Arama

Medya Haber - Sayfa 11

Güncelleme: 13 Ekim 2017 Gösterim: 567.802 Cevap: 1.864
ahmetseydi - avatarı
ahmetseydi
VIP Je Taime
7 Mayıs 2006       Mesaj #101
ahmetseydi - avatarı
VIP Je Taime
İlkokul mezunlarına ehliyet imkanı geliyor...
AK Parti İstanbul Milletvekili Gülseren Topuz, ilkokul mezunlarının da ehliyet alması için yasa teklifi hazırladı.
Sponsorlu Bağlantılar

Alınan bilgiye göre, Topuz'un teklifi, Karayolları Trafik Kanunu'nda değişiklik yapıyor. Buna göre, A1, A2, B, C, D ve E sınıfı sürücü belgesi alacak olanlarda aranan en az ortaokul veya 8 yıllık temel eğitimi bitirmiş olma şartı, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay süreyle aranmayacak ve ilkokul mezunu olmaları yeterli sayılacak.

Teklifin gerekçesinde, yürürlükteki Karayolları Trafik Kanunu uyarınca ilkokul mezunlarının ehliyet alamadığı belirtilerek, bunun mağduriyete yol açtığı kaydedildi.


İlkokul mezunu olduğu halde ehliyeti olan milyonlarca kişinin halen trafikte olduğu belirtilen gerekçede, ''Onların trafiğe çıkma şansı bulmuş olmaları, aynı durumda olan ve ehliyet edinemeyenlere karşı eşitsiz bir durum yaratmaktadır. Bu eşitsizliğin, çıkarılacak bir yasayla giderilmesi mümkündür'' denildi.


ѕнσω мυѕт gσ ση ツ
GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
8 Mayıs 2006       Mesaj #102
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
IMF heyeti temaslarına başladı

Sponsorlu Bağlantılar
Medya HaberUluslararası Para Fonu (IMF) heyeti, ''Stand-by'' düzenlemesine ilişkin 3. Gözden Geçirme incelemeleri çerçevesinde İstanbul'daki temaslarına başladı.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, heyetin ağırlıklı olarak özel sektör bankalarının üst düzey yöneticileriyle bir araya gelerek, bankacılık sektöründeki gelişmeleri değerlendirmesi bekleniyor. Teknik düzeydeki çalışmaların hafta sonu da süreceği öğrenildi.

IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni'nin 8 Mayıs Pazartesi günü İstanbul'a gelerek heyete katılması bekleniyor


Türkiye'nin IMF'den aldığı kredi cazip


Medya HaberDünya Bankası uzmanlarına göre, Türkiye'nin, Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) aldığı kredi uluslararası piyasalardan borçlanma maliyetinin çok altında ve daha cazip durumda bulunuyor.

Dünya Bankası uzmanları, yeterli döviz rezervlevrinin bulunmasına rağmen, uluslararası konjonktürdeki belirsizlikler nedeniyle, Türkiye'nin erken bir ödemede bulunmasının şu aşamada ekonomik yararı olmadığını bildiriyorlar.

Banka uzmanları, Brezilya ve Arjantin'in IMF'ye olan borçlarını erken ödemesine ilişkin olarak da, Türkiye'nin, Brezilya ve Arjantin olmadığını, bu nedenle, Türkiye'yi farklı kategoride, Avrupa Birliği (AB) yolundaki Orta ve Doğu Avrupa ülkeleriyle kıyaslamak gerektiğini vurguluyorlar.

Banka yetkilileri, erken ödemeyle elde edilecek faiz kazancının bile çok cazip olmadığını, çünkü uluslararası ekonomik konjonktürün, ekonomik ve siyasal gelişmeler (petrol fiyatları, faiz oranlarındaki yükseliş ve küresel siyasi sorunlar) nedeniyle devamlı değişim içinde bulunduğunu vurguluyorlar.

Bu arada, Brezilya'nın dış ticaret ve cari işlemler fazlası nedeniyle dışarıdan çok fazla finansman ihtiyacı duymadığına da dikkat çekiliyor.

TÜRKİYE'NİN IMF'YE BORCU...

Türkiye, IMF'ye en fazla borcu bulunan ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye'nin Dünya Bankası'na 6 milyar dolar, IMF'ye ise yaklaşık 12 milyar dolar borcu bulunuyor.

BREZİLYA, ARJANTİN VE ENDONEZYA BORCUNU ERKEN ÖDEYECEK...

Öte yandan, Brezilya ve Arjantin'in ardından, Endonezya da IMF'ye olan yaklaşık 8 milyar dolarlık borcunu erken ödemeyi planlıyor.

