Arama

Osmanlı Padişahları - Orhan Gazi

Güncelleme: 15 Nisan 2018 Gösterim: 32.763 Cevap: 9
kompetankedi - avatarı
kompetankedi
VIP Bir Dünyalı
20 Eylül 2006       Mesaj #1
kompetankedi - avatarı
VIP Bir Dünyalı

ORHAN GAZİ

Ad:  Orhan Gazi1.jpg
Gösterim: 586
Boyut:  71.7 KB

(Söğüt 1281 - Bursa 1360),
Sponsorlu Bağlantılar
türk padişah (1326-1360).

Osman Gazi ile Mal Hatun’un oğlu. Şehzadelik döneminde Bilecik ve Yarhisar kalelerinin fethinde önemli rol oynadı (1298). Bu arada tutsak alınan Yarhisar tekfurunun kızı Nilüfer Hatun (Holofira) ile evlendirildi. Bu evlilikten Süleyman (Paşa) ve Murat (sonradan Murat I) adlı iki oğlu dünyaya geldi. Babasının Burka tekfuru yönetimindeki müttefiklere karşı kazandığı Dinboz (Dimbaz) zaferi üzerine (1306) savaş alanından kaçan Kete tekfurunu Ulubat kalesinde kuşattı. Ulubat tekfurunun köprü kendilerinde kalmak koşuluyla kaleyi Türkler’e bırakmayı kabul etmesi üzerine yapılan sözleşme Osmanlılar’la yabancılar arasında yapılan ilk askeri anlaşma oldu. Babasının buyruğuna verdiği komutanlardan Konur Alp ile birlikte Karatekin, Ebesuyu, Karacebeş, Tuzpazarı, Kapıcık ve Keresteci kalelerini fethetti (1317).

Damla hastalığına tutulan Osman Gazi tarafından önce başkomutan vekiliğine (1320), hastalığın ilerlemesi yüzünden sonra da Orhaneli' nin (Atranos) fethi sırasında saltanat naipliğine (1324) getirildi. Böylece yönetsel ve askeri tüm yetkileri bir hükümdar gibi elinde topladı ve ardından çoktandır alınmasına çalışılan Bursa'yı kuşattı (1325). Bursa fethedildikten ve bu sırada ölen Osman Gazi vasiyeti gereği Bursa'da Gümüşlü kümbet’e gömüldükten sonra, ikinci osmanlı padişahı olarak tahta çıktı (1326). Üvey ağabeyi Alaettin Bey'i "Paşa" unvanıyla kendisine vezir atayan Orhan Gazi, komutanlarından Akça Koca ile Konur Alp aracılığıyla Aydos ve Saman- dıra’yı fethetti, devlet merkezini Yenişehir’den Bursa’ya taşıdı, kendi adına ilk osmanlı sikkesini kestirdi (1326-1327). Devlet kuruluşlarının temellerini atarak veziri Alaettin Paşa ile birlikte Divan örgütünü oluşturdu; vüzera ile ilmiye ve askeriyenin kıyafetlerini saptayan, toprak dağıtımını tımar yöntemine bağlayan yasalar çıkardı; "yaya” ve "müsellem" adıyla Osmanlı devletinin ilk sürekli ve düzenli ordusunu kurdu (1328-1329).

Bu arada, 8 000 kişilik bir kuvvetle İznik kentini kuşattı (1329). Ordusunun başında şehri kurtarmaya gelen Bizans imparatoru Andronikos III Palaiologos’u Maltepe'de (Pelekanon) yenerek İznik'e girdiyse de kalede savunmayı sürdüren ve bu arada yardım alan bizanslı askerlerin direnişi karşısında geri çekildi. Ertesi yıl İzmit'i kuşattığı sırada Bizans imparatorunun denizden donanmayla kentin yardımına gelmesi üzerine bir kez daha kuşatmayı kaldırmak ve şehri imparatora bıraktığına ilişkin bir barış antlaşması imzalamak zorunda kaldı (1330).

Ancak hemen ertesi yıl İznik kentiyle kalesini ele geçirdi ve İznik konsili’nin toplandığı ünlü Ayasofya kilisesi’ni camiye dönüştürdü (1331). OsmanlI devletinin ilk sadrazamı sayılan Alaettin Paşa'nın aynı yıl ölümü üzerine ikinci vezir şehzade Süleyman Paşa’yı onun yerine getirdi. Daha sonra Taraklı, Mudurnu, Göynük kasabalarıyla (1332) Gemlik fethedildi (1333); Balıkesir ve çevresi ele geçirilerek Karesioğulları beyliği’nin büyük bölümü osmanlı topraklarına katıldı (1336). İzmit ve Koyunhisar kalelerini (1337); ardında da Hereke, Yalova ve Armutlu kasabalarını (1338) fetheden Orhan Gazi, böylece İstanbul’a iyice yaklaştı. Bir yandan iç bunalımlarla, bir yandan da Rumeli’de sırp ve bulgar savaşlarıyla uğraşan Bizans imparatorluğu, fethedilen yerler OsmanlIlarda kalmak ve Şile ile Üsküdar yörelerine Türkler’in akın düzenlemeyeceklerine ilişkin güvence verilmek koşuluyla Orhan Gazi ile yeni bir barış antlaşması yapmak zorunda kaldı (1341).

Ölen imparator Andronikos lll'ün çocuk yaştaki oğlu ionnes V Palaiologos’a başkaldırıp bizans tahtında hak iddia eden İoannes VI Kantakuzenos, iç ve dış düşmanlarına karşı güçlü bir müttefik edinmek amacıyla türk hükümdarına 17 yaşındaki güzel kızı Theodora’yı vererek karşılığında damadından 6 000 türk askeri istedi (1346). Orhan Gazi, Kantakuzenos’a yardım etti. Böylece Karadeniz kıyılarına kadar Trakya'yı ele geçiren Kantakuzenos, sonunda İstanbul’u da kuşatarak, yine türk askeri sayesinde başkente girip hükümdarlığını resmen onaylattı (1347).

Aynı yıl damadı Orhan Gazi’yi kadını Theodora ve oğullarıyla birlikte Üsküdar’a çağırıp burada onuruna şölenler ve şenlikler düzenledi. Ancak, saltanatını güçlendirip İstanbul’da konumunu sağlamlaştırdıktan sonra Osmanlılar'a karşı bir haçlı seferi düzenlenmesi için papaya başvurdu. Başlangıçta bu haberlere inanmayan ve kaynatasından böylesi davranışlar beklemeyen Orhan Gazi, ancak imparatorun Türkler’in müttefiki olan Cenevizlilere karşı Venediklilerle anlaşması üzerine harekete geçerek Üsküdar ve Kadıköy ile Marmara adalarını fethetti (1352). Anadolu içlerine gönderdiği oğlu Süleyman Paşa, onun adına Eretnaoğulları’ndan Ankara’yı aldı; küçük Gerede beytiği’ni ortadan kaldırdı (1354).

Ardından Cenevizlilerden sağlanan gemilerle askerinin başında Rumeli’ye geçen Süleyman Paşa, burada önemli bir bizans üssü olan Çimpe (Tzympe) kalesini ele geçirdi. Aynı yıl Trakya’nın güney kıyılarındaki kentlerle kaleleri baştan başa yıkan büyük depremden yararlanarak Galibolu'yu alması üzerine Çimpe ile Gelibolu arasında uzanan kıyıları boydan boya osmanlı topraklarına katmış oldu. Daha sonra babasının Anadolu'dan gönderdiği türk göçmenleri bu kıyı boyuna yerleştirdi ve Gelibolu başta olmak üzere bölgedeki tüm kaleleri onartarak içlerine muhafızlar koydurdu. Böylece artık üç denizde kıyıları bulunan Osmanlı devleti, bu tarihten (1354) sonra iki anakara üzerinde yayılmış bir ülke kişiliğine büründü.

