Arama

Bilim Dünyası'ndan Son Haberler, Gelişmeler - Sayfa 17

Güncelleme: 4 Aralık 2016 Gösterim: 251.865 Cevap: 269
HANDSOME - avatarı
HANDSOME
VIP ☪ ɴє мυтŁυ тürĸüм đἶყєɴє
19 Aralık 2011       Mesaj #161
HANDSOME - avatarı
VIP ☪ ɴє мυтŁυ тürĸüм đἶყєɴє
Bir grup ABD’li mühendisin geliştirdiği roboböceklerin gelecekte arama-kurtarma çalışmaları ve keşifler için kullanılması düşünülüyor.

Sponsorlu Bağlantılar
Michigan Üniversitesi ekibi, Mikromekanik ve Mikromühendislik dergisinde yayınladıkları makalede bugüne dek pek çok uçan mikro alet geliştirildiğini ancak bunların böceklerin aerodinamik performansına ve manevra kabiliyetine yaklaşamadığını söylüyor.
Ancak böceklere kontrol mekanizmaları takılması için aşılması gereken bir engel var: Bunları çalıştıracak enerjiyi bulmak.
Bazı bilim adamları mini güneş panelleri önerse de, roboböceklerin ışık bulunmayan ortamlarda da çalışması gerekeceğini söyleyen ekip buna itiraz etmiş. Bu nedenle çabalarını öncelikle gereken enerjiyi böceklerden bulma konusunda yoğunlaştırmışlar. Geliştirdikleri titreşim enerjisi toplama cihazını, böceklerin kanatlarına yakın bir yere bağlamışlar.
Bu cihaz üç katmanlı, helezon şeklinde bir jeneratör. Dıştaki iki katman PZT-5H denen bir maddeden yapılmış. Bu, mekanik baskı uygulandığında elektrik enerjisi üreten bir tür seramik. İçteki katman ise jeneratöre dayanıklılık katan pirinç bir levha. Araştırmacılar bu cihazı Yeşil Haziran Böceği denen bir türe yerleştirmiş.
En güçlü enerji kaynağı olan kanatlar cihazın yerleştirilemeyeceği kadar ince olduğundan ve bu, uçuş kapasitelerine zarar vereceğinden, kanada yakın olan göğüs kafesi seçilmiş. Her biri 0,2 gramdan az ağırlıkta olan iki cihaz buraya bağlanmış ve 45 mikrovat enerji elde edilmiş.

NEREDE KULLANILACAK?

Amerikalı bilim adamları bu jeneratörün gelecekte bedenlerine elektrotlar, iletişim cihazları, mikrofonlar ve başka alıcılar yerleştirilmiş, uzaktan kumandalı bir roboböcek ırkına enerji kaynağı olmasını umuyor.
Ekip elektrotların ameliyatla sinir uçlarına, diğer cihazların ise “mikro sırt çantaları içinde” sırtlara yerleştirilmesini öneriyor.
Roboböcekler örneğin bir kazanın ya da felaketin hemen ardından, ulaşılması zor bölgelere gönderilecek. Elde ettikleri bilgi kurtarma ekiplerine iletilerek planlama buna göre yapılacak.
Ayrıca keşif faaliyetleri, tehlikeli maddelerin kontrolü ve patlayıcı madde aramalarında bu böceklerin çığır açabileceği belirtiliyor.
Bilim adamları geçmişte de fareler, köpekbalıkları ve hamamböcekleri üzerinde çalışmalar yapmıştı.

Kaynak: BBCTürk
Son düzenleyen nötrino; 13 Şubat 2016 11:24 Sebep: KIRIK GÖRSEL KALDIRILDI!!
Adam Olmak; Cinsiyet Meselesi DeğiL.! Şahsiyet Meselesidir!..
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
26 Aralık 2011       Mesaj #162
Avatarı yok
Yasaklı
CERN’de görev yapan bilimadamları, atomların çekirdeğinin oluşmasına yardımcı olan yeni bir parçacık keşfettiklerini açıkladı

Sponsorlu Bağlantılar
“Chi_b” (3P), BHÇ'nin bulduğu ilk parçacık oldu. Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) bilimadamları, atomların çekirdeğinin oluşmasına yardımcı olan yeni bir parçacık keşfettiklerini açıkladı.

