Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 28 Kasım 2016  Gösterim: 201.557  Cevap: 327

Sağlık Sektöründe Yeni Teknolojiler, Gelişmeler ve Son Haberler

GusinapsE
22 Temmuz 2006 03:21       Mesaj #11
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Viagra'nın kullanım alanı genişliyor


Sponsorlu Bağlantılar
İktidarsızlık problemi olan erkeklerin ereksiyon sorunlarına çözüm getiren ilaç olarak bilinen Viagra, mucize üstüne mucize yaratmaya devam ediyor.
Viagra’nın bazı akciğer hastalıkları için de çok iyi olduğunun ortaya çıkmasının ardından, şimdi de, Afganistan gibi "yüksek rakımlı" bölgelerde terörizmle mücadele eden askerler için "performans artırıcı" niteliklere sahip olduğu kanıtlandı. Pentagon, "mucizevi mavi hap" ile denemelere başlamaya hazırlanıyor. Saygın Stanford Ünivetsitesi tarafından yapılan bir çalışma, yüksek rakım ve düşük oksijen koşullarında alınan Viagra’nın fiziki performansı artırdığını ortaya koydu. Simulasyon yoluyla gerçekleştirlen çalışma ile 3800 metre yükseklikteki bisikletçilerin performansı ölçüldü. Viagra alan bisikletçilerin performansı, belirli bir zaman dilimi için yüzde 39 iyileşme sergiledi. Viagra, sadece penis damarlarında değil akciğerlerdeki damarlarda da rahatlama sağlıyor.
Son düzenleyen Pasakli_Prenses; 24 Aralık 2008 23:08


GusinapsE
22 Temmuz 2006 03:50       Mesaj #12
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Saç boyalarındaki 22 madde yasaklandı


Sponsorlu Bağlantılar
AB, saç boyalarının üretiminde kullanılan 22 kimyasal maddeyi, mesane kanserine yol açtıkları gerekçesiyle yasakladı.
AB Komisyonundan yapılan açıklamada, bilimsel araştırmaların söz konusu maddelerden imal edilen saç boyalarının uzun bir süre kullanılması halinde mesane kanserine yakalanma riskinin arttığını ortaya koyduğu bildirildi.
Saç boyaları üretiminde 1 Aralık 2006 tarihinden itibaren kullanılamayacak kimyasal maddeler arasında hydroksindole, solvent kırmızı 1, portakal asidi 24, kırmızı asit 73, diaminobenzoic asit, methoksi, siklopentil, chloro 2 aminofenol bulunuyor.
AB'de kozmetik sektörünün yüzde 8'ini oluşturan saç boyası pazarının yıllık büyüklüğü yaklaşık 2,5 milyar avroyu buluyor.


Katarakt riskine, kolesterol ilacı

Bir kolesterol ilacının, ''nükleer'' katarakt riskini azalttığı bildirildi.

ABD'de yayınlanan araştırmaya göre, ''statin'' grubu kolesterol ilacı, göz merceğinde matlaşma sonucu sis perdesi oluşması riskini azaltıyor.

Wisconsin üniversitesinden Dr. Barbara Klein başkanlığındaki araştırma ekibi, beş yıl içinde katarakt oluşma riski taşıyan 1299 kişi arasında araştırma yaptı. Hastaları iki gruba ayıran uzmanlar, bir gruba ''statin'' verdi, diğerine vermedi. ''Statinle'' tedavi edilen deneklerin yüzde 12,2'si, kolesterol ilacı verilmeyenlerinse yüzde 17,2'sinde katarakt gelişti.

Katarakt riskinin ''statin'' tedavisiyle yüzde 40 azaldığını belirleyen uzmanlar, sigara ve şeker hastalığı etmenlerinin de katarakt riskini artırdığını hesaba katarak, denekler arasında bir de şeker ve sigara araştırması yaptı ve ''statinin'', sigara içmeyen ve şeker hastası olmayan grupta katarakt riskini yüzde 60 azalttığını belirledi.

65 yaşından itibaren insanların beşte birini, 75'ten itibaren üçte birini, 85'ten sonraysa insanların hemen hemen üçte ikisini yakalayan katarakt, ancak ameliyatla tedavi edilebiliyor.
Son düzenleyen Pasakli_Prenses; 24 Aralık 2008 23:09
22 Temmuz 2006 09:59       Mesaj #13
NeutralizeR - avatarı
ADM Webmaster
Kök hücreden sperm üretildi
"...önemli bir soruyu da gündeme getirdi: Artık erkekler zamanını doldurmuş, gereksiz bir tür mü?"


