Arama

Şiir Nehri -2- [Arşiv] - Sayfa 147

Güncelleme: 18 Ocak 2010 Gösterim: 1.190.689 Cevap: 8.002
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
23 Şubat 2007       Mesaj #1461
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Aşk İki Kişiliktir

Sponsorlu Bağlantılar
Değişir rüzgarın yönü,
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi,
Boşuna bir liman arar.
Gülüşü bir yabancının,
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir,
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır,

Ataol Behramoğlu



the_pretty - avatarı
the_pretty
Ziyaretçi
23 Şubat 2007       Mesaj #1462
the_pretty - avatarı
Ziyaretçi
onbeş Yaş

Sponsorlu Bağlantılar

Yaşı onbeşe ermiş
büyümeye karar vermiş
... artık o çocuk değilsin

Karşı köşede gördüğüm
bakışları kördüğüm
.. artık o çocuk değilsin

Sokağını yıprattığım
yüreğini hoplattığım
... artık o çocuk değilsin

Kaç defa daha büyüdük
masumiyetten sürüldük
... artık o çocuklar değiliz

O bahçe, o ev, sokak aynı mı?
Yüreğinde biraz sevda kaldı mı?
Onbeş yaşındaydık, aldın aklımı!
... artık o çocuk değilsin
... ama hala tek sevdiğimsin!

Gül Ozan

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
23 Şubat 2007       Mesaj #1463
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Yağmurun Altında

Yirminci yüzyılı yaşadım
Ertelenmiş bir yüzyıldı bu
Yıkık bir sur yazgımızın uydusu
Bekletir ömrü yürüyen ayla birlikte
Bırakmaz günün adını koyalım.

Yanıtsız bir yaşamdı erdemimiz
Herkes içindi ve kimse içindi
Okunmamış bir yazı, umudu doyuran,
Duaları düşünmek neye yarar
Kurgular tutuşturdu bacalardan.

Yirminci yüzyılı taşıdım
Tedirginliğimizin zorbalığıdır sanrılar
Ve tohumun beklenmedik gürültüsüyle
Çıplak su gibi yinelenir zaman
Gökyüzünde usumuzun dirliği

Aklın başarısızlığa uğradığı içtenlik
Bir şive gibidir insan, ey öldürülmüş insan
Bilinmeyen bir hayvana özgü bir ses gibi
Sabırsız testi, hep dolar gibi olan
Her şeyin sese dönüşeceği bilinemez ki!

Yiminci yüzyılı yaşadım
Parlak suyunda boğulmuş sahipsiz
İnsan yeryüzünde durur, bulutlar
Bulutlar düşümüzde doludizgin
Soylu bir çılgınlıktı gündemimiz.

Ellerinde oyuk gözlü idoller
Yüreğimin yalanını besler üç güzel
Bir dağın tepesinde buldum üç güzeli
Ama ses yok, sessizlik yok, önce erte yok.

Yirminci yüzyılı taşıdım
Golgota' ya dirilemem ki,
Taşlar arasında yabanıl erinç
Ölümü diriltiyorduk hep
Yaşam tabular arasında bir esinti.

Mevsimler kurgularla oyaladı bizi
Tarlaya bırakılmış bir at gibi
Bağlı, yalnız ve özgür,
Umudumuz sabrın tutamadığı ırmak
Umutsuzluğumuz insan kalmak içindi.

Yirminci yüzyılı yaşadım
Dingin karştlıkların adını bulmalı
Sel gibi kuruyor yaşlılık, gençlik
Sanki melekleri gördük uzun saçları
Tanrının unutkan kuzgunu idik.

Nasıl unuturum ey doğa
Bana bir diyeceğin vardı, kalakaldım,
Vaktim yetmedi, ölüm kalım,
Bütün yüzyılları yaşadım
Vaktim yetmedi anlamaya.

Yirminci yüzyılı taşıdım
Atalardan kalma huysuzluk
Kuşku, yeryüzü deliliği,
Kıralımız doğuştan yarım
Ama tanrımız Ara Ara idi.

Yaşayamadım yirminci yüzyılı
Kim yaşadı ki kendi yüzyılını
Akarsuyun dilinden sezenimiz yok
Orpheus' tan sonra ben geldim
Giz dönüp baktığımız yerde kaldı.

Görüp de bilenimiz yok.

Ah acımasızdır uykusuz soru
Delice zeytin yerdi atamız Homeros
Biz yemezdik, aşılı zeytindi bizimki
Suskun arpa, uyur uyanık harlı toprak
Ama yüzyılımız hamdı, delice idi.

