 10|Güncelleme: 11 Temmuz 2016

Panik Atak Nedir?

4 Nisan 2006 17:51   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Panik atağı nedir?

Ad:  5.jpg
Gösterim: 151
Boyut:  16.4 KB

Yoğun korku ve huzursuzluk durumunun olduğu, aniden başlayıp, rahatsızlığın en geç 10 dakika içinde en üst düzeye ulaştığı ve 13 adet vücutsal ve düşüncesel belirtiden, en az 4 unun varolduğu bir kaygı nöbetidir. Bu 13 belirti şunlardan oluşmaktadır:
  1. çarpıntı,kalp hızında artış,kalp seslerini duyuyor gibi hissetme
  2. terleme
  3. titreme ve ya sarsılma hissi
  4. boğulma ya da nefes alamama, nefesinin yetmediği hisleri
  5. tıkanma ,soluğun kesilmesi hisleri
  6. göğüste ağrı veya göğüste bir rahatsızlık hissi
  7. bulantı ya da karında ağrı ya da karında bir rahatsızlık hissi
  8. bas dönmesi, dengesizlik , basta sersemlik hissi ,bayılma hissi ,yere düşecek gibi olma
  9. çevreyi olduğundan farklı ,sanki gerçek değil gibi hissetme ya da kendini çevredekilerden ayrılmış,olağandışı ,farklı bir şekilde algılama hali
  10. kontrolünü kaybetme, delireceğini düşünme seklinde bir korku
  11. o anda ,kalp krizi geçireceği ya da öleceği korkusu
  12. uyuşma, hissizlik,yanma, karıncalanma hisleri
  13. üşüme, ürperme ,soğuk ya da sıcak basmaları, basından aşağı kaynar su dökülmüş veya hamama girmiş gibi olma
Panik atak hangi bozukluklarda görülebilir ?
Sponsorlu Bağlantılar
Panik bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, sosyal fobi ve diğer fobiler, saplantı-zorlantı bozukluğu, madde kullanımına ya da vücutsal bir hastalığa bağlı kaygı bozukluklarında görülebilir.
Bir panik atak sebepsiz olarak aniden başlayabileceği gibi, belli bazı durum ya da ortamlarla ilişkili de olabilir. Örnek olarak korkulan bir hayvan (örümcek, kedi,köpek,fare,yılan görmek gibi), kalabalık bir ortamda bir faaliyet (konuşma, yemek yeme gibi) bir durumu takiben de başlayabilir.

Panik bozukluğu :


Yukarıda belirtilmiş olan panik ataklarının aniden,beklenmedik zamanlarda ve tekrarlayarak oluşması ve en az 1 ay sureyle bu atakların tekrarlayacağı yönünde sürekli bir kaygı, atağın sonunda olabileceğini düşündüğü şeyler (ölmek, delirmek, kalp krizi geçirmek seklinde ) ile ilgili kaygı duyma ya da bu ataklarla ilgili olarak bazı davranışlarında değişiklikler yapma seklindeki bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık başka bir madde kullanımı ya da başka bir vücut ya da psikiyatrik bir rahatsızlığa bağlı değildir.

Panik Bozuklugu ve Toplum
Toplumda hastaligin hayat boyu görülme yayginligi % 1.5-3 arasinda degismekte olup, hastalarin ¾ ‘unu kadinlar olusturmaktadir. Kadinlarda % 2.1 ,erkeklerde % 0.6 oraninda görülmektedir. Kisilerin 1/10’u hayatlari boyunca en az bir kez panik atak geçirmekte ve bunlarin yaklasik olarak 1/6’si panik bozukluga dönüsmektedir.

Kalıtımın etkisi var midir ?
Panik bozukluğu vakalarının birinci derece yakınlarında bu hastalığın görülme olasılığı ,diğer kişilere göre 4-7 kat daha çoktur (normsalda 2-4 iken ,panik bozukluklu kişilerin yakınlarında % 2-21 oranında ). Bu hastalığı olanların yaklaşık % 50 ‘sinin, yakınlarında bu hastalık gözlenmekte olup, %15 vakada bu yakınlık birinci derecedendir.

Panik bozukluğunun oluşumunda gelişimsel ve çevresel faktörler:
Çocuklukta yaşanan “seperasyon (çocukluk döneminde anne-baba sevgisinin kaybı,yaptıklarının anne ve babanın kalıpları ile uygunluk göstermemesi halinde terk edilecegi korkusu) anksiyetesi”nin panik bozukluk ve agorafobi ile ilişkisi olduğu iddia edilmektedir. Panik bozukluğu hastaları ailelerinin“kendilerine düşük derecede bakim verdikleri ancak çok fazla koruyucu olduklarını “ söylemektedirler. Boşanma, olum sebebiyle daha çocukken anne-babadan ayrılma yaşantıları olanlarda da panik atakları fazla görülmektedir.
Yapılan bazı araştırmalara göre, panik bozukluğu başlamadan yaklaşık iki ay kadar önce, kişi için önemli bir takım olaylar belirtilmiştir.

Panik bozukluğunda beyindeki değişimler:
“Hipokampal girus” denen bölgede metabolik asimetri gözlenmiş olup, ‘her an olacak’ seklindeki beklenti anında beyin temposal bölgesinde kan akımında artış saptanmıştır. Karbon di okside aşırı duyarlılık,noradrenerjik sistemin aşırı aktivitesi ve serotonin yapımındaki bozuklukların hastalıkta rol aldığı düşünülmektedir.

Panik bozukluğu ile karışabilen diğer hastalıklar:

Kansızlık, kalp krizi (angına pectoris ve myokard enfarktüsü), kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, astım, akciğer ambolisi, beyin-damar hastalıkları (enfarktlar-beyin kanamaları), epilepsi (sara hastalığı), migren, multipl skleroz, beyin tümörleri, diyabet (seker hastaligi), hipertiroidi (tiroid bezlerinin çok çalismasi), hipoglisemi (kan sekeri düsüklügü),hipoparatiroidi (paratiroid bezlerinin az çalismasi), bazi maddelerle zehirlenme (amfetamin, kokain, marihuana, nikotin, teofilin,antikolinerjik dedigimiz maddeler), bazi maddelerin kullaniminin aniden kesilmesi ( alkol, tansiyon tedavisinde kullanilan ilaçlar, uyku getirici ilaçlar),üremi,vücut su-tuz dengesi bozukluklari, yaygin enfeksiyonlar, lupus hastaligi panik bozukluk tablolari ile karisabilmektedir

Hastalığın gidisi nasıldır?

Genellikle yetiskinlige geçis ya da erken yetiskinlik dönemlerinde baslamakta ancak çocukluk caginda da baslayabilmektedir. Hastaligin görülme olasiligi, ek olarak otuzlu yaslarin ortalarinda gene artmaktadir.

Tedavi yöntemleri :


Ilaç tedavisi:
En az 2-3 ay olmak üzere ,doz yavasça yükseltilmek üzere kullanilmalidir.

Bilissel-davranisçi tedavi:
Kisiye panik ataklari ile ilgili olan yanlis bilgileri ve inançlari gösterilir. Vücudundaki yanlis anlayip,algiladigi ufak hislerin kendini ölüme götürmedigi ,bunlarin kisa sureli oldugu belirlenir. Böyle bir sey oldugunda durumu geçirmek için yapacagi seyler gösterilir.

Hastalığın tedavisi neden önemlidir?

Vakalarin % 40-80’inde majör depresyon dedigimiz tablo hastaliga eklenip,durumu agirlastirmaktadir. Kisilerin bahsetmemesine karsin intihar riski yüksektir. Hastalarin % 20-40’inda alkol ve madde bagimliligi görülmektedir. Kisi ilerleyen donemde eve bagimli hale gelebilmekte ya da hastane,eczane gibi yerlere yakin olmayi yeglemektedir. Hasta bu konuya yakin olmayan doktorlari bir dolasip,gereksiz ya da yanlis tedaviler almaktadir.

BAKINIZ
Öfke ve Öfke Kontrolü
Depresyon Nedir?
Stres Nedir? Stres Yönetimi
Sinirlilik Nedir?
Kişilik Bozuklukları

Son düzenleyen Safi; 19 Haziran 2016 04:01
GusinapsE
3 Mayıs 2006 22:08   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Panik bozukluğu nedir?


Panik bozukluğu gerçek bir hastalıktır, ilaçlar ya da terapiler ile tedavi edilebilir. Panik bozukluğunuz varsa panik atak adı verilen ani korku nöbetleri geçirirsiniz.
Panik bozukluğu gerçek bir hastalıktır, ilaçlar ya da terapiler ile tedavi edilebilir. Panik bozukluğunuz varsa panik atak adı verilen ani korku nöbetleri geçirirsiniz.
Panik ataklar son derece korkutucu olabilir. Birden ortada hiçbir sebep yokken gelir, rasgele gibi gözükür ve insanın sanki ölmek ya da delirmek üzereymiş gibi güçsüz ve kontrolsüz hissetmesine neden olur…
Ad:  1.jpg
Gösterim: 133
Boyut:  8.3 KB

Belirtiler neden ortaya çıkıyor?
Panik atak vücudun korku, stres veya heyecana verdiği normal tepkinin aşırı bir halidir. Potansiyel olarak tehdit oluşturan bir durumla karşılaşıldığında vücut, `savaş veya
kaç` refleksi için fazla miktarda adrenalin üreterek, otomatik olarak kendini tehlikeye karşı hazırlar.

Adrenalinin vücudumuz üzerindeki etkileri şunlardır:
  • Kaslar gerilir.
  • Kasların şekeri enerjiye dönüştürmek için ihtiyaç duyduğu fazla oksijeni almak için daha hızlı nefes alınır.
  • Kanı gerekli yerlere taşıyabilmek için kalp daha hızlı atar.
  • Kan ihtiyaç olmayan bölgelerden uzaklaştırılarak kaslara yönlendirilir, bu yüzden birden renginiz solar.
  • Sindirim yavaşlar ve tükürük bezleri kurur, bu da ağzın kurumasına yol açar.
  • Duyularınız daha canlı olur; en küçük bir ses veya dokunuş bir tepki yaratır.
  • Terleme artar.
Atak sırasında dünyanın sonunun geldiğinden korkabilirsiniz, ya da öleceğinizi veya delirmekte olduğunuzu düşünebilirsiniz. Atak sırasında ne kadar kötü hissediyor olsanız da hatırlamanız gereken en önemli şey korktuğunuz şeylerin gerçekleşmeyeceğidir.

Panik ataklar ne kadar sürer?
Panik atakların çoğu beş ila 20 dakika sürer. Bir veya iki panik atak geçirip bir daha asla
geçirmeyebilirsiniz. Veya ayda bir ya da haftada birkaç atak geçirebilirsiniz. Panik atak sorununa sahip olmanın en zor yanlarından biri bunların kesinlikle önceden kestirilemez, bu yüzden de kontrol edilemez olmalarıdır.

Agorafobi nedir?
Belirli yerleri ve durumları atak geçirmekle ilişkilendirmeye başlayabilirsiniz. Bir diğer atağı önlemek amacıyla daha önceki atakların meydana geldiği yerlerde bulunmaktan kaçınabilirsiniz.
Ama bu günlük hayatınıza gittikçe daha fazla kısıtlama getirmeye başlar ve atak geçirmeniz halinde yardım alamayacağınızı düşünerek evde yalnız kalmaktan, hemen kaçılamayacak sinema, asansör gibi kapalı yerlere girmekten, tek başınıza sokağa çıkmaktan kaçınır hale gelebilirsiniz.

Ataklara sebep olan nedir?
İçiçe geçmiş birçok fiziksel ve psikolojik faktör bulunmaktadır. Uçağa binmek ya da dişçiye gitmek gibi sadece belirli bir duruma tepki olarak panik deneyimleyebilirsiniz. Yaşamdaki büyük değişiklikler ve olaylar panik atağı tetikleyebilirler.
Eğer sürekli endişelenen bir yapınız varsa panik atak geçirme olasılığınız diğer kişilere göre daha fazladır. Zayıf beslenme alışkanlıkları, aşırı sık nefes alıp verme, kafein, sigara, alkol ve bazı uyuşturucular gibi fiziksel faktörler de panik atağı tetikleyebilir.

Atak anında ne yapmalı?

Panik atağın hoş olmayan bir durumdur ama yaşamınızı tehdit eden bir sorun ya da dünyanın sonu olmadığını kabullenin. Paniği kabullenerek onun sizi korkutma gücünü azaltırsınız.
Panik atak geçiriyorsanız yaklaşık on dakika boyunca ellerinizi burnunuz ve ağzınız üzerinde bir kap şeklinde çukurlaştırmayı deneyin veya bir kâğıt torba tutarak onun içine nefes alıp verin. Bu hareket kan akışındaki karbondioksit seviyesini arttıracak ve belirtileri ortadan kaldıracaktır.

Tedavisi mümkün müdür?
Panik bozukluğu tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Psikiyatri uzmanına başvurarak yardım alabilirsiniz. İlaç tedavileri panik bozukluğu tedavisinin temelini oluşturmaktadır. Nörobiyo geribildirim uygulaması bedensel tepkilerinizi anlamanıza ve bunların üstesinden gelmenize yardım eder.
Düşüncelerimizin duygularımız ve davranışlarımız üzerinde çok güçlü bir etkisi vardır. Ataklara sebep olan görünüşte otomatik düşüncelerin ve yanlış yorumların farkında olmayabilirsiniz. Psikoterapiler duygu düşünce davranış ve belirti ilişkisini anlamanıza ve üstesinden gelmenize yardımcı olacaktır.
PANİK ATAK
aşırı ve normalin dışına taşmış korku hali. Aniden başlayan otonom (Sempatik-Parasempatik) sinir sistemi aktivitesiyle birlikte baş dönmesi, çarpıntı, titreme, sararma, terleme, kusma, idrar yapma ve dışkılama arzusu söz konusudur. Ani başlayan nöbetin süresi genellikle sınırlı olmakla birlikte, birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürebilir. Bu süre içinde kontrollü zihni faaliyet imkansızdır ve panik olan gayesizce dolaşır durur. Şahsiyetini kaybetmiş gibidir ve gerçekleri değerlendirme kabiliyeti kalmamıştır. Nöbet, panik olanı takatsiz bırakır.
Tedavide, çabuk etkili bir müsekkini damardan vererek, nöbet kolaylıkla sonlandırılabilir. Başka tedavilerin başlatılmasından önce durumun sebebi araştırılmalı ve tedaviye ona göre yön verilmelidir
Panik atak, bir çok psikiyatrik bozuklukta ve bazı fiziksel hastalıklarda görülen; aniden beklenmedik bir anda, yoğun kaygı ve korku karışımı bir nöbet.
Panik atak nöbetleri, hiç beklenmedik bir anda, aniden ve görünürde bir neden olmaksızın ortaya çıkabileceği gibi, belirli durumlar ve ortamlarla da kendini gösterebilir. En sık Agorafobili panik ataklardır. Kişi, kalabalık bir ortamda, kendini aşırı derecede huzursuz, giderek panik halinde hisseder. Onu, çevresindeki insanların önünde küçük düşürecek bir davranışta elinde olmadan bulunacağı, ya da saldırıya uğrayacağı duygusuna kapılır. Derhal o ortamdan uzaklaşması gerekmektedir ama bunu yapmasına da olanak yoktur. Kendisini, belirsiz ama gerçek, kaçınamayacağı bir tehlike karşısında hisseder.
Gerek belirli durumlar ve ortamlarda ortaya çıksın, gerekse de görünürde bir neden olmaksızın ortaya çıksın, panik ataklara eşlik eden bazı bedensel ve duygusal belirtiler gözlenir. Aşağıda verilen bu belirtilerden en az dördünün yaşanıyor olması durumunda panik ataktan söz edilebilir.
  • Nefes alamama duygusu, boğulmak üzere olduğu duygusu
  • Bir anlık tıkanma, soluğunun kesilmesi duygusu
  • Göğüs kafesinde batma, sızı, ağrı ya da belirsiz bir rahatsızlık, sıkıntı hissi
  • Nabızda artış hissedilmesi, çarpıntı hissi. Kişi, kalbinin atışını duyuyormuş gibi hissetmektedir
  • Ani gelen bir baş dönmesinin eşlik ettiği dengeyi kaybetme, düşeceğini hissetme duygusu. Dizlerin titremesi
  • Çıldıracağı, delireceği, bir şekilde kontrolünü yitireceği duygusuna kapılma
  • Vücut ısısında ani bir değişme hissetme. Ateş basması ya da ürperme
  • Dış ortam ısısının etkisinde olmayan, kontrol edilemeyen aşırı titremeler
  • Birden bire ter boşanması, soğuk soğuk terleme
  • Karın bölgesine bir darbe yemiş gibi hissetme. Karın bölgesinde bir doluluk duygusu. Bulantı, kasılma
  • İçinde bulunulan çevrenin gerçekliğinden kopma duygusu. Orada değilmiş de, bir film izliyormuş gibi hissetme
  • El, kol, bacak ve yüzde hissizleşme, karıncalanma, uyuşma hissi
Kişinin yaşadığı panik öylesine acı vericidir ki hasta, bu olayları yaşamaktan kaçınmak uğruna giderek kendini güvende hissettiği dar bir ortama çoğu kez eve kapanma zorunda kalır, sosyal ilgi azalır.
Panik atak sırasında oluşan tüm belirtler sanaldır. Beynin gelen uyarıları yanlış yorumlaması sonucu panik başlar.
Kas ağrılarının nedeni ise stres hormonu ile kasılan kaslara krampların girmesi ve istemsiz kasılmalardır.
Son düzenleyen Safi; 19 Haziran 2016 04:01
virtuecat
10 Eylül 2006 01:53   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Bilindiği gibi panik atak tüm dünyada giderek artan bir önemi ve dikkati üzerinde toplamaktadır. Bu önemi hak etmesinin birinci nedeni, giderek yaygınlaşması, toplum sağlığını tehdit eder boyuta ulaşmasıdır. Yakın zamanda yapılan bir araştırma sonucuna göre ABD de her beş kişiden birinin panik atak geçirdiği belirlenmiştir. Ülkemizde de her yüz kişiden 4nün tedavi gerektirecek düzeyde panik atak problemiyle karşı karşıya olduğu sanılmaktadır. Her yüz kişiden 10 u da panik atak için sırada beklemektedir Hastalığı önemli kılan en önemli etken budur. Diğeri de sanıldığı gibi kolay tedavi edilemediğinin, beklenmedik zamanlarda tekrar ortaya çıkabildiğinin anlaşılmasıdır.
Ad:  2.jpg
Gösterim: 134
Boyut:  10.6 KB