IMF, 1997'de yaşanan Asya mali krizinin ardından Endonezya için 43 milyar dolarlık bir kurtarma programı hazırlamış ve programın süresi 2003 sonu itibariyle dolmuştu.

Ekonomistler, Endonezya'nın para birimi rupiah'nın güçlenmesi ve döviz rezervlerinin artmasıyla birlikte ekonomik görünümünün de iyileşmesinin etkisiyle, borçlarını geri ödemek konusunda kendini güvenli hissedebileceğini ifade ediyor. Endonezya'nın döviz rezervleri 35 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.

Arjantin, 10 milyar dolarlık, Brezilya ise 15 milyar dolar düzeyindeki IMF borcunu bu yıl sonuna kadar ödeyeceğini açıklamışlardı.



GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
10 Mayıs 2006       Mesaj #103
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Döviz ithalata yetmiyor

Medya HaberTürkiye ekonomisinin, bu yılın ilk üç aylık döneminde ihracat, turizm, taşımacılık ve benzeri tüm döviz kazandırıcı yollarla kazandığı döviz, ithalat için yapılan ödemeleri bile karşılamaya yetmedi. Döviz gelirleriyle döviz harcamalarının ancak yüzde 73.7'sini karşılayabilen Türkiye'nin ithalatı döviz gelirlerinin yüzde 114.6'sı kadar bir büyüklük oluşturdu.

ANKA'nın Merkez Bankası verilerinden yaptığı hesaplamalara göre bu yılın ilk üç aylık döneminde Türkiye'nin döviz gelirleri 1 milyar milyon dolar artarak 24 milyar 120 milyon dolara yükselirken, döviz harcamaları ise 3 milyar 485 milyon dolarlık büyümeyle 32 milyar 742 milyon dolar oldu. Döviz gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 4.6 artan Türkiye'nin döviz harcamalarındaki büyüme ise yüzde 11.9 olarak gerçekleşti.

Döviz gelirlerinin 18 milyar 936 milyon dolarını geçen yıla göre yüzde 5.5 artan ihracat 2 milyar dolarını turizm, 296 milyon dolarını faiz, 228 milyonunu işçi dövizi, 855 milyonunu taşımacılık,212 milyonunu yurt dışı müteahhitlik, 1 milyar 519 milyon dolarını ise diğer gelirler meydana getirdi.

Tüm bu kalemlerden elde edilen gelirler Türkiye'nin aynı dönemde yüzde 14.3 artarak 27 milyar 640 milyon dolara ulaşan ithalat harcamalarını karşılayamadı. Başka bir ifadeyle Türkiye ekonomisinin tümü, ithalatını karşılayacak kadar döviz kazanamadı. İthalat döviz gelirlerinin yüzde 114.6'sı kadar bir büyüklük oluşturdu. Başka bir ifadeyle ithalat toplam döviz gelirinin yüzde 14.6 üzerine çıktı.

DÖVİZ GELİRİ GİDERİN YÜZDE 74'ÜNÜ KARŞILADI

Dolayısıyla Türkiye ithalat harcamalarının yüzde 14.6'sını, 568 milyon dolar olan turizm harcamaları, 2 milyar 308 milyon dolar olan faiz ödemeleri, 1 milyar 65 milyon dolar olan taşımacılık giderleri, 1 milyar 161 milyon dolarlık da diğer döviz giderlerini dış dünyaya borçlanarak finanse etti. Türkiye ekonomisi artık döviz gelirleriyle döviz giderlerinin sadece yüzde 73.7'sini karşılar konuma geldi. Türkiye milli gelirinin yüzde 6.4'ü kadar cari işlemler açığı verdiği geçen yılın ilk üç ayında döviz gelirleriyle giderlerinin yüzde 78.


Ham petrol fiyatları 70 dolar civarında

Medya HaberUluslararası piyasada petrol fiyatları bugün yükseliş eğiliminde olmasına karşın 70 dolar civarında seyrediyor.

Londra Borsası'nda batı Teksas türü petrolün Haziran ayı vadeli fiyatı 16 cent artarak 70,10 dolara, Kuzey Denizi Brent türü petrolün fiyatı da 32 cent yükselerek 70,61 dolara çıktı.

Dünyanın en büyük petrol tüketicisi konumunda olan ABD'de, çarşamba günü açıklanan, jeopolitik risklere karşın petrol tedarikinin sağlıklı bir şekilde gittiği yolundaki verilerin ardından, uluslararası piyasada petrol fiyatlarında önemli oranda düşüşler yaşanmıştı.


Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
11 Mayıs 2006       Mesaj #104
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Terörle mücadelede yeni dönem ANKARA (İHA) - TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.


