Arama

Ahtapot (Octopus)

Güncelleme: 22 Eylül 2018 Gösterim: 2.912 Cevap: 7
_EKSELANS_ - avatarı
_EKSELANS_
Kayıtlı Üye
1 Mart 2013       Mesaj #1
_EKSELANS_ - avatarı
Kayıtlı Üye

Ahtapot (Octopus)

Ad:  ahtapot5.jpg
Gösterim: 1608
Boyut:  15.1 KB

ahtapot, Octopoda takımından, sekiz kollu, kafadanbacaklı yumuşakçalarm genel adı; gerçek ahtapotlar, dünyanın hemen her yerinde sığ sularda yaşayan ve büyük bir kafadanbacaklılar grubu olan Octopus cinsindendir.
Sponsorlu Bağlantılar

Ahtapotların büyüklüğü 5 cm ile 5,4 m arasında değişir, kollarının uzunluğu da 9 m’ye ulaşabilir. Genellikle deniz dibinde ağır ağır sürünerek ilerleyen hayvan bir tehlikeyle karşılaştığında, içine çektiği suyu püskürterek hızla geriye doğru çekilir ve kendini gizlemek için mürekkebimsi bir madde püskürtür. Bazı türlerde bu madde, saldıran hayvanın duyu organlarını felce uğratır. Adi ahtapot (Octopus vulgaris) büyük bir hızla ve tanınmayacak biçimde renk değiştirebilir.

Adi ahtapota, tropik ve ılıman denizlerde çok sık rastlanır. Kayalık deniz diplerindeki oyuk ve yarıklarda yaşar, iyi saklanır, ürkektir ve zeki bir hayvan olarak kabul edilir. Gövdesi torbaya benzer; kafasında 224 karmaşık yapılı iri gözler ve uzayıp kısalabilen sekiz kol vardır. Kolların her birinde, iki sıra halinde dizilmiş güçlü ve etli vantuzlar (çekmenler) bulunur. Ağzında iki parçalı, keskin, boynuzumsu bir gaga ve kabuklu hayvanların kabuğunu delip içindeki eti parçalayarak almaya yarayan törpü gibi bir organ (radula) vardır. Adi ahtapot ılıman denizlerde kışın çiftleşir ve dişisi yaklaşık 0,3 cm büyüklüğündeki yumurtalarını kayaların dibine bırakır. Larvanın yumurtadan çıkması için gereken 4-8 hafta boyunca başında beklediği yumurtalarını çekmenleriyle temizleyip, suyla çalkalar. Yavru ahtapot, türüne göre ya suda sürüklenen planktonun içinde birkaç hafta kalır ya da hemen dibe sığınır. Dipte yaşayan derin su ahtapotlarının yaşam biçimleri konusunda ayrıntılı bilgi yoktur.

Kimi türleri planktonla, birçoğu da deniz balıklarıyla beslenmekle birlikte, ahtopotların başlıca besini yengeç ve ıstakozdur. Başta Akdeniz ve Doğu ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok yöresinde ahtapot çok sevilen, özel bir yiyecektir.
kaynak: Ana Britannica
BAKINIZ Ahtapot Resimleri
Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 01:32
iceslush - avatarı
iceslush
VIP sadeness
1 Mart 2013       Mesaj #2
iceslush - avatarı
VIP sadeness
Ad:  ahtapot2.jpg
Gösterim: 582
Boyut:  47.9 KB
AHTAPOT

Octopus cinsinden olan ahtapotların bu bilimsel adı "sekiz ayaklı" anlamındaki Yunanca octo podos sözcüklerinden türetilmiştir. Gerçekten de bu hayvanların avaktan cok kola benzeven sekiz tane uzun dokunacı vardır. Uzavıp kısalabılen bu bükülgen kolların alt yüzünde iki sıra halinde dizilmiş emici çekmenler (vantuzlar) bulunur Havvan. yakaladığı her seve bu çekmenler yardımıyla sıkıca yapışır.
Sponsorlu Bağlantılar

Ahtapot yumuşakçaların katadanbacaklıkır grubundandır ve avnı gruptan olan kalamarın akrabasıdır (YUMUŞAKÇALAR). Gövdesi tıpkı kalamarınki gibi torba biçimindedir ve arkasında huniye benzeyen bir sifon bulunur. Ahtapot içine çektiği suyu bu sifondan öylesine büyük bir kuvvetle fışkırtır ki. bu tepkiyle hızla geriye doğru itilir. Böylece, sürünerek kayaların arasına girmesine va da bir yarığa saklanmasına fırsat vermeyecek kadar hızla üzerine saldıran düşmanlarından, örneğin büyük balıklardan kaçabilir. Ayrıca, kaçarken gövdesinin alt bölümündeki bir keseden mürekkebe benzeyen siyah bir sıvı bulutu püskürterek kendini gizleyebilir. Bu sıvı suyu bulandırıp kararttığı için ahtapotu kovalayan saldırgan avının nereye saklandığını göremez.

