Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 2 Nisan 2017  Gösterim: 17.312  Cevap: 20

Gezegenler - Plüton

KENCISii
21 Kasım 2007 11:14       Mesaj #1
KENCISii - avatarı
Ziyaretçi

Plüton


Güneş sisteminde, Güneş’e en uzak yörüngede dolanan gezegen. Adını Eski Yunan ve Roma mitolojisindeki yeraltı tanrısından almıştır. Güneş’ten ortalama uzaklığı yaklaşık 5.913.000.000 km’dir. Güneş’ten en uzak gezegen olmasına karşılık yörüngesinin dışmerkezliği (odak uzaklığının büyük eksene oranı) oldukça büyüktür (0,246) ve bu nedenle de her 248 yılda bir geldiği günberi noktasının çevresinde Güneş’e Neptün’den daha fazla yaklaşır. Böyle bir durum 1979’da gerçekleşmiştir ve 1999’a değin sürecektir. Bu 20 yıl boyunca Plüton, Neptün’ün yörüngesi içinde kalacaktır.

Sponsorlu Bağlantılar
Plüton’un dönme ekseni Güneş sisteminin ortalama düzlemine 17°8' eğiktir; bu, bütün büyük gezegenler arasında en büyük eğikliktir. Yer’e çok uzak olduğundan Plüton teleskopla bile oldukça soluk (14. kadirden) bir gezegen olarak gözlemlenir. Plüton’un parlaklığı düzenli olarak her 6,39 günde bir yüzde 12 oranında değişir; bu durum, gezegenin yüzeyinin yansıtma özelliklerinin düzenli olmadığını ve kendi ekseni çevresindeki bir tam dönüşünü 6,39 günde tamamladığını gösterir.

Çapı 2.200 km’den biraz fazla olan Plüton’un büyüklüğü, Ay’ın yaklaşık üçte ikisi kadardır. Ortalama yoğunluğu 0,5-0,9 gr/cm3 arasında değişir. Yoğunluğunun bu derece düşük olması nedeniyle gezegenin, iç (Yer benzeri) gezegenlerde olduğu gibi daha yoğun kayaç malzemeden değil, katı metandan "oluştuğu sanılır. Kızılötesi ışınlarla yapılan gözlemler sonucunda, gezegenin yüzeyinin metan donu ve buzundan oluştuğu ortaya çıkmıştır. Gezegendeki sıcaklıkların çok düşük olması da bu donmuş yüzey malzemelerinin varlığını doğrular. Plüton’un Güneş alan tarafındaki ortalama yüzey sıcaklığının gezegen günberi noktasındayken yaklaşık -213°C, günöte noktasındayken de —226°C olduğu tahmin edilmektedir. Gezegenin Güneş almayan tarafında sıcaklık —253°C’ye kadar düşebilir. Sıcaklığının ve yerçekiminin çok düşük olması nedeniyle Plüton'un gene metandan oluşmuş çok ince bir atmosfere sahip olduğu sanılmaktadır.

Plüton’un kökeni ve geçirdiği evrim henüz bilinmemektedir. Ama Plüton’un büyüklük, kütle, eksenel dönme, yörünge dışmerkezliği ve eğiklik gibi fiziksel özellikleri öteki gezegenlerden çok farklı olduğundan bu gezegenin ötekilerinden daha değişik bir biçimde oluştuğu ve farklı bir evrim geçirdiği sanılmaktadır. Bazı araştırmacılar gezegenin eskiden Neptün’ün bir uydusu olduğunu ve sonradan bu sistemden ayrıldığını ileri sürerler. Gerçekten de Plüton’un hem özellikleri Triton’unkilere (Neptün’ün iki uydusundan büyük olanı) benzer, hem de yörüngesi periyodik olarak Neptün’ünkini keser. Öte yandan bilgisayarlar yardımıyla gerçekleştirilen benzetimler sonucunda, Yer’in kütlesinden üç kat daha büyük bir gezegen, dört öğeden oluştuğu varsayılan ilk Neptün uydu sistemine sokulduğunda, bu uydulardan birinin sistemin dışına fırlayarak Plüton’unkine benzer bir yörüngeye gireceği saptanmıştır.

20. yüzyılın başlarında ABD’li astronomlar Percival Lowell ve William H. Pickering, Neptün’ün tedirginliklerine bakarak, ondan daha ötede bir gezegenin bulunması gerektiğini ileri sürmüşlerdi. Bu alanda sistematik bir araştırmaya giren ABD’li astronom Clyde W. Tombaugh, Arizona’da Flagstaff’taki Lowell Gözlemevi’nden çektiği bir dizi fotoğrafta, küçük gezegenlerden daha yavaş hareket eden bir gökcismi saptadı ve böylece Plüton’u ortaya çıkardı.

Plüton’un, boyutu kendisininkinin yarısı, kütlesi ise onda biri kadar olan bir uydusu vardır. Bu uyduyu 1978’de ABD’li astronomlar James W. Christy ve Robert S. Harrington keşfederek ona, Yunan mitolojisinde ruhları Styks Irmağının ötesine geçirerek yargılanmak üzere Plüton’un huzuruna çıkaran sandalcı Kharon’a atfen Kharon adını vermişlerdir.