Bu tür haberleri, daha doğrusu haberin üstüne yapılan yorumları oldukça sinir bozucu buluyorum. İnsanlığın faydası için tıpta gelişmeler elbette ki olmalıdır, kısırlara faydalı olacaksa bu gelişme de olumlu sonuç verir umarım.

Benim tepki gösterdiğim, bu tür gelişmeler olduğunda hemen sansasyonel sloganlarla etiketlendirilmeleri...

En üstteki cümleden yola çıkarak ben de benzeri bir mantık pekala kurabilirim.

Madem gereklilik-gereksizlik miktarı yalnızca üremedeki katkı baz alınarak hesaplanıyor...

"Kadınlar da ilk doğurganlık zamanlarından sonra yaşadıkları her dakika gereksizdirler." (diyebilir miyiz?)

Yani o sapkın mantığa eş değer bir mantıkla düşünecek olursak, 12-13 (belki daha erken) yaşta kadınlar hamile kalabiliyorlar. Bebek doğduktan hemen sonra anne olmadan da yaşatılabiliyor. Kadınlar da bu durumda 12 yaşına kadar mı gerekliler?

Bu haberi yorumlayan kişi bir amazon muymuş? Kadınlar kendi kendilerine üreyip erkek bebekler doğurduklarında onları yok mu edecekler ve yalnızca bir kadın dünyası mı söz konusu olacak?

önemli bir soruyu da gündeme getirmişmiş... Benim gibi düşünen ve hisseden erkekler olduğu sürece kadının ve erkeğin gerekliliği üzerine son yorumu daima erkekler yapacaktırlar Msn Happy
Son düzenleyen Blue Blood; 22 Temmuz 2006 22:13
GusinapsE
24 Temmuz 2006 03:34       Mesaj #14
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Kalp naklinde çığır açacak cihaz


İngiliz bilim adamları, donörden alınan kalbin 12 saat boyunca zarar görmeden atmasını sağlayacak bir cihaz geliştirdi. Cihazla, kalbin çalışması durmadan nakli yapılabilecek.
TransMedics adlı yeni cihaz, vericiden alınan kalbi 12 saat boyunca dokular zarar görmeden canlı tutuyor. Eski yöntemde kalbin 4 saat içinde nakli gerekiyordu.
Bugüne kadar kalp, ameliyattan hemen önce donörden alınıyor ve dondurulduktan sonra en fazla 4 saat muhafaza edilerek alıcıya nakledilebiliyordu.
İngiltere'de Papworth Hastanesi'ndeki bir kalp nakli operasyonunda, vericiden alınan organın hastaya nakledilmesinden önce kalbin yeni geliştirilen bir cihaz sayesinde atışlarını yapay olarak sürdürmesi sağlandı.
Mevcut yöntemde, vericiden alınan kalp durdurulup soğuk bir ortamda saklanırken, yeni yöntemde nakledilecek sağlıklı kalp, operasyon yapılıncaya kadar çarpmaya devam etti.

Cihazın adı 'TransMedics'
22 Mayıs'taki operasyonu Prof. Bruce Rosengard ile Cliff Chung ve David Jenkins adlı cerrahlar yaptı. Doktorlar, 58 yaşındaki hastaya nakledecekleri kalbi, ABD'de geliştirilen "TransMedics" adlı mobil kalp - akciğer makinesinde operasyon saatine kadar canlı ve çalışır vaziyette tuttu.
Şimdiye kadarki nakil operasyonlarında, durdurularak vericiden alınan kalbin hücreleri ölmeye başladığı için soğutulup doku kaybı yavaşlatılıyordu.

Zaman sınırı arttı
Makine sayesinde nakledilecek kalbe düzenli olarak oksijen ve besin içeren uygun sıcaklıkta taze kan pompalandı ve organ böylelikle normal sağlığını korudu. Eski yöntemde kalbin en fazla 4 saat içinde nakledilmesi gerekirken yeni yöntemde zaman kısıtlaması büyük ölçüde ortadan kalktı. Kalp yalnızca 1.5 saat süren nakil operasyonu sırasında durduruldu.

