Arama

Sizin Yazılarınız - Sayfa 4

Güncelleme: 14 Eylül 2014 Gösterim: 48.997 Cevap: 157
HayLaZ61 - avatarı
HayLaZ61
VIP BuGS_BuNNY
25 Şubat 2007       Mesaj #31
HayLaZ61 - avatarı
VIP BuGS_BuNNY
Kötü bildiğiniz bir insan hakkında tekrar tekrar düşünün. Gerçekten kötü bir insan mı yoksa sadece size karşı mı kötü?

Sponsorlu Bağlantılar
Bir insanın size yanlış yapması onun mutlak kötülükçü biri olduğunu göstermez. Siz evliya bile olsanız, bu bir şey değiştirmez.

Kötü olmadıkları halde size karşı kötü olan insanlar için neler yapmalısınız?

Kendinizi aklamaya çalışmayın. Size karşı olan yanlış tutumunu eleştirmeyin. Kendisine karşı kötülükle karşılık vermeyin. Bu insanın kötü yönlerini anlatmaktan kaçının. Anlatmak zorunda kalırsanız sakın o kişinin kötü yönünü zerre kadar abartmayın. Sakın olmayan bir şey eklemeyin. O kişi hakkında kim kötü söz söylerse siz iyi şeyler söylemeye çalışın. İnsanların o kişi hakkındaki kötü izlenimlerini değiştirmeye gayret edin. Sonunda bu kişi size çok iyi bir dost olacaktır. Bütün bunları kendi iyiliğiniz için değil, o kişinin iyiliği için yapıyorsunuz. Bunu anlayın.

(Mevlana Celaleddin Rumi'nin bir tavsiyesinin Blogcu Kiremitin "kendi kafasına göre" yaptığı değişik bir açılımıdır)
Pirana Kovalayan Çılgın Hamsi...
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
27 Şubat 2007       Mesaj #32
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
bülbülü bir güle zar eylemişler
dünyayı sevene dar eylemişler
Sponsorlu Bağlantılar
sevdayı göğsüme nar eylemişler
geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
yine hicran, yine hüzün, yine efgân, yine figan
bir ince sızıdır nereye baksam…
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
27 Şubat 2007       Mesaj #33
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Göreyim son kez gitmeden önce
Bakayım o güzel gözlerine
Kimbilir bir daha görür müyüm ki
Bakar mıyım ki giderken dolan gözlere
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
28 Şubat 2007       Mesaj #34
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Küçüğüm

Seni ilk gördüğümde minicik kollarını bana uzatmış bekliyordun seni kucağıma almamı. Bense şaşkın sana bakıyordum. Seni kucağıma niçin almamı istediğini düşündüğümde içim eridi... Küçücük kollarını boynuma doladığında sanki sen benim çocuğumdun... İçimdeki merhamet duygusu mermeri bile eritebilrdi belki. Seni öpüp kokluyordum. Sense sımsıkı sarılıyordun yalnızca. İsteğinin azıcıkta olsa sevilmekten başka birşey olmaması benimde sana sevgimden başka verecek birşeyimin olmaması buluşturmuştu bizi belkide. Küçük gülücükler saçıyordun etrafa. Hayatı henüz hiç tanımamış olan gözlerin ışıl ışıl parlıyordu... Hiç ışığı sönmesin bu gözlerin diye dua ettim sana. Sonra gitme vakti geldi. Hüzün bulmuştu işte hem seni hem beni... Ne olur gitme diyecektin biliyorum eğer konuşabilseydin. Bende kalmayı ya da senide götürmeyi ne çok isterdim... Ama ikiside imkansızdı. Bir daha görmedik birbirimizi ama ben seni hep hatırladım. Umarım gözlerindeki ışık hiç sönmemiştir küçüğüm...
RuYa - avatarı
RuYa
Ziyaretçi
6 Mart 2007       Mesaj #35
RuYa - avatarı
Ziyaretçi
[quote=evo;347705]TEBESÜM : )

Düşündünüz mü hiç neden tebessüm ederiz.. ama beni yanlış anlamayın tebessüm derken kalpten içimizden gelen o sıcacık tebessümlerimizden bahsediyorum, kalbimizde ki o güzel mutlu içten olayların dudaklarımıza yansıması olan tebessümlerimizden; durun ben size birkaç örnek vereyim..