Panik atak fiziksel belirtilerle seyreden bir psikolojik sendrom olarak basitçe tarif edilebilir. Ancak hastaların da söylediği gibi yaşananlar hiçte basit değildir. Kimilerine göre hissedilenlerin tarifi mümkün değildir. Bu fiziksel belirtiler alelade değildir. Çok şiddetli ve sarsıcı olarak yaşanır. Örneğin çok şiddetli bir kalp atımı, sanki kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi, buna eşlik eden beyninde uğultu, basınç, sanki tansiyonu çok yükselmiş gibi bir his. Bu arada düşüncelerde bulanıklaşma giderek benliği saran ölüm korkusu ve
-sonum geldi- düşünceleri ile bazen nefes düzensizliği ile başlar, nöbet şiddetlenir, dilinizin boğazınıza kaçtığını düşünür nefes alamaz ( aslında alırsınız )hale gelir. bayılma hissi acil yardım arama ve yine ölüm korkusu hissedebilirsiniz.

Fiziksel belirtiler çok çeşitli olabilir. Belirtiler çoğu kez korkulan bir hastalığın taklididir. Kalp krizi,tansiyon yükselmesi,beyin kanaması ya da felç geçiriyor olma gibi. Ama gerçekte bunların hiçbiri olmuyordur. Üstelik bu belirtiler yukarıdaki hastalıkların herhangi birini yaşıyor olsanız bu kadar kuvvetli ve korkutucu olamaz. Bu noktadan bakınca panik atak aslında uyanıkken görülen bir kabusa benzer. Örneğin kalp krizi geçirdiği kabusu gibi ve hastalar bir kabustaki gibi Çaresizdirler.

Hastaları bu yaşadıklarının gerçekte olmadığına inandırmak pek güçtür. O yüzden başlangıçta psikiyatrik tedavi ye pek yanaşmazlar. Bir dönemi acil servislerde ya da kardiyoloji servislerinde çare arayarak geçirebilirler. Panik atağı tanımak, kabullenmek ve tedavisine başlamak ilk ve önemli adımdır. Ama tedavi bununla bitmez. Bu belirtilerin psikolojik olduğu kabul edilse bile, her gelişi korkutmaya devam edebilir.

Bu nöbetler ya da ataklar gelmeye devam ettikçe, hastalarda iki temel belirti daha ortaya çıkar. Bunlardan birincisi beklenti anksiyetesi denen bu atakların tekrarlayacağı korkusudur. Hastaların beyni ya bunu tekrar geçirirsem korkusuyla çok fazla meşgul olabilir. Bu durum hastayı depresyona sürükleyebilir.

İkinci temel belirti de kaçınmalardır. Bu nöbetler yaşandıkça kişi bazı ortam ve durumlarda bulunmaktan kaçınır. Örneğin çarpıntısı olacağı korkusuyla spor yapmaktan, havasız kalacağı korkusuyla kapalı ortamlardan, herkesin içinde düşüp bayılabileceği korkusu ile kalabalık ortamlarda bulunmaktan, asansörlerden, toplu taşama araçlarından, toplantılardan vs. vs. kaçınmaya başlar.
Kaçınmanın bir diğer görünümü de yalnız kalamamaya başlama ya da bazı koşullarda yalnız bulunmama çabasıdır. Hasta başına bir şey geleceği korkusu ile hep yanında birini bulundurma - hatta küçük bir çocuk bile olabilir - eğiliminde olabilir. Bazı hastalar evden çıkamaz hale gelebilir. Kuaföre gidemez, Giysi almak için mağaza görevlisini eve çağırır.
Kaçınmalar değişik boyutlarda olabilir, silik, hafif ya da şiddetli, ya da sadece bazı durumlarda ortaya çıkabilir. Örneğin tatile çıkacağında orada tam teşekküllü bir hastane olmadığını öğrenip gitmekten vazgeçme gibi.

Panik atakta görülebilen fiziksel belirtilerden bazıları:


  • Mideye bir şey çöküyor hissi
  • Avuç içlerinde terleme
  • Her tarafta sıcaklık hissetmek
  • Hızlı ve şiddetli kalp atışları
  • Ellerde titreme
  • Diz ve bacaklarda güçsüzlük veya esneklik
  • İç titremesi, titreme duygusu
  • Ağız kuruluğu
  • Boğazda yumruk hissi
  • Göğüste basınç
  • Hızlı nefes alıp verme
  • Bulantı veya ishal
  • Baş dönmesi, sersemlik, göz kararması
  • Gerçek dışılık hissi (rüyada gibiyim)
  • Açık olarak (net olarak) düşünememe
  • Bulanık görme
  • Kısmen felce uğramışlık duygusu
  • Ayrılma yada hayal gibi hareket etme duygusu
  • Çarpıntılar veya düzensiz kalp atışları
  • Ellerde, ayaklarda ve yüzde karıncalanma
  • Göğüs ağrısı
  • Bayılma hissi
  • Midede titreme heyecan
  • Soğuk ve ıslak eller
Bunlara da şu korkular ya da negatif düşünceler eşlik edebilir:
  • Ölmek üzereyim
  • Kalp krizi geçiriyorum
  • Aklımı yitirmek üzereyim
  • Kendimden geçmek üzereyim
  • Tıkanmadan öleceğim
  • Nefes almam mümkün olmayacak
  • İnme inecek,felç olabilirim
  • Kontrolümü kaybediyorum
  • Tansiyonum çok yükseldi ve beyin kanaması geçirmek üzereyim
Panik atağın tedavisine gelecek olursak, önce şunu belirtmekte yarar var. Panik atak sadece ve sadece psikiyatristlerin tedavi etmesi gereken bir hastalıktır. Tedavi bir çok yöntemin kombine uygulanması ile daha çabuk sonuş verir. Sadece ilaçla ya da sadece terapi ile iyileşmesi nadirdir. En önemlisi de belirttiğimiz gibi hastalık hakkında bilinçlenmedir. Örneğin alıştığımız bir panik nöbet türü birden başka bir görünüme bürünebilir. Onun için olabilecekleri bilmek hazırlıklı olmak çok önemlidir. Evde kendi kendini tedavi etmeye çalışmanın kendi kendine apandisit ameliyatı yapmaktan farkı yoktur. Mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır. hastalığın nüks edebileceği unutulmamalıdır.

Tedaviye hastanın katılımı da sağlandığında 4 - 6 ay içinde tümüyle iyileşme şansı %95 dir. Hasta, hastalığı yenmesini öğrenmediyse nüks etme riski hep vardır. Panik atağı iyi tanımak, tedaviden kaçınmamak,tedavi için doğru adresi bulmak önemlidir. Hipnoz, akupunktur, üfürükçü tedavileri zarar verebilir.

Geçerli tedavi yöntemleri:
  • Psikoterapi
  • İlaç kullanımı
  • Relaksasyon teknikleri
  • Nefes egzersizleri
  • Spor ve egzersiz
  • Biofeedback
  • İmajinasyon
  • Üstüne gitme teknikleri
Son düzenleyen Safi; 19 Haziran 2016 04:02
NihLe
17 Ağustos 2007 20:21   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Panik atakları insanların % 3-6’sında görülürken batılı kaynaklarda panik bozukluğunun görülme sıklığı % 1-3 olarak belirtilmektedir. Türkiye Ruh Sağlığı Profili Raporunda 12 aylık dönem esas alınarak yapılan sıklık tespitinde, panik bozukluğu ve/veya agorafobi sıklığı toplam % 1 olarak bulunmuştur; bunların hekime başvurma oranı % 34.5 olup, diğer tüm psikiyatrik hastalıklardan daha yüksektir. Panik ataklarının şiddetli ve korkutucu fiziksel semptomlarla seyretmesi hekime sık başvurmada en önemli etken gibi gözükmektedir.
Ad:  3.jpg
Gösterim: 138
Boyut:  8.1 KB

Panik atak hastaları sıklıkla kalp hastası olduğunu veya kalp krizi geçirdiğini düşünerek hekime ve acil servislere giderler. Hasta, ani bir “nöbet” tanımlar. Kimi zaman bu nöbet hastaları uykularından kaldırabilir. Şikayetler başladıktan sonraki ilk 10 dakikada maksimum şiddete ulaşır; dakikalar içinde geçer, bir saatten uzun sürme olasılığı çok azdır. Nöbet esnasında hasta tipik olarak “panik” içindedir.

Acil görünümlü ya da acile başvuracak şiddette bir “nöbet” geçirdiğini ifade eden bir hastada, aşağıdaki şikayetlerden en az dördü nöbet esnasında mevcut ise, panik atağı düşünülür;
  • Çarpıntı, kalp atımlarını hissetme,
  • Terleme,
  • Titreme,
  • Nefes darlığı, boğulacağım hissi,
  • Göğüs ağrısı, göğüste sıkışma hissi,
  • Bulantı, karın ağrısı,
  • Baş dönmesi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi hissetme,
  • Derealizasyon (çevrenin yabancı gerçekdışı olduğu hissi),
  • Depersonalizasyon (vücuduna yabancı, dışında imiş gibi hissetme),
  • “Çıldıracağım” korkusu,
  • Ölüm korkusu,
  • Vücudun çeşitli yerlerinde uyuşma ve karıncalanma,
  • Üşüme, ateş basması.
Panik atağı tetikleyen durumlar;
  • Kapalı yerler (tünel, asansör, vb),
  • Kalabalık yerler (alışveriş merkezleri, toplu taşım istasyonları, eğlence merkezleri vb),
  • Toplum önünde zor bir görev yapma,
  • Yeni veya tanıdık olmayan insanlarla yapılan toplantılar veya sosyal olaylar,
  • Açık alanlar (köprü üzerinden geçme, yüksek binalar vb),
  • Organik hastalıklar; ritim bozuklukları (aritmiler), kalp krizi (myokart infarktüsü), beyinin kansız kalması (serebral iskemi), tiroid bezinin fazla çalışması (tirotoksikoz), astım vb,
  • Bazı ilaçların yan etkisi olarak,
  • Depresyon, fobiler dahil pek çok psikiyatrik hastalık esnasında,
Panik bozukluğunun temel özelliği, çoğu kez nedensiz başlayan panik ataklarıdır. Hasta, aniden, örneğin otobüste ya da uykusunda, yukarıda sayılan pek çok şikayeti yaşar. Şikayetler, müdahaleyle ya da müdahalesiz kısa sürede geçer. Atak şiddetli ve korkunç bir deneyim olarak hatırlanır ve bireyde “ya tekrarlarsa” kaygısını ortaya çıkarır. Hasta, yaşantısını bu kaygı çerçevesinde planlamaya çalışır. Agorafobi (kapalı yer korkusu) şikayetleri de tabloya eklenirse, kişi, atak geldiğinde yalnız ya da kaçamayacağı ortamlara girmeme; tek başına sokağa çıkmama ya da evde tek başına kalamama; camide ya da sinemada çabuk çıkabileceği yerleri tercih etme gibi günlük yaşantısını ve işlevselliğini belirgin olarak kısıtlayan davranış bozuklukları gösterir.

Bu hastalar semptomlarının şiddeti nedeniyle sıklıkla hekime başvurmalarına rağmen, çoğu kez, özellikle de atak esnasında rastlanabilen kalbin hızlı çalışması (taşikardi), tansiyon yükselmesi gibi bulgular yüzünde panik bozukluğu tanısı atlanabilir. Aslında bu hastaların şikayetlerinin “psikiyatrik” olduğuna ikna edilmeleri de güçtür.

Hastalık; göğüs ağrısı, çarpıntı vb. gibi belirtilerle seyretmesine rağmen hastalığın özünde hastanın tarif ettiği yoğun sıkıntı yer almaktadır. Sıkıntı tedavi edildiğinde diğer belirtilerde yatışacaktır.

Hastaların yaşadığı “nöbet” korku ile benzerlik göstermekte ve hastalık beyindeki korku ile ilgili merkezleri, korkacak bir şey yokken kendi kendine çalışmaya başlatmakta ve şikayetler böylece ortaya çıkmaktadır. Tekrar nöbet gelirse kaygısı ile ortaya çıkan sokağa tek başına çıkmama gibi davranışlar aslında kaygıyı artırmaktan ve kuvvetlendirmekten başka bir işe yaramazlar.

Panik bozukluğu, çoğu kez, depresyon, diğer anksiyete bozuklukları, kişilik bozuklukları ve alkol ve madde bağımlılığı ile birliktelik gösterebilir.

Atak esnasında hastanın yapması gerekenler;
Olduğu yerde kalmalı ve toplamı en fazla bir saat süren atağın geçmesini beklemelidir.
Dikkatini bulunduğu ortamdaki eşyalara vb ve sıkıntıyı kontrole yöneltmeli; fiziksel belirtilerinden uzaklaştırmaya çalışmalıdır.
Kendisine, “bu kalp krizi değil; panik atağı. Korku merkezim kendiliğinden çalışmaya başladı; yakında geçer; daha önce de geçti” gibi telkinlerde bulunmalıdır.
Aşırı derin nefes alma (hiperventilasyon) panik şikayetlerini arttırır; bu şikayeti olan hastadan “nöbet” geçene kadar bir torbaya soluması istenmelidir.
Her atak başında saate bakması ve sonlandığında ise ne kadar sürdüğünü bir yere kaydetmesi istenmelidir; saatler gibi gelen atak süresinin yalnızca dakikalar olduğunu görme sonraki ataklarda hastanın direncini arttıracaktır.
Sigara yakma, alkol alma gibi önlemlerin atağın geçmesini sağlayamayacağı gibi şiddetlendirebilecektir.
İlaç tedavisi atak sıklığı fazla olan, işlevsel kaybı yüksek olan, birlikte diğer başka bozukluklar da bulunan hastalarda düşünülür.
Bu ilaçlar bazı olgularda, tedavinin özellikle ilk haftalarında sıkıntıyı (anksiyete) arttırabilir. Bundan dolayı yarım tabletle tedaviye başlanması, yetersiz kalırsa ve tolere edilmiş ise 1-2 hafta sonra dozun tam tablete çıkılması önerilir. Olguların büyük çoğunluğunda, kısa sürede yeterli yanıt alınır.