Yöntem, böbrek naklinde de kullanılacak
Tıp dünyasında çığır açan nakli gerçekleştiren ABD'li Profesör Bruce Rosengard, Milliyet'e yaptığı açıklamada, ameliyatın son derece başarılı olduğunu belirterek, hastanın mükemmel durumda olduğunu söyledi. ABD'li cerrah, "Kalbin pompaladığı kan miktarı mükemmel, kan basıncı çok normal. Kalbi genç bir insanınki gibi atıyor" dedi. Kalbin vericiden alındıktan hemen sonra küçük bir aygıta bağlandığını ve bu aygıt sayesinde kalbe kan dolaşımı ile oksijen verildiğini, böylece de organın canlı kalmasının sağlandığını söyleyen Rosengard, şöyle konuştu:

'Organ sağlıklı kalıyor'
"Geleneksel kalp nakli ameliyatlarında vericiden alınan kalp bir solüsyon içine konarak donduruluyor ve hastaya naklediliyor. Yeni yöntem hakkında kesin konuşmak için henüz erken, ancak geleneksel yöntemden daha uzun süre kalbi canlı tutmak mümkün olduğu için birçok testin yapılmasına imkân veriyor. Nakledilen kalbin fonksiyonlarını ve rahatsızlıklarını tespit etmeyi de sağlıyor. Üstelik bu süre içinde organ hem daha sağlıklı kalıyor hem de hastanın organı kabul etmesi daha çabuk oluyor."

20 ameliyat yapılacak
ABD'nin TransMedics firması tarafından geliştirilen aygıt üzerinde 11 yıldır çalışmaların sürdüğünü belirten Rosengard, bu sistemle kalbin sadece 1 saat kansız kaldığını ifade etti. Rosengard, yöntemin daha önce iki kez Almanya'da başarıyla uygulandığını ve kalbe kan dolaşımıyla verilen oksijenin organı taze tuttuğunu belirtti.
Yeni yöntem ve cihaz sayesinde, başarılı kalp nakli operasyonlarının 2'ye, 3'e hatta 4'e katlanabileceğini vurgulayan Prof. Rosengard, ayrıca çok uzak mesafelerdeki vericilerden kalp temin edilebileceğini belirtti. Bu yöntemin ileride karaciğer, pankreas, bağırsak ve böbrek nakillerinde de kullanılabileceğini dile getiren Rosengard, önümüzdeki günlerde bu yöntemle İngiltere ve Almanya'da 20 ameliyata hazırlandıklarını açıkladı.
Son düzenleyen Pasakli_Prenses; 24 Aralık 2008 23:10
Hi-LaL
24 Temmuz 2006 23:50       Mesaj #15
Hi-LaL - avatarı
Ziyaretçi

Kemik iliği kısırlığa çare oldu!
Kemik iliğinden elde edilen kök hücreler yumurta ve sperm üretebilecek.

Kemik iliği kısırlığa da çare oldu. ABD ve Almanya’da yapılan araştırmalar, kemik iliğinden elde edilen kök hücrelerle yumurta ve sperm üretilebileceğini ortaya koydu. Cornell Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kutluk Oktay’a göre bu araştırmalar hem kısır çiftler için hem de menopoz dönemindeki kadınlar için önemli bir gelişme anlamına geliyor.

Kemik iliği kadınlarda yumurta, erkeklerde de spermle ilgili kısırlık nedenlerini ortadan kaldıracak. Cornell Üniversitesi’nde Üremenin Korunması Bölümü Başkanı Prof. Dr. Kutluk Oktay, kemik iliğinden elde edilen kök hücrelerle kısır farelerde yumurta ve sperm üretimi yeniden başlatıldığını belirtiyor:
“Almanya’da bir araştırma yapıldı. Çok açık bir şekilde spermin kemik iliğinden yapılabileceğini gösteriyor. Bu tip araştırmaların klinik safhaya gelmesi bazen oluyor bazen olmuyor ama umut var. Bizim yaptığımız çalışmalarda da kısır farelerde kemik iliği verildikten sonra yumurta oluştuğunu gördük. Farelerde doğurganlık geri geldi. Kemik iliği nakli yapıldıktan sonra sonucu menopozdan çıkmış farelerden doğan 315 fare var.”

Menopoz artık doğurganlığın sonu değil...

