Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 53.280|Cevap: 10|Güncelleme: 20 Nisan 2016

Fransa ve Fransa Tarihi

27 Ekim 2006 21:38   |   Mesaj #1   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Fransa

Fransa Cumhuriyeti (Fransızca:République Française) ya da kısaca Fransa, Belçika, Lüksemburg, Almanya, İsviçre, İtalya, Monako, Andorra ve İspanya ile komşu olan, Batı Avrupa'da bir ülkedir. Avrupa Birliği'nin kurucu üyesidir.
Sponsorlu Bağlantılar

Ad:  Flag_of_France.svg.jpg
Gösterim: 191
Boyut:  765 Byte Ad:  85px-Armoiries_république_française.svg.png
Gösterim: 181
Boyut:  13.2 KB
Politika

Beşinci Cumhuriyet'in anayasası 28 Eylül 1958'de halk oyuyla onaylandı. Yeni anayasa, icra merciinin gücünü (parlamentoya göre) artırmıştır. Anayasaya göre devlet başkanı 5 yıllık bir süre için doğrudan seçilir. Devlet başkanının tasarrufu, devletin düzgün çalışmasını ve devamını sağlar. Devlet başkanı, başbakanın atamasını yapar, orduyu yönetir ve uluslararası anlaşmaları onaylar.

Fransız Milli Meclisi (Assemblée Nationale) Fransa'nın ana yasama organıdır. Bourbon sarayında toplanır, 577 milletveki 5 yıllık süre için doğrudan oyla seçilir ve her seçimde tüm koltuklar için oylama yapılır. 331 senatör ise tüm Fransa çapında halk tarafından seçilmiş olan belediye meclisi üyelerinden, il (département) yerel meclis üyelerinden, Bölge (Région) yerel meclis üyelerinden oluşan seçmenler tarafından seçilmektedir. Dokuz yıllık bir süre için seçilirler. Senato seçimleri her 3 yılda bir yapılır ve her seçimde senatonun üçte biri yenilenir. 2010'dan itibaren senatörler 6 yıllık bir süre için seçilecektir ve yine her üç yılda bir yapılan seçimlerde yarısı yenilenecektir. Senato Luxembourg Sarayı'nda (palais du Luxembourg) toplanır. Senato'nun yasama gücü sınırlıdır: Senato ile Parlamento arasında anlaşmazlık olması durumunda son söz Milli Meclis'e aittir. Milli Meclis'in gündemini belirlemede hükümetin büyük etkisi vardır. Milli Meclis ve Senato birlikte Versailles şatosunda toplanıp Fransa'nın Parlamentosunu oluştururlar. Sadece anayasa değişikliğiyle ilgili olarak ve uluslararası bazı anlaşmaları onaylamak amacıyla toplanırlar.

Fransa ve Türkiye

Fransa ve Türkiye ilişkileri yüzlerce yıllık köklü bir geçmişe sahiptir. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde Fransa Osmanlı Devleti'ni diğer Batı Avrupa ülkelerine karşı bir tür dengeleyici olarak görmüş ve işbirliği yapmıştır.

Fransız Devrimi'nden sonra diğer etnik gruplar gibi Türkler de milliyetçilik anlayışlarını Osmanlı'nın klasik millet anlayışından ırk temelli anlayışa doğru çevirmişlerdir. 19. yüzyıl boyunca Osmanlı aydınının laikleşmesi sürecinde de Fransa önemli bir ilham kaynağı olmuştur. Osmanlı siyasi gelenekler açısından da Fransa'nın devrim, terör ve sonrası dönemindne fazlasıyla etkilenmiştir.

1. Dünya Savaşı'nda iki taraf farklı cephelerde savaşmışlar ve Osmanlı'nın yenilmesiyle birlikte Anadolu'yu işgal edenlere Fransa da katılmıştır. O ana kadar azınlıkları çıkarları doğrultusunda destekleyen Paris, bundan sonra bu siyasetini gizleme gereği dahi duymayacaktır. Özellikle Klikya ve Güneydoğu bölgelerinde Ermeni destekçilerinin katliamlar yapmasına da göz yuman Fransa'nın bu tavrı Anadolu topraklarında kan davalarına yol açmıştır.

Son dönemde ise Fransa Meclisi'nin 2001 yılında Ermeni iddialarını 'soykırım' olarak kabul etmesi ilişkileri olağanüstü bir düzeyde germiştir. Buna ek olarak Fransa Meclisi 12 Ekim 2006 tarihinde, "Ermeni soykırımının inkârının suç sayılması"nı ve ihlal edenlere 1 yıl hapis ve 45000 Euro para cezası verilmesini öngören yasa teklifini kabul etmiştir. Türkiye bu olayı sert bir dille kınamış ve bazı yaptırımlar uygulayacağını açıklamıştır.

Fransa Tarihi
Ad:  fr2.jpg
Gösterim: 205
Boyut:  22.1 KB

İlk olarak Keltler'in kuzeye gelerek yerleştiği Fransa, Milattan önceki yıllarda Avrupa'da geniş topraklara sahipti. Daha sonra (M.Ö. 50'li yıllar) Romalıların işgaline uğradı ve yaklaşık 500 yıl bu devletin etkisinde kaldı. 12. yüzyılın başlarından itibaren Fransa'da krallık rejimi kuruldu, İngilizlerin etkin olduğu topraklarında 100 Yıl Savaşları (1337-1453) oldu.

Fransa'nın esas gelişmesi "Güneş Kralı" olarak bilinen XIV. Lui döneminde oldu; Kuzey Amerika, Hindistan ve Karaiplerde Afrikalı esirleri çalıştırarak kahve ve şeker kamışı plantasyonları kurdu. 18. yüzyılda Kanada ve Hindistan'daki sömürgelerini kaybetti ve büyük bir ekonomik krize girdi. XVI. Lui zamanında Fransız devrimi başladı, monarşi idaresi yıkıldı, 3, Napolyon döneminde sanayi inkılabını yakalayan Fransa'da önemli ilerlemeler oldu. Daha sonra Cezayir, Batı Afrika ve Hindi-Çin'de çok sayıda koloni kurdu.

1. Dünya Savaşı'nın önemli bir bölümü. Fransa topraklarında cereyan etti ve 1,4 milyon Fransız hayatını kaybetti. 2. Dünya Savaşı esnasında da Fransa önemli kayıplara uğrayarak sömürgelerinin tamamına yakınını kaybetti, 1958'de General de Gaulle devlet başkanı seçildi. Bu tarihten sonra Fransa'da önemli ilerlemeler oldu.

Etnik yapısı

* 2005 Fransa azınlık başkaldırısı

Konuşulan diller

  • İzole Dil:
  • Baskça
  • Kelt dilleri:
  • Bretonca
  • Germen dilleri:
  • Alsasça (Elsässerdeutsch)
  • Batı Flamanca
  • Lorraine Frankçası
Latin dilleri:
  • Katalanca
  • Korsikaca (Corsu)
  • Franko-Provensal
  • Bressan dili
  • Dauphinois
  • Forèzien
  • Jurassien
  • Lyonnais
  • Savoyard
  • Oksitanca
  • Alp Provensal
  • Auvergnat dili
  • Gaskonca
  • Ariegese (Ariégeois)
  • Bearnese (Béarnais)
  • Landese (Landais)
  • Langedokça
  • Limousin dili
  • Nissart dili (Niçois or Nissart)
  • Provensal

Oïl dilleri:
  • Burgundian dili
  • Champenois
  • Franc-Comtois
  • Fransızca
  • Gallo
  • Lorrain dili
  • Normanca
  • Picard dili
  • Poitevin-Saintongeais
  • Valonca
Göçmen dilleri

  • Arapça (şiveleri)
  • Ermenice (doğu)
  • Bambaraca
  • Berberice
  • İspanyolca
  • İtalyanca
  • Laoca
  • Mandarince
  • Lehçe
  • Portekizce
  • Romanca
  • Rusça
  • Vietnamca
  • Yiddişçe
  • Türkçe

Son düzenleyen Safi; 20 Nisan 2016 23:48
27 Kasım 2006 21:03   |   Mesaj #2   |   
CrasHofCinneT - avatarı
VIP Pragmatist Çılgın Zat...
Fransa'nın bölgeleri
Fransa yönetimsel olarak 26 bölgeye (Fransızca: région) ayrılmıştır. Bu bölgelerin 21'i Fransa'nın Avrupa anakarasındaki Fransa Metropolitanı diye tanımlanan topraklarındadır. Bir tanesi Korsika adasında, diğer dört tanesi de Fransa'nın denizaşırı topraklarında bulunur.Bölgeler Fransa'daki yönetimsel yapılanmanın en yukarısında bulunur. Anakaradaki bölgeler 2 ila 8 arasında illere ayrılmıştır. Korsika aslında bölge değildir ve özel statüsü vardır ancak günlük yaşamda bölge olarak tanımlanır. Bölgeler aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir kimlik bütünlüğüne sahip coğrafi bölünmedir.

