Arama

Şiir Nehri -2- [Arşiv] - Sayfa 753

Güncelleme: 18 Ocak 2010 Gösterim: 1.187.380 Cevap: 8.002
Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
14 Nisan 2009       Mesaj #7521
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi
KURŞUN BUKETİM

Sponsorlu Bağlantılar
Yıllardır içimde bir çocuk ağlar
İşte hep bu yüzden ıslak gözlerim
Sen de çekip gitme dayanamam yar
Gittiğin yollarda başlar hasretim

Öyle taş değilim sandığın kadar
Benim de içimde yıkılır dağlar
Bir gözüm çıldırır bir gözüm ağlar
Gittiğin yollarda başlar cinnetim

Mazimde yılların cam kırıkları
İçimde hasretin hıçkırıkları
Sevmedim sevmedim ayrılıkları
Gittiğin yollarda başlar gurbetim

Dünyada benzersiz bir keder gibi
Alnıma yazılmış bir kader gibi
Dağlarda uykusuz bir asker gibi
Gittiğin yollarda başlar nöbetim

Kül de uçar gider ateş sönünce
Senden ne kalır ki bu aşk bitince
sen de vur sen de yak gitmeden önce
Ah benim yangınım, kurşun buketim...

AHMET SELÇUK İLKAN
ik_ra - avatarı
ik_ra
Ziyaretçi
15 Nisan 2009       Mesaj #7522
ik_ra - avatarı
Ziyaretçi
Kim bilir kaçıncı vedan?
Kaçıncı ayrılığa imza attı yüreğin?
Sponsorlu Bağlantılar
Ve kim bilir kaç sevdanın failiydin?
Alıp alıp yüzüme sürdüğüm ıslak avuç içlerini
kim bilir kimler özlemekte…

Ellerini tutan parmaklarımı sıkıyorum
kırmak, kanatmak istercesine…
Ve sessiz bir sitem gönderiyorum
seni tanıdığım güne…

Gün ağarıyor, her şey daha belirgin artık.
Küçük dokunuşlarıyla rüzgar tenimi okşarken
benden neler aldığını, bana neleri bıraktığını düşünüyorum...
Giden sen miydin? Yoksa yarım mı?

Kalkmam gerek, yola düşmem gerek…

Bu ayrılık öldürmez beni anlıyor musun?

Elif Eylem

Müsadenizle - avatarı
Müsadenizle
Ziyaretçi
15 Nisan 2009       Mesaj #7523
Müsadenizle - avatarı
Ziyaretçi


son yolcu gitti, son yağmur yağdı
sustu son şarkı
bu ne ilk ne de son gece…
soğuk sarılar içindeyim, boyun eğiyorum
gidişin hangi tufanın gelişiydi
boynumda muska gibi gezdirdiğim kasırgam
kim var benden başka böyle bekleyen
kimler senin kadrine kapanıktır benim kadar

jiyan
umuda buladığım
hangi gülün bülbülüsün
sevdayı yükledin yorgun kanatlarına
söyle jiyan söyle, göç etme zamanı gelmedi mi

hangi dağı aşsam hangi dala tutunsam
hasretin göğsüme değen taşkınlığında ateş yanarcasına
eriyip giden bu zavallı bedenim, bir avuç küldür jiyan

alışamadım yokluğuna ölüme alıştığım kadar
gitme, bırakma ellerimi demiştim
gittin jiyan

gittin gideli düşmelerdeyim
sesinde gizlediğin neydi jiyan, bedenimi parçalara bölen
sırrın neydi jiyan acıyı dillendiren

hecelerim yorgun, haykırıyorum sensizliğe
bir yanım düşer gibi toprağa
jiyanım sıcaklığım
jiyanım uysallığım
yokluğunda yok olmuşluğum
bin bir koku, bin bir renk, sokaklarımda izlerine kavuştuğum

zaman eğiliyor yalnızlığa, düşün jiyan
tükenerek yenilmeyi düşün
söyleyecek söz bulamıyor insan

