Ziyaretçi
TÜMDEF 3. Dönem Yönetim Kurulu Üyeleri, 31 Temmuz 2007 tarihinde “Sektörel Basın ile Tanışma Toplantısı” gerçekleştirdi. Ankara Ambassadore Boutique Hotel’de gerçekleştirilen toplantıda, medikal sektörün sorunları ve sektördeki son gelişmelerin yanı sıra MEDIST 2007 Fuarı da değerlendirildi. TÜMDEF’in Türkiye’den önce AB’ye girdiğini söyleyen TÜMDEF Başkanı Mehmet Ali Özkan, Avrupa Tıbbi Teknoloji Sanayi Birliği (EUCOMED)’e üye olunduğunu ve Ekim ayında yapılacak olan MEDIST 2007’ye EUCOMED’in de katılacağını söyledi.
TÜMDEF 3. Dönem Yönetim Kurulu Üyeleri, 31 Temmuz 2007 tarihinde “Sektörel Basın ile Tanışma Toplantısı” gerçekleştirdi. Ankara Ambassadore Boutique Hotel’de gerçekleştirilen toplantıda, medikal sektörün sorunları ve sektördeki son gelişmelerin yanı sıra MEDIST 2007 Fuarı da değerlendirildi. TÜMDEF’in Türkiye’den önce AB’ye girdiğini söyleyen TÜMDEF Başkanı Mehmet Ali Özkan, Avrupa Tıbbi Teknoloji Sanayi Birliği (EUCOMED)’e üye olunduğunu ve Ekim ayında yapılacak olan MEDIST 2007’ye EUCOMED’in de katılacağını söyledi.
Sağlık sektörü kabuk değiştiriyor
Sağlık sektörünün bir kabuk değiştirdiğini söyleyen TÜMDEF (Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi dernekleri Federasyonu) Başkanı Mehmet Ali Özkan, sektörün hizmet, satın alımlar, sosyal güvenlik, ödemeler ve planlar çerçevesinde her yönüyle kabuk değiştirdiğini belirtti. Bu değişmeler sonucunda alışılagelmiş, bilinen sistemler dışında yenilikler olacağını söyleyen Özkan, şöyle devam etti: “Hepimiz bu yeniliklere uyma konusunda şirketlerimizi ve çalışmalarımızı revize etmemiz gerekecek. Bunun en büyük örneği son olarak SGK tarafından yayınlanan Sağlık Bütçe Uygulama Talimatı. Bu Bütçe Uygulama Talimatı’na TÜMDEF olarak kesinlikle karşı değiliz. Bu talimatın ve buna benzer yürütülebilir, sürdürülebilir bir güvenlik ve ödeme sisteminin mutlaka yaratılması gerekiyordu. Sadece bu uygulama tebliğinin sektörü ilgilendiren birkaç maddesiyle ilgili sıkıntılarımız var” dedi.
Teknik servisi olamayan hiçbir eczane şeker aleti satamaz
Sıkıntılardan biri ve en önemlisinin, ‘Şeker Çubukları’ olduğunu belirten Özkan, “Şeker çubuklarının sadece eczanelerde satılıyor olması, medikal sektörde bu cihazları ithal eden, miadlı ürünleri stoklarında bulunan firmaları çok zor duruma sokmuştur. Aynı zamanda millileşmiş, ithalatı yapılmış olan bu ürünlerin satılamayışından dolayı firmalar ve ülke para kaybetmiştir; miadları dolunca bu ürünler atılmak zorunda. Dilerdik ki, SGK bu maddeyi koymadan bizimle bu konuyu görüşsün, sektörümüzü toparlayalım, bir geçiş süresi verilsin, bu geçiş süresi içerisinde insanlar mağdur olmasın. Bir eczane Medula sistemine kayıt olabiliyor ve alt yapısı buna müsaitse, medikal firmaların da alt yapısı buna müsaittir. Şunu anlayamıyoruz; ana cihazı ithal edeceksiniz ve satacaksınız, ana cihaza teknik servis vereceksiniz ama ana cihazın kullandığı birinci kalemi, sarf malzemesini firma olarak satamayacaksınız. Bu tarif edilemeyen bir yanlışlık. Bu ürünü kullanan hasta, cihazının kalibrasyon ve teknik servis konusunda hizmet alabilmek için medikalcı firma, ithalatçı ve dağıtıcı firmaya muhtaç. Eczanenin, bunun satışını yapması söz konusu değil. Mevzuatta da yok. Teknik servisi olmayan hiçbir eczane şeker aleti satamaz. Dolayısıyla hastalar, teknik servis ve kalibrasyon konusunda medikalcı, ithalatçı ve dağıtıcı firmalarla şeker cihazlarının temini konusunda birebir muhatap durumundalar. Bunun en kısa zamanda SGK’dan bir tebliğ ile düzeltilmesini arz ediyor ve bekliyoruz” dedi.