Önümüzdeki günlerde Genel Kurul'da yasalaştırılacak tasarıya göre, Başbakanlığın görevleri arasına "İç güvenlik, dış güvenlik ve terörle mücadele konusunda görevli kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlama" görevi ekleniyor. Güvenlik İşleri Başkanlığı'nın isminin, Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü olarak değiştirilmesi öngörülüyor. Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü, Başbakanlığın, iç güvenlik, dış güvenlik ve terörle mücadele konusunda, görevli kuruluşlarla ilişkilerini yürütüp, gerektiğinde bu kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlayacak. Güvenliğe ilişkin konularda inceleme ve araştırma yapacak Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü, sıkıyönetim ve olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde bilgileri derleyecek, değerlendirecek ve bu hususlarda koordinasyonu sağlayacak, görevleriyle ilgili konularda kamuoyunu bilgilendirici çalışma yapacak.


Aynı tasarıyla ayrıca, Güvenlik İşleri Başkanlığı'nın 249 kadrosu iptal edilirken, Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü için 1 genel müdür, 4 daire başkanı, 1 müsteşarlık özel kalem müdürü olmak üzere 6 kadro ihdas ediliyor
ahmetseydi - avatarı
ahmetseydi
VIP Je Taime
12 Mayıs 2006       Mesaj #105
ahmetseydi - avatarı
VIP Je Taime
Erdoğan'dan Chirac'a 'soykırım' uyarısı

Viyana'da Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ile bir araya gelen Başbakan Erdoğan'ın kendisine, Fransa hükümetinin, 'Ermeni soykırımının reddine ceza uygulaması' yolundaki karar tasarısından Türkiye'nin duyduğu rahatsızlığı ilettiği bildirildi.

'Ermeni soykırımı' karar tasarısının gündeme geldiği görüşmede, Chirac'ın, ''Türkiye'nin konuya ilişkin kaygılarına karşın gerekli hassasiyeti göstereceklerini ifade ettiği'' belirtildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Viyana'daki AB-Latin Amerika liderleri onuruna verilen resmi yemekte başta BM Genel Sekreteri Kofi Annan olmak üzere bazı AB üyesi ülkelerin liderleriyle de kısa görüşmeler yaptığı kaydedildi.

Erdoğan yemekte bir araya geldiği Annan'la 'Ortadoğu'daki gelişmeler, Irak'taki siyasi süreç gibi konuları' görüşürken, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ile de toplantının yarınki açılış oturumunda görüşme konusunda mutabık kaldı.

Başbakan Erdoğan'ın yarın sabah Viyana'daki kongre merkezinde yapılacak AB Latin Amerika liderler zirvesinin açılış oturumu çerçevesinde Yunanistan ve Almanya başbakanları Karamanlis ve Merkel ile birer görüşme yapması bekleniyor.


Bugün Viyana'dan ayrılacak
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun 17'inci yüzyılda idare merkezi olarak kullanılan tarihi Hofburg Sarayı'nda, AB ve Latin Amerika hükümet veya devlet başkanları onuruna verilen resmi yemeğe, Başbakan Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile katıldı.


Başbakan Erdoğan, Viyana'da bugün başlayacak AB-Latin Amerika hükümet ve devlet başkanları zirvesinin açılış oturumuna katıldıktan sonra grup fotoğrafının çekilmesinin ardından Endonezya'ya gitmek üzere Viyana'dan ayrılacak.
ѕнσω мυѕт gσ ση ツ
GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
12 Mayıs 2006       Mesaj #106
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Türkiye'nin AB üyeliğine tarih biçti



Avrupa Birliği Komisyonu Türkiye Temsilcisi, Büyükelçi Hansjörg Kretschmer, Türkiye'nin 2012 yılında AB ile müzakereleri sonuçlandırması ve tam üyelik için gerekli tedbirleri alması halinde, 2014 yılında AB'ye tam üye olabileceğini söyledi.

Kretschmer, Dünya Bankası ve Hazine Müsteşarlığı tarafından ortaklaşa düzenlenen “Türkiye Ülke Ekonomik Raporu (CEM): Sürdürülebilir Büyüme ve Avrupa Birliği'ne Yakınsama” konulu konferansın açılışında yaptığı konuşmada, AB'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerini 5 ay önce başlatma kararını aldığını hatırlatarak, Türkiye'nin sergilediği performansın kayda değer olduğunu belirtti.
Türkiye'nin AB'ye uyum konusunda gösterdiği performansın desteği hak ettiğini vurgulayan Kretschmer, bunun AB tarafından hazırlanan raporlara da yansıdığını ifade etti. Kretschmer, “Hem siyasi ve hem de ekonomik alanda Türkiye başarılara imza attı. Ama yapılması gereken çok şey var. Rehavete kapınılmaması gerekir” dedi.
İzlenen ekonomik reformlar sayesinde piyasa ekonomisinin güçlendiğini kaydeden Kretschmer, “siyasi, ekonomik alanlarda yapılan çalışmalar, hukukun üstünlüğü ve azınlık hakları, ekonomik reformlar istikrarlı bir siyasi çerçeve olmadan sürdürülemez” diye konuştu.

