Arama

Sonsuz Aşk - Sayfa 29

Güncelleme: 26 Ekim 2014 Gösterim: 564.183 Cevap: 2.787
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
29 Ağustos 2006       Mesaj #281
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Yüzük

Sponsorlu Bağlantılar
Senin denizinin kuşları savrulur,
Dökülür beyaz külleri gölgeme benim;
Karanlığıma konar ince gözleri,
Şimdi bir ırmaktır ince gözleri,
Açar yapraklarından bitkinliğin.

Senin aşkının dalgın ordusudur
Benim aşkıma yaslanan uyku,
Sonsuz bir dev kanar bahçesinde,
Kan-tutkusunu büyütür bahçesinde,
Yerleşir tırnaklarına dikenlerin.

Senin kemiklerin saçlarımdan kurulur,
aramızda tutuşan her dakikadan;
Yeni bir kuş dirilir küllerinden,
Çoğalır kanatları küllerinden.
Uçsuz tüyleri vardır tüylerinin.

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
30 Ağustos 2006       Mesaj #282
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
sen sevdiğim;
bunları bilmiyorsun
Sponsorlu Bağlantılar
seni düşünürken ellerimin
kopacakmış gibi titrediğini
kapıyı çalınca ben arkasında
senin olmanı istediğimi
sen yanımda olunca
huzur duyduğumu
gözlerimden de mi anlamıyorsun
yoksa hiç yürekten,
bakmadın diye düşünüyorsam
senin yüzündendir.
seni seviyorum diye
ne kadar söylesem
sana olan sevgimi
anladığını sanmıyorum
anlaman için sahildeki
kum tanelerini say desem
sayamazsın ki
tenin tenime değdiğinde
nefeslerimiz karıştığında
en önemlisi tırnakların
göğsüme geçtiğinde
tavla zarı değil ki
kır yenisini al
işte bebeğim bütün bu
yaşananlardan sonra
aşkımı kelimelerle ifade edememek
zoruma gidiyor.
artık gözlerine bakınca
beni delip geçmesini istemiyorum
bakışlarının bende kilitlenmesini istiyorum
benden başka bir şey düşündüğünü
gözlerine bakınca anlamak istemiyorum.
sen dokunmak isteyip de kıyamadığım
koklamak isteyip de koklayamadığım
tomurcuk
sen benim deyip saramadığım
elin deyip kovamadığım
kalbimden söküp atamadığım
gülüm
benimsin ama değilsin
değilsin ama yine de benim
seni öylesine seviyorum ki
ölesiye ölesiye.

Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
30 Ağustos 2006       Mesaj #283
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Hatırlatma

Mektup derken siir oldu bak gene
Darilirsan ben ölürüm unutma...
Taze sarmasigim hoyrat bedene...
Sarilirsan ben ölürüm unutma

Bir gün günes olur göle dogarsin
Bir gün yagmur olup yola yagarsin
Bir gün ciçeklerden koku sagarsin
Yorulursan ben ölürüm, unutma

Kiliç agzi yoldur ok ucu meydan
Dikkat et;sen benim canimsin ey can
Koyakta kekliksin kayada ceylan
Vurulursan ben ölürüm unutma...

Ask denince akli birak deli ol
Isik isik gökten inen dolu ol
Boz-bulanik akan yagmur seli ol
Durulursan ben ölürüm unutma

Dinlemek zor, anlatmak zor yar beni
Göreceksin dertte gamda gör beni
Gönül topragima yaptim türbeni
Dirilirsen ben ölürüm, unutma
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
1 Eylül 2006       Mesaj #284
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
SERENAD

Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına,
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana.
Tozlu yollardan geçtiğim
Uzak iklimden şarkılar getirdim sana.
Şeffaf damlalarla titreyen ağır
Goncanın altında bükülmüş her sak;
Senin için dallardan süzülen ıtır,
Senin için yasemin, karanfil, zambak...
Bir kuş sesi gelir dudaklarından
Gözlerin gönlümde açar nergisler,
Düşen bin öpüştür yanaklarından
Mor akasyalarla ürperen seher.
Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıklarla dolacak kalbimin içi..
Geçiyorum mevsim gibi kapından,
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.


