Arama

Sağlık Sektöründe Yeni Teknolojiler, Gelişmeler ve Son Haberler - Sayfa 9

Güncelleme: 28 Kasım 2016 Gösterim: 239.352 Cevap: 327
DrAm3vLH - avatarı
DrAm3vLH
Ziyaretçi
2 Eylül 2007       Mesaj #81
DrAm3vLH - avatarı
Ziyaretçi
TÜMDEF 3. Dönem Yönetim Kurulu Üyeleri, 31 Temmuz 2007 tarihinde “Sektörel Basın ile Tanışma Toplantısı” gerçekleştirdi. Ankara Ambassadore Boutique Hotel’de gerçekleştirilen toplantıda, medikal sektörün sorunları ve sektördeki son gelişmelerin yanı sıra MEDIST 2007 Fuarı da değerlendirildi. TÜMDEF’in Türkiye’den önce AB’ye girdiğini söyleyen TÜMDEF Başkanı Mehmet Ali Özkan, Avrupa Tıbbi Teknoloji Sanayi Birliği (EUCOMED)’e üye olunduğunu ve Ekim ayında yapılacak olan MEDIST 2007’ye EUCOMED’in de katılacağını söyledi.

Sponsorlu Bağlantılar
TÜMDEF 3. Dönem Yönetim Kurulu Üyeleri, 31 Temmuz 2007 tarihinde “Sektörel Basın ile Tanışma Toplantısı” gerçekleştirdi. Ankara Ambassadore Boutique Hotel’de gerçekleştirilen toplantıda, medikal sektörün sorunları ve sektördeki son gelişmelerin yanı sıra MEDIST 2007 Fuarı da değerlendirildi. TÜMDEF’in Türkiye’den önce AB’ye girdiğini söyleyen TÜMDEF Başkanı Mehmet Ali Özkan, Avrupa Tıbbi Teknoloji Sanayi Birliği (EUCOMED)’e üye olunduğunu ve Ekim ayında yapılacak olan MEDIST 2007’ye EUCOMED’in de katılacağını söyledi.
Sağlık sektörü kabuk değiştiriyor
Sağlık sektörünün bir kabuk değiştirdiğini söyleyen TÜMDEF (Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi dernekleri Federasyonu) Başkanı Mehmet Ali Özkan, sektörün hizmet, satın alımlar, sosyal güvenlik, ödemeler ve planlar çerçevesinde her yönüyle kabuk değiştirdiğini belirtti. Bu değişmeler sonucunda alışılagelmiş, bilinen sistemler dışında yenilikler olacağını söyleyen Özkan, şöyle devam etti: “Hepimiz bu yeniliklere uyma konusunda şirketlerimizi ve çalışmalarımızı revize etmemiz gerekecek. Bunun en büyük örneği son olarak SGK tarafından yayınlanan Sağlık Bütçe Uygulama Talimatı. Bu Bütçe Uygulama Talimatı’na TÜMDEF olarak kesinlikle karşı değiliz. Bu talimatın ve buna benzer yürütülebilir, sürdürülebilir bir güvenlik ve ödeme sisteminin mutlaka yaratılması gerekiyordu. Sadece bu uygulama tebliğinin sektörü ilgilendiren birkaç maddesiyle ilgili sıkıntılarımız var” dedi.
Teknik servisi olamayan hiçbir eczane şeker aleti satamaz
Sıkıntılardan biri ve en önemlisinin, ‘Şeker Çubukları’ olduğunu belirten Özkan, “Şeker çubuklarının sadece eczanelerde satılıyor olması, medikal sektörde bu cihazları ithal eden, miadlı ürünleri stoklarında bulunan firmaları çok zor duruma sokmuştur. Aynı zamanda millileşmiş, ithalatı yapılmış olan bu ürünlerin satılamayışından dolayı firmalar ve ülke para kaybetmiştir; miadları dolunca bu ürünler atılmak zorunda. Dilerdik ki, SGK bu maddeyi koymadan bizimle bu konuyu görüşsün, sektörümüzü toparlayalım, bir geçiş süresi verilsin, bu geçiş süresi içerisinde insanlar mağdur olmasın. Bir eczane Medula sistemine kayıt olabiliyor ve alt yapısı buna müsaitse, medikal firmaların da alt yapısı buna müsaittir. Şunu anlayamıyoruz; ana cihazı ithal edeceksiniz ve satacaksınız, ana cihaza teknik servis vereceksiniz ama ana cihazın kullandığı birinci kalemi, sarf malzemesini firma olarak satamayacaksınız. Bu tarif edilemeyen bir yanlışlık. Bu ürünü kullanan hasta, cihazının kalibrasyon ve teknik servis konusunda hizmet alabilmek için medikalcı firma, ithalatçı ve dağıtıcı firmaya muhtaç. Eczanenin, bunun satışını yapması söz konusu değil. Mevzuatta da yok. Teknik servisi olmayan hiçbir eczane şeker aleti satamaz. Dolayısıyla hastalar, teknik servis ve kalibrasyon konusunda medikalcı, ithalatçı ve dağıtıcı firmalarla şeker cihazlarının temini konusunda birebir muhatap durumundalar. Bunun en kısa zamanda SGK’dan bir tebliğ ile düzeltilmesini arz ediyor ve bekliyoruz” dedi.
Fabrika çıkış fiyatı üzerinden kar uygulaması yanlış
Aynı tebliğde başka bir konunun da ‘Türkiye’de üretilmeyen, bulunamayan, Bütçe Uygulama Talimatı’nın Ek-5A Listesinde yer almayan tıbbi cihaz ve malzemelerin temini’ hususunda olduğunu söyleyen Özkan, şu değerlendirmeleri yaptı: “Tebliğde ‘bu tür malzemelerde ithalatçı, her türlü belgesini onaylatarak o malı fabrikadan ne kadar paraya aldığını beyan edecek; ben de ona yüzde 40 gibi bir kâr marjıyla vereceğim’ deniyor. Yani fabrika çıkış fiyatı üzerinden. Şimdi bu malzeme Amerika’dan. Örneğin; fabrikada 100 dolara alınan bir ürün, firmanın İstanbul’daki deposuna gelene kadar bunun şirket deposuna maliyeti en az 125 dolar yapar. Burada işletme maliyeti, firmanın kârı yok. Bunu 130 dolar olarak kabul edersek, 10 dolar kâr yüzde kaça gelir? Bundan hiç bir şey çıkmaz. Bu yanlış bir hesaplama. Kâr marj oranının hesaplanması yanlıştır ve adaletsiz bir uygulamadır. Yürümez ve yürütülemez.”