Fabrika çıkış fiyatı üzerinden kar uygulaması yanlış
Aynı tebliğde başka bir konunun da ‘Türkiye’de üretilmeyen, bulunamayan, Bütçe Uygulama Talimatı’nın Ek-5A Listesinde yer almayan tıbbi cihaz ve malzemelerin temini’ hususunda olduğunu söyleyen Özkan, şu değerlendirmeleri yaptı: “Tebliğde ‘bu tür malzemelerde ithalatçı, her türlü belgesini onaylatarak o malı fabrikadan ne kadar paraya aldığını beyan edecek; ben de ona yüzde 40 gibi bir kâr marjıyla vereceğim’ deniyor. Yani fabrika çıkış fiyatı üzerinden. Şimdi bu malzeme Amerika’dan. Örneğin; fabrikada 100 dolara alınan bir ürün, firmanın İstanbul’daki deposuna gelene kadar bunun şirket deposuna maliyeti en az 125 dolar yapar. Burada işletme maliyeti, firmanın kârı yok. Bunu 130 dolar olarak kabul edersek, 10 dolar kâr yüzde kaça gelir? Bundan hiç bir şey çıkmaz. Bu yanlış bir hesaplama. Kâr marj oranının hesaplanması yanlıştır ve adaletsiz bir uygulamadır. Yürümez ve yürütülemez.”
En iyi alım yöntemi, maliyetlerin kontrol edilebildiği, fiyatların en iyi şekilde indirilebildiği yöntemdir
“Ticarette gizlilik esastır. Her şirketin her kurumun bir namahremi vardır” diyen Mehmet Ali Özkan, firmaların yapmış oldukları pazarlıkların ve ortaya çıkan fiyatların deklare edilemeyeceğini söyledi. Özkan “Gizlilik esası vardır. ‘Siz faturanızı getirin, her şeyinizi getirin, ben kontrol edeyim, ona göre size ödeme yaparım’. Bunun hukukta yeri yok. Çünkü bu bilgilerin kuruma gittiği zaman saklanılabilirliği konusunda bir garanti yok. Ben nereden bileyim A firmasının bilgisinin B firmasına gitmeyeceğini? Böyle bir şey olmaz. Bunun yerine ne yapılmalı? İhaleye çıkarsınız, şartnameyi yazarsınız, şartnamenize uyan ve en iyi şarta uyan firmadan alımınızı yaparsınız. Zaten en iyi alım yöntemi, maliyetlerin kontrol edilebildiği ve fiyatların en iyi şekilde indirilebildiği yöntemdir. Burada mağduriyeti hastalar çeker. Hasta mağduriyeti açısından bu iki uygulamanın gerek şeker çubukları gerekse Türkiye’de üretilemeyen ve bulunamayan tıbbi cihaz ve malzemeye verilen yüzde 40 fabrika çıkış fiyatları oranının yürümeyeceğini ve yürütülemeyeceğini, bunun hastaları mağdur edeceğini, kamunun bu işten zarar göreceğini, ilgili insanları sıkıntıya sokacağını söylüyorum ve ‘yanlışın neresinden dönersek kardır’ noktasından hareketle bir an önce düzeltilmesini rica ediyorum” dedi.