Ahmet Muhip Diranas
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
1 Eylül 2006       Mesaj #285
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
..
Seninle aşka dair konuşamıyoruz hiç, farkında mısın?
Issızlığımı konuşamıyoruz. Eksik heyecanlarımı, yitik fercimi, göz bebeklerinin kovuğunda titreyen bedenimi, bedevi düşlerimi konuşamıyoruz. Nedense ben senin teninin hayatta açtığı yarada irin bile olamıyorum. Aynı havayı soluyor ama, ortak paydaşı olamıyoruz bedenlerimizin. Kağıttan taşan yürek gibi taşıyorsun gözlerimden. Sesinin içinde yutkunuyorum. Gülüşünün içinde pimi çekili bir pusu oluyor öksüzlüğüm. Oysa dün gece nasılda güzeldin. Öyle avuçlarımın arasında, yaralı bir serçe soluğu gibi hızlı hızlı ve utangaç utangaç atıyordun. Dikkat etmesem kayıp gidecektin parmak uçlarımdan. O tanrısal kokunu çekemeden ciğerlerime uçup gidecektin. Bana öyle bir sokuluşun, kendini bana bir mabuda sunar gibi sunuşun vardı ki kendimi bir şey sanırdım. İçimde bir peygamber buğusu.. Başını göğsüme, bu eşkiya ini cehenneme öyle bir dayayışın vardı ki sanki seni koynuma aldığımda mağrur bir peygamber oluverirdim..
Gözlerinle ranza arkadaşıydık. Volta atardık aynı hengamede. Bu yabanıl acıların tortusu sinerdi ellerimize. Dudakların kafiyesizdi. Başkasının sevdalarına mikrofon uzatırdı hevesle.
Daha sana neler anlatacağım dinle..
Horlanmıs kelimeleri derleyip toplayıp, kendi kendini sırtından vuran bakışlarıma dayayıp sırtımı daha sana neler anlatacagım..
Beni tanımadığın anlarda..
Cafede ya da bir yerlerde pat diye dul kalırdım.. Şizofrendim anladığın.. Bunca yıldır yüksünmeden taşıdığım bu yürek, bir sığıntı, bir Rıfat Ilgaz romanı oluverirdi. Öyle boş süt şişeleri gibi koyuverirdin kapı önüne.. Sayende aşk sarhosluğu değil, şarabın emanet verdiği ve en fazla bir kaç saat süren üvey bir sarhosluğu, göğsümde bir madalya gibi taşırdım..
Oysa sen, olmayacak düşlerimi hayatın sayfaları arasında bir parça tebessüm eşliğinde kuruturdun. Benimse, içimde çürüyen gülüşler barınırdı. Hasretimi bir şiirle giderir, tenini bir kadınla harmanlardım. Yaralı bir delilik olurdu senden sonrası.. Bana sevdadan bahsetme.. Mücevher kutularında saklanır aşkın ötesi.. Bir hançer gibi süzülür gülüşün. Tedavülden azad bir türkü bulaşır dilime..
Sevmek istemesem de seni..
Hangi şiir şairini seçebilecek kadar lüks hayat yaşayabiliyor ve hangi sarmaşık kendi duvarını seçebiliyor..
Ağlarsam aldırma.. Gözlerimin mıntıka temizliğidir ağlayısım. Kocamış umutlarım, sesimin en uçurum yerinde sızar gözlerime.. Bir deprem ki sorma.. Eğitir zulmetini aşkın en som haliyle. Gözlerimin üvey kardeşidir kimsesizliğim.. Öyle gece mavisi gibi, çiğnenmemiş bir sırt ağrısı gibi sirayet eder ciğerlerime yokluğun. Beni tütüne kelepçelersin. Üstüme çevrilen silah namluları gibi, kah pe kurşunlar gibi damlarsa göz yaşlarım yanaklarıma, içimdeki umman, karlı kırçıllı bir iğne oyası gibi damlarsa yanaklarıma, aldırma..