İŞSİZLİK HALA ÇOK YÜKSEK

Türkiye'de yürütülen reformların güçlendirilmesi için Türkiye konusunda faaliyette bulunan uluslararası kuruluşların işbirliği içinde olmasının gerektiğini belirten Kretschmer, Türkiye ekonomisinde son yıllarda önemli başarılara imza atıldığını, enflasyonun düştüğünü, yüksek büyüme oranlarının görüldüğünü bildirdi. Kretschmer, bununla beraber Türkiye ekonomisinde bir takım sorunların bulunduğunu “işsizliğin hala çok yüksek oranlarda” olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Türkiye, AB üyesi batı Avrupa ülkeleri ile benzer işsizlik oranlarına sahip olmasına karşın kayıt dışı işsizlik tahminlerin üzerinde. Büyüme işsizlik sorunun çözümüne katkıda bulunmadı. Türkiye'de istihdam oranı yüzde 50 iken 15 AB ülkesi ortalaması yüzde 65 civarında.”

"KAYIT DIŞI EKONOMİ İLE MÜCADELE BARAŞI OLMAK ZORUNDA"

Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermayenin 2005 yılında ivme kazandığını kaydeden Kretschmer, Türkiye'nin kayıt dışı ekonomi ile mücadelede başarılı olmak zorunda olduğunu söyledi.
Türkiye'de bölgeler arasında eşitsizlik olduğunu, bunların giderilmesi gerektiğini ifade eden Kretschmer, kırsal alandan kente göçün çeşitli sorunlar yarattığını bildirdi. Hükümetin aralarında eğitimin de olduğu bazı alanlarda yaptığı harcamaların artırılmasını isteyen Kretschmer, “AK Parti, hükümet olmasından sonra eğitime bütçeden ayrılan payın artırılması konusunda önemli gelişmeler sağlandı” dedi.
Eğitimin önemine değinen Kretschmer, kız çocuklarının okula gönderilmesini amaçlayan “Haydi Çocuklar Okula” kampanyasının başarılı olduğunu, ancak 10 yaşın üstündeki kız çocuklarının okula devamının sağlanması gerektiğini bildirdi.
Konuşmasında 2 gün sonra 8 Mart tarihinde Dünya Kadınlar Günü'nün kutlanacağını belirten Kretschmer, Türkiye'de kadınların istihdam oranının yüzde 30'un altında olduğunu, TBMM'de kadın milletvekillerinin oranının yüzde 4 olduğunu bu oranların AB ortalamasının çok altında olduğuna işaret etti.



Müzakereler baharda başlayacak



Medya Haber
Avrupa Birliği Genişleme Komiseri Olli Rehn, Avusturya gazetesi Standart’a verdiği röportajda, Türkiye ile müzakere masasına ilkbaharda oturulacağını söyledi. Türkiye’de tarama sürecinin önümüzdeki haftalarda son bulacağına dikkat çeken Rehn, "Türkiye ile müzakerelere Avusturya’nın dönem başkanlığı sırasında başlamamak için bir neden yok" dedi.

Şu sıralarda tarama sonuçlarının ve AB hukuku ile Türk hukuku ve yasaları arasındaki farkların üzerinde çalışıldığını anlatan Rehn, açılması planlanan başlıkları şöyle sıraladı: Bilim, bilimsel araştırma, eğitim ve kültür.

Olli Rehn, kendisine yöneltilen "Türkiye’deki reform süreci yavaşlamadı mı?" sorusunu ise şöyle yanıtladı: "Reformlarda ilerlemeler sürüyor ancak reformların uygulanmasında aynı şey söz konusu değil. İşkence vakaları giderek azalsa da bazı olaylar yaşanıyor. İşkenceye karşı sıfır tolerans gösteren bir politik hat gerekli. Yeni yasalar kadın haklarını en üst düzeyde güvence altına alıyor. Türk hükümetinin şimdiki görevi, reformların uygulanmasını sağlamak ve reform sürecini hızlandırmalı


Türkiye AB’ye girerse Fransa çıkar


Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan AP milletvekili ve eski Türkiye Raportörü Alain Lamassoure, AB’de yaşanan krizin sanıldığından çok daha derin olduğunu savunurken "Türkiye girerse Fransa çıkar" dedi.