Sağlık alanındaki örgütlenme son yıllarda hız kazandı
“Türkiye AB’ye yönelmiş bir ülke. Hepimiz gerektiğinde imdat olarak AB mevzuatına sarılıyoruz” diyen Özkan, AB’ye daha fazla demokrasi, sivil toplu bilinci ve refah açısından girildiğini ve AB’de sivil toplumların değerinin ve öneminin çok büyük olduğunu söyledi. Sivil toplum bilincinin Türkiye’de yerleşmesi için büyük çaba sarf edilmesi gerektiğini belirten Özkan şunları söyledi: “Bu noktada son beş altı yılda 15. yılını kutlayan derneklerimiz var. Bunlardan biri de MASSİAD’dır. Türkiye’nin dernekleşme noktasındaki yaygınlığı son 5-6 yılda olmuş ve örgütlenme federasyon açısından bu süreç içerisinde hız kazanmıştır. Biz, medikal sektörün sağlık sektöründeki üreticiler ve dağıtıcılar noktasındaki yeri olan TÜMDEF ve çatısı altındaki dernekler olarak bu sektörün sesi, sivil toplum adına lokomotifi ve lideri olma noktasında tüzüğümüzde yazıldığı şekliyle hareket ediyoruz.”
Bu sistem dolaylı olarak hastaya zarar verir
“Sektör çok büyük bir değişim içerisinde. Firmalar zor durumda. Firmalar belki eskisinden daha iyi yönetiliyor ama sistem değişiyor” diyen Özkan, ‘sistem neden değişiyor?’ sorusuna ise şu cevabı verdi: “Sağlık harcamaları kısıtlanacak deniyor. Buna göre uygulamalar yapılıyor. Firmaların sattığı ürünün parasını 6 ila 12 ay zarfında alması ve bu vade oranlarının ve geç ödemelerin, kâr oranlarıyla mukayese edildiğinde, ticarette ve matematikte yerinin olmadığını görüyoruz. Firmalar zor durumda. Yüzde 5’le, 10’la mal satıyorsunuz; 6 ay bekliyorsunuz. Bunun bana bir kârlılığını gösterebilir misiniz? Mümkün değil. Biz hep sermayemizden yiyoruz. Bankalara çalışıyor, onlara faiz ödüyoruz. Sonuçta yeni teknolojileri getiremiyoruz, yeni ürünleri takip edemiyoruz. Kongrelere gidemiyoruz. Hastaları da eski teknolojiyle tedavi eder ve teşhis yapılır duruma getiriyoruz.”
TÜMDEF, Türkiye’den önce AB’ye üye oldu
TÜMDEF’in AB’ye Türkiye’den daha önce üye olduğunu söyleyen Özkan, Avrupa Tıbbi Cihaz Teknolojileri Federasyonu ile görüşme içinde olduklarını açıkladı. “Merkezi Brüksel’de bulunan dünyadaki çeşitli ülkelerin sağlık politikalarında öncü kuruluş olan Avrupa Tıbbi Teknoloji Sanayi Birliği EUCOMED’e TÜMDEF olarak üye oluyoruz” diyen Özkan, “EUCOMED’e giriş taahhütlerimiz var; bu olmazsa olmaz. Tüm bu girişimler için kaynaklar ve regüle bir gelir imkanının olması lazım” dedi. TÜMDEF ve diğer derneklerin içinde bulunduğu bir takım aktiviteler olduğunu söyleyen Özkan, bunlardan birinin MEDIST 2007 Fuarı olduğunu kaydetti. Özkan şöyle devam etti: “MEDIST 2007 Fuarı derneklerin değil sektörümüzün fuarıdır. Bu fuar gündeme geldiğinde bir fotoğraf çektik. Medikal Fuar nedir? Dünyada ve Türkiye’de nasıl yapılmaktadır? Fotoğrafı size arz edeyim. Geleneksel fuarlarda ne yapılıyor? Sadece insanlara bir metrekare satışı, stant fiyatlarında yapılan pazarlıklar vs. insanlar 4 gün geliyor ve ayrılıp gidiyor. Fuarda hiçbir etkinlik yok. Workshop’lar yok, seminerler sempozyumlar yok, bilimsel hiçbir şey yok. İnsanlar fuarlara giriyor ve ardından İstanbul sokaklarına dağılıyorlar. Fuar fiyatlarını inceledik; Avrupa’daki en büyük fuar olan Medica fiyatlarının üzerinde metrekare fiyatları gözlemledik. Değerli medikalci meslektaşlarımız zor kazandıkları paraları fuarlarda bir çırpıda bitiriyorlar. Bu olmamalı. Biz bunun alıcısı mıyız? O zaman biz fuarda bir rekabeti getirelim. Bir kaliteyi getirelim ve bir standart geliştirelim. Tüm fuar şirketleriyle görüştük ve en sonunda CNR ile MEDIST 2007 konusunda, MEDIST 2007 markasına federasyon adına yüzde 50 sektörü ortak ederek bir fuar oluşturduk. Oradaki sihirli kelime şudur. Bu fuar sektörün fuarı. Sektör bu fuarın nasıl olmasını istiyorsa kriterleri kendisi belirleyecek, fuar organizasyonu sektörün beklentilerine göre bu fuarı yapacak. Anlaşmamızdaki özet de budur. Fuar bu yıl Ekim ayında gerçekleşecek. Şu anda hummalı bir çalışma var. MEDIST 2007 Fuarını sektör, medyasıyla, firmalarıyla, her unsuruyla desteklemek mecburiyetindedir.
