Arama

Sizin Yazılarınız - Sayfa 2

Güncelleme: 14 Eylül 2014 Gösterim: 48.905 Cevap: 157
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
21 Aralık 2006       Mesaj #11
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Kaç gece daha geçecek uykusuz..uykunun gelmesini bekleyerek bir yüreğin acılarını düşünerek geçecek yada aldanışları
yada bilmem kaçıncı bu sonları...ve hiçbiri son olmayacak hayatımızda hepsi bir öncekinden daha sancılı hepsi bir öncekinden
Sponsorlu Bağlantılar
daha ders alınmış sözde ilişkileri düşünerek geçeçek...Bir gün söylediğinin doğru olduğuna inanbileceğim ve güvenebileceğim
bir insan olmayacak artık biliyorum bütün inanmışlıklar öle bir kenarda kaldıki uzaktan baktığımı bile düşünmüyorum kendi
kendime kurduğum bir hayalmiş diyorum doğrular ,inanç,güven aşk ve sevgi birilerinin çıkarlarına hizmet ettiğinde varmış yada
bencillik boy gösterdiğinde yokmuş...yorgun bir kalbin sızlanmalarımı bunlar..asla...kabullenmiş bir kalbin son kararları
belkide..
Hangisini elime alsam biraz daha yok oluyorum düşüncelerin hangisini ele alsam biraz daha iyi niyetlerimi yargılıyorum.
Ve bütün bunlar suçmuş gibi kendimi vuruyorum...Ö.
featherSmRyNaa

Jin_KAZAMA - avatarı
Jin_KAZAMA
Ziyaretçi
5 Ocak 2007       Mesaj #12
Jin_KAZAMA - avatarı
Ziyaretçi
Bekleyişlere yüklemişsen aşkını, senin için en tanıdık sözcük ‘yarın’dır.......Aslında ‘o’ yoktur ve senin de beklemekten başka çaren yoktur. Bu yüzden yarın senin için hiç bitmeyen bir umuttur. O olmadan geçirdiğin hiçbir gün yaşanmış sayılmaz. Yaşamadığın günler eklendikçe birbirine, yarına olan özlemin daha da artar. Her gece gözlerini ’yarın olsun’ diye kaparsın, her gece o günü değil yarını düşünerek uyursun. Uyuyabilirsen tabii... Gün ışığı varken daha çabuk geçer zaman. Gündüzdür, bir uğraşın vardır, ‘o ve yarın’ yine aklındadır ama yolların, sokakların kalabalığında daha az hissedersin yalnızlığını. Ama o gece kahrolası gece.... bir çöktü mü kentin üzerine geçmek bilmez saatler de seninindir artık. Ne yapsan olmaz, ne yapsan tüketemezsin dakikaları. Oysa senin istediğin bu gecenin de bir an önce bitmesi ve ‘yarın’ olmasıdır. Bugün yoktu ya ‘o’ belki yarın olacaktır. Günlerdir beklediğin telefon belki ‘yarın’ gelecektir. Aylardır hasret kaldığın yüzünü belki ‘yarın’ göreceksindir. Kadehlere sığınarak ve kendini sarhoşluğun kollarına bırakarak bitirmek istersin geceyi. Yapamazsın çünkü içki seni uykuya değil ‘yarınlı’ düşüncelere taşır. İki satır kitap okuyamazsın. Sözcükler çoktan anlamını yitirmiştir. Belki bir iki şarkı daha çekilir kılar geceyi dersin ama dinlediğin her şarkı yine ‘o’ nu anlatır sana... umudun vardır ya içinde ‘yarın’a dair; bir tek ona sarılırsın. Yüzünde beliren gülümsemeyle kaparsın gözlerini. Zaten ne kalmıştır ki şurada ‘ yarın’ olmasına... Sabahın ilk ışıkları yüzüne çarpar çarpmaz açarsın gözlerini. Heyecanla kalkarsın yataktan. ‘yarın’ olmuştur ya, geceki sıkıntından eser kalmamıştır. Telefonlarını kontrol edersin, arayan, not bırakan var mı diye... Yoktur... Kapıyı dinlersin gelen var mı diye... Yoktur... yine yalnızsındır işte ve bu duygu bir bıçak gibi keser yüreğini... ince ince bir sızı hissetmeye başlarsın, tıpkı dün sabah hissettiğin gibi... ‘Yarın’ bugün olmuştur ve senin önünde yine sadece ‘yarın’ olmasını beklemekle geçecek bir bugün vardır. Daha kaç gün geçecektir ‘yarın’ı bekleyerek bilinmez... BEKLEYİŞLERE YÜKLEMİŞSEN AŞKINI VE ‘YARIN’I BEKLEYEREK TÜKETİYORSAN ZAMANINI, BEKLEME ...... Çünkü;yarınlar hiç olmayacaktır
Sponsorlu Bağlantılar
recruit87 - avatarı
recruit87
Ziyaretçi
5 Ocak 2007       Mesaj #13
recruit87 - avatarı
Ziyaretçi
Anladim ki Hic Kimse,Hic Kimse Sen Degil,Hic Kimse Senin Gibi Canimdan Öte Can Degil..
ReaLin - avatarı
ReaLin
Ziyaretçi
7 Ocak 2007       Mesaj #14
ReaLin - avatarı
Ziyaretçi
Sen Git Aşk Bana Kalsın
ReaLin - avatarı
ReaLin
Ziyaretçi
7 Ocak 2007       Mesaj #15
ReaLin - avatarı
Ziyaretçi
sınırsızığın bir başka adıdır aşk
direct - avatarı
direct
Ziyaretçi
7 Ocak 2007       Mesaj #16
direct - avatarı
Ziyaretçi