İlaç tedavisi şikayetler kontrol altına alındıktan sonra 8-12 ay devam ettirilmelidir. Panik bozukluğunun % 30-90’ı ilaç tedavisi sonlandırıldığında nüks etmektedir. Tedavisi kesilecek hastalar yüksek nüks olasılığı hakkında uyarılmalıdır.
makinamuhendisi.com
Son düzenleyen Safi; 19 Haziran 2016 04:02
_PaPiLLoN_
11 Ocak 2008 00:09   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Aldatan erkekler panikatak oluyor

Uzman klinik psikologu Yıldız Burkovik, panitak rahatsızlığını anlattı ve belirtilerini sıraladı. Burkovik, bu rahatsızlığın en çok aldatan erkeklerde görüldüğünü açıkladı.
Ad:  4.jpg
Gösterim: 140
Boyut:  12.8 KB
Panik atak en çok yaşanan psikiyatrik şikayetlerden birisi. Ani olarak, beklenmedik bir anda ve yerde ortaya çıkan bir hastalık. Çoğunlukla 5-10 dakika veya 20-30 dakika ya da ender olarak bir veya birkaç saat sürebiliyor. Panik Bozukluğu tanılı hastaların % 75-80'i kadınlardan oluşuyor. Toplum içinde görülme sıklığı % 1,5-3,5 arasındadır.

Sponsorlu Bağlantılar
Kişi atak sırasında şu duygulara kapılıyor:
  • Eyvah kalp krizi geçiriyorum.
  • Kalbim ağzımdan çıkacak.
  • Boğuluyorum
  • Nefesim kesiliyor
  • Göğsümü bir yumruk tıkadı
  • Dengemi kaybediyorum
  • Bayılacağım
  • Beyin kanaması geçiriyorum
  • Yer ayağımın altından kayıyor
  • Aklımı kaçırıyorum
  • Çıldırıyorum
  • Kontrolümü kaybediyorum
  • Yüz felci geçiriyorum
  • Kollarım benim değil gibi
  • Bacaklarım kopmuş gibi
  • Dizlerimin bağı çözüldü
  • Tüm vücudum yanıyor, biber sürülmüş gibi
Yıllardır bu konular üzerinde çalışan NP GRUP Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi Uzman Klinik Psikologu ve 4 yıldır SKY TURK’te PSİKOYORUM programını sunan Yıldız Burkovik ilginç bir klinik deneyimini bizlerle paylaştı.

Psk. Yıldız Burkovik, "Eşlerini aldatan erkler genellikle panik atağa maruz kalıyor" diyor. Klinik deneyimlerinin kendisini bu sonuca vardırdığını belirtiyor. Aldatmanın temelindeki heyecanının önemli bir duygu durumu olduğunu söyleyen Burkovik, klinik gözlemlerine ilişkin olarak şunları paylaşıyor:

“Gizli ve saklı bir olayı yaşamak insanı daha çok heyecana sevk eder. Başarma, başarılı olma, iki veya üç ya da birkaç kişiyi birden idare edebilme kolay bir durum değildir, tüm tilkilerin kuyruklarını birbirine dolamadan kendi çevrelerinde dönmeleri gibi.

İdare edebilme derken, bir kişinin bir diğerinden haberdar olmaması yani kuyrukların bir diğerine dolanmaması, aldatmayı yapan kişi için bu durumu sağlayabilmek stratejik bir hadisedir ve kişi bunu başardıkça haz duyar, kendisini güçlü hisseder. Ancak bir zaman sonra kayıplarının ne olabileceğini fark etme düşüncesi devreye girmeye başlar, başlarda bir oyun gibiyken bu durum giderek daha gerçekçi olmaya başlar. Çünkü artık, günlük yaşam içinde daha çok zaman geçirilen ikinci kişi, kendisine daha fazla zaman, sevgi ve şefkat istemeye başlar ve kıyaslamalarla sorumlulukların artışı devreye girer.

Başlangıçta bu durumu hesaplamayan, ‘gerekirse daha sonra düşünürüm’ diye boş veren ya da düşünmeyi erteleyen erkek veya kadın bir zaman sonra kaygı duymaya başlar. Ve aslında yasak bir ilişki başlangıçta tatlı bir heyecan iken sıkıntıya dönüşmeye doğru yol alır ve iç sıkıntısı kaygı diye adlandırılan anksiyete kendisini göstermeye başlar.

Bu sefer ortaya eşin ve sevgilinin birbirlerini fark etmemeleri üzerine stratejiler kurma oyunu devreye girer, ancak bu oyun daha tehlikeli olmaya başlar, çünkü başlarda” önemli değil sadece zamanı beraber hoş geçirelim” diye başlanan ilişki artık ciddi düşüncelerle dolmaya başlamıştır. Hesaplar değişir, diğer kişi sürekli telefonlarla aramaya başlar ki, bu sefer asıl eş de çeşitli işaretlerden dolayı durumu fark etmeye başlayacaktır.

Doğal olarak sıkıntı artar ve kişiler artık her an bir şey olabilir beklentisine kapılırlar. Kimi zaman nefesler tutulur; düşünceye dalıp da kaygı çoğaldıkça insanın nefesi de değişmeye başlar, sık ya da tutuk alınan nefesler düzeni bozar ve iç sıkıntısı derin düşünceyle birlikte karşılaşınca hatalı nefeslerle birlikte panik atak kendisini göstermeye başlar.

Hatalı nefes kişinin kasılmasını, kaslarının gergin olmasını sağlar ve algılamada zorluklar kaygının çoğalmasına sebebiyet veriri ve kalp çarpıntısı kendisini gösterir. Her an bir şey olacak hissi ve beklentisiyle panik duygusu artık daha belirginleşir. Rahat bir yaşamda iken bir küçük heyecan uğruna hesaplanamayan rahatsızlık bu şekilde devreye girer. Terapilerde panik atak ya da bozukluk şikayeti ile gelenlerde daima bir kaygı oluşturacak durum vardır, bu kaygının niteliği herkese göre farklıdır. Tedirginlikler birleşerek sıkıntıyı daha da arttırır

Sıkıntının kaynağı evlilik dışı ilişkiler
Terapilerde panik atak hastalarıyla yapılan görüşmelerde daima sıkıntının ana kaynağına inmeye çalışırız bu kaynağa baktığımda pek çok olayda altta aldatma olayı sonrasında yaşanan panik ataklar dikkatimi çekti, bu nedenle sıkıntının kaynağını araştırırken sorduğum soruların içinde ‘evlilik dışı bir ilişkiniz var mı?’ sorusunu da mutlaka soruyorum.

Sanal aldatmada da bir heyecan var ama kişiler kendi kimliklerini gizliyorlar, gizlenme kişiyi rahatlatıyor, ancak yine de bazı kişilerde kaygı yapıyor; tanınırsam kaygısı da heyecan yapıyor elbette ki, ancak her heyecanın panik atak ortaya çıkartması beklenmez.
Gerçek aldatma elbette ki daha reel olduğundan, yani yüz yüze ve tensel temasa dayalı da olduğundan daha çok heyecanlandırıyor ve kişiler de altta yatan herhangi bir kaygı varsa onunla da birleşerek daha çok heyecan ve panik duygusunun ortaya çıkmasına sebep oluyor. 20 yıllık izlenimim daha çok erkeklerde bu durumun kendini gösterdiği yönünde. Bu olay kadınlarda daha çok mutsuzluk ve depresyona sebebiyet veriyor çünkü hayal kırıklığı ön plana çıkıyor” diyor.
İkinci ilişki kaygı nedeni
Yıldız Burkovik’in şimdiye kadar izlediği örneklerin içinde çok sık rastladığı enteresan bir durum var. Ve Burkovik bunun, daha çok erkeklerde ortaya çıktığını görmüş. Burkovik; “Ya da benim karşıma çıkan örneklerin içinde erkekler fazlaydı. Sonuç olarak çoğunlukla, bir başka ilişki olduğu zaman kaygı içinde oluyor eşler.
İki tarafı idare etmek insanı zorlayan bir durum. Ve bu örnekte öyle bir bey vardı. Sürekli ‘öldüm, öleceğim, kötüyüm’ diyordu ve alkolle kendini durdurmaya çabalıyordu. Bu nedenle işten bile atıldı, çok büyük sıkıntılara girdi. Evliydi bir oğlu vardı…Bir terapi seansında kendisine gevşeme egzersizi yaptırıyordum. Ve kendisine hayal kurdurttum.

Deniz dalgalarını hayal etmesini istedim. ‘Deniz kenarında yürüyorsun’ dedim ve bir anda beyin dalgaları tepelere vurmaya başladı. Ona rahatlama yaptırıyordum ve ‘deniz dalgasından insan neden korkar?’ diye bir yandan da kendime sormaya başladım. Seans sonunda, ‘Burada gerildiniz, nedir nedeni?’dedim en sonunda birisiyle bir ilişkisi olduğunu ve ondan da Deniz adında bir kızının olduğunu anlattı. Karısı durumu bilmiyordu, kimsenin de bilmesini istemiyordu ve çok tedirgindi.

Çok ilginçtir ki, pek çok kişi de ikinci sevgiliyi idare etme durumu varsa, onda panik atak kendini gösteriyor. Hatta gelen erkeklere artık her defasında soruyorum, ‘başka bir ilişkin var mı?’ diye ve sonuç genelde öyle çıkıyor. Bu bana çarpıcı geliyor. Ancak elbette ki, her panik atak sahibi kişi bir aldatma durumuyla karşı karşıya demek değildir” diyor.

Panik atak yaşayan ve eşlerini aldatan erkeklere örnek
Evli ve 2 çocuğu olan bir bey, sürekli kalp çarpıntısı, öleceğim kriz geçireceğim diye sürekli bir korku ve kaygı ile gelmişti ve kalp ile ilgili olarak doktora gittiğinde anjiyo dahi yapılmış ve hiçbir fiziksel sorunun olmadığı söylenip psikolojik destek alması, psikiyatriste gitmesi söylenmişti
.
Psikiyatrist vasıtasıyla da stresini, bedensel şikayetlerini kontrol etmeyi öğrenmesi için bana yönlendirilmişti, kendisiyle konuştuğumda, eşinin de bilmediği bir diğer bayanın olduğunu ve ondan da 2 çocuğu olduğunu anlattı ve diğer bayanla daha mutlu olduğunu ama yine de eşinden ayrılmak istemediğini, çocuklarının: “niye okuluma hiç gelmiyorsun, neden bu kadar çok çalışıyorsun?” dediğini ve onların da bu nedenden ötürü çok mutsuz olduklarını, kimseye bir şey diyemediğini, fark edilirse her şeyi kaybedebileceğini anlattı.

Ailesinden kimsenin haberi yoktu ve son derece çaresizdi, uzun zamandır kaygılıydı.

Son düzenleyen Safi; 19 Haziran 2016 04:02
ener
7 Ocak 2010 10:32   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ad:  9.jpg
Gösterim: 143
Boyut:  6.2 KB

Panik Atak Tedavisi Nasıl Olmalıdır?


1. İlk Defa Panik Atak Olanların İzlemesi Gereken Yol.
2. Panik Atak Olup da Hiç psikiyatrik Tedavi Görmemiş olanların Tedavisi
3. Halen tedavide Olanların İzlemesi gereken Yol

İlk defa Panik atak yaşayanların geniş bir çek-up yaptırıp,fiziksel muayeneden geçmeleri gerek.Her şey normal veya bu durumu izah edecek bulgu yoksa, hemen ,vakit kaybetmeden psikiyatri uzmanına baş vurulmalıdır. Baş vurmak istemiyorsanız birinci maddeyi okuyabilirsiniz…

1-İlk defa Panikle karşılaşan birisinin acil ünitelerine gittiği malumdur. Orada çekilen kalp elektrosu, kan tahlilleri ve fiziksel muayenede hiçbir şey çıkmaz. Ve denir ki,”hiçbir şeyin yok, kalk evine git” Bazı hastalar tatmin olur,rahatlar. Bazısı inanmak istemez.Mutlaka bir yanlışlık vardır denir. Arayışlara girilir…

Eğer şikayetleriniz geçti ve kafanızdan attıysanız sorun yok. Panik atak tekrarlarsa ya da şikayetleriniz devam ediyorsa; kesinlikle psikiyatri uzmanına baş vurun. Diğer branşlarda veya mucizevi tedavi” vaad edenlerde çözüm ararsanız, çok vakit kaybedersiniz.( özellikle hipnoz, eft, tmu, nlp)

2-Panik Atak Olup da Hiç psikiyatrik Tedavi Görmemiş olanların Tedavisi
Bir İnsan Panik Atak olup da neden PSİKİYATRİK tedavi olmaz?
  • Panik atak yaşanıyor ,fakat tam teşhis konulmadığından psikiyatrik tedavi alınmıyor olabilir.
  • Panik atak teşhisi konmuştur; fakat kardiolog, dahiliyeci, nörolog, beyin cerrahı psikiaytra yönlendirmek yerine kendisi “tedavi” ediyor olabilir. Maalesef olaya “ticari” bakan bazı hekimler; hastaları gerçek adreslere yönlendirmiyorlar. Yıllarca oyalayıp duruyorlar. Aynı şeyi bazı psikologlarda yapıyor..Tek başına terapiyle düzelmediği halde 6 ay- 12 ay, bazen iki üç sene haftada bir psikologlara gidip sonuç alamayan hastalarla karşılaşıyorum…
  • Panik atağının fiziksel kaynaklı olduğuna inanıp; sürekli dahili branşlarda dolaşmak…Bu hastalar maddi manevi çok yıpranırlar.Ellerinde bir tomar tahlillerle dolaşırlar…
  • Psikiyatriyi “Delileri” tedavi eden bir branş olarak görüp ;”benim ne İşim olabilir?” diye düşünenlerde psikiyatrik tedavi olmazlar
  • Tetkik-tahlil ve fiziksel muayene sonucu “bir şeyin yok ,psikolojik” cevabını alanların bir kısmı bunu “yediremezler”.”Nasıl olabilir ben bu kadar iradesiz miyim, güçsüzmüyüm? “ diye düşünüp “kendi kendine atlatmaya çalışanlar” olabilir. Bu kişiler aşırı kontrollü ve denetimsel, mükemmeliyetçi yapıda olan insanlardır. Pek tabi ki; “kendi kendine tedavi” olmadığından yıllarca vakit ve kaliteli yaşam kaybı olmaktadır.
  • Bu arada bir kez psikiyatra gidipte “hayal kırıklığı” yaşayanlar vardır. Onları da bu gruba dahil etmek lazım. Tedavi için baş vurulan yer devlet hastanesi ise; çok yoğun olduğundan; bir günde en fazla 20 hasta muayene edilmesi gerekirken, kapıda 100 kişi varsa, doktor sizinle konuşmaz, konuşamaz…reçeteyi yazar, elinize tutuşturur. “Nalet olsun psikiyatri-psikoloji bu mu” der ve küsersiniz…
Veya özeline gittiğiniz bir doktorun ya tarzından ya da o gün kü moodundan kaynaklanan bir terslikle de hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz…Ama unutmayın: sizin tedaviye ihtiyacınız var. İyi bir “adres” bulana kadar bıkmak, umutsuzluğa kapılmak YOK. Hayat sizin hayatınız. Doktora sisteme küsmek-kızmakla onlara bir şey olmaz. Olan sizin sağlığınıza, sizin zaman kaybınızadır…Duygusal-tepkisel davranmayın. Mantığınızı elden bırakmayın. Bu hastalığın nelere mal olduğunu sizler çok iyi biliyorsunuz…

Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir?


Doktor rehberliğinde ilaç ve terapi. Hastalığın bittiğinden emin oluncaya kadar takip sağlandığı zaman yüzde 90-95 başarılı olunur. Özellikle terapi çok önemli. Terapi kişiye bildiği bir şeyi yeniden öğretmektir. İlaçlar kişinin beden belirtileri yaşamaması, endişe düşürmesi açısından yararlı; ama ilaç nüksü önleyemiyor. Bozuklukları terapi düzeltiyor.