Avrupa Tıbbi Teknoloji Sanayi Birliği EUCOMED de MEDIST 2007’de olacak
Fuara EUCOMED katılımı da olacak. Türkiye’deki diğer sivil toplum dernekleri, özel hastaneler dernekleri, Türkiye Sağlık İşletmeleri Derneği TÜSİDER ile birlikte bu fuar kapsamlı bir fuar olacak. Tüm görüşmeler yapıldı ve bu derneklerin hepsine aktiviteler verilecek. Sempozyumlar için bir takım programlar yapacaklar. Bu fuar sektörümüzün geleceği ve sektörümüzün geleceği için karar alan STK’lar için olmak zorunda. Firmaların beklentilerine yönelik bir fuar gerçekleştirilmesi yönünde bir fuar anlaşması yapılmıştır. Sadece şunu istiyoruz; Nasıl bir fuar istiyorsunuz? Söyleyin onu yapalım. Bu sektörün fuarıdır ve üyelerimiz bu fuara ziyaretçi olarak gelmemeli, kendi fuarları olarak gelmelidir. Bu çok önemli.”
“Medikal” ve “Tıbbi Cihaz Tedarikçisi” tanımları mercek altında
Sektörde “Medikal” kavramıyla ilgili kafa karışıklığı olduğunu ve yanlış kullanıldığını söyleyen Özkan, bu konuda bazı girişimlerde bulunacaklarını belirtti. Özkan şunları söyledi: “Hastane vs tedavi yapan bir kurum da, üretim, ithalat yapan firmalar da medikal olarak yorumluyor. Tüzüğümüzde değişiklik yaparak ve federasyonumuzun ünvanını değiştirerek bir değişikliğe gidiyoruz. Çünkü AB’nin direktifi, artık her şeye tıbbi cihaz diyor. Elektrikle çalışan ekipmanlara cihaz derdik ama bugün bir eldiven de enjektör de pamuk da tıbbi cihazdır. Direktif böyle diyor. Biz de tüzüğümüzü “Medikal Dernekler Federasyonu” yerine “Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu” olarak değiştirdik. Bugün hastanenin karşısında camında x medikal yazan, ticaret odasına kayıtlı olmadığına inandığım, rafında hiçbir ürün olmayan, sadece hastanenin kapısından çıkan zavallı vatandaşın elinden reçeteyi kaparak malzeme ve ilaç simsarlığı yapan firma görünümlü! yer de, Türkiye’de 500 işçi çalıştırıp 106 ülkeye ihracat yapan medikal sektörün saygın sanayi kuruluşu da medikalci olarak tanımlanıyor. Bir taraftan yapılan yanlış, sıkıntıları çekerek doğruları yapan firmaları zan altında bırakıyor. Biz bunu kaldırdık. Biz üretim, ithalat ve bayi olarak tedarikçiyiz. Bu tanımlamayı bu şekilde koyduk.”