Sığ sularda yaşamayı seven ahtapot kollarını yere yayarak denizin dibinde hiç kıpırdamadan yatar. Bir yengeç yaklaştığında, kamçı gibi sağa sola savurduğu kollarıyla avını yakalayarak gagaya benzeyen ağzına götürür. En sevdiği yiyecek yengeçlerdir; ayrıca ıstakozları ve çeşitli yumuşakçaları da yer.

Ahtapotlar oldukça zeki hayvanlar olarak kabul edilir. Dişi ahtapot yavrularına düşkün, iyi bir anadır. Hepsi ayrı bir kesecik içinde bulunan ve suyun altındaki herhangi bir nesneye tutunarak bir araya kümelenen yumurtalarını büyük bir özenle gözetip kollar. Sifonundan üzerlerine sık sık su fışkırtarak, çevrelerindeki suyun sürekli değişip temizlenmesini sağlar. Tıpkı yetişkinler gibi yavru ahtapotlar da çevrenin rengine uygun olarak, soluk kırmızıdan griye, sarı, kahverengi ya da mavimsi yeşile kadar hızla renk değiştirebilirler. Bunu sağlayan, derilerinde bulunan ve pigment denen renk verici maddelerdir.

Yeryüzünün bütün denizlerinde yaşayan ahtapotların 150 kadar türü vardır. Yalnız Kuzey ve Güney Kutup denizlerinde çok az sayıda ahtapot yaşar. Ege ve Akdeniz'de de bulunan adi ahtapotun (Octopus vulgaris) iki yana açılmış kolları arasındaki uzaklık 1,8 metreyi bulur. Büyük Okyanus'ta yaşayan dev ahtapotun (Octopus apollyon) kollarının uzunluğu ise bazı örneklerinde 9 metreye yakındır.

Ahtapotların yaşadığı denizlerde yüzmenin tehlikeli olduğuna ilişkin pek çok öykü anlatılır. Oysa ahtapotların çoğu zararsız hayvanlardır. Yalnız Büyük Okyanus'ta ve Avustralya'nın çevresindeki denizlerde yaşayan mavi halkalı ahtapotun (Hapalochaena lunulata) ısırığı öldürücüdür. Bu hayvanın zehri sinir sistemini felce uğratarak insanı bir iki saat içinde öldürebilir.

Bazı Akdeniz ve doğu ülkelerinde, özellikle Yunanistan, İtalya ve Çin'de haşlanarak ya da kurutulup sirkede bekletilerek yenen ahtapot çok özel ve değerli bir yiyecek sayılır.
kaynak: Temel Britannica

Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 01:32
http://www.msxlabs.org/forum/signaturepics/sigpic813898_4.gif
cHAKİ - avatarı
cHAKİ
Ziyaretçi
8 Ekim 2013       Mesaj #3
cHAKİ - avatarı
Ziyaretçi
Ahtapot nedir?
Ad:  ahtapot3.jpg
Gösterim: 561
Boyut:  31.7 KB

Familyası: Ahtapotgiller (Octopodidae) Elliden fazla türü mevcuttur, 2-3 cm ile 10 m arasında değişik büyüklükte olanları vardır. Kafadanbacaklılar sınıfından bir yumuşakça. Vücutları kısa ve yuvarlak yapıdadır. Bir çift gelişmiş gözleri vardır. Başının çevresinden 8 adet kol çıkar. Uzunlukları aynı olup, dipte kısa bir zarla birbirlerine bağlıdır. Her kolda iki sıra vantuz (yapışıcı safiha) bulunur. Yalnız Eledone cinsi ahtapotlarının kollarında tek sıra mevcuttur. Ahtapotlar gözleri ve beyinleri iyi gelişmiş, kabuksuz omurgasız hayvanlardır. Manto boşluklarında bulunan solungaçlarıyla solunum yaparlarahtapot.