SESSİZLİĞİN SESİ

sessizliğe ses olmuşuz haberimiz yok..güçsüzlüğe güç olmuşuz takatimiz yok..tavşan dağa küsmüş dağ ''çok da tınnnn..'' demiş bunu tavşan duymuşmu acaba ? hiç sanmıyorum..
ben olsam diye başlayan cümlelerin kaçını kusursuz bir şekilde tamamlayabiliyorsunuz? hayatınızda kaç tane keşkeniz var? vakit geldi deyip yollara düştünüzmü hiç.?? birisine kızıp da susmayı kaç kez başardınız? beklentilerinizi beklemediğiniz anlar mutlumusunuz? zamanın durmasını kaç kez istediniz? bir avuntu olgusu olduğunuzu düşündünüzmü? etrafınızdaki insanlar gerçekten sizi sevdikleri içinmi etrafınızdalar? ben ne zaman çay içmeyi keseceğim? Msn Happy sessizliğe ses olmuş bir kralın başı tez kesilmek istenecek..kral direnecek..bir bakacak koca ordusu birden puff olmuş..ardında kimseler yokmuş...kralın babası soracak tuzu mu şekerimi tercih edersin diye? ama kralın hiçbirini tercih edecek vakti olmayacak..halk galeyana gelecek..bakacak ki sessizliğe ses olmak kellesine mal olacak..ses olmak bir bedel mi gerektirir her zaman? sesi olanın adı da mı olmalı? adı olan hep gözemi batmalı?
green almond - avatarı
green almond
Ziyaretçi
27 Ocak 2007       Mesaj #17
green almond - avatarı
Ziyaretçi
MüCaDeLe KaBiLeYiTi ve KaBuLLeNMe DuYGuSu

Zor değil mi?Yaşamak diyorum,zor değil mi?
Arada sırada oluyor da bana..Sorumluluklar kesiyor nefesimi,boğulacak gibi,yeter demek ister gibi oluyorum..
Size de olmuyor mu?
Hayatı çok irdelerseniz bir sonuca varamazsınız..Her neden çözümü getirmez bazen..
Ne yapacağız biliyor musunuz?Kabulleneceğiz.Bunun adı hayat çünkü..
Adını biz koyduk.Devamını da biz getireceğiz..Ama başını biz koymadık!Kaderi biz yazmadık!
Üzülsek,mutlu olsak,istemesek,çok dirensek,nefret etsek,çok sevsek..Olmaz da desek..ADI HAYAT..
Çok mu karışık geldi anlattıklarım?O halde daha yüzeysel yaklaşalım yaşama!Aman yani anlattıklarıma!

O çok üzülmemizi sağlayan nedenler,sevinçten dört köşe olduğumuz dönemler..Bunların hepsi varolmuştur önceden.Siz görmeden konulmuştur adı ve yaşamınıza yerleşmiştir..Size verilen görevse görülen her neyse,onu doğru yere ulaştırmaktır.Mutsuzluğu da,mutluluğu da hayatın içinden görüp usulünce davranmaktır.
Bu nedenle o başta belirttiğim his,yani zor olan yaşama duygusu ; ne olursa olsun yaşamayı gerektirir..
Tamam,evet karışık cümleler oldu bunlar.O halde son sözü söylemenin zamanı geldi demektir..
Sizi zorlayan şey ne olursa olsun,hayat sonuna kadar mücadeleyi gerektirir.Çünkü yaşam mücadele kabiliyetinizi göstereceğiniz bir tiyatro sahnesidir..

İYİ BİR OYUNCU OLUN..AMA UNUTMAYIN; O SİZSİNİZ..

BuRaK74 - avatarı
BuRaK74
Ziyaretçi
31 Ocak 2007       Mesaj #18
BuRaK74 - avatarı
Ziyaretçi
İsyansız

öylece taşıdı derdini
dertler ki gemi yükü
hani deniz misali

durgundu görünüşte
dalgası dipteydi
ürkütmezdi gemileri
hani çarşaf misali..
akineton83 - avatarı
akineton83
Ziyaretçi
7 Şubat 2007       Mesaj #19
akineton83 - avatarı
Ziyaretçi
İLK KEZ
Yazılarımı yazıyorum kime ne neden ki veriyim cevap he
Sakın yaklaşma bulaşma hastayım kayıp yok ama hasardayım
Beyaz bir yerde nerde deme bilmiyorum yerini ki sende
Kazanmak mı o ne hiç yaşamadım onu bilemem ben bu neyin sonu
Sebeplerim olan arkadaşlar nerdesiniz şeytanlarım var benim sizsiniz
Hasta yatakta can çekişir ama kimse yok yalnız değil ama ölüm korkusu çok
Sabahları bekleyen biri umudu yok ki neden yaşadığı belli sendemi he sendemi yazık
Yürüyorum kafam boş çok değil az kaldı ama hoş neden diye sorma cevap yok
Gitme sen nereye dur bekle az bekle vakit yok deme sende bekle gelicem bende
Sana değil bu cümle sadece sevdiklerime ama sende az da olsa sende
Arabasında sigara içen biri neden bilinmez ki kendini zehirleyen ama ister nikotini
Gece lambası altında biri elinde poşet ne yaptığı belli ama kendisi başka o çoktan gitti
Gece olmuş yine gözlerimi açılmaz şeytan bu kaçılmaz yorulma boşuna
Eskidendi o çocukluk saklanmak ve yakalanmak ama kötü kaçamamak
Duvarlardı sert yıkılmayan vurdukça ses çıkaran ama kırılmayan
Sen değildin üzülen bendim ağlayan sen din ağlatan bendim yıkılan
Kimse bilmedi bunları şimdi yazıyorum ellerim le kazıyorum umutlarımı
içtiğim şişelerdi arkadaşım sırdaşım yalandı param olmasa o da başkaydı
bir iskambil di hayat sanat değil kırık bir kanattı uçmaya çalıştığım şey
serbesti hür ve özgür bağırdı ve yıktı sesi gür bunu bilir herkez bir gün ölür
sabah güneş doğdu deniz soğuk sensiz kimsesiz ve yalnız
hayallerim vardı bittiğinde anladım sandım sonzuz ama yanıldım
kafam güzel anlatma bana katlanma yazık değimli sana hadi git dur gitme bekle
kimse anlamaz anlatmaz öğrenemez çünkü bilmez durma öle kimse kimseyi boşa silmez
nereye şimdi hiç zamanı değil çünkü kapattım bu defteri yeter vur kopsun neşteri
kavuşamayanlar yaşardı aşkı acıydı zordu zaman bu unuttu sönmüş bir kordu şimdi
gördüğüm rüyamdı uyandım ve bitti haketmedim bunu aldı başını gitti
BAYRO
evo - avatarı
evo
VIP kirlenmek güseldir : )
15 Şubat 2007       Mesaj #20
evo - avatarı
VIP kirlenmek güseldir : )
TEBESÜM : )

Düşündünüz mü hiç neden tebessüm ederiz.. ama beni yanlış anlamayın tebessüm derken kalpten içimizden gelen o sıcacık tebessümlerimizden bahsediyorum, kalbimizde ki o güzel mutlu içten olayların dudaklarımıza yansıması olan tebessümlerimizden; durun ben size birkaç örnek vereyim..

Hafta sonunu düşününün evdesiniz sabah erkenden işe veyahut ta okula gitmemişsiniz. Pencereden giren ışık gözlerinizi almaya başlamış uyanmakla uyumak arsında ki o küçük andasınız, içinizde patlamaya hazır bir gül tomurcuğu var sanki biran önce güneşi görsem de açılsam diyor şu yeni güne. Burnunuza gelen kokuyla içinizi neşeli bir heyecan kaplıyor dudaklarınız anlarcasına bu anı tebessümle uyanıyor yeni güne mutlusunuz ekmeklerin üzerine süreceğiniz tereyağı geliyor aklınıza. Gelen koku annenizin kahvaltı için kızarttığı ekmeklerin kokusu…
Çıkıyorsunuz yataktan perdeleri açıyorsunuz pırıl pırıl bir hava dudaklarınız tebessümün dozunu biraz daha artırıyor. Buna içeriden gelen neşeli seslerde katkıda bulunuyor anne sofrayı hazırlıyor, çocuklarıyla beraber yapacağı kahvaltı için neşelenmiş kendi döneminin en sevdiği şarkısını mırıldanıyor. Kalbinizi sımsıcak bir sevgi sarıyor, dışarıyı seyrediyorsunuz kuşlar da anlıyor neşenizi yüzünüz deki tebessümden, onlarda katılıyorlar size cıvıldaşıyorlar. Şükrediyorsunuz sonsuz yaratıcıya, teşekkür ediyorsunuz böyle güzel bir güne uyandığınız için…

Oğlum hadi kalk artık bak ekmeler soğuyacak kahvaltı hazır… !

Kalktığınızdan haberi olmayan annenizin sesi sizi o küçük afacan günlerinize götürüyor… Artık iyice neşelisiniz keyfilisiniz tebessümleriniz ufak gülücüklere dönüşüyor… Size de mutlaka olmuştur, uyanık olduğunuz halde sizi sırf öperek annenizin uyandırmasını isteyipte şakacıktan uyuma numarası yaptığınız o gün. Biran tekrar yatağa dönsem yine annemi kandırsam diyorsunuz. Çok geç anne içeri giriyor günaydın diyor kalktın mı!, onunda yüzünde sizinkine benzer bir tebessüm var.. tıpkı şuan sizde de olduğu gibi…

Evet işte ben böyle gerçek tebessümlerden bahsediyorum. Duyguların ikinci planda kaldığı maddeselliğin öne çıktığı, hırsların ve bitmek tükenmeyen arzularımızın bizi ele geçirdiği. Tebessümlerin bile artık içten değil de sade ve yapmacıklaştığı günümüzde içten tebessümlerimizi hatırlatmak istedim.

Düşünün iş veya okuldan eve dönüyorsunuz giderken yol kenarın da neşeli cıvıltılarla oyun oynayan çocukları görüyorsunuz. Gülüşüyor neşeli sesler yayıyorlar etrafa, sanki insanın içini bir kabus gibi kaplayan arabaların, insanların, kornaların çıkarttıkları o kötü seslere; Heey! bi durun da bizi dinleyin bakın biz size hiç aldırmıyoruz dercesine, meydan okurcasına, eğleniyorlar henüz kirlenmemiş, kirletilmemiş kalpleri masum pırıl pırıl gözleriyle kendi kurdukları dünyaların da dışarıdaki olumsuzluklara aldırmadan oynuyorlar…
Dudaklarınız kalbinizden gelen sinyallerle geriliyor yine tebessüm durumundasınız. Seyrediyorsunuz onları içlerinden birisine takılıyor gözleriniz .. İçinizden bir ses aman Allah’ım ne kadar tatlı bir çocuk diyor başını okşuyorsunuz ve dudaklarınız yine artıyor tebessümün dozunu. Dönüyor size bakıyor bir an, tanımadığı için ürkek. Yüzünüzdeki sıcak tebessüm den aldığı cesaretle, dil çıkartıyor alaycı bir tavırla size ve kaçarak karışıyor arkadaşlarının arasına.
Dalıyorsunuz kendi masum çocukluk dönemlerinize arkadaşlarınız geliyor gözünüze buruk bir tebessüm var dudaklarınızda şimdi çünkü. Çoğunu bayadır görmemişsiniz..hatta isimlerini bile unutmuşuz.. Bahçede saatlerce oynadığımız misketler geliyor aklıma zamanın nasıl geçtiğini anlamazdık hatta düşünmezdik bile zaman kavramını, bizim için zaman annemizin dudaklarından gelen sözcükler idi ..bide mahallemizin camisin den okunan ezanının sesiydi..yüzüm deki tebessüm şimdi anılarımın verdiği heyecanla tüm vücudumu sarmaya başlıyor.
Toz toprak içinde oyunlar oynarken evimizin arka bahçesinde, koşuştururken, o ağaçtan bu ağaca zıplarken, geçi verirdi zaman, ama hiç aldırmazdık o zamanlar, zamanın bu kadar çabuk geçmesine. En çok ta misket oynardık çok severdik beklide o zamanlar oynana bilecek en güzel oyun olduğu içindir sanırım.
Neşe ile oynarken düşüncelerimizde hislerimizde; hırs, intikam, kibir, kin, nefret gibi kötü duygular yoktu saf ve temizdik. Mahallemizin camisinden okunan o güzel ezan sesiyle toparlanıp şöyle bir kendimize gelip bakardık pırıltılı gözlerle birbirimize. Ve anlardık zamanın dolduğunu eve gitme saatimizin geldiğini.. Zaten o sırada annemin camdan “hadi oğlum artık eve gel bak akşam azanı okundu yemek yiyeceğiz” demesi de doğrulardı düşüncemizi.
Vedalaşarak toplardık yerden tozlu çamurlu misketlerimizi, evin yolunu tutardık giderken cebimizdeki misketlerin birbirlerine vurarak çıkardıkları seslere eşlik ederdik ıslık çalarak. Kapıda anne beklerdi ilk söylediği laf genelde “oğlum ne bu üstünün başının hali” olurdu, bende atlardım kucağına öperdim onu, şimdi onun da üstü toz toprak olmuştu, ama kızmazdı bu sefer oda beni öperdi ama! Anne öpücüğüyle.. bilirsiniz anne öpücüğü işte hani öperken derin derin içine çeker ye seni bide oohh der poponada bi şaplak patlatır işte o öpücükten…
Şimdi yüzümdeki tebessümün yanında birde gözlerim de nem, kalbimde bir sıcaklık hissediyorum sanırım sizde hissediyorsunuz demek istedğimi…

Temizlenip masaya oturunca en sevdiğim yemeği görüyorum keyfime diyecek yok.. Şimdi bile kokusu geldi burnuma.. Yemekte de o zamanki her çocuğunda eminim benim kadar sevdiği köfte ve patates kızartması var yanında da makarna ..o da tebessüm ediyor bana çünkü anne üstünü keççapla süslemiş tebessüm eden bir yüz yapmış bilirsiniz iki göz birde gülen bir dudak : ) kenarların dan yiyorum ki yüz görüntüsü en sona kalsın ..yemek boyunca tebessüm ediyoruz birbirimize..

Tamda o sırda yakınlardaki bir camiden gelen ezan sesi ile çıkıyorum daldığım çocukluğumdan ve biraz önce başını okşadığım güzel çocuğa sesleniyor annesi, “kızım hadi artık eve gel baban gelir birazdan yemek yiyeceğiz”..

Tamam deyip arkadaşlarıyla vedalaşması güldürüyor beni tamda kendiminkini düşünürken..

İrkiliyorum çünkü ben, zaman kavramını unuttuğum misket oynadığım o bahçeden ve annemin beni pencereden çağıra bileceği mesafeden uzaktayım hızlanıyorum ..yüzüm de ki tebessüm le beraber…


: ) EvO
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

24 Ağustos 2017 / Misafir Genel Mesajlar
6 Temmuz 2015 / Misafir Forum Oyunları
5 Mayıs 2006 / Misafir Bilgisayar