Ad:  pluto2.jpg
Gösterim: 1727
Boyut:  97.4 KB

Son düzenleyen Safi; 15 Şubat 2017 23:08


nünü
2 Nisan 2008 10:01       Mesaj #2
nünü - avatarı
Ziyaretçi
PLÜTON'A İLİŞKİN BİLGİLER
Güneşe Olan Uzaklığı: 5,869,660,000 km
Yarı Çapı: 1195 km
Çap: Plüton 3.500 (?) km; Kharon 1.800 km (?)
Kütle: 0.0125 x 10 24 kg, Plüton ve Kharon birlikte 0,0025 (Dünya=1) (Plüton'un kütlesi olasılıkla Kharon'unkinın 10 ka­tıdır)
Özgül ağırlık: 0,4-0,9 (su=1).
Yoğunluğu: 1.750 kg/m3
Atmosferik Basınç: —-
Ortalama yüzey sıcaklığı: 50 K° (Güneş ışığı alan yanın da -226 °C ile 213 °C arasında; karanlıkta kalan yanında yaklaşık 253 °C)
Görünür Parlaklığı: 13.7 m
Güneş Etrafında Dönme Süresi: 247.6 yıl
Kendi Ekseninde Dönme Süresi: 153.29 saat
Dönme Hızı: 4.72 km/sn
Yıl uzunluğu: 248,5 Dünya yılı
Gün uzunluğu: 6,39 Dünya günü
Bilinen uyduları: 1 (1978'de keşfedilen Kharon)
PLÜTON, Güneş'in çevresinde dolanan dokuz büyük gezegenden en uzakta olanıdır. En son keşfedilen gezegen olan Plüton'u 1930'da ABD'li astronom Clyde Tombaugh ortaya çıkardı. Ama bu keşiften daha önce ABD'li astronomlar Percival Lowell ve William H. Pickering, Neptün gezegeninin hareketlerini dikkatle izleyerek, ondan da ötede bir başka gezegenin olması gerektiğini ileri sürmüşlerdi. Bu varsayıma dayanan Tombaugh 1929'da, Arizona'daki Flagstaff'ta kurulu olan Percival Lowell Gözlemevi'nde, gökyüzünün bu yeni gezegenin bulunma olasılığı olan bölgesini fotoğraflar çekerek taramaya başladı.
Birkaç gün arayla çekilmiş fotoğrafları dikkatle karşılaştıran Tombaugh, gezegenin arka plandaki "sabit" yıldızlara göre hareketini saptayarak Plüton'un varlığını belirledi.
Plüton adını, Eski Yunan ve Roma mitolojisindeki yeraltı tanrısı Plüton'dan (Hades) alır. Son derece soğuk ve ürkütücü, ama o denli de gizemli, uzak bir gezegendir. Plüton' dan Güneş, uzayın öbür sayısız yıldızı arasında kalan parlakça bir yıldız olarak gözükür. Yer'den bakıldığında ise Plüton soluk bir yıldıza benzer; en güçlü teleskoplarla bile Plüton'u net ve belirgin bir teker halinde görmek olanaksızdır.
Plüton'un Güneş'e olan ortalama uzaklığı 6 milyar km kadardır. Aslında Plüton, Güneş sisteminin, Güneş'e en uzak yörüngede dolanan gezegenidir. Ama Plüton'un elips biçimli yörüngesi öbür gezegenlerin yörüngesinden daha basıktır ve bu yüzden Güneş çevresindeki dolanımı sırasında Neptün'ün izlediği yörüngenin içinden geçer. Saniyede ortalama 3 km kadar bir hızla yol alan Plüton, Güneş çevresindeki dolanımını 248 yıldan biraz daha uzun bir sürede tamamlar.
Plüton çok soluk göründüğünden, astronomlar bu gezegenin oldukça küçük olduğuna inanmaktadırlar. Gezegenin çapının yaklaşık 3.500 km olduğu sanılmaktadır; yani Plüton ve Ay yaklaşık aynı büyüklüktedir. Plüton'un yapısının hangi maddelerden oluştuğu tam olarak belirlenememiştir; ama pek çok astronom gezegenin donmuş metan gazından oluştuğunu düşünmektedir. Gezegenin yoğunluğu ve kütlesi de tam olarak saptanamamıştır, ama yoğunluğunun suyunkinden az olduğu tahmin edilmektedir. Bu kadar küçük ve soğuk (yaklaşık 213°C) bir gezegende atmosferin bulunması da çok küçük bir olasılıktır.
1978'de ABD Deniz Kuvvetleri Gözlemevi'nden James W. Christy ve Robert S. Harrington, Plüton'un çevresinde bir uydunun bulunduğunu saptadılar. Gezegenin çevresindeki bir tam dolanımını 6,39 Dünya gününde tamamlayan bu uyduya, gene mitolojide ölüleri Styks Irmağı'ndan geçirerek Hades'e götüren sandalcı Kharon'un adı verildi. Astronomlar Kharon'un çapının Plüton'un yarıçapından daha büyük olduğunu sanmaktadırlar.

Ad:  pluto.jpg
Gösterim: 1281
Boyut:  30.4 KB




Kaynak:
MsXLabs.org & Temel Britannica

Son düzenleyen Safi; 25 Mart 2016 00:15
16 Ağustos 2008 20:42       Mesaj #3
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI

Gezegenler Kaç Tane, Yedi mi? Sekiz mi? Dokuz mu?


Plüton'a Ne Oldu?



Bilinen gezegenler beş tanedir: Merkür, Venüs, Mars, Jupiter ve Satürn. Ancak Ay ve Güneş de yıldızlardan farklı hızda hareket ettiği için onlara da gezegen demişler…

Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) 24 Ağustos 2006 tarihinde Prag’da düzenlediği toplantıda gezegen tanımını yeniledi ve oy birliği ile Pluto’yu gezegen olmaktan çıkardı. Şimdi artık yeni tanıma göre Güneş Sisteminde sekiz gezegen var.