Meslek olma noktasında 2008’in ilk çeyreğinde iyi haberler vereceğiz
2006 yılında Tıbbi Cihaz Üretim ve Tedarikçiler Kanun Taslağı’nı meclise sunduklarını söyleyen Özkan, halen sistemin yürüdüğünü ve bu konuda çok güzel gelişmeler olduğunu kaydetti. Özkan, “Tahmin ediyorum meslek olma noktasında 2008’in ilk çeyreğinde iyi haberlerimizi vereceğiz. 2008 yılında sektörümüz, kime Tıbbi Cihaz tedarikçileri denir? Bu işi kimler yapar? Noktasında iyi bir ivme kazanacak. Bu konu detaylarıyla MEDIST 2007 fuarında ve kongremizde işlenecek. Konuya ilişkin gelişmeleri de orada duyacaksınız” dedi.
Sponsorlu Bağlantılar
Sağlık sektörü kabuk değiştiriyor
Sağlık sektörünün bir kabuk değiştirdiğini söyleyen TÜMDEF (Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi dernekleri Federasyonu) Başkanı Mehmet Ali Özkan, sektörün hizmet, satın alımlar, sosyal güvenlik, ödemeler ve planlar çerçevesinde her yönüyle kabuk değiştirdiğini belirtti. Bu değişmeler sonucunda alışılagelmiş, bilinen sistemler dışında yenilikler olacağını söyleyen Özkan, şöyle devam etti: “Hepimiz bu yeniliklere uyma konusunda şirketlerimizi ve çalışmalarımızı revize etmemiz gerekecek. Bunun en büyük örneği son olarak SGK tarafından yayınlanan Sağlık Bütçe Uygulama Talimatı. Bu Bütçe Uygulama Talimatı’na TÜMDEF olarak kesinlikle karşı değiliz. Bu talimatın ve buna benzer yürütülebilir, sürdürülebilir bir güvenlik ve ödeme sisteminin mutlaka yaratılması gerekiyordu. Sadece bu uygulama tebliğinin sektörü ilgilendiren birkaç maddesiyle ilgili sıkıntılarımız var” dedi.
Teknik servisi olamayan hiçbir eczane şeker aleti satamaz
Sıkıntılardan biri ve en önemlisinin, ‘Şeker Çubukları’ olduğunu belirten Özkan, “Şeker çubuklarının sadece eczanelerde satılıyor olması, medikal sektörde bu cihazları ithal eden, miadlı ürünleri stoklarında bulunan firmaları çok zor duruma sokmuştur. Aynı zamanda millileşmiş, ithalatı yapılmış olan bu ürünlerin satılamayışından dolayı firmalar ve ülke para kaybetmiştir; miadları dolunca bu ürünler atılmak zorunda. Dilerdik ki, SGK bu maddeyi koymadan bizimle bu konuyu görüşsün, sektörümüzü toparlayalım, bir geçiş süresi verilsin, bu geçiş süresi içerisinde insanlar mağdur olmasın. Bir eczane Medula sistemine kayıt olabiliyor ve alt yapısı buna müsaitse, medikal firmaların da alt yapısı buna müsaittir. Şunu anlayamıyoruz; ana cihazı ithal edeceksiniz ve satacaksınız, ana cihaza teknik servis vereceksiniz ama ana cihazın kullandığı birinci kalemi, sarf malzemesini firma olarak satamayacaksınız. Bu tarif edilemeyen bir yanlışlık. Bu ürünü kullanan hasta, cihazının kalibrasyon ve teknik servis konusunda hizmet alabilmek için medikalcı firma, ithalatçı ve dağıtıcı firmaya muhtaç. Eczanenin, bunun satışını yapması söz konusu değil. Mevzuatta da yok. Teknik servisi olmayan hiçbir eczane şeker aleti satamaz. Dolayısıyla hastalar, teknik servis ve kalibrasyon konusunda medikalcı, ithalatçı ve dağıtıcı firmalarla şeker cihazlarının temini konusunda birebir muhatap durumundalar. Bunun en kısa zamanda SGK’dan bir tebliğ ile düzeltilmesini arz ediyor ve bekliyoruz” dedi.