Keşif, Cenevre yakınlarındaki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda (BHÇ) yürütülen ATLAS deneyinden elde edilen veriler kullanılarak yapıldı.

“Chi_b” (3P) olarak adlandırılan yeni parçacık, Higgs Boson'dan farklı olarak iki kısımdan oluşuyor. ''Alt tanecik'' diye bilinen temel parçacık ve bu parçacığın karşıt taneciği. Bu iki tanecik bir araya geldiğinde atom çekirdeklerini bir arada tutan gücü oluşturuyor.

Bilimadamları, yeni parçacığın atomların içindeki çekirdekleri bir arada tutan gücü anlamalarına olanak tanıyacağını düşünüyor.

Henüz resmi olarak yayımlanmayan keşfin, bilimadamlarının elde ettikleri verileri yorumlamalarına yardımcı olarak Higgs Boson'u bulmalarını kolaylaştırması bekleniyor.


Kaynak:AA(23 Aralık 2011,07:02)

Son düzenleyen nötrino; 13 Şubat 2016 11:24
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
7 Ocak 2012       Mesaj #163
Avatarı yok
Yasaklı
Maya Takvimiyle İlgili En Son İddia

Yaygın görüşler 2012'de dünyanın yok olacağı ya da insanlığın mutluluk ve gelişim çağına gireceği yönünde. En son teori ise sanılanın aksine takvimin hiç de önemli bir olaya işaret etmediğini öne sürüyor.

Time dergisinde Robert Landau imzasıyla yayımlanan bilgiye göre, Maya takvimi kozmik bir olayın başlangıcını ve sonunu göstermiyor. Aksine, takvim, M.S 603 ile 683 yılları arasında yaşamış Maya Kralı Büyük Pakal’ın doğum gününe göre ayarlanmış.

Landau'nun, Latin Amerikalı arkeologların bulgularına dayandırdığı iddiası şöyle:

“Haab” adıyla bilinen, 5 bin 125 yıllık Maya takviminin, 21 Aralık 2012’de sona ermesi, birçok uzman tarafından yaratılış döngüsünün sonu olarak kabul ediliyor. 394,26 yıla denk gelen “baktun” adındaki dönemlere bölünen Maya takvimi, bu tarihte 13’üncü "baktun"u tamamlamış olacak.

Ancak takvimin sona eriş tarihi, sanıldığı gibi kozmik bir olaya değil, tamamen politik bir karara dayanıyor olabilir. Meksika’nın Chipas eyaletindeki antik Maya kenti Palenque’de çalışmalar yapan Alonso Mendez, Büyük Pakal’ın doğum gününü, “ilahi bir dönüm noktası” olarak işaretlemek istediği için “baktun”ları oluşturduğunu savunuyor.

Takvimi Yeniden Uyarladılar

Mendez, matematik ve astronomi alanında çok ileri olan Mayaların, krallarının isteğini yerine getirmek için Orion takımyıldızının hareketlerini inceleyerek baktunları belirlediği görüşünde.

Aynı zamanda uzay bilimci olan Mendez, “Mayalar, bu takvimi yapabilmek için, bir önceki yaratılış döngüsünü belirlemek zorundaydı. Palenque kalıntılarında, bu dönemin ‘kozmosun yeniden organizasyonuyla’ sona erdiği belirtiliyor. Buna, ‘bir evin metaforik olarak yeniden oluşturulması’ da denebilir. Bu dönem, 13 "baktun"la sona erdiği için, yeni dönem de 13'üncü "baktun"la tamamlandı” dedi.


Kaynak:Gençbilim/Time(06 Ocak 2012,21:29)
Son düzenleyen nötrino; 13 Şubat 2016 11:23
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
13 Ocak 2012       Mesaj #164
Avatarı yok
Yasaklı
'Sembolik Kıyamet Saati' İleri Alındı

ABD'nin Japonya'ya ilk atom bombasını atmasından iki yıl sonra, 1947'de atom bilimcileri tarafından New York'ta oluşturulan ve insanlığın bir felakete ne kadar yakın olduğunu temsil eden “Kıyamet Saati”, artık geceyarısına 5 dakika kalayı gösteriyor.