En iyi alım yöntemi, maliyetlerin kontrol edilebildiği, fiyatların en iyi şekilde indirilebildiği yöntemdir
“Ticarette gizlilik esastır. Her şirketin her kurumun bir namahremi vardır” diyen Mehmet Ali Özkan, firmaların yapmış oldukları pazarlıkların ve ortaya çıkan fiyatların deklare edilemeyeceğini söyledi. Özkan “Gizlilik esası vardır. ‘Siz faturanızı getirin, her şeyinizi getirin, ben kontrol edeyim, ona göre size ödeme yaparım’. Bunun hukukta yeri yok. Çünkü bu bilgilerin kuruma gittiği zaman saklanılabilirliği konusunda bir garanti yok. Ben nereden bileyim A firmasının bilgisinin B firmasına gitmeyeceğini? Böyle bir şey olmaz. Bunun yerine ne yapılmalı? İhaleye çıkarsınız, şartnameyi yazarsınız, şartnamenize uyan ve en iyi şarta uyan firmadan alımınızı yaparsınız. Zaten en iyi alım yöntemi, maliyetlerin kontrol edilebildiği ve fiyatların en iyi şekilde indirilebildiği yöntemdir. Burada mağduriyeti hastalar çeker. Hasta mağduriyeti açısından bu iki uygulamanın gerek şeker çubukları gerekse Türkiye’de üretilemeyen ve bulunamayan tıbbi cihaz ve malzemeye verilen yüzde 40 fabrika çıkış fiyatları oranının yürümeyeceğini ve yürütülemeyeceğini, bunun hastaları mağdur edeceğini, kamunun bu işten zarar göreceğini, ilgili insanları sıkıntıya sokacağını söylüyorum ve ‘yanlışın neresinden dönersek kardır’ noktasından hareketle bir an önce düzeltilmesini rica ediyorum” dedi.
Sağlık alanındaki örgütlenme son yıllarda hız kazandı
“Türkiye AB’ye yönelmiş bir ülke. Hepimiz gerektiğinde imdat olarak AB mevzuatına sarılıyoruz” diyen Özkan, AB’ye daha fazla demokrasi, sivil toplu bilinci ve refah açısından girildiğini ve AB’de sivil toplumların değerinin ve öneminin çok büyük olduğunu söyledi. Sivil toplum bilincinin Türkiye’de yerleşmesi için büyük çaba sarf edilmesi gerektiğini belirten Özkan şunları söyledi: “Bu noktada son beş altı yılda 15. yılını kutlayan derneklerimiz var. Bunlardan biri de MASSİAD’dır. Türkiye’nin dernekleşme noktasındaki yaygınlığı son 5-6 yılda olmuş ve örgütlenme federasyon açısından bu süreç içerisinde hız kazanmıştır. Biz, medikal sektörün sağlık sektöründeki üreticiler ve dağıtıcılar noktasındaki yeri olan TÜMDEF ve çatısı altındaki dernekler olarak bu sektörün sesi, sivil toplum adına lokomotifi ve lideri olma noktasında tüzüğümüzde yazıldığı şekliyle hareket ediyoruz.”
Bu sistem dolaylı olarak hastaya zarar verir
“Sektör çok büyük bir değişim içerisinde. Firmalar zor durumda. Firmalar belki eskisinden daha iyi yönetiliyor ama sistem değişiyor” diyen Özkan, ‘sistem neden değişiyor?’ sorusuna ise şu cevabı verdi: “Sağlık harcamaları kısıtlanacak deniyor. Buna göre uygulamalar yapılıyor. Firmaların sattığı ürünün parasını 6 ila 12 ay zarfında alması ve bu vade oranlarının ve geç ödemelerin, kâr oranlarıyla mukayese edildiğinde, ticarette ve matematikte yerinin olmadığını görüyoruz. Firmalar zor durumda. Yüzde 5’le, 10’la mal satıyorsunuz; 6 ay bekliyorsunuz. Bunun bana bir kârlılığını gösterebilir misiniz? Mümkün değil. Biz hep sermayemizden yiyoruz. Bankalara çalışıyor, onlara faiz ödüyoruz. Sonuçta yeni teknolojileri getiremiyoruz, yeni ürünleri takip edemiyoruz. Kongrelere gidemiyoruz. Hastaları da eski teknolojiyle tedavi eder ve teşhis yapılır duruma getiriyoruz.”
TÜMDEF, Türkiye’den önce AB’ye üye oldu
TÜMDEF’in AB’ye Türkiye’den daha önce üye olduğunu söyleyen Özkan, Avrupa Tıbbi Cihaz Teknolojileri Federasyonu ile görüşme içinde olduklarını açıkladı. “Merkezi Brüksel’de bulunan dünyadaki çeşitli ülkelerin sağlık politikalarında öncü kuruluş olan Avrupa Tıbbi Teknoloji Sanayi Birliği EUCOMED’e TÜMDEF olarak üye oluyoruz” diyen Özkan, “EUCOMED’e giriş taahhütlerimiz var; bu olmazsa olmaz. Tüm bu girişimler için kaynaklar ve regüle bir gelir imkanının olması lazım” dedi. TÜMDEF ve diğer derneklerin içinde bulunduğu bir takım aktiviteler olduğunu söyleyen Özkan, bunlardan birinin MEDIST 2007 Fuarı olduğunu kaydetti. Özkan şöyle devam etti: “MEDIST 2007 Fuarı derneklerin