Bu fetihleriyle yetinmeyen Süleyman Paşa, ardından 4 yıl içinde Rumeli'de Bolayır, Tekirdağ, İpsala, Malkara, Hayrabolu, Keşan, hatta bazı kaynaklara göre Dimetoka, Çorlu ve Edirne kentleriyle yörelerini ele geçirdi (1354-1358). Ancak, bunlardan Dimetoka, Keşan, Çorlu ve Edirne, ilk Rumeli fatihi şehzade Süleyman Paşa öldükten (1359) sonra BizanslIlar tarafından geri alındı. Genç ve yiğit oğlu Süleyman Paşa’nın acısına dayanamayan yaşlı Orhan Gazi de ertesi yıl öldü (1360). Bunun üzerine oğlu Murat I ardılı oldu.

Orhan Gazi öldüğünde, Anadolu ve Rumeli'deki osmanlı topraklarının yüzölçümü, babasından devraldığı ülkeyi yaklaşık iki katı genişletmiş olarak, 60 000 km2 idi. Osman Gazi'nin bir anakara ve iki deniz kıyısı üzerinde bıraktığı beyliği, iki anakara ve üç deniz kıyısı üzerinde uzanan önemli bir türk devleti durumuna getirdi. İstanbul ve Çanakkale boğazlarına egemen olarak çember içine aldığı Bizans imparatorluğu’nun Anadolu'daki topraklarını Şile ve Biga ile osmanlı ülkesi dışında kalan Alaşehir, Karadeniz Ereğlisi gibi birkaç kentle sınır olacaktı. Ûte yandan, Karesi ve Gerede beyliklerini ülkesinin topraklarına katmakla Anadolu yakasındaki türk nüfusunu artırarak Rumeli yakasındaki fetihleriyle çoğalan rum nüfusuna karşılık topluluklar arasında bir denge sağlamayı başardı. Yaşamının büyük bölümünü savaş alanlarında at sırtında, devletinin yeni atılan temellerini sağlamlaştırma yolunda geçirmiş olan Orhan Gazi, osmanlı tarihinin seçkin hükümdarlarından biridir. Türbesi Bursa'da, babası Osman Gazi’nin yanındadır.

kaynak: Ana Britannica

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 5 Nisan 2017 22:36
asla_asla_deme - avatarı
asla_asla_deme
VIP Never Say Never Agaın
28 Ekim 2007       Mesaj #2
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Ad:  Orhan Gazi2.jpg
Gösterim: 331
Boyut:  101.5 KB
(1281-1361). Osmanlı Devleti'nin ikinci padişahı olan Orhan Gazi, Osman Gazi'nin oğludur. Gazi olarak anılması babası gibi bir uçbeyi olmasından değil, Türkmenler arasında canlılığını koruyan gaza geleneğinin sürdürücüsü sayılmasındandır.

Sponsorlu Bağlantılar
Söğüt'te doğan Orhan Gazi genç yaşta babasıyla birlikte savaşlara katıldı. 1298'de Bilecik'in alınmasında yararlık gösterdi. Os­man Gazi 1299'da bağımsızlığını ilan edince Orhan'ı Karacahisar (Sultanönü) sancakbey­liğine atadı. Yöreyi komşu beyliklere karşı başarıyla koruyan Orhan, 1315'ten sonra Sa­karya vadisinde birçok yeri Osmanlı toprakla­rına kattı. 1320'de Yenişehir'e gelerek yaşlı ve hasta olan babasının adına beyliğin yöneti­mini üstlendi. 1321'de Mudanya'yı alarak Osmanlılar'a Marmara Denizi kıyısında ilk iskeleyi kazandırdı. Osman Gazi 1324'te Or­han'ı resmen bey ilan etti ve 1314'ten beri birkaç kez kuşatıldığı halde ele geçirilemeyen Bursa'yı almasını istedi. Orhan Gazi 1325'te Atranos'u (Orhaneli) aldıktan sonra Bursa'yı kuşattı. Kent ancak 1326 ortalarına doğru teslim oldu.

Oğlu Murad'ı (I. Murad) Bursa sancakbeyliğine getiren Orhan Gazi bundan sonra, iyice savunmasız kalan bölgedeki Bizans kalelerini birer birer ele geçirmeye başladı. 1329'da bölgenin en büyük, en önemli kalesi olan İznik'i kuşattı ve kente yardıma gelen Bizans birliklerini Pelekanon'da (Darıca yakınları) bozguna uğrattı. Desteksiz kalan İznik 1330'da teslim oldu. Ardından İzmit'i kuşat-tıysa da, Bizans'ın haraç ödeme önerisini kabul ederek kuşatmayı kaldırdı. Bir süre için İznik'i merkez edinen Orhan Gazi daha sonra Bursa'yı başkent yaptı. Bu arada Akçakoca Bey Kocaeli Yarımadası'nı, Karamürsel Bey de İzmit Körfezi'nin güney kıyısını ele geçir­diler. 1333'te Gemlik, 1337'de İzmit alındı. 1345-50 arasında batıdaki komşusu Karesioğulları'nın egemenliğine son veren Orhan Gazi böylece Marmara Denizi'nin güney kıyı­larına tümüyle egemen oldu. Bu gelişmeleri yakından izleyen Bizanslılar Osmanlılar'la dostluk kurmaya çalıştılar. 1346'da İoannes Kantakuzenos'un kızıyla evlenen Orhan Ga­zi, 1347'de onun VI. İoannes adıyla tahta çıkmasına destek sağladı.

Ayrıca Balkan dev­letleriyle olan savaşlarda Bizans'a asker yar­dımında bulundu. Bu amaçla 1353'te Gelibo­lu yakınlarındaki Cimbi Kalesi'ni üs olarak alan Osmanlılar böylece Rumeli'ye ilk adım­larını attılar. Bunu Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa'nın Bolayır-Tekirdağ arasın­daki kıyı şeridini ve 1356'da da Çorlu'yu ele geçirmesi izledi. Batıdan da kuşatılmaya baş­ladıklarını gören Bizanslılar aradaki dostluğu hatırlatıp Orhan Gazi'den fetihleri durdurma­sını istediler. Süleyman Paşa'nın ölümü (1359) üzerine bir süre yavaşlayan akınlar Şehzade Murad'ın Rumeli'ye gelmesiyle yeni­den hızlandı ve ilk aşama 1361'de Edirne'nin alınmasıyla son buldu. Son yıllarında sefere çıkmayan, Bursa'da oturan Orhan Gazi öldü­ğünde, Osmanlı Devleti'nin sınırları doğuda
Ankara'ya, batıda Edirne'ye kadar uzanıyor­du. Orhan Gazi o güne değin aşiret töreleriyle yönetilen beylikte devlet örgütlenmesinin ilk temellerini atmıştır.
MsxLabs & TemelBritannica

Son düzenleyen Safi; 5 Nisan 2017 22:36
Şeytan Yaşamak İçin Her Şeyi Yapar....
_KleopatrA_ - avatarı
_KleopatrA_
Ziyaretçi
14 Ocak 2010       Mesaj #3
_KleopatrA_ - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  Orhan Gazi.jpg
Gösterim: 349
Boyut:  37.6 KB
Adil bir hükümdar olan Orhan Gazi Bursa'yı fethettiği zaman, kendi insanımıza ve gayr-i Müslimlere karşı adaletli ve merhametli davranışlarını hiç terk etmedi. Bilhassa mânevî dinamiklerimiz olan din âlimlerine ve mürşitlere çok değer verdi.
O devirde yaşayan ve Geyikli Baba diye bilinen evliyaullahtan bir mürşit, Bursa'nın fethedilmesinden sonra gelip orduya yetişmişti. Halk onun geyiğine binip geldiğini söylerdi. Zaten bu yüzden kendisine Geyikli Baba diyorlardı.