Yirminci yüzyılı yaşadık
O çağa bu çağa gömüldük
Bir şey var, susar, bakar durur
Ölümün soluduğu denizle varolan
Gökyüzünden başka çağ yoktur.

Oysa ne cok gecmis var, ne cok zaman
Ne cok gelecek, ne az zaman
Benzerlikle karşılaştık, susalım,
Kapalı bir avuçtur sözcük
Neden açıp da sormak ister insan?

Sorup da dönenimiz yok.

Hiçbir yüzyılı yaşamadım

Tüy kuşun ruhudur, ses teni
Hep anlar gibi oldum duvara vuran güneşi
Nesne ve bilinç birdir, çağ atlattı beni
Bir hoş bilmece içinde yaşadım.

dingin ol ruhum, belki uzaklarda
Bir yerde nicedir ilk dizeleri
Yaratılıyor acıklı destanımızın
Çağlar sonra hayranlıkla okunmak için
Belki benzer umursamazlığımız kahramanlığa.

Kalk dostum ormana gidelim
Geyik sesleri içine çökelim
Yeniden doğuş, kıvanç, uyum
Kurgular bir yana, biz bir yana
İlk kez düşünmeden görelim

Martılar gibi yağmurun altında

Melih Cevdet Anday
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
23 Şubat 2007       Mesaj #1464
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Mahur Beste

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
Geceler uzar hazırlık sonbahara


Attila İlhan
the_pretty - avatarı
the_pretty
Ziyaretçi
23 Şubat 2007       Mesaj #1465
the_pretty - avatarı
Ziyaretçi
Seni Aradım...

Seni aradım yıllarca
Durmadan,usanmadan.
Karınca yuvalarını eşeledim,
Kartal yuvalarına çıktım,
Üşenmedim,
Yalçın kayalara.
Aynı caddede
Günlerce bekledim,
Belki buradan
Bir daha geçer diye.
Kapıları çaldım
Birer birer,
Postacı gibi,
Tüm perdeleri açtırdım,
Belki
Bi-yerde kapıya çıkar diye.
Haber saldım deniz kızına,
Resmini verdim,
Tarif ettim,
Kurye balıklarıma
Belki tanır da bulurlar diye.
Doğum servislerini dolaştım bir bir,
Mezarlıklarda bekledim
Okudum bir bir mezar taşlarını
Belki
Habersiz ………..diye.
Deseler ki bir karpuzun içinde
Ya da bir şişede,
Kıracaktım,
Tüm…………………..!
Ve
Deseler ki;
O da seni arıyor,
Bucak bucak,
Belki de
İnanmayacaktım
Doğrudur belki diye!

Muharrem Çetinkaya
the_pretty - avatarı
the_pretty
Ziyaretçi
23 Şubat 2007       Mesaj #1466
the_pretty - avatarı
Ziyaretçi
Seviyorum Seni