değil sektörümüzün fuarıdır. Bu fuar gündeme geldiğinde bir fotoğraf çektik. Medikal Fuar nedir? Dünyada ve Türkiye’de nasıl yapılmaktadır? Fotoğrafı size arz edeyim. Geleneksel fuarlarda ne yapılıyor? Sadece insanlara bir metrekare satışı, stant fiyatlarında yapılan pazarlıklar vs. insanlar 4 gün geliyor ve ayrılıp gidiyor. Fuarda hiçbir etkinlik yok. Workshop’lar yok, seminerler sempozyumlar yok, bilimsel hiçbir şey yok. İnsanlar fuarlara giriyor ve ardından İstanbul sokaklarına dağılıyorlar. Fuar fiyatlarını inceledik; Avrupa’daki en büyük fuar olan Medica fiyatlarının üzerinde metrekare fiyatları gözlemledik. Değerli medikalci meslektaşlarımız zor kazandıkları paraları fuarlarda bir çırpıda bitiriyorlar. Bu olmamalı. Biz bunun alıcısı mıyız? O zaman biz fuarda bir rekabeti getirelim. Bir kaliteyi getirelim ve bir standart geliştirelim. Tüm fuar şirketleriyle görüştük ve en sonunda CNR ile MEDIST 2007 konusunda, MEDIST 2007 markasına federasyon adına yüzde 50 sektörü ortak ederek bir fuar oluşturduk. Oradaki sihirli kelime şudur. Bu fuar sektörün fuarı. Sektör bu fuarın nasıl olmasını istiyorsa kriterleri kendisi belirleyecek, fuar organizasyonu sektörün beklentilerine göre bu fuarı yapacak. Anlaşmamızdaki özet de budur. Fuar bu yıl Ekim ayında gerçekleşecek. Şu anda hummalı bir çalışma var. MEDIST 2007 Fuarını sektör, medyasıyla, firmalarıyla, her unsuruyla desteklemek mecburiyetindedir.
Avrupa Tıbbi Teknoloji Sanayi Birliği EUCOMED de MEDIST 2007’de olacak
Fuara EUCOMED katılımı da olacak. Türkiye’deki diğer sivil toplum dernekleri, özel hastaneler dernekleri, Türkiye Sağlık İşletmeleri Derneği TÜSİDER ile birlikte bu fuar kapsamlı bir fuar olacak. Tüm görüşmeler yapıldı ve bu derneklerin hepsine aktiviteler verilecek. Sempozyumlar için bir takım programlar yapacaklar. Bu fuar sektörümüzün geleceği ve sektörümüzün geleceği için karar alan STK’lar için olmak zorunda. Firmaların beklentilerine yönelik bir fuar gerçekleştirilmesi yönünde bir fuar anlaşması yapılmıştır. Sadece şunu istiyoruz; Nasıl bir fuar istiyorsunuz? Söyleyin onu yapalım. Bu sektörün fuarıdır ve üyelerimiz bu fuara ziyaretçi olarak gelmemeli, kendi fuarları olarak gelmelidir. Bu çok önemli.”
“Medikal” ve “Tıbbi Cihaz Tedarikçisi” tanımları mercek altında
Sektörde “Medikal” kavramıyla ilgili kafa karışıklığı olduğunu ve yanlış kullanıldığını söyleyen Özkan, bu konuda bazı girişimlerde bulunacaklarını belirtti. Özkan şunları söyledi: “Hastane vs tedavi yapan bir kurum da, üretim, ithalat yapan firmalar da medikal olarak yorumluyor. Tüzüğümüzde değişiklik yaparak ve federasyonumuzun ünvanını değiştirerek bir değişikliğe gidiyoruz. Çünkü AB’nin direktifi, artık her şeye tıbbi cihaz diyor. Elektrikle çalışan ekipmanlara cihaz derdik ama bugün bir eldiven de enjektör de pamuk da tıbbi cihazdır. Direktif böyle diyor. Biz de tüzüğümüzü “Medikal Dernekler Federasyonu” yerine “Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu” olarak değiştirdik. Bugün hastanenin karşısında camında x medikal yazan, ticaret odasına kayıtlı olmadığına inandığım, rafında hiçbir ürün olmayan, sadece hastanenin kapısından çıkan zavallı vatandaşın elinden reçeteyi kaparak malzeme ve ilaç simsarlığı yapan firma görünümlü! yer de, Türkiye’de 500 işçi çalıştırıp 106 ülkeye ihracat yapan medikal sektörün saygın sanayi kuruluşu da medikalci olarak tanımlanıyor. Bir taraftan yapılan yanlış, sıkıntıları çekerek doğruları yapan firmaları zan altında bırakıyor. Biz bunu kaldırdık. Biz üretim, ithalat ve bayi olarak tedarikçiyiz. Bu tanımlamayı bu şekilde koyduk.”
Meslek olma noktasında 2008’in ilk çeyreğinde iyi haberler vereceğiz
2006 yılında Tıbbi Cihaz Üretim ve Tedarikçiler Kanun Taslağı’nı meclise sunduklarını söyleyen Özkan, halen sistemin yürüdüğünü ve bu konuda çok güzel gelişmeler olduğunu kaydetti. Özkan, “Tahmin ediyorum meslek olma noktasında 2008’in ilk çeyreğinde iyi haberlerimizi vereceğiz. 2008 yılında sektörümüz, kime Tıbbi Cihaz tedarikçileri denir? Bu işi kimler yapar? Noktasında iyi bir ivme kazanacak. Bu konu detaylarıyla MEDIST 2007 fuarında ve kongremizde işlenecek. Konuya ilişkin gelişmeleri de orada duyacaksınız” dedi.
Son düzenleyen Pasakli_Prenses; 24 Aralık 2008 23:20
Sedef 21 - avatarı
Sedef 21
Ziyaretçi
2 Eylül 2007       Mesaj #82
Sedef 21 - avatarı
Ziyaretçi
Aile Hekimliği Türkiye Modeli*