Serkan Ertem
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
1 Eylül 2006       Mesaj #286
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Dünyanızı Sevgileyin...

İstemezmisiniz,
Bir avuç bile çöl kalmasın gönlünüzde?
Ve hiç bitmesin baharlar..
Hüzünlendiğinizde,
Çisil çisil yağmur yağsın,
Sevindiğinizde,
Güneş doğsun istemezmisiniz?
Ve istemezmisiniz,
Bir anda gül bahçesine dönüşmesini,
Gönlünüzün?
Ne duruyorsunuz o halde?
Söküp, atın ayrık otlarını yüreğinizden,
Ve yeni baştan düzenleyin,
Gönül bahçesinizi..
İster papatlayın,
İster menekşeleyin,
Ama mutlaka gülleyin..

Siz değilmisiniz şikâyetçi olan,
Mutsuzluktan,
Sevgisizlikten,
Ve tekdüze yaşamdan?.
Halâ bilmiyormusunuz,
Kendinizin kurduğunu,
Kendi dünyanızı?
Ve bilmiyormusunuz yoksa,
Yürek rüzgârlarıyla avuçlarınızda döndüğünü,
Onun?.
Bakışlarınız yıldızlar,
Yüzünüz ondördünde ay olsun,
İstemezmisiniz?.
Kıpırdatın parmaklarınızı hele,
Ve ısrarla dokunun yüreğinize,
Acıyıncaya, uyanıncaya kadar,
Mıncık mıncık elleyin..

Durmayın bir kenarda,
Öyle esrik esrik.
Ters yüz ediverin her şeyi.
Yok sayın, ne varsa,
Sizi mutsuz eden, yaşamda,
Ve yepyeni bir dünya kuruverin sonra..
Gökyüzünü “sevgi mavisine”,
Yeryüzünü “sevgi yeşiline”,
Ve bütün çirkinlikleri,
“Sevgi beyazına” boyayın.
Alın elinize fırçanızı artık,
Sevin, sevilin önce,
Ve yeşilleyin, mavileyin, beyazlayın,
Her tarafı.
Ama mutlaka,
Ama mutlaka sevgileyin...
ahmetseydi - avatarı
ahmetseydi
VIP Je Taime
1 Eylül 2006       Mesaj #287
ahmetseydi - avatarı
VIP Je Taime
canım
yanan uykulara sardım da seni
gün batışı güneşine bindirdim
gül yüzlü çocuk karanfil kokulu açmaz
ağlayarak uyuyor ıradıkça büyüyorsun
al sarı güneşte güneşleşiyorsun

gün batışında güneşe bindirdim seni
gül kurusu ışınlar alnının gülücüğü
güneş sensin sen güneşsin sen isissin
şanına gölgedir kesme ışınımı

günün güne evirildiği yerde
kızıl sarı nergiz tarlası gökyüzü
ufuktasın ufukla birlikte

yanan uykulara sardım da seni
gün batımı güneşine bindirdim
canım
ѕнσω мυѕт gσ ση ツ
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
2 Eylül 2006       Mesaj #288
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
AŞKTI ADIN

Seni mavi ufuklara yazmıştım
Her gün batımının kızıllığında .
Aşktı adın ,sevgiydi .
Umuttun yarınlara dizilmiş sıra sıra.
Tutkuydun peşin sıra sürüklendiğim.
Koskoca bir dünyaya inat
Küçücük bir yüreğe sığdırmıştım seni.
Sevmiştim seni koşulsuz ve beklentisiz
Yaşama dair her şeyi hiçe sayarcasına.
Fark edemedim sevgilim
Sana kattığım her değerin ,
Benden çok şeyler alıp götürdüğünü.
Fark edemedim sevgilim.
İşte ben de tükendim en sonunda
Sevda denen bu amansız yolculukta .