Hafta sonunu düşününün evdesiniz sabah erkenden işe veyahut ta okula gitmemişsiniz. Pencereden giren ışık gözlerinizi almaya başlamış uyanmakla uyumak arsında ki o küçük andasınız, içinizde patlamaya hazır bir gül tomurcuğu var sanki biran önce güneşi görsem de açılsam diyor şu yeni güne. Burnunuza gelen kokuyla içinizi neşeli bir heyecan kaplıyor dudaklarınız anlarcasına bu anı tebessümle uyanıyor yeni güne mutlusunuz ekmeklerin üzerine süreceğiniz tereyağı geliyor aklınıza. Gelen koku annenizin kahvaltı için kızarttığı ekmeklerin kokusu…
Çıkıyorsunuz yataktan perdeleri açıyorsunuz pırıl pırıl bir hava dudaklarınız tebessümün dozunu biraz daha artırıyor. Buna içeriden gelen neşeli seslerde katkıda bulunuyor anne sofrayı hazırlıyor, çocuklarıyla beraber yapacağı kahvaltı için neşelenmiş kendi döneminin en sevdiği şarkısını mırıldanıyor. Kalbinizi sımsıcak bir sevgi sarıyor, dışarıyı seyrediyorsunuz kuşlar da anlıyor neşenizi yüzünüz deki tebessümden, onlarda katılıyorlar size cıvıldaşıyorlar. Şükrediyorsunuz sonsuz yaratıcıya, teşekkür ediyorsunuz böyle güzel bir güne uyandığınız için…

Oğlum hadi kalk artık bak ekmeler soğuyacak kahvaltı hazır… !

Kalktığınızdan haberi olmayan annenizin sesi sizi o küçük afacan günlerinize götürüyor… Artık iyice neşelisiniz keyfilisiniz tebessümleriniz ufak gülücüklere dönüşüyor… Size de mutlaka olmuştur, uyanık olduğunuz halde sizi sırf öperek annenizin uyandırmasını isteyipte şakacıktan uyuma numarası yaptığınız o gün. Biran tekrar yatağa dönsem yine annemi kandırsam diyorsunuz. Çok geç anne içeri giriyor günaydın diyor kalktın mı!, onunda yüzünde sizinkine benzer bir tebessüm var.. tıpkı şuan sizde de olduğu gibi…

Evet işte ben böyle gerçek tebessümlerden bahsediyorum. Duyguların ikinci planda kaldığı maddeselliğin öne çıktığı, hırsların ve bitmek tükenmeyen arzularımızın bizi ele geçirdiği. Tebessümlerin bile artık içten değil de sade ve yapmacıklaştığı günümüzde içten tebessümlerimizi hatırlatmak istedim.

Düşünün iş veya okuldan eve dönüyorsunuz giderken yol kenarın da neşeli cıvıltılarla oyun oynayan çocukları görüyorsunuz. Gülüşüyor neşeli sesler yayıyorlar etrafa, sanki insanın içini bir kabus gibi kaplayan arabaların, insanların, kornaların çıkarttıkları o kötü seslere; Heey! bi durun da bizi dinleyin bakın biz size hiç aldırmıyoruz dercesine, meydan okurcasına, eğleniyorlar henüz kirlenmemiş, kirletilmemiş kalpleri masum pırıl pırıl gözleriyle kendi kurdukları dünyaların da dışarıdaki olumsuzluklara aldırmadan oynuyorlar…
Dudaklarınız kalbinizden gelen sinyallerle geriliyor yine tebessüm durumundasınız. Seyrediyorsunuz onları içlerinden birisine takılıyor gözleriniz .. İçinizden bir ses aman Allah’ım ne kadar tatlı bir çocuk diyor başını okşuyorsunuz ve dudaklarınız yine artıyor tebessümün dozunu. Dönüyor size bakıyor bir an, tanımadığı için ürkek. Yüzünüzdeki sıcak tebessüm den aldığı cesaretle, dil çıkartıyor alaycı bir tavırla size ve kaçarak karışıyor arkadaşlarının arasına.
Dalıyorsunuz kendi masum çocukluk dönemlerinize arkadaşlarınız geliyor gözünüze buruk bir tebessüm var dudaklarınızda şimdi çünkü. Çoğunu bayadır görmemişsiniz..hatta isimlerini bile unutmuşuz.. Bahçede saatlerce oynadığımız misketler geliyor aklıma zamanın nasıl geçtiğini anlamazdık hatta düşünmezdik bile zaman kavramını, bizim için zaman annemizin dudaklarından gelen sözcükler idi ..bide mahallemizin camisin den okunan ezanının sesiydi..yüzüm deki tebessüm şimdi anılarımın verdiği heyecanla tüm vücudumu sarmaya başlıyor.
Toz toprak içinde oyunlar oynarken evimizin arka bahçesinde, koşuştururken, o ağaçtan bu ağaca zıplarken, geçi verirdi zaman, ama hiç aldırmazdık o zamanlar, zamanın bu kadar çabuk geçmesine. En çok ta misket oynardık çok severdik beklide o zamanlar oynana bilecek en güzel oyun olduğu içindir sanırım.
Neşe ile oynarken düşüncelerimizde hislerimizde; hırs, intikam, kibir, kin, nefret gibi kötü duygular yoktu saf ve temizdik. Mahallemizin camisinden okunan o güzel ezan sesiyle toparlanıp şöyle bir kendimize gelip bakardık pırıltılı gözlerle birbirimize. Ve anlardık zamanın dolduğunu eve gitme saatimizin geldiğini.. Zaten o sırada annemin camdan “hadi oğlum artık eve gel bak akşam azanı okundu yemek yiyeceğiz” demesi de doğrulardı düşüncemizi.
Vedalaşarak toplardık yerden tozlu çamurlu misketlerimizi, evin yolunu tutardık giderken cebimizdeki misketlerin birbirlerine vurarak çıkardıkları seslere eşlik ederdik ıslık çalarak. Kapıda anne beklerdi ilk söylediği laf genelde “oğlum ne bu üstünün başının hali” olurdu, bende atlardım kucağına öperdim onu, şimdi onun da üstü toz toprak olmuştu, ama kızmazdı bu sefer oda beni öperdi ama! Anne öpücüğüyle.. bilirsiniz anne öpücüğü işte hani öperken derin derin içine çeker ye seni bide oohh der popona

paylaşımınn için tşk ederim eline ve yüreğine sağlık evo
Son düzenleyen RuYa; 6 Mart 2007 12:02 Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
14 Mart 2007       Mesaj #36
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
İlk ne zaman farkettim hatırlamıyorum.
O şokun etkisiyle kaybetmişim hafızamı.
Kendimi bir anda boğazın masmavi sularını seyrederken buldum.
Buraya nasıl gelmiştim?
Uzun uzun ufuk çizgisini, sonsuz maviliği seyrettim.
Yüzümün beyazlığından endişe eden birkaç kişi halimi soruyor,
bende nezaket icabı gülümseyip gayet iyi olduğum yalanını tekrarlıyordum.
Oysa o gülümseyişte ne kederler saklıydı bir bilseler.
Seni düşünmeyecektim hayır, bizi düşünmeyecektim.
Bomboş bakan gözlerim, olanca gürültüyü işitmeyen kulaklarım ve artık hissetmeyi unutmuş kalbim...
Gün ağırmaya başladığında artık bende bizden geriye hiçbirşey yoktu.
Ve ne yazık ki artık bende ben değildimmmm...