Fabrika çıkış fiyatı üzerinden kar uygulaması yanlış
Aynı tebliğde başka bir konunun da ‘Türkiye’de üretilmeyen, bulunamayan, Bütçe Uygulama Talimatı’nın Ek-5A Listesinde yer almayan tıbbi cihaz ve malzemelerin temini’ hususunda olduğunu söyleyen Özkan, şu değerlendirmeleri yaptı: “Tebliğde ‘bu tür malzemelerde ithalatçı, her türlü belgesini onaylatarak o malı fabrikadan ne kadar paraya aldığını beyan edecek; ben de ona yüzde 40 gibi bir kâr marjıyla vereceğim’ deniyor. Yani fabrika çıkış fiyatı üzerinden. Şimdi bu malzeme Amerika’dan. Örneğin; fabrikada 100 dolara alınan bir ürün, firmanın İstanbul’daki deposuna gelene kadar bunun şirket deposuna maliyeti en az 125 dolar yapar. Burada işletme maliyeti, firmanın kârı yok. Bunu 130 dolar olarak kabul edersek, 10 dolar kâr yüzde kaça gelir? Bundan hiç bir şey çıkmaz. Bu yanlış bir hesaplama. Kâr marj oranının hesaplanması yanlıştır ve adaletsiz bir uygulamadır. Yürümez ve yürütülemez.”
En iyi alım yöntemi, maliyetlerin kontrol edilebildiği, fiyatların en iyi şekilde indirilebildiği yöntemdir
“Ticarette gizlilik esastır. Her şirketin her kurumun bir namahremi vardır” diyen Mehmet Ali Özkan, firmaların yapmış oldukları pazarlıkların ve ortaya çıkan fiyatların deklare edilemeyeceğini söyledi. Özkan “Gizlilik esası vardır. ‘Siz faturanızı getirin, her şeyinizi getirin, ben kontrol edeyim, ona göre size ödeme yaparım’. Bunun hukukta yeri yok. Çünkü bu bilgilerin kuruma gittiği zaman saklanılabilirliği konusunda bir garanti yok. Ben nereden bileyim A firmasının bilgisinin B firmasına gitmeyeceğini? Böyle bir şey olmaz. Bunun yerine ne yapılmalı? İhaleye çıkarsınız, şartnameyi yazarsınız, şartnamenize uyan ve en iyi şarta uyan firmadan alımınızı yaparsınız. Zaten en iyi alım yöntemi, maliyetlerin kontrol edilebildiği ve fiyatların en iyi şekilde indirilebildiği yöntemdir. Burada mağduriyeti hastalar çeker. Hasta mağduriyeti açısından bu iki uygulamanın gerek şeker çubukları gerekse Türkiye’de üretilemeyen ve bulunamayan tıbbi cihaz ve malzemeye verilen yüzde 40 fabrika çıkış fiyatları oranının yürümeyeceğini ve yürütülemeyeceğini, bunun hastaları mağdur edeceğini, kamunun bu işten zarar göreceğini, ilgili insanları sıkıntıya sokacağını söylüyorum ve ‘yanlışın neresinden dönersek kardır’ noktasından hareketle bir an önce düzeltilmesini rica ediyorum” dedi.
Sağlık alanındaki örgütlenme son yıllarda hız kazandı
“Türkiye AB’ye yönelmiş bir ülke. Hepimiz gerektiğinde imdat olarak AB mevzuatına sarılıyoruz” diyen Özkan, AB’ye daha fazla demokrasi, sivil toplu bilinci ve refah açısından girildiğini ve AB’de sivil toplumların değerinin ve öneminin çok büyük olduğunu söyledi. Sivil toplum bilincinin Türkiye’de yerleşmesi için büyük çaba sarf edilmesi gerektiğini belirten Özkan şunları söyledi: “Bu noktada son beş altı yılda 15. yılını kutlayan derneklerimiz var. Bunlardan biri de MASSİAD’dır. Türkiye’nin dernekleşme noktasındaki yaygınlığı son 5-6 yılda olmuş ve örgütlenme federasyon açısından bu süreç içerisinde hız kazanmıştır. Biz, medikal sektörün sağlık sektöründeki üreticiler ve dağıtıcılar noktasındaki yeri olan TÜMDEF ve çatısı altındaki dernekler olarak bu sektörün sesi, sivil toplum adına lokomotifi ve lideri olma noktasında tüzüğümüzde yazıldığı şekliyle hareket ediyoruz.”
