Arama

Şiir Nehri -2- [Arşiv] - Sayfa 72

Güncelleme: 18 Ocak 2010 Gösterim: 1.196.115 Cevap: 8.002
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
21 Ocak 2007       Mesaj #711
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Gidemem sana takılı kalır hasret çeken yanım
Gidemem bu yürekle başkasına yar olamam
Sponsorlu Bağlantılar
Bırakalım nefeslerimiz solusun bu sevdayı
Kalbim kalbinin içinde atsın
Ellerim avuçlarının içinde terleyip ıslansın
Alabildiğine yaşayalım bu sevdayı
Sevişmelerimiz emanet olmasın
Dudaklarımızdaki sıcaklık eskimeden
Teslim olalım sevdamıza
Bakışlarını gün ışığı gibi tenime sal
Ruhum eş olsun varlığına
Kapılalım o muhteşem büyüye
Zamanı bırakmayalım içimizde erisin
Kalmasın gözlerimizde
Yürek dolusu yaşanmamışlık
Bırakalım yıllar yılı yaşasın
Tanrıdan armağan bu aşkımız


alaşara ışık

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
21 Ocak 2007       Mesaj #712
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Pervânenim...

Sponsorlu Bağlantılar
Ateşinde sevdan ile yanarım
Divânenim, sende yansam ne olur?
Kerbelâ’da aşkı içer kanarım
Pervânenim, sende yansam ne olur?

Yaratılmış yedi katman yeryüzü
Hayalmiş beşere sidrenin yüzü
İç geçirmiş seni gören gökyüzü
Pervânenim, sende yansam ne olur?


Öfkelensen ateş olur çağlarsın
Geceleri gündüz olup bağlarsın
Hallerime lapa lapa ağlarsın
Pervânenim, sende yansam ne olur?


Yol benim içimde “mezhep” ne demek?
Aşk benim gönlümde “esvap” ne demek?
Bu engin denizde “girdap” ne demek?
Pervânenim, sende yansam ne olur?

Söz okundan hızlı gider düşünce
Gökler senden alaz alıp pişince
Aklım erip gönül sana düşünce
Pervânenim, sende yansam ne olur?


Yüreğim Mahşer

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
21 Ocak 2007       Mesaj #713
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...

Nazım Hikmet Ran
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
21 Ocak 2007       Mesaj #714
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
BİRTANEM'E

Seni sevdim,
sevgilerin en güzelini vermek için.
Seni düşündüm gecelerce,
en güzel düşlerimde yaşattım seni.
Ne varsa sana adadım elimdekileri,
sana adadım, yüreğimin her zerresini.
Yanlızca sen sev istedim,
sen sar istedim, yüreğimin her köşesini.
Seni gördüm nereye baktıysam,
gözlerime işledim gözlerini.
Ve yalandan uzak,
en temiz sevdayla,
yarınlarımda bir sana yer verdim.
Bir tek, seni yazdım kaderim diye,
bir tek seni istedim, herşeyden çok.
Sen yoksan, anlamsız dünya, anlamsız yaşamak.
Sensizliği, ölümden bin beter bildim.

gatherinflowersbutterfly

Gülüyorsam, mutluysam, bunca çileye inat,
bilirim ki, bu senin eserin.
Bir tek senin kollarındayken,
yaşamayı seviyorsam,
senin kollarındayken acıları siliyorsam,
her ne kadar kabul etmesende,
ben seni, daha çok seviyorsam,
biliyorum ki, bu senin eserin......