Sponsorlu Bağlantılar

Sağlık hakkının korunması, bireysel sağlıktan toplum sağlığına uzanan zorlu bir süreç gerektirir. Genel tıp hekimliği, başta Avrupa ülkelerinde olmak üzere birçok dünya ülkesinde başarıyla uygulanmakta, birinci basamağın önemi ve maliyete etkisi giderek daha iyi anlaşılmakta, yapılan reformlarla daha da yaygınlaştırılmaktadır.

Dünyada yaygınlaşan anlayışa göre temel sağlık hizmetleri tanımına birinci basamaktaki tanı ve tedavi hizmetleri ile rehabilitasyon hizmetleri de dahil edilmektedir. Temel sağlık hizmetleri konseptinin yeni modelinde aile hekimleri ana görevi üstlenmektedir.

“Sağlıkta Dönüşüm Programı” çerçevesinde yeni bir bakış açısıyla, şimdiye kadar çözülmemiş sorunlara çözüm bulma amacını gerçekleştirmede en önemli adımlardan birisi olan Aile Hekimliği Uygulaması nihayet hayata geçiriliyor. Aile hekimliği ile ilgili olarak ülkemiz insanlarının emekleriyle ortaya koyduğu değerleri dikkate alan bir anlayışla yola çıktık.

Aile Hekimliği Türkiye Modelini, geçmişte yapılan bütün çalışmaları değerlendirerek, sağlıkta önemli mesafeler kat etmiş veya bu yolda ilerleyen çeşitli gelişmiş ve gelişmekte olan ülke örneklerini yerinde inceleyerek, ülkemizin koşullarını da göz önünde bulunduran bir anlayışla hazırladık.

Geçmişi reddederek değil, geçmişi değerlendirerek yeni bir uygulama inşa etmeye çalışıyoruz. Bu amaçla çıktığımız yolda, artık Dünya ülkelerinde genel kabul görmüş aile hekimliği uygulamasının her aşamasında, uygulamanın yapılıp yapılmamasını tartışmak yerine, nasıl yapılması gerektiği konusunda ortak değerimiz olan sağlığa katkıda bulunan ve bulunması muhtemel herkesi yanımıza çağırıyoruz.

Aile hekimliği uygulaması ile ilgili tüm çalışmalar, Sağlık Bakanlığı ilgili birimlerinin, konularında uzman hekim ve öğretim üyelerinin, uzmanlık derneğinin, birinci basamakta çalışan hekimlerin geniş katılımlarıyla hazırlandı. Çalışmaya katkıda bulunan herkese, bugüne kadar ülkemizde sağlığın ve sağlık sistemlerinin gelişmesine emeği geçen bütün hükümetlerimize, gönüllü kuruluşlarımıza, ülkemize destek veren uluslararası kuruluşlara, ilgili özel ve tüzel kişilere bu vesile ile teşekkürü borç biliyorum.

Tüm milletimizi içine alan sağlıklı yaşamanın ön plana çıktığı aile hekimliği uygulamasının sağlayacağı faydalar ile hep beraber daha iyiye gideceğimiz inanç ve umuduyla hepinize saygılar sunuyorum.