Dünyada ilk kez Türk bilim adamı Prof. Dr. Kutluk Oktay, tarafından geliştirilen yumurtalık dokusu dondurma yöntemiyle artık kanser hastalarının yanı sıra, menopoz dönemindeki kadınların da çocuk sahibi olması mümkün. Bu gelişmenin ardından şimdi tip dünyası iki önemli konuyu tartışıyor. Menopoz döneminde doğum anne ve bebek için sağlıklı mı? Kadının üreme hakki hangi yaşta olursa olsun korunmalı mı? 50 yaşında menopoz dönemindeki bir kadın çocuk sahibi olmalı mı, olmamalı mı? Kanser hastası her kadına tedavi öncesi yumurta dokusu dondurularak çocuk sahibi olma şansı verilmeli mi, verilme-meli mi?

Üreme hakkı politik bir harekete dönüştü

Bilim adamlarını ikiye bölen bu önemli tartışma konuları tıp dünyasının sınırlarını da aşarak politik bir harekete dönüşüyor. Başta Amerika olmak üzere birçok ülkede artık hangi yaşta olursa olsun “kadının üreme hakkinin korunması” gerektiğini savunan sivil toplum örgütlerinin sayısı hızla artıyor.

Prof. Dr. Kutluk Oktay “Genelde doktorlar hasta için ‘ hayatını kurtarıyorum da ona sevinsin ileride çocuk sahibi olsun olmasın bunun ne önemi var’ diyordu. Bu anlayışı biraz değişmesi lazım Türkiye de de kanser hastalarının yüzde 98’ine böyle bir açıklama yapılmıyor veyahut da hastalar ‘ben kanser oldum yaşayıp yaşamayacağım belli değil bunun ne önemi var ‘diye düşünebiliyor. Kanser ilimi çok ilerlemiş durumda birçok hasta tedavi ediliyor hastalar uzun süre yaşıyorlar. Niçin bu olanaklardan yararlanmasınlar” diye konuşuyor.

Başkan Bush adına bir panel düzenledi

Üreme hakki son olarak ABD Başkanı Bush’un her yıl organize ettiği, bu yıl da konusu kansere ayrılmış bir panelin ana gündem maddesini oluşturdu. Panelde bir araya gelen uzmanlar “üremenin korunmasının bir hak olduğu” konusunda birleştiler. Prof Dr. Kutluk Oktay’ın da katıldığı Bu panelin sonucunda yayınlanan bildirgeye göre artık kanser tedavisi gören her kadına isterse çocuk sahibi olma şansı tanınacak. Prof Dr. Kutluk Oktay şöyle konuşuyor:
“Her kadının böyle bir hakkı olduğu ortaya çıktı. Hatta bu konuda Başkan Bush’un paneline ben de çağrıldım, oradan çıkan karar şuydu. Tıbbi nedenlerle herhangi bir şekilde doğurganlıkları etkilenerek hastalara çocuk sahibi olma şanslarını koruyacak yöntemler olduğu söylenmemesi tıbbı bir hata olarak kabul edildi Öncelikle derhal doktoruyla tartışmaları gerekiyor, en çok gördüğümüz sorun bunu en son tartışmaya gelmesi. Öyle oluyor ki hasta yarın kanser tedavisine başlayacak bizden bu konuda bir şey yapabilir miyiz diye fikir alınıyor. Eşi varsa hastadan embriyon elde edilip dondurulup saklanabilir bu da en az 2 hafta süren bir şey.”

Yumurtalık dokusu dondurma yöntemi

Kanser hastalarına çocuk sahibi olma şansını sağlayan yumurtalık dokusu dondurma yöntemi, Dr. Kutluk Oktay ve ekibi tarafından geliştirildi. Lenf bezi kanseri olan Ann Dauer bu yöntemle hamile kalıp sağlıklı bir kız bebek dünyaya getirdi. 4 kilo doğan bebeğe Sienna adi verildi. Hastanın lenf bezi kanseri tanısı almış bir hasta olduğunu belirten Prof Dr Kutluk Oktay, şöyle devam ediyor:
“Kanser tedavisi görmüştü aldığı kanser ilaçları kısırlığa yol açmıştı. kanser tekrarladığı için ağır bir tedavi verilecekti, kemik iliği nakli için. Bunun onu menopoza sokma riski yüzde 100’dü. Böyle olunca bir yumurtalığı çıkardık dondurup sakladık hasta tedavisini tamamladı 2.5 sene menopozdaydı.”