Kördüğüm sevdalarına yandığımız sevgili
İçimizden alıp giderken seni
Sözlerden soyutlayıp
Kelamsız ve selamsız gelişin gibi
Gidiyorsun şimdi öyle mi
Git. Yanarsa ardından yürek
Ağlarsa gözlerim
Bir damla yaş akıtırsam gidişine
Namerdim.
Sevdin de gidiyorsun öyle ya
Sevdin de vakti doldu bana sevdanın
İçinde bir ukde gibi kalmıştı gitmek senin
Başardın işte gidiyorsun
Dön demem sana
Yollarına çıkıp yalvarmak mı asla
Rüzgarın önünde savrulan yaprakları
Sevdiğin kadar sevseydin sen beni
Gidemezdin, gitmezdin
Sen bendeyken elleri sevdin
Benim üç beş yalanımı bahane edip kendine
Ardına bakmadan kaçıyorsun
Oysa senin yalanın ömrümün talanı
Gider mi insan seviyorum deyip de
Karanlık gecedir bana gelişin
Gidişin şenliğim olsun
Dönme bir daha sakın yıkılır yüreğim
Seni görmeden yaşamayı da bilsin
Ve öğrensin sevda ne yalandır ellerde
Ne yıkımdır terk ediliş bir el uğruna
Öğrensin, acısını tatsın yüreğim.
Gözlerinde deli bir fırtınaydı yakaladığım
Ölümü göze alırken uğruna
Meğer bir yalandan ibaretmiş sevdan
Ya da başkasının sevdasını verdin
O başkasının yokluğunda bitmesin diye içinde
Biterken bende senin el sevdan
Sen gittin,
Benim bilmediğim yaban yerlerde
Birkaç pusu düşecek payına
Sevdiği yerlerde, başka ellerle
Düşlerin düşecek birer birer
Zapt edilmesi imkansız düşmanın olacak
Karanlıkta bekleyişlerin
Gittin ve beklemem seni
Dönme bana beklemeyeceğim sesini
Sevdanı içimde sensiz yaşatacağım
Sen benim dilimde duamdın
Artık vazgeçtim senden
Sevdan yaşama ümidimdi
Hep böyle kalacak fakat sen olmayacaksın
Yıllarını kemirecek yokluğum
Belki umurunda olmayacak
Yenilgisini tadacaksın bensiz yokluğun
Dilinde hep bir inkar kalacak
Sen beni hiç sevmedin
Sevseydin gider miydin
Yıllarımı yolunda yenilgisiz yakarken
Adımı hırpalayıp sevdanın düşlerine
Gözlerime bıraktığın yalandan sevmelerine inat
SEVİYORUM SENİ
Seni seviyorum gelmemene ve gitmene rağmen
Beni bu yollarda yalnızlığıma satmana rağmen
Düşlerimi yolunda çekinmeden harcayıp gitmene
Beni ardımdan adamlığımla yargılayıp
Sonra şerefimi bilmeden söylenenlere rağmen
Bir yanılgı gibi sevmene
Ve gerilerde kalan yüreğimin hatırına
SEVİYORUM SENİ
Çıldırsam da yokluğundan
Ah etmem gidişine
Varlığında bu sevda can çekişiyordu
Yokluğunda aşkı çırılçıplak yaşıyor
Gidişin sevdamın ilacı oldu şimdilerde
Dönüşün olmasa da olur
Ben seni gitmelerinle sevmedim mi
Sen her gelişinde bırakma derken
Biliyordum gideceğini
Bu kez de dönüşün olmasın ne çıkar
Yokluğun varlından hafif
Ruhum isyanlarından kurtuldu sonunda
Ve yangından geriye savrulan
Bir ses gibi sevmem seni
SEVİYORUM SENİ
Zamansızlığında sevdaların
Geçmişi olmadan
Şimdisi yokken
Geleceği kalmadan
Zamansız ve amansız seviyorum seni
Duyma sakın söylediğimi
Dönme bir daha geri
Yalvarmam bir daha
Bir daha eyvallah etmem sana
Bilirsin ki bu savaşta yenik benim yolunda
Sen galipsin
Dönme bana
Yıkma vuslat umudunu gönlümün
Yokluğunda yeter bana
SEVİYORUM SENİ
İlla gönlümün sultanısın
İlla ömrümün darağacı
Elbet benimde vardır düşlerim
Gittin de kaldı yarım bütün sevinçlerim
İhaneti tadalı beri gözlerinde
İçimde yalınayak bir yangın
Bir kor tutuşup sarıyor gezdiğimiz yollarda
Her günüm yağmur
Islanmadın sen bir kere sevdamla
Bitmedin bende bitmeyeceksin
Ölümler gelecek sen dönmeyeceksin
Dizlerimiz bağı çözülürken sevdana
Seni bir kez daha seviyorum
Seni yalnız seviyorum
SENİ SEVİYORUM
Ardına bakmadan yüreğimin
Yollarına çıkmadan senin
Ve sevdalarının
Yolumda ayrılığınla kol kola
Ateş merdivenlerinde
Mumdan düşlerimle eriyen bir beden ile
Geçip gidiyorum yar bildiğime
Aşkının ateşinde yanarak yıllar boyu
Beklerim seni kimsesiz
Talan edip bıraktığın benden kalanlarla
Yarım yaşanmış ve eskimiş gençliğim kollarımda
SEVİYORUM SENİ


Nuh tufanı gibi yaktıkça ömrümü sevdan
Umut seninle bırakıp kaçtıkça
Ruhumda isyan gibi adın yankılandıkça
Aşkın ile yanarak, toz duman
Yağmur düşlerinde gülüşünün SEVİYORUM SENİ

Kor ateşinde sevdamın, yangın gibi
Ulu yurdunda dedemin ocakta har gibi
Zemheri sözlerinde aşk var gibi
Umudumu vururken sen, umut diye SEVİYORUM SENİ

Varılmayan durağı gibi ömrümün
Ezberimde düş çığım gibi sürdüğüm

Aşk elinden dizeler içinde
Leyla çölü sürgününde senden kalan
Bahtımı karartıp gittiğin dünden
Alevlerinde sevmelerimin
Ters giden ömrümün yamacında
Ruhumun isyana karıştığı her davamda
Olmazsa olmazımsın sen
SEVİYORUM SENİ

Firak çığlığında savrulanlarla
Aşk ateşinde senden bende yananlarla
Tur dağında Musa’nın Hakka yalvarması gibi
İçimde dışımda duasın sen
Her dem zarında SEVİYORUM SENİ

Kurt kuş yuvasında, dağlarında ömrümün
Ellerim bomboş duada gördüğün
Meleklerin safiyetinde sevdiğim
Aşk içinde içimdesin ne var ki
Leyla’m olsan da, olmasan da SEVİYORUM SENİ.