Umutlarımı en kara gecelere gömüyorum şimdi.
Yıldızlar kayıyor avuçlarımdan bir bir .
Ellerim üşüyor Akdeniz Ağustosunda.
Maviler soluyor gözlerimde.
Eylüle hazırlanıyor içimde mevsimler .
Yağmur kokusu sarıyor yanaklarımı.
Şebnemler düşecek belki de gözbebeklerime
Sen bakışlarımdan uçup gittikçe.
Kır zincirleri seni bana bağlıyan.
Al git ne varsa unutulmamış .
Ne varsa bu aşktan arda kalan
Göm gitsin kara topraklara….

Giy beyaz kefenini haydi
Doğum günün kutlu olsun sevgilim.
Sen de karış gidenler kervanına,
Umarım kayıpsız teslim olursun menziline
Çıktığın bu son yolculukta.
Beni düşünme sakın hani olur ya
Ben zaten yalnızım her zaman bir başıma.
Çok sıkılırsam çiçeklere anlatırım seni,
Kuşlara balıklara anlatırım,
Ağaçlarla konuşurum hani.
Üşürsem kırmızıyı düşlerim içim ısınır
Ellerini tutamasam da.
Ben yüzyıllara yazmıştım bu aşkı
Yüreğime yazmıştım sevgilim.
Sırtımda çile yüreğimde sevgiydi yüküm
Sen beni kalbinde taşıyamasan da…
TheGrudge - avatarı
TheGrudge
Ziyaretçi
10 Eylül 2006       Mesaj #289
TheGrudge - avatarı
Ziyaretçi
Ellerinle Dokun Yüreğime

Her satırbaşında yeni bir sevdanın
Yıldızlardan nice fallar tutuyorsun.
Saçlarını serip deli yağan yağmurlara
Yüreğinin acılarını hiddetle itiyorsun...


Araya koyduğun mesafelere inat sana yürüyüşüm bitmiyecek, bitmiyecek bu kutsal aşk'ın kollarına atılışım. Yalnızlık duraklarındaki bekleyişlerin bitmeden, dudaklarının paslı sürgüleri çözülmeden ve saçlarının dalgakıran senfonisi ruhumu sarmadan bitmeyecek sana olan susuzluğum.
Gecenin ortasında renkler özgürlüğünü aradıklarında, gözlerin uykulardan sürmeler çekince gözlerime, molası verilmeyen bir hikâyenin enlem boylarında ellerim titrek, gözlerim kuru ve dillerim lâl bir halde, nefreti biçimlerler yeniden.
Sorguların beş para etmediği gecelerde ömür defterimin kahır dolu sayfalarından çıkarıp anıları yudumlarım sensiz. Hiçbir şeyin anlamının olmadığı, sen olmayınca ışıkların sönük kaldığı bomboş sokaklarda dolaşır, yokluğunun kor saatlerinde bir çıkış yolu ararım.
Sevgilerden saraylar yapanlardanım anlayacağın. Ekmek pişiren kadınların ellerindeki nasır, mis gibi yufkadaki duman, idare lambalarından yansıyan ışık, yağmur sularıyla büyüyen çiçek, erken sabahlarda kırlara düşmüş çiy, tanrıya yakaran bir el ve ölümü hiçe sayan bir yüreğim ben.
Hecelesem de anlatırım mutluluğu. Bir tabakadan tütün sarıp içerim. Çılgın bir sevdalı gibi yaşarım şu hayatı. Aldanışlarım, bindiğim gemiler ve sevdam, yaralı yüreğimden dökülen bir yakarıştır şarkılarım. İstediğim bir ışık, bir tutam saç ve sen. Bir göl'dür düşünü gördüğüm, küçük bir deniz ve biz. Dilimde beste, bestemde sen ve ben. Bu limanda kalkmaya hazır bir gemi. Tüm istediğim, ip gibi uzun şu yaşamda, bu insan harmanından ayrı kalıp bir günlüğüne, dalıp sessiz ormanların ürperten koyağına, çağ eski, zaman eski, yaşamak seninle bir günlüğüne.
Tüm bunlardan sonra, kulpu kırılmış bir testiyi omuzuna atıp düşersin yollara. Aklından geçenlerin fırtınasında yer bitirir benim de içimi hain bir kurt. Bir bulut döner başımda, yağmurları çağırır. Kemik tozlarına karışır geçmiş.
Yani, her satırbaşında yeni bir sevdanın yıldızlardan uzak durur sırça saraylar. Ha bugün, ha yarın kopacak bir ipin iki ucunda korkular yaşanır. Yağmurun getirdiği suları temizlersin inadına. Saçlarını serip yağmur damlalarına, üşüyen ellerini ısıtacak bir el beklersin. Gözlerindeki şafakta boy versin isterim yeryüzünün tüm filizleri. Avuç içi kadar yüreğimle bakmaya korkuyorsam gözlerine, çoğalan sevgimi inadına saklıyorsam, sorma, sorma sebebini.
Bu gönül sayfasını çevirmeye korkaktır ellerim. Kimbilir, bir rüzgârım ben, yağmur getiren. Yamalı, eski yüzlü dönenceler ruhumda. Seni düşündükçe kanar yaralarım. Alnımda biriken terleri bir türküye katıp, kaçarım unutulan akşamlar kapımı çalmadan. Filizlerim kurur, denizlerim çekilir ve avucumdaki şiirlerle seni solurum.
Sen yine de alma şiirlerimi koynuna. Açık bıraktığın kapıların ardında bir gölge gibi durma. Gözbebeklerimin seni aramaktan yorgun durduğunu, ellerimin buz gibi durduğunu bilme. İmgelerimin suçlu çocuklar gibi usumdan kaçtıklarını, rüyalarda mırıldandığım tüm şarkılarımın sözlerini unutmamak için yatağımdan nasıl fırladığımı görmeni dilerdim.
Bu gece karanlığa bir hüzün çekeceğim. 'Canın cehenneme' deyip imgelerime, seni inadına, inadına bekleyeceğim. Bu gece seni 'son kez' seveceğim. Kuşları uyandırıp uykularından son kez pencerene konacağım. Bekleyişlerimi son kez sorgulayıp, kaçışlarının yüreğimi sarsan notalarından sana son bestemi yapacağım.
mydarling24 - avatarı
mydarling24
Ziyaretçi
10 Eylül 2006       Mesaj #290
mydarling24 - avatarı
Ziyaretçi
SONSUZ AŞK !

SONSUZ AŞK
Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga,
Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya.
Dalga, seven - kıyı, sevilendir.
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
Ve döner hep geriye
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca
İşte, ben de seni böyle severim yar.

Yar, bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini?
Bilirler görünmeyeceklerini...
Sevilmeyeceklerini...
Koklanmayacaklarını...
Okşanmayacaklarını...
Ama inatla açarlar aşkla, sevgiyle, özlemle.
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını
İşte, ben de seni böyle beklerim yar.

Yar, ipek böceğini bilir misin?
Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını
Bilir o, ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını
Ama aşkına feda eder kendini.
Öyle verir kendini yarenine korkusuzca
İşte, ben de kendimi böyle veririm sana yar.

Yar, ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin ?
Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için
Öyle zorludur ki ayrılmaları
Verir meyvesini ağaç
meyve tohum olur, tohum kök olur
Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden
İşte bende böyle
yar;
Yok olmayı göze aldım, tekrar sende doğmak icin.
Son düzenleyen mydarling24; 10 Eylül 2006 13:00 Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi

Benzer Konular

6 Kasım 2015 / ThinkerBeLL X-Sözlük
11 Mart 2012 / Mira Edebiyat
 Sonsuz
14 Şubat 2013 / buz perisi Matematik