Derin denizlerde kayalıklar arasındaki yarıklarda gizlenerek yaşarlar. Bütün denizlerde bulunmakla beraber, ılık sularda daha yaygındırlar. Boyları 2-3 santimetreden 10 metreye kadar değişik büyüklükte türleri vardır. Alaska’da yakalanan bir Pasifik ahtapotunun kol uzunluğu 10 metreye yaklaşmakta, ağırlığı 300 kg, gövdesinin çapı 46 cm gelmekteydi. Kol uzunluğu 3 m, çapı 22 cm olan bir ahtapotun ağırlığı 20 kg kadardır.

Ahtapotlar korkunç şöhretlerinin aksine çekingen ve ürkek canlılardır. İri hayvan veya insanların yaklaşmasıyla, en yakın kayaların yarıklarına kaçarak gizlenirler. Zeminde emici kolları üzerinde sürünerek hareket eder veya emdiği suyu sifonundan basınçla püskürterek jet sistemiyle hızla geri giderler. Bu şöyle olur: Manto boşluğuna alınan suyun, ağzı öne doğru olan karın kısmındaki huni şeklindeki sifondan dışarı atılmasıyla bir su akımı meydana gelir. Hayvan etki-tepki sistemine göre su akışının tersine olarak geri geri uzaklaşır. Sifonunu çevirerek öne ve arkaya doğru hareket ederek avlarını kovalar ve düşmanlarından kaçar. Düşmanlarını şaşırtmak için suya mürekkep fışkırtanlar da vardır. Mürekkep kesesi, hareketi sağlayan sifona açılır. Suya mürekkebin salınmasıyla etraf bulanır, bu arada ahtapot jet sistemiyle oradan hızla kaçar. Hareket halinde kollarını da kürek şeklinde kullanarak hızını arttırır. Tehlikesiz zamanlarda, kolları arasındaki perdemsi kısmı çırparak suda süzülerek de yüzebilir. Ahtapotların üstün bir renk değiştirme kabiliyetleri de vardır. Bunun sayesinde her çevrede rahatça gizlenirler ve renk değiştirme özelliklerinden dolayı "Deniz bukalemunları" olarak anılırlar. Florida yakınlarında yaşayan bir tür, bir kaç saniye içinde vücudunu kırmızı, yeşil, mavi, hatta beyaza bile çevirebilir.

Ahtapotlar, dipte kaya yarıkları arasına girerek gizlenir, yakından geçecek avları gözlerler. Yengeç, ıstakoz, midye ve istiridye gibi canlılarla beslenirler. Hızla üzerlerine atılarak yakalayıcı-emici kollarıyla yengeç ve ıstakozları yakalarlar. Sıkıp kabuklarını kırdıktan sonra keskin gaga biçimli bir çift nasırlı çene ve dişli dilleri (radula) ile avlarını parçalayıp yerler. Midye ve istiridyelerin kabuklarını açıp, tekrar kapanmalarına mani olmak için kabukların arasına taş sıkıştırıp, içlerini yerler. bazen sahile kaçan yengeçleri avlamak için karaya çıkarak kolları üzerinde yürüdükleri de görülmüştür. Fakat nemli vücutlarıyla karada fazla kalamayıp, kısa sürede suya dönerler.
Ahtapotların tükürüğü zehirlidir. Bazıları avlarını tükürük bezlerinin zehiriyle felce uğrattıktan sonra yerler. Zehiri kullanırken, yengeç ve ıstakozun solungaçlarından içeriye akıtırlar. Daha çok hareket eden canlılara saldırdıkları müşahade edilmiştir.
Ahtapotlar, kaya oyuklarında kanca ile avlanabildiği gibi çarpma ve zıpkınla da avlanırlar. Fakat ahtapot ısırığı tehlikeli olduğundan dikkatle sakınmak lazımdır. Uyuşukluk ve halsizlik ile başlayan zehirlenme, soluk alma güçlüğü ve ölümle sonuçlanabilir. Akdeniz memleketleri halkı ve Çinliler ahtapot etini yerler. Yurdumuzda en çok Ayvalık kıyılarında avlanırlar.

Ahtapot ve mürekkep balıklarının gelişmiş bir beyni vardır. Fakat yapabildikleri işler sınırlıdır. Ahtapot, üzerinde çok inceleme yapılan bir hayvandır. Labirentleri aşmayı, değişik biçim ve ölçülerdeki hedefleri bulmayı, renkli örgü ve düğümleri çözmeyi başarabilmişlerdir. Bunun yanında ise, en lezzetli yiyecekleri olan bir yengeci, ağzı açık bir kavanozdan çıkarmayı akıl edememişlerdir.
Ad:  ahtapot.jpg
Gösterim: 6089
Boyut:  27.8 KB

Kemiksiz olduklarından vücut ve kollarını son derece inceltip çok dar aralıklardan geçebilirler. Yakalanmış ahtapotlar bu özellikleri sayesinde kafeslerinden sık sık kaçabilmektedir.
Ahtapotların yumurtasının her biri bir kapsülle muhafaza edilir. Yumurtaların 8-20 kadarı suda salkım şeklinde bir küme meydana getirir. Her kapsülün bir ucu taşa veya başka bir zemine bağlanır. Dişi ahtapot yumurtaların üzerine kuluçkaya yatar. Açlıktan ölme pahasına yumurtaları terk etmez.
Yumurta kapsülünden doğrudan doğruya erginlere benzeyen yavrular çıkar. Dünya denizlerinde çeşitli büyüklük ve özellikte 50’den fazla ahtapot çeşiti vardır.
Yaşadığı yerler
Bütün denizler.
Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 01:34
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
5 Temmuz 2015       Mesaj #4
Avatarı yok
Yasaklı
AHTAPOT, Eşit uzunlukta ve uçları çekmenli sekiz benzer kolu bulunan kavkısız kafadanbacaklı hayvan (Bilimsel adı Octopus, ahtapotgiller familyasının ve ahtapotlar takımının örnek tipi). Ahtapotlar hemen bütün denizlerde görülür, boyu 2 metreyi bulan türleri de vardır. Ahtapotun eti yenir ve çok makbuldür. Derin olta avcılığında yem olarak da kullanılır. Ahtapotlar barındıkları oyuklardan çengelle tutulup çıkarılır ya da açık suda zoka ile avlanır ve orta jura çağından beri de fosil olarak bilinir.

Kaynak: Büyük Larousse
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
5 Temmuz 2015       Mesaj #5
Avatarı yok
Yasaklı
ADİ AHTAPOT (Octopus vulgaris), Bir kabuklu yiyicidir, ucu çekmenli uzun kollarıyla yengeçleri, ıstakozları ve çeşitli kabuklu hayvanları yakalar, çengelli gagasıyla yırtıp parçalar. Yarı açık kabuklu büyük hayvanların çeneleri arasına, kapanmasınlar diye bir taş parçası soktuğu, ondan sonra yumuşakçayı parçaladığı görülmüştür. Tükürük bezlerinden şiddetli bir zehir salgılar ya ısırırken bu zehri kurbanlarına sokar ya da yengeçleri boğmak için çevresine yayar.

Kaynak: Büyük Larousse
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
8 Aralık 2017       Mesaj #6
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ahtapot (Octopus)
Ad:  ahtapot1.jpg
Gösterim: 484
Boyut:  29.6 KB
Kafadanbacaklılar sınıfından bir yumuşakça. Vücutları kısa ve yuvarlak yapıdadır. Bir çift gelişmiş gözleri vardır. Başının çevresinden 8 adet kol çıkar. Uzunlukları aynı olup, dipte kısa bir zarla birbirlerine bağlıdır. Her kolda iki sıra vantuz (yapışıcı safiha) bulunur. Yalnız “Eledone” cinsi ahtapotlarının kollarında tek sıra mevcuttur. Ahtapotlar gözleri ve beyinleri iyi gelişmiş, kabuksuz omurgasız hayvanlardır. Manto boşluklarında bulunan solungaçlarıyla solunum yaparlar.

Derin denizlerde kayalıklar arasındaki yarıklarda gizlenerek yaşarlar. Bütün denizlerde bulunmakla beraber, ılık sularda daha yaygındırlar. Boyları 2-3 santimetreden 10 metreye kadar değişik büyüklükte türleri vardır. Alaska’da yakalanan bir Pasifik ahtapotunun kol uzunluğu 10 metreye yaklaşmakta, ağırlığı 300 kg, gövdesinin çapı 46 cm gelmekteydi. Kol uzunluğu 3 m, çapı 22 cm olan bir ahtapotun ağırlığı 20 kg kadardır.