Orhan Gazi, Geyikli Baba'ya çok önem veriyordu. Zaman zaman yanına gidiyor ve duasını alıyordu. Bir seferinde, İnegöl'ü, çevresindeki köyleri, tarlaları ile beraber ona vermek istemişti. Geyikli Baba da: "Bizim gayemiz Allah'ın rızasını kazanmaktır. Siz bu arazileri fakir ailelere dağıtırsanız daha büyük bir hayır işlemiş olursunuz." diyerek, yapması gereken şeyin ne olduğu konusunda onu irşad etti.

Osmanlı sultanlarının bazıları, mürşitlerinin dergahlarına bir derviş gibi devam etmek, kalb ve ruh hayatının zevklerinden istifade etmek istiyorlardı. Fakat o mürşid-i kâmiller, sultanları, halkın işlerini görmenin ve adaleti dağıtmanın daha iyi bir hizmet olduğunu gösteriyordu. Sultan Orhan, bir ziyareti sırasında Geyikli Baba'dan dua ve himmet istemişti. Geyikli Baba da, Orhan Gaziye bulunduğu makam ve yaptığı hizmetin mahiyetini izah eder şekilde şöyle dedi: "Tahtınız, Kâbe'nin nuruna, feyiz ve bereketine mazhardır. Devletinizin eşiği de sanki halkın tavaf yerine benzemektedir. Dualarımız gece-gündüz size yöneliktir ve devamlı şekilde şerefle yükselen devletinizle beraberdir. Sevgimiz, gönül merkezimizdedir."

New York'ta, Amerikan Milli Kiliseler Birliğini ziyaret etmiştik. Üç yüz bin kilisenin bağlı olduğu bu teşkilat adına Prof. Dr. Brenier ile görüşmüştük. Bize İslâmiyet'in Müslüman olmayanlara karşı tavrını, bilhassa ehl-i kitaba karşı tutumunu sordu. Biz, Türkiye'de 500. Yıl Vakfı'ndan söz ettik ve dedik ki: "Bu vakıf 1992 senesinde kuruldu. Çünkü dedelerimiz, beş yüz sene önce, 1492 yılında, Endülüs'te Müslümanlar ve Yahudiler katliama maruz kalınca, onları kurtarmaya gittiler. Müslüman, Yahudi hiç ayırt etmeden, katliamdan kaçan herkesi kurtardılar. Yahudileri de getirip, Edirne gibi şehirlerimize yerleştirdiler. Hatta 500. Yıl Vakfı'ndan Bensiyon Pinto, bizeOsmanlıların bize yaptıkları iyilik, beş yüz sene öncesine dayanıyor. Çünkü Sultan Orhan Gazi, Bursa'yı fethedince, orada bulunan Museviler, onun huzuruna çıkıp; Siz adil bir hükümdarsınız, insanların inançlarına saygı gösteriyorsunuz. Bizanslı idareciler bize mabed yaptırmadılar. Bize yardımcı olmanızı istirham ediyoruz. dediler. Orhan Gazi de, bir arsa verip bizimkilerin mabed yapmalarına yardımcı oldu. Daha sonra büyük camiler yapıldı.dedi. Şu anda İstanbul'daki Osmanlı döneminden kalma olan Darül-Aceze içinde hem cami, hem kilise, hem de havra vardır."

Prof. Dr. Brenier, bu durumu çok takdir etti. 500. Yıl Vakfı'nın neşretmiş olduğu ve bu konuda verdiği bilgiler, bu takdiri hakediyordu.
Elhamdülillah, atalarımız, bizi utandıracak hiçbir şey yapmamışlar, bilakis, göğsümüzü kabartacak örnek bir tarih bırakmışlar.

Tekrar gönül ülkesinin sultanlarından Geyikli Baba'ya dönecek olursak, mânâ âlemine açılan nazarları ile Osmanlı Devleti'nin geleceğini ve yapacağı hizmetleri sezmişti. Bir alâmet olması için, evinin önünde bulunan çınarlardan birisini söküp, Orhan Gazinin kapısının yanına dikti. Orhan Gazi, Geyikli Baba'nın dikerken çektiği besmele ve söylediği tekbiri duymuş, ağacın köküne su bırakmasını da seyretmişti. Geyikli Baba, en son olarak da, duasını yaptıktan sonra Orhan Gaziye bakmış ve şu âyet-i kerimeleri okumuştu: "Güzel söz, kökü yerin derinliklerinde sabit, dalları ise göğe doğru yükselmiş bir ağaç gibidir ki, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir." (İbrahim Suresi, 24-25) Böylece Osmanlı Devleti, bir ulu çınar olarak tasvir ve tespit ediliyordu.

Orhan Gazi
  • Bursa Fethedildi ve başkent kabul edildi. Babası (Osman GAZİ) alamayınca Oğluna vasiyet etmişti.
  • Maltepe savaşı- 1329(Palekanon): Bizans-Osmanlı arasında olmuştur. Osmanlı Kazandı
  • Maltepe Savaşı sonrasında Osmanlı'nın Anadoluyla ilgili çalışmaları başlıyor Osmanlı güçlenmeye başladığında beyliklerle mücadeleye başladı .
  • Karesioğulları alındı. Bu nedenle Osmanlı ilk kez denizlerle uğraşır, başarılı komutanlar Osmanlı'nın hizmetine girer. Osmanlı Karesioğullarını alarak ATB (Anadolu Türk Birliği) sağlama çalışmalarını başlatmıştır. ( Bütün beyliklerin tek çatı altında toplanması ATB'DİR)
  • Çimpe Kalesi alındı. Bizans Osmanlı'dan askeri yardım istedi. Orhan Gazi Çimpe'yi istemiştir. Rumeli fetihlerinde üs olarak kullanmak için istemiştir. Osmanlı Devleti Çimpe Kalesi'yle ilk kez Rumeli'ye geçmiştir .
  • Divan örgütü oluşturuldu. Devlet işleri görüşülmüştür. Vezirlik makamı ve ilk düzenli ordu oluşturuldu. Orhan Gazi'nin Devlet örgütlenmesini kanıtlar bu durum.
  • İlk medrese İznik'te(1331) açılmıştır (Hem pozitif hem de dini bilimler okutuluyor) Bu durum kuruluş zemininde bile önceliğin eğitime verildiğini göstermektedir.
  • Kadı (adalet işlerine bakıyor) ve subaşılar (güvenlik ve yönetim işlerinde sorumludurlar) görevlendiriyor.
Son düzenleyen Safi; 5 Nisan 2017 22:37
asla_asla_deme - avatarı
asla_asla_deme
VIP Never Say Never Agaın
15 Mart 2010       Mesaj #4
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Osman Bey'in, yigit ve bahadir oglu Orhan Gazi, Osmanli tahtina geçip oturdugu zaman, ne yaptigini ve ne yapmasi gerektigini iyi bilen bir kimse idi. Gazi, Sucau'd-dünya ve'd-din, Ihtiyaru'd-din ve Seyfuddin gibi ünvanlara sahip olan Orhan, babasinin suurlu politikasini devrine ve yerine göre hem kiliç, hem de ideoloji sahasinda devam ettirmek kararinda idi.