uzayan yolları dinamitliyorum, sana erişilmezliği
bağırıyorum sevdamın görkeminde
gök yanıt vermiyor, yer yanıt vermiyor
boşluklardayım
sabaha düşman gecelerde buluyorum seni
çiseliyorsun benliğime ılık ılık
gün doğuyor, yankılana yankılana gidiyorsun
çekiliyor yüreğimin kanı jiyan

kerpiç duvarlım, yıkık damlım, kapılarda meltemim
saçları buğday başaklım
odam soğuk, yatağım yorgun, inliyor pencerem
nereye baksam sen, neye dokunsam sen
ah bir bilsen jiyanım bilsen
kuşlar deli deli uçuyor yörüngesiz

gel kıralım feleğin çemberini
gel bozalım ayrılığın hesabını
gel jiyanım gel, adınla gel toprağıma
korkma kim kendi dağında düşebilir
elini ver
yanan parmakların ucunda kim üşüyebilir

kurumuş dudaklarımda türkülerin en içlisi
uzadıkça acının boyu düşlerimde, gökler düşüyor üstüme
çöl fırtınaları üstüme üstüme
ateş topuyla geliyor düş avcıları
ıssız zamanlarda yitip sana koşuyorum
yıldızlarım sönüyor
sönüyor jiyan ve kimse görmüyor

kesiliyor elim ayağım, siliniyor yüzüm
hayallerine sığındığım, ateş bedenli tılsımım
nice şehirler yıkıldı bir gecede
sana hangisinden sesleneyim

son şarkı kim içindi
çanlar kime
kimin bu nihayet, sessiz - kimsesiz
bu ceset, bu cinayet
kimin jiyan
kimin


Müsade Özdemir
Müsadenizle - avatarı
Müsadenizle
Ziyaretçi
15 Nisan 2009       Mesaj #7524
Müsadenizle - avatarı
Ziyaretçi


sevda...yine sevda
yol uzadıkça uzar
gidenler unutulmuş- bekleyişler boş
kusurlar çetelesi çentiklenir
her gün bir ayrılık türküsünde
çilekeş…
ağlamaktan utanılmaz
ağıtlar tırmanır sazın tellerine
gün olur türküler de avutmaz

kırılgan sevdalarda, aşikar ayrılıklar
ateş çoğalır, duman yükselir
damla damla gözyaşı
dökülür kaşıklardan yer sofralarına

soysuzca lekelenmiş yürekler
avuç içinde gizlenmiş pençeler
böğürmeler kükremeler
paslı gırtlakta hırıltı
asalak dudakta zırıltı beş paralık aşk

debdebe
ihanet
çekişmeler
denizler kurutmaya
yılana sarılmaya
yaşamaya değil yaşatmamaya

sadakati avucumuzda boğarcasına
ölüm gelir aklımıza kurşun hızında
rüzgar durur, sular durur
ve yine eser
yine kudurur
kimin umurunda

suç mu
hep aynı
paylaşamamak
almak…almak…hep almak
bilememek..sevememek..
ömür denen şu namerdin koynunda
gidenler-gelenler
azalanlar-çoğalanlar
kurşun hızında
ömür denen şu namerdin koynunda

Müsade Özdemir
Müsadenizle - avatarı
Müsadenizle
Ziyaretçi
15 Nisan 2009       Mesaj #7525
Müsadenizle - avatarı
Ziyaretçi


bir zamanlar
bakır çalığı akşamlarda
hüzne dönerdi yelkovan
tutuştururken ateşi
demlerdi uykusuzluğu gözlerim
yudum yudum içtiğim yalnızlığımda
bilirdim ki tek hasretim, yanında olamadığım
bilirdim...
uzaklarda bir yerlerdedir dokunamadığım

yitik umutlarla
dudaklarım hasrete gem vurduğunda aklıma düşerdin
yürekte bir kıvılcım olurdu gülüşlerin
dinlerdim ağlayışlarını düşlerin

sen şarap rengi şafakların
sarhoş gün doğumunun yorgunluğunda
umutların soğukluğunda dururdun.
ne zaman dokunacak olsam,
buğulu camlar ardında hep kaybolurdun

sen, sıcak bir yok oluşun içinde
asalı sevdayı ölümün duvarına
yokluğunda çoğalttım sesini
oysa yüreğinin soğuğu alıp gitti seni
dalgaların en büyüğü

hani gittin ya
o lavlara dönen yokluğunda
anılara sıkılan bir yumrukla
senden yana ne varsa yüreğimde yaktım
ateşi sana
külleri bana bıraktım

avuçlarımda bir sevda cesedi...

Müsade Özdemir
Müsadenizle - avatarı
Müsadenizle
Ziyaretçi
15 Nisan 2009       Mesaj #7526
Müsadenizle - avatarı
Ziyaretçi
şimdi bana en yakın sensin
en uzak da sen
ellerinde mevsim çiçekleri
buram buram kokan
bir yaz gecesi çıkıp gelsen

oysa sen acısın
uykularımın ağlayan yerlerinde
demlerken yüreğim
damla damla kansın

hangi doğmamış güne erteledin beni
sen mi daha vurgun hayalin mi
haydi kopart al hücrelerimi
al kendini
neleri uğurlamadım ki

ne gecelerin yarısına düştün
ne sabahların alacasına
al sabrım senin olsun
ağladığımı duymazsın işte
yandığımı da

kaç mevsim geçirdim böyle
kaç rüzgarın önünde durdum avare

gün geldi dağlara sis düşürdün
gözlerde buğulandın
gün geldi bir kara bulut
umutsuzluk yağdırdın

alıp giderken heveslerimi
ne gözlerim, ne de yüreğim inandı
sadece gidişine dair
dilimde birkaç söz asılı kaldı

‘’gidişin kusursuzca
dönüşünle vur beni ‘’

Müsade Özdemir
Müsadenizle - avatarı
Müsadenizle
Ziyaretçi
15 Nisan 2009       Mesaj #7527
Müsadenizle - avatarı
Ziyaretçi
sen nesin ki böylesine kutsal
nasıl yakalanabilirsin mutluluk
nerdesin
yaralanınca yürekler
acıyınca eller

çok oldu üstümüzü saralı
yüksek tepelerden
kan rengi gölgeler

sahi...!
sen neden zamansız gittin

duyuramadık yüreğimizdeki yangını
her gece yalnızlık uğrak yerimizdi
yandık söndük,
bir daha,
bir daha
adımların kulaçladığı küllerimizdi

ne çok sırlarımız vardı yuttuk
bir mağrur suskunluğun kıyısına
yağınca sapsarı yağmurlar
mil çekti gözlerine sevdalar
karıştık gökyüzünün uğultusuna
vuslatı unuttuk

huzurdu aradığımız
bir kuşluk vakti medcezirlerde
hasreti nasır tuttu yüreklerimizin
ellerimizde zincir
ayaklarımızda pranga daldık uykuya
ömrün yaralı yatağında
gidiyoruz işte

nedensiz hayatımızın yok karşılığı
ne kaldı ki alacak
kapanınca kapılar
orada bir yalnızlığın
bir de sessizliğin çanları çalacak

zaman mutluluğun ötelerinde
sahte düşlerde
sahte gülüşlerde
zaman gitme...
zaman kahretme zamanıdır
umutlarda döndü mühürlü kapılardan
bizden bir söz kaldı geriye
elveda

Müsade Özdemir
Müsadenizle - avatarı
Müsadenizle
Ziyaretçi
15 Nisan 2009       Mesaj #7528
Müsadenizle - avatarı
Ziyaretçi


sen öfkeler tükettin, sabırlar çoğalttın
çığlıklar sakladın, içinde boğulduğun
taş duvarlar sustu, sen sustun
bilemedin kıyametin gelişiydi susuşun
derin düşündün, sessiz ağladın
kabullenmiş gibi duruyordu duruşun

şimdi ağıtlar duyuluyor gömütlerinde
susuz kalmış damarları
içine soluk renkli nergizler dökülmekte
sen kör kuyu, yan boş beklemelerine
yokluğun orda karanlıkta
dalıp dalıp çıkmaların bundandır kendine

razıyım dediğin her şeyi büyüttükçe büyüttün
ayazlar çektin, yapraklar döktün
çoğalttıkça çoğalttın yasları
oysa çoktan durmuş fırtınalar doruklarda
çoktan açmış gidenlerin akasyaları

ne baharlarda hayır var, ne yazlarda
bilemedin...
yine de bekledin kapalı kapılar ardında
of demedin
kalabalıklar yıktın, sessizliğe yaslandın
hesabında yoktu oysa
acıya yakalandın, yağmurunda ıslandın

en büyük oyundu sevda dediğin. bitti anla
bitme, bitir uğrunda ölünecek ne varsa
sen değildin ki kadrini bilmeyen
dur gitme...
bir sen misin yalnızlığa yenilen

Müsade Özdemir

Müsadenizle - avatarı
Müsadenizle
Ziyaretçi
15 Nisan 2009       Mesaj #7529
Müsadenizle - avatarı
Ziyaretçi


bir yaz sıcağının tenime dokunuşu
yaralı yüreğim kadar yakar mı?
bulutun yağmura kara sevdası,
gözlerimdeki sevda kadar akar mı?
her dem hasretindeyim
bu yürek, candan gitmek üzere.

hep…dağlar kadar özlemini büyüttüm
içimi kavuran titreyiştin sen
şimdi yüreğim çorak benim
hiçbir göz anlatamaz
sustu sırılsıklam gülüşlerim
sustum göğsümü kanatarak
gizledim o kederli siluetini
artık kapanmaz yaramsın sen
bu can, canımdan bitmek üzere

o dumanlı duruşların
simsiyah bir ufukla ömrüme düştü
susturdum yetim çığlıklarımı
içimde bitmeyen korkuya dönüştü
şimdi…seni sadece sayıklayacağım
yazık…kıramadım hasret servilerini
artık seni, kara saplı bir ok gibi
yüreğime saplayacağım
kalbimi yerinden sökmek üzere

yüreğim….kanayan bir yaz gecesi
düşlerim… yarım kalmış bir yaz fırtınası
kapanmışım terkisine simsiyah
susarsa yüreğim susar
parçalanır olanca öcüyle
siz dinleyin
bu yeryüzü, bu gökyüzü, hoyrat yıldızlar
bu gürültüler, bu yankılar, bu arya
bu benim son kanamam
gün, bensiz yüreklere doğmak üzere

bu halime aşina değilim,
her an’ıma bin dirayet,
oysa kifayetsizim,
yüzümde renk sustu,
dudaklarımda ses,
dilimde kıyametin gizli harfleri,
ömrüm ahrete gitmek üzere.

08/08/2006 - İzmir

Müsade Özdemir
Müsadenizle - avatarı
Müsadenizle
Ziyaretçi
15 Nisan 2009       Mesaj #7530
Müsadenizle - avatarı
Ziyaretçi


hangi şekle koysan hayatı
sıcak günlerin ölgün tortusu
kuruyunca çiçekler otlar
çekilince sular
kim avutabilir deniz kuşlarını

kartallar uçuyor yeşili bitmeyen ormanlarda
ey kuytulara sığınan
dondur kederli siluetini
şifalar arama vurgun yemiş kalbine
dağların toprağı tuttuğu gibi, adını ağzında tutuyor ölüm

serzenişler binlerce
yüreğin o hızlı atışının durduğu yerde
yutkunup yutkunup durma
saklama yaşlarını göz kapaklarında
ne suçluluğun, ne de sindirimindir
yoksunluk
yoksunluk bir ömür boyu
ölümden daha sağır
daha dilsiz

damarlarında öfkeyle balçık
bir karmaşadır hayat
durma
yitikler ülkesine uçarcasına gir
yağarcasına
binlerce yanlışın sesini haykır
indiği gibi yağmurun yeryüzüne
kendini vedalara bağışla
koy bir nokta daha

ve ağla
ağla utanma
bir yaylım ateşi gibi
yumrukların sonradan gelişmeyecek ya
kır bütün aynaları
al yanına yalnızlığını
varsın mübarek kalsın
yaşamak
yaşamak, avuçlarında cam kırığı

Müsade Özdemir

Benzer Konular

2 Aralık 2006 / Misafir Genel Mesajlar
6 Ağustos 2020 / mydarling24 Genel Mesajlar
18 Temmuz 2016 / Daisy-BT Edebiyat
27 Kasım 2012 / Efulim Coğrafya