Bu süre sonunda Dr. Kutluk Oktay dondurulan yumurtalık dokusunu Ann Dauer’in karın cildinin altına yerleştirdi. Ann Dauer, yumurtalık nakli yapıldıktan 3 ay sonra, iki kez hamile kaldı. İlk hamileliği düşükle sonlanan Ann Dauer, ikincisinde sağlıklı bir bebek doğurdu.

Doktor Oktay’ın yaptığı çalışma, deri altına yerleştirilen yumurtalık dokusunun normal yumurtalık gibi çalıştığını göstermesi açısından “büyük önem” taşıyor.

Kariyer nedeniyle gebeliğini erteleyenler için de şans var

Yumurtalık dondurulması yöntemi, artık yalnız kanser hastaları için değil kariyer nedeniyle gebeliğini ileri yaşlara ertelemeyi düşünen kadınlar için de bir şans yaratıyor. Tıbbın geldiği noktada artık yumurtasını ya da yumurta dokusunu dondurmuş bir kadın, isterse 55 yaşında bile çocuk sahibi olma şansına sahip. Ancak bu gelişme etik kaygıları da beraberinde getiriyor. Prof Dr. Oktay şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Bu teknoloji bir yerde bize şuna gösterdi ki doğurganlık korunabilir her ne nedenle olursa doku dondurma teknolojisi ileride çocuk sahibi olma olasılığını artırıyor. Şu anki genel uygulama hanımların 50 yaşında çocuk sahibi olmalarını en geç olarak sağlıyor. Ama bu 55’e kadar uzatan programlar da var. Amerika’da sınır 50 yaştır. Kılavuz kuralıdır sağlıklı insanlarda 56’ya kadar uzatılıyor. Bunun karşı savunucuları da ne diyor, ‘Siz eğer 55’e çıkartırsanız çocuk sahibi olursanız 60-70’e geldiğinizde evinizde adölesan yaşında bir çocuğunuz olacak bu doğru mudur değil midir?’ Bunlar karmaşık konular belki de geniş çapı bir tartışma gerekir.

Kemik iliği yeni umut

Etik tartışmalar sürerken tıp dünyası şimdi ileri yaş gebelikleri için yumurta dokusu ve yumurta dondurma yöntemini de aşan çok önemli gelişmelerin eşiğinde. Eğer yeni araştırmalar olumlu sonuçlanırsa menopoz dönemindeki bir kadının kemik iliğinin özel ilaçlarla uyarılmasıyla yeniden yumurtlaması ve hamile kalması mümkün olabilecek. Prof Dr. Kutluk Oktay yaptıkları çalışmaların geldiği noktayı şöyle ifade ediyor:
“Son iki yıl içinde benim de işbirliği içinde bulunduğum Harvard Üniversitesi’nden bilim adamları çok ilginç 2 araştırma yayınlandı. Farelerde yumurta üretiminin doğumdan sonra devam ettiğini gösterdi ikinci çalışma şok edici bir çalışmaydı. O çalışmada farelerde yumurtaların kemik iliğinde yapılıp kan aracılığıyla yumurtalıklara gelip yerleştiğini gösterdi. Hatta kemik iliği nakli yöntemiyle kemoterapi verilmiş menopoza sokulmuş farelerde tekrar yumurta üretimi başlatıp normale dönmesini sağladığı gösteren bir çalışma yayınladı.

Şimdi Prof. Oktay ve ekibi Amerika’daki birçok araştırma laboratuvariyla işbirliği yaparak fareler üzerinde yapılan bu araştırmaların sonuçlarının insanlar için geçerli olup olmayacağının yanıtını araştırıyor:
“Son derece heyecan verici bir şey aynı zamanda da insanı biraz da gerginleştiren bir süreç hem önünüzü de büyük olabilecek tıbbın bazı temel kavramlarını değiştirecek bir şey var Kemoterapi olsun, yaşlanmaya ilgili olaylar olsun yumurtalığın kemik iliğinden kök hücre toplama ve çağırma mekanizmasını bozuyor. Sonuçta deri altına bu koyulmuş dokuyu yerleştirdiğinde kemik iliği ile diyaloğa girebiliyor ve diyor ki bana kök hücre yollayın diyor, kök hücreler gidip karın içinde menopozda olan çıkarılmamış menopozdaki yumurtalığa yerleşiyor yumurtalık fonksiyon görüyor”

Şimdi birçok ülkede menopozda doğum etik mi, değil mi diye tartışılırken, bu araştırma olumlu sonuçlanırsa bilim adamları, kadınların istediği yaşta çocuk sahibi olmasını sağlayacak biyolojik engellerin tümünün ortadan kalkacağını, menopozun da tarihe karışacağını düşünüyor.