Dedesi Ertugrul Gazi'nin vefat ettigi 680 (1281-1282) senesinde dünyaya gelen Orhan Bey'i, 1324 yilindan itibaren hükümdar kabul etmek mümkündür. Tahta cülûsu esnasinda bir sehzadesi dünyaya gelen Orhan Bey'in bu ogluna, kutlu ve mübarek olmasi için "Murad" adi verilir.
Tahti, kardesine teklif edip ondan feragat edebilecegini söyleyecek kadar özverili bir kimse olan Orhan'in bu teklifi, Alaeddin Ali tarafindan geri çevrilir. Zira Alaeddin Ali, tahtin kendisine daha layik oldugunu, bu sebeple onun bey, kendisinin de ona yardimci olarak kalmasini istemisti.

Çevresindeki ulema, gazi ve silah arkadaslari tarafindan oy birligi ile reislige getirilen Orhan, Sükrullah'in ifadesine göre güzel yüzlü, begenilir özlü ve herkese karsi eli açik cömert birisi idi. "Savas gününde de sanki Sâm veya Nerimandi. Okundan kaza, kilicindan ölüm ders alirdi. Mü'mine rahmet, kâfire zahmetti." Gerek siyaset, gerekse savasta tükenmeyen bir enerji ve ustaliga sahip bir hükümdardi. Gerçekten, babasi gibi güçlü ve büyük bir hükümdar oldugunu isbatlayan Orhan, tahta çikar çikmaz topraklarini genisletmek ve tebeasinin varligini çogaltmak için fetihlere basladi. Aslinda, onun askerî yeteneklerinin üstünlügünü gören babasi, daha ölümünden önce onun kendi yerine geçmesini istemisti. Bununla beraber o, yine de tahti kardesine teklif etmekten çekinmemisti.

Osmanli Devleti'nin kurulus yillarinda zeka, cesaret, güvenirlilik ve taktikleri uygulama bakimindan fevkalade bir sahsiyet olan Orhan Bey'in özellikleri (hilye, fizikî yapi) hakkinda su bilgiler verilmektedir: Bursa kalesinin fatihi Ebu'l-guzat Sultan Orhan, uzunboylu, ak benizli, ela gözlü, koç burunlu, genis gögüslü, iri yapili, heybetli ve vakur bir padisah idi. Ancak yumusak huylu olup kimseyi incitmez, kimsenin hatirini kirmazdi. Güler yüzlü, tatli sözlü idi. Bünyesi kuvvetli, sakal ve biyigi sik olup parlakti. Sag kulaginin altinda bir ben vardi ki, bu bir güzellik alâmeti olarak kabul ediliyordu.

Babasinin kendisine 16.000 km2 olarak biraktigi yeni beyligin basina geçtigi zaman, beyliginin yayilip gelisecegi çevrede irili ufakli bir çok devlet vardi. Gerçekten bu dönemde Anadolu'da Karaman, Germiyan, Saruhan, Aydin, Karasi, Mentese, Çandarogullari gibi Türk beyliklerinden baska Amasra'da Cenevizliler, Trabzon'da Komnenoslar, Marmara ve Ege'de Bizanslilar, Ak Deniz adalarinda Cenevizliler ile Venedikliler bulunuyordu.

Tarihî olay ve bunlardan bahs eden kaynaklarin belirttigine göre bu yeni devletin siyasî anlayis ve hareketinde, Müslüman Türk beyliklerinden önce, Türk ve Müslüman olmayan unsurlarin tasfiye edilme isteginin agirlik kazandigi anlasilmaktadir.
1324 Subat'indan baslayip 1362 Mart'ina kadar devam eden Orhan Bey'in idaresi, 38 yil sürmüstür. Tarihin bu zaman dilimi, fetih ve idarî müesseselerin kurulup yerlestirilmesi ile geçer. Devletin, Ilhanlilarin etkisinden çikarak tamamen bagimsiz hale gelmesi de yine bu hükümdar döneminde olmustur. dinamik, faal ve cesur bir kuvvetin basinda, mahirâne bir strateji takib ederek çevresindekilerle münasebetlerini devam ettirip gelistiren Orhan Gazi, ileride de görülecegi gibi bu iliskilerinde hasimlarina karsi bile âdil davranan, onlarin kisiliklerini rencide etmeyen ve kisilik haklarina riayet eden bir davranis içinde olmustur.

ORHAN GAZI DONEMİ FETİHLERİ
Babasinin, kendisine biraktigi vatan topragini dinamik ve faal kadrosu ile kisa zamanda birkaç katina çikaran Orhan Bey, fetih hareketlerine daha babasi hayatta iken baslamisti. 1320 yilindan itibaren faal siyasî hayattan çekildigi anlasilan Osman Bey'in yerini, oglu Orhan'in aldigi görülmektedir.

BURSA'NİN FETHİ
Osmanli Devleti'nin ilk baskentlerinden biri olmasi hasebiyle Bursa, devletin, idarî, siyasî, dinî, ilmî, kültürel, sosyal ve ekonomik hayatinda önemli derecede rol oynayan bir merkezdi. Çok daha sonralari gelecek olan Keçecizâde Fuad Pasa'nin "Bursa Osmanlinin dibacesidir" sözü, Bursa'nin Osmanli tarihinde oynadigi role isaret etmektedir.
Kurulusu, milattan önceki yillara dayanan Bursa, daha sonra Romalilarin eline geçer. Roma'nin Dogu ve Bati olmak üzere ikiye
bölünmesinden sonra çevresi ile birlikte Dogu Roma Imparatorlugunun (Bizansin) idaresinde kalmistir.

Osmanli Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in siyasi faaliyetlerinden bahsedilirken isaret edildigi gibi Osman Bey, Bursa'yi kusatma altina almis fakat fethine muvaffak olamamisti. Bununla beraber Bursa'ya Bizans'tan gelecek yardima mani olmak için, sehrin yakinlarina iki kale yaptirmis, bunlardan birine Ak Timur'u, digerine de Balabancik'i muhafiz olarak tayin etmisti. Böylece Osman Bey, Bursa'ya disardan gelebilecek yardim yollarini denetim altina almis oluyordu. Bu sebeple 1315 yilindan iti. baren Bursa, Osmanlilar tarafindan çevresinde insa edilen kaleler vasitasiyle bir mânâda muhasara altina alinmis oluyordu.
Orhan Bey, 1326 yilinda büyük bir kuvvetle Bursa üzerine yürür.

Âsikpasazâde ve Nesrî gibi kaynaklar, Osman Gazi'nin, Bursa'nin fethinden önce oglu Orhan'a:
"Ogul, sen önce Adranps (Orhaneli)'a git ki, o kâfirin babasi Dinboz gazasinda benim Bay Koca'min düsmesine sebep oldu." diyerek onu Gazi Mihal (Köse Mihal), Turgut Alp, Seyh Mahmud ve Edebali'nin kardesi oglu Ahi Hasan'la gönderdi. Orhan Bey, bu tecrübeli komutanlarla görüserek Bursa'nin güneyinde ve bir bakima Bursa'nin anahtari durumunda olan Adranos kalesini alip yiktirir. Orhan Bey'in gelisinden önce kaleyi bosaltip Elete dagina çikmis olan halk ve kale beyi, Orhan'a itaatini bildirirler. Bunun üzerine tekrar yerlerine iade edilen halka karsi Orhan Bey, insaf ölçülerini asmayacak derecede merhamet ve hosgörülü bir sekilde davranir.
Bundan sonra Bursa önlerine gelen Orhan Gazi, Pinarbasi mevkiinde karargahini kurup kaleyi kusatir. Bizans'tan beklenen yardimin gelmeyecegini anlayan ve kaleyi kurtarmaktan da ümidini kesen kale beyi, Gazi Mihal Bey vasitasiyle ve bazi sartlarla Bursa'yi teslim edecegini bildirdiginden 2 Cemayizelevvel 727 (6 nisan 1326) tarihinde Bursa Osmanlilara teslim edilir. Kale muhafizi olan Evrenos da Müslüman olarak Osmanlilarin hizmetine girer. Orhan Bey, burayi aldiktan sonra babasinin na'sini buraya getirterek sonradan Gümüslü Künbed diye meshur olan yere defn ettirir.