1. Alsace
2. Akitanya (Fr.:Aquitaine)
3. Auvergne
4. Aşağı Normandiya (Fr.:Basse-Normandie)
5. Bourgogne
6. Bretanya (Fr.:Bretagne)
7. Merkez (Fr.:Centre)
8. Champagne-Ardenne
9. Korsika (özel statü) (Fr.:Corse)
Ad:  FranceRegionsNumbered.jpg
Gösterim: 117
Boyut:  11.5 KB

10. Franche-Comté
11. Yukarı Normandiya (Fr.:Haute-Normandie)

12. Île-de-France
13. Languedoc-Roussillon
14. Limousin
15. Lorraine
16. Midi-Pyrénées
17. Nord-Pas de Calais
18. Pays de la Loire
19. Picardie
20. Poitou-Charentes
21. Provence-Alpes-Côte d'Azur
22. Rhône-Alpes

* Aşağıdaki bölgeler aynı zamanda bir ildir ve Denizaşırı illeri oluştururlar "Fransızca: Département d'outre-mer (DOM)":

23. Guadeloupe
24. Martinique
25. Fransız Guyanası
26. Réunion


Son düzenleyen Safi; 20 Nisan 2016 23:49
15 Eylül 2008 17:48   |   Mesaj #3   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Ad:  fr4.jpg
Gösterim: 98
Boyut:  17.5 KB
ALSACE-LORRAINE
Fransa'nın Almanya sınırındaki bölgesidir. Alsace bölgesi Bas-Rhin ve Haut-Rhin illerini, Lorraine ise Moselle, Meurthe-et-Moselle, Vosges ve Meuse illerini kapsar. Alsace ve Lorraine ge­nellikle birlikte anılırsa da, Voj Dağları ile
birbirinden ayrılmış, kendilerine özgü tarihi ^ve coğrafi özellikleri olan iki ayrı bölgedir.

Şarabıyla ünlü Alsace'ta tarımsal üretim önemli bir gelir kaynağıdır. Kömür ve demir yataklarının bulunduğu Lorraine'de ise sanayi gelişmiştir. Buradaki Metz ve Nancy önemli sanayi kentleridir.


Alsace'ın ve Lorraine'in halklarının farklı kökenleri vardır. Roma İmparatorluğu zama­nında her iki bölgede de Kelt kabileleri yaşardı. 4. ve 5. yüzyıllarda Germenler bunla­rı Alsace'tan çıkardılar. Lorraine'de kalan Keltler ise Fransız kültürünü benimsedi.

Alsace-Lorraine Fransa ile Almanya ara­sında sık sık anlaşmazlık konusu olmuştur. Afmanlar'ın olan Alsace'ı 17. yüzyılda Fran­sızlar ele geçirmişlerse de Alsace'lılar kendi dillerini, geleneklerini ve giyimlerini Fransız Devrimi'ne kadar korumuşlardır. Lorraine ise 1776'da Fransa'ya katılmıştır. Almanlar'ın Fransızlar'ı yendiği 1870-71 Fransa-Prusya Savaşı'ndan sonra Alman devlet adamı Otto von Bismarck, Alsace'ı ve Lorraine'in büyük bölümünü Elsass ve Lothringen adıyla Alman İmparatorluğu'na bağladı. Bundan sonra Fransızlar bu bölgeleri, geri alınması gereken "yitirilmiş topraklar" olarak kabul ettiler. Lorraine'in Fransız halkı, Bismarck'ın katı bir biçimde uyguladığı Almanlaştırma siyasetine şiddetle direndi.

I. Dünya Savaşı'ndan sonra Fransa yitirmiş olduğu toprakları geri aldı. Ama II. Dünya Savaşı sırasında Fransa 1940'ta işgale uğrayın­ca, Alsace-Lorraine yeniden Alman yöneti­mine girdi ve Fransızca konuşan binlerce kişi bölgeden çıkarıldı. II. Dünya Savaşı sonunda, 1945'te bu topraklar yeniden Fransa'ya ve­rildi.

Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica
Son düzenleyen Safi; 20 Nisan 2016 23:50
Bia
17 Eylül 2008 19:36   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Fransa Bastille Tarihi
Ad:  fr1.jpg
Gösterim: 98
Boyut:  9.5 KB

(Ulusal Bayram)

Fransa'da ulusal bayram olarak kabul edilen 14 Temmuz günü, tüm öğrencilerin ve çalışanların ülke çapında düzenlenen şenliklere katıldığı bir tatil günüdür. Bu şenlikler, 1789 yılının 14 Temmuz günü, Paris halkının çirkin görünüşlü, taş Bastille Hapishanesi'ni ele geçirişini kutlamak için düzenlenir. Bastille, 24 metre genişliğinde bir hendekle çevrili yüksek surları, 30 metrelik sekiz kulesi ve 70'i aşkın hücresiyle dev bir yapıydı. Birçok tutsak yaşamlarının tümünü bu karanlık hücrelerde geçirmişti. En ünlü tutsaklardan biri de, 1703'te Bastille'in zindanlarında ölen, gizemli "Demir Maskeli Adam"dı.

1370'te yapımına başlanan Bastille, aslında bir hapishane olarak değil, Paris'i saldırılara karşı koruyacak bir kale olarak düşünülmüştü. Sonraları, İngiltere'de vatan hainliğiyle suçlananların kapatıldığı Londra Kulesi gibi, Fransa krallarının düşmanlarını hapsettiği özel bir kaleye dönüştürüldü. Ayrıca yasaklanan kitaplar da o dönemde Bastille'e konuyordu. Fransa krallarının lettres de cachet olarak bilinen kesin tutuklama emriyle, kişileri istediği sürece hapishanede tutma yetkisi vardı. Bir başka deyişle kral, herhangi bir kimseyi yargılamaksızın hücreye attırabiliyordu. Kralların sıkça başvurduğu bu tür uygulamalar nedeniyle, Bastille halkın gözünde acımasız ve haksız yönetimlerin simgesi oldu. Fransa tarihinin en büyük halk ayaklanması olan 1789 Fransız Devrimi başladığında, Paris halkı ilk olarak nefret ettiği Bastille Hapishanesi'ne saldırdı ve ele geçirdi.

Özgürlüğün kazanılmasının simgesi olan bu olay, Paris sokaklarında şarkılar ve danslarla kutlandı. Bastille daha sonra yıktırıldı. 1940-44 yılları arasındaki Alman işgali sırasında, 14 Temmuz ulusal yas günü ilan edildi. Ama kurtuluştan sonra yeniden her yıl büyük bir ulusal bayram olarak kutlandı.

Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica
Son düzenleyen Safi; 20 Nisan 2016 23:52
30 Ekim 2008 15:48   |   Mesaj #5   |   
CrasHofCinneT - avatarı
VIP Pragmatist Çılgın Zat...
MARSİLYA, Fransa'nın en büyük limanı ve ikinci büyük kentidir. Akdeniz'de Fransız Rivierası'nın batısında bulunan Cöte d'Azur bölgesinin kıyısındadır. İÖ 600 yıllarında Anadolu'dan buraya gelerek yerleşen Yunan-lılar'dan önce, Fenikeliler tarafından kurul­duğu sanılan bu kent, İS 1. yüzyılda Romalı-lar'ın eline geçti ve 11.-14. yüzyıllar arasında Haçlı Seferleri sırasında en önemli ticaret limanı oldu.

Bugün yalnızca balıkçı tekneleriyle bazı küçük teknelerin kullandığı eski limanın gü­neyinde, beyaz kireçtaşından bir tepenin üs­tünde, 8. yüzyıldan kalma Notre Dame de la Garde Kilisesi yer alır. Eski liman, girişteki tarihsel kalesi ve öteki yapılarıyla Marsilya' nın geçmişini yansıtmaktadır. 1943'te Alman ordusunun yerle bir ettiği daha kuzeydeki dar, loş ve inişli çıkışlı sokakların bulunduğu kesimde, yeni konutlar yükselmiştir. Buradan kuzeye doğru gidildiğinde doklar ve havuzlar yer alır.
Sponsorlu Bağlantılar

Büyük bir lagün ve modern bir liman olan Étang de Berre'i kente bağlayan kanal, ikinci bir kanalla Rhône Irmağı'na bağlanır. Orta­doğu'dan petrol getiren tankerler petrolü Rhône Irmağı'nın ağzındaki Lavera limanına boşaltır. Limana gelen öbür mallar arasında tahıl, kömür, meyve, şeker, yerfıstığı, gübre ve bitkisel yağlar bulunur. En büyük sanayi kuruluşu Étang de Berre yakınlarında bulu­nan petrol rafinerisidir. Öbür önemli sanayi ürünleri ise çelik, plastik, sabun, şeker, çi­mento, kimyasal maddeler, metaller ve maki­nelerdir. Limanın biraz dışında Alexander Dumas'nın Monte Kristo Kontu (le Comte de Monte Cristo; 1845) adlı romanında söz ettiği Château d'If (If Şatosu) adlı küçük ada bulunur.

Fransa'nın ulusal marşına "Marseillaise" adı verilmesinin nedeni de bu marşın ilk kez 1792'de Marsilya'dan gelen devrimci askerler­ce söylenmiş olmasıdır. Marsilya'nın nüfusu 868.435'tir (1982).

Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica

6 Kasım 2008 13:46   |   Mesaj #6   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Fran­sa'da Napolyon adını taşıyan üç imparator ya­şadı.