Muhafazar Fransız milletvekili Lamassoure, Fransız Liberation gazetesinde yayınlanan açıklamalarında, AB’de yaşanan krizin 29 Mayıs öncesinde sanıldığından daha derin olduğunu belirtti.
Lamassoure, "hayır" sonucunu veren Fransa ve Hollanda’daki Avrupa Anayasası referandumlarının ardından bütçe sorununun yaşandığını kaydederek, "Son olarak da Birliğin son sınırlarının belirlenmesinin yararlı olacağını düşünülmeden Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlatılması kararı"nın alındığını ifade etti. Lamassoure şöyle devam etti:
"Eğer Türkiye AB'ye girerse Fransa çıkar. Çünkü genişleme konusu sadece jeostratejik çıkarlar göz önünde tutularak devlet ve hükümet başkanlarınca ele alınan bir konu değil. Fransa, Hırvatistan’dan sonraki tüm katılımları referamduma götürülmesi için anayasasını değiştirdi. Bu, Makedonya ve Türkiye’yi etkileyecek."


Avusturya Türkiye'den rahatsızsa AB'den çıkabilir



Medya Haber
İngiltere'de yayımlanan günlük ekonomi ve siyaset gazetesi Financial Times gazetesinin yazarlarından Philip Stephens tarafından kaleme alınan yazıda, Avrupalılar olarak zaman zaman önyargılı olunduğunu kabul etmek gerektiğini belirterek, bu önyargılardan birinin de geçen hafta Avusturya'nın Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerini önleme girişimiyle su yüzüne çıktığını ifade etti.


AB üyesi diğer 24 üye ülkenin, müzakerelerin başlaması yolunda oy kullandığını hatırlatan Philip Stephens, “Hal böyleyken çözüm gayet açık, kapılar Türkiye'ye açılırken, Avusturya'ya da çıkış gösterilmeliydi” dedi.

"AVUSTURYA İSVİÇRE'NİN YALNIZLIĞINA KATILABİLİR"

Müzakerelerden önceki uzun gecede aynı görüşü, bazı AB üyesi ülkelerin temsilcilerinin de dile getirdiğine dair istihbarat aldığını yazan Stephens, bir Avrupalı siyasetçinin “Avusturya, Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa kültürünü bozacağından korkuyorsa, İsviçre'nin büyük yalnızlığına katılabilir” dediğini kaydetti.

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Türkiye ile müzakerelere başlandığını ilan ederken son derece doğru bir adım attığını da belirten yazar, bunun 40 yıl önce verilen bir sözün tutulmasının ilk adımı olduğunu anlattı.

“Ancak müzakere belgesinin mürekkebi bile kurumadan, diğer bazı AB üyelerinin, Avusturya'ya katılıp birtakım 'eğer'ler, 'fakat'lar, 'belki'ler telaffuz etmeye başladığını” da belirten Philip Stephens, Türkiye'nin her türlü teknik detayı düzgün olarak yerine getirdiğini, bu durumun da birliğin adının kötülenmesine yol açan “bir şey söyleyip başka şey yapma” tavrının bir göstergesi olduğunu vurguladı.

“Türkiye'nin müzakere sürecinde güçlükler olacağını” da belirten yazar, “Türkiye ile müzakere sürecinin, Avrupa'yı da İslam'la uzlaşıp uzlaşamayacağı sorusuyla yüz yüze bıraktığını” kaydetti.

"AVRUPA DÜNYANIN DEĞİŞTİĞİNİ ANLAMALI"

Yazar Philip Stephens, “Sadece kapısındaki değil, kendi içindeki 15 milyon Müslümanla uzlaşıp uzlaşamayacağına karar verecek” dediği Avrupa'ya, ”dünyanın değiştiğini anlaması, gözlerini geniş ufuklara dikmesi ve bu gerçeği kendi vatandaşlarına da anlatması” çağrısında bulundu.

AB politikacılarına “Liderliğinizi gösterin” diyen yazar, ”Türkiye'nin üyeliğinin her iki taraf için de büyük bir politik enerji gerektirdiğini” vurguladı.

“AB'nin güneyine demokrasi ve refah ihraç etmesinin gelecek on yılların en büyük projesi olduğunu” da belirten Philip Stephens, “Bu, aynı zamanda Avrupa'nın büyük kentlerinde yaşayan Müslümanlara kendilerini evlerinde hissettirme çabasıdır. Avusturyalılara söylemeliyim ki, İslam'a açılan kapıları kapatmak için artık çok geç” ifadesini kullandı.



lena 2 - avatarı
lena 2
Ziyaretçi
12 Mayıs 2006       Mesaj #107
lena 2 - avatarı
Ziyaretçi
Bu bölüm uygun zannedersem
25 mayıs göktaşı olayı bu akşam beni şüpheye düşürdü vakti olan tarasın yeni haberler için ben bir link vereyim.