Yumurtalığın hızlı dondurulması

Tüp bebek alanındaki bir başka önemli yenilik de, yumurta dondurma tekniğiyle ilgili. Özellikle 35 yaşını geçmiş kadınlar için,, “hızlı dondurulan” yumurtalarla çocuk sahibi olma şansı “yavaş dondurma” yöntemine göre çok daha yüksek. Prof Dr. Kutluk Oktay şu bilgileri verdi:
“Normalde yavaş dondurma yöntemi kullanıyorduk. Ancak bu yöntemle eve bebek götürme oranı son derece düşüktü. Yeni geliştirilen yumurtanın hızlı dondurulması yöntemi dondurulmamış yumurta kadar başarılı neredeyse. Bu araştırmanın başarı oranı haziran ayında yayınlanacak araştırma sonuçları. Birçok şeyi değiştirecek.

Dr. Kutluk Oktay, “Yumurtalıklarınızdan doktorları uzak tutun”
Sağlıklı insanlar için risk faktörleri konusunda da bilgi veren Prof Dr. Oktay, sigara bağımlılığının kadınların 4 yıl erken menopoza girmesine yol açtığını, erkeklerin de sperm kalitelerini etkilediğini hatırlatıyor. Prof Dr Kutluk Oktay’ın kadınlara bir de ilginç çağrısı var:
“Doktorları yumurtalıklarınızdan uzak tutun. Bazen gerekmediği halde yumurtalıklar alınabiliyor. Hastalar doktorlarıyla bir sağlık sorunu olduğunda iyi tartışsınlar. İleride çocuk sahibi olmak istediklerini belirtsinler. Yeterince bilimsel kanıt sunulmadan yumurtalıklarının alınmasına izin vermesinler.”
AA
Son düzenleyen Pasakli_Prenses; 24 Aralık 2008 23:10
GusinapsE
26 Temmuz 2006 03:56       Mesaj #16
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Cinayete sürükleyen ilaç


Antidepresan ilaçların üzerine "Çocuklarda intihar eğilimi yaratabilir" ibaresini koyduran Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, şimdi de Efexor'un hastayı cinayet işlemeye sevk edebileceğini açıkladı. 2001 "de 5 çocuğunu küvette boğarak öldüren kadın da bu ilacı kullanıyordu.
ABD'nin en büyük ilaç firmalarından biri olan Wyeth, ürettiği Efexor adlı antidepresanın nadir de olsa hastalarda cinayet eğilimi yarattığını tespit etmesine rağmen bu bulguyu kamuoyuyla paylaşmamakla suçlandı. 2005'te dünya çapında 3.46 milyar dolarlık satış yapan ilacın bu yan etkisinin geçen yıl firma tarafından fark edilerek ilaçla ilgili iç raporlara dahil edildiği ancak bunun firma dışındaki çevrelere iletilmediği bildirildi. Efexor'un 'cinayet eğilimi yaratabileceği' şeklindeki yan etkisi, başka bir bağımsız ilaç kontrol kurumunca 2 hafta önce tesadüfen fark edildi.