Albatros Fatih Kemâl
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
23 Şubat 2007       Mesaj #1467
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Sevdalı Şehit

Yildizlari toplayip matarama koyarken
Alnima degen kursun kaderimle bulustu
Goturdu kursun beni uzaga otelere
Geceye niyet etti safaklarla bolustu

Yildizlari al gotur
Nazli yarime yetir
Ona gidemem ama
Onu kabrime gotur

Ah ana ben olurmuyum
acep yok olurmuyum
Nazli yarin dilinde
Ad olur kalirmiyim

Mataram yildiz dolu yar icin sakla anne
Hergun benim yerime paptya kokla anne
Kavusuruz otede duslerde bekle anne
Ben nazlimdan ayrildim daglar daga kavustu

Nazli yar beklemsin
Kinayi saklamasin
Sursun pamuk eline
Kabrime gelsin anne

Ah ana ben olurmuuyum
Acep yok olurmuyum
Nazli yarin dilinde Ad olur kalirmiyim


Ahmet Şafak
nisan_yagmuru - avatarı
nisan_yagmuru
Ziyaretçi
23 Şubat 2007       Mesaj #1468
nisan_yagmuru - avatarı
Ziyaretçi
seni seviyorum EYLÜL BAKISLIM

Bende olduğundan beri
ne zaman aynaya baksam; kendimi bulamıyorum.
Gözlerimde gözlerini, dudaklarımda gülüşünü görüyorum.
Hep nefesini soluyorum, tenimde bir ürperti beliriyor.
Koca şehir susuyor sadece sesin çınlıyor kulaklarımda.
Bakabildiğim kadar ileride, dokunabildiğimce yakındasın
ama hasret kalıyorum bebek yüzlüm gülüşüne.

İstanbul gibi bakıyorsun bana, gizemli ve buğulu.
Hem içinde olup, hem yalnız yaşamak bilsen ne kadar zor geliyor.
Hayat kavgasını sürdürüyor sevdam.
Aşk can çekişiyor gecelerimde.
Tenine susuyorum Marmara’nın derinliklerinde.
Yeditepe çalıyor sanki seni benden, yavaş yavaş tüketiyor.

Gökyüzüne yıldızlarla tutunan peçesini çıkarıyorum karanlığın.
Pencereden yatağına süzülen ay ışığı olmak,
yüzünü sürdüğün yastık olup düşlerine avuç açmak için.
Bedeninde serilmeliyim gece gibi.
Meleklerin uyurken bıraktığı gülüşü seyretmeliyim başucunda.

Kalmamı istermisin, yıldızlar bir bir gömülürken sabaha?
dokunmamı istermisin ayaz düşen tenine?
Hani utanmazlığın koynunda
kendinle sevişmelerinde yanında olmamı istermisin ?

Kuruyan teninde terden boncuklar yapabilirim,
güzel bir melodideki piyano tuşları gibi dokunabilirim vücuduna,
kıvrımlarınla ahenkli yaşayabilirim seni.
Rüzgârın dağlarla kucaklaşmasını,
dalgaların kıyılara cilvelerini getir aklına.
Önce, süzülmelerini hisset kumlara köpüklerinin,
sonra kızışan rüzgârla tut ellerimi.
Tüm gücünle sarıl biçare kimliğime.
Açlığımı, susuzluğumu, sırlarımı bitir gecede.
İçimde kıpırdanışların, yüreğimde sıcaklığın, dudaklarımda
titreyişleri sevdanın, tenimin ürpertisinde nefesin olmalı...

Dağıt, hazan düşen yatağımı. Güneşim ol eylül gözlüm.
‘Seni istiyorum’ diye yutkunduğum nefesimi al dudaklarımdan,
sırlarımı çöz öpüşlerinle. Ay gibi yum gözlerini geceye,
yıldız gibi kay geç düşlerimden. Tadını bilmediğim,
tenine düşmediğim hayal olmaktan çık, dökül şehvetinle.

Söyleyemem sana yanan tenimi, kıvılcımı düştü bir kez içime.
Kıvranışlarım kadar sessiz uykusuzluğum.
Her dokunuşumda kendime, haykırışlarım suskunluğum aslında.