Gerek strateji, gerekse psikolojik bakimdan Osmanlilar için büyük bir mânâ ve ehemmiyet ifade eden Bursa'nin fethini küçük bir hadise olarak göstermeye çalisan Gibbons, bunu özellikle Istanbul'daki iç çekismelere ve halkin maddî sikinti içinde bulunmasina baglar. Bu arada Bursa'nin fethinden sonra Evrenos Bey'in müslüman oldugunu, birçok kimsenin de ona uyarak yeni fatihlerin (Osmanlilarin) dinini kabul ettigini de belirtir. Böylece kurulus dönemindeki Osmanli Beyligi'nin gücünü ve çevrelerindeki insanlar üzerinde meydana getirdikleri olumlu havaya da isaret eder.

Bursa'nin fethinden sonra, Orhan Gazi için ele geçirilmesi gereken hedef artik Iznik olmustur. Marmara havzasinda bir sanayi sehri olan Iznik, o dönemlerde Bursa'dan daha mühim bir sehir olma özelligine sahipti. Burasi Bizans'in, Anadolu'daki en büyük sehirlerinden biri olmakla kalmiyor, ayni zamanda hiristiyanlik için dinî bir merkez olma hüviyetini de tasiyordu. Nitekim miladî takvimin 325. senesinde Büyük Kostantin tarafindan günümüz hiristiyanliginin akidelerinin tesbitinde rol oynayan en mühim konsil burada toplanmisti. 1074 yilindan Birinci Haçli Seferi (1097) ne kadar Anadolu Selçuklu Devleti'ne baskentlik eden Iznik, belirtilen tarihten itibaren Bizanslilarin elinde idi. Hatta 1204 yilindan 1261 yilina kadar da Bizans Imparatorlugu'nun merkezi olmustu. Bundan baska Iznik, Kocaeli yarimadasi bakimindan stratejik önemi haiz olan önemli bir sehirdir.

Bursa'nin zaptindan sonra Osmanli Beyligi'nin merkezi buraya nakl edilmistir. Yeni hükümdar burayi yeni binalarla süslemisti. Insa edilen dinî ve sosyal eserlerle sehir, Müslüman Türk sehri olma hüviyetini kazanip yeni bir çehreye büründü. Orhan Bey, daha isin basinda eski kiliseleri mescid ve medreselere çevirdi. Bursa'da fakir ve yoksullari doyurmak için imâret yaptirip onlara vakiflar tahsis eyledi. Buradaki bilgin ve hafizlara da maas bagladi.

MsXLabs.org & OT
Son düzenleyen Safi; 5 Nisan 2017 22:05
Şeytan Yaşamak İçin Her Şeyi Yapar....
asla_asla_deme - avatarı
asla_asla_deme
VIP Never Say Never Agaın
18 Mart 2010       Mesaj #5
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Biraz önce temas edildigi gibi, Orhan Gazi, Germiyan'dan gelip Karacahisar pazarini yagmalayan Çavdaroglu'nun pesine düsmüs, Oynashisari denilen yerde onu maglup ederek perisan etmisti. Hatta onu esir alarak babasina götürmüstü. Bu muvaffakiyet, Osman Gazi'nin itimad edip güvendigi genç oglu Orhan için idarecilik ve komutanlik kapisinin aralanmasina sebep olmustu. Bu yüzden, Osman Gazi tarafindan harp idare ve sevkini ögrenmek böylece tecrübe kazanmak üzere Sakarya nehri ile Karadeniz arasindaki yerlerin feth edilmesi görevi ona verildi. Bununla beraber, Osman Gazi, henüz toy bir delikanli denebilecek oglunun yanina yirmi senelik bir sadakat ve baglilik ile güvenilirlikleri isbatlanmis olmakla bitmeyen ayrica harb ile tecrübe edilmis en cesaretli silah arkadaslarindan dördünü de onun komutasinda gönderdi. Bunlar: Akça Koca, Konur Alp, Gazi Abdurrahman ile daha önce Müslüman olmus olan Köse Mihal idi.

Kaynaklarimiz bu konuda su bilgileri vermektedirler:
"Bir gün Osman Gazi dedi ki: "Ogul Orhan, bu Tatara gerçi and verdik. Ancak bunlarin Tatarligi gitmez. Gel, sen bu gazilerle Kara Çebis ve Kara Tekin'e var. Allah, sana basari verir diye umarim."
Orhan Gazi: "Hanim! Her ne buyurursan kabul ederim." dedi. Akça Koca, Konur Alp, Gazi Abdurrahman ve Köse Mihal'i yarar yoldastir diye Orhan Gazi'nin yanina verdi. "Gaziler! Ha göreyim sizi ki din yolunda nasil davranirsiniz" dedi. Orhan Gazi'nin yalniz basina gittigi ilk gazasi budur.

Orhan, babasinin duasini aldi. Himmet kilicini kusandi. Gaza niyeti ile sefere çikti. Dogruca Kara Çebis'e yürüdü ki, Osman Gazi dahi oraya (önceden) gitmisti. Hisara varmaya bir konaklik mesafe kalmisti. Orada gazileri üç bölük (kisim) ettiler. Bir bölügü vardi hisarin üstüne yürüdü ki, Orhan onlarla beraberdi. Bir bölügü geceleyin hisarin ötesine geçti. Bir bölügü de hisarin yaninda bir dereye girdi.
Orhan Gazi, bir kaç gün hisar önünde savasti. Savas ederken kendilerini sarsilmis gibi gösterip kaçtilar. Bunun üzerine kâfirler Türkler kaçti deyip hisar önüne çiktilar. Bir Türk buldular. Tutup tekfura götürdüler. Tekfur "daha baska Türk var mi" diye sordu. O da "yoktur hepsi bu kaçanlardir" diye cevap verdi. Tekfur bu sözü isitince çok sevindi. Gözcüler gönderdi. Hiç Türk görmediler. Hisar kapisini açti. "Varalim, Türklerin ardini basalim" dedi. "Türkleri dereden çikartmayalim" dedi. Hemen atina binip sürdü.
O esnada yan tarafta gizlenmis olan Türkler, hisar kapisini tuttular. Yukaridaki Türkler de gözüktü. Bunu gören tekfur "Hey daha Türk varmis" deyip döndü. Fakat hisar önünde duran Türkler ile karsilasti. Gaziler onu yakalayip hisari feth ettiler. Malini da gazilere bölüstürdüler. Sipahisini çikarip hisari saglamlastirdilar.

Bu hisarin asagi tarafinda Ap Suyu (Ebe Suyu) denen bir hisar daha vardi. Tekfuru alip oraya getirdiler. Onu da ahd ile aldilar. Bu iki hisara el koydular. Konur Alp'a Kara Çebisi, Akça Koca'ya da Ap Suyu'nu verdiler.
Orhan Gazi, bu tekfuru ordusu ile birlikte Akhisar'a getirdi. Halka emniyet ve eman verdi, kâfileri yerli yerinde birakti. Ama Konur Alp, zaman zaman çikip Akyazi'ya hücum ederdi. Akça Koca da Ayan Gölü (Sapanca Gölü)'nun suyunun aktigi yerde Bes Köprü'de bir bogazcik vardi orayi durak edindi (üs olarak kullandi). Oradan orman arasinda olan yere hücum ederdi. Elhasil Orhan Gazi bu ucu saglamlastirdi. Kâfirleri de babasi Osman'a gönderdi. Kendisi Kara Tekin üzerine yürüdü. Hisarin beyine haber gönderdi ki: "Bu hisari bana ver, seni yine hisarda birakayim. Ad benim olsun. Benim istek ve hedefim Iznik'tir" dedi. Kâfir bu sözü isitince hayli gücüne gitti, kaleyi vermedi. Bunun üzerine Orhan Gazi: "Gaziler! Islâm gayretidir. Yürümek gerek ki, bu hisari yagma edelim" diyerek kalenin yagma edilmesini emr etti.