PROF. DR. RECEP AKDAĞ
T.C. SAĞLIK BAKANI

_PaPiLLoN_ - avatarı
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
2 Eylül 2007       Mesaj #83
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi
Sigara paketinde ceset

Sigara paketlerinin üzerine koca koca harflerle yazılan uyarı yazıları etkili olmayınca daha ’çarpıcı’ bir yöntem denenecek

İngiltere Sağlık Bakanlığı, sigara paketlerinin üzerine koca koca harflerle yazılan uyarı yazıları etkili olmayınca daha ’çarpıcı’ bir yöntem denemekte karar kıldı.

İngiliz Sağlık Bakanlığı yeni yöntem olarak, sigara paketlerinin üzerine ölü insan fotoğraflarının basılmasına karar verdi.

İngiltere Sağlık Bakanı Alan Johnson, yeni paketlerin amacını “insanları şok edip sigarayı bırakmaya teşvik etmek” olarak açıkladı. Johnson, “Bazıları belki abartılı bulabilir ama halk sağlığı açısından böyle bir uyarı gerekli” diye konuştu.
_PaPiLLoN_ - avatarı
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
4 Eylül 2007       Mesaj #84
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi
Zayıflamak uğruna ölmeyin

Son yılların en önemli tehdidi, zayıflama hapları. Uzmanlar uyarıyor: Öldürüyor!
Kanal 1 Bilgi İşlem Müdürü Ertan Geyik’in 40 yaşında kalp krizinden hayatını kaybetmesi ve ölüm nedeninin uzun süredir kullandığı zayıflama hapı olabileceği iddiası, son yılların en önemli tehdidini yeniden gündeme getirdi.

Ertan Geyik’in kullandığızayıflama ilacının Tarım Bakanlığı’nın izniyle eczanelere dağıtıldığı ancak analizlerde, iştah kesici kimyasal madde ‘sibutramin’in normal dozun üstünde çıkması nedeniyle satışının yaklaşık bir ay önce durdurulduğu belirtildi.

Uzmanlar, uyarıyor. ÖLÜMCÜL OLABİLİR! DOÇ. SELÇUK CAN: YAN ETKİLERİ ÖLÜMCÜL
“Doğal gıda takviyesi olarak pazarlanıyor, ama aslında içinde kimyasal madde bulunan bir bileşen. Yeme isteğini baskıladığı için yemek yemiyor ve zayıflıyorsunuz. Ancak bu ilaçların bir çok yan etkisi var; ağız kuruluğu, kabızlık, tansiyon ve nabız yükselmesi gibi. En önemlisi de kalbe yükleniyor ve kalp krizlerine neden olarak ani ölümlere yol açabiliyor.”

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı ruhsatlı iki zayıflama ilacı bulunduğunu belirten Can, doktor reçetesiyle satılan bu ilaçlar dışındaki ürünlere yönelmenin tehlikeli olduğunu ifade etti.

DOÇ. SİNAN DAĞDELEN: İŞLEM GÖRÜNCE DOĞAL OLAMAZ
“Bir şeyin adına doğal dediğiniz zaman insanlara sanki domates ya da salatalık gibi sunuluyor, halbuki öyle değil. Morfin de eroin de esrar da doğal maddelerdir ama yan etkileri vardır.

Bir maddeyi işlemden geçirip ambalajlayıp kullanıyorsanız isterse sarımsak olsun, bu bir ilaçtır. Bu ilaçları tedavi amaçlı kullanıyorsanız mutlaka bilimsel testlerden geçirip kullanmak gerekiyor. Bu tür ilaçların vücuda bazı faydaları olabilir ama önce biz bir ilacın vücuda faydasından çok zararlarını inceleriz."
_PaPiLLoN_ - avatarı
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
6 Eylül 2007       Mesaj #85
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi
Hastalara ilaç gibi haber

Tek randevu sistemine geçilecek

Hastanelerin randevu sistemini GSM operatörleri üzerinden sağlaması mağduriyetlere sebep oluyor.

Hastaların yaşadığı sıkıntıları dikkate alan Sağlık Bakanlığı, Türkiye genelini kapsayacak tek bir randevu sistemine geçiyor.

Bu ay içinde ihalesi yapılacak sistemde üç haneli rakam yer alacak. Randevu geri bildirim ve iptallerinde kısa mesaj kullanılacak.

İlk etapta dört bölgeye ayrılan ülke genelindeki hastanelerde randevuyu canlı operatörler verecek.

Sağlık Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Nihat Akpınar, "Hiç kimsenin randevu sistemi olmayacak. Bakanlığın kuracağı sistemle Erzurum'da oturan bir kişi İstanbul'daki hastaneden muayene randevusu alacak. Yüksek ücretlendirmeler de bitecek." diye konuştu.

Hastanede yatanın ilacı, ayağına gelecek

Hastaları zor durumda bırakan uygulamalardan biri daha tarih oluyor. 15 Ekim'den itibaren hastaneler hastadan tıbbî malzeme isteyemeyecek.

Hastaların tedavisi için gerekli malzemeleri hastaneler ihale yoluyla alarak SSK Sağlık İşleri'ne fatura edecek.

Ameliyat ve ameliyat sonrası tedavi olanlar ile yatarak tedavi görenlerin hasta yakınlarına reçete verilemeyecek.

Özel sağlık hizmeti veren kurumlar da dahil hiçbir hastane hasta yakınına 'git şu malzemeyi al gel' veya 'git şu ilacı al' diyemeyecek.
_PaPiLLoN_ - avatarı
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
6 Eylül 2007       Mesaj #86
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi
Aşırı terlemeye son

Aşırı terlemeye kesin çözüm. Yarım saatlik ameliyatla bu iş kökten çözülüyor.
Kış aylarında bile yaşam standardını önemli ölçüde düşüren ve kişiyi zor durumda bırakan el, kol ve koltuk altı bölgelerindeki aşırı terleme sorunu, yarım saatlik basit bir cerrahi müdahaleyle ortadan kaldırılabiliyor.

Universal Hospital Kadıköy Göğüs Cerrahisi Kliniği’nden Op. Dr. Oryal Erdik, botoks, iontoferez gibi tedavi yöntemlerinin, el, ayak, koltuk altı, sırt ve yüz kısmındaki aşırı terleme sorununu çözmediğini, geçici süre azalttığını belirterek, bu tedavilerin kısa ve orta vadede tekrarlandığına dikkat çekti.

YARIM SAATLİK AMELİYAT

“Kapalı ameliyat teknikleri (endoskopik sempatektomi) kullanılarak kolaylıkla ve sorunsuz gerçekleştirilen operasyon 20-30 dakika sürmektedir. Ameliyattan göğüs dreni takılı olarak çıkan hasta, ertesi gün dreni alındıktan sonra taburcu edilmekte ve bundan sonra aynı gün günlük aktivitelerini rahatlıkla yapabilmektedir. Tek taraflı yapılan bu işlemin daha sonra diğer taraf için de tekrarlanması en doğru ve geçerli olanıdır.

Artık tüm dünyada geçerli olan görüş, sempatik sinir bütünlüğünü kısmen bozmaktır. Bu sinir bütünlüğünün geniş olarak bozulması, ellerde kaybolan terlemeyi vücudun başka yerlerinde yan etki olarak ortaya çıkarabilmektedir. Yapılan klinik çalışmalar da bunu doğruluyor. Sempatik sinir bütünlüğünün bozulması, geçici veya kalıcı felç, his kaybı gibi birtakım rahatsızlıklara yol açmaz.”

Op. Dr. Erdik, her cerrahi müdahalede olduğu gibi endoskopik sempatektominin de önceden, kanama, hava kaçağı gibi hesaplanamayan risklerinin, deneyimli göğüs cerrahlarının yaptığı ameliyatlarda minimuma ineceğini vurgulayarak, daha önce geçirilmiş olan akciğer hastalıklarının, cerrahi müdahalenin endoskopik yöntemle yapılmasını zorlaştırabileceğini, çok nadir de olsa ek bir cerrahi operasyonun gerekebileceğini sözlerine ekledi.
_PaPiLLoN_ - avatarı
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
8 Eylül 2007       Mesaj #87
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi
Kokulu Silgilerde Gizli Tehlike

Kokulu kırtasiye malzemelerindeki çözücülerin sağlığa zararlı olduğunu belirten uzmanlar, anne ve babaları çocuklarına kokulu kalem ve silgi almamaları konusunda uyardı.

Çocukların çok sevdiği kokulu kalem ve silgiler tehlike saçıyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, aileleri kokulu kalem, silgi, yapıştırıcı, resim boyaları ve beyaz tahta kalemlerinin tehlikeleri konusunda uyardı.Akdur, kırtasiye malzemelerindeki “gizli tehlikeye” dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

SU BAZLI YAPIŞTIRICI TERCİH EDİLMELİ
Organik çözücü içeren yapıştırıcılar konusunda da aileleri uyaran Akdur, sağlığa zararlı ve alışkanlık yapan “xylol, toluol, hexol ve tiner gibi organik çözücüleri (solvent bazlı)” içinde barındıran yapıştırıcılar alınmaması gerektiğini söyleyen Akdur, bu yapıştırıcıların yerine suda çözünen maddelerden yapılmış (su bazlı) yapıştırıcıların tercih edilmesi gerektiğini belirtti ve “Anne babalar çocuklarına yapıştırıcı alırken mutlaka incelemeli ve üzerinde ‘su bazlı olduğuna’ dair bilgi aramalıdırlar” diye konuştu.

BEYAZ TAHTA KALEMLERİNE DİKKAT
Akdur, içinde çözücü olarak etilasetat ve ksilen (xylene) bulunan beyaz tahta kalemlerinin kullanılmasının öğretmenlerin ve öğrencilerin sağlığını tehdit ettiğini de söyledi. Akdur, şunları kaydetti: “Etilasetat ve ksilende çözülmüş boyalardan yapılmış beyaz tahta kalemleri kullanılmamalıdır. Anne babalar beyaz tahta kalemi alırken, üzerinde ‘alkolde çözülmüş boyadan yapılmış (alkol bazlı)’ olduğuna ilişkin bilgi ya da ‘sağlığa zararlı madde içermediğine’ dair uyarı aramalıdır.”

RESİM BOYALARI VE KALEMLERİ
Resim boyaları ve renkli kalemlerin üretiminde kullanılan “azo boyalarının” da kanserojen olduğunun altını çizen Akdur, “Bu nedenle anneler babalar, çocuklarına resim boyaları ve kalemleri alırken üzerinde ‘azo boyası’ içermediğine ilişkin bilgi ve not olup olmadığına dikkat etmeliler” dedi.

TSE VE CE BELGESİ
Akdur, kırtasiye malzemesi alırken mutlaka TSE ve CE damgalı ürünlerin tercih edilmesi gerektiği belirterek, şunları söyledi:
“Öğretmenlerimiz bu konuda bilinçli davranmalı ve hem kendi hem de öğrencilerinin sağlığına zararlı olan kırtasiye malzemeleri konusunda öğrencilerini ve velileri uyarmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı denetim, eğitim ve uyarılarını sıklaştırmalıdır.”
Sedef 21 - avatarı
Sedef 21
Ziyaretçi
9 Eylül 2007       Mesaj #88
Sedef 21 - avatarı
Ziyaretçi
Teknoloji gözümüzü bozdu


Dr. Bozkurt Şener gününün büyük bir bölümünü bilgisayar ya da TV karşısında geçirenlerin gözlerinin ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını söylüyor.


sag32
Ayşegül AYDOĞAN
Günümüz insanı çok çalışıp neredeyse hiç ayrılmamacasına bilgisayarın karşısına çakılı kalınca, akşam bir de bu göz yorgunluğunun üzerine evde televizyon izleyince çoğu kez gözlerinde batma, yanma veya ağrı şikayetiyle soluğu doktorda alıyor.
Gözümüzü olması gerekenden daha az kırpmamıza yol açan bilgisayar ekranı ve televizyon, son yıllarda "kuru göz" diye tabir edilen sorunun daha fazla görülmesine yol açtı. Hatta 10 yıl öncesine kadar çok görülmeyen ve fazla bilinmeyen bu sorun, "computer vision syndrome / bilgisayar görüş sendromu" (CVS) diye anılarak modern çağ hastalıkları arasında yerini aldı.
Dr. Bozkurt Şener özellikle gününün ciddi bir bölümünü (yaklaşık 10 saat) bilgisayar ekranı karşısında geçiren bankacı, borsacı ve çocukların gözyaşının azalmasına neden olan bu sorunla karşı karşıya olduğunu söylüyor. "Artık CVS dediğimiz özel bir hastalık var" diyen Şener, bu sorunu "Gözde yorgunluk oluşturup ondan sonra birtakım sıkıntılara yol açan bir sendrom. Teknolojinin ortaya çıkardığı hastalıklardan biri" diye özetliyor.
Gözü yeterince kırpmama yol açıyor

Bu sendrom nedeniyle göz yorgunluğu, gözyaşı kuruması gibi belirtilerle hastaların başvurduğunu anlatan Şener şunları söylüyor: "Gözyaşının eksikliği vücudun yapısına bağlı da görülebildiği gibi dış etkenler nedeniyle de ortaya çıkıyor. En çok tetikleyenler bilgisayar ekranı ve televizyon. Normal şartlarda gözümüzü 8-10 saniyede bir gözümüzü kırpıyoruz. Ama bir şey seyrederken bu süre çok uzamaya başlıyor. Özellikle TV seyretme, ekran karşısında olma, bir şey okuma süresinde kırpma azalıyor. Azaldıkça da gözde kurumuş alanlar ortaya çıkıyor. Gözümüzdeki tabaka bunu bir süre tolere etse de bir süre sonra tolere edemiyor. Kişi ani bir batma, yanma, kuruma veya gözüne bir şey kaçma hissiyle yaptığı işi bırakıyor. "
Lens takmaya ve ameliyata engel
Göz kuruluğunun iki grupta çok önemli olduğunu anlatan Şener, ilk grubun kontak lensliler olduğu söylüyor. Lens takan kişilerde gözyaşı miktarının ve kıvamının hem hastaya hem de lense yetecek miktarda olması gerektiğini belirten Şener, eksikliği halinde kontak lensin hastaya kullandırılmadığını kaydediyor. Lazer ameliyatları sonrasında da en az bir ay, bazen altı aya kadar uzayan bir sürede gözyaşında belli bir azalma olduğunu da anlatan Dr. Şener, hastada önceden ciddi bir gözyaşı eksikliği varsa lazeri o hastaya uygulamamak gerektiğini de sözlerine ekliyor.
Son zamanlarda gözyaşının az olduğunu ve neden kaynaklandığını saptayabilen muayene yöntemleri bulunduğunu belirten Şener, birkaç tedavi yönteminin olduğunu söylüyor. Bunlardan biri suni gözyaşı damlaları. Şener ayrıca, "Bilgisayar başında çalışma ve televizyon izleme süresini azaltın, gerek televizyon gerek bilgisayar başında sık sık ara verin, örneğin 45 dakika çalışıyorsanız 15 dakika gözünüzü dinlendirin" uyarısında bulunuyor.
Uyum spazmına dikkat
Şener teknolojinin getirdiği ve daha çok görmeye başladıkları bir diğer sorunu, "uyum spazmı"nı ise şöyle anlatıyor: "Hasta bize 9 derece miyopla geliyor. Aslında hastanın gözüne bir damla koyup gözbebeğini büyütüp gözü rahatlattığınız anda hasta sıfır dereceli oluyor. Hiçbir problemi olmayan, tamamen sağlıklı bir göz. Uyum spazmı dediğimiz olayda hasta yakın bir noktaya kilitliyor gözünü ve orada spazm haline geçiyor. Ondan sonra çözemiyor. Bu fotoğraf makinesinin diyaframının kapaklarının takılması gibi. Hastaya damla uygulamayıp muayenesini eksik yaparsanız hastada hiç böyle bir problem yokken miyop lazer tedavisi yaparsınız.
Bu sorun bilgisayar başında olan kişilerde çok sık görülmeye başladı. Yıllar önce bir tane gördüğüm vakaya artık haftada bir-iki defa rastlıyorum. Uyum spazmı bilgisayar ışığına alışıp daha sonra ortam ışığına uyum sağlayamamaya da yol açıyor."
Dark-Line - avatarı
Dark-Line
Ziyaretçi
9 Eylül 2007       Mesaj #89
Dark-Line - avatarı
Ziyaretçi
Yeni Teknolojilerin Sağlık Sektöründeki Etkileri ve Internet Kullanımı?