Bir grup seçkin bilimadamının kurduğu ve saati oluşturan Atom Bilimcileri Bülteninin başkanı ve George-Mason Üniversitesi bilimadamlarından Allison Macfarlan, saatin şu anki durumunun 2007'dekiyle aynı olduğunu vurguladı.

Arizona Üniversitesinde profesör olan, Atom Bilimcileri Bülteninin başkan yardımcılarından Lawrence Krauss da, “nükleer gücün yayılması, iklim değişikliği, güvenilir ve uzun süreli enerji kaynaklarını bulma gerekliliği konusundaki açık ve yaklaşan tehlikeler nedeniyle yeni ayarlamanın yapıldığını” söyledi.

1947'den beri 19 kez ayarlanan “Kıyamet Saati” nükleer silahların yayılması ve yasaklanması konusundaki müzakereler, sivil nükleer gücün yayılması, nükleer terörizm tehlikesi ve iklim değişikliğinin dünya için tehdit oluşturması gibi gelişmelere göre ayarlanıyor.

2010'da Geri Alınmıştı

Saat son olarak 2010'da 1 dakika geri alınmıştı."Kıyamet Saati", 1953'te ABD ile Sovyetler Birliği arasında Soğuk Savaş'ın kızıştığı dönemde 5 dakika, 2007'de ise nükleer silahların ortaya koyduğu sorunların çözümündeki başarısızlıktan ötürü 2 dakika ileri alınmıştı.

Saat, Sovyetler Birliği'nin dağılması gibi olumlu görülen gelişmelerdeyse geri alınmıştı.Saati ayarlayan atom bilimcileri kurulunun üyeleri arasında Stephen Hawking'in de yer aldığı 18 Nobel ödüllü bilimadamı bulunuyor.


Kaynak:Gençbilim(11 Ocak 2012,11:03)
Son düzenleyen nötrino; 13 Şubat 2016 11:22
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
28 Ocak 2012       Mesaj #165
Avatarı yok
Yasaklı
Görünmezlik/Bilimkurgudan Gerçeğe

Bilim insanları ilk kez görünmezlik pelerini kullanarak üç boyutlu bir nesneyi görünmez hale getirdi. Yapılan deney “New Journal of Physics” adlı bilim dergisinde yayımlandı.2000 yapımı 'Hollow Man' filminde ise görünmez olmayı başaran bir bilim adamının hikayesi anlatılıyordu.Bilimkurgu gerçek oldu; artık görünmezlik hayal değil.

Teksas Üniversitesi’nden bilim insanları 18 santimetre büyüklüğündeki silindir biçimindeki bir boruyu plazmonik meta madde kullanarak görünmez hale getirdiler. Ancak deneyin görünür ışık değil, mikro dalga alanında sonuç verdiği de belirtildi.

Dünya çapında sayısız bilim insanı, nesneleri görünmez hale getirebilmek için farklı görünmezlik pelerinleri üzerinde çalışıyor. Bu deneylerin büyük çoğunluğunda negatif kırılma indisine sahip yapay maddeler kullanılıyor. Bu meta maddeler yoluyla nesnenin etrafındaki ışık kırılıyor. Bu yolla araştırmacılar iki boyutlu nesneleri görünmez hale getirmeyi başarmıştı. Aynı şeyin üç boyutlu nesnelerde de yapılabileceği şimdiye kadar sadece teorik olarak kanıtlanmıştı.

Yeni Bir Teknik

Teksas Üniversitesi’nden bilim insanları ise farklı bir yöntem geliştirdiler. Işığın dağılımında kendine özgü niteliklere sahip olan plazmonik meta maddeler kullandılar. Bu maddeler günlük yaşamdaki maddelerin tam tersi şekilde ışığın yolunu değiştiriyor. “New Journal of Physics” adlı dergiyi yayımlayan İngiliz Fizik Enstitüsü'nden (IoP) Prof. Andrea Alu “Görünmezlik peleriniyle cismin dağıtım alanları örtüştüğünde birbirlerini karşılıklı olarak söndürüyorlar” şeklinde konuştu.

Bu yöntemle silindir 3,1 megahertz büyüklüğündeki frekansa sahip mikrodalgalar için görünmez hale getirilebildi. Araştırmacılar nesneye hangi açıdan bakılırsa bakılsın deneyin tam bir başarı ile sonuçlandığını vurguluyor. Prof. Alu “Prensipte bu teknik, görülebilir ışık için de kullanılabilir. Ancak görünmez kılınabilecek nesnenin büyüklüğü ışığın dalga boyuna bağlı” diye konuştu.

Görünür ışık, mikrodalgalara göre çok daha kısa bir dalga boyuna sahip olduğu için bu yolla sadece metrenin milyonda biri büyüklüğündeki (mikrometre) nesneler görünmez hale getirilebiliyor.

Kaynak : DW Türkçe/New Journal of Physics(27 Ocak 2012,14:37)
Son düzenleyen nötrino; 13 Şubat 2016 11:22
Valeria - avatarı
Valeria
VIP Çilekli
16 Şubat 2012       Mesaj #166
Valeria - avatarı
VIP Çilekli
İsviçre uzayı temizleyecek
İsviçreli bilim adamları, uzayı temizlemek için "uzay temizlikçisi" adlı bir proje geliştirdi.

Lozan'daki İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü (EPFL) Uzay Merkezi, "CleanSpace One" adlı uydunun yapımına başladı.
Uydu, uzay çöpü olarak adlandırılan yörüngedeki atıklardan kurtulmak amacıyla üretilecek uyduların prototipini oluşturacak. Projenin 11 milyon dolara mal olacağı belirlendi.
Enstitü tarafından yapılan açıklamada, uydunun 3-5 yıl içinde uzaya fırlatılacağı ve ilk görevinin İsviçre tarafından 2009-2010 yılları arasında uzaya gönderilen iki uydunun parçalarını toplamak olacağı belirtildi.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Dünya'nın yörüngesinde 500 bin atık parça bulunduğunu ve bu parçaların uydu ile uzay araçlarına zarar verebilecek hızda hareket ettiklerini açıklamıştı.

Son düzenleyen nötrino; 13 Şubat 2016 11:21 Sebep: KIRIK GÖRSEL KALDIRILDI!!
Valeria - avatarı
Valeria
VIP Çilekli
17 Şubat 2012       Mesaj #167
Valeria - avatarı
VIP Çilekli
Uzayı böyle izliyorlar
Uzayın büyüleyici fotoğraflarını çekmek hiç de kolay bir iş değil. Vimeo sitesinden Andrew Cooper, Hawaii’deki W. M. Keck Gözlemevi’ne gitti ve uzayın nasıl görüntülendiğini kısa bir filmde topladı.

Hawaii’nin volkanik Mauna Kea adasının zirvesinde kurulu olan W. M. Keck Gözlemevi, her biri 10 metre boyundaki aynalara sahip iki teleskop içeriyor. Her iki teleskop, uzayı görüntülemek için beraber kullanıldığında, çekebildikleri fotoğrafın kapsadığı alan önemli ölçüde artıyor. Amatör gökbilimci ve mühendis olan Cooper, hazırladığı videoda iki teknik kullandı. Gözlemevinin teleskobunun hareket ettiği görüntüler, standart video tekniği kullanarak çekildi, editleme aşamasında ise hızlandırıldı. Bulutları ve gece vakti gökyüzünü gösteren kareler ise binlerce ayrı fotoğrafın bir araya getirilmesiyle oluşturuldu.

TELESKOBUN BEYNİ
Videonun başlangıcında, tüm teleskop operasyonlarının arkasındaki işlemler gösteriliyor: Bilgisayar yazılımları ve mühendisler.

Teleskop, gece vakti kozmik cisimleri gözlemlemek için pozisyon alıyor. Ardından, modern astronomiyi mümkün kılan detaylar sunuluyor: Filtreler yerine yerleştiriliyor, ışın kepenkleri indiriliyor, donanımlar olmaları gereken yere taşınıyor. Kameraların aşırı ısıdan dolayı yanlış ölçümler yapmasını önlemek adına soğutucu görevi gören sıvı nitrojen, hayaleti andıran bir duman halinde beliriyor.

YILDIZ MI GALAKSİ Mİ
Gece yapılan gözlemin öncesinde, gök bilimciler ışınları tamamlayıcı frekanslara bölen spektografı yerine yerleştiriyor. Spektograf sayesinde yıldız ve galaksilerdeki kozmik özellikler tespit ediliyor.
Teleskopların en önemli unsuru aynaları. Yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edebilmek adına aynaların sürekli bakımdan geçmesi gerekiyor. Aynaların eskiyen alüminyum kaplamaları değiştiriliyor, üzerlerindeki gözle görülemeyecek kadar küçük toz zerreciklerinin temizlenmesi için CO2 snow tekniği kullanılıyor.

DÜNYA’DAN ÇOK MARS’A BENZİYOR
4 bin 200 metre yüksekliğindeki Mauna Kea yanardağının zirvesi, Dünya’dan çok Kızıl Gezegen’i andırıyor. Burası, gökyüzünün mükemmel görüntülenebilmesi adına dünyada bulunabilecek en yerlerden biri. Öyle ki, aktif olmayan volkanın tepesinde 12 teleskop bulunuyor. Bunlardan bir tanesi Japonya’nın Subaru teleskobu.
Videoda en ilgi çekici görüntülerden bir tanesi, teleskobun gecenin karanlığında gökyüzüne gönderdiği lazer ışınları. Ayarlanabilir optik olarak bilinen teknik kapsamında, lazerler teleskopların üzerindeki havanın turbülansını ölçmek için kullanılıyor. Teleskop aynası üzerinde her dakika yapılan ayarlamalarla, gök bilimciler hava şartlarının neden olabileceği tüm bozuklukların üstesinden geliyor ve mükemmel fotoğraflar elde ediliyor.
Video, Ay’ın batışından Güneş’in doğumuna kadar geçen sürede yıldızların haretini gösteren kısımla sona eriyor.
Son düzenleyen nötrino; 13 Şubat 2016 11:21 Sebep: KIRIK GÖRSEL KALDIRILDI!!
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
19 Şubat 2012       Mesaj #168
Avatarı yok
Yasaklı
Google Algoritması Kimyada Çığır Açacak

ABD’nin Washington ve Arizona Üniversitesi araştırmacıları, Google’ın arama motorunda yer alan internet sayfaları için hazırladığı PageRank algoritmasının, kimya alanında çığır açabileceğini ortaya çıkardı.

Journal of Computational Chemistry dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bağlantı analizi algoritmasında kullanılan matematiksel hesaplamalar, aynı zamanda bir solüsyon içindeki su molekülleri hakkında çok önemli bilgiler elde edilmesini sağlıyor. Kimyagerler, algoritmanın özellikle zehirli atıklardan arınmakta işe yarayacağını ve su kaynaklarının nükleer atık ve diğer zehirli kimyasallardan temizlenebileceğini düşünüyor.

Washington Üniversitesi akademisyeni Aurora Clark, “PageRank algoritmasını kullanarak kimyayı kontrol edebilir ve reaksiyonlar başlatabiliriz” ifadesini kullandı. Clark, nükleer atıkların temizlenmesinde kullanılan yöntemi hatırlatarak, uranyum gibi radyoaktif kimyasalların minerallerin alt katmanlarına yerleşmeye zorlandığını belirtti ve bu şekilde zehirli kimyasalların suda nerede konumladıklarını gösteren haritayı elde edebildiklerini ifade etti.

Su Moleküllerinin Haritası

Su molekülleri, madde içinde diğer kimyasallara göre konumlanıyor. Karışımın içine iyonlaşmış bir molekül eklendiğinde, suyun madde içindeki konumu da değişiyor. Araştırmacılar, PageRank algoritmasının su moleküllerinin konumlanmasını tesbit edebildiğini fark etti. PageRank, bir internet sayfasına bağlantılı diğer sayfaları belirliyor. Ardından bu sayfalara bağlı siteleri de buluyor. Bu işlemin ardından, başlangıç noktası olan sayfaya bağlantılarının değerine göre bir değer atıyor. Böylece, bu sitenin internette nasıl bir yer edindiği ve diğer sitelerle ilişkisi ortaya çıkıyor.

Kimyagerler, aynı algoritmayla bir su molekülünün, bir solüsyon içindeki konumunu ve madde içinde ilişkili olduğu tüm diğer molekülleri tesbit edebileceklerini düşünüyor. Clark, “Su moleküllerinin reaksiyonlar sonucu diğer moleküllerle nasıl birleştiğini görebileceğiz. Bu önceden yapılmamış bir şey” ifadesini kullandı.

Gözler Yorulmayacak

Washington Üniversitesi araştırmacıları, geçmişte su moleküllerinin hareketlerini ve konumlarını tesbit etmek için yüz binlerce kare fotoğrafı incelemek zorunda kaldıklarını ve moleküllerin hareket ve konumunun, solüsyondaki yoğunluk, sıcaklık ve basınç nedeniyle sürekli değiştiğini belirtti. Ancak, PageRank sayeyinde moleküllerin yerlerinin tesbit edilmesi süreci bir saatin altına inecek.

Journal of Computational Chemistry dergisinin yazarlarından bilgisayar uzmanı Barbara Mooney, kristal yapılar veya proteinlerin üç boyutlu bir şekilde bükülmesi gibi alanlarda çalışan bilim insanlarının da bir gün benzer yazılımlardan yararlanabileceğini umuyor. 2010 yılında, Macaristan’daki bir bilim dergisinde, PageRank’in biyolojik hücrenin anlaşılması için kullanılabileceğinin belirtilmesi, algoritmanın düşünülenden çok daha fazla alanda kullanılabileceğine işaret etmişti.

PageRank, Google’ın kurucularından ve bugün CEO’su olan Larry Page tarafından hazırladı. Google’ın Başkan Yardımcısı Fellow Singhal, “PageRank’in moleküler araştırma metodları arasında yenilikçi ve etkin bir yer edinmesinden son derece mutlu olduklarını” söyledi.


Kaynak:Ntvmsnbc/Journal of Computational Chemistry(17 Şubat 2012,14:19)

Son düzenleyen nötrino; 13 Şubat 2016 11:20
Valeria - avatarı
Valeria
VIP Çilekli
20 Şubat 2012       Mesaj #169
Valeria - avatarı
VIP Çilekli
Yapraktan akaryakıt ürettiler

Bilim adamları laboratuvar'da karbonhidrat yerine araba ve uçaklarda da kullanılabilecek yakıt üreten yaprak geliştirdi.

Daily Telegraph’ın haberine göre Glasgow Üniversitesi bilim adamları, laboratuvar'da geliştirdikleri bir bir tür yapraktan akaryakıt elde ettiler. “Turbo gücünde” diye tarif edilen bu yaprak, doğadaki yapraktan farksız olarak, fotosentezle besleniyor. Ancak fark beslenmesinde değil, ürettiği maddede.
Bu yapraklar, fotosentezin ardından alışılanın aksine karbonhidrat değil, araba ve uçaklarda da kullanılabilecek yakıt üretiyor. Ayrıca yaprak yakıtının tüketilmesi halinde, atmosfere fazladan gaz salınmamış olunuyor ve çevreye zarar verilmiyor.
Bu ilginç buluşa, 2 yıl içinde “ince ayar” yapacaklarını açıklayan araştırmacılar, 5 yıl içinde de bunların kitlesel üretimine geçilmesini ve yeni bir alternatif enerji kaynağı olarak gündeme gelmesini öngörüyor.
Son düzenleyen nötrino; 13 Şubat 2016 11:19 Sebep: KIRIK GÖRSEL KALDIRILDI!!
Valeria - avatarı
Valeria
VIP Çilekli
22 Şubat 2012       Mesaj #170
Valeria - avatarı
VIP Çilekli
Uzayın en güçlü kozmik fırtınası
Gök bilimciler, bugüne kadar bir kara delikte oluşan en şiddetli kozmik fırtınayı tespit etti. IGR J17091 olarak adlandırılan kozmik fırtınanın rüzgarları saatte 32 milyon kilometreye ulaşıyor.

NASA’nın Chandra X-ray Observatory teleskobu tarafından tespit edilen rüzgarlar, ışık hızının yüzde 3’ü kadar hızlı. Bilim insanları, diğer adı IGR J17091-3624 olan kozmik fırtınanın, bugüne kadar tespit edilen en hızlı kozmik rüzgarlara sahip olduğunu belirtti. Michigan Üniversitesi’nden Ashley King, “Dünya’da Kategori 5 seviyesindeki bir fırtınanın uzaydaki dengini bulmuş gibiyiz... Bir kara delikte bu kadar şiddetli bir fırtınanın oluşabileceğini tahmin etmiyorduk” dedi.
Bir yıldızın yoğunluğuna sahip olan kara delik, yıldızların ömrünü doldurarak yok olduğu süpernova patlamasıyla oluşuyor. IGR J17091’in, oluştuğu ve aynı adı taşıdığı kara delik, Güneş benzeri bir yıldızla ikili bir sistem oluşturuyor. Yıldız, sistemdeki diğer kozmik cisim olan kara deliğin yörüngesinde yer alıyor. IGR J17091 sisteminin Dünya’ya uzaklığı 28 bin ışık yılı.

IGR J17091'in meydana geldiği rüzgarlar, kendisinden milyonlarca, hatta milyarlarca kat yoğun olan dev kara deliklerin ürettiği rüzgarlara denk. Dev kara delikler, Samanyolu Galaksisi de dahil olmak üzere, aktif galaksilerin merkezinde yer alıyor.
YUTTUĞUNDAN FAZLASINI PÜSKÜRTÜYOR
Araştırmada elde edilen bir diğer ilginç sonuç, kara deliği saran ve gaz ile toz parçalarından meydana gelen çöküntü diskinin, normalde yakalaması gereken materyalin fazlasını uzaya püskürtmesi. King, “Normalde kara deliklerin yakınlarındaki tüm materyali içine çektiği biliniyor. Ancak IGR J17091’in etrafındaki çöküntü diskindeki materyalin yüzde 95’i kozmik rüzgarlar nedeniyle kara deliğe düşmüyor” dedi.
Dünya’daki fırtınaların aksine, IGR J17091’nin oluşturduğu rüzgarlar birçok yöne doğru hareket ediyor. Böylece, materyallerin dikey bir ışın görünümünde kara delik tarafından yutulduğu jetlerden farklılaşıyor.

DİNİYOR SONRA YENİDEN BAŞLIYOR
ABD’nin New Mexico eyaletindeki Ulusal Radyo Gözlemevi’nin (NRAO) EVLA teleskobu, IGR J17091 kara deliğinde geçmişte ışık hızına yakın jetler gözlemlemişti. Ancak kozmik fırtınanın yaşandığı süreçte jetler tespit edilmedi.
Gök bilimciler, IGR J17091 kozmik fırtınasındaki rüzgarların hızını, uzayın çok sıcak bölgelerindeki x-ışını yayılımını tespit etmek için kullanılan Chandra teleskobuyla 2011’de ölçtü. Teleskobun birkaç ay önce aynı kara delikte fırtına tespit etmesi, kara delikteki fırtınanın belli aralıklarla durduğunu ortaya koydu.
Gök bilimciler, kara deliklerdeki fırtına ve jetlerin oluşumunda, çöküntü disklerindeki manyetik alanın sorumlu olduğunu düşünüyor.


Son düzenleyen nötrino; 13 Şubat 2016 11:19 Sebep: KIRIK GÖRSEL KALDIRILDI!!
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

28 Kasım 2016 / Hi-LaL Tıp Bilimleri
8 Ekim 2017 / Misafir Bilgisayar
30 Aralık 2008 / Ziyaretçi Cevaplanmış
10 Kasım 2008 / Ziyaretçi Taslak Konular