Gaziler, derhal kalenin kapisini kirarak yagmaladilar, tekfuru yakalayip öldürdüler. Orhan Gazi, tekfurun kizini büyük bir ganimetle birlikte babasina gönderdi. Orhan, alinan esirleri, gazilerden tekrar satin aldi. Onlari ahd ve emânla hisara yerlestirdi. Samsa Çavus'u da hisara birakarak Yenisehir'de bulunan babasi Osman'in yanina döndü.

Bundan sonra Kara Çebis'teki Konur Alp'a ve Kara Tekin'deki Samsa Çavus'a Iznik'e havale gibi olsunlar (kontrol altinda tutsunlar) diye adam gönderdiler. (Onlar) zaman zaman gidip Iznik'in bahçelerini harab ederlerdi. Böylece Iznik'e rahatlik vermezlerdi. Bir taraftan Konur Alp Akyazi ile, diger taraftan da Akça Koca Izmit ile mesgul oldular. Bu uclar son derece isler oldu. Söyle ki, gaziler gece ve gündüz at sirtindan inmeyerek fetihlerden fetihlere kostular. Konur Alp, Akyazi'da Tuz Pazarini aldi. Uzuncabel'de bulusarak iki gün iki gece kaldi. Kâfiri döndürerek yine Tuz Pazarina geldi. Akça Koca da Akdemir'le birlikte Akova'ya hücum etti. Gazi Abdurrahman da Istanbul tarafindaki il'e hücum ederdi. Bunun üzerine Istanbul'dan kâfir seçerek, gazilere karsi gönderirlerdi. Gazi Abdurrahman da Istanbul'dan gelen kâfirleri kirardi. Her vakit bu hâl ile durusurlardi, vurusurlardi. Islâmiyet için can ve bas (ile) oynarlardi. Böylece Sakarya ile Karadeniz ve Sapanca Gölü sahasindaki bazi kalelerin zapti basarilmis oldu. Miladî takvimlerin 1318 senesini gösterdigi bu zaman diliminde Akça Koca, bilahare kendi adi (Koca Ili, Kocaeli) ile anilacak olan Sakarya Nehri'nin batisindan Izmit kalesine kadar olan yerleri feth etti. Bu yüzden, hakli olarak bu bölge onun adi ile adlandirilmistir.
Bütün bu olaylardan sonra Bizans Imparatorlugu, hududlarinin en önemli noktasi olan Iznik'in yavas yavas ve adim adim, hasimlari olan Osmanlilar tarafindan muhasara altina alindigini görmüs oluyordu.

Gibbons'un: "Osman, cihanin bildigi en büyük imparatorluklardan birinin, vahsi Asya kani ile en eski ve en yeni Avrupa unsurunu kaynastirmis olan tarihteki yegane milletin ve alti asir inkitaa ugramaksizin (kesilmeksizin) erkekler vasitasiyle devam etmekle temayüz eden bir hanedanin müessisidir" dedigi Osman Gazi, artik ihtiyarlayip yorulmustu. Bu arada Romatizmadan da muzdaripti. Bu sebeple 1320 tarihinden itibaren oglu Orhan Bey'i kendisine vekil tayin etmis oldugu söylenebilir. Bununla beraber, islerin daha iyi idare edilebilmesi için kanun, nizam ve töreler vaz' edilmesi ile mesgul oldugu, basit bir sekilde de olsa divan toplayarak istisarelerde bulundugu muhakkaktir. Bir yandan, uc beyliginden müstakil bir devlet haline geçiste ortaya çikan islerin görülmesi ve memleketin mütemadiyen genislemesi için gereken tedbirler alinirken, diger taraftan da müslüman ve hiristiyan tebeanin asayis ve huzurunun bir kat daha artmasina dikkat gösterilmekte idi.

Bilindigi gibi Osman Gazi, teskilât ve müesseseler mevzuunda Selçuklulari kendine örnek almisti. Bu sebepledir ki, daha önce de belirtildigi gibi Bizans hududunda üç aded uc bölge ihdas etmisti. Bunlarin basina da ümerâdan ve gazilerden Konur Alp, Akça Koca ve Samsa Çavus'u tayin etmisti. Bunlardan ilki yani Konur Alp, memleketin en kuzeyinden Karadeniz'e kadar olan yerlere, ikincisi yani Akça Koca, Izmit, (Nikomedia), üçüncüsü olan Samsa Çavus ise Iznik (Nicea)'e müteveccih idi.

MsXLabs.org & OT

Son düzenleyen Safi; 5 Nisan 2017 22:39
Şeytan Yaşamak İçin Her Şeyi Yapar....
Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
18 Haziran 2010       Mesaj #6
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi

Orhan Bey Devri - Orhan Gazi:

(1326-1362) :
  • Osman beyin ölümünden sonra yerine oğlu Orhan bey geçti.
  • Orhan Bey Bursa'yı alarak başkent yaptı. (1326)
  • Çimpe Kalesini aldı. Osmanlılar ilk defa Rumeli'de Toprak kazanmış oldu.
  • 1353 Osmanlıların Rumeliye ilk geçişleri ve yerleşmeleri
  • Bizanslı Kanta Kuzen Çimpe kalesinin alınmasında Osmanlı­lara yardımcı oldu.
  • İlk Osmanlı parasını bastırdı. (Osman Bey döneminde de para bastırıldığı söylen­mektedir.)
  • İlk düzenli orduyu kurdu, (yaya ve atlı birlik (müsellem))
  • İlk Vezir
  • İlk Beylerbeyi
  • İlk Divanı kurdu.
  • Karesioğulları Beyliğini kendisine bağladı. (Osmanlılara bağlanan ilk beylik)
  • Beyliğin deniz gücünden yararlanıldı.
  • Şehirlere kadı ve subaşı atandı.
  • Osmanlı Beyliğini büyük beylik haline getirdi. (Devletçik)
  • İlk medreseyi, İznik medresesi olarak yaptırdı. (1330)
  • İlk Türk bilgini ve müderrisi Davut'u Kayseri'yi medreseye atadı.
  • Gelibolu, Bolayır ve Tekirdağ'a kadar olan yerlerle Marmara kıyıları Osmanlıların eline geçti.
  • Maltepe (Pelekanon) savaşında Bizans ordusunu yendi. (Düzenli ordunun ilk savaşı.)
  • İznik ve İzmit'i aldı.
  • 1362'de Orhan Bey öldü.
  • Aşiretten devlete doğru adım atıldı.
Son düzenleyen Safi; 5 Nisan 2017 22:06
asla_asla_deme - avatarı
asla_asla_deme
VIP Never Say Never Agaın
5 Ekim 2010       Mesaj #7
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Osmanli Devletini Osman Gazi kurmustu.
Fakat onu teskilatlandiran ve büyük bir devlet haline getiren Orhan Gazi idi.

Orhan Gazi sari sakalli, uzunca boylu, mavi gözlü idi. Yumusak huylu ve merhametli, fakat yerine göre siddetli ve secaatliydi. Fakirleri sever ve ulemaya hurmet ederdi. Son derece dindar, adaletli ve tebaasina kendisini sevdirmesini cok iyi bilirdi. Bizzat halk içine girer, onlarla yemek yer ve dertlesirdi.

Hareketlerinde cok hesapli davranir ve hiç telas etmezdi. iznik'i fethettigi zaman hiristiyanlara göstermis oldugu insanca muamele, dillere destan olmustu.