Yazan : Burdayım
HayLaZ61 - avatarı
HayLaZ61
VIP BuGS_BuNNY
21 Mart 2007       Mesaj #37
HayLaZ61 - avatarı
VIP BuGS_BuNNY
İNSAN GİBİ İNSAN O;

Kişilikli bir insan. O' onurlu bir insan. O' gururlu bir insan. En önemlisi insan gibi bir insan.

İnsanlara olan bütün güvenimin sarsıldığı, kendimi herkese kapattığım bir dönemde karşılaştım O'nunla.

Hani insanı insan yapan değerler vardır; Gururlu ve onurlu olmak gibi.
Kendinden emin olmanın verdiği naif'liğe sahip olmak gibi. Vicdan ve merhamet duygularına sahip olmak gibi. O bunların hepsine ve daha fazlasına sahipti.

Arkadaşlikların, dostlukların, güvenin, sevginin ve saygının sorumsuzca tüketildiği.... İlişkilerin tamamen menfaat ve çıkar ilişkilerine dönüştüğü bu ortamda O'nunla karşılaşmak benim için büyük bir şans oldu. Teşekkürler "GÜZEL İNSAN" Seni tanıma şansını bana verdiğin için teşekkürler.

O'nu yazmak isteyişim bu yüzdendir. Böyle bir yüreği, böyle bir asaleti, en önemliside böyle bir insanı başkaları da tanısın istedim. Tanısınlar ki yüreklerine insanlık tohumları ekilsin.

İlk bakışta anlayamazsınız onu, tek kaşı yukarda, anlaşılmayacak kadar ters biri olarak görürsünüz . Çünkü bu yönüyle yaklaşır insanlara.

Düşünürsünüz, "Karşısındakinin sabrını mı ölçmek istiyor ya da kendisine verilen değerin ne kadar süreceğini mi bilmek istiyor. Bu yüzden mi böyle yaklaşıyor diye." Ya da, "çok kaprisli, kendini beğenmiş ukala" diye düşünebilirsiniz.

Hani bazı anlar vardır; Bakarsın ve gördüğünü yakalarsın ya, ben de öyle bir an yakaladım O'nun bakışlarında.
İçinde öyle güzel sevgi ışıltıları vardı ki; yüreğinin bütün güzelliği sanki gözlerinde yazılıydı. O an nasıldı? Nasıl duygular içerisindeydi? Bilinmez. Ama ben o bakışlarda sevgisinin büyüklüğünü ve ulaşılmazlığını, yaşanmışlıklarının vaktinden önce olgunlaştırdığı o kocaman ve güzel yüreğini gördüm. Sanki onu yıllardır tanıyormuşum gibi....

Aslında O anlaşılması çok zor bir insandır. Kendisi, kendi için çok önemlidir. Onun içindir ki duygularını asla belli etmez. Kaldı ki ifade etmesini beklemek, çok büyük bir yanlışlık olur. O'nu, onun gözüyle görmek, yaşamak, hissetmek gerekir.

Bu o kadar kolay mı? Tabii ki değil, hem de hiç kolay değil. O da bunu çok iyi biliyor. Çok iyi bildiği bir şey daha var ki O' özel biridir. "Bunu da her duruşuyla, tavırlarıyla ve konuşmalarıyla adeta haykırır çevresine". Ama O' sevdiklerini de çok özel biri yapandır aynı zamanda.

Ancak sevgisini çok da savurgan kullanmaz. Hiç bir duygu karşılıksız kalmaz onda. Yeter ki vazgeçilmeyecek biri olsun sevdiklerinin nazarın da, yeter ki emek verilsin sevgisine ve yine yeter ki O' hissetsin bütün bunları.İşte o zaman dünyanın bütün güzelliklerini ayaklarınızın altında görürsünüz. Böyle bir güzelliği hissetmek için emek vermeye değmez mi sizce de?

Sevgisi bu kadar yüce olan bir insanın, ya sevgisizliği nasıl olur? Hiç düşündünüz mü?
Buz gibi soğuk, bıçak kadar da keskin. Peki sizce de doğal değil mi bu?

Sen, içindeki sevginin en güzelini, en verilmezliğini ver.... Birileri gelip bu güzellikler ve incelikler karşısında bütün kıymet bilmemişliğiyle şımarsın ya da gaflete düşsün!!.. Aman Allah'ım....İşte bu bakışları da gördüm ben O' insanda. Ürperdim açıkçası.... Çünkü, o bakışlarda ki soğukluk korkunç boyutlardaydı. "YANLIŞLARAASLAAFYOK". Böyle haykırıyordu bakışları

Neden? diye sordum, kendi kendime.... Bir cevap bulmaya çalıştım ve sonunda eğrisiyle, doğrusuyla şu kanıya vardım;

-"Bu insan; kendi gibi bir benliği bulamamışlığın yorgunluğunu taşıyor".

-"Kişiliğini oluşturan değerlerine hoyratça saldırıda bulunulmuş".

-"Güveni istismar edilmiş".

-"Doygunluğunu yaşadığı her konuda ihanete uğramış".

-"Sevmeyi bu kadar güzel bilirken, sevilmek duygusunu yitirmiş".

-"Sonuçta, hiçbir değere inancı kalmamış, ruhunu besleyen imanı dışında".

İhtimalleeer... İhtimaller. İşte ancak böyle ihtimaller yürütürüz O'nun için.

"Acaba ruhunun derinliklerinde neler yatar? Tanrım bir bilebilsem? Bir çözebilsem?" diye söylenip durursunuz.
Nafile.... Onu çözmeye, yüreğini görmeye çalıştığınızda, koşarak uzaklaşır sizden.
O', aslında sevginin anlamını yitirmiş insanların arasında, kendi yüreğinde ki güzel sevgiyi bulmak, sevilmek sadece sevilmek istemektedir. Ve sevilirken, sevilmeyi kimseyle paylaşmak istememektedir. O' sevgisini, sevildiği kişidenbaşkasıyla paylaşmayı asla düşünmemektedir.

Gerçekten bumudur isteği? Kulağa ne kadar bencilce geliyor değil mi?
İnsanları bu kadar küçük görmesi mümkün mü?
Neden olmasın? Eğer insanlar onun ruhunun güzelliklerini aptalca egoları ve gözlerini bürüyen kıskançlık hırsıyla harcamaya kalkışmışlarsa, neden o da insanları küçük aptallar olarak görmesin?

Belki de şöyle haykırıyordur;
-"Be hey gafiller, sizler beni ne zannediyorsunuz?
Ben sizlere önem vereyim, en güzel duygularımla seveyim. Sizleri ciddiye alıp, çok kıymetli ömrümden zaman ayırayım. Sahte olabileceğine ihtimal vermediğim güzel sözlerinize kıymet biçeyim. Hepsinden önemlisi kalbimin güzelliklerinde sizlere yer vereyim. Karşılığında sizler, ruhunuzu esir alan şeytana yenik düşüp benim bu güzel değerlerimi çiğneyin.

Hemen akabinde de "hatalar insanlar içindir" mantığıyla ve bütün utanmazlığınızla, af dilemek yüzsüzlüğünü gösterin. Madem ki o kadar çok sevip değer veriyordunuz, hangi akla hizmet bu güzellikleri yok etmeye kalkıştınız? Ya da hangi şuursuzluğun gafletindeydiniz? Siz de hiçdüşünce diye bir kavram yokmudur?

Belki de böyle haykırıyordur. Kimbilir...

Her zaman söylerim, "insanlar canlılar aleminin en "asil" ama bir o kadar da en "aşağılık" varlıklarıdır. İşte bu insan, "asil" ruhlar gurubundan yaratılmış bir insan. O'nun bu asilliğini anlayamamış olan "aşağılık" ruhlar, belki de onu mutsuz ederek cezalandırdıklarını düşünüyorlardır. Tıpkı ciğere uzanamayan kedi misali.

Oysa ki O' sadece çevresini saran "bakterilerden" Tanrı' nın da izniyle zamanında arınmış olmanın huzurunu yaşıyor. Ne yazık sizlere ki, çok şeyler kaybettiğinizi anladığınız da, artık zaman da çok geç olmuş olacak.

İnançlarım doğrultusun da bildiğim bir şey var ki, o da yapılan hiçbir şeyin karşılıksız kalmadığıdır. Tanrım onu bütün kötülüklerden korusun, sizlere de hakettiğiniz cezayı versin.

Şunu bil ki güzel insan; bugünde, yıllar sonra da, dünyanın neresinde olursan senin için endişe eden, senin için dua eden biri olacak.

Evet "güzel insan", "insan gibi insan" sen hiçbir zaman değişme olurmu. Kimseye, canım diyenlere bile, kendinden fazla asla değer verme. Verme ki o güzel duyguların, o güzel ruhun daha fazla incinmesin. Ta ki biri çıkıp sana, göğsünü gere, gere "işte buradayım; sadece senin duygularını istiyorum. Onu yüceltmek ve ömrümce sevmek için buradayım. Sevilmeyi haketmek için buradayım. Seni sen olduğun için seviyorum" diyene kadar da, bunu ispat edene kadar da, kimseye kendinden fazla değer verme. Verme ki, sevmek dediğimiz, ama anlamını şuursuzluklar da ve bencilliklerde harcadığımız o değerli anlam, senin erdeminde, kişiliğinde ve insanlığın da bir değer kazansın.

"ÇÜNKÜSEN,İNSANGİBİİNSANSIN"

Pirana Kovalayan Çılgın Hamsi...
CooL FoReVeR - avatarı
CooL FoReVeR
Ziyaretçi
23 Mart 2007       Mesaj #38
CooL FoReVeR - avatarı
Ziyaretçi
Kendimi sonsuz bir boşlukta hissediyordum, o karanlık gecelerde. Yanlızlığınla sahilde yürüyor, dalga seslerinde seni duyar gibi oluyordum. Bir an haşin bir dalga ile irkildim. Ne olduğunu anlayamadan kulaklarımda o sesin çınladığını hatırlıyorum. Karanlığı ve zamanı yırtmış sonsuz alemden gelmişti sanki. Burdayım!!! Dona kalmıştım, beynimde sadece o sesin yankılarını duyuyordum. Dizlerimin bağı çözülmüştü. Olduğum yere yığılmış ve sensiz geçen günler, geceler, saatler, dakikalar, saniyeler... için ağlamaya başlamıştım. Göz yaşlarım toprağa düştüğü an, gökyüzüde benle beraber ağlamaya başlamıştı. Islandım, ıslandım, ıslandım... ve o andan itibaren tüm benliğimin arındığına inannıp, beynimde sadece sen kalıncaya kadar ıslanmaya devam ettim. Artık benim yaşamımda sadece sen kalmıştın. Evet karar vermiştim artık, senin olan bu benlik kirlenemezdi. Ayağa kaktım, o andan itibaren yağmur ve rüzgar sanki beni engellemek istercesine dahada hızlanıyordu. Duyuyordum dalgalar beni çağırıyordu, yani sen beni çağırıyordun. Yürüdükçe dalgalar üzerime geliyor, dahada büyüyor ve azgınlaşıyordu. Fakat bilmiyordu ki dalgalar benim sana olan uzaklığımın azaldığını. Yürüdüm ve karanlıkla denizin birleştiği o uçsuz bucaksız deryada seni gördüm. Bu sefer seni kaybetmemek üzere sana döndüm ...
By CooL-FoReVeR
Gece mavisi - avatarı
Gece mavisi
Ziyaretçi
3 Nisan 2007       Mesaj #39
Gece mavisi - avatarı
Ziyaretçi
Elbet bir gün
Hep aynı cümleler

Bazen hayat çok katı davranır insana;

Kızarsın bu gidişe,

Seni üzdüğünü düşünürsen de

Hiç düşünmezsin sana neler verdiğini..

Nelerle karşılaşmazsın ki bu uzun yolda

Ayrılıklar, hatalar, özlemler

En korkuncu da ihanettir!

Ağlarsın, üzülürsün,

Etrafında kul olmasa da

Yukarıad birileri var unutma!

Ağladım, haykırdım, yalvardım

Sordum nereye bu gidiş?

Çok mu dürüst davranmıştım,

Çok mu değer vermişim

Evet!!

Sevgilimin dediğini dedim sonra

Umutsuzluk içinde "elbet bir gün.."
doublequeen - avatarı
doublequeen
Ziyaretçi
5 Nisan 2007       Mesaj #40
doublequeen - avatarı
Ziyaretçi
Geceleri üşürdüm ama soğuktan değil...
Tutamamaktan sıcağı, tutunamamaktan sıcaklığa...

Geceler sensiz..
Geceler soğuk..
Sabahlara kadar ayaz geceler..

Gülümseyerek bakıyorum geçmişe. Yaşadığımız o güzel günlerin ardından sadece bunu yapabiliyorum. Gülerken ağlıyorum.... Nasıl diye sakın sorma; resimlerimize bakıyorum önce... Yaşadığımız güzel anlar geliyor aklıma gülüyorum. Ama sonra, evet sonra, şimdiki halimize dönüyorum ve gözlerimden yaşlar akıyor... İçimdeki sevgin canlanıyor....

Ne yaptıysam yok edemedim bu sevgiyi... Kurtulamıyorum bir türlü. Gün geceye dönüyor bense resimlerimize bakıp, o anları tekrar yaşıyorum... Acı çekiyor ama kurtulamıyorum işte.. Vazgeçemiyorum Senden Birtanem...

Oysa ne çok demiştim kapılmayacağım, her şeye hazırlıklı olacağım diye. Meğer benimki sadece kendimi kandırmakmış. Ben kendimi sana ilk anda teslim etmişim meğerse. Şimdi ne yapacaksın diye sorma bana sakın, inan bende bilmiyorum çünkü. Yüreğimde sen varken başkasıyla olamam. Başkalarında seni arayıp onları mutsuz edemem.

Ve Senden Son İsteğim...

Unut beni... Yeniden doğ bensiz.. Sakın kaybetme yaşama sevincini... Yaptıklarımın acısını belleğinden silerek büyü. Yaralı kalbini sar yarınlarla, yeni umutlarla, yeni sevinçlerle. ilerde seni bekleyen mutluluğa koş, sana hiçbir zaman vermeyi başaramadığım mutluluğa koş.. Yoktur seni benim kadar seven ve sevecek olan, bir o kadarda sana layık olamayan, seni anlayamayan... Ben yaşarım acını, gözlerini hayal eder, biraz daha içer vururum kendimi kelimelere.. Dudaklarına dokunup seni sevdiğimi söylemeyi özlerim ama yaşarım, yaşarım farkında olmadan... Mutlu ol, eksik olmasın yüzünden gülücükler, acılar bulmasın seni. Mutsuzluğumla, bu hayat üzerinde bundan sonra hiç olamayacak olmamla, sensizliğimle yargılayıp affet beni. Cezamı çekiyorum ben.

Her şeyden vazgeçerken tek vazgeçemediğim sana bir çift sözüm var. Seni Hala Seviyorum, Seni Seviyorum...

Mutlu ol.. Mutlu ol... Benim içinde mutlu ol Sevdiğim...
S.D.S.B.Y...

Son düzenleyen doublequeen; 5 Nisan 2007 11:43 Sebep: ekleme yapmayı unuttum...
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

24 Ağustos 2017 / Misafir Genel Mesajlar
6 Temmuz 2015 / Misafir Forum Oyunları
5 Mayıs 2006 / Misafir Bilgisayar