gatherinflowersbutterfly
Ve, hiç bir zaman anlatamam, seni sevmenin tadını.
Ve, doymaz yüreğim,
doymaz ellerim, bedenim, seni sevmeye..
Bunca sene sonra seviyorsam kendimi,
sen sevdiğin içindir beni.
Ve seviyorsam seni,
bana sevmeyi öğrettiğin içindir.
Sevebildiğim tek insan, sen olduğun içindir.
Biliyorum ki;
ne zaman dolsa gözlerim, bir an acıyla,
sen sileceksin gözyaşlarımı.
Ne zaman sarılacak bir beden arasam,
sen saracaksın beni.
Ve, senin sıcaklığında tanıyacağım şefkati.
Seninle gülecek, seninle ağlayacağım.
Benim bildiğim tek gerçek,
sen olacaksın hep.
Ve ben,
gatherinflowersbutterfly
en güzel şiirlerimi sana saklayacağım,
en güzel düşlerimi sana..
Sen yeter ki,
yarınlarda, bugünkü gibi, sev beni.
Senin sarhoşluğundan, hiç ayılmasın yüreğim.
Ve, ecele kadar,
benimle kal, yanlız benimle.
Seviyorum seni,
ve bir ömür yaşatacağım,
yüreğimde SEVGİNİ............

Nuri CAN


Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
24 Ocak 2007       Mesaj #715
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
“i n n a l i l l a h . . .

kadim bir pişmanlık mı
büyüyen rüyâ mıdır
delikanlı atlasında demirleyen kan
bakışı doğuştan buğulu yıldız
serçe parmağından düşen yüzükte


abdullah'ın dudağı ellerinden de beyaz
tutsun o ellerden günahkâr yüzler
öpsün biraz


ısırgan ve nergis suyu içerek
silindi sayfaları omuzlarının
patikasında kesilen adımlar
nefesin
k a n / s e r din
emrine uyarak şâfî olanın


toprağı okşayan yıldız kokusu
teker teker çağırıyor sofrasına ölümü
saatlerin oyun halkalarında
gece ve gündüz
bir


elif tılsımından yansıyan hüzün
kefenliyor adımını gecenin
matemini çocukları taşıyacak gündüzün
bir yağmur
bir duadır silecek ardınızdan günahı


pencerede taze üzüm yaprağı
babanın sakalında çırpınışın izleri
yastıkta kan kulaktan kulağa
akan
akan
akan


toprak nasıl döner insana
ve nasıl düşer toprağa insan


bir şehre gidiyordun düşlerinde bir gece
“a b i y o l b i t t i” diyordun
ben limanlar kuruyorum gözlerinde
ıssız ve soğuk
yanağımda kurumuş öpücük izlerinden
biten ne acıdır ne de hasretin


yüzümüzde saklanan bir ağıt ki tetikte
çarpıyor / dağılıyor duvarında odanın
bir sülüs hattır
gözlerinin dokunduğu
durakladığı nefesin


yağmura tutarak bakışlarını
devralan hangi çiçek
meydanda çoğalan ağlayışı mazinin
ateşten bir ırmak boğazımda kuruyan
dediğin gibi
“b i r y ı l d ı z h e p k a y a c a k”


aslına çağrılan kelebek yolcuları
saçlarında kararan beyazlığı toprağın
ağrıyan sesiyle bir anne
oğul
“oğul...”
oğul

. . . v e i n n a i l e y h i r a c i u n”


26 ağustos 2001
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
24 Ocak 2007       Mesaj #716
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Biliyor musun
Ayak sesini duysa kalbim
Bir başka çarpıyor
En güzel tonları sürünmüş
Nağmelerle bezenmiş sesini duyduğunda
Başı dönüyor kalbimin
Sarhoş oluyor.
Biliyor musun
Gözlerini görse gözlerim
Çiviler çakılıyor bir yerlere
Başka yönler yasaklanıyor
Başka şey yokmuş gibi dünyada
Sadece
Gözlerine bakıyor.
Biliyor musun
Saçların dalgalansa hafif bir rüzgârda
Kalbime kasırgalar doluyor
İçim eriyor
Parmaklarım
Hep “Okşasam! ” diyor.
Biliyor musun
Dudaklarına yaklaşsa dudaklarım
Güller tek renge bürünüyor
Ciğerlerim kokunla kendinden geçiyor
Dudaklarım büzülüyor
Şu fani dünyada
Hiç değilse bir defa
“Öpsem! ” diyor.
Çok kötüsün
Biliyor musun
Ne yaptın vücuduma bilmiyorum
Her hücrem
Gönlüm gibi seni istiyor
Sen hâla gelmiyorsun.