Orhan Gazi'nin her yönden büyük bir insan oldugunu sadece Turkler degil, birçok yabanci tarihçiler dahi tasdik etmisierdir.

Orhan Gazi daha 15 yasinda iken harplere istirak etmis ve hayatinin büyük bir kismi harp meydanlarinda germistir. Babasindan 16.000 km. kare olarak teslim aldigi topraklari alti misline çikararak 95.000 km. kare yapmistir.

Orhan Gazi bir devlet reisi sifati ile harplerde bizzat ordularinin basinda daima bulunmustur. Orhan Gazi devletin muntazam bir idare sistemine baglanmasi lüzumunu görmüs ve teskilat isini ise, Alaeddin Pasa ile, Seyh Edebali'nin bacanagi Candarli Kara Halil pasaya havale etmisti.

Orhan Gazi zamaninda teskilati üç noktada toplayabiliriz : Para, kiyafet, ordu.

Orhan Bey'in büyük oglu Süleyman Pasa, kendisinden önce vefat etmistir. Kendi sagliginda iken baskumandanlik vazifesini ikinci oglu Murad Hüdavendigar'a devretmistir.

Osmanlilar tarafindan yaptirilan ilk cami (1333 -1334) senesinde iznik'te yapilan "Haci Özbek" Camiidir. Ve Orhan Gazi yaptirmistir.

Bursa Medresesini Orhan Bey yaptirmis ve ilk "Sultan" lakabi da O'nun zamaninda kulIanilmistir. Yine ilk Osmanli parasi da Orhan Bey zamaninda basilmistir. Müslüman Türkler Avrupa'ya ilk defa Orhan Bey zamaninda geçmislerdir. istanbul'un Anadolu yakasi tamamen Orhan Bey zamaninda Osmanli topraklarina katilmistir.

Yeni fethedilen hiristiyan topraklarinda yasayan yerli hiristiyan halkin Osmanli hayranligi, yeni fetihleri de kolaylastirmistir.

Zamaninda fethedilen yerler:
1326'da Bursa, 1329'da iznik, 1337'de Gemlik'i fethetti ve Bizanslilara karsi Palekanon (Maltepe) zaferini kazandi. 1345'de Karasi Beyligi ilhak edildi. 1354'de Ankara ve Gelibolu fethedildi.

Orhan Gazi 1360 senesinde 79 yasinda vefat etmistir. Tiürbesi ise Bursa'da Osman Gazi'nin türbesi yanindadir. Türbe dört köselidir. icinde 4 tane büyük mermer sütun vardir. Türbe bu dört sütun üzerine oturtulmustur. Kubbesi genis ve kursunla örtülmüstür. Duvarlari sade ve beyaza boyanmistir. Tavaninda onar, kandilli birer tane avize asilidir. Orta yerde Orhan Gazi'nin sandukasi bulunmaktadir. Etrafi pirinç parmakliklar ile cevrilmistir. Sandukanin kuzey yönünde Cem Sultan'in oglu Abdullah, kaii tarafinda ikinci Bayezid'in oglu Korkut, onun yaninda Orhan Gazi'nin ailesi Nilüfer Hatun ve oglu Kasim Çelebi ile Yildirim'in oglu Musa Çelebi vardir. Bu türbede yirmiiki tane mezar bulunmaktadir. Türbeyi ise Sultan Abdülaziz yaptirmistir.

Silsile-i Sadat-i Naksibendiyye'den Hace Muhammed Baba Semasi (k.s.) Hazretleri, Seyh Edebali, Haci Bektas-i Veli bu devrin büyüklerinden olup, Orhan Gazi zamaninda vefat etmislerdir.

Orhan gazi'nin esleri ve cocuklari
Orhan gazi'nin ilk esi Nilufer Hatun (Holofira) Yarhisar tekfurunun kizidir. Bu esinden Süleyman Çelebi, Murad Çelebi, Kasim Çelebi adinda üç oglu oldu. Türkmen boylarinda büyük kardese 'Pasa' (bas aga) demek gelenek oldugu için Süleyman Çelebi hep Süleyman Pasa olarak anildi, ikinci esi yine bir Bizans prensesi olan Asporça, üçüncü esi Bizans hükümdari Kantakuzenos'un kizi Teodora'dir. Teodora ile evlendigi zaman 58 yasinda, Teodora ise 18 yasinda idi. Siyasî sebep lerle yapilan son iki evlilikten de çocuklari oldu. (Asporça'dan ibrahim Çelebi adinda bir oglu, Fatma Hatun adinda bir kizi; Teodora' dan ise Halil Çelebi adinda bir oglu olmustur).

Teodora Müslüman olmamisti. Hiristiyan anadan dogan çocuklar veliaht olamazlardi. Önce Süleyman Pasa, onun ölümünden sonrada Murad Çelebi veliaht olmuslardi. Teo dora'dan olan Halil Çelebi Dil Iskelesi'nde kayik gezintisi yaparken Ceneviz korsanlari tarafindan kaçirilarak esir alindi ve 3 yil Foçada tutuldu. Sonra 100 bin altin karsiliginda serbest birakildi. Bu paranin yarisini Orhan Bey Bizans hükümdarina ödetti.

MsXLabs.org & Osmanlı Tarihi

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 5 Nisan 2017 22:41
Şeytan Yaşamak İçin Her Şeyi Yapar....
Dark_Blue1990 - avatarı
Dark_Blue1990
Ziyaretçi
20 Kasım 2011       Mesaj #8
Dark_Blue1990 - avatarı
Ziyaretçi
ORHAN BEY DÖNEMİ (1324-1362) ÖNEMLİ OLAYLAR:
  • Bursa'nın alındı(1326)
  • Maltepe (Palekanon) Savaşı (1329) yapıldı.
  • İznik ve Kocaeli fethedildi.
  • Karesioğulları Beyliği Osmanlılara katıldı.
  • Rumeli'ye geçildi
  1. Bursa'nın fethi: Osman Gazi döneminde başlayan kuşatma, tekfurun şehri teslimiyle son buldu.(1326)
  2. Maltepe (Palekanon) Savaşı (1329):
Sebep: Osmanlıların Kocaeli Yarımadasındaki fetihleri ve İznik'i kuşatmaları
Savaş: Bizans imparatoru III.Andreanikos ile Osmanlı hükümdarı Orhan Bey arasında yapıldı (1329)
Sonuçları ve Önemi: Savaş Osmanlıların zaferiyle sonuçlandı. O güne kadar dikkat çekmeyen Osmanlılar ön plana çıktı.
  • İznik ve Kocaeli'nin Fethi: Maltepe savaşından sonra İznik fethedildi, Kocaeli yarımadasının fethi büyük ölçüde tamamlandı.
  • Karesioğulları Beyliğinin Alınması: Karesi Bey'in ölümüyle, oğulları arasındaki taht kavgasından yararlanan Orhan Bey bu beyliği Osmanlı sınırlarına kattı.
Önemi:
  1. Osmanlılar karesi topraklarına sahip olarak, Marmara kıyılarına ve Çanakkale boğazına ulaştılar.
  2. Osmanlılar Karesi Donanmasına sahip oldular.
  3. Hacı İlbey, Evrenus Bey, Ece Halil gibi değerli Karesi komutanları Osmanlı hizmetine girdiler.
  4. Osmanlılar Rumeli'ye geçmeyi düşünmeye başladılar.
  • Rumeli'ye Geçiş:
Rumeli'ye Geçişi Kolaylaştıran Sebepler:
  1. Osmanlıların Karesi topraklarına ve Donanmasına sahip olması.
  2. Osmanlıların Hırıstiyanlara ait topraklara sahip olma ideali (Gaza).
  3. Türkmenlere Yurt bulma ihtiyacı.
  4. Bizans'ın Balkan milletlerine karşı Orhan Beyden yardım istemesi.
OLAY: Bizans İmparatoru Kantakuzen Edirne'yi kuşatan Sırp ve Bulgarlara karşı Orhan Bey'den yardım istedi. Orhan Bey bunun üzerine oğlu Süleyman Paşa'yı yardıma gönderdi. Edirne'yi kuşatan Sırp ve Bulgarları yenen Süleyman Paşa'nın yardımlarına karşılık Bizans Gelibolu Yarımadası'ndaki ÇİMPE kalesini Osmanlılara verdi.(1353)

NOT: Çimpe kalesi Osmanlıların Balkanlardaki fetihleri için önemli bir süs olmuştur.