Ozan Güven yani Ben ! - ozanguven.com.tr » Blog Archive » 25 Mayısta Göktaşı Dünyaya Çarpacak mı?
GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
13 Mayıs 2006       Mesaj #108
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Zenginin geliri, yoksulun gelirinin 17 katına ulaştı

Dünya Bankası, Türkiye'de nüfusun en zengin yüzde 10'unun gelirden yüzde 34.1 pay alırken, en yoksul yüzde 10'un payının yüzde 2'de kaldığını, arada 17 kat fark olduğunu açıkladı. 2000'de zengin - yoksul farkı 13.3 kattı

aeko

Türkiye'de en zengin yüzde 10'luk kesimle en yoksul yüzde 10'luk kesim arasındaki gelir farkının 17 kata kadar yükseldiği belirlendi. Dünya Bankası'nın, dünyadaki ülkelerin gelir dağılımıyla ilgili verileri Türkiye'deki gelir uçurumunun oldukça yüksek bulunduğunu ortaya çıkardı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), artık her yıl yapmaya başladığı gelir dağılımı araştırmasının sonuçlarını yüzde 20'lik gelir dilimleriyle açıklıyor. Buna göre en zengin yüzde 20'lik dilim (yaklaşık 14 milyon kişi) gelirden yüzde 49.7 pay alırken, en yoksul yüzde 20'nin aldığı pay ise yüzde 5.3 düzeyinde bulunuyor. İkisi arasındaki gelir farkı 9.4 kat.

Gelirin yüzde 34'ü zengine
Türkiye'de kamuoyuna açıklanmayan yüzde 10'luk dilimlere ilişkin gelir dağılımı Dünya Bankası'na veriliyor. Dünya Bankası'nın 'Dünya Ekonomik Göstergeleri 2006' raporuna göre Türkiye'de en zengin yüzde 10'luk kesim (yaklaşık 7 milyon kişi) toplam gelirin yüzde 34.1'ini alırken, en yoksul yüzde 10'un (yaklaşık 7 milyon kişi) payı ise yüzde 2 düzeyinde kalıyor. En zengin yüzde 10 ile en yoksul yüzde 10 arasında 17 katlık fark bulunuyor.
Dünya Bankası'nın geçen yıl açıkladığı ve 2000 yılı gelir dağılımı esas alınan verilerde ise Türkiye'deki en yoksul yüzde 10'luk kesimin gelirden aldığı payın yüzde 2.3 düzeyinde bulunduğu bildirilmişti. En zengin yüzde 10'luk kesimin payının ise yüzde 30.7 olduğu hesaplanmıştı. İki dilim arasında 13.3 katlık bir fark bulunuyordu.


Dolar ve altın el ele koşuyor

Yabancı alımlarıyla dolar içeride 1.3575 ile yılın en yüksek değerine çıktı. Altın ise dışarıda 725 doları görerek son 26 yılın en yüksek düzeyine ulaştı

ABD Merkez Bankası'nın (FED) faizleri artırması ve artışların önümüzdeki dönemde de sürdüreceğinin sinyalini vermesi, doları dün sabah saatlerinde YTL karşısında yılın en yüksek düzeyine çıkardı. Altın ise yurtdışında 725 dolara kadar çıkarak son 26 yılın en yüksek değerine ulaştı.
Yabancıların Türkiye piyasalarındaki risklerini düşürme eğiliminin devam etmesi liranın dördüncü gününde de değer kaybetmesine neden oldu. Stopaj tartışmaları, sosyal güvenlik yasa tasarısının veto edilmesi ve erken seçim gibi tartışmalarla yabancıların bono satıp dolara yönelmesi, Türk sermaye piyasası araçlarını hareketlendirdi. Bankalarası piyasada dün bir ara 1.3730'a kadar yükselen dolar, daha sonra gelen satışlarla gün sonunda 1.3575'e geriledi. Dolar serbest piyasada da 1.3640'a yükseldi.