Günümüzde, insan yaşamının her alanında hız kazanan teknolojik değişimler, etkilerini özellikle sağlık sektörünü etkileyecek iki yönde; medikal ve enformasyon teknolojileri alanlarında göstermektedirler. bu yüzyılın başlarında, etkili farmakolojik ajanların ortaya çıkışıyla birlikte medikal teknoloji sağlık sistemlerini yönlendiren başlıca faktör halini almıştır. etkileri önümüzdeki yıllarda da devam edecektir. enformasyon teknolojilerinde yaşanan gelişmelerse sağlık endüstrisini henüz diğer endüstrileri olduğu kadar etkilememiştir. ancak medikal ve enformasyon teknolojilerine ait sınırların birbiri içine geçmesi bu durumu değiştirecektir. medikal teknolojilerde yaşanan gelişmelere hızla uyum sağlayan sağlık alanında, önümüzdeki yıllarda daha da artacak olan yeniliklerden en ilginçleri şu şekilde sıralanabilir: 1. rasyonel ilaç dizaynı: belli bir reseptöre hedeflendirilebilecek ilaçların bilgisayar kullanılarak dizayn edilebilmesi mümkün olacaktır. 2. görüntüleme tekniklerinde gelişmeler: daha önce sadece cerrahi müdahelerle mümkün olan organ şekil ve fonksiyonlarının izlenmesinde elektron-ışın bilgisayarlı tomografi, uyumlu ultrason, yüksek kararlıkta pozitron emisyon tomografisi ve fonksiyonel rezonans görüntüleme gibi yeni görüntüleme teknikleri kullanılmaya başlanacaktır. 3. en az düzeyde hasar veren cerrahi müdaheleler: minyatürize aletlerin, dijital görüntülemenin, nörocerrahide vasküler kateterlerin kullanılması gündeme gelecektir. 4. genetik haritalama ve test etme: genlerin ve hastalıklara yol açan gen etkileşimlerinin tanınması ve test edilmesi mümkün olacaktır. 5. gen tedavisi: pekçok kalıtımsal ya da sonradan kazanılmış hastalığın tedavisinde hasta bölgeye spesifik genler kullanılacaktır. 6. aşılar: bağışıklık sisteminin desteklenmesi için kullanılan aşılar, tümörlere hedeflendirilecek, virüslere karşı bağışıklık sağlanabilecek, oral ve nazal spreylerin devreye girmesiyle aşılama süreci kolaylaşacaktır. 7. suni kan: rekombinant hemoglobin ve e. coli kullanılarak suni kan elde edilecektir. 8. farklı organizmalardan organ nakli: kemik iliği veya sağlam doku ve organların hayvanlardan insanlara nakli sağlanabilecektir. enformasyon ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerinse sağlık alanındaki esas etkilerini önümüzdeki on yıl içinde göstermeleri beklenmektedir. daha genç ve bilgisayar kullanabilen sağlık uzmanları ve bu uzmanların oluşturduğu gruplar, hastalarla ilgili bilgilerin bilgisayarlarda kaydedilmesine geçişi kolaylaştıracaktır. kaydedilen bilgiler önümüzdeki yıllarda, toplumun gelecekteki hastalıklarını belirlemek ve riskler gözönünde tutularak sağlık ödeneklerinin ayarlanmasında kullanılacaktır.
_PaPiLLoN_ - avatarı
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
15 Eylül 2007       Mesaj #90
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi
Bu randevu sistemi ilaç gibi

'Ankara, İstanbul, İzmir ve Erzurum'da kurulacak çağrı merkezleriyle hastanelerde randevu sistemi hayata geçirilecek. Sistemin ne zaman hayata geçeceği belirtilmedi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, konuyla ilgili açıklama yaptı. Buna göre sistem şöyle işleyecek:

Hastaneden randevu almak isteyenler çağrı merkezini arayacak. Burada görevlendirecek tıbbı teknisyen vatandaşı yönlendirecek.

Hangi hastaneye ve polikliniğe gitmesi gerektiği söylenecek ve randevu saati verilecek.

Randevu T.C. kimlik numaralarıyla alınacak. Gereksiz sorgulama ortadan kalkacak.

Erzurum'daki Çağrı merkezi Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu illerine hizmet verecek.

Benzer Konular

4 Aralık 2016 / gokhan404 Akademik
12 Ekim 2014 / Misafir Sanat
2 Şubat 2016 / byseus Sosyal Ağlar
27 Ekim 2015 / _EKSELANS_ Sosyal Ağlar
12 Haziran 2015 / _EKSELANS_ Arşive Kaldırılan Konular