Doğru nefes almak önemli
Bedeni kontrol etme yolundaki ilk adım solunumu kontrol etmektir. Doğru ve derin nefes almanın, damarları genişletme ve oksijenin bedenin en uç noktalarına kadar ulaşmasını sağlama özelliği var. Panik atak sırasında kan beden yüzeyinden çekilir. Bu nedenle doğru ve derin nefes alarak sağlanan değişiklik, özellikle kaygının da dahil olduğu birçok durumda başlayacak olan tepki zincirini kırıyor ve kaygının şiddetini azaltıyor.
7 adımda iyi nefes alın
  • Sağ avucunuzu göbeğinizin altına, sol elinizi göğsünüze koyun ve gözlerinizi kapatın.
  • Nefes almadan önce ciğerinizi iyice boşaltın. Nefes verirken ciğerler zorlanmamalı.
  • İçinizden sayarak ciğerinizin bütününü doldurun.
  • Bir süre bekleyin, ‘bir-iki’ diye sayarak nefesinizi aldığınızın iki katı sürede boşaltın.
  • Sağ eliniz göğüs kemiklerinizin yana doğru açıldığını hissetmeli.
  • Tekrar nefes almadan iki saniye bekleyin.
  • Egzersizi bir kere daha tekrarlayıncaya kadar mutlaka en az 4- 5 normal nefes alın. Eğer derin nefes almaya devam ederseniz bir baş dönmesi hissedebilirsiniz.
Bedeninizi nasıl gevşeteceğinizi öğrenebilirsiniz
  • Yerinize iyice yerleşin ve herhangi bir tedirginlik hali varsa bir kenara bırakın.
  • Gözlerinizi kapatın ve dikkatinizi önce kollarınıza ve özellikle ellerinize çevirin.
  • Ellerinizi yumruk yapın ve bunu yaparken el ve kollarınızdaki gerilime dikkat edin.
  • Her iki elinizi de bileklerden, parmak uçları tavanı gösterecek şekilde bükün. Ellerinizin ve kolunuzun üst tarafını kasarak gerin.
  • Gerilimi hissedin ve gevşeyin, kollarınızı eski pozisyona getirin.
  • Alnınızı kırıştırın, gözlerinizi sıkıca kapayın. Ağzınızı iyice açın, dilinizi damağınıza doğru itin, çenenizi kuvvetlice sıkın.
  • Kafanızı geriye itin, sonra göğsünüze değecekmiş gibi öne eğin.
  • Kafanızı önce sağ sonra sol omzunuza doğru döndürün.
  • Omuzlarınızı kulaklarınıza çekecekmiş gibi yukarı çekin.
Son düzenleyen Safi; 19 Haziran 2016 04:03
11 Ocak 2010 18:53   |   Mesaj #7   |   
volture - avatarı
VIP "Ipıslak Balık"

Panik atağı ne tetikler?


Panik nöbeti başladığında çoğu zaman kendinizi hastanede veya acil serviste bulabilirsiniz. Peki nöbeti tetikleyen ne?
Ad:  7.jpg
Gösterim: 144
Boyut:  10.3 KB

Başka hastalıkları tetikleyebilir
Panik atak yüzünden hiçbir şekilde kalpte, solunum sisteminde bir rahatsızlık meydana gelmez. Eğer panik atak uzun süre tedavi edilmezse psikolojik kökenli başka rahatsızlıkları meydana getirebilir.

Dışarı çıkmaya korkabilir
Örneğin bu atak tekrar gelirse diye düşünüp dışarı çıkmak istemezse, geçeceği yollarda hastane olup olmadığı düşünmeye başlayıp bu yüzden dışarı çıkmazsa, özetle kişi evden dışarı çıkmaktan korkar olursa panik atağa "agorafobi" eşlik ediyor diyebiliriz.

Depresyon kapıda olabilir
Bunun dışında sosyal ortamdan kopma sonucu kişide depresif bir duygu-durum oluşabilir. Panik atak tedavisi ile koordineli olarak diğer problemlerinde çözümüne ayrı olarak başlanması gerekir.

Nedir bu panik atak?


  • Panik atak en kısa ve öz tabiri ile ani olarak ortaya çıkan endişe - kaygı nöbeti. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini gösterir, bu yüzden de çoğu zaman kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratır.
  • Bu yoğun korku duygusu içinde kişi, çok kötü birşey olacağını, onun için sonun geldiğini, öleceğini veya kalp krizi geçireceğini düşünür.
  • Bu şekilde yoğun bir korku içinde olan kişi doğal olarak o ortamdan kaçmak, uzaklaşmak ister, yardım alabileceği bir sağlık kuruluşuna gitmek ister.
  • Çoğu zaman gidilen bir hastanede veya acil serviste herhangi bir girişimde bulunmaksızın bu belirtiler geçer ve kişi kendini iyi hisseder.

Kimler risk altında?


  • 50 yaş altında olanlar,
  • Kadınlar,
  • Ayrılmış, boşanmış ya da dullar,
  • Eğitim düzeyi düşük olanlar,
  • Yakın geçmişte ayrılık anksiyetesi, yakın yitimi yaşayanlar
  • Çocuklukta cinsel tacize uğrayanlar,
  • Ailede yükümlülüğü fazla olanlar,
  • Kentte yaşayanlar panik atak yönünden daha fazla risk taşırlar.

Ne tetikler?


Stres verici yaşam olayları
Hastalar genellikle ilk panik atağını stres verici yaşam olaylarının ertesinde yaşarlar. Hastaların yaşam biçimlerini değiştiren bazı olaylar (bir yerden taşınmak, yakın ölümü, eş ya da sevgiliden ayrılmak) tetikleyici olabiliyor.

Erken dönem yitimleri

Erken çocukluk dönemlerindeki kayıpların (ebeveynlerin ayrılması, boşanması ya da ölümü vb) panik bozukluğu olan hastalarda daha fazla görüldüğü bildiriliyor.

Ayrılma anksiyetesi ve okul fobisi

Erken dönemde yaşanan ayrılık anksiyetesinin panik ve agorafobi gelişiminde rolü olduğu ileri sürülüyor.

Ebeveyn özellikleri

Yapılan çalışmalarda panik bozukluğunda bulgular ailesel olma özeliğini kısmen genetik geçişle olduğunu göstermekle birlikte sosyal çevrenin de önemli etkisi olduğu anlaşıldı.

Kişilik özellikleri

Panik hastalarında sıklıkla bağımlılık, kendini öne sürememe, güvensizlik ve obsesyonel olma gibi kişilik özelliklerine rastlanır.

Panik atak sırasında neler olur?
Birdenbire, nedensiz ve yoğun bir korku ile huzursuzluk duygusu ortaya çıkar. 10 dakika içinde en yüksek düzeyine ulaşan bu yoğun gerginlik haline;
  • Çarpıntı,
  • Kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması,
  • Terleme, titreme ya da sarsılma,
  • Soluğun kesilmesi, göğüs ağrısı ya da sıkıntı hissi,
  • Bulantı ya da karın ağrısı,
  • Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma,
  • Gerçek dışılık duyguları ya da benliğinden ayrılmış olma,
  • Kontrolünü yitireceği ya da çıldıracağı korkusu,
  • Ölüm korkusu,
  • Uyuşma yada karıncalanma duyumları, üşüme, ürperme ya da ateş basması gibi bedensel belirtilerin en az dördünün eşlik etmesi gerekir. Bedensel belirtilerin bir kısmı sık nefes alıp vermeye bağlı.
Ek olarak; plan yapma, düşünme gibi yetiler geçici olarak yitirilebilir.
Panik atağı genellikle 10-30 dakika sürer, ender olarak bir saate uzar.
Panik atakları gece uykuda da gelebilir. Kişi büyük bir korkuyla uykudan uyanır. Bu olayı sık olarak yaşayanlar uykuya dalamazlar hatta uyumamaya çabalarlar.

Tedavide temel ilkeler
  • Panik atakları ortadan kaldırma
  • Sürekli atak yaşayacağım diye bunaltı, kaygı yaşamayı önlemek.
  • Panik atak korkusuyla yapılmayan davranışların yapılır hale gelmesi ( tek başına yola çıkabilmek, kapalı mekanlara girebilmek, yalnız kalabilmek gibi... )
  • Panikle birlikte görülebilen diğer bedensel ve psikolojik sorunları gidermek
  • Zamanla paniği önemsemeyecek ve unutacak seviyeye gelmek
  • Panikten dolayı bozulan aile , iş-sosyal yaşamın eskisi gibi normalleşmesi.
  • Hiç bir panik belirtisi ve davranışı olmadığı halde tedaviye bir süre daha devam ettirmek.
  • Hasta-hekim arasında çok iyi bir iletişim olmalı. Hasta hekimine her an ulaşabilmeli.
  • Tedavide kullanılan ana ilaçlar antidepresanlardır. Yardımcı olarak; sakinleştiriciler yatıştırıcılar, bedensel belirtileri önleyen ilaçlar kullanılır.
  • Antidepresanların bir kısmı eski kuşak ilaçlardır. (Anafranil, tofranil, ludiomil, insidon, laroxyl, tolvon... gibi ) Yeni kuşak ,ilaçlar ( efexör, seroxat, cipram, remeron, prozac, lustral, serzone, faverin, gibi.. ) Bu ilaçların içinde paniğe iyi gelen 4-5 ‘i geçmez. Hekimin yaptığı muayene ve tecrübesi sonuca en uygun ilaç seçilir.Bir ilaç her hasta da aynı sonucu vermeyebilir. İlaçların bir kısmı ( eski kuşak ) başlangıçta belirtileri arttırabilir, ağız kuruluğu, sıcaklık hissi, terleme, kiloartışı, kabızlık, cinsel problemler yapabilir. Yeni kuşakta bulantı,titreme,cinsek problemler,kilo artışı gibi yan etkileri olabilir.Bunlar kalıcı değildir.Bir süre sonra azalabilirler. Panik bozuklukta ilaç tedavisinin en aşağı bir buçuk yıl olması gerekir.
  • Hekim önerisi dışında kesinlikle ilaç almamak gerekir.
  • Panik belirtileri düzelir düzelmez ilaçları ne azaltmak nede kesmek gerekir.Yoksa kısa sürede tekrarlar. Yardımcı ilaçlar yeşil reçeteye tabi olanlar ( Xanax, diazem,nervium benzeri ilaçlar.) Ve bazı kalp-tansiyon ve mide ilaçlarıdır. Bunların kısa süreli kullanılması gerekir.
  • Başka hastalıklarınız nedeniyle ilaç alacaksanız doktorunuza danışın.
  • İlaçlar zamanla iştahınızı arttırır.özellikle -tatlıya- karşı dayanılmaz istek olur. Bunun için tedbir alın bol su için, meyve ağırlıklı beslenin.

Panik atakta en çok sorulan sorular ve cevapları:


  • Panik atak kalp krizine yol açar mı ? - HAYIR
  • Panik felce yol açar mı ? - HAYIR
  • Panik anında ölebilir miyim? - HAYIR
  • Panik anında kendimi, kontrolümü yitirir kendime ve çevreme zarar verebilir miyim ? - HAYIR
  • Panik atak bayılmaya sebep olur mu ? - HAYIR
  • Deliliğe yol açar mı ? - HAYIR
  • Uçakta panik atak gelirse ölür müyüm ? - HAYIR -
  • Tedavisi var mıdır? - EVET
  • İlaç beyni nasıl etkiler, düşünceyi ve davranışı nasıl değiştirir? Beyindeki " alarm" sistemindeki hassasiyeti giderir. Bozulan dengeleri düzenleyerek aşırı bedensel duyum ve belirtileri yok eder! Aklımız beynimizden uzaklaşmaya başlar ve yaşamın diğer yanlarını tekrar görmeye algılamaya başlarız. Zamanla paniği unutur hale geliriz.
  • Panik Tekrarlar mı ? Biyolojik, Sosyo-kültürel-ekonomik ve psikolojik şartlar müsaitse her hastalık gibi panikte tekrarlayabilir.Fakat ciddi uzun süreli bir tedavi ile tekrar riski azalır.Ayrıca tekrarlayacaksa çok hafif tekrarlar.Kontrol edilebilir seviyede olur.Bazen doktora bile ihtiyaç duyulmaz. Tedavide paniği kontrol altına almak ve onu tanımak ne yapıp-yapamayacağını bilmek önemlidir.
  • Panik şizofreniye çevirir mi? - HAYIR
  • Alkol alarak paniği yenebilir miyim ? - HAYIR ( zamanla artar ve bağımlılık gelişir.)
  • Kendimi dine inanca versem geçer mi ? - Paniğin inançsızlık ve ibadetsizlikle ilgisi yoktur; "inançlı" insanlarda'da panik yaşanır.
  • Yanımda ilaç,adres ve telefonlar, su, bisküvi, tansiyon aleti vs.. taşıyorum. Olmayınca yola çıkamıyorum bir şey olur mu ? Bağlanma , garantiye alma ihtiyacından yola çıkıyorsunuz.Tedavi ile yavaş yavaş bu bağlanma nesnelerinden kurtulmak,özgür ve özgüvene dayalı " sahaya" çıkmanız mümkün.
  • Spor paniği arttırır mı ? - HAYIR ( faydası vardır )
  • Seks yapabilir miyim ? - EVET
  • Panik geldiğinde acile gideyim mi ? - HAYIR ( Daha önceki nöbetler nasıl geçtiyse bu nöbet de geçecek )
  • Panik, depresyonla beraber olur mu ? - EVET
  • Panik anında boğazım düğümleniyor, tıkanıyorum. Nefessiz kalıp ölebilirmiyim. - HAYIR
  • İlaçla beraber alkol alınır mı? - Çoğunlukla HAYIR,fakat doktorunuza danışmakta yarar var...
  • İlaçlar bağımlılık yapar mı? Hayat boyu kullanmam gerekir mi? - HAYIR
  • Panikten dolayı işimi değiştirip,veya bırakayım mı? - HAYIR Kesinlikle işinizi bırakmayın ve değiştirmeyin.
  • İlaçlar, yiyecekler, içecekler boğazımı tıkar mı? Boğulur muyum? - HAYIR
  • Bana büyü yapılmış veya ‘cin' çarpmış olabilir mi? Paniğin bunlarla hiçbir ilişkisi yoktur kesinlikle hocalara,büyücülere,medyumlara, biyoenerjiyle uğraşanlara gitmeyin.
Bu önerilere kulak verin!
1- Hastalık hakkında doktorunuzdan ve yayınlardan çok iyi bilgi alın. Temel Kural:"Düşmanını Tanı" Sana ne yapıp ne yapamayacağını bil!
2- Dahili,fiziksel muayeneler ve tahlillerde hiçbir şey yoksa;bir daha tahlil yaptırmayın ve dahili muayeneye gitmeyin.
3- Her hastanın tedavi süresi,onun kişiliğine durumuna bağlı olduğundan tedavi süresini bilin ve bu süreyi en verimli bir şekilde kullanın.
4- Yakınlarınızıda doktorla görüştürün.Hastalığın sizin elinizde ve iradenizde olmadığını öğrensinler ve size"yüklenmesinler"
5-Umudunuzu ve kendinize olan güveninizi hiçbir zaman yitirmeyin."Başaracağım,bu hastalığı yeneceğim ve yaşama sımsıkı sarılacağım. Kendime inanıyorum ve güveniyorum!" telkinini sık sık yenileyin.
6- Mümkünse her gün yarım saat yürüyüş yapın.
7- Her gün duş alın
8- Yüzme imkanınız varsa yüzün
9- Yılda iki kez tatil yapın.
10- Çözemediğiniz ve sizinle direkt ilişkisi olmayan sorunlarda üzülmeyin. "Kulak arkası edin."
11- Seks yaşamınızı canlandırın, fanteziler üretin.
Son düzenleyen Safi; 19 Haziran 2016 04:04
pesimist
10 Mayıs 2011 17:58   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

PANİK ATAKLARIN GÖRÜLDÜĞÜ DURUMLAR - PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR

Ad:  8.jpg
Gösterim: 127
Boyut:  10.2 KB

1. Panik Bozukluk:
Panik ataklar en sık ve en çok panik bozuklukta görülür. İleride panik bozukluk ayrıntılı anlatılacaktır...

2. Sosyal Fobi:
Sosyal fobik bir insanda zaman zaman panik atak yaşayabilir. Karşı cinsle konuşma durumunda kalma, bir toplulukta bulunma ve göz önünde olma, birileriyle tanışma ve göz göze gelme zorunluluğu, birilerinin önünde yazı yazma, birşeyler yiyip içme, başkalarının yanında çişini yapma durumlarında panikatak yaşanabilir. Kişinin elleri titrer,yüzü kızarabilir.Terleme ve ateş basması, şaşkınlık, konuşmada kekeleme ve şaşırmalar ortaya çıkabilir. Bu o anki zorlanma durumuna bağlı bir kaygı-panik durumudur. Diğer zamanlarda, ya da kişinin bu ortamlardan kaçındığı zamanlarda panikatakı olmaz. Oysa Panik bozuklukta her hangi bir yerde ve her hangi bir zamanda; beklenmedik bir anda panikataklar ortaya çıkabilir. Sosyal fobikler çocukluktan itibaren sessiz, utangaç, çekingendirler, okullarda parmak kaldırmazlar, tahtaya kalkmazlar, kaldırıldıklarında yüzleri kızarır, bazen konuşamazlar, başları öne eğilir ve çok sıkılırlar ve utanırlar. Pek arkadaşları olmaz.

3. Özgül Fobi:

Özgül fobide; korkulan, kaçınılan tek bir nesne yada bir durum vardır. Örneğin; kedi-köpek-böcek görülünce, yaralanınca, kan görülünce, uçağa binince panikatak yaşanır.

4. Posttravmatik Stres Bozukluğu (Travma sonrası stress bozukluğu):
Tehdit, ağır hakaret ve saldırıya maruz kalma, işkence, tecavüz olaylar, deprem ve diğer doğal afetler, savaşlar gibi herkes için ciddi tehdit ve korku oluşturan durumlarda da zaman zaman panik ataklar olabilir. Kişi yaşadığı olayları hatırlatan bir ses, görüntü veya herhangi bir uyaranla birden geçmiş acı, travmatik anlarına dönebilir. Bazen uykularından panikle uyanırlar. Kendisini hala savaşta, cephede hissedip sipere yatanlar olur. Deprem travmasına maruz kalanlar o anı aynen yaşayabilirler.

5. Akut Stres Bozukluğu:
Posttravmatik stres bozukluğundaki gibi bir olayla karşılaşılmıştır. Ancak kişinin sıkıntıları olayı izleyen bir ay içerisinde ortaya çıkar. Belirti ve şikayetler en az iki gün, en fazlada bir ay sürmelidir. Ağır bir benlik çözülmesi, karmaşa hali vardır. Duygusal tepki kaybı, uyuşukluk, dalgınlık, yabancılaşma, gerçeği algılamada bozukluk, kimlik duygusunda karmaşa ortaya çıkabilir. Bazen de panikatakta görülen çarpıntı, terleme, kızarma, yabancılaşma belirtileri görülür.

6. Genelleşmiş Anksiyete Bozukluğu:
Anksiyete; kaygı, bunaltı,sürekli sıkıntı ve stres altında olma halidir. Bütün vucudu ve zihni etkilediğinde yaygınlaşmış demektir. Yoğunluğu artığında panikatak oluşabilir. Kişinin düşünce, duygu ve davranışları tamamen kaygı ve stres altındadır. Sürekli kötü bir şeyler olacağı endişesi vardır. En aşağı altı aydır her gün kaygı yaşanmaktadır. Bir çok olay ve etkinlikler hakkında abartılı kuruntular-evhamlar dikkat çeker. Kişi huzursuzdur. Sürekli yer değiştirir. Sabırsız ve sinirlidir. Kaslarında gerginlik ve ağrılar vardır. Çabuk yorulur, dikkati dağılır. Her şeyin en kötüsünü düşünür. Sese ,gürültüye ve ışığa karşı aşırı hassastırlar. Aşırı heyecanlı ve telaşlıdırlar. Adeta diken üzerindedirler. Oturdukları koltukların uçlarına "emaneten" oturur gibiler. Erkeklerde erken boşalma ve başarısız olma korkuları vardır. Mide-barsak sisteminde gastrit-ülser sıktır. Sık sık tuvalete giderler. Aşırı terlerler. Avuç içleri hep ıslaktır. Bazıları bu kaygıyı bastırmak için alkol, kumar yada seks bağımlısı olur. Bazı hızlı çapkınlar bu kaygılı insanlardır. Bu kaygı-endişe hali yoğunlaştığında panikataklar ortaya çıkabilir. Bazen de birlikte görülebilirler.

7. Obsesif-Kompulsif Bozukluk(Takıntı-Saplantı-Titizlik Hastalığı):
Takıntılı-titiz kişilik yapılarında olan insanlarda daha çok görülen bir hastalıktır. Saçma olduğu bilinmesine rağmen tekrarlayıcı davranışlar olabilir. Örneğin kapı kilitlendiği halde defalarca kontrol edilir. Hatta yollardan işten dönülerek, bazen komşuya kontrol ettirilerek emin olunmak istenir. Ellerini bir kalıp sabunla yıkadıktan sonra hala temizlenmediğini düşünen şahıs, başına, tasdik için birini dikebilir. İçinden kutsal değerlere isyan-küfür gelen kişi, sürekli dualar okuyarak kendisini temizlemeye çalışır. Bazılarında çocuklarına-yakınlarına zarar verme korkusu ortaya çıkınca, onlarla yalnız kalmamaya çalışır. Kesici aletleri ortadan kaldırıp, hatta evden uzaklaştıranlar olur. Kimisi mikrop kapıp hasta olmaktan korkar. Bir yere dokunmaz. Ellerini sürekli temizler, eldiven kullanabilir. Peçeteyle kapıları tutabilir. Saatlerce banyoda tuvalette kalınabilir. Yanlış oldu diye defalarca ibadet edilebilir.Sa atlerce abdest alınabilir. AIDS ın gündemde olduğu günlerde, güvenliksiz seksüel ilişki kuran insanlarda AIDS takıntısıyla sürekli muayene ve tahlil yaptırmalar baş gösterir. Bu tür hastalarda da takıntılarıyla ilgili kaygı ve stres düzeyleri yükselince panik atak ortaya çıkar.

8. Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu:
Kişinin bağlı yada bağımlı olduğu bir nesneden, kişiden, yerden ayrılmak zorunda olduğu durumlarda panik atak yaşanabilir. Bağımlılık yapısı çok belirgin olan insanlar bağımlı oldukları objelerle o kadar bütünleşirler ki, ondan ayrıldıklarında yalnızlık, korku, güvensizlik, panik yaşarlar. Ebeveynlerine bağımlı olan birisi, farklı bir şehirdeki okula giderken, evlenip evden ayrılırken panik olabilir.

9. Genel Tıbbi Bir Duruma Bağlı Anksiyete Bozukluğu:
Fiziksel nedenli bir çok hastalıkta da anksiyete ve buna bağlı panikataklar görülebilir.Ciddi akciğer ve kalp hastalıklarında,şeker,Tiroid bezi hastalıkları,hormonal bozukluklar,enfeksiyon hastalıkları,kansızlık ve daha bir çok fiziksel hastalıkta anksiyete ve panikatak ortaya çıkabilir.Özellikle son yıllarda ağır gribal enfeksiyonlardan sonra panikatak ve depresyonlar ortaya çıkabilmektedir. Kan şekeri düşüklüklerinde şekeri normale çıkarabilmek için, panik de de bolca salgılanan ADRENALİN hormonu ve kortizol,büyüme hormonu salgılanır.Adrenalin Sempatik sistemi uyarır ve panikatak oluşturabilir.Özellikle paniğe yatkın kişilerde daha çabuk oluşur.Akciğeri tıkayan ve kanın oksijenlenmesini bozan hastalıklarda,bazen Astım da da anksiyete ve panik atak olabilir...Bunun için panikataklı birinin bir yada iki kez detaylı bir fiziksel muayene ve tahlil-tetkikten geçmesi gerekir.Bir şey çıkmıyorsa vakit geçirmeden psikiyatrik tedaviye başlamak gerekiyor.

10. Madde Kullanımına Bağlı Anksiyete Bozukluğu:
Özellikle alkol ve kokain,esrar;amfetamin içeren "haplar" anksiyeteye sebep olabiliyorlar.Alkol -panikatak ilişkisini detaylı ayrı bir başlık altında inceleyeceğiz. Bir çok alkol bağımlısında zamanla anksiyete-panikatak gelişebiliyor. Bazen de alkol miktarı azaltılınca veya birden bırakınca-alamayınca yoğun anksiyete ortaya çıkabilir. Alkol ayrıca merkez sinir sistemini baskılayarak depresyona da yol açabilir. Panikataklıların bir kısmı sonradan alkolle "dostluğu" derinleştirir.Bir kısmı da ilk defa alkolle tanışır.Hatta yanında alkolle dolaşanlar olur...panik gelmesin diye alkollü gezinen çok panikataklı vardır...

Esrar son yıllarda gittikçe artan hızla kullanılmaktadır.Panikatağa yatkın , şüpheci-kıskanç insanlarda esrar ciddi psikiyatrik sorunlara yol açmaktadır.İlk defa esrar kullandıktan sonra panikatak yaşayan çok insan gördüm. Bazen buna sevgilisi-eşini aşırı kıskanıp,yaşamı çekilmez hale getiren hezeyanlarda eşlik edebiliyor.
Maalesef uyuşturucu tacirleri esrarı masum göstererek yaygınlaştırmaktadırlar.Bize gelen gençlerin çoğu o kadar kanıksamışlar ki, çok rahat ve övünerek ve nerdeyse bize de esrarı önerecek duruma gelmişlerdir.
Kokainde beyindeki Adrenalin,Dopamin gibi hormonları aşırı salgılatarak , depoları boşaltarak uyarı oluşturur.Anksiyete-panikatağa yol açabilir.

Esrar gibi yaygınlaşan Extazi de ciddi psikiyatrik problemlere sebep olmaktadır. Bir çok gece kulübü ve barlarda, bazı okul çevrelerinde, hatta mahallelerde "ekmek -peynir" gibi satılmaktadır. İçeriğinde uyarıcı Amfetamin türevleri vardır.Başlangıçta kokain gibi uyarıcıdır.Enerji depolarını boşaltır.vucut ısısını artırır.Çarpıntı ve ağız kuruluğu yapar. Huzursuzluk yaratabilir.Paniğe yatkın birisinde kolaylıkla paniğe çevirebilir.Bazende ciddi depresyonlara sebep olmaktadır.

11. Anksiyeteli Depresyon:
Depresyon sıklıkla aşırı sıkıntılı,huzursuz,anksiyeteli bir tablo oluşturur.Depresyonlu insanın en önemli özeliği: eskiden zevk alarak yaptığı işlerden artık zevk alamaz hale gelmesidir. Kişisel bakımını ihmal eder.Sosyal yaşamdan geri çekilir.Aşırı duygusallık ve çabuk ağlamalar,her şeyden etkilenmeler görülür.Kendine güvende azalma ve çekingenlik,etki altında kalma ortaya çıkar.Kimsenin kendisini anlamadığını,yalnız olduğunu düşünmeye başlar.Geçmişte yaptığı hataları büyüterek suçluluk duyguları geliştirir.Umutsuzluk ve karamsarlık vardır.

Dalgınlık,unutkanlık,okuduklarını anlayamama vardır.Uykuya dalamama,sık sık uyanma, sabahları ya erkenden sıkıntıyla uyanma, ya da kalkmak istememe,dinlenmemiş olarak uyanma söz konusudur.İştah azalıp,kilo verilebilir.Bazı depresyonlular sıkıntısını yiyerek gidermeye çalışır ve kilo artışı olur. Genç kızlarda kilo ve estetik takıntıları baş gösterir.Cinsel isteksizlik olur.Erkeklerde sertleşememe,bazen erken boşalmalar ortaya çıkar.Yeni birine aşık olma ve sürekli onu takıntı haline getirme hali olabilir.Aşırı sinirlilik,sabırsızlık, tahammülsüzlük ve her şeye karşı isteksizlik ortaya çıkar.Sigara ve alkol kullanımı artabilir.Kişi bir yere gitmek istemez.Canı istemez ve anlamsız gelir.Oysa panik ataklı insan dışarıda başıma bir şey gelebilir diye dışarı çıkmaktan korkar.Yada yanına birisini alarak çıkabilir.Oysa depresyonlu birisine ısrar etseniz,cazip tekliflerde sunsanız sıkılır,çıkmak istemez.Depresyonlu hasta işe gitmek istemez,sorumlulukları ağır gelir.Gençler okulda başarısız ve uyumsuz hale gelirler.Ev hanımları çocuklarına bakamaz ve onlara sert davranır hale gelir.Ciddi aile kavgaları başlar.Korku ve kaygılar,aşırı titizlik ve takıntılar baş gösterir.Yorgunluktan dolayı küçük bir iş dahi kişinin gözünde büyür ve çok çabuk yorulur.Zaman zaman "yaşamın hiçbir anlamı yok.Ölsem hem ben hem de her kes kurtulur"şeklinde düşünceler olur.Panikataklı insan ise yaşama çok bağlı ve ölümden korkmaktadır.Depresyonlu kişi için ölüm sıradan ve sıcaktır.Halbuki panikatakta ölüm soğuk ve ürkütücüdür.Cenaze arabası görülünce kişi kötü olur.Ölüm haberleri çok rahatsızlık verir.Yakınlarının cenazesine gidemeyen çok panikataklı vardır.

Depresyonda çok yoğun anksiyete-kaygı-bunaltı olduğunda, panikatak da ortaya çıkar.Panikatak daha "gürültülü" olduğundan ön plana çıkıp kişiyi ve hekimi yanıltabilir.Yukarıda sıraladığımız depresyon belirtilerinden 5-6 tanesi kişide varsa temel sorun depresyondur.

Bazen ciddi panikataklardan sonra depresyon ortaya çıkabilir.Ya da panikataklı birisi tedavi olduktan sonra depresyon geçirebilir. Bazen de depresyon tedavi edildikten sonra kişide panikatak gelişebilir.

Çoğunlukla %50-55 arası, depresyonla panikatak içi içedir.Yapılan çalışmalarda her iki hastalıktan sorumlu olan beyin bölgelerinin,yollarının ortak olduğu söylenmektedir.

12. Şizofreni ve Paronoya:
Bazı şizofrenlerde,özellikle hastalığın ilk dönemlerinde panik atak olabilir.Fakat panik Bozukluklu biri asla şizofreniye dönüşmez.Hastalarımızın en çok sordukları sorulardan biri de "Hocam ben şizofren miyim? Hastalığım şizofreniye çeviri mi?" sorusudur.Bu konuyu ayrı bir başlık altında, başka bir bölümde ayrıca inceleyeceğiz.

Şizofreni bir psikozdur.Yani düşünce alanında ciddi bozulmalar vardır.Şizofreninin değişik alt tipleri vardır. Özellikle şizofreninin ilk günlerinde; düşünce,duygu alanlarındaki karmaşalar,çelişkiler, şüpheler, gerçeklik yetisinin kaybolmaya başladığı süreçlerde , yoğun kaygı ve buna bağlı panikatak olabilir.

Bazı şizofrenlerde " bana homoseksüel gibi bakıyorlar beni öyle zannediyorlar" hezeyanıyla , korku-panik olabiliyor. Ya da aşırı takip edilme-kötülük görme hezeyanları olan şizofren hasta,aşırı kaygı-korku nöbetiyle panikatak yaşayabiliyor.Şizofrenik hasta öz bakımına dikkat etmez. Tırnakları uzar, saçı-sakalına karışabilir.Cümleler kopukluk gösterir.Dağınık ve saçma konuşmalar vardır.

Paranoyaklarda da Tek bir konuda hezeyan vardır.Kişi kendisini çok çok önemli bir zevat; Mehdi, kurtarıcı gibi görebilir.Yani büyüklük paranoyası içerisindedir. Kıskançlık,güzellik,asalet, kaşiflik gibi çok çeşitli paranoyalar vardır. Paranoyaklarda da zaman zaman panikataklar olabilir. Ama her panikataklı paranoyak değildir. Ve panik bozukluk paranoyaya,şizofreniye dönüşmez.Şizofreni ve Paranoyada çoğunlukla hastalık kabul edilmez.Hastaların yakınları kişiyi tedaviye ,zorla vs getirir.Oysa panik bozukluklu hasta her an doktora,hastaneye yakın olmak ister. Bir kısmı hastane karşısında ev tutar.Bir doktorla evli olma hayalleri kuranlar olur...

13. Hipokondriasis(Hastalık hastalığı):
Halk arasında orasını burasını dinleyen,evhamlı,sürekli doktor doktor dolaşan kişilere hastalık hastası derler.Bu kişilerde de zaman zaman panikatak görülebilir.Kişi ciddi bir fiziksel hastalığı olduğuna inanmıştır. "tonlarca" tahlil-tetkik yaptırır.Onlarca doktor ve hastane dolaşır. Fiziksel bir bozukluğu olmadığına ikna olmaz.Sağlık haberlerini sıkı takip eder.Her kesin hastalığından kendisine bir pay biçer. Verilen ilaçların prospektüsünü en ince ayrıntısına kadar okur.Bütün yan etkilerde kendisinde çıkar.Doktorları kendisini anlamamakla suçlar.Bir çoğu psikiyatra gitmez. Panik bozukluklu hastalarda ilk dönemlerinde bu hastalar gibi doktor doktor dolaşabilirler.Fakat,bir süre sonra hastalıklarının psikolojik kökenli olduğunu anlar veya ikna edilerek psikiyatriste giderler.İyi bir panik bozukluk tedavisiyle geçici"hastalık hastalığı" tablosu da ortadan kalkar.

14. Somatizasyon Bozukluğu:
Bu hastalık da fiziksel nedenlerle açıklanamayan çok sayıda bedensel yakınma vardır.Başta,sırtta,karında, göğüste, eklemlerde,kasıklarda,barsaklarda,cinsel ilişkide idrar yaparken yoğun ağrılardan yakınılabilinir. Mide -barsak sisteminde: hazımsızlık, şişkinlik, bulantı, kusma,ishal görülebilir.Cinsel fonksiyonlarda bozukluk; cinsel ilgisizlik,sertleşme sorunu,erken boşalma olabilir.Kadınlarda aşırı kanamalı adet, düzensiz regl görülebilir. Boğazda düğümlenme, yutkunma güçlüğü,bir kolda veya bir bacakta güç kaybı,körlük, sağırlık, felç olma hali gibi belirti ve şikayetler olabilir.Bu hastalarda da bazen panikatak ortaya çıkabilir.Yapılan en geniş tahlillerde ve bilumum muyanelerde asla bir şey çıkmaz.Sorun psikolojik kökenlidir.Yani gerçek körlük yada sağırlık yoktur.Ama hasta öyle hisseder ve yaşar.Yapılan psikiyatrik tedaviyle kişi normale döner...

15. Yapay Bozukluk:
Fiziksel ve psikolojik belirtiler iradeli olarak, kasıtlı şekilde ortaya çıkarılır. Ya da bunlar varmış gibi "numara" yapılır .Bu kişiler hasta rolünü benimserler.Bu insanlar panikatağı da taklit edebilirler.Genellikle dikkat çekmeye çalışan Histrionik, ya da mazohistik kişilik bozukluğu olan insanlardır.Hastanelere yatmak için ilaçlar içip ishal olan, bir yerlerini kanatan, ateşini yükseltenler vardır.

16. Temaruz(Simulasyon):
Yapay bozuklukta olduğu gibi belirtiler görülür.Belirtilerin ortaya çıkarılması bir amaca hizmet eder.Örneğin,askerlikten muaf olmak, sorumluluklardan kaçmak, bir kazanç elde etmek hedeflenir..Yapay bozuklukta ise hasta rolünü benimseme esastır. Temaruzda da pek ala panikatak taklit edilip, sorumluluktan kaçma hedeflenebilir.

17. Depersonalizasyon Bozukluğu:
Şahsın kendisini algılama ve değerlendirmesinde bir yabancılık söz konusudur.Ruhu bedeninden ayrılmış gibidir.Sanki bedenine dışarıdan bakıyor gibidir. Zihinsel süreçlerde kopma, sislenme hissedilebilir.Kişi bunun farkındadır. Bu yaşantısı sosyal, mesleki faaliyetlerinde aksamalara neden olmaktadır. Yabancılaşma durumu kişide panik duygusunu ve panikatağı ortaya çıkarabilir.Panik atakda da , kriz anında depersonalizasyon olabilir.Kriz geçince o da geçer. Depersonalizasyonda ise sürekli ve yenileyici olarak yabancılaşma vardır.

PANİK ATAKLARA SEBEP OLABİLEN TIBBİ DURUMLAR


  • Hipoglisemi(kan şekeri düşüklüğü)
  • Feokromasitoma(Böbrek üstü bezi hastalığı, aşırı adrenalin salgısı yapar)
  • Kortizol hormonu yüksekliği
  • Tiroid bezinin aşırı veya yetersiz çalışması(Halk arasında guatır vs denen hastalık grubu)
  • Alkol ve diazem veya bazı-epilepsi ilaçlarının birden kesilmesi durumunda yoksunluk sendromu içinde panik ataklar görülebilir
  • Kafein,kokain,uyarıcı anfetamin ve benzeri doping maddeleri alımı
  • Vitamin eksiklikleri,kansızlıklar
  • Beyin tümörleri
  • Epilepsi(sara)hastalığı
  • Multipl skleroz ve bazı nörolojik hastalıklar
  • Akciğer hastalıkları(Tıkayıcı kronik akciğer,akciğerde damar tıkanması)
  • Bazı kalp hastalıkları
  • Bazı enfeksiyon hastalıkları

MİTOLOJİDE PANİK


Mitolojide tek ölümlü tanrı Pan zeus'un yolladığı uykuyu ve rüyaları getiren,ruhları yer altına,Hades'in ülkesine götüren,gezginlerin,tacirlerin ve hırsızların tanrısı,çobanların sürülerini koruyup onlara bereket veren,el hünerlerinin ve söz söyleme sanatının ustası Hermes'in nymphe penelope'den olan oğluydu.doğduğunda bedeni kıllarla kaplı,alnının üstünde 2 tane boynuzu vardı.O zaman bile penisi ereksiyon halindeymiş,Bu gülünç görüntüsünden dolayı tanrılar ona PAN ismini vermiş.

Elinde bir üzüm salkımı yada fülütü ile görülürmüş.eski yunanda kırların çobanların tanrısıymış.Ormanda geçen insanların karşısına birden geçip onlarda korkma, dehşet yaratan,kaba,çirkin ve ürkütücü cinsellik tanrısıdır.
Yunan mitolojisinde panik(panıkos)pan'dan üretilmiş bir sözcüktür.
Panın çığlığı çok korkunçmuş,bunu işiten hayvanlar çılgına döner,kurtlar,kuşlar saklanacak delik ararlarmış.sakin otlayan kuzuların,koyunların can havliyle kendilerini uçurumlara attığı olurmuş.
Pan'ın doğada başkalarının görmediği,duymadığı şeyleri algıladığı ve acıyla bağırdığına da inanılırdı.
Belkide pan,yitirdiği aşkların,ulaşamadığı sevgilerin acısıyla zaman zaman bağırıyordu.Belkide tanrılar arasında ilk ölenin kendisi olacağını bildiğinden,o denli sevdiği doğadan ayrılmanın acısıyla bağırıyordu.

AGORAFOBİ VE PANİĞİN TARİHÇESİ


1421'de Robert Burton,anksiyete ataklarına eşlik eden somatik(bedensel) duyumlardan ve agora fobik kaçınma davranışından söz etmiştir.

1971'de Da Costa"irritabl kalp" sendromunu tanımlamıştır,1905'de usler göğüs ağrısı, nefes darlığı,çarpıntı ve sinirlikten yakınan hastaları tanımlamak için"kalp nevrozu" terimini kullanmıştır. Freud,1894'de Heckırer'in çalışmalarını yorumlamış ve bugünkü panik atağın karşılığı olabilecek"Anksiyete Nevrozu"kavramını ortaya atmıştır.Bu hastalığın Nevrasteniden ayrı bir özellikte olduğunu iddia etmiştir.Freudun'Anksiyete Nevrozundaki belirtilerden dokuzu panik atakta olan belirtilerdir.

1919'da Lewis 1.Dünya şavaşına katılan askerlerde görülen belirtileri"asker kalbi" olarak tanımlamıştır.kadınlarda görülen tabloya ise"efor sendromu" demiştir.1972 de aynı tabloya "nüro sirkulatuvar asteni"adı verilmiştir. 1980'de Amerikan Psikiyatri Birliği Panik Bozukluğu ayrı bir antite olarak DSM-III kitabına koymuştur.

PANİK BOZUKLUĞU TOPLUMDA NE ORANDA YAYGINDIR?

Panik bozukluğu-kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha sık görülür.
Panik bozukluk tanılı hastaların%75-80'i kadındır. Aile çalışmalarında;eğitim,sosyal durumla bağlantı bulunmamıştır. Yaşam boyu yaygınlığı değişik çalışmalarda %1,5-3,5 arasında saptanmıştır.Bu oran gittikçe artmaktadır.

Değişik hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan panik ataklar ve "sınırlı belirtili atakların" ise %15-20 arasında olduğu bildirilmektedir.dolayısıyla gerek panik bozukluğuna bağlı gerekse diğer pisikolojik,biyolojik nedenlere bağlı panik atakların her yüz kişiden 20-25 inde görüldüğü anlaşılmaktadır.Bu oran her 4 kişiden 1'inin panik ataklı olduğu anlamına gelmektedir.Paniğin bu kadar popüler olması bu yaygınlığı ve korkutucu belirtileri olsa gerek...

Panik hastalarının çoğunluğu psikiyatri dışı hekimlere başvurmaktadır.Görülen belirtiler otonomik ve fiziksel belirtiler olduğundan kalp hastalığı görünümü verebilmektedir.İlk başvurular bu yüzden dahili branşlar olmaktadır.

Stein1994,Chignon 1993'de yaptıkları bir araştırmada panik bozukluklu hastaların % 35'nin sık sık nefes alma ,% 15'inin baş dönmesi,%16'sının kalp şikayetleriyle başka hekimlere başvurduklarını saptamıştır. Yine göğüs ağrısı nedeniyle kalp anjiosu yapılan hastaların %20-30'unda kalp damarlarının normal çıktığı,anjiosu normal bulunan hastaların % 35-45'inin ayrıntılı muayenesinde panik bozukluğu olduğu saptanmıştır.(Mukerji,katun) bu yanlış anlayış ve yöntemin ABD'ye Yıllık maliyetinin 33 milyon dolar olduğu iddia edilmektedir.

PANİK BOZUKLUKTA SOSYAL-DEMOĞRAFİK ÖZELLİKLER
  • Panik Bozukluğu her yaşta başlayabilir
  • En sık 20-30 yaş arasında başlar,yaş ilerledikçe başlama oranı düşer
  • Etnik, kültürel farklılıklar çok önemli bulunmamıştır.
  • Şehir yaşamında,kırsal bölgelere göre daha sık görülmektedir.
  • Ekonomik durumla bağlantısı bulunamamıştır.
  • Eğitim düzeyiyle panik bozukluğu arasında direkt bir ilişki saptanmamıştır
  • Evli insanlarda,dul yada boşanmış insanlara göre daha az görülmektedir, (Bir çalışmada boşanmış yada dullarda 5 kat daha fazladır )
PANİK ATAK VE PANİK BOZUKLUĞUNUN TESHİŞ KRITERLERİ NELERDİR?
PANİK ATAK TEŞHİS ÖLÇÜTLERİ (DSM_IV'e göre panik atağı tanı ölçütleri)
Not: Panik atağı kodlanabilir bir bozukluk değildir.Aşağıdaki semtomlardan dördünün (ya da daha fazlasının) birden başladığı ve on dakika içinde en yüksek düzeye ulaştığı,ayrı bir yoğun korku ya da rahatsızlık duyma döneminin olması:
1. Çarpıntı,kalp atımlarının duyumsama ya da kalp hızında artma olması
2. Terleme, titreme ya da sarsılma
3. Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
4. Soluğun kesilmesi
5. Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
6. Bulantı ya da karın ağrısı
7. Baş dönmesi,sersemlik hissi,düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
8. Derealizasyon (gerçekdışılık duyguları) ya da depersonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma)
9. Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
10. Ölüm korkusu
11. Paresteziler (uyuşma ya da karıncalanma duyumları)
12. Üşüme,ürperme, ya da ateş basmaları

DSM-IV'e göre"Agorafobi Olmadan Panik Bozukluğu" Tanı Ölçütleri
A - Aşağıdakilerden hem(1),hem de (2) vardır:
1. Yineleyen beklenmedik Panik Atakları
2. Atakların en az birini,1 ay süreyle(ya da daha uzun bir süre)aşağıdakilerden biri(ya da daha fazlası)izler:
  • başka atakların da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı
  • atağın yol:açabilecekleri ya da sonuçlarıyla(örn.kontrollunu kaybetme,kalp krizi geçirme,"çıldırma")ilgili olarak üzüntü duyma
  • ataklarla ilişkili olarak belirgin bir davranış değişikliği gösterme
B - Ağorafobinin olması

C - Panik atakları bir maddenin
(örn.kötüye kullanılabilen bir ilaç,tedavi için kullanılan bir ilaç)ya da genel tıbbi bir durumun(örn.hipertiroidizm)doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

D - Panik Atakları,Sosyal Fobi
(örn.korkulan toplumsal durumlarla karşılaşma üzerine ortaya çıkan).Özgül Fobi(örn.özgül bir fobik durumla karşılaşma),Obsesif-Kompulsif Bozukluk(örn.buluşma üzerine obsesyonu olan birinin kir ve pislikle karşılaşması),Posttravmatik Stres bozukluğu (örn.ağır bir stres etkenine eşlik eden uyaranlara tepki olarak) ya da ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu (örn.evden ya da yakın akrabalardan uzak kalmaya tepki olarak)gibi başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz.

AGORAFOBİ NEDİR?


Agorafobinin belirgin özeliği ;yalnız kalmaktan yada kaçmanın zor olabileceği ve ani bir sorun yaşanacağından yardım alınamayacağı korkusu ile kalabalık , topluma açık yerlerde bulunmaktan duyulan korkudur.işlek bir cadde , sinema , tiyatro , cami, tünel, asansör, toplu taşıma vasıtaları , büyük kapalı alış veriş merkezleri en sık kaçınılan yerler ve durumlardır.agorafobikler çoğu kez evden çıktıklarında mutlaka güvendikleri birinin kendilerine eşlik etmelerini ısrarla isterler.
Agorafobi panikle birlikte veya tek başına da olabilir. Gözlemlerimize göre çoğunlukla birlikte olmalarıdır. Çünkü panik atağı yaşayacağı korkusu kişinin düşünce ve davranışlarında ciddi kaçınma davranışlarına yol açar

AGORAFOBİ TEŞHİS ÖLÇÜTLERİ:

A. Beklenmedik bir biçimde ortaya çıkabilecek ya da durumsal olarak yatkınlık gösterilen bir Panik atağın ya da panik benzeri semptomların çıkması durumunda yardım sağlanamayabileceği ya da kaçmanın zor olabileceği (ya da sıkıntı doğurabileceği) yerlerde ya da durumlarda bulunmaktan anksiyete duyma.Agorafobik korkular arasında özel birtakım belirli durumlar vardır ki bunlar arasında tek başına evin dışında olma,kalabalık bir ortamda bulunma ya da sırada bekleme,köprü üzerinde olma ve otobüs,tren ya da otomobile geziye çıkma sayılabilir.

Not:Kaçınma,bir ya da sadece birkaç özgül durumla sınırlı ise Özgül Fobi tanısını,toplumsal durumlarla sınırlı ise Sosyal Fobinin tanısını düşününüz.
B. Bu durumlardan kaçınılır(örn.geziler kısıtlanır)ya da Panik Atağı ya da panik benzeri semptomlar olacak anksiyetesiyle ya da yoğun bir sıkıntıyla bu durumlara katlanır ya da eşlik eden birinin varlığına gereksinilir.

C. Bu anksiyete ya da fobik kaçınma,Sosyal Fobi(örn.utanacak olma korkusuyla giden toplumsal durumlarla sınırlı kaçınma),Özgül Fobi(örn.asansör gibi tek bir durumla sınırlı kaçınma),Obsesif Kompulsif Bozukluk (örn.buluşma ile ilgili obsesyonu olan birinin kir ve pislikten kaçınması),Posttravmatik Stres Bozukluğu(örn.ağır bir stres etkenine eşlik eden uyaranlardan kaçınma)ya da Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu (örn.evden ya da akrabalardan ayrılmaktan kaçınma) gibi başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz.

PANİĞİN ALTİPLERİ


Panik atak yaşayanların hepsi aynı biçimde belirti ve korku yaşamayabilirler.Araştırmalara göre paniğin alttipleri şunlardır;
  • Klasik panik(solunum ve kalp sistemi belirtileriyle giden...)
  • Kognitif Panik(Bilişsel belirtilerin önde olduğu)panik
  • Nonkognitif Panik (Bilişsel belirtilerin olmadığı panik)
  • Nokturnal panik(Uykuda gelen ve kişiyi uyandıran panikler)
  • Aleksitimik panik
  • Gastro- intestinal panikler(Mide,barsak sistemi belirtileriyle seyreden panik)
  • Korkusuz(nonfearful)panik
Klasik Panik:
Kişide önce çarpıntı,heyecan başlar göğüste sıkışma,sol kola vuran ağrı ve uyuşma görülür.Bununla birlikte hızlı soluk alıp verme ve boğazda düğümlenme başlar.O anda kalbin, solunumunun duracağı; kalp krizi geçirileceği hissi oluşur.Yakınlarından kalp krizi geçirenlerde daha sık görüldüğü gözlenmektedir.

Kognitif panik:
Bilinç sistemini etkiler. Kendisini tam algılayamama,ruhun bedenden ayrılması hissi.Etrafı sisli,cisimleri uzak farklı algılama baş dönmesi,boşlukta olma hissi görülür. Ayrıca kontrolün yitirileceği elde olmadan kötü şeylerin olabileceği , aklın kaçırılabileceği bazen ölüneceğinden korkulur .

Non kognitif panik:
Kognitif panikteki belirtiler görülmez .Daha çok bir fenalık , göğüste baskı , çarpıntı hissi olur.

Nokturnal panik:
Uykudan ani bir çarpıntı ve korku ile uyanıldığı paniklerdir. Hemen pencere açılır ve hava alınmaya çalışılır uykuda "panikle ölürüm" diye kişinin uykusu kaçar bilinçli olarak uyumamaya çalışır. Zamanla uykusuzluğun getirdiği diğer sorunlarda ortaya çıkar.

Aleksitimik panik:
Nöbet nöbet bedensel belirtilerin olduğu bir türdür.

Gastro intestinal panikler:
Midede , karında başlayıp göğüse doğru dalga dalga yayılan fenalık hissidir. Boğazda düğümlenme yumru hissi oluşturur. Beraberinde bulantı , şişkinlik , gaz, ishal olabilir. Bu türünün "abdominal epilepsiyle" ayırd edilmesi önemlidir.

Korkusuz (nonfearful) panik:
Panik bozukluğun teşhis kriterlerini karşılayan bir durumdur. Buradaki panik ataklarda korku, anksiyete görülmez. Bu gruptakiler nöroloji, kardioloji uzmanlarına daha çok müracat ederler.Tahlillerde ve muayanede hiç bir şey saptanmaz.

PANİK ATAĞIN GELMEMESİ İÇİN GELİŞTİRİLEN DAVRANIŞLAR


Panik Bozukluklu hastaların Düşünce ve Davranış Özellikleri: Panik Bozukluğu olan hastalar,yaşadıkları panik ataklar nedeniyle zamanla yaşamlarında bazı değişiklikler yaparlar . Çok şiddetli ölüm korkusu veya kontrolünü yitirme duygusu yaşadıklarından düşünce davranışların da aşırılıklar abartılar, korkular,dikkati çeker,fakat bütün bunlar hastanın elinde ve iradesinde değildir.yapılan panik tedavisiyle bütün belirtiler ortadan kalkar...

Örnekler:"Her an bana bir şey olabilir,düşüp bayılırım"korkusuyla aşağıdaki davranışlar geliştirilir:
  • Yanında su taşıma,
  • Sürekli kalbini ve nabzını dinleme ve tutma,
  • Tansiyon aletiyle dolaşma,sürekli tansiyonunu ölçme ve ölçtürme,
  • Yakınlarının adreslerini,telefonlarını özel bir şekilde yanında taşıma,
  • Panik krizi yaşanır endişesiyle cinsel ilişkiden kaçma,sportif aktiviteleri bırakma,
  • Sürekli yanında birilerinin bulunmasını isteme,yalnız kalamama,sokağ çııkamama, kalabalık , kapalı yerlere girememe,toplu taşıma vasıtalarına binememe...
  • Bulunduğu muhitten uzağı gidememe,
  • Tatile seyahate çıkamama,
  • Birçok sağlık sigortasına üye olup,kartları yanında taşıma,
  • Bir yere gideceği zaman sağlık kuruluşlarının olduğu güzargahlar dan gitme,
  • Sık sık,acil ünitelerine başvurup kalp grafikleri(EKG)çektirme,Check-Up,lar Yaptırma,
  • Berbere diş hekimine gidememe,
  • Boğazını sıkan bir şey giyememe,
  • Sütyen takmaktan sıkıntı duyma,
  • Kriz gelir diye sexten uzaklaşma
  • Camiye gidememe,veya en arka safta namaz kılma
  • Cenaze arabası,ambulans,itfaiye aracı görünce hastanelere gidince fenalaşma hissi,
  • Uyanamama,uykuda panikle ölürüm diye uyumama,uykusunu kaçırma,
  • Tansiyon yükselecek,kalp krizi geçirilecek veya felç kalınacak korkusu ile aşırı rejim_diyet uygulaması,
  • Tv'lerdeki,basındaki intihar,cinayet,felaket haberlerinden aşırı etkilenme,onlar gibi olma korkusu,
  • Otomobilde panik yaşarım korkusu ile,otomobiline binememe,otomobilini satma,
  • Uçağa,vapura binememe,
  • Tek başına banyo yapamama,tuvalete gidememe,kapıda birisini bekletme,
  • Bayılırım.ölürüm diye aylarca banyo yapamama,
  • Panik krizi geçtikten sonra,aşırı yorgunluk,keyifsizlik halinin ortaya çıkması.
  • Tünellerden,köprülerden geçememe,yüksek yerlere çıkamama.
  • Kendisini aşağı atma korkusu,
  • Panik anında bayılırım korkusuyla organlarını ve cildini belli etmeyecek giysi giymek.
  • Değerli Takı takmamak
  • Panik sürecinde tuvalete gitme isteği
  • Daha fazla güvenebileceği birilerinin yanına taşınma (aileden biri,doktoru ya da hastanelere yakın...)
  • Kriz süresince bildiği bütün duaları okumak.uyumadan önce dua etmek.
  • Birgün panikle ölebilirim diye yakınlarına ve sevdiklerine servetini dağıtma ve vasiyet yazma.
  • Her gömleğinin , ceketinin cebine kriz anında kullanılmak üzere ilaç koyma.
  • Issız ve şehirden uzak yerlere gidememe

PANİK BOZUKLUK NEDENLERİ


  • Genetik ve ailesel nedenler.
  • Biyolojik teoriler
  • Psikodinamik teoriler
  • Gelişimsel teoriler
  • Öğrenme kuramları
  • Bilişsel modeller
1 - Genetik ve ailesel çalışmalar:
Panik bozukluğu olan hastaların birinci derecede yakınlarında panik bozukluğu ve panik atak görülme oranı %15-30 arası bulunmuştur.
Aynı yumurta ikizlerinde aynı anda panik bozukluk görülmesi %30-40 arası saptanmıştır.
Panikte klinik belirtilerin hastaların çoğunda benzerlik göstermesi genetik nedenleri düşündürmektedir.
Yapılan genetik çalışmalarda; 16g 22 kromozomunda bir genin bu konumdaki rolünden bahsedilmektedir. Fakat kesinlik için yeni araştırmalara ihtiyaç vardır.

2 - Biyolojik teoriler:
Panik atağı esnasında oluşan biyokimyasal ve fizyolojik değişikliklerden yola çıkarak; beynin hangi bölgelerinde ne türlü reaksiyonlar ortaya çıktığı araştırılmıştır.
Panik atağı olan ve olmayanlara "sodyum-laktat" enjeksiyonu yapılmıştır. Panikli insanlarda "panik atağı" ortaya çıkarken, kontrol gruplarında çıkmamıştır.Diğer yandan aşırı egzersizle artan laktat panikte artmış,oksijen tüketimi, metabolik hızı artıran kafein , yohimbin ve karbondioksitinde panik atağı ortaya çıkardığı bilinmektedir.
Karbondioksit beyinde katekolamin ve noradrenerjik siklusu artırarak paniğe neden olur. Panik esnasında aşırı noradrenalin salgısı olmakta ve otonomik belirtileri ortaya çıkarmaktadır.(çarpıntı, ağız kuruluğu vs..)

Lokus seruleus'un panikte etkisi: Beyinde 4. ventrikül tabanında gelişmiş olan çok sayıda hücreden oluşan bir alandır. Beynin bir çok bölgesiyle bağlantıları vardır. Beyindeki noradrenalinin %70 inden fazlası bu bölgeden karşılanmaktadır. Beyindeki noradrenerjik aktivite artışı, korku ve bunaltı ortaya çıkarır.

Maymunlarda yapılan çalışmalarda lokus seruleusa elektrikle uyarı verilmiş ve panik benzeri durum çıkmıştır. Hayvanlarda bu bölgenin lezyonları, çıkarılması vs. anksiyeteyi (bunaltı), tehlike ve ağrıya verilen yanıtları azaltmaktadır. Lokus seruleus aktivitesini azaltan ilaçlarda hayvanlarda korkuyu azaltmaktadır. Lezyonlarda ayrıca hayvanlar saldırgan olmakta ve yeme-içme davranışlarında artış gözlenmektedir.
Bu çalışmalar sonucunda lokus seruleusun daha ziyade "alarm sistemi "olduğu ve zararlı, hatalı uyarıları diğerlerinden ayırdığı ileri sürülmektedir.
Aşırı uyarı halinde bütün beyin fonksiyonları ve irade dışı çalışan sistemler uyarılmaktadır.
Orta derecede ise uyanıklık ve dikkatte artış olmaktadır.
Az uyarılma halinde korkusuzluk, ani impulsif davranışlar ve dikkatsizlik ortaya çıkmaktadır.

Serotonin ve panik ilişkisi:

Sinir hücreleri arasında iletişim görevi olan önemli bir "norotransmitter" dir. Serotonin seviyesindeki değişiklikler, serotonin işlev bozukluklarında paniğe yol açtığı söylenmektedir.

Beyin görüntüleme çalışmaları ve panik:

Panik oluşturan kafein, yohimbin, laktat gibi ajanlarla PET ve SPECT çalışmaları yapılmıştır. Beyin kan akımında düzensizlikler saptanmıştır. MRI da hipotalamus ve temporal bölgelerde bozukluklar saptanabilmiştir.

3 - Psikodinamik teoriler:
Alt benlikten kaynaklanan dürtülerle üst benliğin yasaklarının çatışması sonucu anksiyete ortaya çıkar. Benliğin savunma mekanizmaları bunu karşılamıyorsa panik ataklar ortaya çıkabilir. Bastırılan cinsellik, saldırganlık dürtüleri, yasak dürtülerde paniğe neden olabilir.

4 - Gelişimsel kuramlar:
John Bowlby tarafından geliştirilmiştir. Anksiyetnin belirlenmesinde içgüdüsel dürtülerinin önemini dikkat çekmiştir. Birinci içgüdü bağlılıktır. Bağlılık figürünü kaybetme tehlikesinde anksiyete ortaya çıkar. Anksiyete korkunun bir bileşimidir.
Çocuklukta aileden ayrılmanın, yetişkinde karışık anksiyete(panik)-depresyon oluşturduğuna inanmaktadır.Bowlby agorafobinin ayrılma anksiyetesi olduğunu açıklar. Bağlılık figürüne gövenle bağlanamamaktan kaynaklandığını söyler..

5-Öğrenme kuramları:

Koşullu refleks kuramına göre anksiyete; tehlikeli dış uyaranlara karşı organizmanın koşulsuz yanıtıdır. Fobiler klasik şartlanma yoluyla nötral uyarana bağlı bunaltıdadır.

6-Bilişsel modeller:
Bedende herhangi bir sebeple ortaya çıkan belirtileri (örneğin, çarpıntı, uyuşma..) kişinin gereksiz ve tehlikeli olarak algılaması ve "çarpıtıp" ciddi rahatsızlıklar olarak değerlendirmesi paniğe yol açmaktadır. Herhangi bir anksiyete durumuna eşlik edebilecek önemsiz kalp atışı, baş dönmesi, ağız kuruluğu; kişi tarafından bayılacağı, öleceği, kalbinin duracağı şeklinde yorumlanır.
Bu modelle göre; dış uyaranlardan çok düşünce, imajinasyon, bedensel belirtiler gibi içsel uyarılar panik atakları ortaya çıkarabilir. Zararlı, tehlikeli yorumlanan uyaranlardan sonra ortaya çıkan bedensel kıpırtılar, duyumlar da yanlış yorumlanır ve "kısır döngüye" girilmiş olunur. Kişi artık dikkatini sürekli bedensel duyumlarına verir ve tetikte bekler ve olumsuz düşünceleri pekişir.

PANİK BOZUKLUĞA EŞLİK EDEN DİĞER PSİKİYATRİK VE BİYOLOJİK BOZUKLUKLAR:


Psikiyatrik bozukluklar:

Depresyon:
Panik hastalarının %40-50 sinde depresyon'da aynı zamanda görülmektedir. Bazen paniklerden sonra, aynı anda yada depresyondan sonra panikler ortaya çıkabilir. Panik atakların hemen ardından da birkaç saat veya bir gün depresif bir görünüm ortaya çıkabilmektedir.

Agorafobi:
%50-70 oranında en sık görülen eş zamanlı bozukluktur. Depam'da yapılan çalışmada panik bozukluğu olan 3000 hastamızın %65'nde agorafobi saptanmıştır.

Sosyal fobi:
%10-15 oranda bulunur. Sosyal , ekonomik; yaşamsal aktivitelerden kendini geri çekme. Yeni ve yabancı insan ve durumlarla karşılaşmaktan kaçma davranışı sosyal fobik kişilerde görülür. Panikte ikincil olarak sosyal fobik özellikler görülüğü gibi, panikli insanın ayrıca bir sosyal fobisi olabilir.
Tedaviyle paniğe bağlı olanlar ortadan kalkar. Sosyal fobi için ayrıca bir tedavi gerekebilir.

Somatoform bozukluk:
%6-8 arasında eşlik eder. Kadınlarda daha fazladır. Sosyo-ekonomik ve kültürel yetersizlik , ırk farkı önemlidir. Yoğun bedensel yakınmalar vardır ve hiç biri fiziksel sebebe bağlanmaz.

Hipokondriyazis:
Sürekli kendini dinleme ve sağlık kitaplarını okuma,hastalıklar bulma.; doktor, doktor dolaşma; tahliller yaptırma durumudur. Panik bozuklukta %20-30 oranında eşlik eder.

Madde kullanımı:
Alkol başlangıçta sıkıntı ve paniği giderdiğinden panikli insanların bir kısmı "alkolle kendi kendini tedavi" yoluna gider. Zamanla bağımlılık gelişir sürekli alkolle dolaşılır ve sabahtan içilmeye başlanır.

Alkol kullanım bozukluğu:
% 20-25 arasındadır. Diğer maddeler (yeşil reçete ilaçları uyarıcı ve uyuşturucu özelliği olan maddeler vs. )%5-10 oranda değişmektedir.

Manik depresif bozukluk:
Depresyon ve onun tam tersi coşma , uçuşma nöbetlerinin (mani) olduğu bu hastalığın panikle görülme oranı %10-12 arasındadır.

Kişilik bozuklukları :

  • Kaçıngan
  • Obsesif-kompulsif
  • Pararanoid
  • Borderline
Kişilik bozuklukları'da % 40oranda eşlik eder.

Genel anksiyete bozukluğu: Burada sürekli kötü bir şeyler olacağı kaygısı ve " diken üzerinde olma" hali vardır. %15- 20 oranda görülebilir.

Obsesif - kompulsif bozukluk: Takıntı ve saplantıların olduğu (temizlik kontrol , bulaşma takıntıları, tekrarlayıcı davranışlar )

PANİK BOZUKLUĞA EŞLİK EDEN BİYOLOJİK BOZUKLUKLAR


Mitral valv prolapsusu: Kalp kapakçığı sarkması olan MVP'susu panik bozukluklu hastaların yaklaşık % 40-50'sinde bulunmaktadır. MVP'susunun toplumda görülme sıklığı % 5 ve kadınlarda iki kat daha fazladır. MVP'susunun belirtileri panik bozuklukla benzerdir.sebep mi? Sonuç mu? olduğu tartışmalıdır.
  • Göğüs ağrısı , çarpıntı ile acillere başvuran hastaların % 40'ında panik bozukluğu saptanmıştır.
  • Göğüs ağrısı nedeniyle anjiografi yapılan hastaların % 40-60ında panik bozukluğu bulunmuştur.
  • Tedavi olmayan panikli hastalarda koroner arter hastalığına bağlı ölümler üç kat daha sık görülmüştür.
Tiroid bezi anormallikler:Panik bozukluklu hastalarda tiroid fonksiyon bozuklukları daha sıktır "hipertiroidi" genel nüfusa göre yüksektir.

İrritabl kolon sendromu: Barsakların aşrı duyarlı olması hali ve barsak problemlerinin yaşanması da panik bozuklukla birlikte bulunabilmektedir. Anksiyete tedavisiyle bu hastalar düzelebilmektedir.

Akciğer hastalıkları: Müzmin tıkayıcı akciğer hastalıklarında %8-20arası panik bozukluğu bulunmaktadır.(Astım, bronşit, amfizem, allerjik akciğer hastalıkları....)

Migren: Migrenli olanların bir kısmında panik bozukluğu olabilmektedir. Baş ağrısı şikayeti olan erkek hastaların %12'sinde, kadınların ise %15inde panik bozukluğu saptanmıştır.

Epilepsi(sara nöbetleri): Temporal nöbetlerde görülen ,korku ,terör ,yabancılaşma ,farklı algılama aşırı sıkılma ve taşıkardi gibi belirtiler , panik atakta da görüldüğünden gözden kaçabilir. Ayrıca beynin sağ temporal bölümü alınan insanlarda panik benzeri belirtileri olabilmektedir. Bundan dolayı paniğin "temporalimbik" anormallik olduğu ileri sürülmektedir.

Beyin-damar hastalıkları: Beyin-damar hastalıkları panik bozuklukta diğer hastalara göre iki kat fazladır. Panikteki tansiyon yükselmelerinin buna yol açtığı söylenmektedir.

PANİK BOZUKLUĞUN KARIŞTIĞI VE AYRILMASI GEREKEN DURUMLAR: (AYIRICI TANI)
1. Agorafobi
2. Madde bağımlıkları ve kötüye kullanımları.(amfetamin, kafein, alkol, diazem türü ilaçlar)
3. Hipokandriazis
4. Yaygın anksiyete bozukluğu
5. Sosyal fobi
6. Özgül fobi
7. Obsesif- kompulsif bozukluk
8. Alkol bağımlılığı
9. Organik hastalıklar (Hipertiroidizim, Hiperparatiroidizim, Hipertansiyon, Feokromasitoma (Böbreküstü bezi hastalığı), Vestibüler disfonksiyon (Kulaktaki denge fonks.boz.), Kardiak aritmiler, Konvulsif bozukluklar.(Sara nöbetleri)

PANİK BOZUKLUKTA, RİSK FAKTÖRLERİ (Kimler paniğe daha yatkın?)


  • Birinci derece akrabalarında panik ya da başka anksiyete bozukluğu olanlar.
  • Sıkıntılı, telaşlı, aceleci, mükemmeliyetçi, insanlar.
  • Düşünce ve duyguların yeterince dışarıya yansıtamayan, "içsel insanlar."
  • Alkol yada başka bağımlılık yapabilen maddelere yatkınlık ve bağımlılık
  • Geçmişinde panik atak diğer anksiyete bozukluklarından bir rahatsızlık ya da depresyon geçirmiş olmak.
  • Sürekli baskı altında olmak, engellenmek yada kendi kendini baskılamak.
  • Sosyal fobik, kaçıngan kişilik yapıları
  • Sürekli "verici" davranma "iyilik meleği"gibi davranma "hayır" diyememe.
  • Öfkesini, kızgınlığı dışarıya yansıtamayan insanlar
  • Dürtülerini sürekli bastıran insanlar.
  • Cinselliği baskılamak, cinsel tatminsizlik ve yoğun bilinç dışı aldatma dürtüleri ve gizli homoseksüel eğilimleri olanlar.
  • Aşırı hırslı,sürekli başarı ile beslenen,başarısızlıklarda kendisini suçlayan yapı..
NEREYE KADAR PANİK? (Paniğin seyri,gidişatı)
Panik bozukluk en çok 30'lu yaşlarda ortaya çıkar.Az sayıda çocuklukta başlar.45 yaşında başlaması olağan değildir...Gidişatı kişiden kişiye değiştiği gibi aynı kişide bile belirtiler değişebilir.Uzun süreli izleme çalışmalarında % 40'nın belirtilerden arındığı,yaklaşık % 50'sinin belirtilerinin çok hafiflediği ve yaşamlarını engellemediği saptanmıştır.% 10-20 arası belirtilerin iniş-çıkışlarla devam ettiği görülmüştür.

PANİK BOZUKLUKTA TEDAVİ


Panik atak kesinlikle kontrol altına alınabilir.
Tedavide Temel ilkeler şunlardır :
  • Panik atakları ortadan kaldırma
  • Sürekli atak yaşayacağım diye bunaltı, kaygı yaşamayı önlemek.
  • Panik atak korkusuyla yapılmayan davranışların yapılır hale gelmesi ( tek başına yola çıkabilmek, kapalı mekanlara girebilmek, yalnız kalabilmek gibi... )
  • Panikle birlikte görülebilen diğer bedensel ve psikolojik sorunları gidermek
  • Zamanla paniği önemsemeyecek ve unutacak seviyeye gelmek
  • Panikten dolayı bozulan aile , iş-sosyal yaşamın eskisi gibi normalleşmesi.
  • Hiç bir panik belirtisi ve davranışı olmadığı halde tedaviye bir süre daha devam ettirmek.
Hasta-hekim arasında çok iyi bir iletişim olmalıdır.Hasta hekimine her an ulaşmalıdır. Tedavide kullanılan ana ilaçlar antidepresanlardır.Yardımcı olarak; sakinleştiriciler yatıştırıcılar, bedensel belirtileri önleyen ilaçlar kullanılır.
Antidepresanların bir kısmı eski kuşak ilaçlardır. (Anafranil, tofranil, ludiomil, insidon, laroxyl, tolvon... gibi ) Yeni kuşak ,ilaçlar ( efexör, seroxat, cipram, remeron, prozac, lustral, serzone, faverin, gibi.. ) Bu ilaçların içinde paniğe iyi gelen 4-5 ‘i geçmez. Hekimin yaptığı muayene ve tecrübesi sonuca en uygun ilaç seçilir.Bir ilaç her hasta da aynı sonucu vermeyebilir. İlaçların bir kısmı ( eski kuşak ) başlangıçta belirtileri arttırabilir, ağız kuruluğu, sıcaklık hissi, terleme,kiloartışı ,kabızlık,cinsel problemler yapabilir.Yeni kuşakta bulantı,titreme,cinsek problemler,kilo artışı gibi yan etkileri olabilir.Bunlar kalıcı değildir.Bir süre sonra azalabilirler.
Panik bozuklukta ilaç tedavisinin en aşağı bir buçuk yıl olması gerekir.
  • Hekim önerisi dışında kesinlikle ilaç almamak gerekir.
  • Panik belirtileri düzelir düzelmez ilaçları ne azaltmak nede kesmek gerekir.Yoksa kısa sürede tekrarlar
  • Yardımcı ilaçlar yeşil reçeteye tabi olanlar ( Xanax, diazem,nervium benzeri ilaçlar.) Ve bazı kalp-tansiyon ve mide ilaçlarıdır. Bunların kısa süreli kullanılması gerekir.
  • Başka hastalıklarınız nedeniyle ilaç alacaksanız doktorunuza danışın.
  • İlaçlar zamanla iştahınızı arttırır.özellikle -tatlıya- karşı dayanılmaz istek olur. Bunun için tedbir alın bol su için, meyve ağırlıklı beslenin.
  • İlaç tedavisi dışında -bilişsel,davranışsal,terapi'nin panikte iyi sonuç verdiği bilinmektedir. Burada kişinin bedensel belirtileri algılama ve onlara " kötü anlamlar yükleme" olayı anlatılır. Düşünce , beden ve belirtilerin ilişkisi; belirtilerini - düşünceyi nasıl etkilediği konuşulur.Yani önce hastalığın nasıl oluştuğu, belirtilerinin anlamını ne olduğu ve nelere yol açamayacağı anlatılır. Daha sonra kaçınma davranışlarının nasıl yok edileceğini geçilir.Bunları mutlaka bir terapistle birlikte yürütmek gerekir. Terapiye istekli ve azimli olduktan sonra bir ayla üç ay arasında epey yol alınır.
  • Panikli olmak bir "kader" olmamalı.
  • Paniğin süresi ne kadar olursa olsun, tedavi edilebilir. Yirmi otuz yıllık panikleri Depam'da çok tedavi ettiğimiz belirtmek isterim.


Son düzenleyen Safi; 19 Haziran 2016 04:04
20 Ocak 2013 12:10   |   Mesaj #9   |   
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI

Panik Atak İle Başa Çıkmak Mümkün


Ani kaygı nöbetlerine eşlik eden çarpıntı, aşırı terleme ve bulantı gibi belirtilerle kendini gösteren panik atak, son yılların en yaygın rahatsızlıkları arasında yer alıyor. Hastaların yaşamını alt üst edebilen bu hastalık, doğru tanı ve tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınabiliyor.

Panik Atak Tek Başına Bir Hastalık Değil
Panik atak birçok psikiyatrik hastalığın dışında; tiroid bozuklukları, kan şekerinin düşmesi, kalp ve akciğer rahatsızlıkları, beyin tümörleri, epilepsi, kansızlık, çeşitli enfeksiyonlar, vitamin eksiklikleri, aşırı kafein tüketimi ve bazı ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Panik atak tek başına bir hastalık değil, birçok psikiyatrik veya fiziksel rahatsızlığın belirtisidir.

Panik Atak Esnasında Ortaya Çıkan Bedensel Belirtiler
Çarpıntı, kalp atışlarını duyumsama, kalp hızında artış olması, terleme, titreme, nefes darlığı, boğulma hissi, soluk kesilmesi, göğüste ağrı, sıkıntı, bulantı, karın ağrısı, baş dönmesi, bayılma hissi, olayları ve çevreyi bir sis perdesinin gerisinden bulanık algılama, kendine yabancılaşma, uyuşma ve karıncalanma, üşüme, ürperme, ateş basması, kontrolü yitirme, çıldırma ya da ölüm korkusu panik atak sırasında ortaya çıkan belirtiler arasındadır. Panik atakta bu belirtilerin en az dört tanesi görülmektedir.

Kendinizi Rahat Hissettiğiniz Bir Yerde Hayal Edin
Panik atak esnasında, öncelikle kişinin uygun bir yere oturması gerekir. Burundan yavaşça nefes alınıp, 5 saniye tutulduktan sonra, yavaşça dudaklar büzülerek nefes verilmelidir. Kişi kendini rahat hissettiği bir anını gözünde canlandırarak, dikkatini burada toplamalıdır. Çevredeki ayrıntılara odaklanmaya çalışılmalıdır. Panik atak nöbeti yaşadığını düşünenler korkacak bir şey olmadığını ve bu durumun birazdan geçeceğini içinden tekrarlamalıdır.

Panik Atak Hastalarına Tavsiyeler;

  • Panik atak kesinlikle kontrol altına alınabilir. Umutsuzluk ve karamsarlıktan kaçınılmalıdır.
  • Panik atak başka hastalıkların habercisi olabilir. Mutlaka psikiyatriste başvurulmalıdır.
  • Psikiyatrist ve psikoloğun önerilerine uyulmalı, tedavileri eksiksiz uygulanmalıdır.
  • Kişi, yakınlarının da panik atak hakkında bilgilenmesini sağlamalıdır.
  • Düzenli ve sağlıklı beslenmeye özen gösterilmelidir.Aşırı yemekten ve uzun süreli açlıktan kaçınılmalıdır. *Kahve, çay, asitli, gazlı içeceklerden ve enerji içeceklerinden uzak durulmalıdır.
  • Sağlıklı ve nitelikli uyku için önlemler alınmalıdır.
  • Düzenli spor ve yürüyüş yapılmalıdır.
  • Nefes ve gevşeme egzersizleri, günlük alışkanlık haline getirilmelidir.
  • Hobilere, keyif alınan aktivitelere ve sosyal-kültürel etkinliklere daha fazla zaman ayırılmalıdır.
  • Panik atak, biyolojik ve psikolojik nedenlere bağlı tıbbi bir durumdur.Zafiyet, doğaüstü güçler veya inanç eksikliği ile ilgisi yoktur.Ruh sağlığı alanında uzman olmayan kişilerden ve yöntemlerden uzak durulmalıdır.

Kaynak : CNN / Memorial Hizmet Hastanesi Psikiyatri Bölümü Uz. Dr. Mehmet Güdük (18 Ocak 2013,11:44)
Son düzenleyen Safi; 19 Haziran 2016 03:17
20 Mayıs 2015 10:27   |   Mesaj #10   |   
Avatarı yok
Üye
Ad:  6.jpg
Gösterim: 121
Boyut:  12.7 KB

PANİK ATAK TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜDÜR?


Panik Atak, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır. Bunlar:

Sponsorlu Bağlantılar
Panik atak ilaç tedavisi
İlaçlar, beyin sinir hücrelerindeki hormon faaliyetlerini düzenleyerek panik bozukluğunu iyileştirirler. Halen, ülkemizde bu hastalığa iyi gelen ilaçlar bulunmaktadır.
İlaç tedavisi etkin dozda en az bir yıl sürdükten sonra, yavaş yavaş azaltılarak kesilmelidir.

BİLİŞSEL-DAVRANIŞÇI TEDAVİ:

Bu tedavide iki amaç vardır.
1. Hastanın, aslında tamamen ‘zararsız’ olan panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.
2. ‘panik atağı gelirse’ endişesi ile, sokağa çıkma, vapur, otobüs, trene binme, kalabalık yerlere gitme gibi tek başına yapmaktan korktuğu şeylere bir plan dahilinde yeniden ‘alıştırılması’ amaçlanır.
En iyi sonuç, bu iki tedavinin birlikte uygulanmasi ile alinmaktadir.

PANİK ATAK VE BESLENME

Panik atak rahatsızlığı psikolojik sosyal faktörler tarafından tetiklenebileceği gibi beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak da görülmektedir. Bu duruma göre; kafein içeren çay, kahve ve kolalı içecekler rahatsızlığı tetikleyen içecek türleridi.Panik atak rahatsızlığına iyi gelecek beslenme şeklinde ise; mevsimsel beslenmek (kışın kış, yazın yaz sebze ve yiyecekler tercih etmek), kaygı giderici özelliği olan melisa, papatya bitki çaylarından tüketmek, omega-3 ve omega-6 bakımından zengin balıklar tercih etmek, içinde B vitamini bulunan kepekli buğday, mercimek, nohut, fasulye, bezelye ve barbunya yemek gerekir.

PANİK ATAK NASIL OLUŞUR?


ilk panik atak şöyle başlıyor:
Hiçbir neden yokken ve birden bire başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı yada baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşma yada baygınlık gibi belirtiler kişiyi dehşet içinde bırakır. Kişi ‘kalp krizi ‘ geçirdiğini yada felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir ‘ölüm korkusu’ ya da ‘felç olma’ korkusu yaşar.
Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini veya çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, ‘kontrolünü kaybetmeye’ yada ‘çıldırmaya başladığını’ düşünerek kendisine yada çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar. Hasta hemen, en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen film, elektrokardiyografi, tomografi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz. Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar ‘hiçbir şeyi yok’ ya da ‘stresten olmuş ‘ derler. Çoğu zaman sakinleştirici bir iğne yapılarak evine gönderilir.

panik atak tekrarlıyor:
Bir süre sonra panik atakları tekrarlar. Hasta, her yeni atak ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılır ancak hiçbir şey bulunmaz. Hasta, kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar. Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından tansiyon ve kalp ilacına, vitamine kadar değişik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü iyileşemez.

Beklenti Anksiyetesi gelişiyor:
Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe “beklenti anksiyetesi” adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok arttırır. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.

Yoğun ve sürekli üzüntü:
Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.

Yoğun davranışlar değişiyor:
Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları ” felaketler” e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar. Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol / madde/ ilaç / kullanırlar. Ataklar sırasında kullanmak üzerede yanlarında ilaç, su, yiyecek v.b. taşırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar. Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem alarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları, atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan bayan hastaların, baygınken çalınır diye takılarını yanlarına almadıkları, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için evinin / eşinin / ailesinin adresini, telefon numarasını, hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini taşıdıkları görülmüştür. Bu hastalar, gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.
Son düzenleyen Safi; 19 Haziran 2016 04:05
Cevap Yaz
acebook yorumları
paneli aç