ORHAN BEY DÖNEMİNDE RUMELİ'DEKİ FETİHLER:
Orhan bey'in oğlu Süleyman Paşa Gelibolu'yu ele geçirerek Keşan, Malkara, Tekirdağ, Çorlu ve Lüleburgaz'ı fethetmiştir.

ORHAN BEY DEVRİNDE DEVLET TEŞKİLATINDAKİ GELİŞMELER:
  • Geçici divan teşkilatı kuruldu.
  • YAYA ve MÜSELLEM adıyla ilk düzenli ordular oluşturuldu.
  • İznik'de ilk Osmanlı Medresesi kuruldu.
OSMANLILARIN RUMELİ'DEKİ İSKAN SİYASETİNİN ÖZELLİKLERİ:
  • Yeni fethedilen yerlere öncelikle göçebe Türkler yerleştirilir, böylece bunların yerleşik hayata geçmeleri sağlanırdı.
  • Fethedilen yerdeki yerli halktan ayaklanma çıkarma ihtimali olanlar başka yerlere iskan edilirlerdi.
  • Göçmenler iskan yerine yakın yerden alınırlardı. Böylece halkın yeni yere uyumu daha kolay olurdu.
  • İskan edilenlere ihtiyacı olan malzeme verilir ve bir süre vergi alınmazdı.
Son düzenleyen Safi; 5 Nisan 2017 22:25
Mira - avatarı
Mira
VIP VIP Üye
9 Haziran 2012       Mesaj #9
Mira - avatarı
VIP VIP Üye

Orhan Bey (Orhan Gazi)


Oğul! Cennet mekan babam Osman Gazi Han bir avuç toprağı beylik yaptı. Biz Allah'ın izniyle beyliği sultanlığa çevirdik. Sen daha da büyüğünü yapacaksın! Osmanlı'ya iki kıta üzerine hükmetmek yetmez. Zira İ'la-yı kelimetullah (Allahü tealanın ismi şerifini yüceltmek, İslamiyet'i yaymak) azmi iki kıtaya sığmayacak yüce bir azimdir.

(Orhan Gazi'nin Oğlu Murat Gazi'ye son vasiyeti)
Osman Bey'in oğludur. Babasının sağlığında Osmanlı Beyliği'nin yönetim ve askerî etkinliklerine katıldı. Bilecik ve Yarhisar kalelerinin alınmasında yararlılık gösterdi. Tutsak alınan Yarhisar tekfurunun kızı Nilüfer Hatun ile evlendi (1299); bu evlilikten Süleyman Şah ile I. Murat dünyaya geldi. Osman Bey tarafından emrine verilen Akça Koca, Konur Alp, Köse Mihal vd. komutanlarla Sakarya ile Karadeniz arasındaki bölgenin fethiyle görevlendirildi (1317). Bizanslıların elindeki birçok yeri alarak beyliğin sınırlarını genişletti. Bu başarılardan sonra devlet işlerinde babasına vekil oldu (1320). Mudanya'yı alınca (1321), Osman Bey ordunun yönetimini tümüyle Orhan Bey'e verdi.

Orhan Bey 1326'da Bursa'yı ele geçirdi. Kentin alınmasından sonra Osman Bey öldü ve oraya gömüldü. Orhan Bey zamanında İznik ve İzmit gibi diğer büyük Bizans kentleri de Osmanlı Devleti'nin eline geçti. Osmanlı ilerlemesini durdurmak isteyen Bizans İmparatoru III. Andronikos ile Pelekamon denilen yerde yapılan savaşı Osmanlılar kazandı (1329). Öte yandan Karesioğulları toprakları da Osmanlıların eline geçti. (1345). III. Andronikos'un ölümünden sonra Bizans'ta saltanat kavgası başlayınca Orhan Bey, İmparator vekili olan Kantakuzinos'a para ve asker yardımı yaparak onun yönetimde kalmasını sağladı ve kızı Theodora ile evlendi (1346). Bundan sonra Sırplara karşı Bizans'a yardımcı kuvvetler gönderdi (1349). Bu kuvvetler, Selânik'i, Sırp Kralı Stefan Duşan'ın kuşatmasından kurtardı.

1352'de Osmanlı kuvvetleri yeniden Rumeli'ye geçti ve Edirne'de kuşatılmış olan Kantakuzinos'un oğlu Mattheos'u kurtardılar; Dimeteko'da Sırp-Bulgar ordusunu yendiler. Böylece sağlanan bu Osmanlı-Bizans işbirliği sonucunda Osmanlılar Rumeli'de yerleşmeye başladılar. Kısa sürede önemli kent ve kasabaları aldılar. Orhan Bey zamanı Osmanlı Beyliği'nin yalnız toprakça hızlı bir genişleme gösterdiği dönem olmadı; ayrıca beylik, bir aşiret devleti olmaktan çıkıp merkezî devlet yapısının da ilk temelleri atıldı. İlk Osmanlı parası onun zamanında kesildi ve İznik'te ilk Osmanlı medresesi açıldı. Osmanlı Devleti'nde hükümdardan sonra en yetkili kimse olan vezir ilk kez Orhan Bey zamanında ortaya çıktı. Yine o dönemde atlı aşiret kuvvetlerinin yanı başında sürekli bir ordu demek olan yaya ve müsellem örgütü kuruldu. Böylece düzenli bir merkezî ordu oluşturmada önemli bir adım atılmış odu.

MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi
Son düzenleyen Safi; 16 Nisan 2018 23:35
theMira
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
15 Nisan 2018       Mesaj #10
Avatarı yok
Yasaklı

Orhan Gazi Zamanındaki İlkler!

  • Osman Gazi'nin kurduğu Osmanlı Devleti'ni ilk teşkilatlandıran ve büyük bir devlet haline getiren Orhan Gazi olmuştur.
  • Orhan Gazi, Osmanlı Beyliği'ni yeni yasalar ve düzenlemeler sayesinde devlet haline getirmiştir.
  • İlk kez Sultan unvanı kullanılmıştır.
  • İlk kez bu dönemde vezirlik teşkilatı kurulmuştur.
  • İlk kadı ve subaşı atamaları bu dönemde yapılmıştır. Sancaklara kadılar gönderilmiş, divan örgütü kurulmuştur.
  • Vakıf sistemi ve adli teşkilat ilk kez bu dönemde kurulmuştur.
  • İlk gümüş para akçe bastırılmıştır.
  • Yaya ve müsellem olarak ilk düzenli Osmanlı ordusu kurulmuştur.
  • İlk donanma çalışmaları yapılmıştır.
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

11 Haziran 2013 / Misafir Osmanlı İmparatorluğu
5 Aralık 2016 / Misafir Osmanlı İmparatorluğu
20 Aralık 2008 / Ziyaretçi Cevaplanmış
18 Aralık 2008 / Ziyaretçi Cevaplanmış
21 Ocak 2012 / ener Osmanlı İmparatorluğu