1930’dan buyana dokuzuncu gezegen olarak bilinen Pluto bu sıfatını hatta bir bakıma adını da kaybetti. Çünkü artık Pluto’ya bir numara verdiler: 134340. Bundan sonra Pluto bu numara ile anılacak. Lakap olarak ta son birkaç yıl içinde Pluto’nun ötesinde bulunan üç küçük gezegen ile beraber cüce gezegenler olarak bilinecek. Bu güne kadar Güneş Sisteminin en küçük gezegeni olarak bilinen Pluto’nun yörüngesi oldukça basık olduğu için belli dönemlerde Neptün yörüngesinin içinden geçiyor ve Güneşe uzaklık bakımından bu dönemlerde 9. değil 8. gezegen durumuna geliyordu. Hatta yörünge dinamiği dikkate alınarak Pluto’nun bir zamanlar Neptün’ün uydusu olduğu, fakat sonradan ne olduğu bilinmeyen bir çekimsel etkiyle Neptünden kurtulup gezegen durumuna gelmiş olduğu tartışılıyordu. Geçtiğimiz yıllarda teleskoplar ve yeni gözlem teknikleri geliştikçe Pluto’nun ötesinde yeni cisimler keşfedilmişti. Hatta bunlardan 2003UB313 kod adıyla bilinen ve geçici olarak Zeyna adı verilen cisim Pluto’dan daha büyük ve onun da bir uydusu var. Yeni kararlar bağlamında Zeyna adı da değiştirildi ve onun yerine bu yeni cüce gezegene Eris, uydusuna da Disnomya adı verildi. Yine geçtiğimiz yıllarda keşfedilen ve Güneş Sistemi’nin bilinen enuzak cismi olan Sedna var. Şimdi bu da cüce gezegen sayılıyor. Bu son keşiflerle yörüngesi bilinen cüce gezegen sayısı 136563’e ulaşmış. Aslında yörüngesi tam bilinmeyenlerle beraber sayı çok daha fazla ve önümüzdeki yıllarda yenileri de keşfedilecek. Yeni kabul edilen tanıma göre; Güneşin etrafında dönen, yuvarlak şekil alacak kadar kütleçekimine sahip, yörüngesinde kendi bağımsız ekosistemini sürdürebilen göktaşları gezegendir.

İşte Pluto bu yeni tanımın ikinci kısmına uymadığı için 24 Ağustos 2006 tarihinde gezegen sınıfından çıkarılmıştır. Şimdi artık gezegen sayısı 9 değil 8 olacak. Pluto için ne acıdır ki 76 yıldır gezegen olarak bilinirken bir anda gezegen olmaktan çıkarılıyor. Şimdi tüm dünyada ders kitapları değişecek. Olur böyle şeyler demeyin. Pluto’yu savunanlar çok; Kaliforniya eyaletinde protesto yürüyüşü yapılmış ve imza kampanyası başlatılmış. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Gözlemevi’nde de ‘Pluto bir gezegendir, gezegenimi isterim’ yazılı tişörtler yapıldı; Yani protesto Türkiye’de de başladı. Sonuç ne olacak bilmiyoruz ama geçmişte de gezegenlerle ilgili bilgiler çok değişmiş ve toplumların kültürlerini etkilemiş. Biz bu yazıda çok uzak geçmişe, 5000 yıl öncesine giderek gezegenlerle ilgili bilgilerin o zamandan bu zamana nasıl adım adım geliştiğini-değiştiğini anlatacağız.

Beş bin yıl kadar önce Mezopotamya'da, yaşamının önemli bir kısmını geceleri yıldızların altında açık havada çalışarak ya da geceleri uzun kervan yolculukları yaparak geçiren insanları düşünün. Yıldızları tek tek tanımışlar, günlük, mevsimlik hareketlerini, nereden doğup nereye battıklarını öğrenmişler: Zamanlarını onlarla ölçer olmuşlar, yönlerini onlarla bulmuşlar. Uzak Doğu, Babil, Anadolu, Eski Yunanistan ve Eski Mısır arasındaki uzun kervan yolculukları bu sayede gerçekleşmiş. Yıldızların oluşturduğu şekilleri birşeylere benzetmişler:

Arabacı, Aslan, Ejderha, Suyılanı, Başak vs. Gökyüzünde bu şekilde 88 şekil oluşturmuşlar ve bunlara takımyıldız demişler. Gökyüzünün sistemli incelenmesinde bu takımyıldız ayrımı hem de Babillilerin belirlediği biçimiyle hala kullanılmaktadır. Babilliler bazı parlak gökcisimlerinin yıldızlar arasında yıldızlardan farklı ama düzenli olarak hareket ettiğini farketmişler ve burlara yıldızlar arasında gezen anlamında "gezegen" demişler.

O zaman bilinen gezegenler beş tanedir: Merkür, Venüs, Mars, Jupiter ve Satürn. Ancak Ay ve Güneş de yıldızlardan farklı hızda hareket ettiği için onlara da gezegen demişler. Gezegenlerin açısal hızları, aynı yere gelmeleri için geçen süreler (yer etrafındaki yörünge dönemleri), birbirinden ve özellikle Güneşten olan açısal uzaklıkları (uzanım açıları) ölçülmüş. Açısal hızı büyük olan cisim yere daha yakın olmalı şeklindeki temel fiziksel kuraldan giderek gezegenleri uzaklık sırasına koymuşlar: Ay, Güneş, Merkür, Venüs, Mars, Jupiter, Satürn. Gezegenlerin hangi mevsimde göründükleri, ne zaman doğup battıkları belirlenmiş. Ay ve Güneşin hareketlerine göre takvimler yapmışlar; günlük işlerini bu takvimlere göre, yani Ay ve Güneş'in hareketlerine göre ayarlamışlar. Yedi gezegene atfedilen ardarda birer gün ile yedi günden oluşan hafta kavramı oluşturulmuş ve zaman ölçümünde bu güne kadar kullanılagelmiş yedi gezegenin nasıl olupta farklı hızlarla düzgün döndüğü, farklı boyutlarda iç içe görünmeyen kürelerin üzerinde oldukları ve kürelerin bir mekanizma ile farklı hızlarla döndürüldüğü şeklinde açıklanmıştır.