Ahtapotlar korkunç şöhretlerinin aksine çekingen ve ürkek canlılardır. İri hayvan veya insanların yaklaşmasıyla, en yakın kayaların yarıklarına kaçarak gizlenirler. Zeminde emici kolları üzerinde sürünerek hareket eder veya emdiği suyu sifonundan basınçla püskürterek jet sistemiyle hızla geri giderler. Bu şöyle olur: Manto boşluğuna alınan suyun, ağzı öne doğru olan karın kısmındaki huni şeklindeki sifondan dışarı atılmasıyla bir su akımı meydana gelir. Hayvan etki-tepki sistemine göre su akışının tersine olarak geri geri uzaklaşır. Sifonunu çevirerek öne ve arkaya doğru hareket ederek avlarını kovalar ve düşmanlarından kaçar. Düşmanlarını şaşırtmak için suya mürekkep fışkırtanlar da vardır. Mürekkep kesesi, hareketi sağlayan sifona açılır. Suya mürekkebin salınmasıyla etraf bulanır, bu arada ahtapot jet sistemiyle oradan hızla kaçar. Hareket halinde kollarını da kürek şeklinde kullanarak hızını arttırır. Tehlikesiz zamanlarda, kolları arasındaki perdemsi kısmı çırparak suda süzülerek de yüzebilir. Ahtapotların üstün bir renk değiştirme kabiliyetleri de vardır. Bunun sayesinde her çevrede rahatça gizlenirler ve renk değiştirme özelliklerinden dolayı “Deniz bukalemunları” olarak anılırlar. Florida yakınlarında yaşayan bir tür, bir kaç saniye içinde vücudunu kırmızı, yeşil, mavi, hatta beyaza bile çevirebilir.

Ahtapotlar, dipte kaya yarıkları arasına girerek gizlenir, yakından geçecek avları gözlerler. Yengeç, ıstakoz, midye ve istiridye gibi canlılarla beslenirler. Hızla üzerlerine atılarak yakalayıcı-emici kollarıyla yengeç ve ıstakozları yakalarlar. Sıkıp kabuklarını kırdıktan sonra keskin gaga biçimli bir çift nasırlı çene ve dişli dilleri (radula) ile avlarını parçalayıp yerler. Midye ve istiridyelerin kabuklarını açıp, tekrar kapanmalarına mani olmak için kabukların arasına taş sıkıştırıp, içlerini yerler. Bazan sahile kaçan yengeçleri avlamak için karaya çıkarak kolları üzerinde yürüdükleri de görülmüştür. Fakat nemli vücutlarıyla karada fazla kalamayıp, kısa sürede suya dönerler.

Ahtapotların tükürüğü zehirlidir. Bazıları avlarını tükürük bezlerinin zehiriyle felce uğrattıktan sonra yerler. Zehiri kullanırken, yengeç ve ıstakozun solungaçlarından içeriye akıtırlar. Daha çok hareket eden canlılara saldırdıkları müşahade edilmiştir.

Ahtapotlar, kaya oyuklarında kanca ile avlanabildiği gibi çarpma ve zıpkınla da avlanırlar. Fakat ahtapot ısırığı tehlikeli olduğundan dikkatle sakınmak lazımdır. Uyuşukluk ve halsizlik ile başlayan zehirlenme, soluk alma güçlüğü ve ölümle sonuçlanabilir. Akdeniz memleketleri halkı ve Çinliler ahtapot etini yerler. Yurdumuzda en çok Ayvalık kıyılarında avlanırlar.

Ahtapot ve mürekkep balıklarının gelişmiş bir beyni vardır. Fakat yapabildikleri işler sınırlıdır. Ahtapot, üzerinde çok inceleme yapılan bir hayvandır. Labirentleri aşmayı, değişik biçim ve ölçülerdeki hedefleri bulmayı, renkli örgü ve düğümleri çözmeyi başarabilmişlerdir. Bunun yanında ise, en lezzetli yiyecekleri olan bir yengeci, ağzı açık bir kavanozdan çıkarmayı akıl edememişlerdir.

Kemiksiz olduklarından vücut ve kollarını son derece inceltip çok dar aralıklardan geçebilirler. Yakalanmış ahtapotlar bu özellikleri sayesinde kafeslerinden sık sık kaçabilmektedir.

Ahtapotların yumurtasının her biri bir kapsülle muhafaza edilir. Yumurtaların 8-20 kadarı suda salkım şeklinde bir küme meydana getirir. Her kapsülün bir ucu taşa veya başka bir zemine bağlanır. Dişi ahtapot yumurtaların üzerine kuluçkaya yatar. Açlıktan ölme pahasına yumurtaları terk etmez. Yumurta kapsülünden doğrudan doğruya erginlere benzeyen yavrular çıkar.