turgut uzdu
blood_lovee - avatarı
blood_lovee
Ziyaretçi
24 Ocak 2007       Mesaj #717
blood_lovee - avatarı
Ziyaretçi
Eylül Sonunda Bir Gün

Şimdi tedirgin bir öğle sonudur zaman
Nice çiçekler suluyorum ellerimle
Begonyalar büyüsün diye
Gülüşlerin tökezlerken dudaklarında
Ne çok şeyi unutmak isterdim
Bir çoban türküsünde

Kaç kez kırmak istedim kalemimi bilsen
Lakin işte yoktun sen...

İşte başucumda gülümsüyor akşam
Üstümde içli bir derviş edası
Kulağımda ürperen, bir annenin sedası
Hanidir görünmüyor çiçekçi kız
Yalnızlığı deli gömleği gibi giyerken
Yüreğimde saltanatın yıkılırken

Kaç kez vurmak istedim kalbimi bilsen
Lakin işte yoktun sen...

Gün sonunda koynuna alır lacivert gece
Bir mahşer sessizliğiyle uyurken aşk
Yoktur yüreklerde artık bir firak
Bir kar soğuğu sesine hasretim
Bir de sessizliğin sensiz gürültüsü
Gibi çınlar eylülün cüretkâr sesi

Kaç kez kayboldum soğuğunda bilsen
Lakin işte yoktun sen...

Mehmet Kabakçı
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
24 Ocak 2007       Mesaj #718
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Döne döne yağarken kar taneleri
Tertemiz sevginin nur taneleri
Beyazlara bürünmüş dağlar tepeler
Açmış kollarını cananın bekler


süleyman sönmez
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
24 Ocak 2007       Mesaj #719
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Şehr-i Aşk

bir şehir/
güzelliği fotoğraflarda kalmış/siyah beyaz
...

Gün aşıran kadınlar sokağında
hüzünbaz evler,
Cumbalarından mendil düşürüyor
avare aşıkların ayak ucuna
_____lale kokusunu yenilerde tanıdı kent
biraz sarhoş taklidi
biraz yalan dolan
bir gün daha nasılsa geçer
başın ölüme dönük
______ne çok istemiştim büyümeyi,
büyümek ölmekmiş anlatmadı hilebaz hayat...

sallantısı ağaçların zevk-i sefadan
devir aşk devri..

Aşka rastgelsin diye karşılaşmalar
zaman kollanıyor şimdilerde..
Bahisler akreple yelkovanın bitmeyen yarışına..

______kentin en yüksek yerine dikilmiş saat kulesi,
ki evine saat alacak kadar zamanı yok kimsenin...

Adımlarım ağır aksak aşktan döndü,
yalnızlık çarpıldı yüz kere yüzüme
ah yüzüm ne kadar sahte
yüzüm neden yüzsüz

_____ay ışığından aydınlık çalan sokak lambaları
yirmi bir mumluk bir hayatı üflediler nefesime,büyüyorum...

köşe başlarını tutan
meçhul dokunuşların eşliğinde eksiliyorum
toplanmak isterken
kaça bölünür bir insan bu kadar yokken..

ah ellerim neden titrek
ellerim neden (el)sizsiniz
tutun beni düşüyorum

aşk gibi gelen,aşka çarpmadan dönenlere...


ilknur yildirim
MaKaLeLe - avatarı
MaKaLeLe
Ziyaretçi
24 Ocak 2007       Mesaj #720
MaKaLeLe - avatarı
Ziyaretçi
Belki Yine Gelirim

Cemile Çakır hocaya

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa, yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün

Ahmet Telli |

Benzer Konular

2 Aralık 2006 / Misafir Genel Mesajlar
6 Ağustos 2020 / mydarling24 Genel Mesajlar
18 Temmuz 2016 / Daisy-BT Edebiyat
27 Kasım 2012 / Efulim Coğrafya