Bu sistem dolaylı olarak hastaya zarar verir
“Sektör çok büyük bir değişim içerisinde. Firmalar zor durumda. Firmalar belki eskisinden daha iyi yönetiliyor ama sistem değişiyor” diyen Özkan, ‘sistem neden değişiyor?’ sorusuna ise şu cevabı verdi: “Sağlık harcamaları kısıtlanacak deniyor. Buna göre uygulamalar yapılıyor. Firmaların sattığı ürünün parasını 6 ila 12 ay zarfında alması ve bu vade oranlarının ve geç ödemelerin, kâr oranlarıyla mukayese edildiğinde, ticarette ve matematikte yerinin olmadığını görüyoruz. Firmalar zor durumda. Yüzde 5’le, 10’la mal satıyorsunuz; 6 ay bekliyorsunuz. Bunun bana bir kârlılığını gösterebilir misiniz? Mümkün değil. Biz hep sermayemizden yiyoruz. Bankalara çalışıyor, onlara faiz ödüyoruz. Sonuçta yeni teknolojileri getiremiyoruz, yeni ürünleri takip edemiyoruz. Kongrelere gidemiyoruz. Hastaları da eski teknolojiyle tedavi eder ve teşhis yapılır duruma getiriyoruz.”
TÜMDEF, Türkiye’den önce AB’ye üye oldu
TÜMDEF’in AB’ye Türkiye’den daha önce üye olduğunu söyleyen Özkan, Avrupa Tıbbi Cihaz Teknolojileri Federasyonu ile görüşme içinde olduklarını açıkladı. “Merkezi Brüksel’de bulunan dünyadaki çeşitli ülkelerin sağlık politikalarında öncü kuruluş olan Avrupa Tıbbi Teknoloji Sanayi Birliği EUCOMED’e TÜMDEF olarak üye oluyoruz” diyen Özkan, “EUCOMED’e giriş taahhütlerimiz var; bu olmazsa olmaz. Tüm bu girişimler için kaynaklar ve regüle bir gelir imkanının olması lazım” dedi. TÜMDEF ve diğer derneklerin içinde bulunduğu bir takım aktiviteler olduğunu söyleyen Özkan, bunlardan birinin MEDIST 2007 Fuarı olduğunu kaydetti. Özkan şöyle devam etti: “MEDIST 2007 Fuarı derneklerin değil sektörümüzün fuarıdır. Bu fuar gündeme geldiğinde bir fotoğraf çektik. Medikal Fuar nedir? Dünyada ve Türkiye’de nasıl yapılmaktadır? Fotoğrafı size arz edeyim. Geleneksel fuarlarda ne yapılıyor? Sadece insanlara bir metrekare satışı, stant fiyatlarında yapılan pazarlıklar vs. insanlar 4 gün geliyor ve ayrılıp gidiyor. Fuarda hiçbir etkinlik yok. Workshop’lar yok, seminerler sempozyumlar yok, bilimsel hiçbir şey yok. İnsanlar fuarlara giriyor ve ardından İstanbul sokaklarına dağılıyorlar. Fuar fiyatlarını inceledik; Avrupa’daki en büyük fuar olan Medica fiyatlarının üzerinde metrekare fiyatları gözlemledik. Değerli medikalci meslektaşlarımız zor kazandıkları paraları fuarlarda bir çırpıda bitiriyorlar. Bu olmamalı. Biz bunun alıcısı mıyız? O zaman biz fuarda bir rekabeti getirelim. Bir kaliteyi getirelim ve bir standart geliştirelim. Tüm fuar şirketleriyle görüştük ve en sonunda CNR ile MEDIST 2007 konusunda, MEDIST 2007 markasına federasyon adına yüzde 50 sektörü ortak ederek bir fuar oluşturduk. Oradaki sihirli kelime şudur. Bu fuar sektörün fuarı. Sektör bu fuarın nasıl olmasını istiyorsa kriterleri kendisi belirleyecek, fuar organizasyonu sektörün beklentilerine göre bu fuarı yapacak. Anlaşmamızdaki özet de budur. Fuar bu yıl Ekim ayında gerçekleşecek. Şu anda hummalı bir çalışma var. MEDIST 2007 Fuarını sektör, medyasıyla, firmalarıyla, her unsuruyla desteklemek mecburiyetindedir.