Dünya denizlerinde çeşitli büyüklük ve özellikte 50’den fazla ahtapot çeşidi vardır.

Alm. Krake,
Fr. Pieuvre,
İng. Octopus.
Familyası: Ahtapotgiller (Octopodidae)
Özellikleri: 2-3 cm ile 10 m arasında değişik büyüklükte olanları vardır.
Yaşadığı yerler: Bütün denizler.
Çeşitleri: Elliden fazla türü mevcuttur.



MsxLabs.org & Rehber Ansiklopedisi
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
8 Aralık 2017       Mesaj #7
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ahtapotun yumurtaları
Ahtapotun yumurtasının her biri bir kapsülle muhafaza edilir. Yumurtalar salkım şeklinde bir küme meydana getirir. Her kapsülün bir ucu taşa veya başka bir zemine bağlanır. Dişi ahtapot yumurtaların üzerine kuluçkaya yatar. Açlıktan ölme pahasına yumurtalarını terk etmez. Hatta zorda kaldığında bacaklarından bir kaçını yiyebilir. Yumurtadan doğrudan doğruya ergine benzer yavrular çıkar. Bu yavrular sinir sisteminin kontrolü altında kasılarak veya gevşeyerek seri bir şekilde renklerini değiştirerek bulundukları ortama adapte olurlar.
SİLENTİUM EST AURUM
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
22 Eylül 2018       Mesaj #8
Avatarı yok
Yasaklı

Ecstasy Verilen Ahtapotların Daha Sosyal Oldukları Belirlendi!


Ad:  _103525861_octopusafpgetty.jpg
Gösterim: 198
Boyut:  48.8 KB
Yapılan bir araştırma sonucunda, ecstasy hapları verilen ahtapotların daha sosyal davranışlar sergiledikleri ve birbirlerine sarılmaya çalıştıkları tespit edildi. Araştırmayı yapan John Hopkins Üniversitesi'nden bilim insanları, ecstasy adlı kimyasalın ahtapotlar üzerinde insanlara benzer bir etki oluşturduğunu belirledi. Ahtapotlar normalde yalnız yaşayan, hatta çiftleştikten sonra birbirlerini avlamaya çalışan bir tür. Ecstasy olarak da bilinen MDMA (MetilenDioksi-N-MetAmfetamin) beyne serotonin adlı kimyasalın pompalanmasını sağlayan ve ruh halini değiştiren güçlü bir uyarıcı madde. Serotonin de insanları daha sosyal hale getiren bir kimyasal. Ahtapotlar akıllı bir tür olmakla birlikte beyin yapıları fiziksel olarak insanlardan çok farklı. Bu nedenle uzmanlar ahtapotların MDMA'ya nasıl bir tepki vereceğinden emin değildi.

Ad:  _103525864_octopus2.jpg
Gösterim: 190
Boyut:  59.2 KB
Araştırma ekibine liderlik eden John Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Gül Dölen deneyi birbirine bağlı, su dolu 3 odacıkla tasarladı. Odacıklardan birinde bir ahtapot ve diğerinde plastik bir oyuncak bulunuyordu. Odacıklara tepkilerini gözlemlemek için 4 ahtapot daha konuldu. Uzmanlar, ahtapotların diğer hayvan ve oyuncakla ne kadar vakit geçirdiklerini ölçtü. Daha sonra ahtapotlara sıvı MDMA verildi ve yeniden odacıklara konuldular. Dört ahtapotun da MDMA almalarından öncesine kıyasla diğer ahtapotla daha fazla zaman harcadıkları gözlendi. Araştırmayı yöneten Prof. Dölen "Kafese sarılmaya, ağızlarını kafesin bazı kısımlarına koymaya çalışıyorlardı. Bu, insanların MDMA'e verdiği tepkiye çok benzer, sık sık birbirlerine dokunuyorlar" yorumunu yaptı.

Kaynak: Current Biology (22 Eylül 2018)
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

6 Nisan 2013 / P.u.S.u Genel Galeri
25 Ekim 2012 / MaKaLeLe Hayali Karakterler
21 Ocak 2014 / hkjkkjn Cevaplanmış
21 Aralık 2009 / asla_asla_deme Edebiyat
19 Ekim 2008 / Misafir Taslak Konular
Etiketler: ahtapot