Napolyon I
(1769-1821). Kendini Fransa imparatoru ilan eden ve 20 yıl boyunca tüm Avrupa kıtasına hükmeden Korsikalı I. Napolyon'un öyküsü yakın tarihin en önemli olaylarından biridir.
Napolyon Bonapart Batı Akdeniz'de Fran­sa'ya bağlı Korsika Adası'nın Ajaccio kentin­de doğdu. Babası bir avukattı. Yoksul, ama soylu bir aileden geliyordu. Askerliğe ilgi du­yan Napolyon, 15 yaşındayken ağabeyi Joseph'le birlikte Paris'te askeri bir okula ya­zıldı.
Ad:  fr3.jpg
Gösterim: 121
Boyut:  25.0 KB

1789'da Fransız Devrimi sırasında ülkede büyük değişimler yaşanmaya başlandı . Bu sıralarda subay olan Na­polyon, gelişmeleri yakından izliyordu. Na­polyon kendini gösterme fırsatını ilk kez Fransa'nın İngiltere, İspanya ve Hollanda ile savaşa girdiği sırada yakaladı. Toulon'daki topçu birliğinin komutanlığı ona verildi. Bu kent Fransa'nın güney kıyısında büyük bir deniz üssüydü. Napolyon'un askerleri Toulon'a çıkarma yapmış olan İngiliz ve İspanyollar'ı kentten sürdü. Bu başarısı üzerine 24 yaşındaki Napolyon tuğgeneralliğe yüksel­tildi ve Fransa'nın İtalya ordusunda topçu ko­mutanlığına atandı. Ama dönemin kıskanç ve art niyetli bazı önderlerinin oyununa gelerek bir süre sonra komutanlık görevinden alındı. Daha sonra ordudan ayrılarak Paris'e yerle­şen Napolyon, saatini ve kitaplarını satacak kadar yoksul düştü. Ama çok geçmeden kral­cıların yönetime karşı başlattıkları bir ayak­lanmayı bastırmak için 1795'te yeniden göre­ve çağrıldı. Napolyon iç savaşa neden olabile­cek bu ayaklanmayı başarıyla bastırdı ve tüm­general olarak iç güvenlik güçlerinin başına getirildi.
Napolyon. artık Paris'in siyasal ortamına girmişti. 1796'da İtalyan ordusu başkomutan­lığına atandı. Soylu bir dul olan Josephine de Beauharnais ile evlendikten iki gün sonra İtalya'da Avusturyalılar ile savaşan Fransız ordularının başına geçmek üzere Nice'e gitti. Cesareti kırılmış-birlikleri büyük bir başarıyla toparladı, düzene soktu ve birkaç hafta içinde Avusturyalılara yenerek büyük bir zaferle Milano'ya girdi. Napolyon, 1797'de ordusuyla Avusturya'yı işgal etti ve Avusturyalılara Campo Formio Antlaşması'nı imzalamak zo­runda bıraktı. Bu antlaşmayla Fransa, doğuda Ren Irmağı'na kadar olan bölgeyi toprakları­na katıyor ve Belçika üzerinde denetim hakkı elde ediyordu. Napolyon, ülkesine bir kahra­man olarak döndü.
Napolyon, 1798'de Mısır ve Suriye'de bü­yük bir Fransız imparatorluğu kurmak ama­cıyla Ortadoğu'ya yapacağı seferin hazırlıkla­rına başladı. Mısır ile giriştiği Piramitler Çarışması'ndâ büyük bir zafer kazandı. Ama Nil Savaşı'nda İngiliz Amiral Horatio Nelson'un tüm Fransız gemilerini yok etmesi tasarılarını bozdu Bu arada Os­manlı İmparatorluğu Fransa'ya savaş açmıştı. Ordusuyla Mısır'da yalnız kalan Napolyon, 1799'da Suriye üzerine yürüdü. Ama başarılı olamayarak Mısır'a geri döndü Fransız hükü­metinin zor günler yaşadığını duyar duymaz ordusunu Mısır'da birakarak Paris'e geçti. Askeri önderlerin desteğini halktan sonra or­dusuyla Fransız Parlamenfosu'na gözdağı ve­rerek yönetimi ele geçirdi Yeni bir yönetim biçimi oluşturarak halk egemenliği yerine ya­sama, yürütme ve yargı gücünün en tepedeki üç kişinin e|inde toplandığı konsül yönetimini kurdu Yeni anayasa ıje birinci konsül o|an Napolyon, ülkenin gerçek yöneticjsi durumu­na geldi
1800'de Avusturya'ya savaş açan Napol­yon, Marengo Çarpışması'nda Avusturyalı­ları yendi ve İtalya'yı işgaj etti. 1802'de İngiltere ele geçirdiği tüm Fransız kolonilerini geri vermeyi kabul ederek Fransa i|e 1792'den bu yana ilk kez bir barış antlaşması imzaladı Fransa'da yasaları sad,e|eştirerek yeniden dü­zenledi Ülkenin parasal sorunlarına çözürn getirilmeye çalışıldı ve Fransa Merkez Banka­sı kuruldu Napolyon, Fransız pevrimi sıra­sında Katolik Kilisesi i|e bozulan ilişkileri dü­zeltti ve devleti laik pir yapıya kavuşturdu Devlet okulları açtı. Orduyu yeniden örgütle­yerek güçlendirdi. En yararlı ve kalıcı çalış­malarını bu dönemde yaptı.
1802'de başarılarından güç alarak yaptırdığı halkoylaması sonucu ömür boyu konsül seçi­len Napolyon 1804'te, imparatorluğunu ilan etti. Paris'te Nötre Dame Katedrali'nde yapı­lan görkemli bir törende karısı ile birlikte taç giydi. Sarayı, zenginliği ve debdebesiyle ün­lendi. Napolyon, bilimsel buluşları ve güzel sanatları destekleme yönündeki çabalarını sürdürmekte de geri kalmadı. Ne var ki, 1803'te İngiltere ile barış sona erdi; Fransa'yı yıkıma uğratan ve Napolyon'un sonunu hazır­layan uzun savaşlar başladı. Bu savaşlar tarih­te Napolyon Savaşları olarak anılır. 1809'da kendisinden sonra tahta geçecek bir erkek çocuk doğuramadığı için Josephine'den boşanan Napolyon, Avus­turya imparatorunun kızı Marie-Louise ile ev­lendi. 1811'de doğan oğluna "Roma kralı" sa­nı verildi. Napolyon, kardeşlerini ve yakınla­rını ele geçirdiği İspanya, Hollanda ve İtalya gibi ülkelerin başına kral olarak atadı.
1812 yazında Napolyon, Fransa için büyük bir yenilgiyle sonuçlanan Rusya seferine baş­ladı. Bu savaş, yüz binlerce askerin karlar içinde donarak ölmesine yol açtı.
1814'te güneybatıdan İngiltere, doğudan ise İngiltere'nin müttefikleri Avusturya ve Prusya, Fransa'yı işgal etti. 30 Mart'ta Paris düştü. 11 Nisan'da Napolyon'un tacı elinden alındı ve Akdenizde'ki Elba (Elbe) Adası'na sürüldü. Ama yenilgiyi kabul etmeyen ve ikti­darı elden bırakmak istemeyen Napolyon, Mart 1815'te Elba'dan kaçarak Fransa'ya döndü. Bu arada, 1793'te Fransız Devrimi'n-den sonra idam edilen XVI. Louis'nin kardeşi XVIII. Louis Fransa kralı olarak taç giymişti. Napolyon yeniden oluşturduğu ordusuyla Pa­ris'e girdi ve kendini bir kez daha imparator ilan etti. Bu döneme "Yüz Gün" adı verilir. Ne var ki, Waterloo Savaşı'nda kendisine kar­şı yeni bir ittifak kuran Avusturya, Prusya, İngiltere ve Rusya güçleri karşısında yenildi.
Napolyon bu kez Atlas Okyanusu'nda ıssız bir ada olan St. Helena'ya sürüldü. Sıkı bir denetim altında geçen tutsaklık döneminden sonra öldü ve bu adaya gömüldü.
Fransa'da bir kahraman olarak anılan Na polyon'un kemikleri 1840'ta Paris'e getirile­rek Hotel des Invalides'in altındaki mezarlığa gömüldü.
Tarihin en büyük komutanlarından biri ola­rak kabul edilen Napolyon, Avrupa'da girişti­ği fetihler sırasında Fransız Devrimi'nin getir­diği özgürlük ve eşitlik gibi kavramların bu ülkelerde yaygınlaşmasına da yol açtı. Ne var ki, bu düşünceler, ele geçirdiği topraklardaki halkların, kendi krallık yönetimlerine olduğu kadar, Fransız egemenliğine karşı mücadele­lerine de ışık tuttu. Böylece Napolyon, karşı­sında yalnızca ülke yöneticilerinin isteğiyle zorunlu olarak savaşan askerleri değil, kendi bağımsızlıkları için savaşan halkları da buldu.

Napolyon II
(1811-1832). I. Napolyon'un ve İmparatoriçe Marie-Louise'in oğludur. Baba­sının tacı elinden alındıktan ve XVIII. Louis' nin tahta geçmesinden sonra annesi küçük Napolyon'u Avusturya'ya götürdü. II. Napol­yon hiçbir zaman iktidara gelemedi.

Napolyon III
(1808-1873). I. Napolyon'un kardeşi Louis Bonapart'ın oğludur. Genellik­le Louis-Napolyon Bonapart olarak anılır. Waterloo Savaşı'ndan sonra ailenin öbür üye­leri gibi Fransa'dan sürüldü. 1836'da Fransa' da krallığı yıkma girişimi başarısızlıkla sonuç­landı. 1840'taki ikinci girişiminden sonra ömür boyu hapse mahkûm edildi. Ama 1846'da İngiltere'ye kaçmayı başardı. Fransa' da cumhuriyetin yeniden ilanıyla sonuçlanan 1848 Devrimi'nin ardından ülkesine döndü ve Ulusal Meclis'e seçildi. Kısa bir süre sonra da cumhurbaşkanı oldu. Fransa'da o dönemde, dört yıldan sonra yeniden cumhurbaşkanı se­çilmeyi yasaklayan bir anayasa yürürlükteydi. Louis-Napolyon 1852'de cumhuriyet yanlıla­rına karşı bir darbe yaptı ve hazırlanan yeni anayasayı halkoyuna sundu. Halkın desteği ile 10 yıl için yeniden cumhurbaşkanı seçildi. Aynı yılın sonunda, Fransa'nın geçmişteki ba­şarılarını yineleyeceğini ileri süren Louis-Napolyon Bonapart, III. Napolyon sanı ile imparator ilan edildi.
III. Napolyon, kamuoyuna kulak veren ve toplumsal refahla ilgilenen bir devlet adamıy­dı. Ne var ki, deneyimli bir yönetici değildi. İlk zamanlarda Fransa halkı yeniden yapılan­ma sürecindeki başarılardan ve sanayileşme­nin gelişmesinden hoşnuttu. Ama bunu eko­nomik sıkıntılar ve sarsıntılar dönemi izledi. İmparator saldırgan bir dış politika izliyordu. 1854'te Osmanlı İmparatorluğu ve İngiltere ile birlikte Rusya'ya karşı Kırım Savaşı'na ka­tıldı. İtalya'ya Avusturya yönetiminden kur­tulabilmesi için yardım sözü verdi. Ama Avusturya ile yapılan savaşı Lombardiya'ya bağımsızlık verdikten sonra, Nice (Nis) ve Savoie'yı ülkesine katarak hızla sona erdirdi.
Amerikan İç Savaşı'nı fırsat bilerek Meksi­ka'da Fransa denetiminde bir Latin Amerika imparatorluğu kurmaya çalıştı. Ama ABD' nin baskısı sonucu ordularını Meksika'dan çekmek zorunda kaldı. Kukla imparator Avusturya Arşidükü Maximilian, üç yıllık tar­tışmalı bir yönetimden sonra tahttan indirile­rek idam edildi. Ardından, Prusya'nın gide­rek güçlenmesinden duyduğu kaygı, III. Napolyon'un dış politikasının sertleşmesine ve sonunda Fransa-Prusya Savaşı'na (1870-71) yol açtı. Savaş alanında ordusunun başında savaşan III. Napolyon, Sedan'da tutsak düş­tü. Altı ay Almanya'da tutsak kaldı. Fransa' da cumhuriyetin ilanından sonra İngiltere'ye sürgüne gönderildi ve orada Kent yakınların­da Chislehurst'te öldü.

MsxLabs & TemelBritannica

Son düzenleyen Safi; 20 Nisan 2016 23:53
11 Kasım 2008 13:33   |   Mesaj #7   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Ad:  fr7.jpg
Gösterim: 87
Boyut:  10.6 KB
Fransa'nın kuzeyinde bir bölgedir. Manche, Calvados, Seine-Mari-time, Eure ve Orne illerini kapsar. İÖ 56' da, Jül Sezar zamanında Roma egemenli­ğine giren bu bölge bir Roma eyaleti oldu. Bölge halkı 3. yüzyılda Hıristiyanhk'ı benim­sedi. 8. yüzyıldan sonra kuzeyden gelen Vi-kingler'in saldırılarına uğradı. Bu topraklara yerleşen Vikingler zamanla Normanlar olarak
anılmaya başladı ve yaşadıkları bölgeye Nor-mandiya dendi. Fransız dilini ve geleneklerini benimseyen Normanlar, Fransa Krallığı'ndan bağımsız Normandiya Düklüğü'nü kurdular. 1066'da Normandiya dükü Guillaume, I. Wil­liam adıyla İngiltere tahtına çıkmayı başardı. Ne var ki, Normandiya İngiltere ile Fransa arasında uzun yıllar anlaşmazlık konusu oldu. 1259'da imzalanan Paris Antlaşması ile İngi­lizler Normandiya üzerinde hak iddia etmek­ten vaz geçtiler. İngiltere Yüz Yıl Savaşları'nda Normandiya'yı yeniden ele geçirdiyse de, sonunda, 1450'de Normandiya Fransa'nın egemenliği altına girdi.
Normandiyalılar genellikle verimli tarlala­rında tahıl ve meyve, özellikle elma üreten, büyükbaş hayvan ve at yetiştiren çiftçilerdir. Calvados'un kıyı ovasında aynı adı taşıyan bir alkollü içkinin yanı sıra, ünlü kamamber pey­niri üretilir. Kıyı boyunca, Trouville ve Deau-ville gibi birçok balıkçı köyü ve dinlence yeri vardır. Caen yakınlarından demir çıkarılır. Rouen'de ve birkaç başka kentte pamuklu, yünlü ve keten dokuma fabrikalarından başka gemi yapım sanayisi önemlidir.
Normandiya'nın başlıca kentleri Sen Irmağı kıyısındaki Rouen, Orne Irmağı kıyısında önemli bir liman olan Caen ile Cherbourg ve Le Havre limanlarıdır. Normandiya kentleri­nin özelliği, çevrelerindeki kırsal bölgelerden gelen çiftçilerin ürünlerini sattıkları hareketli birer pazar merkezi olmalarıdır.
Orne Irmağı'nın ağzı ile St. Vaast arasında­ki Normandiya kıyıları, Müttefik ordularının II. Dünya Savaşı'nda, Avrupa'yı Hitler'in egemenliğinden kurtarmak amacıyla 1944'te çıkarma yaptıkları yerdir Bu savaşta Caen, Lisieux, Falaise ve birçok başka Normandiya kenti büyük zarar görmüştür.

MsxLabs & TemelBritannica
Son düzenleyen Safi; 20 Nisan 2016 23:53
Daisy-BT
6 Ağustos 2011 17:45   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Fransa
Ad:  fr8.jpg
Gösterim: 87
Boyut:  22.7 KB

(Fr. ve İng.: France)
Batı Avrupa'da devlet.

Kuzeyde Manş Denizi ve güneyde Batı Akdeniz arasında yer alır. Orta Avrupa'yı İber Yarımadası'na bağlayan bir kıstak görünümündedir. Kuzeydoğuda Belçika ve Lüksemburg, doğuda Federal Almanya, İsviçre ve İtalya, güneybatıda İspanya ve batıda Atlas Okyanusu'nun geniş ve derin körfezi Biskay'la çevrelenir. Güneyde Akdeniz kıyısında tümüyle Fransa topraklarıyla çevrili Monako Prensliği ve Pireneler üzerinde, İspanya - Fransa sınırında Andorra yer alır.

Yüzölçümü
547030 km2, nüfusu 58.375.000'dir (1996). Başkenti Paris, en önemli kentleri Marsilya, Lyon, Lille, Bordeaux, Toulouse, Nantes, Nice, Rouen, Toulon, Strasbourg, Grenoble ve St. Etienne'dir. Yönetim bakımından 22 büyük bölgeye ayrılır. Bu bölgelerin her birinde birkaç "departman" (idare bölgesi) yer alır. Ülkede toplam 97 departman vardır. Ayrıca Fransa dışında, Guadeloupe, Guyana, Martinique ve Réunion adlı denizaşırı departmanlar, Wallis ve Futuna adaları, Fransız Polinezyası, Yeni - Kaledonya ve Mayotte adlı denizaşırı araziler bulunur.

Doğusunda ve güneyinde Alp sisteminin bazı sıraları, hatta Avrupa Alpleri'nin en yüksek doruğu Mont Blanc'ın (4.807 m.) yer almasına rağmen, Fransa, genellikle orta yükseklikte, bir kubbeleşmiş ve düzleşmiş eski dağlar ve ovalar ülkesidir. Doğal peyzaj çeşitlilik gösterir. Kuzeyde Flandre'ın Fransa'da kalan kesimi, Orta ve Kuzey Avrupa ovalarının bir devamını ve sonunu oluşturur. Bunun güneyinde, Kuzey Fransa'da en geniş alanı kaplayan Paris Havzası yer alır. Havza çevresine doğru yükselir. Havzanın merkezine doğru eğimli katmanlar bir "kuesta topografyası" oluşturur. Paris Havzası'nın daha uzak çevresinde hensinyen kitleleri yer alır. Bu kitleler doğuda Vosges (Voj), kuzeyde Ardennes, batıda Armorik (Bretagne), güneyde, ülkede en geniş yeri kaplayan ve Alp orojenezi sırasında yer yer yeniden gençleşmiş bir hensinyen kitlesi olan Massif Central'dan (en yüksek yeri Mont Dore, 1.880 m.) oluşur. Massif Central'ın batısında, Paris Havzası'nın bir benzeri olan Aquitain Havzası yer alır. Başlıca genç dağlar güneyde Akdeniz kıyısından Atlas Okyanusu kıyısına kadar uzanan (410 km.) ve doruklarının yüksekliği yer yer 3.000 metreyi geçen Pireneler ile doğu ve güneyde yer alan Alpler'dir. Fransız Alpleri, Massif Central'dan Saone-Rhone kulvarı ile ayrılır. Bu doğal kulvar, aynı zamanda Kuzey Denizi'ni Akdeniz kıyılarına bağlar. Alpler'in kuzeyinde yer alan Juralar da aynı sistemin bir koludur. Ancak yapıları ve kıvrılma biçimleri Alpler'den farklıdır. Fransa, akarsular bakımından zengin bir ülkedir. Akarsuların başlıca kaynak ve su bölümü alanı Massif Central'dır. Başlıca akarsular kuzeybatıda Ren, kuzeyde Sen, doğuda Rhone, ortada Loire ve güneybatıda Charente ve Garonne'dur.

Fransa, kıstak görünümü nedeniyle Avrupa'nın başlıca üç iklim tipinin bir geçiş alanını oluşturur. Kuzey ve batıda tipik okyanus iklimi, güneyde tipik Akdeniz iklimi görülür. İç kesimlerde ve özellikle doğuda iklim az çok karasal nitelik taşır.
Ad:  fr6.jpg
Gösterim: 89
Boyut:  22.5 KB

Fransa, Avrupa'nın Sovyetler Birliği, Almanya, İngiltere ve İtalya'dan sonra beşinci kalabalık ülkesidir. Fakat nüfus yoğunluğu açısından Sovyetler Birliği dışında, adı geçen diğer komşularının gerisindedir. Özellikle Belçika ve Hollanda'ya oranla tenha bir ülke sayılır. km2ye Fransa'da 92, Belçika ve Federal Almanya'da 200'den çok, İtalya'da 165, Hollanda'da 367 kişi düşer. Oysa Fransa 19. yüzyılın başlarında Almanya ve İngiltere'den daha kalabalık bir ülkeydi. Nüfus o yıllardan bu yana çok az artmıştır. Fransa'da nüfus artışı 1850'lerden sonra durmuş hatta bazı yıllarda gerilemiştir. Savaş sonrasında ortalama binde 6 düzeyinde seyreden nüfus artış hızı, 1985 verilerine göre, binde 3,9'dur. Bu nedenle büyük bir endüstri ülkesi olan Fransa dış ülkelerden yabancı işçi getirmek zorunda kaldı. Ülkede 1971'de 3.2 milyon yabancı çalışıyordu.

Fransa'nın nüfus yapısının ve ekonomisinin en önemli özelliği, kırsal ve kentsel nüfus oranlarının Batı Avrupa'daki komşularına oranla daha dengeli olmasıdır. Ekili tarım alanlarının toplamı yaklaşık 30 milyon hektarı bulur. Başlıca tarım ürünleri tahıl, (buğday ve mısır), patates, üzüm, elma, armut, kolza ve şekerpancarıdır. Ayrıca sığır, koyun, domuz yetiştiriciliği, tereyağı ve şarap üreticiliği gelişmiştir. Enerji ve yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengin bir ülke olan Fransa'nın başlıca enerji ve yeraltı kaynakları; taşkömürü ve elektriktir. Petrol üretimi önemsizdir, ancak yılda 10.5 milyar m.3 doğal gaz üretilir. Petrolün büyük bölümü dışardan alınır ve özellikle limanlarda kurulu rafinerilerde işlenerek ülkenin iç kesimlerine ve büyük endüstri bölgelerine borularla aktarılır. Yeraltı kaynakları üretiminde yılda 54 milyon ton demir cevheri ve 3 milyon tondan fazla boksit üretimi başta gelir. Yılda 23 milyon ton ham çelik üretilir. Kimya endüstrisinin her kolu gelişmiştir. Fransa bu endüstri dalında dünyada altıncı sırayı alır. 310.000 işçinin çalıştığı kimya endüstrisinin 1974'teki üretim değeri 86 milyar frank düzeyindeydi. Yılda 130 milyon ton çimento, 590 bin ton alüminyum, her türlü makine, motor, 3.202.000 adet oto ve toplam 123.000 tonilatoluk gemi üretilir. Ülkedeki karayollarının uzunluğu 800.000 km.yi geçer (1984). Bunun 2.426 km.si ekspres yoldur. Demiryolları, 7.136 km.si elektrikli olmak üzere 35.000 km. (1985) uzunluğundadır. Deniz ticaret filosu 8.3 milyon groston büyüklüğündedir. 1978'de 107 milyar doları ithalat ve 98 milyar doları da ihracat olmak üzere toplam 205 milyar tutarında dış ticaret yapılmıştır. Ülkede ithalat ihracattan daha hızla gelişmektedir. İthalat içinde içinde en önemli kalemleri yakıtlar, makineler ve kimyasal maddeler oluşturur. Başlıca ihracat ürünleri taşıt araçları ve donanımı, mamul mallar ve gıda ürünleridir. Dış ticaretin yarısından fazlası AET üyeleri ve Afrika ülkeleriyle yapılır. AB üyesi olan ve karma bir yapıya dayanan gelişmiş Fransa ekonomisinde özel sektörün sınırlı bir ağırlığı vardır ve ekonomide devletin hazırladığı beş yıllık plânlar önemli rol oynar.

İ.Ö. 1. yüzyıldaki Roma istilâsından önceki Fransa üzerine elde pek az bilgi vardır. O zamanlar (Galya) adıyla anılan bu ülkelerde Keltler ile şimdiki Gaskonya'nın Baskları otururdu. Bununla birlikte Galya kabileleri içinde Cermen asıllı olanlar da vardı. Beş yüzyıl süren Roma yönetiminde ülkeye, 1. yüzyılda Hristiyanlık girdi ve hızla yayıldı. 5. yüzyıl başlarında Cermen boyları Roma dünyasını istilâya başladıkları sıralarda Galya, Hristiyan, Lâtin, kalabalık nüfuslu, zengin ve yüksek düzeyde uygar bir ülke durumuna geldi. Galya'ya ilk olarak gelen Cermen boyları arasında Vizigotlar, Franklar ve Burgundlar vardı. 486'da önderleri Clovis'in yönetimindeki Franklar ülkeye egemen oldular. Clovis, Merovenj Hanedanı'nı kurdu. 8. yüzyılda Galya, Arapların istilâsına uğradığı sırada, 732'de Charles Martel, Frankları bir araya toplayarak İspanya Arapları'nı kesin yenilgiye uğrattı. 800 yılında taç giyen Karolenj Hanedanı'ndan Charlemagne, büyük fetihlere girişerek topraklarını genişletti. Ölümünde imparatorluk çocukları arasında bölündü. 843 Verdun Antlaşması'yla Batı Frankların Kralı II. Charles, Doğu Frankların Kralı Alman II. Ludwig ve Orta Frankların Kralı I. Lothar kendi topraklarını ayırdılar. Bu parçalanışta en batıda kalan bölüm, bugünkü Fransa'yı oluşturdu. Fransa'nın ayrı bir krallık olarak varlığı genellikle bu tarihten itibaren kabul edilir. Karolenjlerin son devirleri kargaşalık içinde geçti. Île-de-France (Paris bölgesi) dükaları 987'de "Fransa kralı" oldular. Böylece Capet Hanedanı'nın, 900 yıl sürecek olan egemenliği başladı. 12. ve 13. yüzyıllarda Fransa, Haçlı Savaşları'nda büyük rol oynadı. 1328 yılından sonra Capet Hanedanı'nın Valois denen kolu ülkeye egemen oldu. Bu dönem Yüzyıl Savaşları adı verilen ve İngiltere ile yapılan bitmek tükenmek bilmez savaşlarla doludur. İngilizler bir ara hemen tüm Fransa'yı işgal ettiler. Yeni Çağ'a girerken, Fransa, İngilizler'den temizlendi. 16. yüzyılda I. François devrinde Rönesans hareketi başladı. François, 1589'dan başlayarak Capet Hanedanı'nın Bourbon'daki Fransa tacını ele geçirdi. Fransa, İspanya ve Almanya ile beraberken önemli Hristiyan devleti durumuna geldi. XIV. Louis'nin saltanatı oldukça uzun sürdü (1643 - 1715). Bu dönemde Fransa, İspanya'yı da geride bırakarak Avrupa'nın Osmanlı Devleti dışında, en güçlü devleti oldu. 18. yüzyılda İngiltere'nin olağanüstü gelişmesi ve Yediyıl Savaşları'na son veren 1763 Paris Antlaşması, Fransa için yıkım oldu.

Krallığın azalan nüfuzu, ülkenin perişanlığı, halkın sefaleti sonunda, 1789'da Fransız Devrimi oldu. Üç yıl sonra, 1792'de hanedan iktidardan uzaklaştırıldı. I. Cumhuriyet ilân edildi. Devrime cephe alan Avrupa devletleri ile yapılan savaşlarda başarı kazanan Napoléon Bonaparte, "Birinci Konsül" sıfatıyla Fransa Cumhuriyeti'nin devlet başkanıyken, 1804'te kendini imparatoru ilân etti. İngiltere ve Osmanlı Devleti dışında, tüm Avrupa'yı işgal eden Napoléon sonunda yenildi, 1815 Viyana Antlaşması ile Fransa eski sınırlarına itildi ve Capet-Bourbon Hanedanı yeniden iktidara geldi. 1830 Devrimi'nde X. Charles devrildi. 1848 Devrimi'nde II. Cumhuriyet kurulduysa da Louis Napoléon, 1852'de kendini III. Napoléon unvanıyla imparator ilân etti. 1870-1871 Prusya-Fransa Savaşı'ndan yenilmiş olarak çıkan Fransızlar 1870'te III. Cumhuriyet'i ilân ettiler. III. Cumhuriyet 1940'ta Nazi Alman ordularının işgaliyle sona erdi. Bu işgale rağmen, Fransız ordusunun bir bölümü, aynı yıl İngiltere'ye geçerek General de Gaulle'ün komutası altında İngilizlerin yanında savaşı sürdürdü. Fransa'nın Alman işgali dışında kalan bölümünde, geniş yetkilerle yeni bir hükümet kuran (Vichy Hükümeti), Pétain, iktidarda kaldığı 1940-1944 döneminde, giderek Almanlar ile işbirliği içine girdi. Bu sırada Fransa'da Alman istilâsına karşı kurulan güçlü bir direniş hareketi giderek güçleniyordu (Conseil National de Resistance). General de Gaulle 1942'de bağlaşıklarıyla birlikte Cezayir'e çıktı ve orada "Millî Kurtuluş Fransız Komitesi"ni kurdu (1943). Bu komite, 1944'te "Geçici Fransız Cumhuriyeti Hükümeti" hâline geldi. 1944'te başlayan Normandiya çıkarması, doğuda Sovyetler Birliği karşısında bozguna uğrayan Nazilerin sonunu belirledi. Alman yönetimi 8 Mayıs 1945'te ateşkes istemek zorunda kaldı. Siyasal partilerle anlaşamayan De Gaulle, 1946'da istifa etti. Yerine F. Gouin geçti. İkinci kurucu meclisin hazırladığı anayasa 1946'da yapılan bir halkoylaması sonunda IV. Cumhuriyet'in anayasası olarak kabul edildi. 1947'de Vincent Auriol cumhurbaşkanı seçildi. Marshall yardımından da yararlanarak Fransa'yı ekonomik ve malî çıkmazdan kurtarmaya çalışan IV. Cumhuriyet yönetimleri bazı olumlu önlemler alabildiler. Fakat IV. Cumhuriyet döneminin en önemli sorunu, hükümetlerin kolonilerin zorunlu tasfiyesi nedeniyle sürekli olarak tehlikeli bir tutarsızlık içinde olmalarıydı.
Ad:  fr9.jpg
Gösterim: 75
Boyut:  22.5 KB