Avrupa Tıbbi Teknoloji Sanayi Birliği EUCOMED de MEDIST 2007’de olacak
Fuara EUCOMED katılımı da olacak. Türkiye’deki diğer sivil toplum dernekleri, özel hastaneler dernekleri, Türkiye Sağlık İşletmeleri Derneği TÜSİDER ile birlikte bu fuar kapsamlı bir fuar olacak. Tüm görüşmeler yapıldı ve bu derneklerin hepsine aktiviteler verilecek. Sempozyumlar için bir takım programlar yapacaklar. Bu fuar sektörümüzün geleceği ve sektörümüzün geleceği için karar alan STK’lar için olmak zorunda. Firmaların beklentilerine yönelik bir fuar gerçekleştirilmesi yönünde bir fuar anlaşması yapılmıştır. Sadece şunu istiyoruz; Nasıl bir fuar istiyorsunuz? Söyleyin onu yapalım. Bu sektörün fuarıdır ve üyelerimiz bu fuara ziyaretçi olarak gelmemeli, kendi fuarları olarak gelmelidir. Bu çok önemli.”
“Medikal” ve “Tıbbi Cihaz Tedarikçisi” tanımları mercek altında
Sektörde “Medikal” kavramıyla ilgili kafa karışıklığı olduğunu ve yanlış kullanıldığını söyleyen Özkan, bu konuda bazı girişimlerde bulunacaklarını belirtti. Özkan şunları söyledi: “Hastane vs tedavi yapan bir kurum da, üretim, ithalat yapan firmalar da medikal olarak yorumluyor. Tüzüğümüzde değişiklik yaparak ve federasyonumuzun ünvanını değiştirerek bir değişikliğe gidiyoruz. Çünkü AB’nin direktifi, artık her şeye tıbbi cihaz diyor. Elektrikle çalışan ekipmanlara cihaz derdik ama bugün bir eldiven de enjektör de pamuk da tıbbi cihazdır. Direktif böyle diyor. Biz de tüzüğümüzü “Medikal Dernekler Federasyonu” yerine “Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu” olarak değiştirdik. Bugün hastanenin karşısında camında x medikal yazan, ticaret odasına kayıtlı olmadığına inandığım, rafında hiçbir ürün olmayan, sadece hastanenin kapısından çıkan zavallı vatandaşın elinden reçeteyi kaparak malzeme ve ilaç simsarlığı yapan firma görünümlü! yer de, Türkiye’de 500 işçi çalıştırıp 106 ülkeye ihracat yapan medikal sektörün saygın sanayi kuruluşu da medikalci olarak tanımlanıyor. Bir taraftan yapılan yanlış, sıkıntıları çekerek doğruları yapan firmaları zan altında bırakıyor. Biz bunu kaldırdık. Biz üretim, ithalat ve bayi olarak tedarikçiyiz. Bu tanımlamayı bu şekilde koyduk.”
Meslek olma noktasında 2008’in ilk çeyreğinde iyi haberler vereceğiz
2006 yılında Tıbbi Cihaz Üretim ve Tedarikçiler Kanun Taslağı’nı meclise sunduklarını söyleyen Özkan, halen sistemin yürüdüğünü ve bu konuda çok güzel gelişmeler olduğunu kaydetti. Özkan, “Tahmin ediyorum meslek olma noktasında 2008’in ilk çeyreğinde iyi haberlerimizi vereceğiz. 2008 yılında sektörümüz, kime Tıbbi Cihaz tedarikçileri denir? Bu işi kimler yapar? Noktasında iyi bir ivme kazanacak. Bu konu detaylarıyla MEDIST 2007 fuarında ve kongremizde işlenecek. Konuya ilişkin gelişmeleri de orada duyacaksınız” dedi.
Son düzenleyen Pasakli_Prenses; 24 Aralık 2008 23:20

Sağlık Sektöründe Yeni Teknolojiler, Gelişmeler ve Son Haberler