FED rahatsız ediyor
FED'in faiz oranlarını daha da artırabileceği yönündeki işareti, Türkiye'nin de içinde yer aldığı gelişmekte olan ülkeleri rahatsız etmeye başladı. Nitekim YTL'nin dolar karşısındaki değer kaybı son bir haftada yüzde 3.15'e ulaştı ve YTL geçen yılın kasım ayından bu yana en düşük değerine indi. Credit Suisse'nin Gelişen Piyasalar Döviz Stratejisti Konn Chow, küresel ve yurtiçi faktörlerin halen YTL'nin aleyhine çalıştığını söyledi. Chow, "Yatırımcılar cari hesap açığı olan ülkelerin para birimlerini sevmiyor. Diğer yandan Türkiye'ye özgü tahvil yatırımcıları, enflasyon beklentilerindeki yükselişten ve Merkez Bankası'nın 'bekle gör' politikasından rahatsız" dedi.

Veto tahvili vurdu
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in IMF'ye taahhüt edilen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun bazı maddelerini veto etmesinin yabancı yatırımcıları endişelendirmesi nedeniyle de Türkiye'nin gösterge 2030 vadeli tahvili 0.500 puanlık düşüşle 150.0 puana geriledi ve getirisi yüzde 7.375'e indi.
Önceki gün yüzde 2.16'lık değer kaybına uğrayan borsa ise beklentilerin tersine günü yüzde 0.26'lık artışla 43.713 puandan kapattı.
Bono piyasasında ise dövizdeki son dalgalanmaya paralel bir gelişme olmadı ve işlemler dar bir alanda hareket etti. Hafta içinde yüzde 14.44 ile yılın en yüksek seviyesini gören faiz dün 14.36'dan işlem gördü.


Altın 725 dolardan döndüDoların euro karşısında değer kaybı ve petrolün yeniden 74 dolara yükselmesi, altın fiyatlarını tekrar tırmandırdı. Altının ons fiyatı dün Avrupa borsalarında 22 dolar artarak 725 dolara kadar fırladı, ancak daha sonra 720 dolara geriledi. Dolardaki seyrin, altını 1980'li yıllardaki 850 dolarlık rekor değerine çıkarabileceğini belirten uzmanlar, hedge fonlarının altın alımına devam ettiğini kaydettiler.

Petrol 74 dolara yaklaştıABD'de rafinerilerde yaşanan bir dizi sorunun, yoğun araç kullanılan yaz sezonu öncesi benzin arzıyla ilgili endişeleri yeniden canlandırmasıyla, petrolün varil fiyatı 1 dolar artarak 74 dolara yaklaştı. Londra'da haziran vadeli Brent ham petrolün varili de 1.2 dolarlık artışla 73.60 dolara çıktı. Petrol fiyatları geçtiğimiz günlerde 75 doların üzerine çıkmıştı.


Dolar içeride neden yükseliyor?Yüksek çıkan nisan enflasyonu.
FED'in faiz artışına devam sinyali.
Yabancı bankalarla stopaj tartışması.
Yüksek cari açıklar.
Erken seçim spekülasyonları.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
13 Mayıs 2006       Mesaj #109
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
sagok1xo

Dün yapılan Kral Tv müzik ödüllerinde Romantizma albümünün Vasiyet adlı başarılı klip çalışması ile Sagopa kajmer En İyi klip ödülünü almıştır!Türkçe Rapten daha Kral başka bir olgu olmadığınıda herkes kabul etmiştir artık!Sagopa Kajmer´i başarısından ötürü kutluyoruz!



> > Sagopa Kajmer - Vasiyet < <
GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
13 Mayıs 2006       Mesaj #110
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Dinar yeniden hatırlandı

Medya HaberBatı Anadolu Bölgesi'nde son 100 yıl içinde meydana gelen depremlerde bin 823 kişinin öldüğü ve bin 867 kişinin de yaralandığı belirtildi.
İzmir'de dün yaşanan ve Batı Anadolu'nun büyük bir bölümünde hissedilen depremler, dikkatlerin yeniden bu bölgeye çekilmesine neden oldu.
Bölgenin 1. dereceden deprem kuşağında yer alması nedeniyle 1900'lü yıllardan günümüze kadar 10 büyük deprem meydana gelirken, en büyük deprem Uşak'ın Gediz İlçesi'nde 1970 Mart'ın da gerçekleşti. 7.2 büyüklüğündeki Gediz depreminde bin 86 kişi hayatını kaybederken, bin 260 kişi de yaralandı.
Bölgedeki son büyük deprem ise Afyon'un Dinar İlçesi'nde kaydedildi. 1995 yılındaki 6.0 büyüklüğündeki depremde 96 kişi ölmüş, 240 kişi yaralanmıştı


Afyon'da 'Dinar' tartışması

Medya HaberAK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Mahmut Koçak tarafından gündeme getirilen "Dinar İlçesi'ni il yapalım" önerisi, Afyonkarahisar'da tartışmalara sebep oldu.

İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Dinar Belediye Başkanı Mustafa Tarlacı, böyle bir konuyu gündeme getirdiği için Milletvekili Mahmut Koçak'a teşekkür etti. Dinar'ın, coğrafi konumu, nüfusu ve çevre açısından il olmaya müsait bir ilçe olduğunu belirten Başkan Tarlacı, "Dinar'ı, Başmakçı, Dazkırı ve Evciler gibi çevre ilçelerle birlikte ele aldığımız zaman nüfus 200 bini buluyor.

Milletvekili Mahmut Koçak'ın, işlerin kolaylaşması açısından Dinar'ın il olmasını teklif etmesi çok güzeldir. Bizim il olmamızla ilgili dosya, yıllardır başbakanlıkta bekliyor. Her ilçe il olmak için mücadelesini yapacak. Biz Sandıklı, Bolvadin veya Emirdağ'ın il olmaması için bir şey söylemiyoruz. Biz sadece kendimiz için mücadele ediyoruz. Diğer ilçelere karşı bir ön yargımız yok. Keşke hepsi il olsa. Dinar yıllardır il olmayı arzu ediyor. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in '99 numaralı plakayı Dinar'a takacağız' diye söz verdiği bir ilçeyiz. Ama ne hikmetse bugüne kadar gerçekleşmedi" dedi.

Medya HaberSandıklı Belediye Başkanı Mustafa Özpınar ise ülkenin ve Afyonkarahisar'ın böyle bir gündeme ihtiyacının olmadığını kaydetti. İlçeler arasında güzel bir dayanışma olduğuna dikkat çeken Başkan Tarlacı, "Suni gündemlerle dayanışmanın ortadan kalkması mantıksız. Ben hükümetimizin yeni illere müsaade edeceğine ihtimal vermiyorum. Sandıklı, Afyonkarahisar kent merkezinden sonra en gelişmiş ilçedir. Kendi ilçemizden 11 ilçe çıkarmış bir yerleşim birimiyiz. Ama mantık itibariyle tartışmaya girmek istemiyoruz. Geçmişte kapanmış bir yara, kaşınarak tekrar gündeme getirilmesin. Somut gelişmeler olursa da buna sessiz kalamayız" diye konuştu.

"HABERLER KASITLI VE MAKSATLI"
Geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanlığı bütçesi görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada "Dinar İlçesi'nin il olması, Karaadilli, Tatarlı ve Haydarlı gibi beldelerimizin de ilçe merkezi haline dönüştürülmesi gerekir" diyen AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Mahmut Koçak ise konunun 'abartıldığını' savundu. Dinar İlçesi'nin il olması ile ilgili basında çıkan haberlerin kasıtlı ve maksatlı olduğunu ileri süren Koçak, "Sandıklı İlçesi'ndeki malum bir zümre tarafından organize edilen maksatlı birtakım haberlere ilişkin bir açıklama gereği duyduk.

Bizim salt olarak bir beldemizin ilçe olması veya bir ilçemizin il olması gibi baskımız söz konusu değildir. Zaten açıklamamızda bu konu belirtilmiştir. Dinar İlçesi Türkiye çapında sıkıntıların dile getirilmesi açısından bir örnektir. İl merkezine 140 kilometre mesafede bulunan Dazkırı İlçesi ile Başmakçı ve Evciler ilçelerinde yaşayan vatandaşlarımız, hastane, ticaret, alışveriş işlerinde diğer il merkezlerine giderken, mülki işlerinde Afyonkarahisar il merkezine bağlı kalmaktadır. Bu durum hem vatandaşlarımız açısından hem de il bürokrasimiz açısında büyük sıkıntılara yol açmaktadır.

Bizim konuşmamız sadece bu sıkıntıları dile getirmek içindir. Türkiye genelinde yaşanan bu sıkıntının örneklendirilmesidir. Kaldı ki, hakkımızda yapılan haberlerin kasıtlı ve maksatlı olduğu çok açıktır. Bugüne kadar AK Parti iktidarının Sandıklı'ya yaptığı hizmetler gün gibi aşikardır. Biz bu hizmetlerin devamlılığı için çırpınırken, yapılan yatırımlar halkımızın gözünün önünde hızla ayağa kalkarken, bir takım dar görüşlülerin böyle basit kelime oyunları ile bizi yıpratma çabalarına halkımız zaten itibar etmeyecektir" dedi.

Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

28 Ekim 2016 / ThinkerBeLL İletişim Bilimleri
20 Ekim 2015 / Finn and Jake Genel Mesajlar
24 Ekim 2008 / CrasHofCinneT Bilgisayar
18 Kasım 2010 / ThinkerBeLL X-Sözlük
21 Şubat 2010 / ThinkerBeLL Bilim ww
Etiketler: Medya Haber