Kendime sarılıp yatağın bir ucunda tüm ürkekliğimle gelişini beklerim.
İçimden akan ılıklığı, sıcak sevdayı sana sunmak,
sadece hayalinle bütünleşerek yaşamak çok zor be aşkım...
‘SEN’ bendeysen, benimsen.. Neden gecelere isyanım?

Kirpikten bulutlarını arala artık, güneş gözlerinde kapalı kalmasın,
Uyan! Dünya güneşe, ben sana kavuşayım.
Seni seviyorum eylül bakışlım.


Arzu Altınçiçek

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
23 Şubat 2007       Mesaj #1469
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Anne

Beni ***** dünyaya yaşa diye sen attın
Şimdi bu hatana ağlama anne,
Sen daha beni doğururken ağlattın,
Şimdi ne yaptım diye ağlama anne!

Anne sen bilemezdin böyle olacağını
Suçun yok,ferah tut yüreğini,sıkma canını,
Oğlunda düşe kalka öğrenir yaşamayı,
Benim kaderime sen ağlama anne

Anne ağlama,bak bende ağlayacağım,
Kıracağım zincirleri,sana koşacağım
Belki bir bayram sabahı yanında olacağım
Benim yokluğuma sen ağlama anne
;

Ana düşün beraber geçen günleri
Kuranda zamanın varmı geri gelmesi,
Resimlerime bakıpta üzülme sakın emi
Benim hatırama sen ağlama anne.

Şimdi uzaklardayım,ne olur bilmem halim
Halim değil düşündüren,halindir halin
İnsanlar binbir çeşit,kimi iyi kimi zalim
En zalimleri ise,..,
Boşveeer!
Bende kalsın be anne
Benim sevdama sen ağlama anne

Bir sabah belki çıkar gelirim,
O mübarek ellerinden doya doya öperim,
Belkide önünde secdeye eğilirim,
Beni görünce sakın ağlama anne

Benim kaderime sen ağlama anne
Biliyorum yine ağlıyorsun
Sil gözyaşlarını,mutluluk oyunu oyna,
Beni herzaman sev ama ağlama
Bak ben ağlıyormuyum,sende ağlama
Ağlama....Ağlama.....Ağlama!


Serhat Çalışkan
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
23 Şubat 2007       Mesaj #1470
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
AÇIK

Biz hep açık konuştuk.
Gökyüzünden maviydi sözlerimiz.
Sığ bataklarda değildik, kuşlar gibiydik,
Uçarıydık. Gözlerimizde
Şavkıyan parıltılar gibiydik.

Biz iyiye iyi, güzele güzel dedik.
Masallardan çekerdik mısraları, tülbent gibi.
Yalnız, şiirlerde yalan söylemezdik,
Umutlarımızda, hayallerimizde de yalancı değildik.

Biz buğday tarlalarında buğday,
Ağu yeşili bahçelerde ot,
Trenlerde düdük sesiydik.
Yıldızlara çobandık, değirmenlere su,
Bozkırlara bulut gölgesiydik.

Seller aktı gitti. Biz kaldık.
Bulutlar uçtu gökyüzünden.
Rüzgarlar darmadağın etti.
Ne bahçesinden hayır var, ne güzünden.
Akıl da bulutlar gibi çekip gitti.

Nerden bilirdik, çalışmaktan
Kocayacağını sevgililerin,
Yaşamanın güzelliği kadar
Hoyratlığını, bezginliğini...
Biz kaldık, koyup gitti bahar,
Her şeyi nerden bilirdik.

Cahit Külebi

Cebeci Köprüsü





Cebeci köprüsünün üstü
Karınca yuvasına benziyor,
Hamallar, körler, topallar,
Oturmuş nasibini bekliyor.

Cebeci köprüsü yüksek
Altından tren geçiyor,
Ya benim aklımdan geçenler?
Kimse bilmiyor.

Şu dünya güzelim dünya
Tıkır tıkır işliyor,
İnsanlar insanlar insanlar
Neden böyle çekişir durur
Aklım ermiyor.

Cebeci köprüsünün korkulukları
Kara boyalı,
Daha böyle köprülerden geçersin çok


Cahit Külebi
Şiiri gönderen kişi :
1
Son düzenleyen Blue Blood; 23 Şubat 2007 19:57 Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi

Benzer Konular

2 Aralık 2006 / Misafir Genel Mesajlar
6 Ağustos 2020 / mydarling24 Genel Mesajlar
18 Temmuz 2016 / Daisy-BT Edebiyat
27 Kasım 2012 / Efulim Coğrafya