Fransa özellikle Çinhindi Savaşı'nda (1945 - 1954) ve Kuzey Afrika (Tunus, Fas ve özellikle Cezayir'de) bağımsızlık hareketleri karşısında başarısızlığa uğrayarak çıkmaza girdi. Hükümetlere ve başkana daha geniş yetkiler veren yeni bir anayasayı halkoylamasından geçiren De Gaulle, 1958'de kurduğu V. Cumhuriyet'in ilk cumhurbaşkanı oldu (21 Aralık 1958). Evian Antlaşmaları ile Cezayir'in bağımsızlığı tanındı (1962). 19 Aralık 1965'te General de Gaulle halkoyu ile tekrar cumhurbaşkanı seçildi. Mayıs 1968'de başlayan öğrenci hareketleri bütün Fransa'ya yayıldı. De Gaulle meclisi feshetti. 20-30 Haziran ve 7 Temmuzdaki seçimleri, De Gaullecüler kazanmıştı. Anayasa'da bazı değişiklikler öngören tasarı 27 Nisan 1969'da yapılan referandumda reddedilince 28 Nisan 1969'da De Gaulle başkanlık görevinden istifa etti. Boher geçici olarak başkan seçildi. 15 Haziran 1969'da yapılan başkanlık seçimlerinde, Georges Pompidou başkan oldu. Pompidou'nun 1974'te ölmesi üzerine yapılan başkanlık seçimlerini ise Valéry Giscard d'Estaing kazandı. Bu dönemde Fransa ekonomisi oldukça önemli sarsıntılar geçirdi; işsizlik arttı, hükümet kemerleri sıkma politikası uyguladı. 10 Mayıs 1981'de, oyların % 51,75'ini alan François Mitterrand devlet başkanı oldu. 1981 Mayıs ayında parlamentoyu fesheden Mitterrand aynı yılın Haziran ayında yapılan parlamento seçimlerine kadar, ülkeyi geçici bir kabineyle yönetti. Seçimlerde çoğunluğu elde eden Fransız Sosyalist Partisi, Fransız Komünist Partisi'yle bir koalisyon hükümeti oluşturdu. Pierre Mauroy başkanlığında kurulan yeni hükümet, özel bankalarla önde gelen bazı sanayi kuruluşlarını devletleştirdi. İşçilerin lehine ücret düzenlemeleri yaptı. Ancak ekonomiyi düzeltmede çok başarılı olamayan hükümet ihracat gelirlerinin düşmesi üzerine 1982'de devalüasyona giderek ücret ve fiyatları geçici olarak dondurdu. Mitterrand 1984'te komünist bakanları hükümetten uzaklaştırdı ve Komünist Parti ile ittifaka son verdi. Başbakanlığa Laurent Fabius geçti ve ekonomide Liberalizme belirli bir dönüş yapıldı. Enflasyon oranı düşmesine karşılık, işsizlik ve dış borçlar sorun olmaya devam etti. 1986'da yapılan Ulusal Meclis ve Senato seçimlerinde sağ partiler az farkla çoğunluğu ele geçirdi. Başbakanlık görevini Chirac üstlendi. Mayıs 1988'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini ise oyların %54,7'sini alan Mitterrand kazandı. Ve yedi yıllık ikinci dönem için yeniden bu görevi üstlendi. Haziran 1988 seçimlerinde ise, Sosyalist Parti çoğunluğu ele geçirdi ve Michel Rochard başbakanlığa getirildi. 1990'da Rocard'ın yerini Edith Cresson aldı; ama 1992'de Sosyalist Parti'nin aldığı ağır yenilgi üzerine o da yerini Pierre Bérégovoy'a bıraktı. 1993'te istifa eden Bérégovoy'ın ardından genel seçimlerde Sosyalist Parti bozguna uğradı. Mart 1993'te Mitterand, Cumhuriyet için Birlik Partisin'den Edeuard Balladur'u başbakanlığa atadı. Mitterand'ın süresi dolunca Mayıs 1995'te yeni cumhurbaşkanı için seçim yapıldı. Cumhuriyet için Birlik Partisi'nde Jacques Chirac cumhurbaşkanlığına seçildi; aynı partiden Alain Juppe'de başbakanlığa atandı.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Son düzenleyen Safi; 21 Nisan 2016 00:12 Sebep: İçerik düzeltildi.
2 Ocak 2013 19:55   |   Mesaj #9   |   
_EKSELANS_ - avatarı
Üye
Fransa

Koordinatlar: 47°N 2°E (Harita

Fransa Cumhuriyeti
République française
Ad:  Flag_of_France.svg.jpg
Gösterim: 75
Boyut:  765 Byte
Bayrak
ArmaSlogan: Liberté, Égalité, Fraternité
(Türkçe: "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik")
Ulusal Marş: La Marseillaise
Ad:  250px-EU-France.svg.jpg
Gösterim: 69
Boyut:  8.6 KB
Başkent(en büyük şehir)

Paris

48°52′N 2°19.59′E
Resmî dil(ler)Fransızca (anayasal) - 11 Fransa dili (bölgesel)Yönetim biçimiYarı başkanlık sistemi -CumhurbaşkanıFrançois Hollande - BaşbakanJean-Marc AyraultKuruluş
- Fransa'nın Kuruluşu843 (Verdun Anlaşması) - I. Cumhuriyet1958 (5. Cumhuriyet)Nüfus
- 2012 sayımı65.350.000[1] (20.) - Yoğunluk116/km²

Fransa (Fransızca: France ) ya da resmî olarak Fransa Cumhuriyeti , anakara toprakları Batı Avrupa'da bulunan ve dünyanın pek çok bölgesinde denizaşırı toprakları olan bir ülkedir.

Kıta Fransası, güneyde Akdeniz'den kuzeyde Manş Denizi ve Kuzey Denizi'ne, doğuda Ren Nehri'nden batıda Atlas Okyanusu'na kadar yayılan topraklarda yer alır. Fransızlar, ülkelerini topraklarının biçiminden ötürü Altıgen (Fransızca: L'Hexagone, okunuşu: "l'é-gza-gon") olarak adlandırırlar.
Fransa, yönetimde yarı-başkanlık sisteminin uygulandığı üniter bir devlettir. Ülkenin başlıca ilke ve ülküleri İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nde açıklanmıştır.

Fransa'nın Avrupa kıtasındaki komşuları Belçika, Lüksemburg, Almanya, İsviçre, İtalya, İspanya, Monako ve Andorra'dır. Akdeniz'deİtalya'ya ait Sardinya adası'ndan sadece 12 km uzaktaki Korsika adası da Fransa'ya aittir. Sahip olduğu denizaşırı illerde de, Fransız Guyanası aracılığıyla Brezilya ve Surinam'a, Saint Martin Adası aracılığıyla da Hollanda Antilleri'ne sınırı vardır. Fransa, Manş Denizi'nde deniz yüzeyinin altından geçen Manş Tüneli'yle Birleşik Krallık'a bağlanmaktadır.
Ad:  fr5.jpg
Gösterim: 78
Boyut:  19.6 KB

Fransa, 17. yüzyılın ikinci yarısından bu yana dünya genelinde uluslararası ilişkiler alanında önde gelen ülkelerden olmuştur. 18. ve 19. yüzyıllar arasında, Fransa dönemin en büyük sömürge imparatorluklarından birini kurmuştur. Bu dönemlerde Fransa'nın sınırları batı Afrika'dan, güneydoğu Asya'ya kadar uzanmış, etki ettiği bölgelerdeki toplumların kültür ve siyasetlerinde belirgin izler bırakmıştır.

Dünya sıralamasında 6. sırada bulunan nominal gayrisafi yurtiçi hasılası ve 8. sırada yer alan satın alma gücü paritesi ile ileri bir ekonomiye sahiptir ve gelişmiş ülkeler sınıfında yer almaktadır.
İş gezileri için gelenler dâhil, ülkede yirmi dört saatten az kalanlar hariç tutulmak üzere, yıllık olarak ağırladığı yaklaşık 82 milyon turistle Fransa, dünyada en çok ziyaret edilen ülkedir.

Fransa, Avrupa Birliği adlı siyasi ve ekonomik örgütlenmenin kurucu üyelerinden biridir ve birlik üyesi ülkeler içinde yüzölçümü en büyük olanıdır. Ülke, bunun yanında Birleşmiş Milletler'in de kurucu üyelerinden, Frankofon'un, G8 Zirveleri'nin, Latin Birliği'nin veNATO'nun da katılımcılarındandır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden biridir. 360 etkin savaş başlığı ve 59nükleer santraliyle önemli bir nükleer güçtür.
Son düzenleyen Safi; 21 Nisan 2016 00:09
15 Kasım 2015 15:55   |   Mesaj #10   |   
Finn and Jake - avatarı
MOD Adventure Time
Ad:  France.png
Gösterim: 106
Boyut:  32.8 KB
by crazzzychic on deviantART

Sponsorlu Bağlantılar
Bugünkü Fransa topraklarında yapılan arkeolojik kazılarda bundan 100 bin yıl öncesine ait araçlar bulunmuş; bu ülkede çok eski ve sürekli bir yerleşimin olduğu anlaşılmıştır. Yaklaşık İÖ 5()'de Romalılar, Galya olarak adlandırdıkları ülkeyi istila ettiler. Galya'nın fethi Jül Sezar'ın önderliğindeki bir seferle İÖ 57-54 arasında tamamlandı. 2. ve 3. yüzyıllarda Hıristiyan olan bazı kavimler Romalılar'ın dil ve geleneklerini benimsedi. Romalılar güçten düşünce Ren Irmağı'nın ötesindeki barbar kavimler cesaretlenerek 5. yüzyılda Galya'ya akın ettiler. Bunlardan. Fransa'ya bugünkü adını veren Franklar kuzeydeki kıyılara yerleştiler. Çok sayıda küçük Frank krallığından birinin başında bulunan I. Clovis, topraklarını güneye doğru genişletti. Öteki halklara karşı Katolik Kilisesi'nin ve Galyalılar'ın desteğini kazandı ve böylelikle bütün ülkeyi yönetimi altına aldı {bak. Galya). Clovis'ten sonra da Franklar'ın güneye ve doğuya doğru yayılmaları sürdü.

8. yüzyılda Kral Şarlman {bak. Şarlman) Fransa'nın sınırlarını günümüzdeki Almanya ve italya topraklarının içlerine kadar genişletti. Bu topraklarda yaşayan halklar Hıristiyan-lık'ı benimsemeye zorlandı. Şarlman 800'de Roma'da. batının imparatoru olarak papanın elinden taç giydi, böylelikle Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu'nun ilk yöneticisi oldu {bak. Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu). Şarlman'ın ölümünden sonra imparatorluk üçe ayrıldı. 9. yüzyılda Viking {
bakınız. https://www.msxlabs.org/forum/medeni...vikingler.html) ve Müslüman akınlarına karşı birleştirici öğe Hıristiyanlık'tı. Vikingler Fransa'yı işgal etti ve ülkenin kuzeyine yerleştiler. Ortaçağ başlarında krallığa ait topraklar Paris çevresinde küçük bir bölgeyle sınırlıydı. Bu bölgenin dışındaki topraklar feodal dük ve kontların elindeydi. Krallığın zayıfladığı 10. yüzyılda bu dükler, kraldan daha güçlü bir duruma geldiler. 911'de Normandiya Düklüğü kuruldu. Dük William İngiltere'yi işgal ederek l()66'da kendisini İngiltere kralı ilan etti. Bundan kısa bir süre sonra da Fransa ve İngiltere tahtları arasında anlaşmazlıklar başladı.
12. yüzyılda İngilizler Fransa'nın yaklaşık üçte ikisini işgal etmişlerdi. Ne var ki, 1180' de tahta çıkan II. Philippe, Franklar'ın kralı yerine Fransa kralı sanını aldı. ingiltere'nin elindeki Fransız topraklarının büyük bir bölümünü tahta bağladı.
Yüz Yıl Savaşlan'nda (1337-1453) belli başlı dört büyük savaş oldu ve sonuçta İngilizler Fransızlar'ın ülkesini terk etmek zorunda kaldı. 1415'teki Agincourt Savaşı'ndan sonra İngilizler Kuzey ve Doğu Fransa'nın büyük bir bölümünü tekrar ele geçirdiler. 1428'de İngilizler Orleans'ı kuşattı. Bu sırada Jan Dark'ın ortaya çıkmasıyla yüreklenen Fransızlar savaşın gidişini değiştirdiler (bak. Jan Dark). 1453'te Castillon Çarpışması'ndan sonra Yüz Yıl Savaşları son buldu. İngilizler'in elinde yalnızca Calais kenti kaldı (bak. Yüz YlL SAVAŞLARI).
Savaşı kazanan fakat açlık ve vebaya yenik düşen Fransız halkı ağır vergiler altında eziliyordu. Bu ağır vergiler sık sık ayaklanmalara yol açıyordu.
15. yüzyılın sonunda İtalya'dan yayılan Rönesans'ın etkisi ile sanat, mimarlık ve edebiyat gelişti (bak. Rönesans (Renaissance) Dönemi (Rönesans Döneminde Kültür, Sanat ve Felsefe)). Eski Yunan klasikleri Fransızca'ya çevrildi. 16. yüzyılın başlarında Lutherci görüşlerin Fransa'da yaygınlık kazanması ve özellikle yoksul kesimlerce benimsenmesi kilisenin tutumunu sertleştirmesine yol açtı (bak. Reform). Bu sırada Cenevre'de bulunan Reform hareketinin önderlerinden Jean Calvin, gizlice gönderdiği din adamlarının aracılığıyla Huguenotlar olarak bilinen Fransız Protestanlarfnı örgütlemeyi başarmıştı. Fransa kraliçesinin Huguenotlar'a karşı hoşgörülü tutumu Katolikler'in tepkisine yol açtı ve aralarında çatışma çıktı. Uzlaşma girişimleri sonuç vermedi. 1562'de başlayan din savaşları 1598'e kadar aralıklarla sürdü. 1572'de Paris'te yer alan ve kısa zamanda tüm Fransa'ya yayılan Aziz Bartolomeus Yortusu kıyımında hemen hemen tüm Huguenot önderleri yok edildi. Binlerce Protestan öldürüldü. 1589'da öldürülen Kral III. Henri'den sonra tahta çıkan IV. Henri Protestan'dı. Ne var ki, Katolik inancı benimsemeden ülkede iç barışı sağlayamadı. 1598'de yayımladığı Nantes Fermanfyla Huguenotlar'a dinsel ve siyasal özgürlük tanıdı. 1620'lerde iç savaş yeniden başladı. Huguenotlar'a Nantes Fermanfyla tanınan haklar bir türlü yaşama geçirilemedi.

IV. Henri'den sonra tahta geçen XIII. Louis döneminde başbakanlığı üstlenen Kardinal Richelieu Fransa'nın güçlenmesinde önemli rol oynadı. Bu dönemde denizaşırı ülkelerdeki Fransız ticaret şirketlerine ayrıcalıklar tanıdı ve sömürge ticareti gelişti. Richelieu Otuz Yıl Savaşları (1618-48) sırasında başarılı bir dış politika izledi. Küçük yaşta tahta geçen XIV. Louis'nin başbakanlığını Richelieu'nun yardımcılarından Kardinal Mazarin üstlendi. Mazarin'in ölümünden sonra başbakanlığı kaldıran XIV. Louis'nin krallığı sırasında Fransa Avrupa'da güç ve söz sahibi bir ülke durumuna geldi. Mutlak krallığın simgesi olan XIV. Louis Tann'nın yeryüzündeki temsilcisi olduğuna inanıyor; başkaldırıyı günah sayıyordu. Toplam 72 yıl süren hükümdarlığı sırasında soyluları denetim altına aldı; Fransa'nın sınırlarını genişletti. Fransız donanması İngiliz ve Felemenk donanmalarıyla boy ölçüşecek duruma geldi. Protestanlara inanç özgürlüğü tanıyan Nantes Fermanı'nı 1685"te yürürlükten kaldırması ve izlediği baskı siyaseti 400 binin üstünde Huguenot'un Fransa'yı terk etmesine yol açtı. Huguenotlar dinsel ve siyasal özgürlüklerine ancak 1789 Fransız Devrimi sonunda kavuştular. Bu dönemde kiliseye tanınan haklar ve soylulara verilen ekonomik ayrıcalıklar dokunulmaz nitelikteydi. Soylular topraklarını ve feodal haklarını genişletirken, köylüler ve emeğiyle geçinenler iyiden iyiye yoksullaşmıştı.
18. yüzyılda Avrupa'nın her yerinde Fransa'nın gücü çok fazlaydı. Yedi Yıl Savaşı (1756-63) sonucu İngiltere karşısında gerilemeye başlamış olmasına karşın. Fransa çok zengin sömürgelere sahipti. Sanayi ise hızlı bir gelişme gösteriyordu. Bu gelişmeler mut-lakiyetçi yönetime, soyluların ayrıcalıklarına, halk üzerindeki baskı ve kısıtlamalara karşı tepkileri de birlikte getirdi. Soylular ile burjuvazi, toprak sahipleri ile köylüler arasındaki karşıtlıklar giderek büyüyordu. Bir yandan da kralın mutlak egemenliğinin yerine ulusun egemenliğini geçirme düşüncesi yaygınlaşmaya başlamıştı. Fransa'nın İngiltere gibi bir parlamentosu yoktu; soyluların, din adamlarının ve halkın temsilcilerinden oluşan Etats-Generaux 1614'ten beri hiç toplanmamıştı. Sonunda kral, 1789 Mayıs'ında Etats-Gene-raux'yu toplantıya çağırmak zorunda kaldı. Bu, Fransa Krallığı için sonun başlangıcı oldu. 1789 Fransız Devrimi'yle kralın ve soyluların egemenliğine son verilerek, 1792'de temel belgisi "Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik" olan bir cumhuriyet kuruldu (bak. Fransız İhtilali). 1792'den 1815'e kadar, kısa barış dönemleri dışında ülke savaştaydı. Cumhuriyetçi ordular Felemenk'in büyük bir bölümünü ele geçirdi. İtalya seferiyle Avusturya'ya üstünlük sağlayan Korsikalı General Napolyon adım adım gücünü artırdı. 1801'de kralcı bir ayaklanmayı bastırmayı başardı ve kilise-dev-let ilişkilerini düzenleyerek din adamlarının desteğini aldı. 1804'te meclis kararıyla imparator olan Napolyon, 1805'te Trafalgar Sava-şı'nda İngilizler'ce ağır bir yenilgiye uğratıldı. Art arda gelen savaşların getirdiği vergiler ve askerlik yükü halkın hoşnutsuzluğuna neden olmaya başlamıştı. Tam da bu sırada Napolyon 1812'de Rusya üzerine bir sefer düzenledi. Moskova'ya kadar ilerleyen Fransız ordusu bozguna uğradı ve geri çekilirken büyük kayıplar verdi. Bu yenilgiden sonra İtalya' nın batı kıyısı açıklarındaki Elba Adasfna sürgüne gönderilen Napolyon, bundan bir süre sonra "Yüz Gün" sürecek kısa bir dönem için yeniden iktidara geçti. 1815'teki Water-loo Savaşı'nda İngiliz ve Prusyalılar'ca yakalanarak Saint-Helena Adasfna sürüldü (bak. Napolyon: Napolyon Savaşlarl VVater-loo Savaşi).

Devrim ve Napolyon yönetimi eski yıkıntıların içinden yeni bir Fransa yaratmıştı. Devlet biçimi kökten değiştirilmiş, vergilendirme, adalet ve yönetim sistemleri yeniden düzenlenmişti. Köylüler eskisine göre daha fazla toprak sahibi oldu ve bazı yükümlülüklerden kurtuldu. Burjuvalar yönetimde söz sahibi oldu.
1815'teki Waterloo yenilgisinden sonra Fransa ağır bir savaş tazminatı ödemek zorunda kaldı. Fransa'nın doğusu işgal altına girdi. Kurulan geçici hükümet XVIII. Louis'yi tahta çağırdı. XVIII. Louis ülkeyi meşruti monarşi ile yönetti. Mecliste sağcılar ve kralcılar çoğunluğu oluşturuyordu. XVIII. Louis ölünce yerine geçen Charles kilisenin yetkilerini genişletti. Toprakları devrimden sonra ellerinden alınan soylulara tazminat ödedi ve 1830'da Temsilciler Meclisi'ni dağıttı. Halkın tepkisi üzerine tahtı bırakmak zorunda kalan Charles'ın yerine Louis-Philippe başa geçti ve burjuvaziye dayalı bir meşruti krallık kurdu. Yöneticilerin yolsuzlukları ve ekonomik sıkıntılar halkın hoşnutsuzluğunu artırmıştı. Olası bir iç savaş tehlikesi sezen Louis Philip-pe, 1848 Şubat'ında tahttan çekilerek İngiltere'ye kaçtı. Aynı yıl yapılan seçimlerde değişik çevrelerden destek gören Louis-Napolyon cumhurbaşkanı seçildi, 1852'de de senato kararıyla kendisini imparator ilan ettirdi. Sanayinin ve dış ticaretin geliştiği bu dönemde Fransa İngiltere'nin yanında Kırım Savaşı'na (1853-56) girdi. Savaşlarda Danimarka ve Avusturya'yı yendi. Ne var ki, 1870'te Prusya kuvvetlerine yenildi. Prusyalılar imparator Louis-Napolyon'u tutsak alarak Fransa içlerine kadar ilerlediler (bak. Fransa-Prusya Savasi). Bunun üzerine Fransa'da üçüncü kez cumhuriyet ilan edildi. Kral yanlıları ise Adolphe Thiers'i başa getirdiler. Thiers ağır bir savaş tazminatı ödemeyi ve Alsace-Lorrai-ne"i Almanlar'a vermeyi kabul etti. Buna tepki gösteren Paris halkı 26 Mart 1871'de Paris Komünü adı altında bir meclis oluşturarak yönetimi üstlendi. Ne var ki. toplumsal reformlar da gerçekleştirmeyi amaçlayan Komüncüler acımasızca bastırıldı. Sokak çarpışmalarında 20 binden çok Komüncü öldürüldü. (Paris Komünü, Fransa-Prusya Savaşı maddesinde daha ayrıntılı anlatılmaktadır.)
Çeşitli siyasal bunalımlarla karşı karşıya kalmasına karşın, Fransa bundan sonra 40 yılı aşkın bir süre barış içinde yaşadı. Bu sürede Kuzey ve Batı Afrika, Endonezya ve Büyük Okyanus'ta yeni sömürgeler elde ederek zenginleşti. Louis Pasteur ve Pierre Curie gibi büyük bilim adamlarının buluşları ile bilim alanında büyük ilerlemeler kaydetti. 1914'te I. Dünya Savaşı çıkınca (bak. 1. Dünya Savaşı (Birinci Dünya Savaşı)) Fransa başlangıçta İngiltere ve Belçika, daha sonra ise ABD'ce desteklenmesine karşın, savaşın ilk iki haftasında, güçlü Alman ordusunun Paris yakınlarındaki bölgeleri ele geçirmesini engelleyemedi. 1,3 milyon Fransız'ın yaşamını yitirdiği savaş dört yıl sürdü.

Savaşta Almanlar yenilmiş, 1919'da imzalanan Versay (Versailles) Antlaşması ile Alsace-Lorraine Fransızlar'a geri verilmişti. Ne var ki, Fransa savaştan yıpranmış ve yorgun çıkmıştı. Savaş borçlarının yükü çok ağırdı. 1935"e gelindiğinde sanayi üretimi ve dış ülkelere satışlar 1928'in çok gerisine düşmüştü. İşsizlik durmadan artıyor, binlerce göçmen işçinin çalışma izinleri iptal edilerek soruna çözüm getirilmeye çalışılıyordu. 1938-39 yıllarında savaş tehlikesinin yeniden belirmesiyle zorunlu silah üretimi işsizliğe çare oldu. Almanya'nın 1939 Eylül'ünde Polonya'yı işgal etmesi üzerine Fransa, İngiltere ile birlikte savaşa girmek zorunda kaldı. Fransız savunmasını yaran Almanlar'la 1940'ta ateşkes imzalandı ve Fransa'nın kuzeyi ve batı kıyıları işgal bölgesi ilan edildi. Ordu ve donanma büyük ölçüde silahsızlandırıldı ve asker sayısında indirim yapıldı (bak. İKİNCİ Dünya Savaşi).
Bu ağır yenilgiyi kabul etmeyen küçük Fransız grupları Alman işgaliyle birlikte direnişe geçtiler. Askeri bilgi toplamak, bildiri dağıtmak, Alman karargâhlarını ve demiryollarını havaya uçurmak gibi görevler üstlendiler. Direniş hareketi, Almanlar'ın Fransız işçileri askere alma kararına karşı işçilerin dağlara çıkarak mücadeleye katılmasıyla büyük bir ivme kazandı. Daha 1940 Haziran'ında Londra'ya geçerek radyodan yurtsever Fransızlar'a seslenen General Charles de Gaıüle (bak. De Gaulle. Charles) 1941'de Özgür Fransız Kuvvetleri adını taşıyan bir örgüt kurmuştu. De Gaulle, Fransa'nın sürgündeki yönetimi olduğu savıyla İngiltere ve ABD hükümetlerine işbirliği önerdi. Fransız direniş örgütünün çeşitli kesimlerinin güvenini kazanan De Gaulle'ün kurduğu geçici hükümeti İngiltere, ABD ve SSCB tanıdı. 1944 Ağustos'un-da son Alman birlikleri de Fransa'yı terk etti. 1945'te yeni bir Kurucu Meclis oluşturuldu. De Gaulle 1946'da geçici cumhurbaşkanlığından çekildiğini açıkladı.

1944-58 yılları arasında Fransa'da 25 değişik hükümet görev aldı. Çok sayıda siyasal parti olduğu için genellikle hiçbir parti parlamentoda tek başına çoğunluğa sahip olamıyordu. Siyasal alanda baş gösteren bu sıkıntıya karşın, ekonomide hızlı bir büyüme gerçekleşti. Bu sırada Fransız sömürgelerinde bağımsızlık eğilimleri yükseldi. Özgür Fransız Kuvvetleri'ne insan gücü ve doğal kaynaklarıyla destek veren sömürge halkları, kendi özgürlük beklentileri önemsenmeyince ayaklandılar. Ho Şi Minh önderliğindeki Vietnam ulusal bağımsızlık hareketi sekiz yıl süren kanlı bir mücadeleden sonra 1954'te, Vietnam' in kuzey ve güney olmak üzere iki ülkeye bölünmesiyle sonuçlandı. Daha önce Fransa' nın egemenliği altında olan Laos ve Kampuç-ya ise Fransız etkisinin sürdüğü bağımsız krallıklar oldular. Vietnam Savaşı'nın sona ermesinden altı ay sonra Cezayir Bağımsızlık Savaşı başladı. Fransa, Cezayir'den vazgeçmek istemediği için, Fas ve Tunus'ta da benzer direnişlerin başlamasını önlemek amacıyla bu iki ülkenin bağımsızlığını tanıdı. Cezayir Bağımsızlık Savaşı uzun ve kanlı oldu. Tam bu sırada De Gaulle iktidara aday oldu. 1958'de geniş yetkilerle cumhurbaşkanı seçildi. Sonunda 1962 Nisan'ında yapılan bir referandumla Fransız seçmenler yüzde 91 çoğunlukla Cezayir'in bağımsızlığını onayladılar. Çok geçmeden Fransa'nın Afrika'daki Öteki sömürgeleri de bağımsızlık istemlerini yükselttiler.
1961'de Fransa, Avrupa Ekonomik Toplu-luğu'nu kurmak üzere aralarında Almanya Federal Cumhuriyeti'nin de olduğu beş ülkeye katıldı. ABD'den bağımsız bir dış siyaset izlemeye başlayarak 1966'da NATO'nun askeri kanadından çekilme kararı aldı {bak. NATO). 1968'de Paris üniversitelerinde başlayan öğrenci olayları, Fransa'da olduğu kadar dünyanın öbür ülkelerinde de büyük yankılar uyandırdı. Öğrenci olaylarını, işçi grevleri izledi. Bu olaylar sonucunda 1969'da anayasa değişikliği önerisi reddedilen De Gaulle istifa etti.

De Gaulle'ü izleyen Georges Pompidou, ABD ile ilişkileri yumuşattı. Pompidou 1974'te öldü ve Valery Giscard d'Estaing cumhurbaşkanı seçildi. 1981'de Giscard d'Estaing'in yedi yıllık süresi doldu ve yerine cumhurbaşkanlığına François Mitterrand seçildi.
1970'lerde Fransa'nın denizaşırı bölgelerdeki birkaç sömürgesi daha bağımsızlığını kazandı. Gene de Fransa öteki Avrupa ülkelerinden daha geniş denizaşırı bölgelere egemendir. Fransızca, başta Afrika olmak üzere eski sömürgelerinin büyük bölümünde kullanılan dildir. Ayrıca Afrika'daki eski sömürgelerinin büyük çoğunluğu günümüzde Fransa'ya teknik, mali ve ekonomik anlaşmalarla bağlıdır.

''kaynak: nüveforum & Büyük L.

Son düzenleyen Safi; 21 Nisan 2016 00:10

Daha fazla sonuç:
fransa tarihi

Cevap Yaz
acebook yorumları
paneli aç