Dozajı artmıştı
Efexor'la ilgili yeni bulgular, 2001 yılında 5 çocuğunu su dolu küvette boğarak öldüren Andrea Yates'in (42) davasıyla tekrar gündeme geldi. Wyeth, ilaçla ilgili bu yan etkinin kanıtlanmış olmadığını vurgulasa da, Yates'in çocuklarını öldürmeden birkaç ay önce ilacı kullanmaya başladığı vurgulandı. İdamla yargılanan, ancak cezası 'ağır depresyon' nedeniyle ömür boyu hapse çevrilen Yates, "Banyo yapacağız" diyerek çocuklarını tek tek banyoya götürüp, küvette boğmuştu. Öldürmeye 6 aylık Mary ile başlayan Yates, daha sonra 2 yaşındaki Luke, 3 yaşındaki Paul ve 5 yaşındaki John'u boğmuş; 7 yaşındaki Noah ise "Anne yapma" diye bağırarak kaçmaya başlamıştı, Cinnet getiren Yates, onu da öldürmüştü.
Cinayetlerden 1 ay önce Efexor dozajını iki kat artıran Yates'in avukatı, şimdi Wyeth'in, tüketicileri bu konuda uyarması gerektiğini belirtiyor. 2 hafta önce tekrar yargılanmaya başlanan Yates'in davasına yeni bulgunun etki edip etmeyeceği ise bilinmiyor.
Bu ilacın binde 1 oranında cinayet eğilimine yol açabileceğini ifade eden Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), benzer bir olayda, sonradan ortaya çıkan bulgulara dayanarak, bütün antidepresan ilaçların kutusuna "Gençlerde ve çocuklarda intihar eğilimi yaratabilir" ibaresi koyulmasına hükmetti. Şimdi benzer bir önlemin Efexor için alınacağı duyuruldu.
Son düzenleyen Pasakli_Prenses; 24 Aralık 2008 23:11
GozDemNur
26 Temmuz 2006 19:15       Mesaj #17
GozDemNur - avatarı
Ziyaretçi
KALP KRİZİNE KÖK HÜCRE

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Tokaç, 1,5 hafta önce kalp krizi geçiren 56 yaşındaki erkek hastaya kök hücre nakli yaptıklarını bildirdi.

Tokaç, Konya'da kalbe ilk kez yapılan kök hücre nakliyle ilgili hastane başhekimi Doç. Dr. Ahmet Özkağnıcı, Histoloji-Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Duman ve Yard. Doç. Dr. Murad Aktan ile birlikte tıp fakültesi hastanesi binasındaki toplantı salonunda basın toplantısı düzenledi. Dünyada kök hücre çalışmalarının hızla devam ettiğini ve çeşitli alanlarda başarılı sonuçlar elde edilen kök hücre naklinin son yıllarda kalp alanında da yapılmaya başlandığını ifade eden Tokaç, kendilerinin de kalbe kök hücre nakli yapılmasıyla ilgili çalışmaları 6 yıldır sürdürdüklerini söyledi.

Kök hücrenin kendi kendini yenileyebilen uygun koşullar altında değişik dokuların hücre tiplerine göre farklılaşabilen ve çoğalabilen öncü hücreler olduğunu belirten Tokaç, ''Örneğin kalbe yapılan kök hücre naklinde kalpteki ölü hücreler canlandırılmaktadır'' dedi. 1,5 hafta önce kalp krizi geçiren 56 yaşındaki erkek bir hastaya kök hücre nakli yaptıklarını dile getiren Tokaç, şunları kaydetti:

''Kalp krizi geçiren hastayı ilk olarak anjiyo ünitesine alıp tıkanan damarı açtık. Bir süre gözetimde tuttuğumuz hastanın kemik iliğinden ilik çektik. Bu iliği bazı işlemlerden geçirip ayıklayarak kalp için gerekli olan kök hücreleri elde ettik. Daha sonra da bu hücreleri aort damarından hastanın kalbine verdik. Bu uygulamanın 3 ile 6 ay arasında sonuç vererek kalbin eski sağlıklı durumuna yakın hale gelmesini bekliyoruz.''

Kalbe kök hücre naklinin gerçekleştirildiği Türkiye'de üçüncü kent olduklarını belirten Tokaç, şöyle devam etti: ''Bu yöntemle kemik iliğinden elde edilen kök hücreler, kalpte hasar görmüş bölgenin onarımını hızlandırıp, kalbin fonksiyonunu güçlendiriyor. Ancak bu uygulama, ilaçla tedavi ya da by-pass'a bir alternatif değil, kalbin sağlığına kavuşturulması için hızlandırıcı bir tedavi yöntemi olarak görülmelidir. Bu işlemin uygulandığı fark, kök hücre nakli yapılmayana göre kalbin kendini daha hızlı yenilemesi.'' Tokaç, bu yöntemin çok sayıda kalp krizi geçiren hastaya uygulanabilmesi için gerekli altyapı çalışmalarına devam edildiğini sözlerine ekledi.
Son düzenleyen nötrino; 26 Şubat 2016 20:21 Sebep: KIRIK GÖRSEL KALDIRILDI!
Hi-LaL
1 Ağustos 2006 01:18       Mesaj #18
Hi-LaL - avatarı
Ziyaretçi
Sigarayı bitirecek aşı...

Sağlık Sektöründe Yeni Teknolojiler, Gelişmeler ve Son Haberler

Sigara içme ihtiyacını ortadan kaldıran nikotin bantları ve nikotin sakızlarından sonra, tiryakilerin sigarayı bırakmasına engel olan haz duygusunu yok edecek bir aşı üzerinde çalışıldığı bildirildi. Amerikalı uzmanların denediği aşının çok yakında Avrupa pazarlarına sunulabileceği belirtildi.

Yaklaşık 300 gönüllü üzerinde halen denenen aşı, basit bir iğne gibi kola uygulanıyor. Nikotinin beyne ulaşmasını engelleyen aşı, böylelikle tiryakilerin sigara krizlerini ortadan kaldırıyor.
Hi-LaL
1 Ağustos 2006 01:31       Mesaj #19
Hi-LaL - avatarı
Ziyaretçi
Ağrısız emzirmenin ilacı...


Sağlık Sektöründe Yeni Teknolojiler, Gelişmeler ve Son Haberler


Türkiye'nin tek bitkisel içerikli memebaşı pomadı Garmastan, hayatının ilk günlerinde bebeğin ve annesinin emzirmenin sağlık ve mutluluğunu yaşamalarına yardımcı oluyor.

Garmastan Pomat'ın içeriğindeki antienflamatuar etkili doğal madde, Venezuella, Kolombiya ve Paraguay'da bulunan gayazulen çiçeğinden elde ediliyor.

Emzirme döneminde oluşan memebaşı çatlaklarının önlenmesi ve tedavisinde kullanılan Garmastan Pomat, annenin ağrısız bir emzirme dönemi geçirmesini sağlıyor. Antiseptik, antienflamatuar, nemlendirici, antioksidan etki sağlayan içeriği ile cildi koruyor, memebaşı çatlaklarının iyileşmesini hızlandırıyor, memebaşında ve bebeğin ağzında oluşabilecek enfeksiyonları önlüyor.

Ağrısız emzirmenin çözümü Garmastan Pomat, her emzirmeden sonra meme ucu ve çevresine ince bir tabaka halinde sürülüyor. Hamileliğin sekizinci ayından itibaren göğüsleri emzirmeye hazırlamak için de her banyodan sonra göğüslere sürülmesi öneriliyor.

Hem bebek hem de anne için güvenle kullanılan Garmastan Pomat, meme başı çevresini yumuşak ve elastik tutup deriyi koruyor. Vücut sıcaklığında hemen eriyor, böylece hassas cilt üzerinde kolaylıkla dağılıyor. Kokusuz olduğu için bebeği annenin doğal kokusundan uzaklaştırmıyor ve yağsız olduğu için de giysilerde iz bırakmıyor.
23 Ağustos 2006 11:28       Mesaj #20
kompetankedi - avatarı
SMD Bir Dünyalı


TAVŞAN GRİBİ İLK KEZ İNSANA BULAŞTI!..

Talihsiz çiftçinin vücudunda 'Pasteurella multocida' adlı bakterinin bulunduğu açıklandı.
23 Ağustos 2006 Çarşamba 00:10


İngiltere'de ölen bir çiftçinin kanında tavşan gribine neden olan bakteri bulundu.

Tavşan gribi insana bulaştı

Meksika, Küba ve Avustralya'da 1998'de ortaya çıkan tavşan gribi ilk kez insana bulaştı. İngiltere'nin Suffolk kentinde geçen hafta mısır toplarken yakaladığı bir tavşana dokunduktan sonra ellerinde kızarıklar meydana gelen 29 yaşındaki İngiliz çiftçi hastaneye kaldırıldı. Doktorlar John Freeman'ın önce gribe veya suçiçeği hastalığına yakalandığını düşündü. Halsizleşen Freeman'a antibiyotik tedavisi uygulandı. Müdahaleler sonuç vermeyince Freeman kendi haline bırakıldı. Hastanedeki 4 günün ardından yatağında ölü bulundu. Daha sonra yapılan otopside talihsiz çiftçinin vücudunda tavşan gribine neden olan "Pasteurella multocida" adlı bakterinin bulunduğu açıklandı.

/Sabah
Son düzenleyen Pasakli_Prenses; 24 Aralık 2008 23:11



Cevap Yaz
Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç