Arama

Türkçe/İngilizce - İngilizce/Türkçe çeviri yapabilir misiniz? - Sayfa 3

En İyi Cevap Var Güncelleme: 2 Eylül 2015 Gösterim: 83.823 Cevap: 225
onur_can_2007 - avatarı
onur_can_2007
Ziyaretçi
8 Mart 2009       Mesaj #21
onur_can_2007 - avatarı
Ziyaretçi
çeviri siteleri olacaktı onlara bakman yeterli..
Sponsorlu Bağlantılar
tHeBruTaLiTyOfHeLL - avatarı
tHeBruTaLiTyOfHeLL
Ziyaretçi
8 Mart 2009       Mesaj #22
tHeBruTaLiTyOfHeLL - avatarı
Ziyaretçi
Alıntı
volkankız adlı kullanıcıdan alıntı

Kırmızı Başlıklı Kız sormuş büyükannesi zannettiği kurda:''Büyükanne senin dişlerin neden bu kadar büyük.''Kurt:''Seni daha iyi yiyebilmek için.''demiş.Kırmızı Başlıklı Kız onun kurt olduğunu anlamış ,kurdun elinden kaçmaya çalışmış.Fakat kurt o içeri girdikten sonra kapıyı iyce kilitemiş,pencereleri sıkıca kapatmıştı.Bir süre sonra onu yakalayıp bodruma kilitlemiş ve ardından''Akşam olunca seni yiyeceğim.''demiş.Kırmızı başlıklı kızın annesi kızını çok merak etmiş.Hemen orman bekçisiniarayıp haber vermiş.Orman bekçisi büyükannenin evine geldiğinde kurdun karnının şiş olduğunu görmüş ve hemen karnını yarmış.İçinden Kırmızı Başlıklı Kızın büyükannesi çıkmış.Büyükanne kendine gelince kızı kurtarmış.

Sponsorlu Bağlantılar
hadi lütfen kendim çeviremiyorum ne olur yardım edin

Bu Kadar Acele Etmeye Gerek Yoktur, Biraz Sabredin.

"red head girl in question seems grandmother set up the big mother of your teeth so much better established dsni to eat red headline said his daughter knew the wolves were in the hands of wolves trying to escape from the wolves, but that was inside the door firmly locked windows tightly closed him after a while Catch and to the basement lock and then in the evening, the food you I said the red head girl mother daughter too have wondered immediately ranger searching for the news gave ranger grandmother's house when the wolf in the stomach is swollen saw and immediately rip was in the red of her grandmother's last gasp grandmother come to life, the the girl was rescued."


Alıntı
volkankız adlı kullanıcıdan alıntı

“Dişlerin neden sivri peki?”
“Seni daha iyi yiyebilmek için,” demiş kurt.


Bunu söyledikten sonra kurt artık daha fazla kendine engel olamamış ve yorganı bir tarafa atarak yataktan fırladığı gibi Kırmızı Başlıklı Kız’ı bir lokmada yutuvermiş. Sonra da karnı doyduğu için keyfi yerine gelmiş ve uykuya dalmış. Ama ne var ki kurt çok kötü horluyormuş. Evin önünden geçen bir avcı onun horultularını duymuş. Büyükanne’ye kötü bir şey mi oldu acaba, diyerek kulübeden içeri girmiş. İçeri girer girmez de orada neler olduğunu hemen anlamış. “Aylardır senin peşindeyim pis yaratık,” diye bağırmış avcı ve kurdun kafasına elindeki baltanın sapıyla vurmuş. Sonra da önce Kırmızı Başlıkıl Kız’ı, sonra da Büyükanne’yi dikkatle kurtun içinden çıkarmış. İkisi de sapasağlammış.

Büyükanne, Kırmızı Başlıklı Kız’ın ona getirdiği çöreği afiyetle yemiş. Kırmızı Başlıkıl Kız büyükannesine bir daha hiçbir kurdun sözüne kanmayacağına dair söz vermiş. Eve dönerken tavşanların saklandıkları yerlerden çıktıklarını görmüş. Tavşan Ormanı yine eskisi gibi tavşanlarla dolu bir orman haline gelmiş.

lütfen bu metni ingilizceye çevirirmisiniz

"Why do the sharp teeth then?"
"To be able to eat better than I," said wolf.

Having said that now more than a wolf himself, and did not stop at the quilt as a throw out of bed as the girl in red yutu were in a bit, then fill up on it instead of the arbitrary and was asleep.
but what was snoring so bad wolf varki the home front
A hunter heard him snore Is that a bad thing has happened to the grandmother would also have entered into the inside of the cabin is not what is going on there immediately understand
"I ** for months after you filthy creatures," he was shouting
hunter and the wolf's head hit the handle of the ax in the hands
After the first girl in the red after the grandmother was removed from the inside of the wolf dikkatla was both safe and sound.



Beğenmediysen Söyleyin Başka Bir Programla Çevirebiliriz.

VELİ ŞAHİN - avatarı
VELİ ŞAHİN
Ziyaretçi
1 Nisan 2009       Mesaj #23
VELİ ŞAHİN - avatarı
Ziyaretçi
Ali dayı, kendi işinde gücünde olan bir adamdır.ekonomik durumuda kötüdür.Ali dayının abisi olan kasım efendi çok zengindir ama ali dayıya yardım etmez.günler çabuk geçer.aradan 1 yıl geçer.yılbaşı günü ali dayıda herkes gibi ailesini alıp eğlenmek ister ama cebinde parası yoktur.düşünceli olarak sokakta dolaşırken 5 ytl bulur.bu 5 ytl yi alır ve buna bir yılbaşı bileti alır.sonuçlar açıklanınca ali dayı bileti kontrol eder ve şaşırarak zengin oldum diye bağırır.hemen ailesinin yanına koşar ve onlara müjdeli haberi verir.onlarda duyunca çok şaşırırlar.ali dayı hemen parayı almaya gider ve parasını alır.ali dayı ve ailesi zenginlik içinde hayatlarını sürdürürler.ali dayının abisi olan kasım efendi para sevdası yüzünden başına bela alır ve biri tarafından öldürülür.ali dayı ve ailesi mutlu mesut yaşarlar.


ABİ BUNU LÜTFEN İNGLİZCEYE ÇEVİRİN NOLUR ABİ YARIN SON GÜN LÜTFEN YAPIN BEN YAPMADIM.
tHeBruTaLiTyOfHeLL - avatarı
tHeBruTaLiTyOfHeLL
Ziyaretçi
1 Nisan 2009       Mesaj #24
tHeBruTaLiTyOfHeLL - avatarı
Ziyaretçi
İngilizce Çevirisi
Ali uncle, a man who is in power in his own business.
the economic situation is bad, Ali uncle's brother, but that November is a very rich lord ali uncle does not help.time passes quickly, it goes from 1 year on Christmas day ali uncle, and like everyone else take the family to have fun, but the money pocket yoktur.Düşünceli around the streets to find the 5 YTL is the 5 YTL and the ticket will receive a Christmas.open ticket checking this will result ali uncle was surprised that the rich will yell.immediately next to the family run and very surprised to hear they are precursory verir.onlarda news, ali uncle, and the money goes to just take the money and family wealth alır.ali uncle will take the lives.
ali uncle is the brother of the lord November plague takes the money and because of love by someone kills, ali uncle and his family live merry happy.




Beğenmiyorsanız Tekrar Belirtin Başka Bir Programla Çevirebiliriz.
mervenur245 - avatarı
mervenur245
Ziyaretçi
4 Nisan 2009       Mesaj #25
mervenur245 - avatarı
Ziyaretçi
Ben sevgimi çukulata vererek belirtirim.İnsan bir eşyasımı karşısındakine veriyorsa demek ki o kişiyi seviyor.İşte bu yüzden ben sevgimi anlatmak için elimdeki çukulatayı one veririm.Bu da onu dünyalar kadar sevdiğimi gösterir.Kime çukulata verirsem değerimi bilsin.

Sizden ricam bunu çevirmeniz(ama lütfen dikkt edin çünkü geçenkinde bütün cümleler dewrik olmuştuuMsn HappyMsn HappyALLAH rAZı oLsUn SiZdEn.ŞiMdİdEn TeŞeKkÜrLeR...
mervenur245 - avatarı
mervenur245
Ziyaretçi
4 Nisan 2009       Mesaj #26
mervenur245 - avatarı
Ziyaretçi
Ben sevgimi çukulata vererek belirtirim.İnsan bir eşyasımı karşısındakine veriyorsa demek ki o kişiyi seviyor.İşte bu yüzden ben sevgimi anlatmak için elimdeki çukulatayı one veririm.Bu da onu dünyalar kadar sevdiğimi gösterir.Kime çukulata verirsem değerimi bilsin.

Sizden ricam bunu çevirmeniz(ama lütfen dikkt edin çünkü geçenkinde bütün cümleler dewrik olmuştuuMsn HappyMsn HappyALLAH rAZı oLsUn SiZdEn.ŞiMdİdEn TeŞeKkÜrLeR...




Ya bunu 6 saat eevel yazdım.Hiç bir yanıt wermediniz(bari olumlu yahut olumsuz bi ceap verinn)
yorulmazturk - avatarı
yorulmazturk
Ziyaretçi
5 Nisan 2009       Mesaj #27
yorulmazturk - avatarı
Ziyaretçi
Google Translate kullanabilirsin tavsiyem cümleleri parçalara bölerek çeviri yap
darthvader - avatarı
darthvader
Ziyaretçi
14 Nisan 2009       Mesaj #28
darthvader - avatarı
Ziyaretçi
Arkadaşlar elimde şöyle bir metin var ve mutlaka yarına çevirmem gerekiyor. Ben çevirmeye çalıştım ama emin değilim doğruluğundan. İngilizcesi daha iyi olan bir arkadaşım çevirirse gerçekten minnettar kalırım. Şimdiden çok teşekkür ediyorum.


I arrived in Annecy on an unbearably hot late September afternoon, InterRail ticket in my sweaty hand. I had been to this extremely attractive town before and felt it merited a return visit. It's touristy and this is reflected in the accommodation prices, but it also has a youth hostel which seemed ideal in these, my salad days (salad was about all I could afford). The hostel was a little outside the town, about two kilometres according to my book. I had directions to a bus stop from where I would be lifted up, out of the town, and towards the top of a wooded hill. Did I mention the weather? It was unseasonably warm, by which I mean it was hot.
I found the bus stop and read the little notice with a dawning sense of dread as I realised that the bus ran in the summer only and had stopped operating just three days earlier. In blazing sunshine and with the temperature in the low 30s, I wondered how exactly "summer" was defined around these parts. A long walk beckoned but, being the fit young chap I was, I tightened the straps on my rucksack, downed a litre and a half of water and set off.
The hill was quite steep and zig-zagged its way ever upwards. It seemed a really long climb and I was getting hotter and more fatigued with every bend I turned. The heat was truly sapping. To keep my morale up as I trudged on, I thought that I would reward myself for my hostel frugality by eating out somewhere nice - there were plenty of signs to places off this road and the hostel was supposed to be close to an activity sports complex where there was bound to be a pizza place at the very least. Indeed, I rounded one bend and saw a hotel with "Vue Panoramique". I strolled nonchalantly over to look at the menu and then strolled slighltly less nonchalantly back again as I realised that my wallet had certain limitations. Unlimited credit being one of them.
A few bends and several litres of sweat later there was a sign off to another place - it looked nice, less formal than the previous place - this could be my dinner I thought. Having climbed what felt like substantially more than two kilometres the thought of some succulent dead animal on a plate was starting to engender mild hallucinations. But this, this restaurant was to be my salvat... "Closed Mondays". Today was, well, you don't need me to tell you. So, on I went, higher and higher, with at least the promise of a decent bed and a hot shower.
Having passed several more closed or overpriced dining opportunities I was now resigned to the idea of dinner at the youth hostel or a further walk along to this sports place. Head down and mumbling to myself in that way that makes people cross the road to avoid you, I turned a corner and saw a car parked rather awkwardly on the inside bend. Funny place to stop I thought, as the couple inside waved. Ah, now I could see. It wasn't parked - it was stuck. Would I help them push their car out of this seemingly implausible position? Of course. I even managed some sort of Gallic shrug and surrendered myself to the exertion of more energy. I think they were a little suprised by my manner, which seemed to imply that I spent all my days slogging up big hills wearing a large, heavy rucksack, pausing only to push random cars out of ditches. We succeeded and then, in a moment of thoughtful generosity, they didn't offer me a lift. They drove down the hill and I carried on up.
I reached the end. The youth hostel was now in sight - it looked perfectly acceptable. I wandered in and we went through the normal rigmarole. Did they have a bed? Yes. Did I need a sleeping bag? Yes. What time was dinner? Oh, we don't do dinner here. A brief pause, while I picked my shattered body up off the floor. I looked, in hindsight probably quite rudely, at the bloke and uttered an incredulous "What, no dinner?" (in French). Non. How far was this sports complex? Four kilometres! (I may have misheard this). Too far for me in this state.
Weak and dispirited I found my dormitory, discarded my sweat-stained jacket and went in search of the showers. I found the showers and then went back in search of my dormitory. If there was one thing that I needed more than a shower, it was to avoid contracting some sort of infectious disease - and in those circumstances it seemed that the shower block was best avoided.
I lay down on my bed, the sun was beginning to set, and I considered my options. I had none. I was a broken man. As I drifted into a semi-conscious state, a German (who'd arrived in his sports car) entered the room, turned on all the lights and opened the windows. He might as well have hung up a large sign saying "Mosquitoes - Enter here for fine dining". I woke up the next morning to find that although I may not have feasted well - or indeed at all - at least some of God's creatures had not gone hungry that night. Strangely I changed my original plan and decided not to stay the extra night.
Hi-LaL - avatarı
Hi-LaL
Ziyaretçi
14 Nisan 2009       Mesaj #29
Hi-LaL - avatarı
Ziyaretçi
Arkadaşım bu metin öyle hatır-rica ile çevirilecek boyutları fazlasıyla aşmış bir uzunluktaMsn Surprised...

Üzgünüm ama gönüllülük esası ile çeviri yapmak da biryere kadar mümkün...İstersen şöyle yapalım...Sen çevirebildiğin kadarını çevir, takıldığın cümleler için buradan yardım etmeye çalışalım elimizden geldiğince...

Nasıl fikirMsn Thinking?
ZİYARETÇİ - avatarı
ZİYARETÇİ
Ziyaretçi
21 Nisan 2009       Mesaj #30
ZİYARETÇİ - avatarı
Ziyaretçi
Yüzyıllar önce uzak ülkelerin birinde yaşayan mutlu bir aile vardı. Bu ailenin küçük kızları vardı. Günün birinde anne amansız bir hastalığa yakalandı. Genç yaşta öldü. Yıllarca yas tuttular. Fakat yaşam devam ediyordu. Babası dul bir kadınla evlendi .Bu kadın kendisini beğenmiş, kötü yürekliydi. Bu kadının kendisi gibi 2 kızı vardı.insanları üzüp eziyet etmekten hoşlanıyorlardı.İyi kalpli kıza her türlü eziyeti yapmışlardı. Bu iyi kalpli kıza kül kedisi adını vermişlerdi. Kül kedisi hep ev işlerini yaptı. ülkenin kralı bir şenlik verdi. Bütün güzel kızlar şenliğe çağrıldı. Kralın amacı oğluna bir eş seçmektir. 2 şımarık kız güzelce süslendiler.ama kül kedisini şenliğe götürmek istemediler . Bu duruma çok üzülen külkedisinin yardımına olağanüstü güzellikte elbise ve ayakkabı yetişti.Kül kedisi bu güzelliklerle saraya gitti.Gece boyunca prens külkedisi ile dans etti .şenlikteki herkes kıskandı. Ertesi akşam yine dans ettiler. Eve döneceği zaman gelince kül kedisi kimseye görünmeden ortadan kayboldu. Üçüncü gece ise prens kül kedisini gizlice takip etmeye karar verdi. Merdivenlerden inerken ayağını burktu.ayakkabısının birisi merdivende kaldı .onca kişi arasında bu kızı bulmak çok zordu . Ama ayakkabı sayesinde bulabileceğini düşündü. Bu ülkede bu ayakkabı kimin ayağına olursa onunla evlenecekti. 2 şımarık kız kardeşe olmadı.Ama kül kedisine oldu . görkemli bir düğünle evlendiler. Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine…
PARAGRAFINI İNGİLİZCEYE ÇEVİRİRMİSİNİZ ??? LÜTFEN
Son düzenleyen SEDEPH; 21 Nisan 2009 19:06
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

20 Ocak 2013 / Ziyaretçi Soru-Cevap
2 Mart 2011 / volkankız Taslak Konular