O zaman "evrenin düzeni" olarak algılanan bu düşünce birçok toplumda birçok biliminsanı tarafından modellenmeye çalışılmıştır. Hatta Eski Yunan'da Aristo Okulu tarafından farklı hızlarla dönmesi gereken bu görünmeyen kürelerin dönme frekanslarına bağlı olarak sesler çıkarması gereğini ileri sürmüş ve insanlar ıssız yerlerde inzivaya çekilip bu sesleri duymaya çalışmışlar. Duydum diyenler Tanrı'nın iyi kulları olarak adlandırılmış, günahkar kul olmayı kabul etmeyen çok kimse bu sesleri duyduğunu söylemiş. Olmayan yedi kürenin yine olmayan yedi sesinin o zaman taklit edilmesiyle yedi nota ve müzik doğmuş. Gezegenleri taşıdığına inanılan ve görünmeyen iç içe yedi kürenin gökyüzünü yedi katman ayırması düşüncesiyle de yedi katlı gök kavramı doğmuştur. Bu kavramlar toplum yaşamını ve kültürünü öyle etkilemiştir ki, örneğin yedi katlı gök kavramı kutsal kitaplar da bile yerini almıştır. Evrenin düzeni kavramı ile sonraki dönemlerde Eski Yunan'da Eflatun'un (MÖ.427-347), Rönesans sonrası Avrupasında da Kepler'in (1571-1630) ilgilendiğini görüyoruz. O zamanlara kadar evrenin hemen Satürn'ün ötesinde bittiği düşünülüyor ve içerdiği yedi gezegenin de bir düzen içinde hareket ettiği biliniyor, ancak bu düzen formülleştirilemiyordu. Örneğin Eflatun gezegenlerin yere olan uzaklıklarının bir geometrik dizi ile ifade edilebileceğini düşünmüş ancak uzaklıklar doğru bilinmediği için doğru geometrik diziyi bulamamıştı. Kepler ise bulduğu üç yasa ile yetinmemiş (hatta bu üç yasaya inanmamış), gezegenlerin yörüngelerini içerdiğine inandığı görünmeyen kürelerin boyutlarını aralarına çokgenler yerleştirerek belirlemeye çalışmıştı, ancak bu düzen formülleştirilememişti.

Bu alanda ilk somut adımlar 18. yy.'da atıldı. Bu gelişmenin öyküsü 1764 yılında Amsterdam'da meşhur filozof Charles Bonnet (1720-1793)'in yazdığı "Contemplation de la Nature" başlıklı kitabı ile başlar. Kitap çok tutulduğu için dört dile çevrilmiştir. Bizi ilgilendiren, kitabın Almanca çevrisidir. Bu çeviriyi Johann Daniel Titius (1729-1796) yapmıştır. Çeviride ilginç olan şey orijinalinden farklı olarak eklemeler içermesidir. Titius basit çevriyi yeterli bulmayıp kitabın bazı yerlerine eklemeler yapmıştır. Bu eklemeleri de çevirmenin notu şeklinde ayrı olarak değil, fakat metin içerisine hiç belirtmeden koymuştur. Alışılmışın dışında olan bu eklemeler sonradan, Titius'un alçak gönüllüğüne yorumlanmıştır. Almanca çeviride birinci kısmın dördüncü bölümüne yapılan ekleme oldukça önemlidir. Bu ekte şöyle denmektedir: Satürn gezegeninin Güneş'ten uzaklığı 100 birim alınırsa Merkür'ün Güneşten uzaklığı 4 birim, Venüs'ünki 4+3=7 birim, Dünya'nınki 4+6=10 birim, Mars'ınki 4+12=16 birim olmakta fakat bu sıraya göre Mars'tan sonra 4+24=28 birim konumunda bilinen hiç bir gezegen bulunmamaktadır. Bu yörünge boş olabilir mi? Kesinlikle hayır. Bu yörünge henüz keşfedilmemiş bir cisme ait olmalıdır. Bu cisim Mars'ın ya da Jupiter'in uydusu olabilir. Bu cisimden sonra Jupiter'in Güneş'e uzaklığı aynı kuralla 4+48=52 birim, Satürn'ünki 4+96=100 birimdir. Ne kadar ilginç bir bağıntı! Bağıntı gerçekten ilginçti. O zaman bilinen gezegenlerin Güneş'e uzaklıklarını tahmin etmek bir yana Mars ile Jupiter arasında bilinmeyen bir cismin varlığını da haber veriyordu.

Kaynak: Popüler Bilim
Son düzenleyen Safi; 15 Şubat 2017 23:17
3 Mayıs 2009 15:37       Mesaj #4
ahmetseydi - avatarı
SMD Je Taime
Charon , 1978'de keşfedilen ve kullanılan tanımlamaya göre Plüton'un en büyük doğal uydusu ya da ikili gezegen sisteminin diğer cüce gezegeni olan Neptün ötesi gökcismidir. Plüton'un diğer iki uydusu Nix ve Hydra'nın 2005 yılında keşfinden sonra Pluto I olarak da tanımlanmaktadır. Charon dış Güneş Sisteminde daha küçük bir gökcismi olan Chiron ile karıştırılmamalıdır.
Charon 22 Haziran 1978 tarihinde gökbilimci James Christy tarafından keşfedilmiştir. Charon'un geçici adı S/1978 P 1 'di. Yunan mitolojisinde Charon ölüleri kayıkla diğer dünyaya götüren kayıkçıdır ve tanrı Hades ile ya da Roma mitolojisindeki adıyla Plüton ile birlikte anılır.2006 DAN SONRA plüton ile cüce gezegen olmuştur.
8 Ağustos 2009 04:09       Mesaj #5
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Plüton


Güneş sistemindeki dokuzuncu gezegendir. Güneş sistemindeki en küçük gezegen (28000 km)olduğu için ve dışmerkezli bir yörüngeye sahip olduğu için, bir gezegen olup olmadığı konusunda tartışmalar çıkmıştır. Ancak bu konudaki tek kabul gören otorite, Uluslararası Gökbilim Birliği (International Astronomical Union; IAU), Plüton'u gezegen olarak sınıflandırmıştır.

Gezegen, Arizona Lowell Gözlemevi'nde astronom Clyde Tombaugh tarafından 18 Şubat 1930 tarihinde keşfedilmiştir. Tombaugh, Plüton'u Neptün'ün yörüngesindeki anormallikleri açıklayabilecek bir gök cismini ararken bulmuştur.

Güneş sisteminin Sedna sayılmazsa en uzak gezegenidir. Büyüklüğü Ay'ın 1/6 sı kadardır. Yoğunluğu suyun 2 katıdır. Ekliptikle en fazla açıyı yapan gezegendir. Bu yüzden 1978- 2000 yılları arasında Güneş'e Neptün'den daha yakın olmuştur. Uzun süre tek bilinen uydusu Charon olarak kaldı. 2005 yılında 2 küçük uydusu daha bulundu. Bu uydulara 2006 yılında Hydra ve Nix adı verildi. Charon, Plüton'a, Ay'ın dünyaya yaptığı gibi hep aynı yüzünü gösterir.

NASA, Plüton gezegenini inceleyerek güneş sisteminin sayılı gizemlerinden birkaçına daha ışık tutmayı planlıyor. " New Horizons" olarak isimlendirilen 700 milyon dolarlık bir proje dahilinde, şu ana kadar hiçbir uzay aracının gitmediği ve hakkında çok az bilgi bulunan Plüton gezegenine gidilecek. Buzla kaplı nesnelerin hakim olduğu, Neptün'ün ötesindeki Kuiper Kemeri olarak adlandırılan bölgede yer alan Plüton'un yanı sıra uydusu Charon da incelenecek.
Ad:  pl3.JPG
Gösterim: 706
Boyut:  76.6 KB
Proje ile aynı ismi taşıyan New Horizons uzay aracını Atlas 5 roketi taşıyacak. STAR 48B isimli motorlarla desteklenen Atlas 5 roketi, uzay aracını saniyede 16 kilometrelik bir hıza çıkaracak. Fakat bu hızda bile, 4.9 milyar kilometre uzakta bulunan Plüton'a ulaşmak en az 10 yıl sürecek. Gezegenler arasındaki değişken diziliş göz önünde bulundurulduğunda, fırlatma tarihinin değişmesi durumunda bu süre daha da artabilecek. New Horizons uzay aracı, Florida'daki Cape Canaveral uzay üssünden 19 Ocak 2006 tarihinde fırlatıldı.Plüton ve uydu isimlerinin mitolojik hikayeleri

Yunan mitolojisine göre ''Nyx'', Pluto tarafından yönetilen yer altı dünyasına ''Styx'' nehri üzerinden ruhları taşıyan kayıkçı Charon’un annesi ve aynı zamanda da gece tanrıçası. Uyduları keşfeden Uluslarası Gökbilim Birliği, ismi önceden Nyx olarak adlandırılan iki asteroid’le karışmaması için Nix olarak değiştirdi. Hydra ise Pluto’nun krallığını koruyan dokuz başlı mitolojik yılanın adı. Uyduları keşfeden takımın başındaki astronom ''Alan Stern'', bu isimleri seçerken Güneş sistemimizin kapısını korumaya uygun olduklarını düşündüklerini belirtiyor. İsimlerin seçiminde rol oynayan bir başka etken ise NASA’nın Plüton projesi olan ''New Horizons'' (Yeni Ufuklar) kelimeleri ile aynı baş harflerini taşıyor olmaları.''(Bu bölüm, Whop dergisinin Temmuz 2006 sayısında yer alan Umut Eroğlu imzalı "Uzaydan Haberler" sayfasından alıntıdır)''Plüton gezegen mi?

Ağustos 2006'da toplanan Uluslararası Astronomi Birliği, yeni bir gezegen tanımı geliştirmişti. Buna göre güneş sistemindeki gezegenlerin sayısı 9'dan 12'ye çıkacak ve Plüton da gezegen statüsünü koruyacaktı. Ancak birçok gökbilimci buna karşı çıktı ve Plüton'un 'cüce gezegen' olarak nitelendirilmesine karar verdi.

Plüton 1930'da keşfedilerek Güneş Sistemi'nin dokuzuncu ve son gezegeni olarak kabul edilmişti. Bu zamana dek Güneş Sistemi'nde sekiz gezegen vardı. Bunların Güneş'e uzaklığı mesafe sırasıyla, Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün'dür.

Ancak son dönemde bazı uzmanlar diğer sekiz gezegenden çok daha küçük ve uzak olan, bir buz ve kaya kütlesi durumundaki Plüton'un gezegen kabul edilemeyeceğini savunuyordu.

Eğer söz konusu tanım kabul edilmiş olsaydı üç gökcismi daha gezen olarak kabul edilecekti. Bunlar, şimdiye dek Plüton'un uydusu kabul edilen Charon, üç yıl önce keşfedilen 2003 UB313 adlı gök cismi ve Mars ile Jüpiter arasındaki Ceres adlı dev bir asteroid
Son düzenleyen Safi; 15 Şubat 2017 23:21
25 Aralık 2011 12:26       Mesaj #6
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI

Cüce Gezegen Plüton'da 'Yaşam' İzi


NASA, Plüton'da yaşamın yapı taşları olarak bilinen hidrokarbon molekülleri buldu.Bilim adamları, Hubble Uzay Teleskobu'yla cüce gezegenin kayalık ve buz kaplı yüzeyinde ultraviyole ışıklarının emildiğini keşfettiklerini, bunun da Plüton'da karmaşık hidrokarbon moleküllerin var olduğunu kanıtladığını açıkladı.

Kırmızı Renginin Sırrı


Bu moleküllerin, Güneş ışığı ya da kozmik ışınların gezegenin yüzeyindeki buzda bulunan metan, karbonmonoksit ve nitrojen ile etkileşime geçmesi sonucu ortaya çıktığı ve gezegene kırmızı rengini verdiği sanılıyor. 1990'lardan bu yana Hubble Uzay Teleskobu ile yapılan ölçümleri değerlendiren bilim adamları, Plüton'un atmosferinde de değişiklikler olduğunu saptadı.

Kaynak: AA (23 Aralık 2011)
Son düzenleyen Safi; 15 Şubat 2017 23:16
11 Haziran 2012 21:30       Mesaj #7
Mira - avatarı
VIP VIP Üye
Plüton
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi


1930'da keşfedilen, Güneş'in en uzağındaki gezegen. Büyüklük bakımından Merkür'den sonra gelir. Güneş'in çevresinde dönüşü 248,4 yıl, dönüş hızı saniyede 4,8 km'dir. Çapının 5.000 km olduğu hesaplanmıştır. Üzerinde hayat yoktur. 1930'da Amerika'da Arizona'daki Lowell Gözlemevî'ndeki çok kuvvetli teleskopla çok silik ve hafif yeşilimsi bir ışık veren Plüton görüldü. 1978'de uzaydan yapılan gözlemlerle Plüton'un küçük bir uydusu olduğu, atmosferinde metan bulunduğu anlaşıldı. İç yapısının Dünya'ya benzediği, yani merkezinde katı bir çekirdek bulunduğu tahmin edilmektedir. 1989 yılında Güneş'e en çok sokulduğu zaman Güneş ile Plüton arasındaki mesafenin 4.450.000.000 km olacağı, 2113 yılında Güneş'e en uzak noktada bulunduğu zaman ise bu mesafenin 7.350.000.000 km'ye ulaşacağı hesaplanmıştır. Yüzeyindeki kesin sıcaklık bilinmemekle birlikte, Güneş'e çok uzak olduğundan, çok soğuk bir gezegen olduğu tahmin edilmektedir.
Son düzenleyen Safi; 27 Mayıs 2016 22:36
12 Temmuz 2012 10:43       Mesaj #8
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI

Cüce Gezegende 'Küçük' Keşif


Gök bilimciler, Güneş’ten uzaklık sıralamasında dokuzuncu sırada bulunan cüce gezegen Plüton’un yeni bir uydusunu keşfetti.İlk uydusu Charon 1978 yılında keşfedilen Plüton, yeni keşifle uydu sayısını beşe çıkardı. Hubble Uzay Teleskobu’nun tesbit ettiği beşinci uydunun ‘bozuk’ bir şekle sahip olduğu ve çapının 10 ile 24 km arasında olduğu belirtildi.

“P5” olarak adlandırılan uydunun, Plüton’u yaklaşık 93 bin km yarıçapına sahip bir yörüngede izlediği belirtildi. Bu mesafe, Ay’ın Dünya’nın etrafında dolandığı yörünge uzaklığının yaklaşık sekizde biri. Hubble’ın Geniş Alan Kamerası 3 tarafından Haziran ve Temmuz aylarında çekilen fotoğraflarda tesbit edilen P5’in, diğer dört uyduyla beraber Plüton’u aynı düzlemde, eş merkezli çemberler üzerinde izlediği düşünülüyor.

Teoriye göre, Plüton, milyarlarca yıl önce Kuiper Kuşağı’nda bir cisimle çarpıştı. Kuiper Kuşağı, sekizinci gezegen Neptün’ün ötesinde kalan bölgedeki gök cisimlerini kapsıyor. Kuiper’deki küçük, buzul cisimlerinden bir tanesinin Plüton’la çarpışması sonucu, Plüton ile beraber en sonuncusu keşfedilen uydular ortaya çıktı.

34 Yılda 5 Uydu


Plüton’un en büyük uydusu Charon, 1978 yılında ABD Donanma Gözlemevi istasyonu Flagstaff tarafından keşfedildi. O dönem, bugün olduğu gibi Plüton’un Güneş Sistemi’nin bir gezegeni olup olmadığı henüz tartışma konusu olmamıştı.Hubble, 2006 yılında ikinci ve üçüncü uydular olan Nix ve Hydra’yı keşfetti. P4 adı verilen dördüncü uydu, yine Hubble tarafından geçtiğimiz yıl tesbit edildi.

İnsanlığın uzay keşfindeki en büyük temsilcilerinden biri olan Hubble, Pluto ve gezegenlerine küçük bir bakış atabiliyor. Ancak NASA’nın “New Horizons” uzay keşif aracı, Plüton ve uydularını incelemek için çoktan yola çıkmış durumda. Gök bilimciler, Plüton’un yeni uydusunun keşfedilmesiyle, cüce gezegene 50 bin kilometre hızla yaklaşan New Horizons’ın olası bir çarpışmasını da önleyebilecek.NASA ve bilim dünyasının büyük ümit bağladığı ve fırlatılması 2018’e ertelenen James Webb Teleskobu ile uzayı Hubble’ın en az 10 katı daha iyi gözlemlemeyi umuyor.

Kaynak : Ntvmsnbc (11 Temmuz 2012,22:19)
Son düzenleyen Safi; 15 Şubat 2017 23:15
Misafir
22 Şubat 2014 17:52       Mesaj #9
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Pluto artık gezegen değil !
Yaklaşık 3 bin astronomun katılımıyla gerçekleştirilen Uluslararası Astronomi Birliği’nin Prag’daki toplantısında Plüton’un ve dolayısıyla Güneş Sistemi’nin konumu kesinleşti.
Astronomlar kullandıkları oylarla Plüton’un ‘gezegen’ sıfatından çıkarılmasını kararlaştırdı. Bu sayede Güneş Sistemi’ndeki gezegen sayısı 8’e inerek astronomi tarihinin en önemli olaylarından birisi gerçekleşmiş oldu.
Geçen sene kaşifleri tarafından yeni bir gezegen olarak tüm dünyaya duyurulan, “Xena” (resmi adıyla 2003 UB313) isimli gök cismi, bilim dünyasında yoğun bir tartışmaya neden olmuştu. Biraz daha küçük Plüton’la benzer özellikler taşıyan Xena, 1930’dan bu yana gezegen olarak anılan Plüton’u da ‘gezegen tartışması’ içine sokmuştu. Tartışmaların giderek artması, Uluslararası Astronomi Birliği’ni gezegen kelimesini yeniden tanımlamaya kadar götüren bir dizi toplantının gerçekleşmesiyle sonuçlandı.

Prag’da gerçekleşen ve yaklaşık 3 bin astronomun katıldığı toplantılarda gezegen tanımlaması tartışıldı. Gezegen kelimesinin anlamı için sunulan çeşitli önerileri değerlendiren astronomlar sonunda oylarını kullanarak gezegenin anlamını tekrar tanımladı. Yeni tanımlayama göre bir gök cismin gezegen olarak sayılabilmesi için (a) Güneş’in etrafında dönmesi, (b) küre şeklini kazandıracak kadar büyük olması ve (c) yörüngesinde büyük bir engelin bulunmaması gerekiyor. Yörüngesi kendisinden kat kat büyük Neptün ile kesiştiği için ise Plüton, üçüncü kural nedeniyle gezegen sıfatını kaybediyor.
Astronomi dünyasındaki bu son büyük değişimin etkilerinin ise uzun bir süre sürmesi bekleniyor. Astronomlar, bu değişimin insanlar üzerinde pek hoş bir etki yaratmayacağı üzerinde hemfikirler. Değişimin eğitim müfredatına yansıması ise bir diğer sancılı nokta olarak kabul ediliyor. Gelelim Astroloji dünyasındaki etkilerine. 1930 yılından itibaren astroloji literatürüne giren Pluto artık gezegen statüsüne girmediğine göre Astrolojik yorumlarda bu nasıl bir etki yaratacaktır.

Sitemiz Astroloğu Gürgün bu konuda oldukça açık konuşuyor. " Astroloji astronomiden farklı bir disiplindir. Onların yolları uzun zaman önce ayrılmıştır. Bu nedenle Astronomi dünyasının aldığı kararlar astrolojiyi ve dolayısıyla astrolojik yorumları bağlamaz. Ekliptik kaymalarının sonucu olarak bahar dönümünün Koç yerine Balık olması; 13. burç spekülasyonlarından sonra şimdi Pluto'nun gezegen oluşunun iptali. Bu Astronomi dünyasının yeni gelişmeler karşısında düştüğü durumu göstermekten başka bir şey değildir. Astroloji açısından bu karar hiç bir şey ifade etmez. Yorumlarında Ezoterik sistemi takip eden astrologlar zaten modern gezegenleri hesaplamalarına dahil etmezler.(Uranüs,Neptün,Pluto) Modern gezegenleri yorumlarına katan astrologlar için ise Pluto'nun sistem dahilindeki hareketleri astronomların aldığı kararla değişmeyeceğine göre astroloji açısından yorumlarda değişen bir şey yok demektir."

ASTROLOJİ SOYUT BİLGİ DİSİPLİNİDİR
Astroloji köken olarak kadim bir disiplindir.Kadim uygarlıklardan bu yana binlerce yıldır, belli bir matematiksel ve spiritüel sistematik ile saptamalarını yapmakta, verilerini oluşturmaktadır bu nedenle astronomi biliminin aldığı yeni kararlarla, kendi sisteminde haklı bir karar bile olsa astrolojinin düzeninin bozulması söz konusu bile olamaz. Eski uygarlıkların özellikle eski Mısır, Afrika, Mezopotamya, Güney Amerika’daki Aztek, İnka, Maya ve çeşitli Anadolu uygarlıklarının bin yıllardır kullandığı veriler 7 gök sistemi üstüne oturtulmuştur. Eskilerin bizler gibi teleskopları, astronomi gözlem evleri, bilgisayarları ve teknolojik gereçleri yoktu. Ama günümüz bilim adamlarını hala hayrete düşüren, isabetli ve doğru bazı astronomik ve astrolojik hesaplamalarda günümüzden ilerideydiler. Bu artık günümüzde bilinen bir gerçekliktir.
Ad:  pl.JPG
Gösterim: 619
Boyut:  49.4 KB
Şu anda değerini tam olarak anlayamadığımız bu verileri elde ederken onlar; bu gök olaylarının sadece sayısal ve niceliksel yönleriyle ilgilenmiyorlardı. Yani 14 Ağustos’ta bilim adamlarımızın yaptığı yeni tespitlerin bu nedenle astrolojiyi ilgilendiren bir yönü olamaz. Asıl araştırma alanları görünenin ötesindeki görünmeyen etkileşimlerdi. Yani bu verilerin daha ziyade niteliksel yönleriyle ilke bazında ilgileniyorlardı. Günümüz bilimsel araştırmalarının yaptığı keşiflerden biliyoruz ki, evren hem makro, hem de mikro düzeyde birbirleriyle sürekli etkileşim halinde olan ve birbirini destekleyen birimlerden oluşan dev bir organizmaya benziyor. Kadim bilgelik okulları ve ezoterik çalışmalar; görünmeyen etkileşimlerin işleyiş etkileri, insanların ve cisimlerin enerji dengeleri, enerji hatları ve bu etkileşimlerin, enerjilerin nasıl kullanılacağı hakkında bir hayli geniş bilgilere sahiplerdi. Titreşimlerden ve enerjilerden ibaret bir evren anlayışına sahip olan eski astrologların yeni takipçileri, astrolojiyi bilim adamlarına şirin göstermek ya da onların tepkilerinden çekinerek, astrolojinin bu kadim özelliklerinden taviz vermek yerine, gerçeğe bir adım daha yaklaşmışlar ve özellikle geleceğe yönelik öngörülerinde, sadece yıldız haritalarının yorumlarıyla yetinmeyip, sezgilerini ve tüm psişik yeteneklerini de çekinmeden kullanmış ve bunu saklamak gereğini duymamışlardır. Örneğin Nostradamus bunlardan bir tanesidir. O yıldız haritalarından elde ettiği tüm verileri derinleştirip, geleceğe uzanarak kehanetlerde de bulunma yetisini elde etmiştir.

Bu kozmik inceleme ve araştırmaların bir yönünü oluşturan astroloji de gök cisimlerinin pozisyonlarının, yaydıkları titreşimlerin insan yaşamı üzerindeki etkilerini inceleyen soyut bir araştırma alanıdır. Günümüze ulaşan ve halen yozlaşmamış haliyle korunan sağlam temelli astroloji bilgileri de, kadim astrolojinin temel ve ezoterik bilgileridir. Buna bir bilim dalı demek mümkün mü? Kendi disiplini içinde soyutun disiplini ve bilgi ağı demek sanırız daha gerçekçi olacaktır çünkü astrolojinin matematiksel verilerinden doğan bilim dalı astronomidir ki astronomi de şu anda kendi kulvarında bir karar vermiştir. Pluto artık cüce gezegen statüsündedir, olabilir ya da olmayabilir bu bilimsel bir tavır ve onları ilgilendirir ama astrolojinin bu tip yorumlarla ilgisi yoktur.

Günümüz astronomisi ve değerli bilim adamları gezegenleri çeşitli sınıflara, statülere sokabilirler ama astrologların da, kadim astrolojinin ezoterik bilgilerine göre kendi disiplin alanlarını korumak hakları vardır zaten değişen bir şey olmaz, bu tip araştırmalar hep yapılır, gerekli bile olabilir ama astrolojinin astronomi ile direkt değil endirekt bir bağlantısı vardır.
Son düzenleyen Safi; 15 Şubat 2017 23:24
25 Haziran 2015 14:35       Mesaj #10
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI

Plüton Karanlık Yüzünü Gösterdi


Nasa'nın insansız uzay aracı New Horizons, 'cüce gezegen' olarak adlandırılan Plüton'un yüzeyinde bariz bir şekilde karanlık ve aydınlık görünen bölgeler olduğunu saptadı. 14 Temmuz'da gezegenin yakınından geçecek olan New Horizons şu anda Plüton'dan yaklaşık 40 milyon kilometre uzakta. New Horizons, Plüton'un yüzeyini incelemek için uzun menzilli bir görüntüleme cihazı kullandı. Bilim insanları bu tür cihazlardan alınan görüntüleri çok sayıda işlemden geçiriyor. Bu nedenle hata payı olması mümkün. Ancak gezegenin yüzeyinde birbirinden çok farklı bölgeler olduğu görüşü şu anda hakim. Bunun ne anlama geldiği ise henüz belli değil.
Ad:  1.JPG
Gösterim: 647
Boyut:  29.6 KB
New Horizons'dan gelen verileri inceleyen ekibin başkanı Alan Stern, "Plüton'un her yüzü bir diğerinden farklı" dedi. "Kuzey yarımküresinde belirgin karanlık bölgeler görüyoruz, en karanlık ve en aydınlık alanlar ise gezegenin ekvatorunun üzerinde veya güneyinde. Neden böyle olduğu ise bir bilmece." New Horizons gezegene yaklaştığında hızı çok fazla olacağından Plüton'un yörüngesine giremeyecek. Onun yerine, otomatik olarak Plüton'un ve bilinen beş uydusunun fotoğraflarını çekecek ve mümkün olduğu kadar çok veri toplamaya çalışacak.

Kaynak: BBC (12 Haziran 2015)
Son düzenleyen Safi; 15 Şubat 2017 23:15



Daha fazla sonuç:
Gezegenler - Plüton

Cevap Yaz
Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç